Sulh Ceza Hakimi
CEZA MUHAKEMESİ SİSTEMİNİN TEMEL TAŞI: SULH CEZA HAKİMLİĞİ, GÖREV ALANI VE YARGISAL FONKSİYONU
Türk yargı teşkilatında 2014 yılında gerçekleştirilen köklü reformlarla, hukuk sistemimizin en tartışmalı ve aynı zamanda en işlevsel kurumlarından biri olan “Sulh Ceza Mahkemeleri” kaldırılmış, yerine tamamen farklı bir fonksiyon ve yetki donanımıyla “Sulh Ceza Hakimlikleri” ihdas edilmiştir. 6545 sayılı Kanun ile hayata geçen bu yeni yapılanma, ceza muhakemesi sürecinin özellikle “Soruşturma” evresinde hayati bir rol üstlenmiştir.
Hukuk literatüründe sıklıkla “Özgürlük Hakimi” veya “Tedbir Hakimi” olarak nitelendirilen Sulh Ceza Hakimliği; klasik anlamda bir yargılama (kovuşturma) yapan mahkeme değil, soruşturma aşamasındaki koruma tedbirlerine hükmeden, idari yaptırımlara karşı başvuruları değerlendiren ve savcılık makamının kararlarını denetleyen özel yetkili bir yargı merciidir.
Bu çalışmada; Sulh Ceza Hakimliğinin hukuki niteliği, kuruluş amacı, temel görevleri (tutuklama, arama, el koyma), idari para cezalarına karşı itiraz mercii olması ve internet erişim engelleme kararlarındaki rolü detaylı bir şekilde incelenecektir.
I. SULH CEZA HAKİMLİĞİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE HUKUKİ NİTELİĞİ
18 Haziran 2014 tarihine kadar Türk yargı sisteminde “Sulh Ceza Mahkemeleri” bulunmaktaydı. Bu mahkemeler, hafif suçların (cezası az olan suçların) yargılamasını yapar, sanıkları duruşmaya çıkarır ve hüküm kurardı. Ancak 6545 sayılı Kanun ile bu mahkemeler lağvedilmiş, görev alanlarındaki davalar Asliye Ceza Mahkemelerine devredilmiştir.
Yeni kurulan Sulh Ceza Hakimliği, bir “mahkeme” değil, bir “hakimlik”tir. Aradaki fark şudur: Mahkemeler kural olarak uyuşmazlığın esası hakkında karar verip hüküm (mahkumiyet/beraat) kurarken; Hakimlikler soruşturma aşamasında tedbir kararları alır ve itirazları inceler. Dolayısıyla Sulh Ceza Hakimliği, kural olarak sanık yargılaması yapmaz, duruşma açıp esasa girmez (istisnai itiraz incelemeleri hariç).
“Soruşturma Evresinin Hakimi” Sıfatı
Ceza muhakemesinde soruşturma evresinin patronu Cumhuriyet savcısıdır. Ancak savcının, kişi hürriyetini ve temel hakları kısıtlayıcı işlemleri tek başına yapması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. İşte bu noktada devreye Sulh Ceza Hakimi girer. Savcının talep ettiği; tutuklama, adli kontrol, arama, el koyma gibi “Temel Haklara Müdahale” içeren işlemler, ancak bağımsız ve tarafsız bir Sulh Ceza Hakiminin kararı ile hukuka uygun hale gelir. Bu yönüyle Sulh Ceza Hakimliği, soruşturma evresinde iddia makamını denetleyen ve bireyin haklarını güvence altına alan bir “garantör” konumundadır.
II. SULH CEZA HAKİMLİĞİNİN KORUMA TEDBİRLERİNE İLİŞKİN GÖREVLERİ
Sulh Ceza Hakimliklerinin en yoğun mesaisi, 5271 sayılı CMK’nın 100. maddesi ve devamında düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkindir.
1. Tutuklama ve Adli Kontrol Kararları (CMK m. 100-101)
Türk hukukunda Cumhuriyet savcısının veya kolluğun (polisin) doğrudan tutuklama yetkisi yoktur. Tutuklama, kişi özgürlüğünü kısıtlayan en ağır tedbirdir ve sadece hakim kararıyla mümkündür.
Soruşturma aşamasında savcı, şüphelinin tutuklanması gerektiğini düşünüyorsa, şüpheliyi mevcutlu olarak (polis eşliğinde) Sulh Ceza Hakimliğine sevk eder. Bu işleme “Tutuklamaya Sevk” denir.
-
Sorgu Süreci: Sulh Ceza Hakimi, şüpheliyi bizzat dinlemek zorundadır. Buna “Sorgu” denir. Hakim, savcının iddialarını şüpheliye anlatır, şüphelinin ve müdafiinin (avukatının) savunmasını alır.
-
Karar: Hakim, “Kuvvetli suç şüphesi” ve “Bir tutuklama nedeninin (kaçma şüphesi, delil karartma vb.)” varlığına kanaat getirirse tutuklama kararı verir. Aksi takdirde şüpheliyi serbest bırakır veya daha hafif bir tedbir olan Adli Kontrol (imza yükümlülüğü, yurt dışı yasağı vb.) hükümlerini uygular.
Önemli Not: Soruşturma aşamasında verilen tutuklama kararlarını inceleme, tutukluluğa itirazı değerlendirme ve aylık zorunlu tutukluluk incelemelerini yapma görevi de Sulh Ceza Hakimliğindedir.
2. Arama ve El Koyma Kararları
Anayasa’nın 20. ve 21. maddeleri gereği, kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve eşyasına el konulamaz. Bunun istisnası “Hakim Kararı”dır. Savcılık, bir suç delilinin elde edilmesi için şüphelinin evinde, iş yerinde veya aracında arama yapılmasını istiyorsa Sulh Ceza Hakimliğinden talepte bulunur. Hakim talebi yerinde görürse “Arama Kararı” verir. Aynı şekilde, suçta kullanılan eşyalara, suçtan elde edilen malvarlığına veya dijital materyallere (bilgisayar, telefon) el konulması için de Sulh Ceza Hakiminin kararı şarttır.
3. İletişimin Denetlenmesi (Dinleme) ve Gizli Soruşturmacı
Teknik takip olarak bilinen, şüphelilerin telefonlarının dinlenmesi, sinyal bilgilerinin takibi veya örgütlü suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilmesi gibi ağır müdahale gerektiren tedbirler, CMK m. 135 ve devamı uyarınca ancak Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin oy birliği veya soruşturma evresinde Sulh Ceza Hakiminin kararı ile mümkündür.
III. İDARİ YAPTIRIMLARA KARŞI BAŞVURU MERCİİ OLARAK SULH CEZA HAKİMLİĞİ
Sulh Ceza Hakimliklerinin iş yükünün önemli bir kısmını, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamındaki idari para cezalarına yapılan itirazlar oluşturur. 2014 yılından önce Sulh Ceza Mahkemeleri bu görevi yürütürken, yeni sistemde de bu görev Hakimliklere verilmiştir.
Hangi Cezalara İtiraz Edilir?
Mahkemelerce verilmeyen, idari kurumlar tarafından tesis edilen para cezalarına karşı Sulh Ceza Hakimliğine başvurulur.
-
Trafik Para Cezaları: Emniyet veya Jandarma Trafik ekiplerince düzenlenen tutanaklar.
-
İdari Para Cezaları: Valilikler, Kaymakamlıklar, Belediyeler, SGK veya diğer kamu kurumları tarafından Kabahatler Kanunu veya özel kanunlar (Örn: Çevre Kanunu, Sigara yasağı vb.) uyarınca kesilen cezalar.
Başvuru Usulü ve İnceleme
-
Süre: İdari yaptırım kararının tebliğinden itibaren 15 gün içinde yetkili Sulh Ceza Hakimliğine dilekçe ile başvurulması gerekir. Bu süre hak düşürücüdür.
-
İnceleme Yöntemi: Hakimlik, itirazı kural olarak “dosya üzerinden” inceler. Duruşma açmaz (istisnalar hariç). İtiraz dilekçesini ilgili kuruma (örneğin Emniyet Müdürlüğüne) gönderir ve savunma ister. Kurumun cevabı ve delilleri (fotoğraf, tutanak) geldikten sonra hakim kararını verir.
-
Karar: Hakim, idari cezayı hukuka uygun bulursa “Başvurunun Reddine”; hukuka aykırı bulursa “İdari Yaptırım Kararının Kaldırılmasına” (İptaline) karar verir.
Bu görev, Sulh Ceza Hakimliğini idari yargı ile adli yargı arasında bir köprü konumuna getirmiştir. İdarenin işlemine karşı adli yargıda hak aranmasının en tipik örneğidir.
IV. İNTERNET ORTAMINDAKİ YAYINLAR VE ERİŞİM ENGELLEME
Dijitalleşen dünyada kişilik haklarının ve özel hayatın korunması adına Sulh Ceza Hakimliklerine çok stratejik bir görev verilmiştir. 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun” uyarınca, internetteki içeriklere müdahale yetkisi bu hakimliklerdedir.
1. Kişilik Haklarının İhlali (5651 s.K. m. 9)
İnternet ortamında yapılan bir yayının (haber, sosyal medya paylaşımı, video, yorum) kişilik haklarını ihlal ettiğini düşünen gerçek veya tüzel kişiler, Sulh Ceza Hakimliğine başvurarak içeriğin çıkarılmasını veya erişimin engellenmesini talep edebilir.
-
Hakim, talebi en geç 24 saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar.
-
Bu karar, Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne gönderilerek uygulanır.
2. Özel Hayatın Gizliliği (5651 s.K. m. 9/A)
Özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi durumunda da kişiler doğrudan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) başvurabileceği gibi, Sulh Ceza Hakimliğinden de erişim engelleme talep edebilirler.
3. Unutulma Hakkı
Yargıtay kararları ve Anayasa Mahkemesi içtihatları ile hukukumuza giren “Unutulma Hakkı” kapsamında, geçmişte yaşanmış olaylara dair haberlerin internetten kaldırılması veya arama motorlarında indekslenmemesi talepleri de Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından değerlendirilmektedir.
V. CUMHURİYET SAVCISININ KARARLARINA İTİRAZ (KYOK DENETİMİ)
Ceza muhakemesinde iddia makamının (savcının) keyfi davranmasını engellemek amacıyla kurulan denetim mekanizmasının mercii Sulh Ceza Hakimliğidir.
Cumhuriyet savcısı, yürüttüğü soruşturma sonucunda dava açılmasına gerek görmezse “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” (KYOK / Takipsizlik) verir. Suçtan zarar gören kişi (müşteki), bu kararın haksız olduğunu düşünüyorsa, kararın kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edebilir (CMK m. 173).
Sulh Ceza Hakimi, savcının dosyasını inceler.
-
Eğer soruşturmanın eksik yapıldığını görürse “Soruşturmanın Genişletilmesine” karar verir.
-
Eğer delillerin dava açmak için yeterli olduğunu görürse “Kamu Davasının Açılmasına” karar verir (Bu durumda savcı iddianame düzenlemek zorundadır).
-
Eğer savcının kararını yerinde bulursa “İtirazın Reddine” karar verir ve takipsizlik kesinleşir.
Bu yetki, Sulh Ceza Hakimliğini savcılık üzerinde hiyerarşik olmasa da fonksiyonel bir “üst denetim makamı” konumuna taşır.
VI. SULH CEZA HAKİMLİĞİ KARARLARINA İTİRAZ USULÜ: “YATAY İTİRAZ SİSTEMİ”
Sulh Ceza Hakimliklerinin kuruluşuyla birlikte hukuk sistemimize giren ve doktrinde en çok tartışılan konulardan biri itiraz usulüdür. Buna “Yatay İtiraz” veya “Kapalı Devre İtiraz” sistemi denilmektedir.
Nasıl İşler? (CMK m. 268)
Sulh Ceza Hakimliğinin kararlarına karşı (örneğin tutuklama kararına veya erişim engelleme kararına), kural olarak bir üst mahkeme olan Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemesine gidilmez. İtiraz, numara sırasına göre bir sonraki Sulh Ceza Hakimliğine yapılır.
-
Örnek: İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği bir tutuklama kararı verdiyse, bu karara yapılan itirazı İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği inceler.
-
Tek Hakimlik Varsa: O yerde sadece bir Sulh Ceza Hakimliği varsa, itirazı en yakın yerdeki Sulh Ceza Hakimliği veya Asliye Ceza Hakimi inceler.
Eleştiriler ve Gerekçe
Bu sistem, kararların “kendi içlerinde” denetlendiği ve dışarıdan (üst mahkemeden) bir gözün sürece dahil olmadığı gerekçesiyle eleştirilmiştir. Ancak kanun koyucu, bu sistemin gerekçesini “ihtisaslaşma” ve “hız” olarak açıklamıştır. Sulh Ceza Hakimlerinin sadece tedbir işlerine odaklanarak uzmanlaşması ve kararların seri bir şekilde verilmesi hedeflenmiştir.
VII. SONUÇ VE GENEL DEĞERLENDİRME
Sulh Ceza Hakimliği, 2014 reformuyla Türk yargı teşkilatındaki yerini almış, o tarihten bu yana yetki alanı genişleyerek sistemin en kilit noktalarından biri haline gelmiştir. “Soruşturma evresinin hakimi” olarak tanımlayabileceğimiz bu makam, ceza yargılamasının giriş kapısındaki bekçi gibidir.
Özetle Sulh Ceza Hakimliği;
-
Özgürlükler Bağlamında: Tutuklama ve adli kontrol kararlarıyla kişinin özgürlüğüne müdahalenin sınırlarını çizer.
-
Deliller Bağlamında: Arama ve el koyma kararlarıyla delil toplama yöntemlerinin hukuka uygunluğunu denetler.
-
Denetim Bağlamında: Savcılığın takipsizlik kararlarını denetleyerek mağdur haklarını korur.
-
İdari Yargı Bağlamında: Trafik ve idari para cezalarına karşı vatandaşın başvuru kapısıdır.
-
Dijital Haklar Bağlamında: İnternet içeriklerine yönelik kararlarıyla kişilik haklarını korur.
Bu geniş ve kritik görev alanı, Sulh Ceza Hakimlerinin hukuki formasyonunun ve kararlarının isabetinin önemini artırmaktadır. Zira verdikleri kararlar, henüz yargılama başlamadan kişinin hürriyetini, malvarlığını veya itibarını doğrudan etkileme gücüne sahiptir.
Vatandaşlar ve hukuk uygulayıcıları açısından; Sulh Ceza Hakimliğinin bir “karar mercii” olduğu kadar, idarenin ve savcılığın işlemlerine karşı bir “itiraz ve denetim mercii” olduğu unutulmamalıdır. Bu hakimliğe yapılan başvurularda usul kurallarına (süreler, dilekçe şartları) riayet edilmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından hayati önem taşımaktadır.
Yasal Uyarı: İşbu metin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve 5651 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut hukuki süreçlerinizde hak kaybı yaşamamak adına profesyonel hukuki destek alınması tavsiye olunur.