Single Blog Title

This is a single blog caption

Gemi İpoteğinde Malik–İşleten Ayrımı ve Hukuki Sonuçları

Gemi İpoteğinde Malik–İşleten Ayrımı, deniz ticareti uygulamasında hem alacaklılar hem de gemiyi fiilen işletenler açısından en kritik ve en sık uyuşmazlık doğuran konulardan biridir. Çünkü gemi ipoteği, gemi üzerinde kurulan aynî bir teminat olarak esasen malike ve geminin sicildeki durumuna bağlıdır; buna karşılık geminin günlük işletmesi, sefer planlaması, yük ilişkileri ve fiilî hâkimiyeti çoğu kez işleten (operatör/çıplak kiracı/management şirketi) tarafından yürütülür. Bu iki rolün farklı kişilerde toplanması; “İpotek kime karşı ileri sürülür?”, “İşleten borçlu değilse gemi yine de satılabilir mi?”, “İpotekli gemi seferdeyken takip nasıl yürütülür?” gibi soruları doğrudan gündeme getirir.

Uygulamada bareboat charter (çıplak kira), gemi yönetim sözleşmeleri, grup şirketleri arasında işletme devri, finansal kiralama veya operasyonel outsourcing modelleri nedeniyle geminin maliki ile işleteni sıklıkla ayrışır. Bu ayrışma, ipoteğin geçerliliğini ortadan kaldırmaz; ancak ipoteğin paraya çevrilmesi, geminin fiilen yakalanması/muhafazası, satış sürecinde üçüncü kişilerin (kiracı, yük sahibi, acente, tersane) etkisi ve bazı alacakların öncelik iddiaları bakımından son derece belirleyicidir.

1) Kavramsal Çerçeve: Malik, Zilyet ve İşleten Kimdir?

  • Malik (mülkiyet sahibi): Geminin aynî hakkına sahip kişidir. Gemi sicilinde malik olarak görünen kişi kural olarak mülkiyetin “dış dünyaya karşı” muhatabıdır.

  • Zilyet: Geminin fiilî hâkimiyetini elinde bulunduran, onu kullanan veya kullandıran kişidir. Zilyet her zaman malik değildir.

  • İşleten: Gemiyi ticari amaçla kendi adına ve hesabına işleten, seferi organize eden, geminin işletme riskini üstlenen kişidir. Uygulamada işleten kimi zaman malik, kimi zaman kiracı/çıplak kiracı (bareboat charterer), kimi zaman da işletmeyi fiilen yürüten başka bir teşebbüstür.

Bu üçlü ayrım “teorik” gibi görünse de ipotekli gemide takip yapılırken kiminle muhatap olunacağını belirler: ipotek malik üzerinden gemiye bağlıdır; fakat gemi fiilen işletenin/zilyedin kontrolündedir.

2) Gemi İpoteğinin Niteliği: Zilyetlikten Bağımsız Ayni Teminat

Gemi ipoteği, gemi üzerinde kurulan ve kural olarak sicile tescil ile doğan bir aynî haktır. Ayni hak olmasının temel sonucu şudur:

  • İpotek, gemiyi “takip eder”; gemi el değiştirirse dahi (şartları varsa) yeni malik ipotek yüküyle karşılaşır.

  • İpoteğin varlığı, geminin fiilen kimin elinde olduğuna göre doğmaz veya sona ermez.

Ancak zilyetliğin ayrı kişide olması, ipoteğin paraya çevrilmesi aşamasında fiili ve hukuki engeller çıkarabilir. Çünkü takip sadece “kâğıt üzerinde” değil, geminin fiilen yakalanması, muhafazası, satışa hazırlanması gibi adımları da içerir.

3) En Tipik Senaryolar ve İpoteğe Etkileri

a) Çıplak Kira (Bareboat Charter): Zilyet ve İşleten Kiracı, Malik Başka Kişi

Çıplak kira ilişkisinde kiracı, geminin yönetimini ve işletmesini devralır; kaptan ve mürettebat dahil operasyonu kiracı yürütür. Bu durumda:

  • İpotek malikin gemisi üzerinde durur ve ipotek alacaklısı kural olarak gemiye yönelir.

  • Kiracının “ben zilyedim” demesi ipoteği bertaraf etmez; ancak gemi fiilen seferdeyse yakalama/takip zamanlaması kritik hale gelir.

  • İpotekli gemi cebri icra ile satılırsa, çıplak kira sözleşmesi çoğu kez fiilen sürdürülemez hale gelir; kiracının hakları (kira süresi, yatırım, sefer planı) alacaklı ve ihale alıcısı karşısında ciddi risk altındadır. Bu nedenle çıplak kiracı, uygulamada ya borcun yeniden yapılandırılmasına dahil olur ya da gemi üzerinde sözleşmeden doğan haklarını ayrıca ileri sürmeye çalışır.

b) Zaman Çarteri / Sefer Çarteri: İşleten Malik, Zilyetlik ve Ticari Kullanım Sözleşmeyle Paylaşılır

Zaman/sefer çarterinde işletme çoğu kez malikte kalır; gemi kaptan ve mürettebatıyla birlikte tahsis edilir. Bu tabloda:

  • İpotek alacaklısı bakımından “malik = işletme muhatabı” daha nettir.

  • Ancak geminin gelirleri (navlun/hire), sefer planı ve yük ilişkileri, muhafaza ve satış aşamasında üçüncü kişileri etkileyebileceği için ticari zincir daha karmaşıktır. İpotekli gemiye ilişkin tedbir/haciz kararları, yük sahipleri ve acentelerle kriz yönetimini gerektirir.

c) Gemi Yönetim Sözleşmesi (Ship Management): Zilyetlik Yetkisi Yönetici Şirkette

Burada malik ayrı, teknik/ticari yönetici ayrı olabilir. Yönetici şirketin varlığı, ipoteğin hukukî varlığını değiştirmez; fakat alacaklı açısından “gemiyi kim hareket ettiriyor, kim liman masraflarını ödüyor, kim sefer emirlerini veriyor?” sorularını doğurur. Bu durum özellikle geminin kaçırılması veya bayrak/sicil değişikliği risklerinde önem kazanır.

4) Takip ve Paraya Çevirme Aşamasında Kime Tebligat, Kime Muhataplık?

İpotek alacaklısının hedefi gemidir; ancak süreçte birden fazla muhatap çıkar:

  1. Malik: Aynî teminatın muhatabı, sicilde görünen kişi.

  2. Borçlu: Kredi sözleşmesinin tarafı; malik olmayabilir.

  3. Zilyet/işleten: Gemiyi fiilen elinde bulunduran; geminin teslimi, muhafazası, limana yanaşması gibi fiilî aşamalarda belirleyici.

Pratikte en sık hata şudur: Sadece malike yönelip, gemiyi fiilen kontrol eden işleteni/zilyedi süreç dışında bırakmak. Oysa fiilen gemiyi hareket ettiren kişiyle iletişim kurulmazsa, gemi kısa sürede başka limana çıkabilir, farklı yargı çevresine kaçabilir veya fiilî muhafaza zorlaşabilir.

Bu yüzden ipotek alacaklısı vekili açısından doğru yaklaşım:

  • Sicil kayıtlarını esas alarak malik ve ipotek derecesini netleştirmek,

  • Borç sözleşmesindeki temerrüt/muacceliyet hükümlerine dayanarak kişisel borçluya da yönelmek,

  • Geminin fiilen kimde olduğunu tespit edip zilyet/işletenle operasyonel tedbirleri eş zamanlı yürütmektir.

5) İşletenin Borçları, Malik ve İpotek Alacaklısı: Öncelik ve Çatışma Noktaları

Zilyetlik ayrı kişide olduğunda ipotek alacaklısının en kritik risklerinden biri, gemi üzerinde ipoteğin önüne geçebilen veya ipotekten önce tahsil kabiliyeti doğuran bazı alacakların gündeme gelmesidir. Uygulamada özellikle:

  • Mürettebat alacakları, kurtarma, liman/kanal ücretleri, zorunlu masraflar,

  • Tersane/onarım süreçlerinden doğan bazı talepler,

  • Gemi alacaklısı hakları (deniz alacakları) niteliğindeki kalemler

gemi üzerinde güçlü bir etki yaratabilir. Zilyet/işleten değişikliği; bu alacakların doğmasına “zemin” hazırlayabilir ve ipotek alacaklısının satış bedelinden tahsil sırasını etkileyebilir.

Bu nedenle ipotek alacaklısı, sadece “ipoteğim var” rahatlığıyla hareket etmemeli; geminin işletilme biçimini, seferde doğabilecek masrafları, tersane/liman borçlarını ve olası öncelik iddialarını proaktif biçimde izlemelidir.

6) Zilyetlik Kaynaklı Fiilî Riskler: Gemi Kaçırma, Bayrak/Sicil Değişikliği, Değer Kaybı

Zilyet/işleten ayrı kişideyse, geminin hareket kabiliyeti yüksek olduğundan riskler artar:

  • Gemi kaçırma riski: Geminin bir gecede liman değiştirmesi bile yargı çevresini değiştirir.

  • Sicil/bayrak değişikliği girişimleri: Her zaman kolay olmasa da, girişimler dahi takipte gecikme yaratabilir.

  • Değer kaybı ve bakım ihmali: İşletenin mali sıkıntısı varsa gemi bakımsız kalabilir; ipoteğin ekonomik değeri düşer.

Bu risklere karşı araçlar (somut olaya göre) şunlardır:

  • Sicile şerh ve kayıtların güncel tutulması,

  • Hızlı reaksiyonla ihtiyati haciz/tedbir değerlendirmesi,

  • Sigorta poliçeleri ve teminatların izlenmesi,

  • Liman/acentelerle iletişim kanallarının kurulması (operasyonel takip).

7) Satış Sonrası Sözleşmelerin Akıbeti: İşletenin Sözleşmeleri Devam Eder mi?

İpotekli geminin cebri satışla el değiştirmesi, zilyet/işletenin sözleşmelerinde “devam” garantisi doğurmaz. Genel pratik sonuçlar:

  • İşletenin kira/management/charter sözleşmesi çoğu kez yeni malikle yeniden müzakere konusu olur.

  • İşletenin gemi üzerinde fiilî hâkimiyeti sona erebilir; gemi yeni malike teslim edilir.

  • İşletenin uğradığı zarar iddiaları varsa, bunlar çoğu zaman ayni hakka değil şahsi alacağa dönüşür; yani ipotek alacaklısına karşı değil, sözleşmenin karşı tarafına veya borçluya karşı ileri sürülür.

Bu nedenle işletme sözleşmelerinde ipotek gerçeği göz ardı edilmemeli; özellikle çıplak kira ve uzun süreli yönetim sözleşmelerinde “ipotek nedeniyle cebri satış” senaryosu için hüküm kurulmalıdır.

Gemi ipoteği, niteliği gereği zilyetlikten bağımsız güçlü bir aynî teminattır; geminin fiilen işletenin elinde olması ipoteği ortadan kaldırmaz. Ancak geminin zilyetliğinin ve işletilmesinin malik dışındaki bir kişide bulunması, ipoteğin etkin şekilde paraya çevrilmesi ve alacağın tahsili açısından ciddi pratik sonuçlar doğurur: doğru muhatap setinin belirlenmesi, geminin fiilen yakalanabilirliğinin yönetilmesi, işletmeden doğan masraf ve öncelik iddialarının izlenmesi, kaçırma ve değer kaybı risklerinin azaltılması gerekir.

Bu nedenle “işleten–malik ayrımı” olan dosyalarda başarı, iki kulvarı birlikte yürütmekten geçer: (i) sicil ve aynî teminat kulvarı (ipoteğin varlığı, derece, tescil, satış), (ii) operasyonel ve sözleşmesel kulvar (zilyet/işletenin rolü, sefer planı, liman/tersane borçları, sözleşmelerin akıbeti). Somut olayda gemi kimin elinde olursa olsun, ipotek alacaklısının hedefi gemidir; fakat gemiye ulaşmanın yolu çoğu zaman zilyedi ve işleteni doğru yönetmekten geçer. Bu nedenle ipotekli geminin zilyetliği malik dışında bir kişideyse, ilk iş sicil kayıtlarını ve işletme ilişkisini aynı anda masaya yatırarak, gecikmesiz ve çok taraflı bir takip stratejisi kurmaktır.

Leave a Reply

Call Now Button