Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri Yargıtay Kararları Nelerdir ?
Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri İle Yargıtay Kararları
1. Hukuk Dairesi 2016/11103 E. , 2019/4025 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL,TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen davada;Davacı, 149 ada 225 parsel sayılı taşınmazdaki 344/2400 payını, taşınmaza öğrenci yurdu ile kütüphane yapılması, yapılacak kütüphaneye isminin verilmesi ve Gördes mezarlığında bekçi istihdam edilmesi şartlarıyla davalı Belediyeye bağış suretiyle temlik ettiğini, davalı ile aralarında protokol düzenlendiğini, ancak anılan protokolü kaybettiğini, davalının yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi taşınmazı da Hazineye devrettiğini, yaşının ileri olması nedeniyle fiil ehliyetini haiz olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline olmadığı takdirde sebepsiz zenginleşme ölçüsünde veya taşınmazın değerinin bağış tarihinden işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama devam ederken ehliyetsizlik iddiasından vazgeçmiştir.Davalı, taşınmazın maliki olmadıklarını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, bağışın kayıtsız şartsız yapıldığını, ayrıca davacının iddia ettiği şartların yerine getirilmesinin de mümkün olmadığını, sebepsiz zengileşmenin söz konusu olmadığını, taşınmaza Kredi Yurtlar Kurumu tarafından yurt yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temlikin kayıtsız ve şartsız bağış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle tapu iptali ve tescil istemli davaların kayıt maliki aleyhine açılabileceği, dava tarihi itibariyle davalının kayıt maliki olmadığı tapu iptali ve tescil isteğinin reddinin bu gerekçe ve sonucu itibariyle doğru olduğu, bağışın kayıtsız ve şartsız olduğu, koşullu olduğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı gözetilerek bedel isteğinin de reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre; davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 15.20 .-TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi 2015/12546 E. , 2015/19798 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : BURSA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/12/2014
NUMARASI : 2011/422-2014/527
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; davacıların dedesi İsmail kendisine ait evi davacıların babası olan muris Selahattin devrettiğini, Selahattin babalarının kendisine devrettiği evdeki hisselerine karşılık kardeşleri olan davalılara 263 ve 365 parsel numaralı taşınmazları devrettiğini, davalıların 1994 yılında Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/249 esas sayılı dosyasında muvazaa nedeniyle tapu iptal davası açıp harici paylaşımdan dolayı davacının babası Selahattin’e devredilen Ç.Köyü 1064 numaralı parselin satışının iptalini istediklerini bu dava sonuçlanmadan da kendilerine devredilen 263 parsel ile 365 parsel numaralı yerleri 20.01.1995 tarihinde Mehmet Nazmi isimli şahsa satıldığını, 07.05.1996 tarihinde ise Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyasının karara çıktığı ve Selahattin yapılan satışın iptaline karar verildiğini verilen kararın davacılar tarafından temyiz edildiğini ve kararın Yargıtay tarafından onandığını, davacıların murisi Selahattin’e verilen taşınmazın satışının muvazaa nedeniyle iptal edilmesinden dolayı davacıların murisi Selahattin tarafından davalılara 1064 sayılı parseldeki hisselerine karşılık verilen 263 ve 365 parsel sayılı taşınmazların devrinin sebebinin de ortadan kalktığını, davalılar lehine sebepsiz zengileşme ortaya çıktığını iddia ederek devri yapılan 263 ve 365 parsel sayılı taşınmazların dava tarihindeki değerine karşılık şimdilik 50.000TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar birlikte vermiş oldukları dilekçeler ile; davacıların vefat eden ağabeyleri Selahattin Aydoğdu’nun çocukları olduğunu, ağabeyleri vefat etmeden önce babaları tarafından intikal eden taşınmazlardan B. ili N. ilçesi Ç. köyü 263 ve 365 nolu parsellerin birer parsel olmak üzere sattıklarını, ağabeylerinin vefatından sonra geriye kalan davacıların bu davayı açtıklarını, belirtilen taşınmazların 1064 parsel sayılı taşınmazla bir alakasının olmadığını, satmış oldukları 834 parselle alakasının olduğunu, ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece; dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunun 66. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak açılmış olan davalarda 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresi ön görüldüğü, dava tarihi itibariyle bu sürenin geçirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre zamanaşımı süresi için kanunda 1 ve 10 yıllık süreler öngörülmüştür. Ancak bu sürenin işleyebilmesi için davacı tarafın verdiğini geri istemeye hakkı olduğunu öğrenmiş olması gerekir. Bu durumda zamanaşımı, davacının dava açmaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlar.
Somut olayda; davacı vekili müvekkilinin davaya konu 1064 no.lu parseli murisinden devralmasına karşılık davalılara 263 ve 365 no.lu parselleri devrettiği, ancak açılan tapu iptal davası ile 1064 no.lu parselin davacı adına olan tapusunun iptal edildiği, bu nedenle davalılara yapılan devrin de sebepsiz kaldığını iddia ederek iş bu davayı açmıştır. Yukarıda yapılan açıklamaya göre davacının, davaya açmaya hakkı olduğunu, 1064 no.lu taşınmazın kendi adına olan tapusunun iptal edildiği kararın kesinleşmesi ile öğrendiği, zamanaşımının da bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı açıktır.
O halde mahkemece; yukarıdaki açıklamalar ışığında, bahsi geçen tapu iptal ve tescil davasının kesinleştiği tarih araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi 2022/7624 E. , 2023/6870 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/169 Esas, 2021/323 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali-alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının müşterisi olan dava dışı firmanın hesabından davalının hesabına 10.000,00 USD transfer edilmesi gerekirken yanlışlıkla 100.000,00 USD transfer edildiğini, davalının havale edilen parayı hesaptan çektiğini, davalının yanlışlıkla fazla ödenen 90.000,00 USD’yi iadeye yanaşmaması üzerine davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatına karar verilmesini ayrıca haksız fiil tarihinden takip tarihine kadar icra takibinde talep edilmeyen faiz bedeli olarak 7.075,00 USD’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının eşi ile dava dışı Ayka İnşaat arasında sözleşme ilişkisi bulunduğunu, davalının eşi tarafından yapılan kalorifer tesisatı ve kalorifer kazan dairesinin yapım işlerine istinaden 105.000,00 USD hakedişlerinin bulunduğunu, yapılan ödemenin bu alacağa istinaden yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 22.03.2016 tarih, 2015/742 E. ve 2016/253 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı asil tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 19.11.2018 tarih, 2017/91 E. ve 2018/5891 K. sayılı kararıyla ”… Mahkemece, itirazın iptaline ilişkin hüküm altına alınan alacağın TL karşılığı tutarı üzerinden, İİK’nın 67/1. maddesi uyarınca davalının icra takibine itirazında haksız olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle reddi doğru görülmediği gibi, mahkemece hüküm fıkrasında, “3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca yazılması gerekirken, 1 yıl vadeli USD hesaplarına uygulanan faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte aynen devamına” şeklinde karar verilmesi, faiz oranının belirsiz olması nedeniyle infazda tereddüt uyandıracağından bu husus da yerinde görülmemiştir.
Mahkemece takip tarihine kadar olan faiz ile ilgili olarak 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca Devlet bankalarının USD cinsinden para ile açılmış, bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının Devlet bankalarından sorularak, gelen cevaplar üzerine ödenen en yüksek faiz oranı tespit edilerek buna göre yapılacak faiz hesaplaması sonucu bir karar verilmesi gerekirken ilgili Yasa hükmü gereği hiçbir araştırma yapılmaksızın Ziraat Bankası faiz oranı dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın iptali davası yönünden; Mahkemelerince uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda hüküm fıkrasında asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz işletilmek suretiyle devamına ve takip konusu alacağın likid olduğu dikkate alınarak dava konusu alacağın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, İşlemiş faize yönelik alacak davası yönünden; mahkemelerince uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi Devlet bankalarından USD cinsinden para ile açılmış, 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranının sorulduğu, gelen yazı cevaplarına göre alınan bilirkişi ek raporuna göre kamu bankalarınca 1 yıl USD mevduata uygulanan en yüksek faiz oranları 2013 yılı için %3,70, 2014 yılı için ise %3,20 düzeyinde olduğu, 2013 ve 2014 yılları için o yıl içerisinde uygulanan en yüksek faiz oranı esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamalara göre davacının icra takip tarihi olan 26.09.2014 tarihi itibariyle 2.264,24 USD işlemiş faiz alacağı olduğunun tespit edildiği, Mahkemelerinin ilk kararında 2.476,84 USD işlemiş faiz hesaplandığı, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi ek raporunda ilk kararda hesaplanan işlemiş faizin altında 2.264,24 USD işlemiş faiz hesaplandığı, bozma ilamının davacı lehine olduğu ve davacı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınarak ilk karardaki 2.476,84 USD işlemiş faiz üzerinden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davacının itirazın iptali davasının kabulüne, alacak davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup bu karar kısmen usul ve yasaya aykırı olduğundan, bozulması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından, asıl alacağa ilişkin talepleri kabul edilmek ile birlikte, faiz talepleri hakkında taleplerinin çok altında bir rakama hükmedildiğini, öncelikle yerel mahkemenin müvekkil bankanın faiz kaybını hesaplarken, kamu bankaları tarafından uygulanan faiz oranı üzerinden hesaplama yapmasının hatalı olduğunu, zira alacaklı konumunda bulunan müvekkilin özel bir banka olup, müvekkilin dava konusu haksız fiile dayalı sebepsiz zengileşmede faiz zararı hesaplanırken müvekkil bankanın uyguladığı faiz oranlarının kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, bunun kabul edilmemesi halinde ise Devlet bankalarında USD için açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına fiilen ödedikleri en yüksek faiz oranlarının tespit edilerek hesaplama yapılması gerektiğini, bu halde yerel mahkeme tarafından öncelikle devlet bankalarının temerrüt tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede, USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına fiilen ödenilen en yüksek faiz oranlarını tespit edildikten sonra, birer yıllık dönemler halinde, asıl alacağa temerrüt tarihinden itibaren talep edebileceği işlemiş faiz miktarı belirlenmeli, takip tarihinden sonrası için işleyecek faizin nitelik ve oranı da yukarıdaki ilkeler doğrultusunda belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali-alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.