Single Blog Title

This is a single blog caption

Hukuka Aykırı Delil Nedir?

Hukuka aykırı delil, elde edilme sürecinde Anayasa’ya, kanuna, usul kurallarına, temel hak ve özgürlüklere aykırı hareket edilerek elde edilen ve bu nedenle yargılama makamlarınca kullanılması yasaklanmış delildir.

Başka bir ifadeyle, delilin kendisinin değil, onu elde etme yönteminin hukuka aykırılığı önemlidir. Örneğin:

  • İşkenceyle alınan ifade,

  • Hakim kararı olmadan yapılan konut aramasında elde edilen eşya,

  • Rızası olmadan gizlice kayda alınan özel bir konuşma,

  • Avukat–müvekkil görüşmesinin gizlice dinlenmesi,

hukuka aykırı delil tartışmasının en tipik örnekleridir.

Türk hukukunda temel prensip, “hukuka aykırı yol ile hukuka uygun sonuca gidilemeyeceği”, yani “amaç aracı meşrulaştırmaz” ilkesidir. Bu sebeple, delil elde etmek için temel hak ve özgürlükler ihlal edilmişse, artık bu delilin kullanılması çoğu zaman mümkün olmayacaktır.


2. Hukuka Aykırı Delillerin Kanuni Dayanağı

2.1. Anayasal Çerçeve

Hukuka aykırı delillerin yasaklanmasının temel kaynağı, Anayasa’daki temel hak ve özgürlük güvenceleridir. Özellikle:

  • Kişi dokunulmazlığı, işkence yasağı,

  • Özel hayatın gizliliği, haberleşmenin gizliliği,

  • Konut dokunulmazlığı,

  • Adil yargılanma hakkı, dürüst yargılama ilkesi,

delil elde ederken uyulması gereken sınırlardır. Devletin kamu gücünü kullanırken bu sınırlara riayet etmemesi, elde edilen delili hukuka aykırı hale getirir.

2.2. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Hukuka Aykırı Deliller

Ceza yargılamasında delillerin hukuka uygunluğu, doğrudan CMK hükümlerine bağlıdır. Başta;

  • Arama, elkoyma, iletişimin dinlenmesi, gizli soruşturmacı, teknik takip gibi koruma tedbirleri,

  • Şüpheli/sanık ifadesinin alınması ve sorgusu,

  • Tanıklık, teşhis, yer gösterme işlemleri

ayrıntılı usul şartlarına bağlanmıştır. Bu usule uyulmadan elde edilen deliller, hukuka aykırı delil olarak kabul edilir ve kural olarak hükme esas alınamaz.

2.3. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Hukuka Aykırı Delil Sorunu

Her ne kadar “hukuka aykırı deliller” daha çok ceza yargılaması ile ilişkilendirilse de, özel hukuk uyuşmazlıklarında da hukuka aykırı delil tartışması vardır.

HMK’da doğrudan bir “hukuka aykırı delil” tanımı yer almaz; ancak:

  • Dürüstlük kuralı,

  • Kişilik haklarının korunması,

  • İspat hakkı,

  • Delillerin serbestçe değerlendirilmesi,

çerçevesinde, mahkemeler özellikle gizlice alınmış ses ve görüntü kayıtları konusunda bir denge aramaktadır. Bazı durumlarda, üstün korunmaya değer bir menfaat var ise, sınırlı ölçüde hukuka aykırı delile dayanılabildiği yönünde içtihatlar mevcuttur; ancak bu durum istisnaidir ve somut olaya göre değerlendirilir.


3. Hukuka Aykırılığın Kaynağı: Delilin Elde Edilme Yöntemi

Bir delilin hukuka aykırı sayılabilmesi için, delilin elde ediliş sürecinde hukuka aykırılık bulunması gerekir. Delilin içeriği ne kadar gerçek olursa olsun, hukuka aykırı elde edilmişse kural olarak kullanılamaz.

3.1. Delilin Elde Edilmesinde Kanuna Aykırılık

Ceza muhakemesinin temel prensiplerinden biri, **“kanuniliğe bağlılık”**tır. Örneğin:

  • Hakim kararı gerektiren bir konut aramasının, sadece kolluk amiri talimatıyla yapılması,

  • Kanunun öngördüğü gece arama yasağına aykırı şekilde gece vakti konutta arama yapılması,

  • İletişimin dinlenmesi tedbirinin hakim kararı olmadan, savcının yetkisini aşar şekilde uygulanması,

bu delilleri hukuka aykırı hale getirir.

3.2. Temel Hak ve Özgürlüklerin İhlali

Bazı hukuka aykırılıklar, salt kanun maddesinin ihlalinden daha ağır niteliktedir. Özellikle:

  • İşkence, kötü muamele, baskı, tehdit altında alınan ifadeler,

  • Özel hayatın gizliliğini ağır ihlal eden gizli kamera, gizli mikrofon, yasa dışı dinleme,

  • Avukatla görüşme hakkına, susma hakkına aykırı davranılarak alınan beyanlar,

hem anayasal hak ihlali hem de yargılamanın adilliğini ortadan kaldırır. Bu tür delillerin yasak delil olduğu konusunda doktrin ve yargı kararlarında güçlü bir konsensüs vardır.

3.3. Usule Aykırılık – Hak İhlali Ayrımı

Her usule aykırı işlem, otomatik olarak hukuka aykırı delil doğurmaz. Örneğin:

  • Tutanağın tarihinde basit bir yazım hatası,

  • Hakimin adı yerine yanlışlıkla başka bir isim yazılıp sonra düzeltilmesi,

  • Tanığın isminin yanlış yazılması ve duruşmada düzeltilmesi,

gibi basit şekli aykırılıklar, delilin tamamını geçersiz kılmayabilir. Önemli olan, usule aykırılığın temel hak ve özgürlükleri etkileyip etkilemediği ve yargılamanın dürüstlüğünü bozup bozmadığıdır.


4. Hukuka Aykırı Delil Türlerine Örnekler

4.1. İşkence ve Kötü Muameleyle Alınan İfade

Ceza yargılamasında en net yasaklanan delillerin başında, baskı, işkence, tehdit, hile, aldatma gibi yöntemlerle alınan ifadeler gelir. Burada hem sanığın tanık gibi sorgulanması, hem de irade serbestisinin ortadan kaldırılması sorunu vardır.

Bu tür deliller:

  • Sadece ifadeyi,

  • Bazen de bu ifade üzerine elde edilen diğer delilleri zehirleyebilir.

Sanığın, “işkence gördüm” iddiası ciddi ise, mahkeme tarafından etkili şekilde araştırılmalı; aksi takdirde adil yargılanma hakkı da ihlal edilmiş olur.

4.2. Hukuka Aykırı Arama ve Elkoyma ile Elde Edilen Deliller

Arama ve elkoyma kararlarının çoğu, hakim kararıyla ve kanunda belirtilen sıkı şartlar çerçevesinde yapılmalıdır. Örneğin:

  • Konutta, işyerinde arama için kural olarak hakim kararı gerekir,

  • Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı kararıyla arama yapılabilir ancak bu karar da sonradan hakim onayına sunulur,

  • Arama yapılan yerde hazır bulunması gereken kişiler, muhtar, ihtiyar heyeti gibi usuli güvenceler göz ardı edilirse,

elde edilen eşyanın delil değeri ciddi şekilde sorgulanır. Yargı uygulamasında, hakim kararı olmaksızın yapılan ve ağır hak ihlali içeren aramalardan elde edilen delillerin hukuka aykırı sayılarak hükme esas alınmadığı görülmektedir.

4.3. Hukuka Aykırı Dinleme ve Teknik Takip Yoluyla Elde Edilen Deliller

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, teknik araçlarla izleme gibi tedbirler, kişinin özel hayatına ve haberleşme özgürlüğüne ciddi müdahaleler içerdiğinden, sadece kanunda sınırlı hallerde ve hakim kararıyla uygulanır.

Şu durumlar hukuka aykırılık sebebidir:

  • Yetkili olmayan mercilerce verilen dinleme kararı,

  • Kanunda öngörülmeyen suçlar için dinleme yapılması,

  • Karar süresinin aşılması,

  • Dinleme kayıtlarının yok edilmesi yükümlülüğüne uyulmaması.

Bu hallerde elde edilen ses kayıtları, konuşma dökümleri, teknik takip görüntüleri hukuka aykırı delil sayılabilecek ve hükme esas alınamayacaktır.

4.4. Gizli Kamera, Gizli Ses Kaydı, Özel Hayata Yönelik Müdahaleler

Özellikle son yıllarda, tarafların birbirlerini telefonla konuşurken gizlice kaydetmeleri, ev veya işyerine gizli kamera yerleştirmeleri gibi vakalar sıkça görülmektedir.

Burada önemli olan, şu soruların yanıtıdır:

  • Kaydı alan kişi, tarafı olduğu bir konuşmayı mı kaydediyor, yoksa tamamen başka kişilerin özel alanına mı giriyor?

  • Amaç sadece ispat hakkının kullanılması mı, yoksa öç alma, ifşa etme, kişilik haklarına saldırma mı?

  • Başka türlü delil elde etme imkanı var mı?

Ceza yargılamasında, çoğu kez hukuka aykırı özel hayat müdahaleleri sonucu elde edilen delillerin kullanılamayacağı kabul edilmektedir. Ancak özel hukukta, özellikle ağır nitelikli hak ihlallerini ispatlamak için, son çare olarak alınmış ses/görüntü kayıtlarının kullanılmasına bazen sınırlı ölçüde imkan tanındığı içtihatlar mevcuttur. Bu nedenle, her somut vaka ayrı değerlendirilmelidir.


5. Hukuka Aykırı Delillerin Hükme Esas Alınması Yasağı

5.1. Ceza Yargılamasında Kesin Yasak

Ceza muhakemesinde temel ilke, hukuka aykırı delillerin hükme esas alınamayacağıdır. Bu ilke, hem kanun hükümlerinden hem de Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan adil yargılanma hakkının bir gereğidir.

Hukuka aykırı delil:

  • Sanığın mahkumiyetine tek başına dayanak olamaz,

  • Diğer delillerle desteklenmiş olsa bile, hukuka aykırı elde edildiği ispatlanmışsa değerlendirme dışı bırakılmalıdır.

Aksi takdirde, sanığın hak ihlali iddiasını Anayasa Mahkemesi veya AİHM önüne taşıma imkanı doğabilir ve ihlal kararları verilebilir.

5.2. “Zehirli Ağacın Meyveleri” (Meyve Teorisi)

Hukuka aykırı delillerden söz edilirken, özellikle “zehirli ağacın meyveleri” teorisi gündeme gelir. Buna göre:

  • Hukuka aykırı şekilde elde edilen ilk delil (zehirli ağaç),

  • Bu delile dayanılarak ulaşılan sonraki delilleri (meyveler) de zehirler.

Örneğin:

  1. Sanığın baskı altında alınan ifadesinde verdiği adrese gidilerek arama yapılması,

  2. Bu aramada suç konusu eşyanın ele geçirilmesi,

halinde, ilk ifade hukuka aykırı ise, onun üzerine kurulan arama ve ele geçirilen eşyalar da tartışmalı hale gelir. Yargı kararlarında, bu tür durumlarda da delil değerlendirmesinin son derece hassas yapılması gerektiği kabul edilmektedir.


6. Hukuka Aykırı Delillerin İstisnai Olarak Değerlendirilmesi Sorunu

6.1. Özel Hukuk Uyuşmazlıklarında İspat Hakkı – Kişilik Hakları Dengesi

Özel hukuk yargılamasında, özellikle boşanma, işçi–işveren, ticari uyuşmazlıklar gibi davalarda taraflar sıkça gizli ses veya görüntü kaydı, WhatsApp yazışmaları, sosyal medya ekran görüntüleri gibi delillere başvurmaktadır.

Burada mahkemeler, şu dengeyi gözetmektedir:

  • Bir yanda tarafın ispat hakkı,

  • Diğer yanda karşı tarafın kişilik hakları, özel hayatı ve haberleşme gizliliği.

Bazı durumlarda:

  • Tarafın, hakkını koruyabilmesi için başka türlü delil elde etme imkanı yoksa,

  • Kullanılan yöntem, ölçülülük ilkesine uygun ve sadece delil elde etmeye yönelikse,

  • Kayıt, tarafı olduğu bir konuşma veya olayla sınırlı ise,

mahkeme, bu delili tamamen reddetmek yerine, sınırlı şekilde dikkate alabilmektedir. Ancak bu bir kural değil, istisnadır ve her somut olayın özelliklerine göre değişir.

6.2. Ağır Suçlar ve Kamu Yararı Tartışması

Ceza yargılamasında da zaman zaman, ağır suçlar (örneğin hayat hakkına yönelik suçlar, terör suçu gibi) söz konusu olduğunda, hukuka aykırı delillerin tamamen mi yoksa sınırlı mı etkisiz sayılacağı tartışılmaktadır.

Burada kamu yararı ile bireyin temel hakları arasında bir denge arayışı söz konusudur. Ancak, işkence, kötü muamele gibi ağır hak ihlalleri söz konusu olduğunda, kamu yararı gerekçesiyle dahi bu tür delillerin kullanılmasına izin verilmemesi gerektiği genel kabul görmektedir. Zira bu tür durumlarda yasak delil mutlak nitelik taşır.


7. Hukuka Aykırı Delillerin Ortaya Çıktığı Durumda Yapılması Gerekenler

7.1. Müdafi veya Vekilin İlk Tepkisi

Bir avukat açısından, dosyada hukuka aykırı delil bulunduğunu fark etmek, stratejinin en önemli noktalarından biridir. Şu adımlar atılmalıdır:

  • Delilin hangi işlemle ve hangi usulle elde edildiği ayrıntılı incelenmeli,

  • Usule aykırılık veya temel hak ihlali açıkça ortaya konulmalı,

  • Bu delilin hükme esas alınamayacağı hukuki dayanaklarıyla açıklanmalı,

  • Gerekirse, delilin dosyadan çıkarılması veya en azından değerlendirme dışı bırakılması talep edilmelidir.

Ceza davasında müdafi, duruşma tutanaklarına bu itirazını açıkça geçirmeli, hükümden sonra da istinaf ve temyiz dilekçelerinde bu hususu ayrıntılı şekilde gündeme getirmelidir.

7.2. Hâkimin Delil Değerlendirme Yükümlülüğü

Hakim, önüne gelen her delili serbestçe takdir eder; ancak bu serbesti, hukuka aykırı delilleri kullanma serbestisi değildir. Hakim:

  • Delilin elde ediliş sürecini incelemek,

  • Gerekirse ara kararlarla eksik noktaları tamamlatmak,

  • Hukuka aykırılık iddiasını gerekçeli olarak karara bağlamak zorundadır.

Hukuka aykırı delile dayanılarak verilen hüküm, üst mahkeme denetiminde bozulma riski taşır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin bu konuda titiz davranması, yargılamanın sağlıklı ilerlemesi için zorunludur.

7.3. Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru ve AİHM Süreci

Hukuka aykırı delilin hükme esas alındığını düşünen taraf, olağan kanun yolları tükendikten sonra:

  • Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapabilir,

  • Gerekirse daha sonra AİHM’e başvuruda bulunabilir.

Bu başvurularda, özellikle adil yargılanma hakkının, özel hayatın gizliliğinin, işkence yasağının ihlali gibi iddialar öne çıkmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi, bazı kararlarında hukuka aykırı delile dayanılarak mahkumiyet verilmesini hak ihlali saymış ve yeniden yargılama yolunu açmıştır.


8. Hukuka Aykırı Delil ve Uygulamada Sık Karşılaşılan Örnekler

Aşağıda, uygulamada çok sık rastlanan bazı örnekler üzerinden konuyu somutlaştıralım:

8.1. WhatsApp Yazışmaları, Ekran Görüntüleri

  • Tarafı olduğunuz bir WhatsApp konuşmasının ekran görüntüsünü almanız, kural olarak delil niteliğinde kabul edilebilir. Ancak bu ekran görüntüsünün üçüncü kişilerin özel hayatını ağır ihlal eden içerikler taşıması halinde, ayrıca kişilik hakları tartışması doğar.

  • Başkasının telefonuna izinsiz girerek WhatsApp yazışmalarını almak ise, hem ceza hukuku bakımından suçtur, hem de elde edilen verinin hukuka aykırı delil sayılması kuvvetle muhtemeldir.

8.2. İşyerinde Ses Kaydı – İşçi–İşveren Davaları

İşçi, mobbing iddiasını ispatlamak amacıyla, işverenle yaptığı toplantıyı gizlice kaydedebilir. Burada:

  • Kaydın sadece iş ilişkisine ve mobbing iddiasına ilişkin olması,

  • Kaydı alan kişinin taraf olduğu bir görüşme olması,

  • Başka türlü ispat imkanı bulunmaması,

gibi kriterler, mahkemenin bu delili sınırlı da olsa dikkate almasına yol açabilir. Ancak aynı yöntem, işçinin diğer çalışanların özel konuşmalarını gizlice kaydetmesi şeklinde uygulanırsa, bu defa özel hayatın gizliliğine ağır müdahale söz konusu olur ve delilin hukuka aykırılığı daha açık hale gelir.

8.3. Boşanma Davalarında Delil Toplama

Boşanma davalarında taraflar sıkça:

  • Gizli kamera,

  • Sosyal medya hesaplarına izinsiz giriş,

  • Telefon dinleme, GPS takip gibi yöntemlere başvurabilmektedir.

Bu tür eylemler, birçok durumda TCK anlamında da suç oluşturur. Elde edilen delilin, hem ceza hem de hukuk davasında hukuka aykırı sayılması ve reddi gündeme gelebilir. Mahkemeler, çocuğun üstün yararı, ağır şiddet iddiaları gibi özel durumlarda dahi ölçülülük ilkesini gözeterek hareket etmek zorundadır.


9. Hukuka Aykırı Delillerden Kaçınmak İçin Pratik Öneriler

9.1. Soruşturma Makamları ve Kolluk Açısından

  • Her türlü koruma tedbirinde hakim kararı veya savcı yazılı emri alınmadan işlem yapılmamalı,

  • Arama, elkoyma gibi işlemlerde, tutanağın eksiksiz tutulmasına, hazır bulunması gereken kişilerin imzalarına dikkat edilmeli,

  • Şüphelinin ifadesi alınırken susma hakkı, avukat talep hakkı mutlaka hatırlatılmalı,

  • İşkence, kötü muamele iddiaları konusunda sıfır tolerans politikası benimsenmeli.

9.2. Avukatlar Açısından

  • Müvekkile, delil toplarken hukuka aykırı yollara başvurmanın ileride aleyhine dönebileceği açıkça anlatılmalı,

  • Dosyadaki her delilin elde ediliş yöntemi incelenmeli, gerekirse hukuka aykırılık iddiaları ayrıntılı dilekçe ile ileri sürülmeli,

  • Hukuka aykırı delilleri tespit ettiğinde, sadece ceza davasında değil, disiplin ve tazminat boyutlarını da göz önünde bulundurmalı.

9.3. Vatandaşlar Açısından

  • “Nasıl olsa mahkemede kullanırım.” mantığıyla her konuşmayı gizlice kaydetmek, başkasının telefonuna, sosyal medya hesabına izinsiz girmek, evine gizli kamera yerleştirmek hem suçtur hem de çoğu zaman işe yaramayan deliller üretir.

  • Hak ihlali yaşandığını düşünen kişiler, bir avukata danışmadan hukuka aykırı yöntemlere başvurmamalı,

  • Özellikle ceza soruşturması aşamasında, ifade vermeden önce avukat desteği alınması, sonradan “hukuka aykırı delil” iddiası gündeme gelmemesi için çok önemlidir.


10. Sonuç: Hukuka Aykırı Delil Kısa Özet ve Değerlendirme

Hukuka aykırı deliller, Türk hukuk sisteminde hem ceza hem de hukuk yargılamasında adil yargılanma hakkının merkezinde yer alan bir konudur.

  • Delilin içeriği ne kadar gerçek olursa olsun, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmişse, kural olarak hükme esas alınamaz.

  • Ceza yargılamasında bu yasak daha katıdır; delilin hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinde, hem delil hem de çoğu zaman onun üzerine inşa edilen diğer deliller “zehirli ağacın meyveleri” teorisi kapsamına girer.

  • Özel hukukta ise, ispat hakkı ile kişilik hakları arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılır; çok sınırlı ve istisnai durumlarda, hukuka aykırılık şüphesi bulunan bazı kayıtların değerlendirilmesi söz konusu olabilir.

  • Uygulamada en çok sorun çıkan alanlar; gizli ses ve görüntü kayıtları, WhatsApp ve sosyal medya yazışmaları, hukuka aykırı arama ve dinlemelerdir.

Sonuç olarak, ister soruşturmayı yürüten kamu görevlisi, ister tarafların avukatı, ister sıradan bir vatandaş olsun; delil elde ederken hukuka uygunluk sınırlarına azami dikkat etmek zorundadır. Aksi halde, hem yargılamanın ciddiyeti zarar görür, hem de “gerçeğe ulaşmak için her yol mubahtır” anlayışı hakim olur ki, bu da uzun vadede hukuk devletini zedeler.

Hukuka aykırı delillerin yasaklanması, bir formalite değil; insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri ve adil yargılanma hakkını koruyan hayati bir güvencedir.

Leave a Reply

Call Now Button