Single Blog Title

This is a single blog caption

İddianamenin Kapsamı ve İçeriği

Ceza Muhakemesi Hukukunda Kamu Davasının Açılması: İddianamenin Hukuki Niteliği, Kapsamı ve İadesi Kurumu

 

Ceza muhakemesi süreci, suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlayan ve hükmün kesinleşmesiyle sona eren dinamik bir faaliyettir. Bu sürecin iki temel evresi olan “Soruşturma” ile “Kovuşturma” (Yargılama) arasındaki geçişi sağlayan, soruşturma evresinin nihai belgesi ve yargılamanın temel dayanağı **”İddianame”**dir.

Hukuk devleti ilkesinin geçerli olduğu sistemlerde, bir kişinin yargılanabilmesi için isnat edilen suçun sınırlarının net bir şekilde çizilmesi, delillerin ortaya konulması ve bağımsız bir yargı merciinin bu isnadı kabul etmesi gerekir. Türk hukukunda bu fonksiyonu iddianame yerine getirir. İddianame, sadece savcının iddialarını içeren bir dilekçe değil; mahkemenin yetki sınırlarını çizen, sanığın savunma hakkını kullanabilmesini sağlayan kurucu bir belgedir.

Bu çalışmada; iddianamenin tanımı, hukuki şartları (yeterli şüphe), şekli unsurları (CMK m.170) ve hatalı düzenlenen iddianamelerin mahkemece reddedilmesi anlamına gelen “İddianamenin İadesi” (CMK m.174) kurumu detaylıca incelenecektir.


I. İddianamenin Hukuki Niteliği ve Fonksiyonu

 

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) sistematiğinde, kamu davası açma yetkisi münhasıran Cumhuriyet savcısına aittir. Savcılık makamı, yürüttüğü soruşturma neticesinde elde ettiği delilleri değerlendirir ve bir karara varır. Eğer toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda mahkûmiyet ihtimalini beraat ihtimalinden güçlü kılıyorsa, savcı iddianame düzenleyerek kamu davasını açar.

Yargılamanın Çerçevesini Çizme İşlevi

 

İddianame, yargılamanın haritasıdır. Hukukumuzda geçerli olan “Davasız Yargılama Olmaz” (Nemo iudex sine actore) ilkesi gereğince, mahkeme ancak iddianamede gösterilen fiil ve fail hakkında hüküm kurabilir. Hakim, iddianamede yazılı olmayan bir suçtan dolayı sanığı yargılayamaz veya iddianamede adı geçmeyen bir kişiyi davaya dahil edemez. Bu duruma “İddianameye Bağlılık Kuralı” denir.

Bu nedenle iddianame; sanık için neyle suçlandığını öğrenme aracı, mahkeme için ise yargılama sınırlarını belirleyen resmi bir belgedir.


II. İddianame Düzenlemenin Ön Koşulu: Yeterli Şüphe

 

Cumhuriyet savcısı her şüphe üzerine iddianame düzenleyemez. Soruşturmanın başlayabilmesi için “Basit Şüphe” yeterliyken, kamu davasının açılabilmesi (iddianame düzenlenebilmesi) için **”Yeterli Şüphe”**nin varlığı şarttır (CMK m.170/2).

Yeterli Şüphe Nedir? Yeterli şüphe, somut delillere dayanan, mahkûmiyet ihtimalinin beraat ihtimalinden daha yüksek olduğu bir hukuki öngörüdür. Savcı, elindeki delillerle mahkemeye çıktığında “Bu kişi büyük ihtimalle ceza alır” diyebiliyorsa iddianame düzenler. Aksi takdirde, yani deliller yetersizse veya suçun işlenmediği sabitse, “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” (KYOK) vererek dosyayı kapatmak zorundadır. Keyfi veya soyut iddialarla iddianame düzenlenmesi, kişinin “Lekelenmeme Hakkı”nın ihlalidir.


III. İddianamenin Şekli Unsurları ve İçeriği (CMK m. 170)

 

İddianame, şekli sıkı kurallara bağlanmış bir belgedir. Hangi unsurların yer alması gerektiği CMK’nın 170. maddesinde tahdidi (sınırlı) olarak sayılmıştır. Bu unsurlardan birinin eksikliği, iddianamenin iadesi sebebidir.

İddianamenin “Sonuç” ve “Giriş” kısımları haricinde, gövde metninde bulunması zorunlu unsurlar şunlardır:

1. Şüphelinin Kimlik Bilgileri

 

Şüphelinin açık kimliği (Adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, anne-baba adı, doğum tarihi vb.) hatasız yazılmalıdır. Bu, “kişide hata” yapılmaması ve yanlış kişinin yargılanmaması için elzemdir.

2. Müdafi (Avukat) Bilgileri

 

Şüphelinin soruşturma evresinde görevlendirilmiş bir avukatı varsa, bu avukatın kimlik bilgilerine yer verilmelidir.

3. Maktul, Mağdur veya Suçtan Zarar Görenin Bilgileri

 

Suçun kime karşı işlendiği net olmalıdır. Mağdurun veya varsa şikâyetçinin kimliği, adresi iddianamede yer almalıdır.

4. Mağdurun Vekili veya Kanuni Temsilcisi

 

Mağdurun avukatı veya (mağdur çocuk/kısıtlı ise) velisi/vasisinin bilgileri bulunmalıdır.

5. Suçun İhbar veya Şikâyet Tarihi

 

Soruşturmanın ne zaman ve nasıl başladığını gösterir. Özellikle şikâyete tabi suçlarda, 6 aylık hak düşürücü sürenin tespiti açısından kritik önem taşır.

6. Suçun İşlendiği Yer ve Tarih Zaman Dilimi

 

Belki de en önemli şekli unsurdur.

  • Yer: Mahkemenin “Yer Yönünden Yetkisi”ni belirler (Örn: Suç Kadıköy’de işlendiyse İstanbul Anadolu Adliyesi yetkilidir).

  • Zaman: Suç tarihinde şüphelinin yaşının tespiti (18 yaş altı/üstü), suçun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve suç tarihinde yürürlükte olan kanunun tespiti için zorunludur.

7. İsnat Edilen Suç ve Uygulanması Talep Edilen Kanun Maddeleri (Sevk Maddeleri)

 

Savcı, şüphelinin eyleminin Türk Ceza Kanunu’ndaki hangi maddeye (Örn: TCK m. 81 Kasten Öldürme) uyduğunu belirtmeli ve ilgili ceza maddelerini (Sevk Maddeleri) açıkça yazmalıdır.

8. Delillerin Gösterilmesi

 

İddianamede, isnat edilen suçu ispatlamaya yarayan tüm deliller (tanık beyanları, kamera kayıtları, bilirkişi raporları, adli tıp raporları, HTS kayıtları vb.) tek tek sıralanmalıdır.

  • Önemli İlke: Savcı, CMK m. 170/5 gereğince iddianamenin sonuç kısmında sadece şüphelinin aleyhine olan hususları değil, lehine olan hususları da ileri sürmek zorundadır. (Örneğin; şüphelinin samimi ikrarı, haksız tahrik altında suçu işlediği vb.).

9. Olayın Anlatımı (Vakıa)

 

Mevcut delillerle olay ilişkilendirilerek, suçun nasıl işlendiği kronolojik ve mantıksal bir kurgu içinde anlatılmalıdır. Bu anlatım, sanığın neyle suçlandığını anlamasını sağlayacak açıklıkta olmalıdır.


IV. İddianamenin İadesi Kurumu (CMK m. 174)

 

2005 yılında yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK ile hukukumuza kazandırılan en önemli reformlardan biri “İddianamenin İadesi” kurumudur.

Eskiden savcılar, eksik soruşturma ile hazırladıkları iddianameleri mahkemeye sunar, mahkeme de mecburen kabul eder ve eksiklikleri (delil toplama işini) kendisi tamamlardı. Bu durum mahkemeleri “soruşturmacı” konumuna düşürür ve yargılamaları yıllarca uzatırdı.

İddianamenin iadesi kurumu ile mahkemeye bir “Filtreleme Yetkisi” verilmiştir. Mahkeme, savcının iddianamesini inceler; eğer kanuna aykırılık veya ciddi eksiklik varsa, “Bunu kabul etmiyorum, eksikleri tamamla öyle getir” diyerek savcılığa iade eder.

İade Sebepleri Nelerdir?

 

CMK m. 174’te iade sebepleri sınırlı sayıda (tahdidi) sayılmıştır. Mahkeme keyfi sebeplerle iade yapamaz.

1. Şekli Unsurların Eksikliği (CMK m. 170’e Aykırılık)

 

Yukarıda (III. başlıkta) saydığımız zorunlu unsurlardan (kimlik, suç yeri, sevk maddeleri vb.) biri veya birkaçı eksikse iddianame iade edilir.

  • Örnek: Suçun işlendiği tarih yazılmamışsa veya şüphelinin T.C. kimlik numarası yanlıştır.

2. Suçun Sübutuna Etki Edecek Mutlak Delillerin Toplanmaması

 

Bu, en sık karşılaşılan ve en tartışmalı iade sebebidir. Savcı, soruşturma evresinde toplanması gereken ve davanın sonucunu doğrudan etkileyecek bir delili toplamadan dava açmışsa, iddianame iade edilir. Amaç, mahkemeyi delil toplama merci olmaktan kurtarmaktır.

  • Örnek: Sahtecilik suçunda, senedin üzerindeki imzanın şüpheliye ait olup olmadığına dair “Kriminal Bilirkişi Raporu” (Grafoloji raporu) alınmadan dava açılmışsa, mahkeme iddianameyi iade eder. “Önce raporu al, imza onunda dava aç” der.

  • Örnek: Yaralama suçunda, mağdurun yaralanma derecesini gösteren “Kesin Adli Rapor” (Kati Rapor) dosyada yoksa iade sebebidir.

3. Önödeme, Uzlaştırma veya Seri Muhakeme Usulünün Uygulanmaması

 

Soruşturulan suç, “Önödeme”ye veya “Uzlaştırma”ya tabi bir suç ise (örneğin Basit Yaralama, Hakaret), savcı bu prosedürleri işletmeden doğrudan dava açamaz. Eğer açarsa, mahkeme “Önce uzlaştırmayı dene, sonuçsuz kalırsa dava aç” diyerek iade eder. Bu, usul ekonomisi açısından zorunludur.

İade Edilemeyecek Hususlar

 

Mahkeme, savcının hukuki nitelendirmesine (suç vasfına) katılmadığı gerekçesiyle iddianameyi iade edemez.

  • Örnek: Savcı olayı “Hırsızlık” olarak nitelendirip dava açmıştır. Mahkeme inceleme aşamasında “Bu hırsızlık değil, güveni kötüye kullanma suçu” diye düşünse bile iddianameyi iade edemez. Kabul edip, yargılama sonunda suç vasfını kendisi değiştirerek hüküm kurmalıdır.


V. İade Prosedürü ve Süreç

 

Mahkeme, iddianamenin kendisine verilmesinden itibaren 15 gün içinde incelemesini yapmak zorundadır.

  • İade Kararı: 15 gün içinde eksiklik tespit edilirse iade kararı verilir ve dosya savcılığa geri gönderilir.

  • Kabul Edilmiş Sayılma: Eğer 15 gün içinde iade kararı verilmezse, iddianame kendiliğinden kabul edilmiş sayılır.

Savcının İtiraz Yetkisi

 

Savcı, mahkemenin iade kararının haksız olduğunu düşünüyorsa, kararı öğrendiği tarihten itibaren yasal süresi içinde üst mahkemeye (kararı veren Asliye Ceza ise Ağır Ceza’ya) itiraz edebilir. Üst mahkeme itirazı haklı bulursa iade kararını kaldırır ve dava açılmış olur. Haksız bulursa iade kesinleşir, savcı eksikleri tamamlamak zorunda kalır.


VI. İddianamenin Kabulü ve Sonuçları

 

İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi (veya süresi içinde iade edilmeyerek kabul edilmiş sayılması) ile birlikte ceza muhakemesinde statüler değişir:

  1. Soruşturma Biter, Kovuşturma Başlar: Gizlilik prensibinin hakim olduğu soruşturma evresi kapanır, aleniyet (halka açıklık) prensibinin geçerli olduğu yargılama evresi başlar.

  2. Şüpheli, “Sanık” Olur: Artık kişi hakkında “şüphe” aşaması geçilmiş, “isnat” aşaması başlamıştır.

  3. Dosya Alenileşir: Kısıtlama kararı yoksa, sanık ve avukatı dosyadaki tüm belgeleri inceleme ve örnek alma hakkına tam olarak sahip olur.

  4. Duruşma Hazırlığı: Mahkeme bir “Tensip Zaptı” (Duruşmaya Hazırlık Tutanağı) düzenler ve duruşma gününü belirleyerek taraflara tebligat çıkarır.


VII. Sonuç

 

İddianame, ceza adalet sisteminin kilit taşıdır. İyi hazırlanmış, maddi gerçeğe dayanan, delilleri eksiksiz toplanmış ve hukuki nitelendirmesi doğru yapılmış bir iddianame; adil yargılanma hakkının en büyük teminatıdır. Aksine, eksik soruşturma ile, “yeterli şüphe” oluşmadan, keyfi veya baştan savma hazırlanan iddianameler ise bireylerin haksız yere “sanık” sıfatı taşımasına ve uzun yıllar süren yargılamalarla mağdur olmalarına yol açar.

CMK m. 174 ile getirilen “İddianamenin İadesi” kurumu, bu mağduriyetleri önlemek adına mahkemelere verilmiş güçlü bir denetim yetkisidir. Bu mekanizma sayesinde, olgunlaşmamış davaların mahkeme önüne gelmesi engellenmekte, “lekemelememe hakkı” korunmakta ve yargının iş yükü rasyonel bir düzeye çekilmeye çalışılmaktadır.

Sonuç olarak; iddianame bir ceza davasının sadece başlangıcı değil, aynı zamanda rotasıdır. Rota yanlış çizilirse, adalete ulaşmak imkânsız hale gelir. Bu nedenle, savcılık makamının iddianame düzenlerken gösterdiği özen, hukuk devletinin kalitesini belirleyen en önemli parametrelerden biridir.


Yasal Uyarı: İşbu metin, mevzuat ve hukuki doktrin çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut hukuki süreçlerinizde hak kaybına uğramamak adına mutlaka profesyonel hukuki destek almanız gerekmektedir.

Leave a Reply

Call Now Button