Single Blog Title

This is a single blog caption

Otonom Araç Kazalarında Ceza Sorumluluğu

Giriş: Direksiyonda Kimse Yoksa, Fail Kim?

Araç teknolojisi sürücü destek sistemlerinden tam otonom sürüşe doğru ilerledikçe, basit bir soru giderek daha karmaşık hâle geliyor:

Bir otonom araç kaza yaptığında, ceza sorumluluğu kime ait olacak?

Klasik trafik kazasında ceza hukuku insan sürücüye odaklanır: Hız limitini aştı mı, kuralları ihlal etti mi, alkollü müydü, dikkatsiz mi davrandı? Otonom araçlarda ise “sürücü”, yazılım, sensörler, üretici, filo işletmecisi ve çoğu zaman aracı fiilen kontrol etmeyen bir insan yolcudan oluşan karmaşık bir toplamdır.

Bu makale, otonom araç kazalarında ceza sorumluluğunun nasıl dağıtılabileceğini ele almaktadır. Otomasyon seviyelerini, “kontrol” kavramının değişimini, insan yolcu ile kurumsal aktörlerin rollerini ve ceza yargılamasının karşılaşacağı ispat güçlüklerini tartışmaktadır.


1. Otomasyon Seviyesi ve “Kontrol” Kavramı

Ceza sorumluluğuna ilişkin tartışmalar, teknik otomasyon seviyesinden bağımsız düşünülemez. Yaygın sınıflama kabaca şu şekildedir:

  • Seviye 0–1: Otomasyon yok veya çok sınırlı. Aracı insan sürer; sistem en fazla destek sağlar (örneğin adaptif hız sabitleyici).

  • Seviye 2 (kısmi otomasyon): Sistem, direksiyon ve hız kontrolünü aynı anda üstlenebilir, ancak insan sürücü yolu sürekli izlemeli ve her an müdahaleye hazır olmalıdır.

  • Seviye 3 (koşullu otomasyon): Sistem belirli koşullarda sürüşü tamamen üstlenebilir; insan “yedek sürücü”dür ve yalnızca sistem istediğinde devreye girmelidir.

  • Seviye 4 (yüksek otomasyon): Araç, tanımlanmış koşullarda (belirli güzergâhlar, bölgeler) insan müdahalesi olmadan sürüş yapabilir; sorun çıktığında kendi kendine güvenli duruma geçmesi beklenir.

  • Seviye 5 (tam otomasyon): Tüm koşullarda insan sürücüye ihtiyaç yoktur.

Ceza hukuku geleneksel olarak sorumluluğu risk üzerindeki kontrol ile ilişkilendirir. Seviye 0–2 sistemlerde kontrol ağırlıklı olarak insandadır; Seviye 4–5’te ise kontrol büyük ölçüde sistem ile onu tasarlayan ve işletenlere geçer. Seviye 3, insan ve sistem kontrolünün özellikle tartışmalı olduğu gri bölgedir.


2. İnsan Yolcunun Sorumluluğu: Sürücü Hâlâ Sürücü mü?

Yüksek otomasyon seviyelerinde bile sürücü koltuğunda bir insan bulunabilir. Buradaki temel soru şudur:

Sistem tasarımı ve talimatları dikkate alındığında, bu insandan makul olarak ne beklenebilir?

Çeşitli senaryolar, yelpazeyi gösterir:

  1. Seviye 2 sistemin Seviye 4 gibi kullanılması

    • Sistem, sürekli insan gözetimi gerektirirken sürücü telefonla oynar, uyur veya koltuktan kalkar.

    • Bu durumda kaza olursa, birçok hukuk düzeninde bu davranış taksirli (hatta olası kast benzeri) sürüş olarak değerlendirilmeye devam edecektir.

  2. Seviye 3 – başarısız devralma (handover)

    • Sistem sürerken, acil durumda insana devretmek için uyarı gönderir; yolcu zamanında tepki veremez.

    • Sorumluluk, sistemin uyarıyı ne kadar erken ve anlaşılır verdiğine, insanın o koşullarda gerçekten bu kadar hızlı durum farkındalığı kazanmasının mümkün olup olmadığına bağlıdır. İnsan kapasitesini zorlayan tasarımlar söz konusuysa, tüm suçu insana yüklemek adil olmayabilir.

  3. Seviye 4–5 – insandan fiilî kontrol beklenmeyen durumlar

    • Araç, belirli alanlar veya modlar için “insan müdahalesi gerekmez” iddiasıyla pazarlanıp sertifikalandırılmışsa,

    • Bu noktada yolcuyu klasik anlamda “sürücü” olarak görmek yapaylaşır; sürüş hatalarına dayalı ceza sorumluluğu, yolcudan uzaklaşıp başka aktörlere kaymalıdır.

Özetle, sistem insanı devre dışı kalmaya ne kadar çok davet ediyorsa, o insandan “müdahale etmediği için” sorumlu tutmanın zemini o kadar zayıflar.


3. Üretici ve Yazılım Geliştiriciler: Ürün Kusurundan Ceza Kusuruna

Otonom araç, yazılım hatası, sensör arızası veya tasarım kusuru nedeniyle kaza yaparsa, gözler üretici ve geliştiricilere çevrilir. Özel hukukta ürün sorumluluğu uzun süredir kabul edilir; ancak ceza sorumluluğu daha tartışmalıdır.

Üretici ve geliştiricilerin ceza sorumluluğu için genellikle şu unsurlar aranır:

  • Tasarım, test veya piyasaya sürme aşamasında özen yükümlülüğünün ağır ihlali,

  • Ölüm veya ağır yaralanma riskinin öngörülebilir olması,

  • Hatanın, sıradan teknik hatayı aşan, ağır ihmal veya bilinçli umursamazlık düzeyinde olması.

Örneğin:

  • Şirket içinde bilinen ciddi güvenlik kusurlarına rağmen otonom sürüş güncellemesini piyasaya sürmek,

  • Güvenlik testlerini manipüle etmek veya düzenleyici kurumlara sistemin gerçek yetenekleri/hareket tarzı hakkında yanlış bilgi vermek,

  • Piyasa payı için güvenlik marjlarını bilinçli olarak kısmak.

Bu tür durumlarda, ceza hukuku yalnız mühendisleri değil, kararı veren veya onaylayan şirket üst yönetimini ve tüzel kişiyi de hedef alabilir.


4. Filo İşletmecileri ve Mobilite Platformları

Pek çok otonom araç, bireysel mülkiyetten ziyade robotaksi filoları, lojistik hizmetleri veya paylaşım odaklı platformlar üzerinden çalışacaktır. Bu işletmeciler:

  • Araçların nerede, ne zaman çalışacağına karar verir,

  • Donanım ve yazılım bakımını üstlenir,

  • Hangi hava koşullarında, hangi hızla, hangi bölgelerde çalışılacağını belirler.

Eğer filo işletmecisi, araçları yoğun sis, aşırı yağış, henüz test edilmemiş yol çalışmaları gibi bilinen tehlikeli koşullarda kullanmaya devam ediyor ya da zorunlu güncelleme bakımı yapmıyorsa, klasik anlamda tehlikeli işletme sorumluluğuna benzer cezaî sorumluluk gündeme gelebilir.

Burada ceza hukuku özellikle şunlara bakacaktır:

  • Kurumsal özen – İşletmeci, otonom araçlar için yeterli güvenlik prosedürü, izleme ve olay yönetim sistemi kurmuş mu?

  • Sistematik ihmal – Benzer kaza veya “kıl payı kurtulma” olayları tekrarlanmasına rağmen önlem alınmış mı?

  • Kurumsal kültür – Yönetim, güvenliği arka plana atacak kadar agresif büyüme ve kullanım baskısı yapmış mı?


5. Nedensellik ve “Kara Kutu” Sorunu

Otonom araçlar, karmaşık yazılım ve sensör katmanlarına dayanır. Kaza sonrası en kritik soru şudur:

Tam olarak ne yanlış gitti ve bunu kim/neyin kararı tetikledi?

Sorunlar:

  • Çok faktörlü nedensellik

    • Diğer sürücülerin davranışı, yaya hareketleri, hava durumu, yol altyapısı ve sensör hataları iç içe geçebilir.

    • Olayda otonom sistemin, insan davranışlarının ve dış koşulların payını ayırmak kolay değildir.

  • Yazılımsal opaklık

    • Makine öğrenimi bileşenleri, klasik “şu koşul → şu hareket” mantığıyla çalışmaz.

    • “Neden şerit değiştirdi, neden fren yapmadı?” sorusunun yanıtı, log kayıtlarının ve model davranışının uzmanlık gerektiren analizini isteyebilir.

  • Veri kontrolü

    • Loglar ve dahili teknik dokümantasyon genellikle üretici veya filo işletmecisinin kontrolündedir.

    • Güçlü açıklama/yükümlülük kuralları olmadıkça savcılar ve mağdurlar, kusuru şüpheden uzak ispat etmekte zorlanabilir.

Bu nedenle otonom araçlar için zorunlu olay kayıt cihazları, ayrıntılı loglama ve açıklama yükümlülükleri gibi ispatı kolaylaştıran özel düzenlemeler, ceza sorumluluğunun adil kurulabilmesi için kritik önemdedir.


6. Otonom Sürüşte Kurumsal Ceza Sorumluluğu

Araçlar otonomlaştıkça, ceza sorumluluğunun ağırlık merkezinin bireylerden örgütlere kayması muhtemeldir. Tüzel kişilerin ceza sorumluluğu rejimleri bu noktada belirleyici olacaktır:

  • Şirketler, çalışanlarının fiillerinden veya işletmenin güvenlik yönetimindeki sistematik eksikliklerden dolayı sorumlu tutulabilir.

  • Yaptırımlar; para cezası, uyum programı zorunlulukları, faaliyet sınırlamaları veya ağır hâllerde belirli sistemlerin pazara sunulmasının yasaklanması gibi araçları içerebilir.

Burada şu sorular öne çıkar:

  • Şirketin otonom araçlar için etkili bir güvenlik yönetim sistemi var mıydı?

  • İç uyarılar, kaza ve “ramak kala” raporları ciddiye alındı mı, yoksa görmezden mi gelindi?

  • Pazarlama dili, sistemin otomasyon seviyesi ve insanın rolü konusunda kullanıcıyı yanıltacak kadar agresif miydi?

Ceza hukukunun hedefi bu noktada yalnız cezalandırma değil; caydırıcılık ve kurumsal kültürün dönüştürülmesidir.


7. Gelecek Perspektifi: Trafik Ceza Hukukunun Yeniden Tasarımı

Otonom araçlar, trafik ceza hukukunun tamamen ortadan kalkmasını değil, yeniden kalibre edilmesini gerektirecektir. Olası yönler:

  • Yeni suç tipleri

    • Sürücü odaklı “tehlikeli araç kullanma” suçlarından, “kamu trafiğine güvensiz otonom sistem sokma” gibi sistem odaklı suçlara geçiş.

  • Paylaşılan sorumluluk modelleri

    • Otomasyon seviyesi ve somut olayın özelliklerine göre, insan yolcu, üretici ve filo işletmecisinin ortak veya kademeli sorumluluğunu kabul eden çerçeveler.

  • Düzenleyici–ceza hukuku etkileşiminin güçlendirilmesi

    • Sertifikasyon, yazılım güncelleme onayları, zorunlu bildirim gibi idari düzenlemelerin, kasıtlı veya ağır ihlal hâlinde ceza sorumluluğuna temel teşkil etmesi.

  • Uluslararası uyum

    • Otonom araçlar sınır aşan hareket edecek; tamamen farklı sorumluluk rejimleri, uygulamayı ve üretimi zorlaştırabilir. Bu nedenle asgari güvenlik ve sorumluluk standartlarında bazı yakınsamalar gerekebilir.


Sonuç: Direksiyonda İnsan Yok, Ama “Sahipsiz Risk” de Yok

Otonom araçlar ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; onu yeniden dağıtır. Kontrol, insan sürücüden karmaşık sosyo-teknik sistemlere kaydıkça ceza hukuku da uyum sağlamak zorundadır:

  • Düşük otomasyon seviyelerinde insan sürücü, özellikle sistemi yanlış kullandığında hâlâ başlıca sorumlu aktördür.

  • Yüksek seviyelerde ise sorumluluk giderek, yolu ve ortamı belirleyen üreticilere, yazılım geliştiricilere ve filo işletmecilerine doğru kayar.

  • Tüzel kişi ceza sorumluluğu ve güçlü ispat rejimleri, gerçek anlamda hesap verebilirlik sağlayabilmenin anahtarıdır.

Değişmeyen temel ilke şudur: Kamuya açık alanda tehlikeli bir faaliyeti kim devreye sokuyorsa, riskin yönetiminden de o sorumludur. Otonom araç çağında ceza hukukunun görevi, bu sorumluyu – veya sorumlu örgütü – doğru tespit etmek; bunu yaparken hem inovasyonu boğmamak hem de güvenliği “opsiyonel bir özellik” hâline getirilmesine izin vermemektir.

Leave a Reply

Call Now Button