Single Blog Title

This is a single blog caption

Ticari İşletme Nedir? (TTK m.11)

Ticari İşletme Nedir? (TTK m.11) – Hukuki Çerçeve ve Uygulamadaki Önemi

Ticaret hukukunun “merkez kavramı” büyük ölçüde ticari işletmedir. Çünkü tacir sıfatı, ticari iş rejimi, ticari davaların kapsamı, ticaret siciline tescil yükümlülüğü ve hatta birçok sorumluluk kuralı; doğrudan veya dolaylı biçimde ticari işletmenin varlığına bağlanır. Bu nedenle bir uyuşmazlıkta ilk sorulardan biri çoğu zaman şudur: “Ortada hukuken bir ticari işletme var mı, yok mu?” Bu soruya verilecek cevap; davanın hangi mahkemede görüleceğinden (asliye ticaret/asliye hukuk), hangi delil kurallarının gündeme geleceğine kadar pek çok sonucu belirler.

Aşağıda ticari işletme kavramını, TTK m.11’deki tanım üzerinden; unsurları, esnaf işletmesinden ayrımı, tescil–ilan boyutu ve uygulamada en sık doğurduğu sonuçlarla birlikte açıklıyorum.


1) Ticari İşletmenin Kanuni Tanımı (TTK m.11)

TTK m.11/1’e göre ticari işletme; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin, devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.

Bu tanım, ticari işletmeyi “tabelası olan yer” gibi şekli ölçütlerle değil; faaliyetin niteliği ve organizasyonu ile belirler. Yani bir işletmenin ticari işletme sayılabilmesi için dört temel şartın birlikte değerlendirilmesi gerekir:

  1. Gelir sağlamayı hedefleme (amaç unsuru)

  2. Devamlılık (tek seferlik iş değil, süreklilik gösteren faaliyet)

  3. Bağımsızlık (başkasına tabi olmadan, kendi adına/hesabına yürütme)

  4. Esnaf sınırını aşma (gelir/ölçek bakımından esnaf işletmesi eşiğinin üzerinde olma)


2) Esnaf İşletmesi ile Ticari İşletme Arasındaki Sınır Neden Kritik?

TTK m.11/2, ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın belirlenmesini düzenler. Bu ayrım, uygulamada “kim tacirdir?” tartışmasının temelini oluşturur. Çünkü ticari işletmeyi (kısmen dahi olsa) kendi adına işleten kişi tacir sayılır.


3) Ticari İşletmenin Unsurları Uygulamada Nasıl Değerlendirilir?

A) Gelir sağlamayı hedefleme

“Kar etmek” mutlaka fiilen gerçekleşmiş olmalı değildir; hedefin bulunması yeterli görülebilir. Örneğin zararla kapanan bir faaliyet dahi, gelir elde etme amacıyla kurulup yürütülmüşse ticari işletme tartışmasına konu olabilir.

B) Devamlılık

Tek seferlik bir satış veya arızi bir iş, kural olarak ticari işletme kurulduğunu göstermez. Ancak aynı faaliyet düzenli biçimde tekrarlanıyorsa (ör. sürekli e-ticaret satışları, devam eden hizmet sözleşmeleri), devamlılık unsuru güçlenir.

C) Bağımsızlık

Faaliyetin “kendi adına ve hesabına” yürütülmesi beklenir. Bir işverene bağlı çalışan, maaş karşılığı iş gören kişi kural olarak bağımsız işletme işletmez; buna karşılık kendi müşteri portföyüyle serbest şekilde faaliyet yürüten kişi “bağımsızlık” unsurunu sağlayabilir.

D) Esnaf sınırını aşma

Esnaf–tacir ayrımında sadece ciro değil; emek–sermaye dengesi, organizasyon, işin kapsamı gibi olgular da değerlendirilir. Uygulamada mahkemeler, somut olayın ekonomik gerçekliğini esas alır: fatura yoğunluğu, stok–lojistik, işyeri/ekip varlığı, pazarlama–reklam düzeni gibi göstergeler önem taşır.


4) “Bütünlük İlkesi”: Ticari İşletme Bir Malvarlığı Bütünüdür (TTK m.11/3)

TTK m.11/3, ticari işletmenin hukuki işlemlere konu olurken bir bütün olarak ele alınmasını sağlar. Buna göre ticari işletme; içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için her bir unsur bakımından ayrı tasarruf işlemi yapılmasına gerek olmadan bir bütün halinde devredilebilir.

Aynı hüküm, devrin kapsamını da yorum yoluyla belirler: Aksi öngörülmemişse devir sözleşmesinin; duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ve diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul edilir.

Uygulama açısından en kritik nokta:
Ticari işletmeyi “bütün olarak” konu alan devir sözleşmesi (ve benzeri sözleşmeler) yazılı yapılmalı, ayrıca ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir.

Bu düzenleme, işletme devri uyuşmazlıklarında “devir geçerli mi?”, “devir üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir mi?” gibi soruların merkezine yerleşir.


5) Ticari İşletme – Tacir – Ticaret Sicili İlişkisi

TTK m.12’ye göre bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi tacirdir. Tacir sıfatının doğması, çoğu zaman ticari işletmenin fiilen işletilmesine bağlanır; ancak kanun, bazı hallerde fiili işletme başlamasa bile (örneğin işletmenin açıldığını ilan etme veya ticaret siciline tescil ettirip ilan etme) tacir sayılmayı gündeme getirebilir.

Neden önemli?
Tacirlik; ticari defter tutma, ticaret unvanı seçme, ticaret siciline tescil gibi yükümlülüklerin yanı sıra birçok uyuşmazlıkta sorumluluk standardını ve usul stratejisini etkiler. (Örneğin ticari dava–ticari iş ayrımı, faiz/temerrüt tartışmaları, defterlerin delil değeri gibi başlıklarda.)


6) Ticari İşletme Varsa “Ticari İş” ve “Ticari Dava” Rejimi Hızla Devreye Girer

TTK m.3, “bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari iş” olduğunu söyler. Bu hüküm, ticari işletmenin varlığını hukuki rejimin ana anahtarı haline getirir.

TTK m.4 ise “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan” davaları başta olmak üzere, kanunun saydığı birçok uyuşmazlığı ticari dava olarak niteler. TTK m.5’te de kural olarak ticari davalara asliye ticaret mahkemesinin bakacağı belirtilir.


7) Uygulamada Ticari İşletmenin Tespiti: Hangi Deliller Kullanılır?

Ticari işletme çoğu kez “tek bir belgeyle” ispat edilmez; mahkeme olguların bütününden sonuca gider. Uygulamada öne çıkan deliller şunlardır:

  • Ticaret sicili kayıtları (tescil, unvan, faaliyet konusu, şube kayıtları)

  • Vergi kaydı, e-fatura/e-arşiv, düzenli fatura kesimi

  • Banka hareketleri, POS/ödeme altyapısı, düzenli tahsilat ağı

  • Kira sözleşmesi, depo–stok–lojistik kayıtları, işyeri organizasyonu

  • Web sitesi, pazar yeri mağazası, reklam kayıtları, süreklilik göstergeleri

  • Çalışan/ekip varlığı, tedarik zinciri, müşteri portföyü

Özellikle e-ticaret ve dijital hizmetlerde “fiziksel dükkân yok” savunması tek başına belirleyici değildir; faaliyet devamlı ve bağımsız yürütülüyor, esnaf sınırı aşılacak ölçeğe ulaşıyorsa ticari işletme tartışması güçlenir.


Sonuç

Ticari işletme, ticaret hukukunun “ana omurgasıdır.” TTK m.11’deki tanım; gelir hedefi, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırını aşma ölçütleriyle ticari işletmeyi belirler. Ticari işletmenin varlığı; tacir sıfatını, ticari iş–ticari dava ayrımını ve dolayısıyla görevli mahkemeyi doğrudan etkiler. Ayrıca ticari işletme “bütünlük ilkesi” sayesinde bir bütün olarak devredilebilir; devir sözleşmesinde yazılılık, tescil ve ilan şartları uygulamada kritik rol oynar.

Leave a Reply

Call Now Button