Evlilik Mal Rejimi Sınır Aşınca: Hangi Hukuk, Hangi Tarihte Hangi Bağlama Kuralı?
Evlilik Mal Rejimi Sınır Aşınca: Hangi Hukuk, Hangi Tarihte Hangi Bağlama Kuralı?
Evlilik mal rejimi sınır aşınca (eşlerin farklı vatandaşlıkta olması, farklı ülkelerde yaşaması, malvarlığının birden çok ülkede bulunması gibi), uyuşmazlığın kalbi çoğu zaman “hangi hukuk uygulanacak?” sorusudur. Çünkü mal rejimi; hangi malların “edinilmiş”, hangilerinin “kişisel” sayılacağı, hangi tarihten itibaren paylaşım hesabı yapılacağı ve katkı/katılma alacağı gibi taleplerin çerçevesini belirler. Bu noktada MÖHUK’taki bağlama kuralı, dosyanın sonucunu doğrudan etkiler.
1) Önce kavramı netleştirin: mal rejimi hangi uyuşmazlıklara uygulanır?
Mal rejimi hukuku; evlilik içinde edinilen malların niteliği, yönetimi, borçlardan sorumluluk ve evlilik sona erdiğinde (boşanma, ölüm, iptal) tasfiye kuralları gibi alanları kapsar. Örneğin bir taşınmaz Türkiye’de olsa bile, “o taşınmazın tasfiyede hangi hesaba dahil olacağı” mal rejimi hukukuyla belirlenir; ancak taşınmazın tapu devri/tescili gibi ayni işlemler bakımından taşınmazın bulunduğu ülke hukukunun kuralları ayrıca devreye girebilir. Bu yüzden sınır aşan dosyalarda mal rejimi (tasfiye mantığı) ile ayni hak (tescil/usul) ayrımını baştan kurmak gerekir.
2) Hangi hukuk? İlk adım: eşlerin hukuk seçimi yapıp yapmadığı
MÖHUK sistematiğinde mal rejiminde temel yaklaşım şudur: Eşler, belirli sınırlar içinde uygulanacak hukuku seçebilir. Bu seçim çoğu zaman evlenmeden önce veya evlilik sırasında yapılan bir “mal rejimi sözleşmesi” içinde yer alır. Pratikte kritik nokta “seçim var mı, geçerli mi, kapsamı ne” sorularıdır.
Seçim yapılmışsa, mahkeme öncelikle bu seçimi esas alır; ancak seçim, üçüncü kişilerin (alacaklılar gibi) haklarını zedeleyecek şekilde ileri sürülüyorsa ayrıca tartışma doğabilir.
3) Seçim yoksa hangi bağlama kuralı? “Hangi tarihte” sorusunun cevabı burada
Eşler bir hukuk seçimi yapmadıysa, MÖHUK’un bağlama kuralı kademeli işler. Uygulamada en çok belirleyici olan husus, bu kademelerin çoğunda “evlenme anı / evlilik kurulduğu an” esas alınmasıdır. Yani şu soruların cevabı çoğu kez evlenme tarihindeki duruma göre aranır:
- Eşlerin ortak vatandaşlığı var mı? Varsa, çoğu dosyada ilk bağlama noktası bu olur.
- Ortak vatandaşlık yoksa, evlilik kurulduğu sırada eşlerin ortak mutad meskeni (birlikte hayatın fiilen merkezlendiği ülke) neresi?
- Bu da yoksa, somut olayın özelliklerine göre en güçlü ilişkiyi kuran bağlantı (uyuşmazlığın ağırlık merkezi) değerlendirilir.
Bu yüzden “hangi tarihte hangi bağlama kuralı” denildiğinde; dosya kurgusunda evlenme tarihini bir milat gibi ele almak, evlilik anındaki vatandaşlık ve fiili yerleşim verilerini belgelemek gerekir (pasaport kayıtları, ikamet izinleri, adres kayıtları, iş sözleşmeleri, faturalar, çocukların okul kayıtları vb.).
4) Türk hukuku uygulanıyorsa zaman çizelgesi: 01.01.2002 dönüm noktası
Uygulanacak hukuk Türk hukuku çıkarsa, “hangi tarihte” sorusunun ikinci katmanı Türk Medeni Kanunu’nun geçiş etkisidir. Genel çerçeve şöyle özetlenebilir:
- 01.01.2002’den önce kurulan evliliklerde, o tarihe kadar geçerli rejim (çoğunlukla mal ayrılığı) dikkate alınır.
- 01.01.2002’den sonra ise yasal mal rejimi kural olarak edinilmiş mallara katılmadır; eşler sözleşmeyle farklı rejim seçebilir.
Bu nedenle tasfiyede malın edinim tarihi, evliliğin tarihi ve (varsa) mal rejimi sözleşmesinin tarihi ayrı ayrı önem kazanır.
5) Pratik strateji: sınır aşan riskleri baştan yönetin
Sınır aşan evliliklerde en etkili strateji, belirsizliği azaltmaktır:
- Mal rejimi sözleşmesinde uygulanacak hukuk ve mümkünse uyuşmazlık yönetimi (delil, bildirim, malvarlığı beyanı) netleştirilebilir.
- Varlıklar birden çok ülkedeyse, tasfiye hesabı ile fiili icra/tescil süreçlerinin farklı hukuk düzenlerinde ilerleyebileceği unutulmamalıdır.
- “Mutad mesken” ve “evlenme anındaki bağlantı” iddiası güçlü belgelerle desteklenmelidir.