Gemi Rehninde Alacaklının Hakları
Gemi rehninde alacaklının hakları, deniz ticaretinde alacağın güvenceye bağlanması kadar, bu güvencenin fiilen tahsile dönüşmesini sağlayan hukuki mekanizmaları da kapsar. Zira gemi, yüksek ekonomik değerinin yanında hareket kabiliyeti, uluslararası sefer riski ve üçüncü kişilerin müdahalesine açık yapısı nedeniyle; teminatın korunması ve icra aşamasında etkin tahsil bakımından özel bir hukukî rejime ihtiyaç duyar. Bu çerçevede gemi rehni, alacaklıya yalnızca “öncelik” sağlayan pasif bir garanti değil; belirli şartlar gerçekleştiğinde teminatın değerini koruyabilen, gemi üzerindeki tasarrufları sınırlayabilen, gerekli hâllerde koruyucu tedbirleri harekete geçirebilen ve nihayet rehni paraya çevirme yoluyla alacağını geminin bedelinden tahsil edebilen güçlü bir aynî hak sistemidir.
Özellikle sicile kayıtlı gemiler bakımından sözleşmeye dayalı rehnin temel formu olan gemi ipoteği, alacaklının haklarının merkezinde yer alır. Bu haklar; ipoteğin kapsamı (bütünleyici parçalar, eklentiler, sigorta tazminatı, gemi yerine geçen değerler), teminatın tehlikeye düşmesi hâlinde başvurulabilecek koruyucu yetkiler (ihtiyati haciz ve muhafaza tedbirleri dahil) ve icra safhasında yetki–süre–paylaştırma rejimi gibi başlıklarda somutlaşır. Dolayısıyla gemi rehninde alacaklının haklarını doğru anlamak; yalnızca teorik bir “teminat hukuku” tartışması değil, uygulamada tahsil başarısını doğrudan belirleyen stratejik bir zorunluluktur.
I. Hukuki Çerçeve: Gemi Rehni Türleri ve Gemi İpoteğinin Merkezi Rolü
Türk Ticaret Kanunu, gemi rehni bakımından sicile kayıtlı gemilerle sicile kayıtlı olmayan gemileri ayırır. Sicile kayıtlı olmayan geminin, donatma iştiraki tarafından işletilmesi gibi bazı hâllerde iştirak payının rehni, Türk Medenî Kanunu’nun alacak ve diğer haklar üzerindeki rehne ilişkin hükümlerine tabi kılınmıştır.Buna karşılık sicile kayıtlı gemiler bakımından sözleşmeye dayalı rehnin temel kurumu gemi ipoteğidir: Bir alacağı teminat altına almak için gemi üzerinde ipotek kurulabilir; gemi ipoteği alacaklıya alacağını geminin bedelinden alma yetkisi verir ve sicile kayıtlı gemilerin sözleşmeye dayalı rehni yalnız gemi ipoteği ile sağlanır.
Bu nedenle gemi rehni denildiğinde, uygulamada alacaklının haklarının büyük kısmı gemi ipoteğinin “aynî hak” karakterinden ve ipoteğin kapsam/koruma/icra düzeninden kaynaklanır.
II. Alacaklının Temel Aynî Hakkı: Takip Yetkisi ve Öncelikle Tahsil
Gemi ipoteğinin alacaklıya sağladığı asli hak, alacağın geminin satış bedelinden tahsil edilebilmesidir. Kanun, gemi ipoteğinin alacaklıya “alacağını geminin bedelinden alma yetkisini” verdiğini açıkça düzenler. Bu ifade, ipoteğin “eşyaya bağlı” (aynî) niteliğini ve alacaklının, borç ödenmediğinde teminat üzerinde cebrî icra vasıtasıyla tasarruf edebilme imkânını ortaya koyar.
Öncelik meselesi ise, ipoteğin derecesi ve rehin sırası üzerinden şekillenir. Gemi üzerindeki ipoteklerin derecelerinin, Türk Medenî Kanunu’nun taşınmaz rehni hakkındaki hükümlerine göre belirleneceği düzenlenmiştir. Bu atıf, uygulamada “derece sistemi” ve “sıra” mantığını gemi ipoteğine taşır: aynı gemi üzerinde birden fazla ipotek bulunması hâlinde alacaklının tahsil kabiliyeti, yalnız alacağın varlığına değil; ipoteğin derecesine, tescil anına ve teminat üst sınırına bağlı olarak şekillenir.
Burada önemle vurgulanması gereken bir diğer husus, ipoteğin “alacağa bağlı fer’î hak” olmasıdır. Alacak devredildiğinde, kural olarak ipotek de alacakla birlikte yeni alacaklıya geçer; doktrinde ve icra hukuku çalışmalarında bu fer’îlik ilkesi, ipoteğin alacakla birlikte intikal edeceği kabulü üzerinden açıklanır. Bu sonuç, gemi finansmanında portföy devri, sendikasyon veya yeniden yapılandırma işlemlerinde alacaklının haklarının sürekliliğini sağlar.
III. Teminatın Kapsamından Doğan Haklar: “Gemi” ile Sınırlı Olmayan Güvence
Alacaklının haklarının önemli bir bölümü, ipoteğin “hangi değerleri” güvence altına aldığına ilişkin kapsam hükümlerinden doğar. Türk Ticaret Kanunu, ipoteğin kapsamı bakımından Türk Medenî Kanunu’nun 862 ve 863. maddelerine atıf yapar. Buna göre rehin, taşınmaz rehni modelinde olduğu gibi, teminat konusu şeyi bütünleyici parçaları ve eklentileriyle birlikte yükümlü kılar; üçüncü kişilerin eklentiler üzerindeki hakları saklıdır.
1. Bütünleyici parça ve eklentiler
Gemi üzerinde bulunan donanım ve ekipmanların bir kısmı “bütünleyici parça”, bir kısmı “eklentiler” kapsamında değerlendirilebilir. Ancak gemi ipoteğinde kapsam, mutlak ve sınırsız değildir. Kanun; eklentilerin normal işletmenin gereği olarak bu statüden çıkarılması veya alacaklı lehine el konulmadan önce devredilerek gemiden uzaklaştırılması hâlinde ipoteğin bunları artık kapsamayacağını düzenler. Benzer şekilde bütünleyici parçalar, gemiden geçici bir amaç için olmamak şartıyla ayrılıp uzaklaştırılırsa ipotek kapsamı dışında kalabilir; ancak uzaklaştırılmadan önce alacaklı lehine gemiye el konulmuşsa kapsamın korunacağı kabul edilmiştir.
Bu düzenleme, alacaklı bakımından iki sonuç doğurur:
(i) Teminatın zayıflatılmasına elverişli “sökme–devretme” riskine karşı sözleşmesel ve fiilî koruma tedbirleri (envanter, denetim, muhafaza) önem kazanır.
(ii) Özellikle yüksek kıymetli ekipmanların üçüncü kişiye ait olması (leasing vb.) hâlinde, üçüncü kişinin aynî/şahsî haklarının varlığı nedeniyle ipotek koruması sınırlanabilir.
2. Gemi yerine geçen bedeller ve tazminat istemleri
Kanun, ipoteğin kapsamını “yalnız geminin fiziki varlığı” ile sınırlamaz; geminin zıyaı veya hasarı nedeniyle üçüncü kişilere karşı doğan tazminat istemlerini ve kamulaştırılan geminin bedelini de ipotek kapsamına dahil eder. Böylelikle teminat, gemi fiilen ortadan kalksa veya değer kaybetse dahi, geminin yerine geçen ekonomik değere yönelme imkânı üzerinden devam eder.
3. Sigorta tazminatı
Alacaklının hakları bakımından en kritik kapsam unsurlarından biri sigorta tazminatıdır. Kanun; gemi ipoteğinin kapsamına giren hususlarla ilgili olarak malikin menfaatinin malik veya onun lehine bir başkası tarafından sigorta ettirilmiş olması hâlinde, ipoteğin sigorta tazminatını da kapsayacağını açıkça düzenler. Ayrıca alacaklının, sigorta primlerini veya sigorta sözleşmesi gereği sigortacıya yapılması gereken ödemeleri yerine getirmek için harcadığı paraların ve faizlerinin de teminat kapsamında olduğu kabul edilmiştir. Bu hüküm, alacaklıya yalnız “tazminatı talep” zemini sağlamaz; aynı zamanda teminatın korunması için prim ödeme gibi zorunlu giderleri üstlenmesi hâlinde, bu giderlerin de ipotekle güvence altına alınmasını mümkün kılar.
IV. Muacceliyet Öncesi Koruyucu Haklar: Teminatın Tehlikeye Düşmesi Hâlinde Müdahale
Gemi ipoteğinde alacaklının hakları, yalnız borcun muaccel olması ve takibe geçilmesiyle doğmaz; teminatın tehlikeye düştüğü hâllerde alacaklıya önleyici ve koruyucu yetkiler tanınmıştır.
Kanun; gemi veya tesisatının kötüleşmesi sonucu ipoteğin sağladığı teminat tehlikeye düşerse alacaklının, tehlikeyi gidermesi için malike uygun süre verebileceğini; tehlike giderilmezse alacaklının derhâl ipoteği paraya çevirmek hakkını elde edeceğini düzenler. Yine malikin gemiyi işletme tarzı nedeniyle teminatı tehlikeye düşürecek kötüleşmeden kaygı duyulması veya üçüncü kişilerin müdahalesine karşı malik gerekli önlemleri almazsa, alacaklının istemi üzerine mahkemenin geminin ihtiyaten haczi, geminin kaptandan başka bir yediemine bırakılması gibi tedbirlere karar verebileceği; devamında alacaklıya ilamlı takip başlatması için süre verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bu çerçevede, eklentinin kötüleşmesi veya normal işletme gereklerine aykırı biçimde gemiden uzaklaştırılması da “geminin kötüleşmesi” hükmünde sayılarak koruma rejimine dahil edilmiştir.
Bu hükümler, gemi ipoteğini “pasif bir teminat” olmaktan çıkarır; alacaklıya, teminatın içinin boşaltılmasını veya değerinin düşürülmesini önlemeye dönük aktif müdahale imkânı tanır.
V. İcra Safhasında Alacaklının Hakları: Rehnin Paraya Çevrilmesi Rejimi ve Özel Yetki
Alacaklı haklarının fiilen tahsile dönüşmesi, icra hukuku mekanizmasının işletilmesine bağlıdır. Gemi ipoteği bakımından İcra ve İflas Kanunu, gemilere özgü bir “köprü hüküm” kurar: İpoteğin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler gemi ipoteğinin paraya çevrilmesine de uygulanır; bu hükümlerde geçen “taşınmaz”, “tapu sicili” ve “ipotek” terimleri gemi ipoteği bağlamında gemi/gemi sicili/gemi ipoteği olarak anlaşılır.
Daha önemlisi, gemi ipoteklerinin paraya çevrilmesinde yetkili icra dairesi özel olarak gösterilmiştir: geminin ihtiyaten haczedildiği veya geminin sicile kayıtlı olduğu yer icra dairesi yetkilidir. Kanun ayrıca, gemiler yönünden satış isteme süresinin bütün gemiler için üç ay olduğunu ve paylaştırma/sıra cetveli rejiminde gemilere özgü TTK hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Bu özel hükümler, uygulamada “yetki–süre–paylaştırma” üçlüsünü gemi dosyalarının temel kritik noktası hâline getirir.
VI. Üçüncü Kişilere Karşı Haklar: Teminatı Zedeleyen Fiillere Karşı Önleme
Gemi ipoteği, aynî hak niteliği gereği yalnız borçluya karşı değil; belirli ölçüde üçüncü kişilerin teminatı zedeleyen fiillerine karşı da koruma sağlar. Kanun, üçüncü kişinin fiili nedeniyle geminin teminatı tehlikeye düşürecek derecede kötüleşmesinden kaygı duyulursa alacaklının, üçüncü kişi aleyhine fiilin önlenmesi davasını açabileceğini düzenlemiştir. Bu düzenleme, gemi üzerinde “müdahale–tahrip–değer düşürücü eylem” riskinin yüksek olduğu pratikte, alacaklıya mahkeme eliyle korunma imkânı sunar.
Gemi rehni içinde alacaklının hakları, yalnızca “alacağı güvenceye bağlama” düzeyinde kalmayan; teminatın kapsamını genişleten, teminatı koruyan ve tahsile dönüştüren çok katmanlı bir sistemdir. Sicile kayıtlı gemiler bakımından bu sistemin merkezinde gemi ipoteği yer alır: gemi ipoteği, alacaklıya alacağını geminin bedelinden alma yetkisi tanıyan aynî bir haktır ve sözleşmeye dayalı rehnin asli formudur.
Alacaklının hakları; (i) derecelendirme ve öncelik üzerinden tahsil pozisyonunu belirleyen sıra rejimine, (ii) eklenti/bütünleyici parça ile gemi yerine geçen bedeller ve tazminat istemlerini kapsayarak teminatı “ikame değerler” üzerinde devam ettiren kapsam hükümlerine, (iii) sigorta tazminatını ve prim/ödemeler için yapılan harcamaları teminat altına alarak risk gerçekleştiğinde tahsil kanalını koruyan sigorta rejimine, (iv) teminat tehlikeye düştüğünde ihtiyati haciz ve muhafaza gibi tedbirlerle teminatı fiilen koruyan muacceliyet öncesi koruyucu mekanizmalara, ve (v) icra aşamasında gemilere özgü yetki ve özel usul kurallarıyla tahsili mümkün kılan paraya çevirme rejimine dayanır.
Sonuç olarak, gemi rehni alacaklıya “teminat”tan fazlasını verir: doğru kurulduğunda ve doğru yönetildiğinde, alacaklının hem teminatın değerini korumasına hem de cebrî icra yoluyla etkin tahsil elde etmesine imkân tanıyan, güçlü ve dinamik bir hukuki koruma setidir.