Gemi Rehninin Paraya Çevrilmesi: İcra Yolu, Yetkili İcra Dairesi/Mahkeme
Gemi rehninin paraya çevrilmesi, deniz ticareti ve gemi finansmanı alanında alacaklının tahsil kabiliyetini belirleyen en kritik aşamadır. Uygulamada çoğu uyuşmazlık, “rehin var mı?” sorusundan ziyade gemi ipoteğinin paraya çevrilmesi hangi icra yolu ile yapılır, yetkili icra dairesi ve yetkili mahkeme neresi olur, satış isteme süresi ve itiraz süreçleri nasıl yönetilir gibi tamamen icra tekniğine ilişkin sorular üzerinde yoğunlaşır. Zira gemi, ekonomik değeri yüksek olmakla birlikte hareketli bir varlık olduğundan; takipte yapılacak küçük bir yetki/süre hatası dahi alacağın tahsilini geciktirebilir veya fiilen imkânsız hâle getirebilir.
Türk hukukunda sicile kayıtlı gemiler bakımından sözleşmeye dayalı rehin, kural olarak gemi ipoteği üzerinden kurulur ve bu teminatın paraya çevrilmesi, İcra ve İflas Kanunu’nun “rehinin paraya çevrilmesi” rejimi içinde değerlendirilir. Bu noktada uygulamacının öncelikle iki hususu doğru konumlandırması gerekir: (i) önce rehne başvuru ilkesi kapsamında doğru takip türünü seçmek ve (ii) gemi ipoteğinde yetki kurallarını isabetli biçimde uygulayarak dosyayı en hızlı şekilde satış ve paylaştırma aşamasına taşımak. Aksi hâlde, geminin yer değiştirmesi, satış sürecinin uzaması, sıra cetveli tartışmaları ve masrafların artması gibi nedenlerle teminatın “kâğıt üzerindeki gücü” pratikte zayıflayabilir.
1. Gemi ipoteğinin hukuki niteliği ve takipte “önce rehne başvuru” ilkesi
Gemi ipoteği, gemi üzerinde kurulan ayni bir teminattır. Kurulabilmesi için gemi maliki ile alacaklının ipotek kurulması hususunda anlaşmaları ve ipoteğin gemi siciline tescili şarttır; ayrıca ipotek sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve imzaların noter onayı gibi şekil şartları öngörülmüştür. Bu noktada sicil kaydı, hem hakkın doğumu hem üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik bakımından merkezî önemdedir.
İcra hukuku yönünden ise temel kural şudur: Rehinle temin edilmiş bir alacakta alacaklı, kural olarak yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir; rehin bedeli borcu karşılamazsa kalan kısım için haciz/iflas yoluna gidilebilir. Bu düzenleme, “en hızlı yol genel hacizdir” refleksini çoğu gemi dosyasında geçersiz kılar; alacaklı, rehin teminatının sağladığı öncelik ve tahsil güvenliğini korumak için takip türünü doğru konumlandırmalıdır.
2. Gemi ipoteğinin paraya çevrilmesinde uygulanacak rejim: İİK m. 153/a çerçevesi
Gemilerde paraya çevirme rejimini belirleyen temel düzenleme, İİK’nın gemilere özgü müşterek hükmüdür. Bu hükme göre:
-
İpoteğin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler, gemi ipoteğinin paraya çevrilmesine de uygulanır.
-
Bu bağlamda “taşınmaz” terimi (gemi ipoteği bakımından) sicile kayıtlı gemileri, “tapu sicili” terimi gemi sicilini ve “ipotek” terimi gemi ipoteğini ifade eder.
-
Ayrıca gemi ipoteklerinin paraya çevrilmesinde yetkili icra dairesi özel olarak belirlenmiştir.
Bu teknik atıf, uygulamada şu sonucu doğurur: Gemi ipoteği dosyası, sistematik olarak “ipoteğin paraya çevrilmesi” mantığıyla yürür; ancak gemiye özgü yetki ve süre farklılıkları mutlaka gözetilir.
Öte yandan aynı hüküm, gemi üzerindeki hapis hakkı veya gemi alacağının verdiği rehin hakkı gibi kanundan doğan teminatların paraya çevrilmesinde de “taşınır rehni/ ipotek” hükümlerinin müştereken uygulanacağını, ancak gemilere özgü istisnalar bulunduğunu ifade eder. Bu nedenle dosyanın başında teminatın niteliği (gemi ipoteği mi, kanuni rehin/hapis hakkı) netleştirilmelidir.
3. Yetkili icra dairesi ve mahkeme: dosyayı hızlandıran doğru “yer” seçimi
Gemi ipoteğinde yetki, genel yetki kurallarından ayrışır. İİK, gemi ipoteğinin paraya çevrilmesinde iki alternatif yetki noktası kabul eder:
-
Geminin ihtiyaten haczedildiği yer icra dairesi,
-
Geminin sicile kayıtlı olduğu yer icra dairesi.
Uygulamada bu kuralın stratejik değeri yüksektir. Zira gemiler hareketli varlıklardır; fiilî kontrolün sağlanabildiği (ihtiyati haczin uygulandığı) yerde takip yürütmek, tebligat ve satış hazırlıklarının yönetiminde ciddi zaman kazandırabilir.
Yetkili mahkeme bakımından ise “takip hukuku” başvuruları (şikâyet, icra mahkemesi işleri) kural olarak takibin yürüdüğü icra dairesinin bağlı olduğu icra hukuk mahkemesinde ele alınır. Bu nedenle, icra dairesi seçimi çoğu zaman “mahkemeyi” de fiilen belirler.
4. Süreç akışı: paraya çevirmenin kritik basamakları
4.1. Ön inceleme: sicil, takyidat ve borç kalemlerinin netleştirilmesi
Gemi ipoteğinde işlem, sicil kayıtları üzerinden kurulur. Bu aşamada:
-
ipoteğin derecesi, azami tutarı, lehtar ve şerhler,
-
geminin fiilî konumu ve sefer planı,
-
alacağın muacceliyeti ve faiz/temerrüt kurgusu,
-
ek teminatlar (temlik, kefalet, hesap blokesi vb.)
dosyaya “delil ve strateji” olarak hazırlanmalıdır.
Bu hazırlık yapılmadan başlatılan takiplerde, borçlu itirazları (muacceliyet/ibra/ödeme) veya üçüncü kişi iddiaları, süreci gereksiz uzatır.
4.2. Takip talebi ve ödeme/icra emri aşaması
Rehnin paraya çevrilmesi yolunda takip talebi üzerine borçluya ödeme/icra emri tebliğ edilir. Bu aşama, ileride yapılacak satış ve paylaştırma işlemlerinin hukuki zeminini oluşturur. Tebligatın usulüne uygun yapılması, özellikle yabancı unsurlu dosyalarda (yabancı şirket, yabancı bayrak, yurtdışı tebligat) ayrı bir “risk alanı”dır.
4.3. Satış isteme süresi: gemilerde “kısa pencere”
Gemi dosyalarının en kritik noktası, satış isteme süresidir. İİK’nın gemilere özgü istisnası uyarınca, 150/e’de öngörülen süre, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler için üç aydır.
Bu hüküm, uygulamada çoğu kez “takibin düşmesi” tartışmasının merkezine oturur. Dolayısıyla alacaklı, takip açıldığı anda satış hazırlıklarını paralel yürütmek zorundadır; aksi hâlde, sonradan yapılan işlemlerin sıhhati tartışmalı hâle gelebilir.
4.4. Sıra cetveli ve paylaştırma: gemiye özgü rejim ve çatışma alanı
Gemilerde paylaştırma ve sıra cetveli aşaması, klasik icra dosyalarına kıyasla daha teknik ve çatışmaya açıktır. Zira gemi üzerinde birden fazla rehin, gemi alacaklarına ilişkin öncelikler, muhafaza/bağlama masrafları ve takip giderleri birlikte değerlendirildiğinde satış bedeli üzerinde ciddi bir “öncelik yarışı” doğar.
Kanun koyucu bu nedenle, gemilerde 150/h yerine TTK’daki ilgili düzenlemenin uygulanacağını belirtmiştir.Uygulamada bu aşama, çoğu zaman dosyanın “asıl davası” gibidir: Paylaştırma planına itirazlar, derece/sıra tartışmaları ve imtiyaz iddiaları tahsili geciktirebilir.
5. İhtiyati haciz ile icra takibinin birlikte yönetimi: fiilî kontrolün korunması
Gemi dosyalarında en büyük risk, geminin yer değiştirmesi ve fiilî kontrolün kaybedilmesidir. Bu nedenle ihtiyati haciz, sıklıkla “dosyayı güvenceye alan” ilk hamledir. Uygulamada ihtiyati haciz kararının icrası bakımından, kararın verilmesinden itibaren 3 iş günü içinde icra dairesine başvuru yapılması gerektiği; aksi hâlde kararın hükümsüz kalabileceği vurgulanmaktadır.
İhtiyati haczin uygulanmış olması, gemi ipoteğinin paraya çevrilmesinde yetki açısından da avantaj sağlayabilir; çünkü yetki noktalarından biri, ihtiyati haczi uygulayan icra dairesidir.
Gemi rehni—özellikle gemi ipoteği—alacaklıya güçlü bir teminat sağlar; ancak bu gücün tahsile dönüşmesi, rehinin paraya çevrilmesi rejiminin teknik ayrıntılarının doğru uygulanmasına bağlıdır. İcra hukukunun temel ilkesi gereği rehinli alacaklarda öncelikle rehnin paraya çevrilmesine gidilmesi gerekir. Gemiler bakımından ise İİK, gemi ipoteğinin paraya çevrilmesinde ipotek hükümlerinin uygulanacağını, yetkili icra dairesinin ihtiyati haczin uygulandığı yer veya sicil yeri olduğunu açıkça düzenleyerek süreci “özel” bir çerçeveye oturtmuştur.
Uygulamada dosyanın başarısı; (i) doğru yetkide takibin başlatılması, (ii) gemiler için öngörülen kısa satış isteme süresinin kaçırılmaması, (iii) sicil kayıtlarının sağlam delil setiyle desteklenmesi ve (iv) paylaştırma/sıra cetveli çatışmalarının en baştan öngörülmesiyle mümkün olur. Bu nedenle gemi rehni dosyası, “standart icra takibi” değil; hem deniz ticareti hem icra tekniği bakımından planlı ve proaktif yürütülmesi gereken bir ihtisas dosyasıdır.