Single Blog Title

This is a single blog caption

Ortaklar Arasında Senet: Şirket İçi Borçlarda Senet Kullanmanın Riskleri

Neden bu konu bu kadar “günlük” ve önemli?

Şirketlerde en çok yaşanan sahne şu:
Ortaklardan biri “Şirketin nakdi sıkıştı, ben koyarım” der. Ya da tam tersi, “Ben şu ay şirketten biraz avans çekeyim, sonra kapatırız” olur. Sonra bir gün işler gerilir: kâr paylaşımı tartışılır, ortaklık bozulur, WhatsApp mesajları delil diye konuşulur… En sonunda biri masaya bir kâğıt koyar:

“Senet var. Ödeyeceksin.”

İşte tam bu noktada, senet kurtarıcı değil, yangın büyütücü olabiliyor. Çünkü kambiyo senedi (bono/poliçe/çek) mantığı “hız” ve “güven” üstüne kuruludur; şirket içi ilişkiler ise çoğu zaman “söz uçar”, “niyet karışır”, “kayıt eksik kalır”.

Bu yazıda; ortaklar arasında senet düzenlemenin şirketler hukuku, icra–ispat, Yargıtay yaklaşımı, vergi/muhasebe ve pratik yönetim boyutlarını, günlük dilde ama avukat refleksiyle ele alıyorum.


1) Senet “alacak ilişkisini” değil, çoğu zaman “krizi” hızlandırır

Şirket içi borçlarda senet kullanılmasının cazibesi net:

  • Hızlı hazırlanır.

  • “İmzayı attı mı bitti” hissi verir.

  • İcra tehdidiyle “disiplin” sağlar.

Ama aynı hız, yanlış kurulduğunda geri dönüşü zor bir risk demektir. Çünkü senet:

  • İcra takibini kolaylaştırır.

  • Borçluya savunma alanını daraltabilir.

  • Senedin üçüncü kişiye geçmesi halinde (ciro/temlik vb.) savunmalarınız daha da zayıflayabilir.

  • Şirketler hukukundaki borçlanma yasakları ve yaptırımlarla çakışabilir.


2) İlk büyük duvar: TTK’da “şirkete borçlanma” yasağı (AŞ/Ltd.)

2.1. Pay sahibinin şirkete borçlanması (TTK m. 358)

Anonim şirkette “ortakların şirketten borç alması” öyle her zaman serbest bir alan değil. TTK m. 358’e göre pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ödemedikçe ve şirketin serbest yedek akçeleriyle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz.

Buradaki kritik nokta şu:
Şirketten ortağa “para çıkışı” çoğu olayda “borç” gibi gösterilse de uygulamada kâr payı/avans/örtülü kazanç/zimmet tartışmalarının kapısını açar. Senet düzenlemek, bu çıkışı “güya” disipline eder; ama TTK 358 koşulları oluşmamışsa mesele büyür.

2.2. Yönetim kurulu üyesi ve yakınlarının borçlanması (TTK m. 395/2)

TTK m. 395/2 daha serttir: Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile kanunda sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz; şirket bu kişiler için kefalet/garanti/teminat veremez, borçlarını devralamaz. Ayrıca aykırılık halinde şirket alacaklıları, borçlanılan tutar kadar bu kişileri doğrudan takip edebilir.

Bu düzenleme pratikte şunu anlatır:
“Ortaklar arasında senet” diye başladığınız iş, bir anda şirket alacaklılarının da dahil olduğu bir tabloya dönebilir.

2.3. Limited şirkette durum: Aynı yasaklar kapıdan girer (TTK m. 644)

“Biz limitediz, anonim değil” demek çoğu zaman kurtarmaz. TTK m. 644 açıkça; şirkete karşı borçlanma yasağı (m.358) ve müdürlerin yakınlarının borçlanmasına ilişkin m.395/2’nin ilk iki cümlesini limited şirkete de uygular.

Yani “şirket içi senet” planı, limited şirkette de benzer riskleri taşır.

2.4. Cezai yaptırım boyutu (TTK m. 562/5)

TTK sadece “yasak” demiyor; bazı ihlaller için adli para cezası öngörüyor. TTK m. 562/5’te; m.358’e aykırı olarak pay sahiplerine borç verenler ile m.395/2’nin ilgili cümlelerini ihlal edenler hakkında üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezası düzenlenmiş.

Burada pratik sonuç: Senetle “düzene soktuk” dediğiniz bir işlem, şartlar oluşmamışsa şirket yönetimi açısından bambaşka bir sorumluluk alanı doğurabilir.


3) İkinci büyük duvar: Senedin “soyut borç” mantığı ve ispat problemi

Şirket içi borçlarda asıl kavga genelde şurada çıkar:

  • “Bu senet borç senedi değil, teminattı.”

  • “Bu senet hatır senediydi.”

  • “Bu para hiç verilmedi / geri ödendi / mahsup edildi.”

  • “Bu, ortaklar cari hesabıydı, ayrıca senet anlamsız.”

3.1. Bedelsizlik iddiasında ispat yükü genelde borçludadır

Uygulamada Yargıtay çizgisi nettir: Bono’nun bedelsiz olduğunu iddia eden tarafın, iddiasını kural olarak yazılı delille ispatlaması beklenir. İstanbul Barosu’nun paylaştığı HGK özetinde bu yaklaşım açıkça vurgulanır.

Bu ne demek?

  • “Ben ödedim” diyorsanız: dekont/ibraname/mutabakat/defter kaydı/mesajlaşma–teslim tutanağı gibi yazılı iz bırakmanız gerekir.

  • “Bu teminattı” diyorsanız: sadece ağızdan “teminattı” demek çoğu zaman yetmez.


4) Üçüncü büyük duvar: “Teminat senedi” efsanesi ve Yargıtay’ın sert yaklaşımı

Şirket içi ilişkilerde en sık yapılan hata: Senedin üstüne bir kelime yazmak:

  • “Teminat senedidir.”

Ve sanmak ki “tamam, bu senet icraya konulmaz.”

Gerçekte ise Yargıtay yaklaşımı çok daha teknik:

4.1. “Teminat” kaydı tek başına her şeyi çözmeyebilir

Yargıtay HGK’nın bir kararında; bonoda teminat kaydı bulunmasına rağmen neyin teminatı olduğunun belirtilmemesi halinde bu kaydın senedin “mücerretlik” (soyut borç) vasfını ortadan kaldırmayacağı yönünde değerlendirme yapılmıştır (HGK, E.2017/269 K.2020/591, 15.09.2020)

Günlük dile çevirirsek:
“Teminat” yazdın diye otomatik olarak güvenli bölgeye geçmiyorsun. Senedin hangi ilişkiye bağlandığı net değilse, senet yine “senet gibi” çalışabiliyor.

4.2. Senet üçüncü kişiye geçerse iş daha da zorlaşır

Teminat ilişkisi senet üzerine hiç yansıtılmamışsa veya gerektiği gibi kurulmamışsa, senedi devralan üçüncü kişiye karşı “bu teminattı” savunması çoğu dosyada büyük sıkıntı çıkarır. Uygulamada bu yaklaşımı yansıtan kararlara dair özetler/derlemeler mevcuttur.

Buradan çıkan pratik ders:
Şirket içi senet düzenliyorsanız, senedin “dışarı çıkma” riskini (ciro/temlik, kaybolma, çalışan–muhasebe–kasa süreçleri) en baştan yönetmeniz gerekir.


5) “Ortaklar arasında senet” hangi riskleri doğurur? (12 başlıkta)

Aşağıdaki başlıklar, dosyalarda en çok patlayan yerlerdir:

Risk 1 — Yetkisiz imza / temsil tartışması

Senet şirket adına imzalanmışsa:

  • İmzalayan müdür/yetkili mi?

  • Yetki süresi var mı?

  • Çift imza şartı var mı?

  • İç yönerge/temsil sınırlaması var mı?

Yetkisiz imza, hem borç ilişkisini hem de kişisel sorumluluk iddialarını tetikler.

Risk 2 — Ortaklar cari hesabı ile senedin çakışması

Muhasebede “331 Ortaklara Borçlar / 131 Ortaklardan Alacaklar” gibi hesaplar ile senet birebir örtüşmüyorsa:

  • “Çifte kayıt” şüphesi çıkar.

  • “Mahsup oldu” tartışması çıkar.

  • Bilirkişi incelemesi uzar.

Risk 3 — TTK 358/395/644’e aykırılık

Yukarıda anlattığımız borçlanma yasakları, özellikle “şirketten ortağa para çıkışı” olan olaylarda kritik hale gelir.

Risk 4 — Cezai yaptırım ve yönetim sorumluluğu

Aykırılık halinde adli para cezası ve yönetim sorumluluğu tartışmaları doğabilir.

Risk 5 — Senedin icraya konulmasıyla “kontrol kaybı”

Senet icraya konulduğu an:

  • Ticaret sicil/ banka blokeleri,

  • Hacizler,

  • Kredi limitlerinin kapanması,

  • E-ticaret pos/teminat sorunları
    gibi sonuçlar işin içine girer. Şirket içi “ufak” borç, şirketi kilitleyebilir.

Risk 6 — Faiz, vade, muacceliyet belirsizliği

Sözleşme yoksa:

  • Faiz var mı, hangi oran?

  • Temerrüt ne zaman?

  • Taksit/ödeme planı var mı?

  • Erken ödeme/indirim var mı?

Senedin üstündeki birkaç satır bunları taşımaz; kavga büyür.

Risk 7 — “Teminat” yazmak yetmeyebilir

Neyin teminatı olduğu açık değilse risk devam eder.

Risk 8 — Senedin devri ile def’ilerin zayıflaması

Senet, uygun şekilde devredildiğinde “ben aslında borçlu değildim” savunması, iyi niyetli hamile karşı zorlaşır (özellikle kişisel def’ilerde). Bu yüzden senedi şirket dışına çıkarmamak başlı başına güvenlik prosedürüdür.

Risk 9 — “Ödendi” iddiasının yazılı ispatı

Bedelsizlik/ödeme iddialarında yazılı delil gereksinimi çok kritik.

Risk 10 — Vergisel risk: örtülü sermaye / transfer fiyatlandırması / gider reddi

İlişkili kişilerle finansman ilişkisi, faiz oranı, emsal bedel ve düzeltme süreçleri vergi incelemesine konu olabilir. Transfer fiyatlandırması açısından idarenin yaklaşımı ve düzeltme mekanizmaları tebliğlerde ayrıntılı düzenlenir.

Risk 11 — Kâr payı gibi görünme riski

Şirketten ortağa para çıkışı; şartlar yoksa “borç” gibi gösterilse bile kâr payı/örtülü kazanç dağıtımı tartışmasına dönebilir. (Her olayın yapısı farklıdır; ama özellikle kayıt, karar ve ödeme izi yoksa risk artar.)

Risk 12 — Ortaklık kavgasında “delil savaşının” uzaması

Senet tek başına “her şeyi bitiren belge” sanılır; oysa çoğu dosyada:

  • Bilirkişi,

  • Defter–kayıt incelemesi,

  • Banka hareketleri,

  • Mutabakatlar,

  • E-postalar/mesajlar
    ile uzun bir süreç başlar.


6) Vergi ve muhasebe boyutu: “Senet yaptık, vergiden çıktık” yok

Burada iki ayrı senaryoyu ayırmak gerekir:

A) Ortak şirkete borç veriyor (şirket ortaklara değil, ortaktan finansman alıyor)

Bu daha “makul” görünebilir. Ama:

  • Faiz işletiliyorsa emsal oran,

  • Faiz giderinin kanunen kabulü,

  • İlişkili kişi finansmanı nedeniyle örtülü sermaye tartışması (özellikle özsermaye–borç dengesi),

  • Belgelendirme (dekont, yönetim kararı, sözleşme, ödeme planı)
    gibi konular risk üretir.

B) Şirket ortağa borç veriyor (şirketten ortaklara para çıkıyor)

Burada TTK 358/395/644 riski çok daha ağırdır.
Vergisel açıdan da “kâr payı gibi” yorumlara kapı aralanabilir.

Özet: Vergi/muhasebe tarafı “kâğıt üstünde senet” ile değil; nakit izi + karar mekanizması + sözleşme + emsal şartlar ile yönetilir.


7) Peki şirket içi borçta hiç senet kullanılmasın mı?

“Hiç” demek doğru değil. Ama senet tek başına bırakılmamalı.

Güvenli pratik (dosya tecrübesiyle) genelde şudur:

7.1. Önce yazılı borç sözleşmesi, sonra gerekiyorsa senet

Sözleşmede mutlaka:

  • Borcun nedeni (sermaye avansı mı, işletme kredisi mi, cari hesap mı?),

  • Ödeme planı,

  • Faiz/masraf,

  • Temerrüt,

  • Mahsup kuralları,

  • Uyuşmazlık halinde deliller (banka dekontu, e-defter kayıtları vs.)
    yer almalı.

7.2. Şirket kararı olmadan işlem yapılmasın

Özellikle şirketten ortağa para çıkacaksa; genel kurul / müdürler kurulu karar süreci önemlidir (şirket tipine göre). Çünkü sonradan “benim haberim yoktu” kavgası en sık buradan çıkar.

7.3. “Teminat senedi” ise teminatı net yazın

Yargıtay’ın “neyin teminatı” hassasiyetini unutmayın.
Pratikte senede/ek protokole şunlar yazılır (örnek mantık):

  • “Şu tarihli … sözleşmesinin … maddesindeki yükümlülüğün teminatıdır”

  • “Şu şart gerçekleşmeden icraya konulamaz”

  • “Şu tutar dışında kullanılamaz”

  • “Ciro edilemez / devredilemez” gibi tedbirler (tek başına mucize değil ama riski yönetir)

7.4. Senedin “şirket dışına çıkmasını” prosedürle engelleyin

  • Senet kasada mı?

  • Kim teslim aldı?

  • Teslim tutanağı var mı?

  • Dijital taraması var mı?

  • Muhasebe envanterinde var mı?

Şirket içinde bu basit disiplin yoksa, senet bir gün “başka birinin elinde” görünebilir.


8) Sıkça Sorulan Sorular

1) Ortaklar arasında senet düzenlemek yasak mı?

Mutlak yasak değil; ama şirketten ortağa borç gibi durumlarda TTK m.358/395/644 koşulları devreye girebilir.

2) Senet varsa sözleşmeye gerek yok mu?

Uygulamada tam tersi: Sözleşme yoksa “neyin parası, hangi şartla verildi” kavgası büyür. Senet, bu kavgayı bitirmeyebilir; hızlandırabilir.

3) Senedin üstünde “teminat” yazarsa icraya konulamaz mı?

Her zaman değil. “Neyin teminatı” net değilse ciddi risk var.

4) Senedi üçüncü kişi alırsa “bu şirket içiydi” diyebilir miyim?

Senet devredildiyse kişisel savunmaların ileri sürülmesi zorlaşabilir; teminat ilişkisi senede yansıtılmamışsa daha da zorlaşır.

5) “Ödedim” dersem tanık yeterli olur mu?

Birçok senaryoda yazılı delil ihtiyacı doğar; bedelsizlik/ödeme iddiasında yazılı ispat çizgisi önemlidir.

6) Limited şirkette de ortakların şirketten borç alması sorun olur mu?

Evet; TTK m. 644, m.358 ve m.395/2’nin ilgili kısmını limitede de uygular.

7) Bu işlemler cezaya gider mi?

Aykırılık halinde TTK m.562/5 kapsamında adli para cezası gündeme gelebilir.

8) Senet yerine ne kullanmak daha güvenli?

Genelde: yazılı borç sözleşmesi + banka üzerinden ödeme + şirket kararı + teminat (rehin/ipotek gibi) kombinasyonu daha kontrollüdür.

9) Ortak şirkete borç verdiyse senet alması mantıklı mı?

Duruma göre evet; ancak faiz/emsal, kayıt ve örtülü sermaye gibi vergi riskleri iyi yönetilmelidir.

10) Senedi “cari hesap kapansın” diye aldık; sonra cari hesapta mahsup oldu. Ne olur?

İşte en çok bu noktada bilirkişi–defter incelemesi başlar.

Leave a Reply

Call Now Button