Single Blog Title

This is a single blog caption

Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Davranması (TTK m.18/2)

Tacirin Basiretli İş Adamı Gibi Davranması (TTK m.18/2) – Uygulamada Ne Anlama Gelir?

Ticari hayatta “ben bilmiyordum”, “öngöremezdim”, “risk aklıma gelmedi” türü savunmaların her zaman aynı ağırlıkta karşılık bulmamasının temel sebebi tacire yüklenen özel özen standardıdır. Türk Ticaret Kanunu, tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesini emreder. Bu kural, tacirin yalnızca borcunu ifa ederken değil; sözleşme kurarken, pazarlık ederken, risk yönetimi yaparken, ihtar gönderirken, defter–kayıt düzenini kurarken de “ortalama bir kişiden daha ileri” özeni göstermesini bekleyen objektif bir ölçüttür.


1) Kanuni Dayanak: TTK m.18/2 ve İlgili Tamamlayıcı Hükümler

TTK m.18/2, tacirin “ticaretine ait bütün faaliyetlerinde” basiretli davranacağını düzenler. Bu madde tek başına bir “ceza maddesi” değildir; fakat kusurun ölçüsünü ağırlaştıran, sorumluluğun ve riskin değerlendirilmesini etkileyen bir normdur. Doktrinde de bu ölçütün ağırlıklı olarak kusur/özen ölçütü niteliğinde olduğu kabul edilir.

Ayrıca aynı madde sistematiğinde iki kritik tamamlayıcı düzenleme daha vardır:

  • TTK m.18/3: Tacirler arasındaki temerrüt, fesih ve dönmeye ilişkin ihtar/ihbarların noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli e-imza ile KEP üzerinden yapılması gerektiğini söyler.

  • TTK m.22: Tacir sıfatını haiz borçlunun, TBK’da sayılan bazı hallerde aşırı ücret/cezai şart indirimi isteyemeyeceğini düzenler.

Bu üç hüküm birlikte okunduğunda “basiretli tacir” ilkesinin yalnızca teorik bir kavram olmadığı, ticari uyuşmazlıklarda usul ve esas bakımından somut sonuçlar doğurduğu görülür.


2) “Basiret” Ne Demek? Ölçüt Objektiftir: Kişinin Tecrübesine Değil, Tacir Standardına Bakılır

Basiretli davranma yükümü, “en iyi tacir” gibi davranmayı değil; makul, öngörülü, ticari riskleri hesaplayan, kayıt ve kontrol mekanizması kuran bir tacir standardını ifade eder. Mahkeme, somut olayda tacirin;

  • sektör bilgisi,

  • işlemin niteliği ve büyüklüğü,

  • sözleşme müzakereleri,

  • alınması gereken asgari tedbirler,

  • piyasadaki olağan riskler

çerçevesinde davranıp davranmadığını değerlendirir.

Bu noktada önemli bir sınır: Tacirden insanüstü bir öngörü beklenmez. Nitekim öğretide, basiretli davranma yükümlülüğünün “makul ölçüyü aşan” öngörüye dayanak yapılamayacağı vurgulanır.


3) Uygulamada Basiretli Tacir Ölçütünün En Sık Görüldüğü Alanlar

A) Sözleşme Öncesi İnceleme (Due Diligence) ve “Sadece Karşı Taraf Söyledi” Savunması

Özellikle işletme devri, franchise, bayilik, yüksek bedelli tedarik sözleşmeleri gibi ilişkilerde tacirden asgari düzeyde araştırma–inceleme yapması beklenir. Yargıtay’ın da yaklaşımı, basiretli tacirin devraldığı işletme hakkında salt karşı taraf beyanıyla yetinmemesi, makul bir ticari incelemeyi yapması gerektiği yönündedir


B) Döviz Riski, Finansman İşlemleri ve Sözleşmenin Uyarlanması (TBK m.138)

Uyarlama davalarında (aşırı ifa güçlüğü), tacirler bakımından “öngörülebilirlik” tartışması çok daha sert yaşanır. Yargıtay’ın bazı kararlarında, tacirin yabancı para üzerinden borçlanmayı kendi iradesiyle üstlendiği, kur riskini yönetmesinin beklendiği ve basiretli tacir standardının uyarlama taleplerini sınırladığı görülür


C) Tacirler Arası İhtar–İhbarlarda Şekil: Yanlış Kanal, Yanlış Sonuç

Uygulamada en çok hata yapılan alanlardan biri de temerrüt ihtarı, fesih bildirimi veya sözleşmeden dönme beyanının WhatsApp/e-posta gibi ispatı tartışmalı kanallardan yapılmasıdır. TTK m.18/3, tacirler arasında bu beyanların belirli şekillerle yapılmasını öngörür: noter, taahhütlü mektup, telgraf veya KEP.


D) Cezai Şart / Aşırı Ücret İndirimi: Tacirin Eli Her Zaman Güçlü Değildir

TTK m.22, tacir sıfatını haiz borçlunun TBK’da sayılan bazı maddeler kapsamında “aşırı ücret/ceza” indirimi isteyemeyeceğini düzenler. Bu düzenleme, “ben tacirim, her şartta korunurum” algısının tersine; tacire risk üstlenme kapasitesi atfederek bazı korumaları sınırlar


4) Yargıtay’ın Genel Çerçevesi: Basiret, Hayatın Olağan Akışı ve Dürüstlük Kuralı

Yargıtay uygulamasında basiretli tacir ölçütü çoğu zaman şu sorularla somutlaştırılır:

  • Bu risk piyasada olağan mıydı?

  • Tacir bu sözleşmeye girerken alternatifleri değerlendirdi mi?

  • Makul bir tacir hangi belgeleri isterdi?

  • İhtar/ihbar usulüne uygun mu?

  • Tacirin iddiası dürüstlük kuralı ile uyumlu mu?

Bu çerçevede, HGK’nın tacirin basiretli davranma yükümüne atıf yapan kararları da, kavramın yerleşik biçimde “özen standardı” olarak kullanıldığını gösterir.


5) Şirketler İçin “Basiretli Tacir” Uyum Kontrol Listesi (Pratik Rehber)

  1. Sözleşme öncesi kontrol seti: Karşı tarafın sicil kayıtları, yetki–imza, mali göstergeler, teminat yapısı

  2. Risk maddeleri: kur/fiyat revizyonu, hardship, mücbir sebep, tedarik kesintisi, limitli sorumluluk

  3. Bildirim maddeleri: KEP adresleri, tebligat/ihbar usulü, süreler

  4. Teminat ve tahsilat: rehin, kefalet, teminat mektubu, erken ödeme/temerrüt faizi kurgusu

  5. Kayıt düzeni: ticari defter, sözleşme arşivi, e-posta/KEP klasörleme, delil üretilebilirlik


Sık Sorulan Sorular

Basiretli tacir olmak “her şeyi öngörmek” midir?
Hayır. Tacirden insanüstü öngörü beklenmez; ancak piyasadaki olağan riskleri hesaplaması ve makul tedbirleri alması beklenir.

Tacirler arasında ihtar WhatsApp’tan yapılırsa geçersiz mi?
Somut olaya göre ispat tartışması doğar; ayrıca TTK m.18/3’te öngörülen şekiller (noter/taahhütlü/telgraf/KEP) dışına çıkılması ciddi risk yaratır.

Tacir, döviz artışına dayanarak her zaman uyarlama isteyemez mi?
Uyarlama mümkündür; fakat Yargıtay bazı uyuşmazlıklarda tacirin döviz riskini öngörmesi gerektiğini vurgulayarak daha sıkı bir değerlendirme yapmaktadır.


Sonuç

TTK m.18/2’deki “basiretli tacir” ilkesi, ticari hayatın temel omurgalarından biridir: tacirin özen standardını ağırlaştırır, risk dağılımını etkiler, sözleşme sonrası iddiaların inandırıcılığını belirler ve özellikle ihtar/ihbar ile uyarlama–cezai şart gibi başlıklarda davanın kaderini değiştirebilir. Basiretli davranmayı “sözleşme imzalandıktan sonra pişmanlığı azaltan” bir refleks değil, sözleşme kurulmadan önce hukuki ve ticari riskleri sistematik yöneten bir kurumsal disiplin olarak görmek, uygulamada en doğru yaklaşımdır.

Leave a Reply

Call Now Button