Gemi İpoteğinin Kapsamı
Deniz ticaretinde finansman ilişkileri çoğu zaman “yüksek değer–yüksek risk” dengesine dayanır. Kredi veren açısından geminin tek başına bir varlık değil; işletme kabiliyeti, teknik donanımı, gelir üretme potansiyeli ve sigorta korumasıyla birlikte bir “teminat paketi” olduğu açıktır. Bu nedenle gemi ipoteğinde en kritik soru şudur: İpotek tam olarak neyi kapsar, hangi unsurlar kapsam dışında kalır ve uygulamada teminatı güçlendirmek için hangi ek adımlar gerekir?
Türk hukukunda gemi ipoteği, sicile kayıtlı gemi veya gemi payı üzerinde kurulan ayni teminat niteliğindedir. Kuruluş için malikle alacaklının anlaşması ve ipoteğin gemi siciline tescili şarttır. Bu teknik çerçevenin içinde, “kapsam” meselesi; eklenti/bütünleyici parça ayrımı, gemi yerine geçen değerler, gelirler (navlun/kira) ve sigorta tazminatı gibi başlıklarda somut uyuşmazlıklar doğurur.
1) Gemi ipoteğinin kapsamı hangi hükümlere göre belirlenir?
Türk Ticaret Kanunu, gemi ipoteğinin kapsamını doğrudan tek tek saymakla yetinmez; önemli bir teknik yöntem kullanır: Türk Medenî Kanunu’nun taşınmaz rehni hükümlerine atıf yapar. TTK’ya göre ipoteğin kapsamı bakımından TMK 862 ve 863 hükümleri uygulanır.
Bu atfın sonucu şudur:
-
Teminatın çekirdeği, “gemi + bütünleyici parçalar + eklentiler” mantığı ile kurulur.
-
Ayrıca “kira bedelleri” gibi gelir unsurlarında, TMK 863’teki modelin gemi ipoteğine kıyasen nasıl taşınacağı tartışması ve uygulaması gündeme gelir.
2) Çekirdek kapsam: Gemi, gemi payı, bütünleyici parçalar ve eklentiler
2.1. Bütünleyici parça nedir, ipotek otomatik kapsar mı?
TMK 862 kuralı gereği rehin, şeyi bütünleyici parçalarıyla birlikte yükümlü kılar. Denizcilik pratiğine çevirdiğimizde; tekne gövdesi, ana makine, şaft, dümen sistemi gibi geminin varlığıyla “ayrılmaz” şekilde bağlı unsurlar, kural olarak bütünleyici parça niteliğine yaklaşır.
Ancak TTK, gemi özelinde ek bir sınır koyar: Bütünleyici parçalar, gemiden geçici bir amaç için olmamak şartıyla ayrılıp uzaklaştırılırsa ipotek artık bunları kapsamaz; istisnaen, uzaklaştırmadan önce alacaklı lehine gemiye el konulmuşsa kapsam devam edebilir.
2.2. Eklenti (teferruat) nedir, ipotek kapsar mı?
TMK 862, rehnin eklentileri de kapsadığını açıkça söyler. Eklenti; asıl şeye sürekli özgülenmiş, işletme/koruma/yarar sağlama amacıyla kullanılan taşınır eşyalardır. (Genel tanım TMK 686 sistematiği içindedir; pratikte önemli olan “süreklilik ve özgüleme” kriteridir.)
TTK 1020 ayrıca şunu düzenler: Eklentiler normal bir işletmenin gereği olarak bu durumdan çıkarılır ya da alacaklı lehine el konulmadan önce devredilerek gemiden uzaklaştırılırsa, ipotek artık bunları kapsamaz.
3) “Gemi yerine geçen değerler”: Kamulaştırma bedeli ve tazminat alacakları
TTK, gemi ipoteğinin kapsamına kamulaştırılan geminin bedelini ve geminin zıyaı/hasarı nedeniyle üçüncü kişilere karşı sahip olunan tazminat istemlerini açıkça dahil eder.
Bu düzenleme uygulamada çok önemlidir; çünkü gemi fiilen değer kaybetmiş, hasarlanmış veya tamamen zayi olmuş olabilir. Böyle bir durumda teminat “geminin kendisi” üzerinden değil, geminin yerine geçen tazminat/bedel üzerinden ayakta kalır.
4) Sigorta tazminatı ipotek kapsamına girer mi?
TTK 1022’ye göre, gemi ipoteğinin kapsamına giren hususlarla ilgili olarak malikin menfaatinin malik veya onun lehine bir başkası tarafından sigorta ettirilmiş olması hâlinde ipotek, sigorta tazminatını da kapsar.
Ayrıca ipotek, alacaklının sigorta primlerini veya sigorta sözleşmesi gereği sigortacıya yapılması gereken başka ödemeleri karşılamak için harcadığı paraları ve faizlerini de teminat altına alır.
TTK 1022/3 kapsamında, sigortacının “gemi siciline kayıtlı ipoteği bilmediğini” ileri sürememesi; buna karşılık bildirim ve iki haftalık süre gibi sigortacıyı sorumluluktan kurtarabilen mekanizmalar da düzenlenmiştir.
Bu başlık, uygulamada en çok yanlış anlaşılan konulardan biridir. Çünkü “gemi teminatı” denince, doğal olarak geminin gelir üretmesi akla gelir; ancak aynî teminatın kapsamı ile alacakların temliki/rehni birbirinden farklıdır.
5.1. “Kira/charter geliri” bakımından yaklaşım
TTK 1020, kapsam için TMK 863’e de atıf yapar. TMK 863, kiraya verilmiş taşınmazda, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlanmasından (veya iflastan) paraya çevirme anına kadar işleyen kira bedellerinin rehnin kapsamına girdiğini düzenler.
Gemi bakımından bu hükmün nasıl uygulanacağı, sözleşmenin niteliğine göre değerlendirilir:
-
Bareboat charter / kira benzeri düzenlerde “kira” mantığı daha güçlüdür.
-
Taşıma sözleşmelerinde ise ilişki “kira” değil, “navlun alacağı”dır.
5.2. Navlun (taşıma geliri) bakımından yaklaşım
Navlun, kural olarak taşıma sözleşmesinden doğan bir alacak hakkıdır; geminin eklentisi veya bütünleyici parçası değildir. Bu yüzden “navlun ipoteğin kapsamındadır” demek çoğu olayda fazla iddialı olur.
6) Kapsam tartışmalarında kilit risk: Üçüncü kişi ekipmanları ve çıkarılabilir donanım
TMK 862, üçüncü kişilerin eklentiler üzerindeki haklarının saklı olduğunu açıkça belirtir. Gemi pratiğinde bu, özellikle:
-
leasing yoluyla edinilen ekipman,
-
“owner furnished / charterer furnished” donanım ayrımı,
-
tersane/servis firmalarının mülkiyetinde kalan geçici ekipman
gibi durumlarda önemlidir.
Gemi ipoteğinin kapsamı, salt “geminin kendisi” ile sınırlı değildir; bütünleyici parçalar ve eklentiler temel çerçeveyi oluşturur. Ancak TTK, eklentilerin normal işletme gereği çıkarılması/devri ve bütünleyici parçaların kalıcı biçimde ayrılması gibi hallerde teminatın daralabileceğini de açıkça kabul eder.
Öte yandan gemi ipoteğinin sigorta tazminatını kapsaması, alacaklı açısından kritik bir koruma alanıdır; fakat bu korumanın etkinliği, sigortacıya bildirim, poliçede alacaklı kaydı ve prim takibi gibi pratik adımlarla güçlendirilmelidir.
Navlun/gelirler bakımından ise en sağlıklı yaklaşım şudur: İpotek, geminin ayni değerini güvenceye alır; gelir akışını güvenceye almak için çoğu senaryoda ayrıca alacak temliki/rehni ve finansal kontrol mekanizmaları kurulmalıdır. Böylece, hem geminin satılabilir değeri hem de işletme nakit akımı teminat paketine dahil edilerek, icra ve iflas senaryolarında alacaklı pozisyonu belirgin biçimde güçlendirilir.