Single Blog Title

This is a single blog caption

Sosyal Medya Üzerinden Hakaret Suçu

Giriş

Sosyal medya, günümüzde bireylerin düşüncelerini açıkladığı, haberleştiği, ticari faaliyet yürüttüğü ve kamuoyu oluşturduğu en önemli dijital alanlardan biridir. Instagram, Facebook, X, TikTok, YouTube, Threads, Telegram ve WhatsApp gibi platformlar, iletişim özgürlüğünü genişletmekle birlikte kişilik haklarına yönelik ihlallerin de en sık yaşandığı mecralar hâline gelmiştir. Özellikle yorumlar, hikâyeler, gönderiler, tweetler, canlı yayınlar, özel mesajlar ve grup yazışmaları üzerinden yapılan küçük düşürücü, aşağılayıcı veya sövme niteliğindeki ifadeler, somut olayın özelliklerine göre hakaret suçu oluşturabilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi, hakaret suçunu düzenleyen temel hükümdür. Bu maddeye göre bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle saldırıda bulunmak cezai sorumluluk doğurur. Hakaret suçunun temel hâli için üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Ayrıca hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ceza artırılır. Sosyal medya paylaşımlarında en çok tartışılan konulardan biri de tam olarak bu “aleniyet” unsurudur.

Sosyal medya üzerinden hakaret suçu bakımından her kaba söz, her sert eleştiri veya her rahatsız edici ifade otomatik olarak suç oluşturmaz. Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre bir sözün hakaret kabul edilebilmesi için açıkça kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte somut fiil veya olgu isnadı ya da sövme niteliği taşıması gerekir. Bu nedenle sosyal medya paylaşımlarında ifade özgürlüğü ile kişilik haklarının korunması arasındaki sınır dikkatle belirlenmelidir.

Sosyal Medya Üzerinden Hakaret Suçu Nedir?

Sosyal medya üzerinden hakaret suçu, dijital platformlar aracılığıyla bir kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırı niteliği taşıyan söz, yazı, görsel, video, yorum veya mesaj paylaşılmasıdır. Bu suç, herkese açık bir gönderiyle işlenebileceği gibi özel mesaj yoluyla da işlenebilir. Önemli olan, kullanılan ifadenin muhatabın kişilik değerlerini hedef almasıdır.

Örneğin bir kişinin Instagram gönderisinin altına ağır küfür içeren yorum yazılması, X üzerinden kişiyi hedef alan aşağılayıcı ifadeler paylaşılması, Facebook’ta kişinin adı verilerek küçük düşürücü sözler yazılması, TikTok videosu altında sövme niteliğinde yorum yapılması veya WhatsApp üzerinden doğrudan hakaret içerikli mesaj gönderilmesi hakaret suçu kapsamında değerlendirilebilir.

Hakaret suçu iki temel şekilde işlenebilir. Birincisi, kişiye somut bir fiil veya olgu isnat edilmesidir. Örneğin bir kişiye hırsız, dolandırıcı, ahlaksız, sahtekâr gibi somut isnatlarda bulunulması bu kapsamda gündeme gelebilir. İkincisi ise sövme suretiyle hakarettir. Burada belli bir fiil isnadı yapılmasa bile mağdurun kişilik değerlerini aşağılayan kaba ve onur kırıcı ifadeler kullanılır.

Ancak burada ayrım önemlidir. Bir kişiye yönelik “hatalı davrandı”, “başarısız”, “işini iyi yapmıyor”, “eleştiriyorum”, “bu açıklamasına katılmıyorum” gibi ifadeler, bağlama göre sert eleştiri niteliğinde kalabilir. Yargıtay uygulamasında da her ağır eleştiri veya rahatsız edici söz hakaret sayılmamaktadır; sözlerin açıkça tahkir edici nitelikte olup olmadığı somut olayın şartlarına göre değerlendirilir.

TCK m.125 Kapsamında Hakaret Suçunun Unsurları

Hakaret suçunun oluşabilmesi için öncelikle belirli veya belirlenebilir bir mağdur bulunmalıdır. Sosyal medya paylaşımında mağdurun adı açıkça yazılmasa bile, kullanılan ifadelerden kimin hedef alındığı anlaşılabiliyorsa suç oluşabilir. Örneğin kişinin fotoğrafı, kullanıcı adı, mesleği, çalıştığı yer, aile bağlantısı veya olay bağlamı üzerinden kim olduğu anlaşılıyorsa mağdurun belirlenebilir olduğu kabul edilebilir.

İkinci unsur, kullanılan sözlerin onur, şeref ve saygınlığı rencide edici nitelikte olmasıdır. Sosyal medyada gündelik tartışmalar, siyasi eleştiriler, ticari yorumlar veya tüketici şikâyetleri bazen sert ifadeler içerebilir. Ancak ceza hukuku bakımından önemli olan, ifadenin eleştiri sınırını aşıp kişiyi toplum önünde küçük düşürmeye, aşağılamaya veya itibarsızlaştırmaya yönelik olup olmadığıdır.

Üçüncü unsur, kasttır. Hakaret suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Fail, kullandığı sözlerin muhatabın kişilik değerlerine saldırı niteliği taşıdığını bilerek ve isteyerek hareket etmelidir. Mizah, alıntı, haber verme, eleştiri, cevap hakkı, haksız fiile tepki veya tartışmanın bütünlüğü gibi hususlar somut olayda ayrıca değerlendirilir.

Dördüncü unsur, fiilin mağdura yönelmiş olmasıdır. Sosyal medyada genel, soyut, belirsiz ve muhatabı anlaşılamayan ifadeler her zaman hakaret suçunu oluşturmaz. Örneğin geniş bir topluluğa yönelik genel eleştiriler ile doğrudan belirli bir kişiyi hedef alan aşağılayıcı ifadeler aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Sosyal Medyada Aleniyet Unsuru

Sosyal medya hakaret dosyalarında en önemli tartışmalardan biri aleniyet unsurudur. TCK m.125/4’e göre hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ceza altıda biri oranında artırılır. Ancak sosyal medyada yapılan her paylaşım otomatik olarak aleni kabul edilmez. Paylaşımın kimler tarafından görülebildiği, hesabın herkese açık mı yoksa sınırlı erişimli mi olduğu, mesajın özelden mi yoksa kamuya açık şekilde mi gönderildiği, grup üyelerinin sayısı ve niteliği gibi hususlar önem taşır.

Yargıtay, Facebook üzerinden yapılan paylaşımlarda aleniyet artırımı uygulanabilmesi için paylaşımın herkes tarafından görülme imkânının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini birçok kararında vurgulamıştır. Örneğin Yargıtay 18. Ceza Dairesi, Facebook hesabında yapılan paylaşım bakımından sanığın paylaşımlarının herkes tarafından görülüp görülemeyeceği açıklanıp tartışılmadan TCK m.125/4 uygulanmasını hukuka aykırı bulmuştur.

Benzer şekilde Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Facebook mesajı yoluyla hakaret olayında aleniyet unsurunun ne şekilde oluştuğu ve paylaşımın herkes tarafından görülüp görülemeyeceği tartışılmadan ceza artırımı yapılmasını bozma nedeni saymıştır. Bu yaklaşım, sosyal medya dosyalarında aleniyetin otomatik kabul edilmemesi gerektiğini göstermektedir.

Buna karşılık X/Twitter gibi herkese açık paylaşımlarda, paylaşımın belirsiz sayıda kişi tarafından görülebilme imkânı varsa aleniyet unsurunun oluştuğu kabul edilebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin bir kararında, sanığın hakaret eylemini aleni olan Twitter isimli sosyal paylaşım sitesinde herkese açık şekilde gerçekleştirmesine rağmen TCK m.125/4’ün uygulanmaması bozma nedeni olarak değerlendirilmiştir.

Özel Mesaj Yoluyla Hakaret Suçu

Sosyal medya hakaret suçunun yalnızca herkese açık paylaşımlarla işlenmesi gerekmez. Instagram DM, Facebook Messenger, WhatsApp, Telegram, e-posta veya benzeri özel iletişim yollarıyla gönderilen hakaret içerikli mesajlar da TCK m.125 kapsamında suç oluşturabilir. Ancak özel mesajlarda aleniyet artırımı kural olarak uygulanmaz; çünkü mesaj yalnızca muhataba veya sınırlı kişilere gönderilmiştir.

Burada önemli olan, mesajın doğrudan mağdura yöneltilmiş olmasıdır. TCK m.125/2’de hakaretin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde de suçun oluşacağı kabul edilmektedir. Dolayısıyla sosyal medya özel mesajı, WhatsApp mesajı, SMS veya e-posta ile gönderilen hakaret içerikleri de cezai sorumluluk doğurabilir.

Ancak özel mesajların delil olarak kullanılabilmesi için hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir. Mağdurun kendisine gönderilen mesajları delil olarak sunması kural olarak mümkündür. Buna karşılık başkasının hesabına izinsiz girerek, şifre kırarak veya üçüncü kişinin telefonundan gizlice yazışma elde ederek delil toplamak hukuka aykırı delil tartışması doğurabilir.

Gıyapta Hakaret ve Sosyal Medya Grupları

Hakaret mağdurun yüzüne karşı veya doğrudan ileti yoluyla işlenebileceği gibi, mağdurun yokluğunda da işlenebilir. TCK m.125/1’e göre mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. Sosyal medya grupları, WhatsApp grupları, Telegram kanalları veya kapalı forumlar bakımından bu unsur özellikle önemlidir.

Örneğin bir WhatsApp grubunda mağdurun bulunmadığı sırada ona yönelik hakaret içerikli sözler yazılmışsa, grupta en az üç kişinin bu ifadeyi öğrenme imkânı bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Ancak grup yazışmasının niteliği, katılımcı sayısı, mesajın kimler tarafından görüldüğü ve mağdurun grupta bulunup bulunmadığı somut olayda önem taşır.

Gıyapta hakaret ile aleniyet birbirinden farklıdır. Gıyapta hakarette en az üç kişiyle ihtilat aranırken, aleniyette belirsiz sayıda kişinin görme, duyma veya algılama ihtimali önemlidir. Bu nedenle kapalı bir WhatsApp grubunda üç kişiyle ihtilat şartı gerçekleşebilir; ancak aleniyet unsuru her zaman oluşmayabilir.

Hangi Sözler Hakaret Sayılır, Hangileri Eleştiri Kapsamındadır?

Sosyal medya hakaret suçlarında en hassas konu, ifade özgürlüğü ile hakaret arasındaki sınırdır. Demokratik toplumda eleştiri hakkı geniş yorumlanmalıdır. Özellikle siyasetçiler, kamu görevlileri, tanınmış kişiler, ticari işletmeler ve kamuoyunu ilgilendiren konularda açıklama yapan kişiler daha ağır eleştirilere katlanmak durumunda olabilir. Ancak eleştiri hakkı, kişiye küfür etme, somut isnatla itibarsızlaştırma veya kişilik değerlerini hedef alma hakkı vermez.

Yargıtay kararlarında sıkça vurgulanan ölçüt şudur: Her kaba, nezaket dışı veya rahatsız edici ifade hakaret suçunu oluşturmaz. Sözlerin açıkça onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olması gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bazı kararlarında kaba ve nezaket dışı ifadelerin hakaret suçunun yasal unsurlarını oluşturmadığını belirterek mahkûmiyet kararlarını bozmuştur.

Bu nedenle sosyal medya paylaşımı değerlendirilirken sözün tamamı, paylaşımın bağlamı, taraflar arasındaki önceki tartışma, mağdurun konumu, kullanılan kelimelerin toplumdaki anlamı, paylaşımın amacı ve etkisi birlikte incelenmelidir. Tek bir kelimeyi bağlamından koparıp değerlendirmek hatalı sonuçlara yol açabilir.

Kamu Görevlisine Sosyal Medyada Hakaret

Hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi nitelikli hâl oluşturur. TCK m.125/3-a kapsamında kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Burada önemli olan, hakaretin kamu görevlisinin görevi nedeniyle yapılmış olmasıdır.

Örneğin bir belediye görevlisine yaptığı işlem nedeniyle sosyal medyada hakaret edilmesi, bir öğretmene görevi sebebiyle aşağılayıcı sözler yazılması, bir polis memuruna görevinden dolayı hakaret edilmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak kamu görevlisinin özel hayatına ilişkin ve göreviyle bağlantısız bir tartışma söz konusuysa nitelikli hâlin uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca incelenmelidir.

Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunda soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlı değildir. Buna karşılık kamu görevlisi olmayan kişilere yönelik hakaret suçları kural olarak şikâyete bağlıdır. Bu ayrım, sosyal medya hakaret dosyalarında şikâyet süresi ve uzlaştırma bakımından önemlidir.

Şikâyet Süresi ve Uzlaştırma

Hakaret suçu, kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hâller hariç olmak üzere şikâyete bağlıdır. Şikâyete bağlı suçlarda mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet hakkını kullanması gerekir. Sosyal medya hakaretlerinde mağdurun paylaşımı ne zaman gördüğü, failin kimliğini ne zaman öğrendiği ve şikâyetin süresinde yapılıp yapılmadığı önem taşır.

Hakaret suçu, kural olarak uzlaştırma kapsamında değerlendirilen suçlardandır. CMK m.253’e göre soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda uzlaştırma girişiminde bulunulur. Bu nedenle sosyal medya üzerinden hakaret dosyalarında savcılık aşamasında dosya uzlaştırma bürosuna gönderilebilir. Uzlaşma sağlanırsa kamu davası açılmayabilir veya kovuşturma aşamasında dosya düşebilir.

Ancak her dosyada uzlaştırma stratejisi aynı değildir. Mağdur açısından özür, içeriğin kaldırılması, tazminat, sosyal medya üzerinden düzeltme paylaşımı veya belirli bir edim talep edilebilir. Şüpheli açısından ise uzlaşmanın kabulü, ileride adli sicil ve mahkûmiyet riski doğmaması bakımından değerlendirilebilir. Fakat uzlaşma görüşmelerinde kullanılan ifadeler ve kabul beyanları dikkatle yönetilmelidir.

Sosyal Medya Hakaretinde Delil Toplama

Sosyal medya üzerinden hakaret suçunda başarılı bir hukuki süreç için delillerin doğru toplanması büyük önem taşır. Çünkü fail paylaşımı silebilir, kullanıcı adını değiştirebilir, hesabı kapatabilir veya içeriği gizleyebilir. Bu nedenle mağdurun gecikmeden delil oluşturması gerekir.

Delil toplarken yalnızca ekran görüntüsü almak her zaman yeterli değildir. Paylaşımın URL bağlantısı, tarih ve saat bilgisi, kullanıcı adı, profil bağlantısı, paylaşımın herkese açık olup olmadığı, yorumlar, beğeniler, etiketlenen kişiler ve varsa paylaşımın ekran kaydı saklanmalıdır. Özellikle aleniyet iddiası varsa hesabın herkese açık olduğunu gösteren kayıtlar da dosyaya eklenmelidir.

Instagram, X, Facebook veya TikTok gibi platformlarda kullanıcı adları değiştirilebilir. Bu nedenle ekran görüntülerinde profil sayfası, kullanıcı adı, profil fotoğrafı, biyografi bilgisi ve paylaşım bağlantısı birlikte görünmelidir. WhatsApp veya Telegram yazışmalarında ise telefon numarası, grup adı, katılımcı sayısı, mesaj tarihi ve mesajın bağlamı korunmalıdır.

Gerekli durumlarda noter tespiti, uzman raporu, adli bilişim raporu veya mahkeme/savcılık aracılığıyla platform kayıtlarının istenmesi gündeme gelebilir. Özellikle sahte hesap kullanımı varsa savcılıktan IP ve log kayıtlarının talep edilmesi önemlidir. Ancak bazı platformların yurt dışı merkezli olması, failin VPN kullanması veya hesabın sahte bilgilerle açılması fail tespitini zorlaştırabilir.

Sahte Hesap Üzerinden Hakaret

Sosyal medya hakaretlerinde sık karşılaşılan sorunlardan biri sahte hesap kullanılmasıdır. Fail, kendi kimliğini gizlemek için anonim bir hesap açabilir, başkasına ait fotoğraf kullanabilir veya ele geçirilmiş bir hesap üzerinden hakaret içerikli paylaşım yapabilir. Bu durumda mağdurun doğrudan failin kim olduğunu bilmesi her zaman mümkün olmayabilir.

Sahte hesap üzerinden hakaret olaylarında suç duyurusu dilekçesinde hesabın kullanıcı adı, URL bağlantısı, paylaşım içerikleri, mesajlar, profil bilgileri ve hesabın varsa mağdurla bağlantısı ayrıntılı şekilde belirtilmelidir. Savcılıktan ilgili platforma müzekkere yazılarak hesabın oluşturulma bilgileri, IP kayıtları, giriş tarihleri, bağlı e-posta veya telefon bilgileri ve kullanıcı hareketlerinin araştırılması talep edilebilir.

Ancak yalnızca “sahte hesaptan hakaret edildi” denilmesi yeterli değildir. Hesabın mağduru nasıl hedef aldığı, ifadelerin hangi tarihte yazıldığı, paylaşımın kimler tarafından görüldüğü ve hesabın faille bağlantısını gösteren emareler açıklanmalıdır.

Retweet, Alıntı, Paylaşım ve Beğeni Hakaret Suçu Oluşturur mu?

Sosyal medyada yalnızca hakaret içerikli ifadeyi ilk yazan kişi değil, bu içeriği bilerek yayan, alıntılayan veya kendi hesabında paylaşan kişi de somut olayın özelliklerine göre sorumlulukla karşılaşabilir. Özellikle retweet, alıntı paylaşım, hikâyede paylaşma veya hakaret içerikli gönderiyi yeniden dolaşıma sokma eylemleri dikkatle değerlendirilir.

Ancak burada otomatik bir sorumluluktan söz etmek doğru değildir. Paylaşan kişinin kastı, içeriği benimseyip benimsemediği, eleştirmek amacıyla mı yoksa yaymak amacıyla mı paylaştığı, paylaşımın bağlamı ve hedef gösterme niteliği taşıyıp taşımadığı incelenmelidir. Örneğin hakaret içerikli bir paylaşımı kınamak amacıyla alıntılayan kişi ile aynı içeriği mağduru hedef göstermek amacıyla yayan kişi aynı şekilde değerlendirilemez.

Beğeni bakımından ise tek başına beğeninin hakaret suçu oluşturup oluşturmayacağı her olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Beğeni, her zaman hakaret fiiline iştirak anlamına gelmeyebilir; ancak sistematik şekilde hedef gösterme, organize saldırı veya hakaret kampanyası içinde yer alma gibi durumlarda delil değeri taşıyabilir.

Manevi Tazminat Davası Açılabilir mi?

Sosyal medya üzerinden hakarete uğrayan kişi yalnızca ceza soruşturması başlatmakla sınırlı değildir. Aynı zamanda kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat davası açılması da mümkündür. Hakaret içerikli paylaşımın yayılma alanı, kullanılan ifadelerin ağırlığı, mağdurun toplum içindeki konumu, paylaşımın süresi, failin kastı, paylaşımın etkisi ve mağdurda yarattığı manevi zarar tazminat miktarında etkili olabilir.

Tazminat davası ile ceza davası birbirinden farklıdır. Ceza davasında failin cezalandırılması amaçlanırken, hukuk davasında mağdurun kişilik haklarına yönelik saldırı nedeniyle uğradığı manevi zararın giderilmesi hedeflenir. Ceza mahkemesinde mahkûmiyet kararı verilmesi, tazminat davasında mağdur lehine önemli bir delil niteliği taşıyabilir; ancak her durumda hukuk mahkemesi manevi zarar ve tazminat miktarını ayrıca değerlendirir.

Bunun yanında mağdur, hukuka aykırı içeriğin kaldırılmasını, saldırının durdurulmasını, saldırının tespitini ve gerektiğinde düzeltme/cevap niteliğinde hukuki koruma taleplerini de değerlendirebilir.

İçerik Kaldırma ve Erişimin Engellenmesi

Sosyal medya hakaretlerinde mağdur açısından en acil ihtiyaçlardan biri, hakaret içerikli paylaşımın yayından kaldırılmasıdır. Çünkü içerik yayında kaldıkça mağdurun itibarı daha fazla zarar görebilir. Özellikle geniş takipçili hesaplardan yapılan paylaşımlar, viral içerikler, haber sayfaları veya organize linç kampanyaları ciddi itibar kaybına neden olabilir.

Bu durumda platformun kendi şikâyet mekanizması kullanılabilir. Ancak platform başvurusu yapılmadan önce deliller mutlaka kaydedilmelidir. Çünkü içerik kaldırıldıktan sonra ispat zorluğu doğabilir. Ayrıca hukuki şartlar oluşmuşsa kişilik haklarının korunması, saldırının durdurulması, manevi tazminat ve ilgili mevzuat kapsamında içerik kaldırma/erişim engeli yolları değerlendirilebilir.

5651 sayılı Kanun, internet ortamındaki yayınlar ve erişim engeli süreçleri bakımından temel mevzuatlardan biridir. Ancak kişilik haklarına dayalı içerik kaldırma rejimi bakımından Anayasa Mahkemesi kararları ve mevzuat değişiklikleri nedeniyle güncel durum her somut olayda ayrıca kontrol edilmelidir. Bu nedenle hakaret içerikli sosyal medya paylaşımlarında yalnızca ceza şikâyeti değil, içeriğin yayından kaldırılmasına yönelik hızlı hukuki adımlar da planlanmalıdır.

Yargıtay Uygulamalarında Sosyal Medya Hakareti

Yargıtay’ın sosyal medya hakaret suçlarına ilişkin uygulaması birkaç ana ölçüt etrafında şekillenmektedir. Birincisi, kullanılan sözlerin hakaret mi yoksa ağır eleştiri mi olduğudur. Yargıtay, kaba ve rahatsız edici ifadelerin her zaman hakaret suçu oluşturmayacağını; suçun oluşması için sözlerin açıkça onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olması gerektiğini vurgulamaktadır.

İkincisi, aleniyet unsurudur. Yargıtay, sosyal medya platformundaki paylaşımın herkese açık olup olmadığının araştırılması gerektiğini kabul etmektedir. Facebook hesabında yapılan paylaşımın veya mesajın herkes tarafından görülüp görülemeyeceği açıklanmadan aleniyet artırımı yapılması bozma nedeni sayılmıştır.

Üçüncüsü, herkese açık sosyal medya paylaşımlarında aleniyet artırımı uygulanması gerektiğidir. Özellikle Twitter/X gibi herkese açık paylaşımlarda, hakaret içerikli ifadelerin belirsiz sayıda kişi tarafından görülebilme imkânı varsa TCK m.125/4 kapsamında ceza artırımı gündeme gelebilir.

Dördüncüsü, birden fazla kişiye yönelik hakaretlerde zincirleme suç veya tek fiille birden fazla mağdura karşı suç hükümlerinin değerlendirilmesidir. Yargıtay kararlarında, sosyal medya paylaşımının birden fazla kişiyi hedef alması hâlinde TCK m.43 hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı da tartışılmaktadır.

Bu kararlar, sosyal medya hakaret dosyalarında yalnızca paylaşım içeriğinin değil; paylaşımın yapıldığı platformun, gizlilik ayarlarının, mağdur sayısının, sözlerin bağlamının ve paylaşımın erişim alanının da önemli olduğunu göstermektedir.

Sosyal Medyada Hakarete Uğrayan Kişi Ne Yapmalı?

Sosyal medyada hakarete uğrayan kişi öncelikle paylaşımı silinmeden delillendirmelidir. Ekran görüntüsü alınmalı, URL bağlantısı kaydedilmeli, tarih ve saat bilgisi korunmalı, hesabın herkese açık olup olmadığı gösterilmeli ve mümkünse ekran kaydı alınmalıdır. Paylaşımı yapan hesabın profil bilgileri de ayrıca kaydedilmelidir.

Ardından Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulabilir. Şikâyet dilekçesinde olayın kronolojisi, paylaşımın içeriği, fail biliniyorsa kimlik bilgileri, bilinmiyorsa kullanıcı adı ve hesap bağlantısı, mağdurun uğradığı zarar ve toplanması istenen deliller açıkça belirtilmelidir.

Sahte hesap varsa savcılıktan platform kayıtlarının, IP ve log bilgilerinin, bağlı telefon/e-posta bilgilerinin istenmesi talep edilmelidir. Özel mesaj yoluyla hakaret varsa mesaj ekran görüntüleri, konuşmanın tamamı, gönderen hesap veya telefon numarası ve tarih bilgisi sunulmalıdır.

Eğer paylaşım hâlen yayındaysa içerik kaldırma başvurusu, platform şikâyeti ve kişilik haklarının korunmasına yönelik hukuki yollar birlikte değerlendirilmelidir. Ağır ihlallerde manevi tazminat davası açılması da mümkündür.

Sonuç

Sosyal medya üzerinden hakaret suçu, dijital çağın en sık karşılaşılan ceza hukuku sorunlarından biridir. Instagram, X, Facebook, TikTok, WhatsApp ve benzeri platformlar üzerinden yapılan paylaşımlar, yorumlar, özel mesajlar veya grup yazışmaları, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikteyse TCK m.125 kapsamında cezai sorumluluk doğurabilir.

Ancak her sert eleştiri, her kaba söz veya her rahatsız edici ifade hakaret suçu oluşturmaz. Yargıtay uygulamasında da ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasında denge kurulmakta; sözlerin hakaret sayılabilmesi için açıkça tahkir edici nitelikte olması aranmaktadır. Buna karşılık sövme, somut fiil isnadı, küçük düşürme ve kişilik değerlerine saldırı içeren ifadeler sosyal medya üzerinden işlendiğinde cezai ve hukuki sonuçlar doğurabilir.

Sosyal medya hakaret dosyalarında aleniyet unsuru ayrıca önemlidir. Herkese açık paylaşımlarda ceza artırımı gündeme gelebilirken, özel mesajlarda veya kapalı gruplarda aleniyetin oluşup oluşmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Yargıtay, aleniyet artırımı uygulanmadan önce paylaşımın herkes tarafından görülüp görülemeyeceğinin araştırılması gerektiğini açıkça vurgulamaktadır.

Sonuç olarak sosyal medya üzerinden hakarete uğrayan kişilerin delilleri kaybetmeden hareket etmesi, ekran görüntüsü yanında URL, tarih, saat, kullanıcı adı ve profil bağlantısını da kaydetmesi, süresi içinde şikâyette bulunması ve gerekiyorsa içerik kaldırma ile manevi tazminat yollarını değerlendirmesi gerekir. Şüpheli veya sanık açısından ise sözlerin hakaret mi yoksa eleştiri mi olduğu, aleniyet unsurunun oluşup oluşmadığı, hesabın kime ait olduğu, delillerin hukuka uygun elde edilip edilmediği ve failin kastı dikkatle incelenmelidir.

Bu nedenle sosyal medya hakaret suçları, basit bir internet tartışması gibi görülmemeli; ceza hukuku, bilişim hukuku, kişilik hakları ve dijital delil boyutlarıyla birlikte profesyonel şekilde değerlendirilmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button