Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bir kimsenin özgürlüğünden mahrum bırakılarak, iradesi dışında belirli bir yerde tutulması veya hareket serbestisinin engellenmesi olarak tanımlanır. İnsanların serbestçe dolaşma, istedikleri yere gitme ve orada kalma hakları Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmıştır. Bu nedenle, kişiyi zorla bir yerde tutma veya hareket özgürlüğünü kısıtlama fiilleri ağır bir ceza yaptırımı gerektirir.
Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 109, bu suçu “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” başlığı altında düzenlemiş ve temel şekli için 2 ila 5 yıl arası hapis cezası öngörmüştür. Ancak fiilin nitelikli halleri söz konusu olduğunda ceza oranı artmaktadır.
1. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Hukuki Dayanağı
TCK m. 109/1:
“Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmekten veya bir yerde kalmaktan alıkoyan kişi, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Bu hüküm, kişisel özgürlüğün korunmasını esas alır. Suçun oluşması için failin, mağdurun hareket serbestisini kısıtlaması ve bunu hukuka aykırı şekilde gerçekleştirmesi gerekir.
2. Suçun Unsurları
a) Fail ve Mağdur
Suçun faili, herkes olabilir. Failin kamu görevlisi olması halinde ceza ağırlaştırılır. Mağdur ise, özgür iradesine müdahale edilen her bireydir.
b) Fiil
Failin, mağdurun bir yere gitmesini veya orada kalmasını engellemesi suçun temel fiilidir.
-
Kişiyi eve kilitlemek,
-
Zorla bir arabaya bindirmek,
-
Tehdit ile belirli bir yerde tutmak gibi eylemler bu kapsama girer.
c) Hukuka Aykırılık
Kişinin özgürlüğünü kısıtlama ancak kanunun öngördüğü hallerde meşru sayılır.
-
Örneğin, gözaltına alma veya tutuklama, kanuni yetkiler çerçevesinde yapılırsa suç oluşturmaz.
d) Kast
Suç kasten işlenebilir. Failin, mağdurun özgürlüğünü bilerek ve isteyerek kısıtlaması gerekir.
3. Nitelikli Haller (TCK m. 109/3-4)
TCK, suçun bazı nitelikli halleri için cezanın artırılacağını düzenlemiştir:
-
Silah kullanarak işlenmesi,
-
Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi,
-
Mağdurun kamu görevi nedeniyle özgürlüğünün kısıtlanması,
-
Cebir, şiddet veya tehdit kullanılması,
-
Çocuğa veya beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi.
Bu hallerde ceza, 3 yıldan 7 yıla kadar çıkar ve ağırlaştırıcı nedenler uygulanır.
4. Basit ve Nitelikli Hallerin Ayrımı
Basit hal: Mağdurun özgürlüğü kısa süreli ve ağır olmayan bir kısıtlamaya tabi tutulmuştur.
Nitelikli hal: Yukarıda belirtilen silah, tehdit veya toplu işleme gibi ağırlaştırıcı unsurlar bulunur.
Örneğin, tartışma sırasında mağdurun birkaç dakika boyunca zorla odada tutulması basit hal iken, silah tehdidiyle saatlerce alıkonulması nitelikli hale girer.
5. Yargıtay Kararları Işığında Uygulama
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2019/4721 K. 2020/1823:
“Sanığın, mağduru kendi rızası olmadan araca bindirerek evine götürüp saatlerce alıkoyması kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/1524 K. 2017/846:
“Kısa süreli özgürlük kısıtlamalarının suç oluşturup oluşturmayacağı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir. Mağdurun iradesinin tamamen ortadan kaldırılması esastır.”
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2018/4325 K. 2019/2516:
“Failin, eşini zorla eve kapatarak dışarı çıkmasını engellemesi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur. Aile içi ilişki bu suçu ortadan kaldırmaz.”
6. AİHM İçtihatları
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 5, “özgürlük ve güvenlik hakkı”nı güvence altına alır. AİHM, özgürlüğün kısıtlanmasını çok dar şekilde yorumlar.
-
Storck v. Almanya (2005): AİHM, bireyin kendi isteği dışında alıkonulmasını “özgürlük hakkının ihlali” olarak değerlendirmiştir.
-
Guzzardi v. İtalya (1980): Özgürlüğü kısıtlayan her türlü fiilin meşru bir dayanağa sahip olması gerektiğini vurgulamıştır.
-
Assanidze v. Gürcistan (2004): Mahkeme kararı olmaksızın kişiyi alıkoymak, açık bir ihlal olarak kabul edilmiştir.
Bu kararlar, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun uluslararası insan hakları boyutunu ortaya koymaktadır.
7. Mağdurun Rızası ve Hukuka Uygunluk Sebepleri
Kişinin kendi rızasıyla bir yerde bulunması, suçun oluşumunu engeller. Ancak rızanın hukuken geçerli olabilmesi için:
-
Zorla veya tehditle alınmamış olması,
-
Gerçek iradeyi yansıtması gerekir.
Ayrıca, kanuni gözaltı veya tutuklama tedbirleri, hukuka uygunluk sebebi olarak kabul edilir.
8. Cezai Yaptırımlar
Basit hal: 2 ila 5 yıl arası hapis cezası.
Nitelikli haller: 3 ila 7 yıl arası hapis cezası.
-
Fiilin kamu görevlisi tarafından görevi kötüye kullanarak işlenmesi halinde ceza artırılır.
-
Failin mağdura işkence veya eziyet uygulaması durumunda ayrıca işkence suçu (TCK 94) da gündeme gelebilir.
9. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar
-
Delil Yetersizliği: Çoğu zaman mağdurun beyanı dışında delil bulunamayabilir. Bu durumda tanık ifadeleri ve kamera kayıtları önem kazanır.
-
Basit alıkoyma ve disiplin amaçlı eylemler: Ebeveynin çocuğunu kısa süreli odada tutması gibi durumların suç teşkil edip etmediği olayın niteliğine göre değerlendirilir.
-
Aile içi olaylar: Eşlerin kavga sırasında birbirini kısa süreli engellemesi, çoğu zaman basit yaralama veya tehdit ile birlikte değerlendirilir.
10. Meşru Müdafaa ile Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Arasındaki Fark
Bir saldırıyı önlemek amacıyla saldırganın geçici olarak tutulması, meşru müdafaa kapsamında değerlendirilebilir. Ancak savunma amacı ortadan kalktıktan sonra kişinin özgürlüğünü kısıtlamaya devam edilirse suç oluşur.
11. AİHM ve Yargıtay Kararlarının Ortak Noktaları
Hem AİHM hem de Yargıtay, kişinin özgürlüğünün kutsallığını vurgular.
-
Orantısız kısıtlama, hukuki gerekçe olmaksızın yapılan her türlü alıkoyma, ihlal olarak değerlendirilir.
-
İnsan haklarının merkezinde bireyin özgür iradesi vardır.
12. Sonuç
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bireyin en temel haklarından biri olan özgürlük hakkının ihlaline karşı hukukun koruyucu kalkanıdır. Bu suçun unsurlarının doğru tespit edilmesi, hem haksız yere cezalandırmaların hem de mağduriyetlerin önlenmesi açısından önemlidir.
Öneriler:
-
Delil toplama süreçlerinde teknolojiden yararlanılmalı, kamera ve elektronik izleme kayıtları etkin kullanılmalıdır.
-
Aile içi ve sosyal ilişkilerde bu suçun sınırları hakkında toplum bilinçlendirilmeli.
-
AİHM içtihatları, iç hukuk uygulamaları için kılavuz olarak değerlendirilmeli.
Gözdenur Turna