Single Blog Title

This is a single blog caption

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Şartları

Giriş

Ceza muhakemesinin temel amacı, işlenen fiilin gerçekten suç olup olmadığını, suçsa failin kim olduğunu ortaya koymak ve adil bir sonuç elde etmektir. Ancak ceza adalet sisteminde her zaman verilecek cezanın infaz edilmesi gerekmez. Bazen failin kişiliği, sabıkasız geçmişi, suçun ağırlığı ve geleceğe yönelik beklentiler dikkate alınarak, cezayı erteleyen veya tamamen düşüren alternatif kurumlara ihtiyaç duyulur. Türk hukukunda bu amaçla getirilen en önemli kurumların başında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gelir.

HAGB, sanık için bir şans, toplum içinse suçlunun rehabilitasyonu anlamına gelir. Bu kurumun uygulanabilmesi için birtakım özel şartların gerçekleşmesi gerekir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi, HAGB’nin kapsamını, şartlarını ve sonuçlarını düzenlemektedir. HAGB’nin şartlarını anlamadan bu kurumu tam olarak kavramak mümkün değildir. Aşağıda bu şartları tek tek, ama makale üslubuyla ve ayrıntılı şekilde ele alacağız.


Ceza Miktarına İlişkin Şart

HAGB uygulanabilmesi için ilk aranan koşul, sanığa verilen cezanın belli bir sınırın altında olmasıdır. Kanun koyucu, bu sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ve adli para cezası olarak belirlemiştir. Yani mahkeme sanığa iki yıldan fazla hapis cezası vermişse HAGB gündeme gelmez. Buradaki amaç, daha çok hafif suçlar bakımından ikinci bir şans yaratmaktır.

Uygulamada hâkimler, ceza miktarını belirlerken çoğu zaman HAGB ihtimalini de gözetir. Örneğin 2 yıl 6 ay verilmesi mümkün olan bir cezada, alt sınırdan 2 yıl olarak hüküm kurulması, HAGB’nin kapısını açar. Yargıtay da bu hususu dikkate alır ve HAGB’nin uygulanıp uygulanamayacağını denetler.


Sanığın Sabıka Kaydına İlişkin Şart

HAGB’nin ikinci şartı, sanığın daha önce kasten işlenmiş bir suçtan mahkûm olmamış olmasıdır. Burada kasıtlı suç ile taksirli suç arasında ayrım yapılır. Sanık daha önce taksirli bir suçtan mahkûm olmuşsa bu HAGB’ye engel teşkil etmez. Ancak kasten işlenen bir suçtan kesinleşmiş mahkûmiyet varsa, bu durumda HAGB kararı verilemez.

Bu düzenleme, HAGB’nin esasen ilk kez suç işleyen kişilere tanınan bir fırsat olduğunu gösterir. Failin sabıka geçmişi, onun topluma kazandırılmaya değer olup olmadığını gösteren en önemli kriterlerden biridir.


Zararın Giderilmesine İlişkin Şart

HAGB’nin üçüncü koşulu, suçtan doğan zararın giderilmesidir. Eğer suçun mağduru varsa, onun uğradığı zararın tamamen tazmin edilmesi veya eski hâle getirilmesi gerekir. Bu şart, ceza hukukunda mağdurun haklarını korumak ve adalet duygusunu güçlendirmek açısından önemlidir.

Örneğin mala zarar verme suçunda, mağdurun aracı çizilmişse, zararın sanık tarafından karşılanması hâlinde HAGB uygulanabilir. Eğer sanık zararı karşılamazsa HAGB’nin kapısı kapanır. Bu şart sayesinde failin mağdurla barışması ve zararın telafi edilmesi teşvik edilmektedir.


Hâkimin Kanaatine İlişkin Şart

HAGB kararı verilebilmesi için mahkemenin, sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması gerekir. Bu kanaat, sanığın kişiliği, duruşmadaki tutum ve davranışları, pişmanlığı, olay sonrası mağdurla ilişkileri gibi kriterlere göre oluşur. Hâkim, bu koşulu değerlendirirken geniş bir takdir yetkisine sahiptir.

Bu şart, HAGB’nin otomatik bir hak olmadığını, mahkemenin takdirine bağlı bir kurum olduğunu göstermektedir. Yargıtay’ın pek çok kararında da, HAGB’nin sanığın hakkı olmadığı, hâkimin kanaatine bağlı olduğu vurgulanmıştır.


Sanığın Kabulüne İlişkin Şart

HAGB’nin bir diğer önemli şartı, sanığın bu kararı kabul etmesidir. Sanık kabul etmezse mahkeme HAGB kararı veremez. Bunun nedeni, HAGB’nin sanık için bazı sonuçlar doğurmasıdır. Sanık, denetim süresi boyunca bazı yükümlülüklere tabi tutulabilir. Ayrıca denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlerse daha önce açıklanmayan hüküm açıklanır ve ceza infaz edilir. Bu nedenle sanığın iradesi olmadan HAGB uygulanamaz.

Uygulamada bazı sanıklar, HAGB’yi kabul etmeyerek temyiz hakkını kullanmayı tercih edebilirler. Bu, stratejik bir tercihtir ve sanığın durumuna göre değişir.


Denetim Süresi ve Yükümlülükler

HAGB kararı verildiğinde sanık hakkında beş yıl denetim süresi uygulanır. Bu süre içinde sanığın kasıtlı bir suç işlememesi gerekir. Ayrıca mahkeme, denetim süresi boyunca sanığa bazı yükümlülükler yükleyebilir. Bunlar arasında kamuya yararlı bir işte çalışma, eğitim programına katılma, mağdurla iletişim kurmaktan kaçınma gibi yükümlülükler sayılabilir.

Denetim süresi, HAGB’nin en kritik unsurlarından biridir. Çünkü bu süreyi başarıyla tamamlayan sanık için dava düşer ve hüküm hiçbir zaman açıklanmaz. Bu da sanığın sicilinin temiz kalmasını sağlar.


Adli Sicil ve HAGB

HAGB kararları adli sicile işlenmez. Yalnızca adli arşiv kaydında tutulur. Bu, sanık açısından büyük bir avantajdır. Zira sabıka kaydı, işe girişten memuriyete kadar pek çok alanda kritik öneme sahiptir. HAGB sayesinde sanık sabıka kaydında temiz görünür.

Ancak adli arşiv kayıtları tamamen gizli değildir. Mahkemeler ve savcılıklar bu kayıtlara ulaşabilir. Bu da ileride tekrar suç işlenirse HAGB kararının yeniden gündeme gelmesini sağlar.


Yargıtay’ın Görüşü

Yargıtay, HAGB kararlarının şartlarını ve sonuçlarını pek çok kararında açıklığa kavuşturmuştur. Yargıtay’a göre HAGB, sanık için bir hak değil, mahkemenin takdir yetkisine bağlı bir kurumdur. Ayrıca Yargıtay, sanığın sabıka kaydının titizlikle incelenmesi gerektiğini vurgular.

Anayasa Mahkemesi de HAGB kararlarının itiraz yoluyla denetlenebileceğini belirtmiş, temyiz hakkının kısıtlandığı iddialarını incelemiştir.


Örneğin;

Örneğin, Mehmet adlı sanık, hakaret suçundan 1 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Daha önce sabıkası yoktur, mağdurun zararı bulunmamaktadır. Mahkeme, Mehmet’in pişman olduğunu, tekrar suç işlemeyeceğini kanaat getirerek HAGB kararı vermiştir. Mehmet denetim süresi boyunca yeni bir suç işlemezse dava düşecektir ve Mehmet’in sabıka kaydı temiz kalacaktır.


Sonuç

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), Türk ceza hukukunun bireye ikinci bir şans tanıyan en önemli kurumlarından biridir. Ancak bu kuruma başvurabilmek için birtakım sıkı şartların gerçekleşmesi gerekir. Ceza miktarının düşük olması, sanığın sabıkasızlığı, zararın giderilmesi, hâkimin kanaati ve sanığın kabulü bu şartların başında gelir.

HAGB, özellikle ilk defa suç işleyen, pişmanlık duyan ve topluma kazandırılması mümkün görülen kişiler için çok büyük bir fırsattır. Bu sayede sanık cezaevine girmeden hayatına devam edebilir, sicili temiz kalır ve geleceğini koruyabilir.

                                                                                                                                                                   Hukuk Fakültesi Öğrencisi Ada Ceren KENDİGELEN

Leave a Reply

Call Now Button