Single Blog Title

This is a single blog caption

Deepfake Dolandırıcılığı Nedir? Yapay Zekâ ile Üretilen Sahte Görüntü ve Seslerde Hukuki Sorumluluk

Deepfake Dolandırıcılığı Neden Yeni Nesil Bir Hukuki Tehdit Haline Geldi?

Deepfake dolandırıcılığı, yapay zekâ teknolojilerinin bir kişinin görüntüsünü, yüzünü veya sesini gerçeğe son derece yakın şekilde taklit etmek amacıyla kullanılması sonucunda ortaya çıkan yeni nesil dolandırıcılık yöntemlerinden biridir.

Birkaç saniyelik ses kaydı kullanılarak bir şirket yöneticisinin sesi taklit edilebilir, bir kişinin hiç söylemediği sözleri söylediği sahte bir video oluşturulabilir veya görüntülü görüşmede gerçek bir kişinin yüzü başka bir kişi tarafından kullanılabilir.

Bu teknolojiler eğlence, sanat ve eğitim gibi meşru amaçlarla kullanılabilmekle birlikte dolandırıcılık, kimlik taklidi, şantaj, itibar saldırıları ve kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması bakımından ciddi riskler doğurmaktadır.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu da yayımladığı Deepfake Bilgi Notu ile teknolojinin kişisel veriler bakımından oluşturduğu tehditlere, tespit yöntemlerine ve alınabilecek önlemlere ayrıca dikkat çekmiştir.


Deepfake Nedir?

“Deepfake” kavramı, “deep learning” ve “fake” kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır.

En basit ifadeyle deepfake; yapay zekâ ve derin öğrenme teknolojileri kullanılarak gerçek bir kişiye ait görüntü, ses veya hareketlerin değiştirilmesi ya da tamamen yapay olarak oluşturulmasıdır.

Örneğin;

  • bir şirket sahibinin sesi klonlanarak muhasebeciden para transferi istenmesi,
  • bir yöneticinin görüntüsü kullanılarak sahte görüntülü toplantı yapılması,
  • bir kişinin hiç söylemediği sözlerin yer aldığı sahte video hazırlanması,
  • ünlü veya tanınmış kişilerin yatırım tavsiyesi veriyormuş gibi gösterilmesi,
  • kişinin yüzünün başka bir görüntüye yerleştirilmesi

deepfake teknolojisinin kötüye kullanımına örnek olabilir.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yalnızca görüntü değil, ses klonlama da en önemli dolandırıcılık araçlarından biri haline gelmiştir.


Deepfake Dolandırıcılığı Nasıl Yapılıyor?

Klasik dolandırıcılık yöntemlerinde fail mağduru telefon, mesaj veya sahte internet sitesi aracılığıyla ikna etmeye çalışırken, yapay zekâ kullanılan saldırılarda güvenilir bir kişinin kimliği taklit edilebilir.

Örneğin bir şirket çalışanı, yöneticisinin sesine son derece benzeyen bir telefon görüşmesi alabilir:

“Ödemeyi hemen şu hesaba gönder. Toplantıdayım, işlemi acil olarak tamamlamamız gerekiyor.”

Çalışan arayan kişinin gerçekten yöneticisi olduğuna inanarak para transferi yapabilir.

Benzer şekilde dolandırıcılar bir aile ferdinin sesini kullanarak;

“Kaza yaptım.”

“Telefonum çalındı.”

“Acil para göndermen gerekiyor.”

gibi ifadelerle mağdurun hızlı karar vermesini sağlayabilir.

Bu yöntemlerin ortak özelliği kişinin güven duyduğu bir kimliğin yapay zekâ aracılığıyla taklit edilmesidir.

Türkiye Adalet Akademisi Dergisi’nde 2026 yılında yayımlanan bir çalışma da yapay zekâ destekli sosyal mühendislik saldırılarının ses klonlama ve deepfake teknolojileri sayesinde daha gerçekçi, hızlı ve tespit edilmesi güç hale geldiğine dikkat çekmektedir.


Deepfake Kullanmak Türkiye’de Suç mu?

Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır.

Deepfake teknolojisinin kullanılması tek başına ve her durumda suç değildir.

Bir sinema filminde, mizah içeriğinde veya açıkça yapay olduğu belirtilen yaratıcı bir çalışmada deepfake teknolojisinden yararlanılması farklı şekilde değerlendirilir.

Ancak teknolojinin;

  • kişiyi aldatmak,
  • para veya ekonomik menfaat elde etmek,
  • özel hayatını ihlal etmek,
  • kişisel verilerini hukuka aykırı kullanmak,
  • hakaret etmek,
  • şantaj yapmak,
  • başka bir kişinin hesabına veya bilişim sistemine hukuka aykırı müdahalede bulunmak

amacıyla kullanılması halinde Türk Ceza Kanunu’ndaki çeşitli suç tipleri gündeme gelebilir.

Türkiye’de deepfake eylemlerini bütün yönleriyle düzenleyen bağımsız ve kapsamlı bir “deepfake suçu” bulunmadığından, hukuki değerlendirme somut olayda gerçekleştirilen fiile göre yapılmalıdır.


Deepfake Dolandırıcılığında TCK m.157 ve m.158 Uygulanabilir mi?

Deepfake teknolojisinin en önemli kullanım alanlarından biri dolandırıcılıktır.

Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılarak onun veya başkasının zararına, kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlaması şeklinde düzenlenmiştir.

Deepfake teknolojisi mağdurun aldatılması için kullanılan hileli davranışın aracı olabilir.

Örneğin şirket sahibinin sesi klonlanarak muhasebe çalışanının kandırılması ve para transferi yaptırılması halinde dolandırıcılık suçu gündeme gelebilir.

Somut olayda bilişim sistemlerinin veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması gibi TCK m.158’de sayılan şartların gerçekleşmesi halinde nitelikli dolandırıcılık hükümlerinin değerlendirilmesi de gerekebilir.

Nitekim güncel ceza hukuku çalışmalarında yapay zekâ destekli sosyal mühendislik saldırılarının olayın özelliklerine göre TCK m.157-158 kapsamındaki dolandırıcılık suçlarıyla ilişkilendirilebileceği belirtilmektedir.


Ses Klonlama Yoluyla Para İstenmesi Dolandırıcılık mıdır?

Somut olayın şartlarına göre evet.

Örneğin bir saldırgan, şirket genel müdürünün internetteki konuşmalarından ses örnekleri elde ederek yapay zekâ aracılığıyla sesini klonlamış olsun.

Daha sonra şirketin finans müdürünü arayarak:

“Yeni tedarikçiyle anlaştık. 1 milyon TL’yi verdiğim IBAN’a hemen gönder.”

dediğinde ve çalışan bu talimatın gerçekten genel müdürden geldiğini düşünerek ödemeyi yaptığında, yapay zekâ aracılığıyla oluşturulan sahte ses hile aracı olarak kullanılmış olacaktır.

Burada hukuki değerlendirme yalnızca sesin yapay zekâ ile oluşturulmasına değil;

  • mağdurun nasıl aldatıldığına,
  • paranın nereye gönderildiğine,
  • bilişim ve bankacılık sistemlerinin ne şekilde kullanıldığına,
  • failin kastına,
  • ekonomik menfaat elde edilip edilmediğine

göre yapılmalıdır.


Deepfake ve Kişisel Verilerin Korunması

Deepfake oluşturulurken genellikle gerçek kişilere ait;

  • yüz görüntüleri,
  • fotoğraflar,
  • videolar,
  • konuşma kayıtları,
  • ses örnekleri

kullanılmaktadır.

Bu veriler kişisel veri niteliği taşıyabilir.

Ancak önemli bir hukuki ayrım bulunmaktadır: Bir yüz veya ses kaydı her durumda otomatik olarak “biyometrik veri” değildir.

Verinin kişiyi benzersiz şekilde tanımlamak veya doğrulamak amacıyla özel teknik yöntemlerle işlenmesi halinde biyometrik veri ve dolayısıyla özel nitelikli kişisel veri hükümleri ayrıca gündeme gelebilir.

Deepfake sisteminin eğitilmesi veya sahte içeriğin oluşturulması için kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde toplanması ve işlenmesi halinde 6698 sayılı KVKK kapsamında ayrıca sorumluluk doğabilir.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu da deepfake teknolojisini kişisel veriler açısından açık bir risk alanı olarak değerlendirmektedir. Kurum 2026’daki açıklamalarında deepfake ve kimlik taklidinin yapay zekânın oluşturduğu güncel hukuki ve güvenlik riskleri arasında bulunduğunu ayrıca vurgulamıştır.


TCK Kapsamında Kişisel Verilere İlişkin Suçlar da Oluşabilir

Deepfake hazırlanması sırasında kişiye ait görüntülerin, ses kayıtlarının veya diğer kişisel verilerin elde edilme biçimi ayrıca ceza hukuku bakımından değerlendirilmelidir.

Somut olayın özelliklerine göre;

TCK m.135 – Kişisel verilerin kaydedilmesi

ve

TCK m.136 – Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.

Örneğin kişinin özel bir ortamda kaydedilmiş sesinin hukuka aykırı şekilde ele geçirilerek deepfake sisteminde kullanılması ile kişinin herkese açık bir konuşmasından elde edilen ses örneğinin kullanılması hukuken aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.

Her olayda verinin kaynağı ve elde edilme yöntemi ayrıca incelenmelidir.


Deepfake Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Edebilir mi?

Evet.

Bir kişinin özel yaşamıyla ilgili sahte görüntüler oluşturulması ve bunların internette yayımlanması halinde TCK m.134’te düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu gündeme gelebilir.

Özellikle kişinin cinsel içerikli bir görüntüye yüzünün yapay zekâ aracılığıyla yerleştirilmesi, mağdur bakımından son derece ağır sonuçlar yaratabilir.

Burada görüntünün tamamen gerçek olmaması hukuki sorumluluğun otomatik olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Kişinin özel hayatına ve kişilik değerlerine yönelik oluşturulan izlenim, görüntünün yayılma biçimi ve failin amacı birlikte değerlendirilmelidir.


Deepfake ile Bir Kişiye Suç İsnat Edilirse Ne Olur?

Deepfake teknolojisi yalnızca ekonomik dolandırıcılık için kullanılmamaktadır.

Örneğin bir kişinin görüntüsü ve sesi kullanılarak;

“Ben bu şirketten para çaldım.”

veya

“Bu suçu ben işledim.”

şeklinde sahte bir video oluşturulduğunu düşünelim.

Bu tür içerikler kişinin itibarı, mesleki kariyeri ve sosyal hayatı üzerinde ciddi zarar yaratabilir.

İçeriğin niteliğine göre hakaret, iftira, kişilik haklarının ihlali veya başka suç ve özel hukuk talepleri gündeme gelebilir.

Dolayısıyla deepfake olaylarında yalnızca “video gerçek mi?” sorusu değil, içeriğin mağdur hakkında hangi algıyı oluşturduğu da önem taşır.


Deepfake Nedeniyle Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Ceza sorumluluğundan bağımsız olarak kişinin görüntüsünün veya sesinin izinsiz ve hukuka aykırı biçimde kullanılması kişilik haklarının ihlali oluşturabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun kişiliğin korunmasına ilişkin hükümleri kapsamında mağdur, saldırının niteliğine göre hukuki koruma talep edebilir.

Türk Borçlar Kanunu m.58 kapsamında ise kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat gündeme gelebilir.

Örneğin deepfake görüntü nedeniyle kişinin;

  • ticari itibarı zarar görmüş,
  • işini kaybetmiş,
  • sosyal çevresinde küçük düşmüş,
  • psikolojik veya mesleki zarar yaşamış

olması halinde olayın özelliklerine göre maddi ve manevi tazminat talepleri değerlendirilebilir.

Bu nedenle aynı deepfake vakası hem ceza soruşturmasına hem de özel hukuk taleplerine konu olabilir.


Deepfake İçerik İnternette Yayılıyorsa Ne Yapılabilir?

İlk amaçlardan biri içeriğin daha fazla yayılmasını önlemektir.

Mağdurun mümkün olan en kısa sürede;

  • içeriğin URL adresini kaydetmesi,
  • paylaşım tarihini ve hesabı tespit etmesi,
  • ekran görüntüsü ve ekran kaydı alması,
  • mümkünse içeriğin orijinal dosyasını saklaması,
  • platforma ihlal bildirimi yapması,
  • gerekli hukuki başvuruları değerlendirmesi

önemlidir.

Özellikle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği internet yayınlarında 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesinde düzenlenen özel koruma mekanizmaları somut olayın şartlarına göre gündeme gelebilir.

Ancak internet içeriklerine ilişkin mevzuat son yıllarda önemli değişiklikler geçirdiğinden, erişimin engellenmesi ve içeriğin çıkarılması taleplerinde güncel mevzuat üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.


Deepfake Mağduru İlk Olarak Ne Yapmalı?

Deepfake dolandırıcılığında zaman son derece önemlidir.

Özellikle para transferi yapılmışsa mümkün olan en kısa sürede banka veya ödeme kuruluşuyla iletişim kurulması gerekir.

Bunun yanında olayın niteliğine göre;

  1. banka ve ödeme kuruluşuna işlemin dolandırıcılık kaynaklı olduğunun bildirilmesi,
  2. Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk birimlerine başvurulması,
  3. sahte içeriğin ve yazışmaların delillendirilmesi,
  4. sosyal medya veya internet platformuna bildirim yapılması,
  5. hesap ve telefon bilgilerinin korunması,
  6. gerekiyorsa kişisel veri ve kişilik haklarına ilişkin başvuruların yapılması

değerlendirilmelidir.

Delillerin sonradan silinebileceği unutulmamalıdır.

Bu nedenle yalnızca ekran görüntüsü alınmasıyla yetinilmeyip olayın şartlarına göre dijital delillerin doğrulanabilir şekilde muhafaza edilmesi önemlidir.


Deepfake Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Deepfake teknolojisinin gelişmesi nedeniyle yapay içerikleri çıplak gözle tespit etmek giderek zorlaşmaktadır.

Kişisel Verileri Koruma Kurumunun Deepfake Bilgi Notunda da bazı işaretlere dikkat çekilmektedir.

Örneğin;

  • yüz ve vücut hareketlerinin uyumsuzluğu,
  • olağan dışı yüz dokusu,
  • dudak hareketleri ile ses arasında uyumsuzluk,
  • gözlük veya ışık yansımalarında doğal olmayan görüntüler,
  • robotik ses,
  • yüz ifadesinin söylenenlerle uyuşmaması

şüphe nedeni olabilir.

Ancak güncel yapay zekâ sistemleri bu hataları giderek daha az yaptığı için yalnızca görüntünün “garip görünmesine” güvenmek yeterli değildir.


Şirketler Deepfake Dolandırıcılığına Karşı Ne Yapmalı?

Özellikle finans departmanları ve üst düzey yöneticilerin deepfake saldırılarına karşı kurumsal prosedür oluşturması gerekir.

En önemli önlemlerden biri tek kanallı talimata güvenmemektir.

Örneğin şirket içerisinde belirli tutarın üzerindeki para transferleri için;

  • telefon görüşmesinin yanında yazılı onay,
  • ikinci yönetici onayı,
  • önceden belirlenmiş doğrulama kodu,
  • farklı iletişim kanalından teyit,
  • çift imza veya çift kontrol

mekanizması uygulanabilir.

Bir yöneticinin sesini duymak veya görüntülü görüşmede yüzünü görmek artık tek başına kimlik doğrulama yöntemi olarak kabul edilmemelidir.


Şirket Yöneticilerinin Sosyal Medya Paylaşımları Risk Oluşturabilir mi?

Deepfake sistemlerinin geliştirilmesi için çok büyük miktarda veriye her zaman ihtiyaç duyulmayabilir.

Sosyal medyada yer alan konuşmalar, podcast yayınları, YouTube videoları veya toplantı kayıtları ses ve görüntü taklidi için kullanılabilir.

KVKK’nın Deepfake Bilgi Notu da sosyal medya platformlarındaki yüz ve ses içeriklerinin deepfake üretiminde kaynak olarak kullanılabileceğine dikkat çekmektedir.

Bu nedenle özellikle;

  • şirket yöneticileri,
  • kamuya mal olmuş kişiler,
  • finans yetkilileri,
  • ödeme talimatı verme yetkisi bulunan çalışanlar

deepfake saldırıları bakımından daha yüksek risk grubunda olabilir.


Türkiye’de Deepfake İçin Yeni Bir Kanuni Düzenleme Var mı?

Türkiye’de konuya ilişkin mevzuat tartışmaları devam etmektedir.

3 Aralık 2025 tarihinde TBMM’ye sunulan bir kanun teklifinde, yapay zekâ kullanılarak üretilen sahte içeriklere bunların AI tarafından oluşturulduğunu belirten bir işaret veya ibare eklenmesine yönelik düzenleme önerilmiştir.

Ancak 4 Eylül 2026 itibarıyla teklif halen komisyondadır ve yürürlükte bir kanun değildir.

8 Ocak 2026 tarihinde sunulan başka bir kanun teklifinde ise kişinin izni olmadan yapay zekâ araçları kullanılarak oluşturulan sesli, yazılı veya görüntülü içeriklerin paylaşılmasına izin veren dijital platformlara yönelik idari yaptırım düzenlemesi önerilmiştir. Bu teklif de aynı tarih itibarıyla komisyondadır.

Bu nedenle mevcut uyuşmazlıklarda öncelikle yürürlükteki TCK, KVKK, Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri üzerinden değerlendirme yapılmaktadır.


Avrupa Birliği AI Act Deepfake İçerikler İçin Ne Öngörüyor?

Avrupa Birliği bu konuda Türkiye’den daha özel bir düzenleyici yaklaşım benimsemiştir.

EU AI Act’in 50. maddesi, deepfake niteliğindeki görüntü, ses veya video içeriğini üreten veya manipüle eden AI sistemlerini kullanan belirli kişilere, içeriğin yapay olarak üretildiğini veya değiştirildiğini açıklama yükümlülüğü getirmektedir.

Bu şeffaflık yükümlülükleri 2 Ağustos 2026’dan itibaren uygulanmaya başlamıştır.

Dolayısıyla Avrupa Birliği pazarında faaliyet gösteren teknoloji şirketleri açısından deepfake konusu yalnızca ceza veya kişilik hakkı sorunu değil, aynı zamanda AI compliance ve şeffaflık yükümlülüğü haline gelmiştir.


Her Yapay Zekâ ile Üretilen Video Hukuka Aykırı mıdır?

Hayır.

Deepfake teknolojisinin;

  • sinema,
  • reklam,
  • eğitim,
  • sanat,
  • mizah,
  • oyun,
  • görsel efekt

gibi birçok hukuka uygun kullanım alanı bulunmaktadır.

Hukuki değerlendirmede içeriğin oluşturulma amacı, ilgili kişinin hakları, kişisel verilerin elde edilme yöntemi, içeriğin nasıl sunulduğu ve üçüncü kişileri yanıltıp yanıltmadığı önem taşır.

Örneğin açıkça “yapay zekâ ile oluşturulmuş parodi” olduğu belirtilen bir video ile bir şirket yöneticisinin gerçekten ödeme talimatı verdiği izlenimini yaratmak amacıyla hazırlanan sahte video aynı şekilde değerlendirilemez.


Sık Sorulan Sorular

Deepfake video hazırlamak suç mu?

Tek başına deepfake teknolojisinin kullanılması otomatik olarak suç değildir. Ancak içeriğin hazırlanma ve kullanılma amacına göre dolandırıcılık, özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret, kişisel verilere ilişkin suçlar veya başka suçlar gündeme gelebilir.

Birinin sesini yapay zekâ ile taklit etmek suç mu?

Sesin hangi şekilde elde edildiği ve hangi amaçla kullanıldığı önemlidir. Başkasını kandırmak veya ekonomik menfaat elde etmek amacıyla kullanılması ceza sorumluluğu doğurabilir.

Deepfake ile dolandırıldım, paramı geri alabilir miyim?

Olayın şartlarına göre hukuki ve cezai süreçler yürütülebilir. Para transferi gerçekleşmişse bankaya mümkün olduğunca hızlı bildirim yapılması ve adli makamlara başvurulması önemlidir. Paranın geri alınabilmesi işlemin niteliğine, paranın ulaştığı hesaplara ve sürecin ne kadar hızlı başlatıldığına bağlıdır.

Deepfake nedeniyle tazminat davası açılabilir mi?

Kişilik haklarının ihlal edilmesi veya maddi zarar oluşması halinde olayın şartlarına göre maddi ve manevi tazminat talep edilmesi mümkün olabilir.

Sosyal medyadaki fotoğrafımı kullanarak deepfake yapılabilir mi?

Teknik olarak mümkündür. Ancak fotoğrafın internette veya sosyal medyada kamuya açık olması, üçüncü kişilere onu her amaçla kullanma hakkı vermez.

Deepfake içerikler KVKK kapsamında değerlendirilebilir mi?

Evet. Gerçek kişilere ait yüz, ses, görüntü ve diğer bilgiler kişisel veri niteliği taşıyabilir. Verilerin elde edilmesi ve AI sistemi tarafından işlenmesi KVKK açısından ayrıca değerlendirilmelidir.


Sonuç: Deepfake Dolandırıcılığına Karşı Hukuki ve Teknik Tedbirler Birlikte Alınmalıdır

Deepfake dolandırıcılığı, yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte hem bireyleri hem de şirketleri ilgilendiren önemli bir bilişim ve ceza hukuku problemi haline gelmiştir.

Artık bir kişinin sesinin duyulması veya görüntülü görüşmede yüzünün görülmesi, o kişinin gerçekten görüşmenin karşı tarafında bulunduğunu kesin olarak göstermeyebilir.

Deepfake teknolojisinin dolandırıcılık amacıyla kullanılması halinde olayın özelliklerine göre dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık, kişisel verilere ilişkin suçlar, özel hayatın gizliliğini ihlal ve diğer ceza hükümleri gündeme gelebilir.

Ayrıca kişilik hakları ihlal edilen mağdurlar bakımından özel hukuk ve tazminat yolları da söz konusu olabilir.

Özellikle şirketlerin ödeme ve para transferi prosedürlerinde yalnızca sesli veya görüntülü talimatlara güvenmemesi, ek kimlik doğrulama mekanizmaları geliştirmesi önem taşımaktadır.

Deepfake veya yapay zekâ destekli dolandırıcılığa maruz kalan kişilerin ise dijital deliller kaybolmadan hareket etmesi, banka ve platform bildirimlerini yapması ve olayın niteliğine göre ceza, kişisel veri ve tazminat hukuku yollarını birlikte değerlendirmesi gerekebilir.

 

Leave a Reply

Call Now Button