Single Blog Title

This is a single blog caption

Yaralanmalı Trafik Kazalarında Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Nasıl Hesaplanır?


Yaralanmalı Trafik Kazalarında Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Nedir?

Yaralanmalı trafik kazaları, yalnızca olay anındaki fiziksel acı ve tedavi süreciyle sınırlı sonuçlar doğurmaz. Bazı kazalarda kişi tedavi görmesine rağmen eski bedensel gücüne, çalışma kapasitesine veya mesleki performansına tam olarak kavuşamaz. İşte bu durumda sürekli iş göremezlik tazminatı gündeme gelir.

Sürekli iş göremezlik tazminatı, trafik kazası nedeniyle kişinin beden bütünlüğünde kalıcı bir zarar meydana gelmesi ve bu zararın çalışma gücünü azaltması hâlinde talep edilen maddi tazminat türüdür. Bu tazminat, mağdurun yalnızca bugün çalışamadığı dönemi değil, ilerleyen yıllarda yaşayacağı gelir kaybını da karşılamayı amaçlar.

Örneğin bir motosiklet kazasında bacağı kırılan ve kalıcı hareket kısıtlılığı yaşayan kurye, kolunda güç kaybı oluşan inşaat işçisi, el bileğinde kalıcı hasar meydana gelen kuaför, omuz hareketleri sınırlanan şoför veya görme kaybı yaşayan bir çalışan, sürekli iş göremezlik tazminatı talep edebilir. Burada önemli olan, kazadan sonra kişinin vücudunda kalıcı nitelikte bir hasarın oluşması ve bu hasarın ekonomik geleceğini etkilemesidir.

Türk Borçlar Kanunu’na göre bedensel zararlar arasında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar yer alır. Sürekli iş göremezlik tazminatı, özellikle “çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” ve “ekonomik geleceğin sarsılması” kapsamında değerlendirilir.

Sürekli İş Göremezlik ile Geçici İş Göremezlik Arasındaki Fark

Yaralanmalı trafik kazalarında iki farklı iş göremezlik zararı gündeme gelebilir: geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik.

Geçici iş göremezlik, kişinin kaza nedeniyle belli bir süre çalışamamasından doğan gelir kaybıdır. Örneğin kazadan sonra 4 ay boyunca çalışamayan bir işçinin bu 4 aylık gelir kaybı geçici iş göremezlik tazminatı kapsamında talep edilir. Bu zarar, iyileşme süreciyle sınırlıdır.

Sürekli iş göremezlik ise tedavi süreci tamamlandıktan sonra kişide kalıcı bir beden gücü kaybı kalması hâlinde ortaya çıkar. Örneğin kişi çalışmaya dönmüş olsa bile artık eski performansıyla çalışamıyor, aynı işi daha fazla eforla yapıyor veya meslek seçme imkânı daralmışsa sürekli iş göremezlik tazminatı talep edilebilir.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü sigorta şirketleri çoğu zaman sadece geçici tedavi sürecini veya sınırlı bir ödeme teklifini dikkate alabilir. Oysa kalıcı maluliyet bulunan dosyalarda asıl yüksek tazminat kalemi çoğu zaman sürekli iş göremezlik tazminatıdır.

Sürekli İş Göremezlik Tazminatının Hukuki Dayanağı

Trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunda hem Karayolları Trafik Kanunu hem de Türk Borçlar Kanunu birlikte değerlendirilir. Karayolları Trafik Kanunu’na göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olursa, motorlu aracın işleteni doğan zarardan sorumlu olur. İşleten, sürücünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan da kendi kusuru gibi sorumludur.

Bu düzenleme, trafik kazası mağduru açısından oldukça önemlidir. Çünkü tazminat talebi yalnızca kazaya sebep olan sürücüye değil, şartları varsa araç işletenine, araç malikine, sigorta şirketine ve bazı durumlarda aracın bağlı olduğu teşebbüs sahibine karşı da ileri sürülebilir.

Türk Borçlar Kanunu m.55’e göre bedensel zararlar, kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Ayrıca kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bedensel zararların belirlenmesinde gözetilemez ve tazminattan indirilemez. Bu hüküm, trafik kazası mağdurunun gerçek zararının eksiksiz belirlenmesi açısından temel öneme sahiptir.

Sürekli İş Göremezlik Tazminatı İçin Hangi Şartlar Gerekir?

Yaralanmalı trafik kazasında sürekli iş göremezlik tazminatı talep edebilmek için bazı temel şartların birlikte bulunması gerekir.

İlk olarak, ortada bir trafik kazası bulunmalıdır. Bu kaza iki aracın çarpışması, aracın yayaya çarpması, motosiklet kazası, servis aracı kazası, ticari taksi kazası, otobüs kazası veya tek taraflı araç kazası şeklinde gerçekleşebilir.

İkinci olarak, kazada kişi bedensel zarara uğramış olmalıdır. Basit sıyrıklar, kısa süreli ağrılar veya tamamen iyileşen hafif yaralanmalar her zaman sürekli iş göremezlik tazminatı doğurmaz. Sürekli iş göremezlikten söz edebilmek için kişinin beden bütünlüğünde kalıcı bir hasar oluşması gerekir.

Üçüncü olarak, bu kalıcı hasar yetkili sağlık kurulu raporu veya Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlenmelidir. Trafik kazalarında maluliyet oranı, tazminat hesabının en kritik unsurlarından biridir.

Dördüncü olarak, kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Yani kişinin kalıcı iş gücü kaybı, trafik kazası nedeniyle meydana gelmiş olmalıdır. Daha önce var olan hastalıklar, eski kazalar veya kaza dışı sağlık sorunları ayrıca değerlendirilir.

Beşinci olarak, karşı tarafın veya sorumlu aracın kusuru bulunmalıdır. Zarar görenin tamamen kusurlu olduğu durumlarda tazminat talebi reddedilebilir. Ancak zarar görenin kısmi kusurlu olması, tazminat hakkını tamamen ortadan kaldırmaz; sadece hesaplanan tazminat kusur oranına göre azaltılır.

Maluliyet Oranı Tazminatı Nasıl Etkiler?

Sürekli iş göremezlik tazminatının en önemli belirleyici unsurlarından biri maluliyet oranıdır. Maluliyet oranı, kazadan sonra kişinin beden gücünde meydana gelen kalıcı kaybı gösterir. Bu oran yüzde olarak belirlenir.

Örneğin bir kişide yüzde 10 sürekli maluliyet tespit edilirse, hesaplamada kişinin çalışma gücünün yüzde 10 oranında azaldığı kabul edilir. Yüzde 25 maluliyet, yüzde 40 maluliyet veya daha yüksek oranlar tazminat miktarını doğrudan artırır.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Maluliyet oranı tek başına tazminat miktarı değildir. Yüzde 20 maluliyet, doğrudan belirli bir para tutarı anlamına gelmez. Bu oran; kişinin yaşı, geliri, kusur durumu, mesleği ve bakiye çalışma süresiyle birlikte değerlendirilir.

Aynı maluliyet oranına sahip iki kişinin alacağı tazminat farklı olabilir. Örneğin yüzde 15 maluliyeti olan 25 yaşındaki bir kurye ile aynı oranda maluliyeti olan 62 yaşındaki emekli bir kişinin tazminatı aynı hesaplanmaz. Çünkü genç kişinin bakiye çalışma süresi daha uzundur ve maluliyetin ekonomik etkisi daha geniş bir döneme yayılır.

Maluliyet Raporu Nasıl Alınır?

Trafik kazası sonrası sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde maluliyet raporu büyük önem taşır. Bu rapor genellikle tam teşekküllü hastanelerden, üniversite hastanelerinden, eğitim ve araştırma hastanelerinden veya Adli Tıp Kurumu’ndan alınır.

Maluliyet raporu alınmadan önce tedavi sürecinin büyük ölçüde tamamlanması gerekir. Çünkü kalıcı hasarın belirlenebilmesi için kişinin iyileşme sürecinin netleşmesi gerekir. Kaza sonrası hemen alınan ilk raporlar genellikle yaralanmanın mevcut durumunu gösterir; kalıcı maluliyet oranını kesin olarak belirlemeye yetmeyebilir.

Erişkinler için engellilik değerlendirmesine ilişkin yönetmelik, kaza ve yaralanmaya bağlı durum bildirir sağlık kurulu raporlarının alınışı, geçerliliği ve değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Bu nedenle rapor alınırken hangi tarihteki kazaya hangi yönetmeliğin uygulanacağı, kişinin yaşı, yaralanmanın niteliği ve mahkeme veya sigorta tahkim sürecinin talebi dikkatle değerlendirilmelidir.

Maluliyet raporunun hatalı, eksik veya düşük düzenlenmesi hâlinde itiraz edilebilir. Özellikle ciddi kırık, sinir hasarı, hareket kısıtlılığı, organ kaybı, güç kaybı, görme veya işitme kaybı gibi durumlarda raporun uzman bir hukukçu ve gerekirse tıbbi danışman desteğiyle incelenmesi gerekir.

Kusur Oranı Sürekli İş Göremezlik Tazminatını Nasıl Etkiler?

Trafik kazası tazminat hesaplamasında ikinci temel unsur kusur oranıdır. Kusur oranı, kazanın meydana gelmesinde tarafların ne kadar sorumlu olduğunu gösterir.

Örneğin bilirkişi raporunda karşı taraf yüzde 100 kusurlu, zarar gören ise kusursuz kabul edilirse, hesaplanan tazminat tam olarak talep edilebilir. Ancak zarar gören yüzde 25 kusurlu, karşı taraf yüzde 75 kusurlu ise hesaplanan tazminat yüzde 75 oranında talep edilebilir.

Kusur oranı ilk kaza tespit tutanağında yazan oranla sınırlı değildir. Kaza tespit tutanağına itiraz edilebilir. Ceza soruşturması, keşif, kamera kayıtları, tanık anlatımları, bilirkişi raporu, araçların çarpışma noktası, fren izleri, hız durumu, yol ve hava koşulları kusur değerlendirmesini değiştirebilir.

Özellikle motosiklet kazaları, kavşak kazaları, yaya kazaları, kırmızı ışık iddiası, şerit ihlali, takip mesafesi, hız sınırı ve dönüş manevrası içeren kazalarda kusur oranı teknik inceleme gerektirir. Bu nedenle tazminat talebinde bulunmadan önce kusur raporunun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Gelir Durumu Tazminat Hesabında Neden Önemlidir?

Sürekli iş göremezlik tazminatı, kişinin gelecekteki kazanç kaybını karşılamayı amaçladığı için gelir durumu hesaplamada temel unsurlardan biridir. Kişinin geliri ne kadar yüksekse, aynı maluliyet oranında hesaplanacak tazminat da kural olarak daha yüksek olur.

Maaşlı çalışanlarda bordro, SGK hizmet dökümü, banka kayıtları, işyeri kayıtları ve emsal ücret araştırması önem taşır. Ancak uygulamada birçok kişi gerçek maaşının bir kısmını elden almakta veya SGK’ya düşük ücret üzerinden bildirilmektedir. Bu durumda yalnızca SGK kaydına bakılması, mağdurun gerçek zararının eksik hesaplanmasına yol açabilir.

Serbest meslek sahipleri, esnaflar, şirket ortakları, kuryeler, taksiciler, şoförler, inşaat işçileri, günlük ücretle çalışanlar veya kayıt dışı çalışan kişiler bakımından gelir ispatı daha kapsamlı yapılmalıdır. Vergi kayıtları, banka hareketleri, meslek odası kayıtları, tanık beyanları, emsal ücret yazıları ve sektörel araştırmalar kullanılabilir.

Geliri ispatlanamayan kişiler için çoğu zaman asgari ücret üzerinden hesaplama yapılır. Ancak bu durum her dosyada doğru sonuç vermez. Özellikle kişinin mesleği, yaşı, uzmanlığı ve fiili kazancı dikkate alınmadan yapılan hesaplamalar eksik tazminata neden olabilir.

Yaş ve Bakiye Ömür Hesabı

Sürekli iş göremezlik tazminatı hesabında kişinin yaşı büyük önem taşır. Çünkü tazminat, kişinin kalan çalışma yaşamı ve gelecekteki gelir kaybı esas alınarak hesaplanır.

Genç yaştaki bir mağdurun maluliyeti, uzun yıllar boyunca ekonomik sonuç doğurur. Bu nedenle genç mağdurlarda tazminat miktarı genellikle daha yüksek çıkar. Örneğin 22 yaşındaki bir motosikletli kuryenin yüzde 20 maluliyeti ile 65 yaşındaki emekli bir kişinin yüzde 20 maluliyeti aynı ekonomik sonucu doğurmaz.

Aktüeryal hesaplamada kişinin aktif çalışma dönemi ve pasif dönemi dikkate alınır. Aktif dönem, kişinin çalışarak gelir elde edeceği varsayılan dönemdir. Pasif dönem ise kişinin aktif çalışma hayatı sona erse bile yaşamını sürdüreceği ve bedensel kaybın günlük yaşamına etkisinin devam edeceği dönem olarak değerlendirilir.

Bu hesaplama teknik bir uzmanlık gerektirir. Mahkemeler ve Sigorta Tahkim Komisyonu dosyalarında çoğu zaman aktüer bilirkişiden rapor alınır. Bu raporda yaş, gelir, maluliyet oranı, kusur oranı ve ödeme tarihleri birlikte değerlendirilir.

Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Sürekli iş göremezlik tazminatının basitleştirilmiş mantığı şu şekildedir:

Kişinin geliri belirlenir.
Maluliyet oranı tespit edilir.
Kusur oranı belirlenir.
Kişinin yaşı ve bakiye çalışma süresi dikkate alınır.
Aktüeryal hesaplama yapılır.
Varsa daha önce yapılan ödemeler ve hukuken indirilebilir kalemler değerlendirilir.

Pratik olarak hesaplama şu mantığa dayanır:

Gerçek gelir x maluliyet oranı x karşı taraf kusur oranı x bakiye çalışma/yaşam süresi = sürekli iş göremezlik zararının temel hesabı

Elbette gerçek aktüeryal hesaplama bundan daha teknik ve ayrıntılıdır. Hesapta yaşam tabloları, iskonto, artış oranları, aktif-pasif dönem ayrımı, ödeme tarihi, temerrüt tarihi ve poliçe limiti gibi unsurlar ayrıca dikkate alınır.

Örneğin 30 yaşında, aylık net geliri 40.000 TL olan, yüzde 20 sürekli maluliyeti bulunan ve kazada karşı tarafın yüzde 100 kusurlu olduğu bir kişinin tazminatı ile 55 yaşında, asgari ücretle çalışan, yüzde 10 maluliyeti bulunan ve karşı tarafın yüzde 50 kusurlu olduğu kişinin tazminatı arasında ciddi fark olur.

Bu nedenle internet üzerinde yer alan otomatik tazminat hesaplama araçları çoğu zaman yalnızca yaklaşık fikir verir. Gerçek tazminat miktarının belirlenmesi için dosyanın kusur, maluliyet, gelir, poliçe ve tedavi belgeleriyle birlikte incelenmesi gerekir.

Sigorta Şirketine Başvuru Zorunlu mudur?

Trafik kazası nedeniyle zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminat talep edilecekse, dava açmadan önce ilgili sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması gerekir. Karayolları Trafik Kanunu m.97’ye göre zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde dava yoluna gitmeden önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmalıdır. Sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde cevap vermezse veya verdiği cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir ya da sigorta tahkim yoluna başvurulabilir.

Sigorta şirketine başvuru, basit bir dilekçe gönderme işlemi gibi görülmemelidir. Başvuruya kaza tespit tutanağı, hastane evrakları, epikriz raporları, maluliyet raporu, gelir belgeleri, kimlik ve banka bilgileri, ceza dosyası evrakları, kusur durumunu gösteren belgeler ve varsa önceki ödeme evrakları eklenmelidir.

Eksik belgeyle yapılan başvurular süreci uzatabilir. Sigorta şirketi eksik belge gerekçesiyle ödeme yapmaktan kaçınabilir veya düşük ödeme teklif edebilir. Bu nedenle başvurunun tazminat kalemleri açıkça belirtilerek yapılması gerekir.

Sigorta Şirketinin Ödeme Teklifi Kabul Edilmeli midir?

Yaralanmalı trafik kazalarında en önemli risklerden biri, mağdurun sigorta şirketinin ilk ödeme teklifini kabul ederek hak kaybına uğramasıdır. Sigorta şirketleri, bazı dosyalarda maluliyet oranı netleşmeden, gelir yeterince araştırılmadan veya kusur oranı tartışılmadan ödeme teklifinde bulunabilir.

Mağdur, ekonomik sıkıntı içinde olduğu için bu ödemeyi kabul edebilir. Ancak yapılan ödeme gerçek zararın çok altında ise ileride bakiye tazminat talep etmek hukuken zorlaşabilir. Özellikle “ibraname”, “sulh protokolü”, “feragat”, “tüm haklarımı aldım” gibi ifadeler içeren belgeler imzalanmadan önce mutlaka hukuki değerlendirme yapılmalıdır.

Sigorta şirketinin yaptığı ödemenin yeterli olup olmadığı şu sorularla değerlendirilmelidir:

Maluliyet oranı doğru mu?
Kusur oranı doğru mu?
Gelir gerçek şekilde hesaplandı mı?
Kaza tarihindeki ve ödeme tarihindeki hesaplama farkı dikkate alındı mı?
Poliçe limiti yeterli mi?
Sürücü ve işletene karşı ayrıca dava açılabilir mi?
Manevi tazminat ayrıca talep edilmeli mi?

Bu sorular cevaplanmadan yapılan anlaşmalar, mağdur açısından ciddi hak kaybı doğurabilir.

Sigorta Tahkim Komisyonu mu, Mahkeme Davası mı?

Sürekli iş göremezlik tazminatında sigorta şirketine karşı başvurulabilecek yollardan biri Sigorta Tahkim Komisyonu’dur. Komisyon, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların bağımsız sigorta hakemleri tarafından çözülmesini amaçlar. Başvurular çoğunlukla dosya üzerinden incelenir ve hakem gerekli görürse duruşma yapılabilir.

Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılacak başvurularda başvuru formu, kimlik, ödeme makbuzu, uyuşmazlığı ispatlayan belgeler ve vekille başvuru yapılacaksa özel yetki içeren vekâletname gibi belgeler önem taşır. Komisyonun başvuru belgelerine ilişkin açıklamalarında, başvuru sahibinin kimlik belgesi, başvuru ücreti makbuzu ve temsil belgeleri gibi evrakların sunulması gerektiği belirtilmektedir.

Tahkim yolu, sigorta şirketi yönünden hızlı sonuç alınabilecek etkili bir yoldur. Ancak her dosya için en doğru yol tahkim değildir. Eğer manevi tazminat talebi, sigorta limitini aşan zarar, sürücü ve işletene karşı kişisel dava ihtiyacı veya ciddi kusur tartışması varsa mahkeme davası daha uygun olabilir.

Manevi Tazminat Ayrıca Talep Edilebilir mi?

Sürekli iş göremezlik tazminatı maddi tazminat niteliğindedir. Bunun yanında yaralanmalı trafik kazası mağduru, ayrıca manevi tazminat da talep edebilir.

Türk Borçlar Kanunu m.56’ya göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde hâkim, olayın özelliklerini dikkate alarak zarar görene uygun miktarda manevi tazminat ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar hâlinde zarar görenin yakınları lehine de manevi tazminata hükmedilebilir.

Manevi tazminat miktarı belirlenirken kazanın oluş şekli, tarafların kusuru, yaralanmanın ağırlığı, ameliyat sayısı, tedavi süresi, kalıcı sakatlık, yaş, sosyal durum ve olayın kişide yarattığı psikolojik etki dikkate alınır.

Örneğin genç yaşta kalıcı sakat kalan, mesleğini yapamayan, günlük yaşamında yardıma ihtiyaç duyan veya estetik açıdan belirgin iz taşıyan bir kişinin manevi tazminat talebi güçlüdür. Manevi tazminat, mağdurun yaşadığı acıyı tamamen ortadan kaldırmaz; ancak hukuk düzeninin mağduriyet karşısında adil bir giderim sağlamasına hizmet eder.

Tedavi Giderleri ve Bakıcı Giderleri de Talep Edilebilir mi?

Yaralanmalı trafik kazalarında sürekli iş göremezlik tazminatının yanında tedavi giderleri, bakıcı giderleri, ulaşım giderleri, refakatçi giderleri, fizik tedavi masrafları, protez veya medikal malzeme giderleri de talep edilebilir.

Karayolları Trafik Kanunu m.98’e göre trafik kazaları nedeniyle üniversite hastaneleri ile diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sunduğu sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Ancak uygulamada SGK tarafından karşılanmayan veya kazanın niteliği gereği ayrıca talep edilebilecek giderler de bulunabilir.

Bakıcı giderleri özellikle ağır yaralanmalarda önemlidir. Kişi bir süre kendi ihtiyaçlarını karşılayamamışsa, aile bireyleri bakmış olsa dahi bakıcı gideri talep edilebilir. Çünkü burada önemli olan fiilen bakım ihtiyacının doğmasıdır; bakım hizmetinin mutlaka ücretli bir profesyonelden alınmış olması her zaman şart değildir.

Hangi Belgeler Gereklidir?

Sürekli iş göremezlik tazminatı için genel olarak şu belgeler önemlidir:

Kaza tespit tutanağı, trafik kazası bilirkişi raporu, olay yeri fotoğrafları, kamera kayıtları, tanık bilgileri, hastane kayıtları, epikriz raporları, ameliyat belgeleri, fizik tedavi kayıtları, reçeteler, adli muayene raporları, maluliyet raporu, SGK hizmet dökümü, maaş bordroları, banka hesap hareketleri, vergi kayıtları, meslek odası kayıtları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, ceza soruşturması evrakları ve varsa sigorta şirketiyle yapılan yazışmalar.

Belgelerin eksik olması hak kaybı anlamına gelmez. Mahkeme veya tahkim sürecinde hastanelere, emniyete, savcılığa, SGK’ya, sigorta şirketlerine ve işyerlerine müzekkere yazılarak belgelerin celbi istenebilir. Ancak mağdurun elindeki belgeleri sürecin başında toplaması, dosyanın daha hızlı ve güçlü ilerlemesini sağlar.

Zamanaşımı Süresi

Yaralanmalı trafik kazalarında tazminat talepleri bakımından zamanaşımı süresi, kazanın niteliğine göre değişebilir. Trafik kazası aynı zamanda taksirle yaralama suçunu oluşturuyorsa, ceza zamanaşımı süreleri de gündeme gelebilir.

Bu nedenle her dosyada tek bir zamanaşımı süresinden bahsetmek doğru değildir. Yaralanmanın ağırlığı, ceza soruşturması, tarafların kimliği, sigorta başvurusu ve dava yolu birlikte değerlendirilmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için trafik kazasından sonra mümkün olan en kısa sürede hukuki başvuru yapılması gerekir.

En Sık Yapılan Hatalar

Yaralanmalı trafik kazalarında mağdurların en sık yaptığı hata, maluliyet raporu almadan sigorta şirketiyle anlaşmaktır. Kalıcı hasar olup olmadığı netleşmeden yapılan ödeme, çoğu zaman gerçek zararı karşılamaz.

İkinci hata, kaza tespit tutanağındaki kusur oranını kesin kabul etmektir. Oysa kusur oranı bilirkişi incelemesiyle değişebilir.

Üçüncü hata, gerçek gelirin ispatı için yeterli belge sunmamaktır. Özellikle elden maaş alan veya serbest çalışan kişiler bakımından gelir araştırması yapılmadan hesaplama yapılması tazminatı düşürür.

Dördüncü hata, sadece sigorta şirketine başvurup sürücü, işleten veya ihtiyari mali mesuliyet sigortasını değerlendirmemektir. Zarar poliçe limitini aşıyorsa diğer sorumlulara yönelmek gerekebilir.

Beşinci hata ise manevi tazminat talebinin unutulmasıdır. Sürekli sakatlık bulunan yaralanmalı trafik kazalarında manevi tazminat çoğu zaman dosyanın en önemli taleplerinden biridir.

Sonuç

Yaralanmalı trafik kazalarında sürekli iş göremezlik tazminatı, mağdurun yalnızca bugünkü zararını değil, gelecekteki çalışma gücü kaybını da karşılamayı amaçlayan önemli bir tazminat türüdür. Bu tazminatın doğru hesaplanabilmesi için maluliyet oranı, kusur oranı, gelir durumu, yaş, meslek, bakiye çalışma süresi, sigorta limiti ve önceki ödemeler birlikte değerlendirilmelidir.

Trafik kazası mağduru, sigorta şirketinin ilk teklifini kabul etmeden önce gerçek zararının ne kadar olduğunu öğrenmelidir. Eksik hesaplanan bir ödeme, ileride telafisi zor hak kayıplarına neden olabilir. Bu nedenle maluliyet raporu alınmalı, kusur durumu incelenmeli, gelir belgeleri toplanmalı ve tazminat hesabı aktüeryal olarak değerlendirilmelidir.

Sürekli iş göremezlik tazminatı; doğru belgeler, doğru hukuki strateji ve eksiksiz hesaplama ile talep edildiğinde, trafik kazası mağdurunun ekonomik geleceğini koruyan en önemli hukuki imkânlardan biridir.

Leave a Reply

Call Now Button