SORUŞTURMA ve KOVUŞTURMA ARASINDAKİ FARKLAR
SORUŞTURMA ve KOVUŞTURMA ARASINDAKİ FARKLAR
1. Giriş: Aynı Dosyanın İki Ayrı Evresi
Ceza yargılamasında soruşturma ve kovuşturma aynı dosyanın iki farklı evresidir; ancak hukuki sonuçları, tarafların sıfatları ve uygulanacak usul kuralları bakımından oldukça farklıdır. Çoğu zaman “dava açıldı mı, açılmadı mı?”, “şüpheli mi, sanık mı?” soruları bu ayrımı bilmeden netleştirilemez.
Kısaca:
-
Soruşturma, “suç işlendiği iddiasının” araştırıldığı, delil toplandığı ve kamu davası açılıp açılmayacağına karar verildiği aşamadır.
-
Kovuşturma ise kamu davası açıldıktan sonra mahkeme önünde yürüyen, hükümle sonuçlanan aşamadır.
Bu basit ayrım, biraz derine inildiğinde hem haklar hem de strateji bakımından ciddi nüanslar barındırır.
2. Başlangıç Kriteri: Soruşturma Ne Zaman, Kovuşturma Ne Zaman Başlar?
Soruşturma aşaması, savcılığa yapılan bir suç ihbarı, şikâyet veya kolluğun suçu öğrenmesiyle başlar. Şu anda henüz “dava” yoktur; ortada sadece suç şüphesi bulunmaktadır. Fail olduğu düşünülen kişi “şüpheli” sıfatını taşır.
Kovuşturma aşaması ise iddianamenin kabulü ile, yani mahkemece kamu davasının açılmasına karar verilmesiyle başlar. Bu andan itibaren:
-
Şüpheli artık “sanık” olur.
-
Dosya savcılıktan mahkemeye “geçmiş” kabul edilir.
-
Yargılama, duruşmalar ve nihai hüküm bu evrede ortaya çıkar.
Önemli nüans:
İddianamenin savcılıkça düzenlenmesi yetmez; kovuşturma ancak mahkemenin iddianameyi kabul kararıyla başlar. Bu, görevli mahkeme seçimi, zamanaşımı, bazı usul işlemleri ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında kritik bir ayrımdır.
3. Tarafların Sıfatları ve Hakları: Şüpheli – Sanık Farkı
Soruşturma evresinde hakkında işlem yapılan kişi “şüpheli”dir. Kovuşturmada ise artık “sanık” adını alır. Bu sıfat değişikliği, sadece isim değişikliği değildir; hak ve yükümlülüklerin çerçevesi de genişler.
-
Şüpheli: Hakkında henüz kamu davası açılmamış kişidir. Delil toplama ağırlıklı bir süreç söz konusudur. İfade alma, gözaltı, arama, elkoyma gibi koruma tedbirleri en çok bu evrede karşımıza çıkar.
-
Sanık: Hakkında iddianame düzenlenen ve bu iddianame mahkemece kabul edilen kişidir. Savunma artık sadece “şüpheyi dağıtmaya” değil, mahkeme önünde hükmü etkilemeye yöneliktir.
Şu nüans özellikle önemlidir:
Bazı kurumlar (örneğin seri muhakeme, uzlaştırma, önödeme gibi alternatif usuller) ağırlıklı olarak soruşturma aşamasında gündeme gelirken; hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme gibi kurumlar daha çok kovuşturmanın sonunda, hüküm aşamasında gündeme gelir.
4. Yetkili Merci: Savcılık ve Kolluk – Mahkeme Ayrımı
Soruşturmanın “hakimi” cumhuriyet savcısıdır; kovuşturmanın ise mahkeme.
4.1. Soruşturmada Savcılık ve Kolluk Rolü
-
Savcı, soruşturmanın başıdır ve kolluğa emir ve talimat vererek delil toplatır.
-
Kolluk, savcı adına araştırma yapar; tanık dinler, yer gösterme yapar, kamera görüntüsü toplar.
-
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk bazı işlemleri kendiliğinden yapabilse de, soruşturmanın sahibi ve sorumlusu savcıdır.
Bu aşamada mahkemeler, daha çok koruma tedbirleri (tutuklama, adli kontrol, iletişimin dinlenmesi, arama kararı gibi) konusunda devreye giren, noktasal yetkiye sahip mercilerdir.
4.2. Kovuşturmada Mahkemenin Hakimiyeti
Kovuşturma aşamasında:
-
Yargılamayı yürüten ve nihai kararı veren merci artık mahkemedir.
-
Delil toplama, tanık dinleme, bilirkişi incelemesi mahkeme kararıyla yürür.
-
Savcı da artık “taraflardan biri” hâline gelir; mahkeme ise hakem konumundadır.
Özetle, soruşturma savcının liderliğinde, kovuşturma ise mahkemenin yönetiminde yürür. Bu, usul stratejisini belirlerken gözden kaçırılmaması gereken temel bir farktır.
5. Delil Toplama Mantığı: Şüpheyi Araştırmak – İspat Yapmak
Soruşturma evresinde amaç, “yeterli şüphe” olup olmadığını tespit etmektir. Savcı:
-
Delilleri toplar,
-
Hem leh ve aleyh delilleri değerlendirmek zorundadır,
-
Yeterli şüphe görürse iddianame düzenler; görmezse kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.
Kovuşturmada ise artık “yeterli şüphe” aşaması aşılmış, kamu davası açılmıştır. Bu aşamanın ana hedefi:
-
Suçun işlendiğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilip edilmediğinin ortaya konulmasıdır.
Buradaki ince nüans:
Soruşturmada şüphe “aşılabilir” seviyede olabilir; önemli olan davayı açmaya yetecek düzeyde olmasıdır. Kovuşturmada ise mahkûmiyet için bu şüphe artık minimuma indirilmeli, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesine uygun şekilde kalan şüphe sanık lehine yorumlanmalıdır.
6. Koruma Tedbirleri Açısından İnce Farklar
Koruma tedbirleri (tutuklama, adli kontrol, arama, elkoyma, iletişimin tespiti vb.) ağırlıklı olarak soruşturma aşamasında karşımıza çıkıyor gibi görünse de, kovuşturma evresinde de uygulanabilir.
-
Soruşturmada: Delillerin sağlıklı toplanması ve şüphelinin kaçmasının önlenmesi için geniş bir koruma tedbiri yelpazesi kullanılır.
-
Kovuşturmada: Artık mahkeme önünde yargılama yürüdüğü için tutuklama veya tahliye kararları doğrudan mahkeme tarafından verilir. Artık her duruşma; tutukluluk hâli, delil durumu ve ölçülülük açısından bir denetim fonksiyonu da görür.
İnce nüans şudur:
Soruşturma aşamasındaki koruma tedbirleri çoğu zaman tek taraflı (yokluğunda) kararlarla verilirken; kovuşturma aşamasında sanığın ve müdafiinin doğrudan mahkeme huzurunda tutukluluğu tartışma imkânı daha fazladır.
7. Sonuç Kararları ve Hukuki Etki Alanı
Soruşturma ve kovuşturma, farklı türde sonuç kararları ile tamamlanır.
7.1. Soruşturmanın Sonu: Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı – İddianame
Soruşturma şu iki temel sonuçtan biriyle biter:
-
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK):
Yeterli şüphe yoksa veya başka bir ceza sorumluluğunu kaldıran hâl mevcutsa savcı KYOK verir. Bu karar;-
Mağdur bakımından itiraz edilebilir bir karardır.
-
Şüpheli açısından “dava açılmadığı” anlamına gelir; ancak her zaman “hiçbir risk kalmadı” demek değildir (yeni delil çıkarsa dosya yeniden açılabilir).
-
-
İddianame düzenlenmesi:
Yeterli şüphe bulunduğu kanaatine varılırsa savcı iddianame hazırlar ve mahkemeye sunar. Mahkeme iddianameyi kabul ederse kovuşturma başlar.
7.2. Kovuşturmanın Sonu: Hüküm
Kovuşturmanın sonucunda mahkeme;
-
Beraat,
-
Mahkûmiyet,
-
Düşme,
-
Ceza verilmesine yer olmadığı,
-
Davanın reddi
gibi kararlardan birini verir. Bu kararlar, istinaf ve temyiz yollarına götürülebilir ve kesinleştiklerinde hem ceza hukuku hem de medeni hukuk bakımından ciddi sonuçlar doğurur (sabıka kaydı, tazminat davaları, idari işlemler vb.).
İnce nüans:
Savcının KYOK kararı ile mahkemenin beraat kararı aynı şey değildir. KYOK, “dava açmadım”; beraat ise, “dava açıldı, yargılama yapıldı ve suç sabit görülmedi” anlamına gelir. Bu ayrım, özellikle tazminat, manevi zarar ve bazı idari işlemlerde önem kazanır.
8. Uygulamada Stratejik Önemi: Hangi Aşamada Nasıl Hareket Etmeli?
Soruşturma aşaması, çoğu zaman dosyanın kaderini belirleyen evredir. Çünkü:
-
Deliller ilk kez bu aşamada toplanır.
-
Şüphelinin ilk ifadesi çoğu zaman en güçlü delillerden biridir.
-
İyi yönetilen bir soruşturma, ya davanın açılmasını engeller ya da açılacak davanın çerçevesini şekillendirir.
Kovuşturma aşaması ise artık şekillenmiş bir dosyanın, mahkeme önünde hukuk tekniği ve delil tartışması ile yönetildiği evredir. Bu aşamada:
-
Usule aykırı delillerin dışlanması,
-
Çelişkili beyanların ortaya çıkarılması,
-
Bilirkişi raporlarına itiraz,
-
Tanık sorgusu
gibi teknikler ön plana çıkar.
Dolayısıyla, soruşturma ve kovuşturma arasındaki farkları bilmek; sadece teorik bir bilgi değil, aynı zamanda ceza savunmasının ve mağdur vekilliğinin stratejik omurgasıdır.
9. Sonuç
Özetle; soruşturma ve kovuşturma arasındaki farklar, sadece zaman çizelgesi veya dosyanın bulunduğu merci açısından değil, hakların kapsamı, delil toplama mantığı, koruma tedbirlerinin uygulanışı ve sonuç kararların etkileri bakımından da son derece önemlidir. Şüpheli–sanık ayrımı, savcı–mahkeme rol değişimi, iddianamenin kabulü, KYOK–beraat farkı gibi ince nüanslar, ceza muhakemesinin pratiğinde belirleyici rol oynar.
Bu nedenle, ceza yargılamasında etkili bir temsil ve savunma için, soruşturma mı, kovuşturma mı? sorusuna her adımda doğru cevap verebilmek ve buna uygun strateji geliştirmek gerekir.