Kargodan Çıkan “Fazla Ürün” Kaçakçılık mıdır?
Kargodan Çıkan “Fazla Ürün” Kaçakçılık mıdır? Alıcının Haberi Yoksa Sorumluluk Nasıl Belirlenir?
Yurtdışından verilen bir sipariş Türkiye’ye gelirken gümrükte açılıyor; paketin içinden, sipariş edilen ürünlerin yanında “fazla” bir ürün daha çıkıyor. Bazen aynı üründen birkaç adet fazla, bazen tamamen farklı bir ürün, bazen de ithali yasak/kısıtlı bir eşya… Bu noktada dosyalar iki farklı kulvara ayrılıyor:
-
Gümrük idaresi bakımından: beyan, muafiyet, değer tespiti, iade/terk/teslim gibi idari süreçler;
-
Ceza hukuku bakımından: “bu iş kaçakçılık suçu mudur, fail kim, alıcı ne kadar sorumlu?” soruları.
Bu yazıda özellikle ikinci kulvarı, yani “alıcı ‘haberim yoktu’ diyorsa sorumluluk nasıl belirlenir?” meselesini pratik ve dava dosyası perspektifiyle ele alıyorum.
1) “Fazla ürün” neden riskli? (İdari–cezai ayrımı)
Gümrük uygulamasında “fazla ürün” çoğu zaman beyan dışı eşya olarak görülür. Bu, bazı dosyalarda yalnızca idari yaptırım doğurabilir; bazı dosyalarda ise eşyaya ve olaya göre 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında suç iddiasına dönüşebilir.
Ceza boyutuna geçebilmesi için genelde şu iki unsur öne çıkar:
-
Eşyanın niteliği: Yasak/kısıtlı eşya (ör. belirli tıbbi ürünler, silah/aksesuar, bandrollü tütün ürünleri vb.) veya özel izin gerektiren eşya olması.
-
Eşyanın miktarı/örgüsü: “kişisel kullanım” sınırını aşan, ticari görünüm veren, gizleme/aldatma emaresi taşıyan, tekrar eden gönderiler vb.
2) Kaçakçılık suçunda temel eşik: kast (bilme–isteme)
Ceza hukukunda kritik nokta şudur: Sırf paketin alıcı hanesinde isminizin yazması, otomatik olarak “kaçakçısın” demek değildir. Kaçakçılık suçları kural olarak kasten işlenir; “haberim yoktu” savunması bu yüzden önemlidir.
5607 sayılı Kanun m.3/1, “eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokma” fiilini tanımlar ve hapis/adli para cezası öngörür. Bu suç tipinde fiilin kimin tarafından, hangi iradeyle gerçekleştirildiği tartışması dosyanın kalbidir.
Benzer şekilde, kaçak eşyanın sonradan ticarete konu edilmesine ilişkin m.3/5’te de “bilerek” ve “ticari amaç” ibareleri, kusur/kast tartışmasını doğrudan merkeze taşır.
Özetle:
-
Alıcı gerçekten bilmiyorsa (ve bu dosyadaki delillerle desteklenebiliyorsa), ceza sorumluluğu tartışmalı hale gelir.
-
Bildiği, en azından kabullendiği (olası kast) veya fiile iştirak ettiği ispatlanırsa sorumluluk güçlenir.
3) “Alıcının haberi yoktu” iddiasında mahkemeler neye bakar?
Uygulamada savcılık/mahkeme, alıcının “habersiz” olduğunu söylemesiyle yetinmez; şu göstergelere bakar:
A) Gönderiyle fiili bağlantı
-
Sipariş/ödeme kimden çıktı?
-
Kargo takibini kim yaptı, kime SMS/e-posta geldi?
-
Teslim alma/teslimat imzası kime ait?
-
Şubeden teslim alındıysa kim gitti?
B) Gönderinin “örgüsü”
-
Aynı adrese/kişiye kısa aralıklarla çok sayıda gönderi var mı?
-
Benzer eşyalar tekrar ediyor mu?
-
Paketleme “gizleme” izlenimi veriyor mu (çift katman, yanlış etiket, farklı ambalaj vb.)?
C) Eşyanın niteliği ve miktarı
-
Kişisel kullanım mı, ticari miktar mı?
-
Ürünün piyasa değeri/özelliği ne?
-
Yasak/kısıtlı eşya mı? İzin/lisans gerekir mi?
D) Alıcının davranışları (sonradan)
-
Fazla/şüpheli ürün ortaya çıkınca iade/terk bildiriminde bulundu mu?
-
Satmaya çalıştı mı, sakladı mı, dağıttı mı?
Bu başlıkların her biri, “haberim yoktu” savunmasını ya güçlendirir ya zayıflatır.
4) Yargıtay uygulaması: “Eksik araştırma” ile hüküm kurulamaz
Kaçakçılık dosyalarında Yargıtay’ın sık vurguladığı pratik bir ilke var: Gönderici–alıcı ilişkisi, teslim/teslimat süreci ve kargo belgeleri netleştirilmeden mahkûmiyet/beraat gibi kesin hükümlere gidilmesi “eksik inceleme” sayılabiliyor.
Örneğin Yargıtay 7. CD kararlarında; kargo kabul belgelerini düzenleyen görevlinin tespiti ve dinlenmesi, şubede kamera kaydı olup olmadığının araştırılması, imza varsa sanıkla mukayese edilmesi, gönderici/alıcı hanesinde adı geçen kişi/şirketler hakkında yürüyen soruşturmanın akıbetinin sorulması gibi araştırmaların yapılması gerektiği vurgulanabiliyor.
Bu yaklaşım, “haberim yoktu” savunması olan dosyalarda savunmanın elini güçlendiren bir çerçeve sunar: Bağlantı delillerle kurulmalı; varsayımla değil.
5) Posta/kargo gönderisine el koyma–açma usulü (CMK 129) neden önemli?
Dosyanın delil boyutunda bir başka kritik alan da paketin nasıl ele geçirildiği ve açıldığıdır. CMK 129, posta/kargo gönderilerinin açılması ve el konulmasına dair özel bir usul öngörür; gecikmesinde sakınca varsa savcı kararıyla el koyma, sonrasında hâkim onayı gibi mekanizmalar düzenlenir.
Pratikte şu sorular sorulur:
-
Elkoyma karar/evrak zinciri doğru mu?
-
Açma işlemi usulüne uygun mu?
-
Tutanaklar ve muhafaza zinciri (chain of custody) sağlıklı mı?
Bu başlıklar, bilirkişi raporuna itirazda da “delilin güvenilirliği” açısından önem kazanır.
6) “Fazla ürün” senaryoları: Ceza sorumluluğu hangi durumda güçlenir/zayıflar?
Senaryo 1: Satıcı “hediye/promosyon” koydu (alıcı bilmiyor)
-
Ürün, siparişle aynı kategoride küçük bir ek parça olabilir.
-
Alıcı, ödeme/sipariş kayıtlarında bu ürüne dair bir talep göstermiyorsa “habersizlik” iddiası güçlenebilir.
-
Yine de gümrük bakımından “beyan dışı” tartışması çıkabilir.
Senaryo 2: Paket içinde başka, değerli veya kısıtlı ürün çıktı (alıcı bilmiyor diyor)
-
Bu senaryoda savcılık genelde daha şüpheci yaklaşır.
-
Savunma açısından kritik olan: sipariş-ödeme-teslim zincirinde alıcının iradi katkısını çürüten deliller.
Senaryo 3: Tekrarlı gönderiler, ticari miktar, gizleme/aldatma emaresi
-
“Habersizim” iddiası çok daha zorlaşır.
-
Çünkü olay artık “yanlışlık” olmaktan çıkıp “örgü” haline gelmiş görünür.
7) Gümrük idaresi boyutu: “yasak/kısıtlı eşya paketteyse” ne olur?
Posta/hızlı kargo rejiminde uygulamaya ilişkin genelgelerde, tek bir gönderi içinde yasak/kısıtlı eşya ile diğer eşyaların birlikte bulunması halinde, hak sahibinin yasak/kısıtlı eşya için gümrüğe terk veya mahrecine iade talep edebilmesi; diğer eşyanın ise işlemlerinin devam edebilmesi gibi pratik çözümler yer alır.
Bu tür düzenlemeler ceza sorumluluğunu otomatik kaldırmaz; ama alıcının iyi niyetli davranışını (öğrenir öğrenmez iade/terk girişimi) destekleyen bir “olay sonrası davranış” delili olarak dosyada önem kazanabilir.
8) Bilirkişi raporuna itiraz yazarken “olmazsa olmaz” kontrol listesi
Bilirkişi raporuna itirazda şu başlıklar çoğu dosyada iş görür:
A) Bilirkişi raporunun kapsam itirazı
-
Bilirkişi “hukuki nitelendirme” yapmış mı? (Bilirkişinin görevi teknik/uzmanlık alanıyla sınırlı olmalı.)
-
Kast/irade gibi hukuki konularda kesin hüküm cümleleri kurmuş mu?
B) Teslim/tesellüm ve bağlantı delilleri
-
Kargo teslim tutanağı, imza, kamera kaydı, teslimat kodu, SMS/e-posta logları dosyada mı?
-
“Alıcı adına teslim alan kişi” kim? Kimlik tespiti yapılmış mı?
-
Şubeden teslimse, şube kayıtları celp edilmiş mi?
C) Sipariş–ödeme–iletişim kayıtları
-
Sipariş ekran görüntüsü, fatura/ödeme dekontu, ödeme kartı sahibi, kargo takip hesabı.
-
Satıcıyla mesajlaşmalar (özellikle “hediye koyduk” gibi yazışmalar).
D) Eşyanın niteliği ve miktarı
-
Eşyanın teknik tanımı doğru mu? GTİP tartışması var mı?
-
“Ticari miktar” değerlendirmesi hangi objektif kritere dayanıyor?
-
Aynı tür eşyanın kişisel kullanım sınırları tartışılmış mı?
E) Muhafaza zinciri ve usul
-
Elkoyma/açma tutanakları tam mı? CMK 129 prosedürü izlenmiş mi?
-
Paketin ilk hali fotoğraflanmış mı, numune alma/tespit doğru mu?
F) Yargıtay içtihadı ile “eksik inceleme” vurgusu
-
“Gönderici kim, kargo belgelerini kim düzenledi, kamera var mı, imza mukayesesi yapıldı mı?” gibi araştırmalar yapılmadan hüküm kurulamayacağı yönündeki uygulamayı özellikle hatırlatın.
9) Alıcı açısından “ilk 48 saat” stratejisi (dosyayı güçlendiren davranışlar)
Bu tür dosyalarda alıcı gerçekten habersizse, olay sonrası davranışları çok belirleyici olur:
-
Satıcıya derhal yazılı bildirim: “paket içeriğinde siparişim dışı ürün var”
-
Kargo firmasıyla yazılı kayıt: teslim süreci, kime teslim edildi, şube kayıtları
-
Paket açılımına dair video/fotoğraf (mümkünse)
-
Ürünü satmaya/elden çıkarmaya çalışmamak
-
Gümrük/ilgili idareye iyi niyetli başvuru (iade/terk seçenekleri)
10) Sonuç
“Kargodan çıkan fazla ürün” her zaman kaçakçılık değildir; ama özellikle kısıtlı/yasak eşya, ticari miktar veya gizleme/aldatma emaresi varsa dosya hızla 5607 kapsamına taşınabilir. Ceza sorumluluğu açısından belirleyici eşik, alıcının kastının ve fiille bağlantısının somut delillerle ortaya konulup konulamadığıdır. 5607 m.3/1’in tanımı ve yaptırımı açıkça “gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın” ülkeye sokma fiiline bağlanır.
Savunma tarafında ise en etkili yaklaşım, Yargıtay’ın sıklıkla aradığı araştırmaları dosyaya zorlamak (kargo görevlisi/kamera/imza/şube kayıtları/HTS vb.) ve bilirkişi raporunun varsayıma dayalı kısımlarını “eksik inceleme” ekseninde hedeflemektir