Single Blog Title

This is a single blog caption

Norveçte Skilled Worker İzni ile Şirket Sahipliği Birlikte Mümkün mü?

Norveç’te Skilled Worker İzni ile Şirket Sahipliği Birlikte Mümkün mü? 2026 Güncel Hukuki Değerlendirme

 

Norveç’e çalışma amacıyla gitmek isteyen birçok yabancı için en kritik sorulardan biri şudur: Norveç’te skilled worker izni aldıktan sonra aynı zamanda bir şirkete ortak olmak, hisse sahibi olmak veya kendi ticari yapısını kurmak mümkün müdür? Bu soru özellikle Türk girişimciler, teknoloji uzmanları, danışmanlar ve Norveç’te sadece çalışan değil aynı zamanda yatırımcı veya kurucu olarak bulunmak isteyen profesyoneller bakımından son derece önemlidir. Çünkü Norveç hukukunda şirketler hukuku ile göç hukuku aynı mantıkla çalışmaz; ticari olarak yapılabilir olan her işlem, göç hukuku bakımından aynı ölçüde serbest olmayabilir. UDI’nin resmî sistemine göre Norveç’te çalışma göçü, başlıca “işverenli skilled worker” veya belirli şartlardaki “kendi işiyle çalışan skilled worker” kategorileri üzerinden kurgulanır. Buna karşılık Altinn ve Brønnøysund sistemi, şirket kuruluşu ve pay sahipliğini ayrı bir ticaret hukuku alanı olarak düzenler. Bu nedenle “şirket sahibi olabilir miyim?” sorusunun doğru cevabı, izin türü ile şirket içindeki rolün birlikte analiz edilmesini gerektirir. (udi.no)

Norveç hukukunda önce şu temel ayrım yapılmalıdır: işveren destekli skilled worker izni ile kendi işi üzerinden skilled worker başvurusu aynı şey değildir. UDI’nin skilled workers sayfasına göre işverenli modelde başvuranın Norveç’te belirli bir işverenden somut iş teklifi almış olması, işin kural olarak tam zamanlı olması, işin skilled worker niteliği gerektirmesi ve ücret ile çalışma koşullarının Norveç’te normal kabul edilenden daha kötü olmaması gerekir. Aynı resmî kaynak, bu kategoride eğitim düzeyine ve pozisyona göre iznin bir defada bir yıla veya üç yıla kadar verilebildiğini ve üç yıl sonunda kalıcı oturum başvurusunun mümkün olabildiğini belirtmektedir. Dolayısıyla işverenli skilled worker modeli, Norveç’te çalışmak ve sonrasında uzun vadeli oturum çizgisine ilerlemek için güçlü ama kendi içinde sınırlı bir statüdür. (udi.no)

Bu makaledeki kilit soru ise şudur: Bu statü altındaki kişi ayrıca şirket sahibi olabilir mi? Resmî kaynaklar burada iki farklı cevap verir. Birincisi, UDI çok açık biçimde, işverenli skilled worker izni olan kişinin kendi şirketini kuramayacağını, ticari faaliyet yürütemeyeceğini, freelancer olarak çalışamayacağını ve müşteriler için assignment alamayacağını söylemektedir. UDI’nin sık sorulan sorular sayfasında bu yasak doğrudan yer alır. İkincisi ise Altinn’in şirketler hukuku açıklamasıdır: Norveç’te özel limited şirketlerin, yani AS’lerin payları gerçek kişiler, tüzel kişiler veya birden çok hissedar tarafından sahip olunabilir; ayrıca hissedar sayısı bakımından genel bir üst sınır yoktur. Resmî metinler birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç şudur: Norveç işverenli skilled worker statüsünde aktif ticari faaliyet yasaktır; buna karşılık pasif pay sahipliğinin tek başına açıkça yasaklandığını söyleyen resmî bir göç kuralı görünmemektedir. Bu nedenle “şirket kurmak ve işletmek” ile “bir şirkette pay sahibi olmak” Norveç hukukunda aynı şey değildir. (udi.no)

Burada en önemli hukuki ayrım, pasif hissedarlık ile işletme faaliyeti arasındadır. UDI’nin yasakladığı şey, employer-based skilled worker statüsündeki kişinin şirket üzerinden iş yürütmesi, işletme işletmesi, freelance faaliyet göstermesi veya müşterilere bağımsız hizmet sunmasıdır. Buna karşılık Altinn’in hissedarlık rejimi, AS paylarının özel kişiler tarafından elde tutulabildiğini ve payların kural olarak hissedarlık hakkı verdiğini kabul eder. Dolayısıyla bir yabancı, Norveç’te skilled worker izniyle çalışırken, teorik olarak bir Norveç şirketinde veya başka bir şirkette yatırımcı/pay sahibi sıfatı taşıyabilir; fakat bu sıfatın fiilen işletmeyi yönetme, şirket adına iş yapma veya kendi adına ticari faaliyet yürütme noktasına kayması halinde göç hukuku riski doğar. Bu sonuç, doğrudan tek maddelik açık bir izin cümlesinden değil; UDI ile Altinn’in resmî metinlerinin birlikte okunmasından çıkan hukuki çıkarımdır. (udi.no)

Bu nedenle “Norveç’te skilled worker olarak çalışırken AS hissesi alabilir miyim?” sorusuna verilecek en sağlıklı cevap şudur: Pasif yatırım mahiyetindeki hissedarlık ile aktif işletmecilik farklı değerlendirilir. Sadece hisse almak, temettü hakkı kazanmak veya payı yatırım aracı olarak elde tutmak, tek başına UDI’nin yasakladığı “run a business” alanına otomatik olarak girmez. Fakat kişi aynı zamanda şirketi fiilen işletiyor, şirket üzerinden sözleşme yapıyor, müşteri ilişkilerini yönetiyor veya kendi skilled worker statüsünü fiilen bir girişimci statüsüne dönüştürüyorsa artık UDI’nin açık yasaklarına yaklaşmış olur. Bu ayrımın özellikle startup yatırımlarında ve aile şirketi yapılanmalarında dikkatle korunması gerekir. (udi.no)

İşverenli skilled worker izninde şirket kurmak neden yasak?

UDI’nin yaklaşımının mantığı, Norveç’te verilen oturum izninin tam olarak hangi faaliyet için verildiğinin belirli olmasıdır. İşverenli skilled worker izni, belirli bir iş ilişkisine dayalıdır. UDI’ye göre bu izni alan kişi, somut iş teklifi aldığı pozisyonda çalışabilir; aynı tür pozisyonda işveren değişirse her zaman yeni izin gerekmez, ancak pozisyon tipi değişirse yeni izin zorunlu olur. Yine aynı kaynak, iş kaybı halinde kişinin geçerli izni devam ettiği sürece en fazla altı aya kadar yeni iş arayabileceğini ve bunu yedi gün içinde polise bildirmesi gerektiğini açıkça söyler. Bu sistem, iznin belirli iş tanımına bağlı verildiğini ve kişinin izni aldıktan sonra faaliyetini keyfî biçimde girişimciliğe çeviremeyeceğini gösterir. (udi.no)

Ayrıca UDI, işverenli skilled worker bakımından uzaktan çalışmayı da ancak izin verilen işin bir parçasıysa kabul etmektedir. Eğer kişi sözleşmede yazılı olan iş dışında başka görev üstlenecekse veya başka bir işletme için assignment yapacaksa yeni izin başvurusu gerekir. Bu nedenle şirket kurmak sadece yeni bir tüzel kişi yaratmak değil; çoğu durumda yeni bir iş tipi ve yeni bir ekonomik faaliyet yaratmak anlamına gelir. UDI’nin işverenli skilled worker altında şirket kurmayı yasaklaması, aslında göç hukukundaki bu “izin-faaliyet uyumu” ilkesinin doğal sonucudur. (udi.no)

Peki yönetim kurulu üyeliği veya şirket yöneticiliği mümkün mü?

Bu soru uygulamada en karmaşık alanlardan biridir. Altinn’e göre özel limited şirketlerde şirketi dışarıya karşı temsil eden organ yönetim kuruludur ve kurul şirket adına imza yetkisi verebilir. Bu veri tek başına, yönetim kurulu üyeliğinin pasif bir sıfat olmadığını; aksine şirketin dış temsili ve yönetimiyle yakından ilgili olduğunu gösterir. UDI ise işverenli skilled worker izninde kişinin ticari faaliyet yürütemeyeceğini ve işverenli rolü dışına çıkamayacağını açıkça belirtir. Bu iki resmî kaynak birlikte değerlendirildiğinde, employer-based skilled worker statüsündeki kişinin bir şirkette yönetim kurulu üyesi, fiilî yönetici veya şirketi dışarıya bağlayan aktif organ haline gelmesi, göç hukuku bakımından ciddi risk yaratır. Çünkü bu rol, salt hissedar olmaktan çok “şirketi işletme” fonksiyonuna yaklaşır. (info.altinn.no)

Bu nedenle Norveç’te skilled worker izniyle bulunan bir kişinin “ben sadece hissedardım” diyebilmesi için, fiilî davranışlarının da buna uygun olması gerekir. Eğer kişi şirketin bankacılık işlemlerini yürütüyor, sözleşme müzakere ediyor, çalışan talimatlandırıyor, müşteri kazanıyor veya şirketin ana karar vericisi gibi hareket ediyorsa, kâğıt üzerinde hissedar olsa bile fiilen işletme faaliyeti yürüttüğü ileri sürülebilir. Norveç göç hukukunda resmî statü kadar fiilî faaliyet de önem taşır. Bu yüzden şirket sahibi olma ile şirket yönetme arasındaki çizginin pratikte korunması gerekir. (udi.no)

Kişi kendi şirketi üzerinden oturum almak isterse ne yapmalı?

Eğer başvuran kişinin amacı, Norveç’te bir işveren bordrosunda çalışmak değil de bizzat kendi işini yürütmekse, doğru hukuki rota employer-based skilled worker iznini zorlamak değil, UDI’nin kendi işiyle çalışan skilled worker kategorisini değerlendirmektir. UDI’ye göre bu kategoride kişi, işletmenin kurulması ve işletilmesi için Norveç’te yaşaması ve işletmeye aktif biçimde katılması gerekiyorsa oturum alabilir. Fakat burada çok önemli bir sınır vardır: ilgili işletme normalde başvuranın kendi sole proprietorship’i olmalıdır; işletme limited company olamaz. Ayrıca başvuran yalnızca bu işte çalışabilir; başka iş alamaz, uzaktan başka iş yapamaz. İşin, başvuranın skilled worker niteliğini gerçekten gerektirmesi ve işletmenin yıllık vergi öncesi en az 325.400 NOK düzeyinde kâr yaratmasının muhtemel olması gerekir. Kamu izni gereken işlerde ise ilgili ruhsat veya olumlu teyit de aranır. (udi.no)

Bu yolun önemli avantajı, doğru kullanıldığında üç yıl sonra kalıcı oturuma kapı açabilmesidir. UDI, bu kategoride iznin genellikle bir yıl süreyle verildiğini ve üç yıl sonra kalıcı oturum başvurusunun mümkün olabildiğini; aile üyelerinin de family immigration yoluyla gelebileceğini belirtir. Ancak bu yol, şirketler hukuku bakımından girişimcinin doğal tercihi olan AS yapısıyla bire bir örtüşmez. Dolayısıyla bir girişimci için Norveç’te ticari olarak en uygun yapı AS olabilir, ama göç hukuku bakımından self-employed skilled worker başvurusu için uygun yapı yine de sole proprietorship olabilir. İşte Norveç hukukunda şirketler hukuku ile göç hukuku arasındaki en keskin çatışma burada ortaya çıkar. (udi.no)

AS veya NUF sahibi olmakla Norveç’te çalışmak neden ayrı şeyler?

Altinn’in resmî şirket kuruluş rehberine göre, Norveç’te özel limited şirket kurmak için en az 30.000 NOK sermaye gerekir; tescil çevrimiçi yapılırsa ücret 6.825 NOK’tur ve işlem çoğu zaman beş ila on iş günü içinde sonuçlanabilir. Altinn ayrıca açık biçimde, AB/AEA dışı bir kişinin Norveç’te iş yürütmek istiyorsa burada çalışmasına izin veren bir residence permit’e ihtiyaç duyduğunu belirtir. Bu cümle çok önemlidir: şirket kurma hakkı ile o şirket üzerinden çalışma hakkı aynı hukuki hak değildir. (info.altinn.no)

Aynı mantık NUF için de geçerlidir. NUF, yabancı bir şirketin Norveç’te kayıtlı kolu veya şubesi olarak işlev görebilir; fakat bu ticari yapı, sahibine kendiliğinden Norveç’te çalışma ve oturum hakkı vermez. Bu nedenle yabancı yatırımcılar açısından Norveç’te şirket kurmak ya da bir Norveç şirketine ortak olmak, ancak ayrıca uygun bir oturum zemini varsa fiilî çalışma ile birleşebilir. Norveç sistemi burada son derece nettir: önce doğru göç kategorisi, sonra o kategoriyle uyumlu ticari faaliyet. (info.altinn.no)

Skilled worker izni varken şirkete büyük ortak olunursa başka yükümlülük doğar mı?

Evet, ticaret hukuku ve uyum hukuku bakımından doğabilir. Brønnøysund Register Centre’a göre birçok işletme, beneficial owner yani faydalanıcı sahiplik bilgilerini kaydetmek zorundadır. Resmî açıklamada, işletmenin son tahlilde kimin tarafından sahiplenildiği veya kontrol edildiği önem taşır; kayıt yükümlülüğü işletme kamu siciline girdikten sonra en geç 14 gün içinde yerine getirilmelidir ve değişikliklerde yine 14 gün içinde güncelleme gerekir. Aksi halde günlük para cezaları uygulanabilir. Bu nedenle skilled worker statüsündeki kişinin bir şirkette önemli pay sahibi olması, göç hukuku bakımından pasif kalabilse bile, şirket açısından ticaret sicili ve uyum yükümlülükleri doğurabilir. (Brønnøysundregistrene)

Bu ayrıntı özellikle şu nedenle önemlidir: Bazı kişiler göç hukuku bakımından aktif görünmemek için şirkette yalnızca pay sahibi olduklarını düşünür; ancak ticaret sicili ve beneficial ownership düzenlemeleri, büyük pay sahipliğini görünür hale getirir. Bu görünürlük kendi başına bir sorun değildir; sorun, pay sahipliğinin fiilî yönetime ve işletme faaliyetlerine dönüşmesidir. Dolayısıyla Norveç’te skilled worker izniyle aynı anda şirket sahipliği planlayan kişi, sadece UDI açısından değil, Brønnøysund ve şirket uyumu açısından da doğru yapı kurmak zorundadır. (Brønnøysundregistrene)

Maaş, iş teklifi ve gerçek iş ilişkisi neden hâlâ merkezde?

Employer-based skilled worker modelinde şirket sahipliği ikinci planda kalsa da, ana izin zemini yine iş ilişkisidir. UDI’nin 1 Eylül 2025’ten beri uyguladığı güncel ücret seviyelerine göre, toplu sözleşme olmayan sektörlerde yüksek lisans gerektiren pozisyonlar için yıllık en az 599.200 NOK, lisans gerektiren pozisyonlar için ise en az 522.600 NOK brüt ücret beklenir; daha düşük ücret ancak bunun ilgili yerde ve ilgili meslekte normal olduğunun güçlü delillerle ispatı halinde kabul edilebilir. Ayrıca işin belirli bir işverenden gelmesi, işin skilled qualifications gerektirmesi ve iş ilişkisi gerçek olmalıdır. (udi.no)

Bu nedenle, bir yabancının kendi kurduğu veya ortağı olduğu AS üzerinden kendisine iş teklifi düzenleyip employer-based skilled worker izni almaya çalışması teorik olarak düşünülebilse de, uygulamada böyle dosyalar daha dikkatli incelenebilir. Resmî metinler “kendi şirketinden teklif alamazsın” diye açık bir cümle kurmasa da, iş ilişkisinin gerçekliği, ücret standardı, pozisyonun skilled niteliği ve kişinin fiilen serbest girişimci mi yoksa gerçekten çalışan mı olduğu sorgulanabilir. Norveç’te göç makamları açısından kritik olan şey, kâğıt üzerinde iş sözleşmesi değil, iznin dayandığı ilişkinin maddi gerçekliğidir. Bu yüzden kendi kurduğu yapı üzerinden employer-based skilled worker başvurusu düşünen kişinin, ticari ve göç hukuku riskini ayrıca değerlendirmesi gerekir. (udi.no)

Kalıcı oturum açısından hangisi daha güvenli?

Kalıcı oturum hesabı bakımından UDI, çalışma göçü kategorilerinin çoğunun üç yıllık sürekli ikamet rejimine girdiğini belirtir. Son üç yılda geçerli izin bulunmalı, izinler arasında uzun boşluk olmamalı ve Norveç dışında geçirilen süre toplam yedi ayı aşmamalıdır. UDI ayrıca kalıcı oturum için, 18–67 yaş grubunda bulunanların son on iki ayda en az 325.400 NOK brüt gelire sahip olması gerektiğini açıkça belirtmektedir. Bu nedenle employer-based skilled worker ile gerçek self-employed skilled worker arasında, teorik olarak kalıcı oturuma temel oluşturma bakımından mutlak bir ayrım yoktur; her ikisi de doğru kurulduğunda üç yıllık hatta girebilir. (udi.no)

Ancak pratik güvenlik açısından employer-based model çoğu zaman daha öngörülebilir görünür. Çünkü gelir, iş ilişkisi, işin türü ve faaliyet sınırı daha net belgelenir. Self-employed modelde ise başvuranın işi gerçekten kendi skilled qualifications’ına dayanıyor mu, işletme yeterince kâr üretiyor mu, faaliyeti başka işlere kaymış mı gibi sorular daha sık gündeme gelir. Bu nedenle Norveç’te hem şirket sahibi olmak hem de uzun vadede kalıcı oturuma ulaşmak isteyen birçok kişi için işveren sponsorluğu başlangıçta daha istikrarlı, şirket sahipliği ise pasif yatırım düzeyinde daha güvenli olabilir. (udi.no)

Sonuç

Norveç hukukunda skilled worker izni ile şirket sahipliği birlikte mümkündür, fakat bunun cevabı “evet, sınırsızca mümkündür” şeklinde anlaşılmamalıdır. UDI’nin resmî metinleri, işverenli skilled worker statüsündeki kişinin şirket kuramayacağını, ticari faaliyet yürütemeyeceğini, freelance çalışamayacağını ve müşteri bazlı assignment alamayacağını çok açık söyler. Buna karşılık Altinn, AS paylarının özel kişiler tarafından tutulabileceğini kabul eder. Bu iki resmî çerçeve birlikte değerlendirildiğinde, pasif hissedarlık veya yatırımcı sıfatı ile aktif işletmecilik arasında keskin bir ayrım ortaya çıkar. Asıl yasak, hisse sahibi olmak değil; skilled worker iznini fiilen girişimcilik ve bağımsız ticari faaliyete dönüştürmektir. (udi.no)

Bu nedenle Norveç’te employer-based skilled worker izniyle bulunan biri için en güvenli yaklaşım şudur: Şirket sahipliği olacaksa bu sahiplik pasif yatırım düzeyinde kalmalı; kişi şirketi yönetme, şirket adına iş yapma, müşteri alma veya kendi ticari faaliyetini yürütme çizgisine geçmemelidir. Eğer amaç gerçekten kendi işini Norveç’te bizzat yürütmekse, doğru yol işverenli skilled worker statüsünü zorlamak değil, UDI’nin kabul ettiği çerçevede self-employed skilled worker kategorisini ayrıca değerlendirmektir. Norveç’te başarılı göç stratejisi, şirket kurmaktan önce doğru oturum kategorisini seçmekle başlar. (udi.no)

 

Leave a Reply

Call Now Button