Single Blog Title

This is a single blog caption

Taşınır Malların Haczi ve Satışı: Uygulamada Değer Tespiti

1. Giriş: Cebrî İcra Sürecinde Taşınır Mal Haczinin Önemi

İcra ve iflas hukuku, alacaklının mahkeme kararında veya ilamsız takipte tanınan hakkını devletin cebir gücü ile elde etmesini sağlayan kurallar bütünüdür. Bu sürecin en pratik ve sık başvurulan araçlarından biri de taşınır malların haczi ve satışıdır. Borçlunun banka hesabındaki para, araçları, işyerindeki demirbaşlar, stoklar, menkul kıymetler veya evdeki değerli eşyalar; alacağın tahsili için haczedilebilecek başlıca taşınır mal gruplarıdır.

Ancak cebrî icranın meşruiyeti ve hakkaniyete uygunluğu, yalnızca haciz işleminin yapılmasıyla değil, haczedilen malın gerçek piyasa değerine makul ölçüde yaklaşan bir bedelle satılabilmesi ile de yakından ilişkilidir. Bu nedenle, “değer tespiti” (kıymet takdiri) hem alacaklı hem borçlu hem de ihaleye katılan üçüncü kişiler bakımından kritik öneme sahiptir. Değer tespiti hatalı yapıldığında, bir yanda borçlunun malı yok pahasına elinden çıkabilir; diğer yanda alacaklı gerçek alacağını tahsil edemeyebilir ve ihalenin feshi süreçleriyle icra takibi uzayabilir.

Bu makalede, taşınır malların haczi ve satışı bağlamında uygulamadaki değer tespiti ayrıntılı biçimde incelenecek; icra memurunun rolü, bilirkişi uygulaması, tarafların itiraz imkânları ve Yargıtay içtihatlarıyla şekillenen temel ilkeler değerlendirilecektir.


2. Taşınır Mal Kavramı ve İcra Hukukundaki Yeri

2.1. Hukuki Anlamda Taşınır Mal Nedir?

Medeni hukukta taşınır mal, özünde bir yerden başka bir yere zarar görmeden taşınabilen eşya olarak tanımlanır. Araçlar, makineler, elektronik cihazlar, mobilyalar, stok mallar, menkul kıymetler, para ve hatta bazı alacak hakları icra hukuku bakımından taşınır mal kapsamına girer. Uygulamada icra dosyalarında sıklıkla karşılaşılan taşınır mal türleri şunlardır:

  • Motorlu araçlar (otomobil, kamyon, TIR, iş makinesi vb.)

  • Ev eşyaları (mobilya, beyaz eşya, elektronik cihaz)

  • İşyerindeki demirbaş ve makineler

  • Ticari işletmenin stok ve emtiaları

  • Kasa mevcudu, bankadaki hesaplar, kıymetli maden ve taşlar

  • Pay senetleri, tahviller ve diğer menkul kıymetler

  • Hak ve alacaklar (kiracılardan doğan kira alacağı gibi)

İcra hukuku açısından önemli olan, malın borçluya ait olması, haczi kabil olması ve alacağın tahsiline hizmet edebilecek bir ekonomik değere sahip bulunmasıdır.

2.2. Taşınır Malın İspatı ve Mülkiyet Karinesi

Haciz sırasında icra memuru, çoğu zaman zilyetlik karinesinden hareket eder. Borçlunun fiilî hâkimiyetinde bulunan taşınır malın borçluya ait olduğu varsayılır. Üçüncü kişi istihkak iddiasında bulunmadığı sürece, mal borçlunun malvarlığına dahil kabul edilir ve haciz işlemi yapılabilir. Özellikle:

  • Ev hacizlerinde evdeki eşyaların,

  • İşyerlerinde ise ticari ekipman ve stokların borçluya ait olduğu karine olarak kabul edilir.

Bu karine, taşınır malın değer tespitinde de önemlidir; zira malın malikinin kim olduğu ve pazarlanabilirliği, belirlenen muhtemel satış bedelini doğrudan etkiler.


3. Taşınır Malların Haczi: Usul, Sınırlar ve Haczedilemeyen Malvarlığı Unsurları

3.1. Haciz Talebi ve İcra Memurunun Rolü

Taşınır malların haczi, kural olarak alacaklının haciz talebi ile başlar. İcra dairesi, borçlunun menkul mallarının bulunduğu yerlerde haciz işlemi yapmak üzere haciz mahalline gider. İcra memuru:

  • Haczedilen malları tek tek sayar,

  • Nitelikleri, markası, modeli, varsa şasi/motor numarası ve tahmini değerini tutanağa yazar,

  • Malın muhafaza altına alınıp alınmamasına karar verir,

  • Gerek görürse yediemin tayin eder.

İcra memurunun bu aşamada yaptığı ilk değerleme, çoğu zaman kaba bir tahmin olmakla birlikte, özellikle düşük değerli ev eşyaları için satışa esas olabilecek nitelikte kabul edilir. Ancak araçlar, profesyonel makineler ve yüksek değere sahip taşınırlar için çoğu zaman ayrıca bilirkişi incelemesiyle değer tespiti yapılması gerekmektedir.

3.2. Haczedilemeyen Taşınırlar ve Sınırlı Haciz

İcra ve iflas mevzuatında, hem insan onurunun korunması hem de borçlunun asgarî yaşam standardının güvence altına alınması amacıyla haczedilemeyecek mallar düzenlenmiştir. Örneğin:

  • Borçlunun ve ailesinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayan ev eşyaları,

  • Borçlunun mesleğini icra etmesi için zorunlu olan bazı araç ve gereçler,

  • Borçlunun çalışma gücünü doğrudan etkileyen protez vb. kişisel kullanım eşyaları,

  • Ücretlerin belli bir kısmı (Örneğin maaş haczinde oran sınırlaması),

  • Bazı sosyal yardım ödemeleri.

Taşınır malların haczi ve satışı bağlamında, hangi malın tamamen haczedilemeyeceği, hangisinin kısmen haczedilebileceği, hangisinin ise serbestçe haczedilebilir olduğu ayrımı uygulamada büyük önem taşır. Değer tespiti yapılırken de bu nitelik, malın satışa konu edilip edilemeyeceği bağlamında bir ön eleme niteliği taşır.


4. Taşınır Mallarda Değer Tespiti (Kıymet Takdiri) Kavramı ve Amacı

4.1. Kıymet Takdirinin Temel Fonksiyonları

Taşınır malların haczinden sonra değer tespiti yapılmasının üç temel amacı vardır:

  1. Borçlu lehine koruma işlevi: Malın gerçek değerinin çok altında satılması, borçlunun hakkaniyete aykırı biçimde zarara uğramasına yol açar. Doğru değer tespiti, bu haksızlığı önlemeyi hedefler.

  2. Alacaklı lehine koruma işlevi: Malın değerinin olması gerekenden çok düşük belirlenmesi, alacağın tam tahsilini engelleyebilir. Öte yandan, olduğundan fazla gösterilen bir değer, satışın isteksiz alıcı bulmasına ve ihale sürecinin uzamasına neden olabilir. Dengeli ve gerçekçi bir değerleme, alacağın hızlı ve tam tahsilini kolaylaştırır.

  3. İhaleye katılacak üçüncü kişiler için şeffaflık: İhale öncesinde ilan edilen yaklaşık satış bedeli, ihaleye katılacak kişilerin risk analizlerini yapmalarını sağlar; böylece ihaleye ilgi artar, rekabet oluşur ve satış bedeli yükselir.

4.2. Kıymet Takdirinin Zamanı ve Geçerlilik Süresi

Taşınır mallarda değer tespiti, çoğu zaman haciz sırasında veya hacizden kısa süre sonra gerçekleştirilir. Uygulamada özellikle:

  • Motorlu araçlar için; piyasa dalgalanmaları, kasko değerleri ve ikinci el piyasası dikkate alınır,

  • Ticari makineler ve özel üretim cihazlar için bilirkişi raporları düzenlenir,

  • Ev eşyaları gibi düşük değerli taşınırlar için ise icra memurunun takdiri çoğu kez yeterli görülür.

Ancak piyasa koşulları hızla değiştiği için, çok uzun süre önce yapılan bir değerleme ile satışa gidilmesi hâlinde “eski tarihli kıymet takdiri” nedeniyle uyuşmazlıklar çıkabilmektedir. Bu durumda, ihalenin feshi sebepleri arasında ekonomik gerçeklikten kopmuş bir değerleme de tartışma konusu olabilir.


5. Değer Tespitinde Usul: İcra Memuru, Bilirkişi ve Kıymet Takdir Tutanağı

5.1. İcra Memurunun İlk Değerlemesi

Haciz işlemine giden icra memuru, haczedilen her taşınır mal için yaklaşık bir değer belirler ve bunu haciz tutanağına geçirir. Bu değer:

  • Malın yıpranmışlık durumu, yaşı, modeli ve marka değeri,

  • Bilinen piyasa emsalleri,

  • Malın kullanılabilirlik durumu,

göz önünde bulundurularak takdir edilir. Ev eşyaları, düşük bedelli ofis mobilyaları, küçük elektronik cihazlar gibi taşınırlar için çoğu zaman bu değer ayrıca bilirkişiye gitmeden satışa esas teşkil eder.

5.2. Bilirkişi İncelemesinin Gündeme Geldiği Haller

Özellikle yüksek bedelli veya teknik özellikli taşınırlar söz konusu olduğunda, icra memurunun genel bilgisi sağlıklı bir değerleme yapmak için yeterli olmayabilir. Bu durumda:

  • Alacaklının veya borçlunun talebi üzerine,

  • Veya icra memurunun kendiliğinden takdiriyle,

dosyaya bilirkişi atanır ve taşınır malın güncel rayiç bedelinin belirlenmesi istenir. Bilirkişi; ekspertiz raporu niteliğinde, emsal satışlar, sıfır fiyatları, amortisman oranları ve piyasa koşullarını dikkate alarak ayrıntılı bir kıymet takdir raporu hazırlar.

Özellikle:

  • Otomobil, kamyon, iş makinesi,

  • Fabrika makineleri, üretim hatları,

  • Özel yazılım yüklü cihazlar,

  • Markalı ticari ekipmanlar,

bakımından bilirkişi incelemesi, hem borçlunun zarara uğramaması hem de alacaklının alacağını etkin biçimde tahsil edebilmesi için kritik bir güvence işlevi görür.

5.3. Kıymet Takdir Tutanağı ve İçeriği

Değer tespiti sonucunda düzenlenen kıymet takdir tutanağı veya bilirkişi raporu, taşınır malın satışında referans alınan temel belgedir. Tutanağın içeriği uygulamada şu unsurları barındırmalıdır:

  • Taşınır malın ayrıntılı tanımı (cins, marka, model, şasi/motor no, seri no),

  • Fiziksel durumu (yıpranma, hasar, çalışır durumda olup olmadığı),

  • Piyasa koşulları ve kullanılan değerleme yöntemi (emsal karşılaştırma, maliyet bedeli, gelir yaklaşımı vb.),

  • Sonuç olarak belirlenen tahmini satış değeri.

Tutanağın açık, çelişkisiz ve gerekçeli olması, daha sonra ileri sürülebilecek şikâyet ve itirazlarda raporun savunulabilir olmasını sağlar; Yargıtay denetimine de imkân verir.


6. Taşınır Türlerine Göre Değer Tespitinde Özel Sorunlar

6.1. Motorlu Araçların Değer Tespiti

İcra dosyalarında en sık karşılaşılan taşınır türlerinden biri motorlu araçlardır. Değerleme yapılırken:

  • Aracın model yılı, markası, segmenti,

  • Kilometresi, hasar kayıtları, değişen veya boyalı parçaları,

  • Piyasa emsalleri, ikinci el ilan siteleri,

  • Varsa kasko değeri,

dikkate alınmalıdır. Bilirkişi raporlarında çoğu zaman kasko değeri, belirli oranda iskonto edilerek satışa esas kıymet takdiri olarak belirlenir. Örneğin, yüksek kilometreli ve hasar kaydı yoğun bir araç için kasko değerinin altında bir değer öngörülmesi, piyasa gerçekliğine daha uygun olabilir.

Yetersiz veya hatalı değerleme, aracın piyasa değerinin çok altında satılması sonucunu doğurabilir ve bu da ihalenin feshi taleplerine zemin hazırlayabilir.

6.2. Ticari Makine ve Demirbaşların Değer Tespiti

Ticari işletmelerde haczedilen makine parkı, üretim hatları, ofis demirbaşları, çoğu zaman uzmanlık gerektiren taşınırlar arasındadır. Bu tür sistemlerin değerlemesinde:

  • Cihazın satın alma tarihi ve ilk maliyeti,

  • Teknolojik eskime (demode olup olmaması),

  • Yedek parça bulunabilirliği ve servis imkânı,

  • Sektördeki talep durumu,

gibi kriterlerin dikkate alınması gerekir. Bazı makineler teknik olarak çalışır durumda olsa bile, piyasada artık rağbet görmüyor veya yedek parçası bulunmuyorsa, hurda değeri üzerinden kıymet takdiri yapılması gerekebilir.

6.3. Stok Mallar ve Emtiaların Değer Tespiti

Depo hacizleri veya mağaza hacizlerinde, çok sayıda aynı veya benzer nitelikte mal stok hâlinde bulunur. Bu durumda:

  • Mal grupları kategori bazında sınıflandırılır (örneğin “X marka gömlek – 300 adet”),

  • Birim başına emsal piyasa değeri belirlenir,

  • Toplam stok değeri bu çarpım üzerinden hesaplanır.

Ancak özellikle moda, teknoloji, gıda gibi hızlı dönen sektörlerde stokların zamana bağlı değer kaybı çok ciddi olabilir. Bu nedenle haciz ile satış arasında geçen süre uzadıkça, başlangıçta yapılan kıymet takdirinin ekonomik gerçeklikten uzaklaşma riski artar. Bu durum, hem alacaklı hem borçlu bakımından zarar doğurabileceği gibi, üçüncü kişiler nezdinde de ihalenin cazibesini azaltabilir.

6.4. Ev Eşyaları ve Düşük Değerli Taşınırlar

Ev hacizlerinde en tartışmalı konulardan biri, ev eşyalarının gerçekçi değerinin belirlenmesidir. Uygulamada:

  • Kullanılmış mobilya, beyaz eşya ve elektronik cihazların ikinci el satış değeri oldukça düşüktür,

  • Çoğu ev eşyası, taşınması ve muhafazası için yapılacak masrafları bile karşılamayacak düzeyde bedelle satılabilmektedir.

Bu nedenle icra daireleri, çoğu zaman ev eşyalarının haczini pratik gerekçelerle sınırlı tutmaya çalışmakta; borçlunun insanca yaşamına yetecek eşyaların haczedilmemesine özellikle dikkat edilmektedir. Değer tespitinde ise icra memurunun genel takdiri çoğunlukla yeterli kabul edilir; bilirkişi görevlendirilmesi istisnaîdir.


7. Değer Tespitine İtiraz ve Şikâyet Yolları

7.1. Değer Tespitinin Hukuki Niteliği

Kıymet takdiri, icra takibinin ilerleyişinde yardımcı bir işlem niteliği taşır. Doğrudan bir hak kaybına hemen yol açmasa da, ihalenin yapılacağı bedelin belirlenmesi açısından sonuç doğurucu bir işlemdir. Bu nedenle, özellikle bariz hata veya hakkaniyete açık aykırılık hâllerinde, taraflara şikâyet/itiraz imkânı tanınmıştır.

7.2. Tarafların İtiraz Hakkı ve Süreler

Alacaklı, borçlu veya ilgili üçüncü kişiler, değer tespitinin açıkça gerçek dışı olduğu kanaatindeyse, yasal süre içinde:

  • İcra mahkemesine şikâyet yoluyla başvurabilir,

  • Yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep edebilir,

  • Değer tespitinin düzeltilmesini isteyebilir.

İtirazların süresi, somut olayda uygulanan hükümlere göre değişmekle birlikte, kural olarak öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlar. Uygulamada, kıymet takdir raporunun taraflara tebliği üzerine süre işlemeye başlar ve süresinde başvurulmaması hâlinde, sonradan sırf “değer düşük tutuldu” gerekçesiyle ihalenin feshi talebi sıkı koşullara bağlanmaktadır.

7.3. Hatalı Kıymet Takdirinin İhalenin Feshine Etkisi

Taşınır malın satışından sonra, ihale bedelinin malın gerçek değerine göre fahiş derecede düşük olduğu iddia edilirse, borçlu veya ilgili üçüncü kişiler, ihalenin feshini isteyebilir. Ancak bu talebin kabulü için:

  • Yalnızca “ucuz satıldı” demek yeterli değildir; ihale sürecinde yasal usule aykırılık ve ihaleye katılımı engelleyici ciddi eksiklikler de aranır,

  • Değer tespitine süresinde itiraz edilmemişse, sonradan bu noktaya dayanmak, tek başına fesih gerekçesi olmayabilir; fakat açık orantısızlık, bazı hâllerde hakkaniyet gerekçesiyle mahkemenin müdahalesini gündeme getirebilir.

Bu nedenle hem alacaklıların hem borçluların, kıymet takdirine ilişkin tebligatları dikkatle takip etmesi ve açık hata gördüklerinde süresinde şikâyet yoluna başvurması son derece önemlidir.


8. Taşınır Malların Satışı: Değer Tespitinin İhale Sürecine Etkisi

8.1. Satış Talebi ve Süreler

Haczedilen taşınır malların satışa çıkarılabilmesi için, alacaklı tarafından satış talebinde bulunulması gerekir. Uygulamada:

  • Hacizden itibaren belirli süre içinde satış istenmezse, haciz düşebilir,

  • Satış talebi üzerine icra dairesi, öncelikle değer tespitinin güncelliğini ve yeterliliğini gözden geçirir,

  • Gerek görürse yeni bir kıymet takdiri yaptırabilir.

Çünkü haciz ile satış arasında çok uzun bir zaman geçmiş ve piyasa koşulları ciddi şekilde değişmişse, geçmiş tarihli değerleme, satış sürecinde güven vermeyecek ve ihale bedelinin makul belirlenmesini zorlaştıracaktır.

8.2. Satış İlanı, Muhammen Bedel ve İhale Stratejisi

Satış ilanında, taşınır malın:

  • Cinsi, nitelikleri ve varsa teknik özellikleri,

  • Haciz dosyası bilgileri,

  • Muhammen bedeli (kıymet takdiri sonucu belirlenen yaklaşık değer),

  • İhale tarihi, saati, yeri ve ihaleye katılma şartları,

açıkça yazılır. İhalenin başarıya ulaşması, büyük ölçüde bu ilanın şeffaflığına ve muhammen bedelin gerçekçi belirlenmiş olmasına bağlıdır.

Çok yüksek belirlenen muhammen bedel:

  • İhaleye katılmak isteyen kişilerin gözünü korkutabilir,

  • Özellikle yatırım amaçlı alımları caydırabilir.

Çok düşük belirlenen muhammen bedel ise:

  • Borçlunun malının yok pahasına elden çıkmasına,

  • Alacaklı alacağının tam tahsil edilememesine,

  • İhalenin feshi riskinin artmasına yol açar.

Bu nedenle değer tespiti, salt teknik bir tespit işleminden öte, icra satışının stratejik zeminini oluşturan temel parametrelerden biridir.

8.3. Teklifler, Artırım ve Satış Bedelinin Değerlendirilmesi

İhale sırasında gelen teklifler, muhammen bedel referans alınarak değerlendirilir. Uygulamada:

  • İhale genellikle açık artırma usulüyle yapılır,

  • Muhammen bedelin belirli bir oranının altında tekliflerin kabul edilip edilmeyeceği, ilgili mevzuat hükümleri ve somut olayın özelliklerine göre belirlenir,

  • İhaleye yeterli katılım sağlanmamışsa veya makul bir satış bedeline ulaşılamamışsa, satış ertelenebilir veya daha sonra yenilenebilir.

Değer tespitinin gerçeğe yakın olduğu durumlarda, ihale rekabetçi bir ortamda gerçekleşir ve satış bedeli, çoğu zaman kıymet takdirine yakın bir seviyeye ulaşır. Değer tespiti hatalı olduğunda ise, ihale ya ilgi görmez ya da satış sonrası ciddi itiraz süreçleri gündeme gelir.


9. Uygulamada Sık Karşılaşılan Hatalar ve Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

9.1. Eski Tarihli ve Yüzeysel Kıymet Takdirleri

İcra dosyalarında çok sık karşılaşılan sorunlardan biri, yıllar önce yapılmış kıymet takdirine dayanılarak satış yapılmak istenmesidir. Özellikle araç ve teknolojik cihazlarda, birkaç yıl önceki değerleme, bugünkü piyasa gerçekliğinden tamamen kopabilir. Bu durumda:

  • Borçlu, malının değersiz kabul edilerek düşük bedelle satıldığını iddia edebilir,

  • Alacaklı ise malın satılamamasından veya düşük bedel nedeniyle alacağını tahsil edememesinden zarar görebilir,

  • İhalenin feshi davalarıyla süreç daha da uzar.

Bu nedenle satışa gidilmeden önce, kıymet takdirinin tarihi ve güncelliği mutlaka kontrol edilmeli; gerektiğinde yeni bir bilirkişi raporu alınmalıdır.

9.2. Bilirkişi Raporlarında Yetersiz Gerekçe

Bazı bilirkişi raporlarında, taşınır malın değerini etkileyen unsurlar yeterince açıklanmadan, tek cümlelik bir sonuç değeri verildiği görülmektedir. Oysa Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre, bilirkişi raporlarının:

  • Dayandığı emsal fiyatları ve yöntemleri,

  • Kullanılan hesaplama tekniklerini,

  • Seçilen değer aralığının neden tercih edildiğini,

açıkça göstermesi gerekir. Aksi hâlde rapor, hem taraflar hem mahkeme nezdinde ikna gücünü yitirir ve yeni bir bilirkişi incelemesi zorunlu hâle gelebilir.

9.3. Haczedilemeyen Malların Kıymet Takdirine Konu Edilmesi

Zaman zaman, haczedilemeyecek veya çevresel/etik nedenlerle satışına izin verilmeyecek taşınır mallar için de kıymet takdiri yapıldığı görülür. Örneğin, borçlunun mesleğini icra etmesi için zorunlu ve yasa gereği haczedilemeyecek bazı araç ve gereçlerin kıymet takdirine konu edilmesi hukuka aykırı olacaktır. Bu tür işlemler:

  • İcra hukukunda işlemin iptali ve şikâyet,

  • Gerekirse tazminat talepleri,

gibi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle önce haczedilebilirlik denetimi yapılmalı, ardından kıymet takdiri yoluna gidilmelidir.

9.4. Tarafların Pasifliği ve Sürelerin Kaçırılması

Borçlular çoğu zaman icra dosyasını takip etmedikleri için, kendilerine tebliğ edilen kıymet takdirine zamanında itiraz etmez ve ancak satış sonrası “malım çok ucuza gitti” şikâyetinde bulunurlar. Alacaklılar ise bazen, kıymet takdirinin gereğinden fazla yüksek tutulduğunu fark etseler bile, “nasıl olsa lehime” düşüncesiyle itiraz etmezler; oysa aşırı yüksek değer, ihaleye katılımı azaltarak satışın gerçekleşmesine engel olabilir.

Bu nedenle hem alacaklının hem borçlunun tebligatları dikkatle takip etmesi, süresinde itiraz ve şikâyet haklarını kullanması büyük önem taşır.


10. Sonuç: Etkin ve Hakkaniyete Uygun Bir İcra İçin Sağlıklı Değer Tespiti Şart

Taşınır malların haczi ve satışı, icra ve iflas hukukunun en canlı alanlarından biridir. Özellikle ekonomik dalgalanmaların sık yaşandığı, ikinci el piyasalarının hızla değiştiği ülkelerde, değer tespiti süreci, cebrî icranın başarısını doğrudan etkileyen stratejik bir aşamaya dönüşmüştür.

Bu bağlamda:

  • İcra memurlarının, haciz sırasında gerçekçi bir ilk değerleme yapmaları,

  • Bilirkişilerin, teknik bilgi ve piyasa verilerini objektif biçimde kullanarak gerekçeli raporlar hazırlamaları,

  • Alacaklı ve borçlunun, tebligatları ve kıymet takdiri raporlarını yakından takip ederek gerektiğinde süresinde itiraz etmeleri,

  • İcra mahkemelerinin, bariz hakkaniyetsizlik içeren kıymet takdirlerine ve bu tespitlere dayalı satışlara karşı zamanında müdahale edebilmesi,

hakkaniyete uygun bir icra süreci için vazgeçilmezdir.

Doğru kurgulanmış bir değer tespiti mekanizması, hem borçlunun malvarlığının korunmasını, hem alacağın etkin tahsilini, hem de ihalenin üçüncü kişiler için cazip ve güvenilir olmasını sağlar. Aksi hâlde, taşınır malların haczi ve satışı; bitmek bilmeyen ihalenin feshi davaları, mağduriyet iddiaları ve icra dairelerinin iş yükünü artıran uzun süreçler hâline gelir.

Leave a Reply

Call Now Button