Single Blog Title

This is a single blog caption

Alman Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tenfizi

Alman Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tenfizi

Giriş

Türkiye ile Almanya arasındaki sosyal, ekonomik ve hukuki ilişkiler uzun yıllardır yoğun bir şekilde devam etmektedir. Almanya’da yaşayan milyonlarca Türk vatandaşı ve iki ülke arasında faaliyet gösteren çok sayıda şirket nedeniyle, Alman mahkemelerinde verilen kararların Türkiye’de hukuki sonuç doğurması gereken durumlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Özellikle boşanma, nafaka, velayet, miras, ticari alacak ve tazminat davaları bakımından Alman mahkemelerinin verdiği kararların Türkiye’de nasıl uygulanacağı uygulamada önem taşıyan konular arasında yer almaktadır.

Ancak Almanya’da verilmiş bir mahkeme kararının kesinleşmiş olması, bu kararın Türkiye’de kendiliğinden geçerli olacağı anlamına gelmez. Her devlet, kendi egemenlik alanı içerisinde yargı yetkisini kullanır ve yabancı devlet mahkemelerinin verdiği kararların hangi şartlarla uygulanacağını kendi hukuk kuralları çerçevesinde belirler. Bu nedenle Alman mahkemeleri tarafından verilen birçok kararın Türkiye’de icra edilebilmesi için Türk mahkemelerinden tenfiz kararı alınması gerekir.

Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin esaslar, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir. Türk mahkemeleri, Alman mahkemesinin kararını yeniden yargılamaz; yalnızca kanunda öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini inceler. Böylece hem yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de uygulanabilirliği sağlanmakta hem de Türk hukuk düzeninin temel ilkeleri korunmaktadır.

Tenfiz Nedir?

Tenfiz, yabancı bir devlet mahkemesi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir kararın, Türk mahkemesinin vereceği kararla Türkiye’de icra edilebilir hâle getirilmesidir.

Başka bir ifadeyle, Almanya’da açılan bir davada verilen kararın Türkiye’de cebri icra yoluyla uygulanabilmesi için öncelikle Türk mahkemesinin bu kararı tenfiz etmesi gerekir. Tenfiz kararı alınmadıkça yabancı mahkeme ilamına dayanılarak Türkiye’de ilamlı icra takibi başlatılması veya kararın icra kabiliyeti bulunan hükümlerinin yerine getirilmesi mümkün değildir.

Tenfiz kurumu, uluslararası hukuki ilişkilerde güven ve istikrarın sağlanması bakımından büyük önem taşımaktadır. Aksi durumda kişiler aynı uyuşmazlık nedeniyle farklı ülkelerde yeniden dava açmak zorunda kalabilir ve bu durum hem zaman kaybına hem de yüksek yargılama giderlerine neden olabilir.

Alman Mahkeme Kararları Türkiye’de Doğrudan Geçerli midir?

Hayır.

Almanya’da verilmiş bir mahkeme kararı kesinleşmiş olsa bile Türkiye’de kendiliğinden hüküm ve sonuç doğurmaz. Örneğin Berlin Eyalet Mahkemesi tarafından verilen bir alacak kararı, borçlunun Türkiye’de bulunan malvarlığına doğrudan uygulanamaz. Aynı şekilde Münih Aile Mahkemesi tarafından verilen nafaka veya tazminat kararı da Türk icra dairelerinde doğrudan takip konusu yapılamaz.

Bunun temel nedeni, devletlerin yargı yetkisinin ülkesel nitelik taşımasıdır. Türkiye, yabancı mahkeme kararlarının kendi ülkesinde uygulanmasını belirli şartlara bağlamış ve bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin Türk mahkemeleri tarafından denetlenmesini öngörmüştür.

Dolayısıyla Almanya’da kazanılmış bir davanın sonuçlarından Türkiye’de yararlanılabilmesi için çoğu durumda tanıma veya tenfiz yoluna başvurulması gerekecektir.

Alman Mahkeme Kararlarının Tenfizinde Uygulanacak Hukuk

Alman mahkemelerince verilen kararların Türkiye’de uygulanması bakımından temel düzenleme 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’dur.

Türk mahkemesi, tenfiz talebini incelerken bu Kanun’da öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirir. Ayrıca Türkiye ile Almanya arasında yürürlükte bulunan uluslararası sözleşmeler ve somut olayın özellikleri de gerektiğinde dikkate alınabilir.

Bununla birlikte Türk mahkemesinin görevi, Alman mahkemesinin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığını denetlemek değildir. İnceleme yalnızca kanunda belirtilen tenfiz şartlarıyla sınırlıdır.

Hangi Alman Mahkeme Kararları Tenfiz Edilebilir?

Almanya’da verilen her mahkeme kararı Türkiye’de tenfize konu olamaz. Kararın niteliği bu noktada belirleyici öneme sahiptir.

Genel olarak aşağıdaki kararlar tenfize elverişlidir:

  • Ticari alacak davalarına ilişkin kararlar,
  • Sözleşmeden kaynaklanan tazminat kararları,
  • Maddi ve manevi tazminat hükümleri,
  • Nafaka kararları,
  • Miras hukukundan doğan bazı kararlar,
  • Ticaret şirketleri arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin kararlar,
  • İcra kabiliyeti bulunan aile hukuku kararları.

Buna karşılık ceza mahkemeleri tarafından verilen hapis cezaları, vergi cezaları, idari yaptırımlar ve kamu hukukuna ilişkin birçok karar tenfiz kapsamı dışında kalmaktadır.

Bu nedenle yabancı mahkeme kararına dayanılarak işlem yapılmadan önce kararın tenfize elverişli olup olmadığı hukuki açıdan değerlendirilmelidir.

Alman Mahkeme Kararlarının Tenfiz Şartları

Türk mahkemesi, Alman mahkemesi kararını incelerken kanunda belirtilen şartların tamamının gerçekleşmesini arar. Bu şartlardan birinin eksik olması hâlinde tenfiz talebi reddedilebilir.

Kararın Kesinleşmiş Olması

Tenfizin ilk şartı, Alman mahkemesi kararının kesinleşmiş olmasıdır.

Henüz kanun yolu incelemesi devam eden veya kesin hüküm niteliği kazanmamış kararların Türkiye’de tenfiz edilmesi mümkün değildir.

Kesinleşme durumu Alman hukukuna göre değerlendirilir ve bunun ilgili belgelerle ispat edilmesi gerekir.

Kararın Özel Hukuk Alanına İlişkin Olması

Tenfiz kurumu esas olarak özel hukuk uyuşmazlıkları bakımından uygulanmaktadır.

Bu nedenle aile hukuku, ticaret hukuku, borçlar hukuku veya miras hukukuna ilişkin kararlar tenfiz edilebilirken, kamu hukukuna ilişkin birçok karar bakımından aynı sonuca ulaşılamaz.

Karşılıklılık İlkesi

Tenfiz incelemesinde önem taşıyan şartlardan biri de karşılıklılık ilkesidir.

Bu ilke, Türk mahkemeleri tarafından verilen kararların da benzer şartlar altında Almanya’da uygulanabilmesine imkân tanınmasını ifade eder.

Karşılıklılık uluslararası anlaşmalardan, kanuni düzenlemelerden veya fiili uygulamadan kaynaklanabilir. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirir.

Türk Kamu Düzenine Aykırılık Bulunmaması

Yabancı mahkeme kararının uygulanması Türk hukuk düzeninin temel ilkeleriyle açık şekilde çelişiyorsa tenfiz talebi reddedilebilir.

Ancak her hukuk sistemi arasında bulunan farklılık kamu düzenine aykırılık oluşturmaz. Kamu düzeni istisnası, yalnızca temel hak ve özgürlükleri veya Türk hukuk düzeninin vazgeçilmez esaslarını ağır şekilde ihlal eden durumlarda uygulanmaktadır.

Savunma Hakkına Saygı Gösterilmiş Olması

Tenfiz talebinin kabulü için davalının yargılama sürecinde savunma hakkını kullanabilme imkânına sahip olması gerekir.

Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmaması, duruşmadan haberdar edilmemesi veya kendisini savunmasına fiilen engel olunması hâlinde Türk mahkemesi tenfiz talebini reddedebilir.

Buna karşılık davalının kendi iradesiyle duruşmalara katılmaması veya savunma yapmaması tek başına tenfize engel oluşturmaz. Önemli olan, savunma hakkını kullanabileceği hukuki ortamın sağlanmış olmasıdır.

Alman Mahkeme Kararlarının Tenfizi İçin Dava Nasıl Açılır?

Almanya’da verilen bir mahkeme kararının Türkiye’de uygulanabilmesi için öncelikle Türk mahkemelerinde tenfiz davası açılması gerekir. Tenfiz davası, yabancı mahkeme kararının yeniden incelenmesini amaçlayan bir dava değildir. Türk mahkemesi, Alman mahkemesinin delilleri doğru değerlendirip değerlendirmediğini veya hukuki sonuca isabetli ulaşıp ulaşmadığını araştırmaz. İnceleme yalnızca kanunda öngörülen şartlarla sınırlıdır.

Tenfiz talebinde bulunabilecek kişi, yabancı mahkeme kararından lehine hak doğan gerçek veya tüzel kişidir. Bunun yanında hukuki yararı bulunan mirasçılar veya kanuni temsilciler de gerekli şartların varlığı hâlinde dava açabilir.

Dava dilekçesinde, kararı veren Alman mahkemesi, karar tarihi, karar numarası, kesinleşme bilgisi ve hangi hükümlerin Türkiye’de icra edilmek istendiği açık şekilde belirtilmelidir. Talebin açık ve anlaşılır şekilde ortaya konulması, yargılama sürecinin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tenfiz davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Mahkemesidir. Ancak aile hukukundan kaynaklanan bazı uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Aile Mahkemesi olabilir.

Yetki bakımından ise öncelikle davalının Türkiye’deki yerleşim yeri esas alınmaktadır. Davalının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa fiilen bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bunların da bulunmaması hâlinde dava Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılabilir.

Yetki kurallarına uygun hareket edilmesi önemlidir. Aksi hâlde dosyanın başka bir mahkemeye gönderilmesi söz konusu olabilir ve bu durum yargılamanın gereksiz şekilde uzamasına neden olabilir.

Tenfiz Davasında Gerekli Belgeler

Tenfiz davasında mahkemenin inceleme yapabilmesi için belirli belgelerin eksiksiz şekilde sunulması gerekir.

Genellikle dava dosyasına aşağıdaki belgeler eklenmektedir:

  • Alman mahkemesi kararının aslı veya usulüne uygun onaylanmış örneği,
  • Kararın kesinleştiğini gösteren resmî belge,
  • Mahkeme kararının Türkçe tercümesi,
  • Tercümenin usulüne uygun şekilde onaylanmış nüshası,
  • Taraflara ait kimlik ve adres bilgileri,
  • Vekil aracılığıyla dava açılıyorsa vekâletname.

Belgelerin eksik veya usule aykırı şekilde hazırlanması mahkemenin eksikliklerin giderilmesini istemesine neden olabilir. Bu nedenle dava açılmadan önce tüm belgelerin dikkatle kontrol edilmesi önem taşımaktadır.

Apostil ve Tercüme İşlemleri

Almanya’da düzenlenen mahkeme kararları ve diğer resmî belgelerin Türkiye’de kullanılabilmesi için çoğu durumda apostil işleminin tamamlanması gerekir.

Apostil, belgenin içeriğinin doğruluğunu değil, belgeyi düzenleyen makamın resmî yetkiye sahip olduğunu gösteren uluslararası bir onaydır. Türkiye ve Almanya’nın taraf olduğu uluslararası düzenlemeler sayesinde apostilli belgeler iki ülkede de belirli şartlar altında kullanılabilmektedir.

Bunun yanında Almanca düzenlenen belgelerin Türk mahkemelerinde kullanılabilmesi için Türkçeye çevrilmesi zorunludur. Çevirilerin eksiksiz ve hukuki terminolojiye uygun şekilde yapılması büyük önem taşır. Özellikle hüküm kısmında yapılacak küçük bir çeviri hatası, kararın yanlış yorumlanmasına yol açabilir.

Alman Boşanma Kararlarının Türkiye’de Tenfizi

Uygulamada Alman mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin davaların önemli bir bölümünü boşanma kararları oluşturmaktadır.

Almanya’da boşanan Türk vatandaşlarının önemli bir kısmı, bu kararın Türkiye’de de hukuki sonuç doğurmasını istemektedir. Ancak burada tanıma ve tenfiz ayrımının doğru yapılması gerekir.

Boşanma kararının yalnızca evlilik birliğini sona erdiren kısmı bakımından şartların oluşması hâlinde tanıma gündeme gelebilir. Buna karşılık nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat, yargılama giderleri veya vekâlet ücretine ilişkin hükümler Türkiye’de icra edilecekse tenfiz kararı alınması gerekir.

Bu nedenle Alman mahkemesi kararının hangi hükümlerinin Türkiye’de uygulanmasının istendiği dava açılmadan önce ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir.

Ticari Davalar Bakımından Tenfiz

Türkiye ile Almanya arasındaki yoğun ticari ilişkiler nedeniyle şirketler arasında görülen davaların sayısı da her geçen yıl artmaktadır.

Özellikle;

  • Satış sözleşmelerinden doğan alacaklar,
  • Hizmet sözleşmeleri,
  • Uluslararası taşıma sözleşmeleri,
  • İnşaat ve eser sözleşmeleri,
  • Distribütörlük ve acentelik ilişkileri,
  • Ticari tazminat davaları

sonucunda Alman mahkemeleri tarafından verilen kararların Türkiye’de uygulanması gerekebilmektedir.

Bu gibi durumlarda tenfiz kararı alınmasının ardından ilamlı icra yoluna başvurularak alacağın tahsili mümkün hâle gelir.

Türk Mahkemesi Alman Mahkemesinin Kararını Yeniden İnceler mi?

Tenfiz davalarında en çok sorulan sorulardan biri budur.

Türk mahkemesi, Alman mahkemesinin kararını esastan incelemez. Başka bir ifadeyle Alman hâkiminin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı veya delilleri doğru değerlendirdiği araştırılmaz.

Örneğin;

  • Bilirkişi raporunun hatalı olduğu,
  • Tanık anlatımlarının gerçeği yansıtmadığı,
  • Delillerin yanlış değerlendirildiği,
  • Mahkemenin yanlış sonuca ulaştığı

yönündeki iddialar tenfiz davasında incelenmez.

Türk mahkemesinin görevi yalnızca kanunda belirtilen tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemektir.

Bu yaklaşım, uluslararası özel hukukun temel ilkelerinden biri olan yabancı mahkeme kararının esasının yeniden incelenememesi ilkesinin doğal sonucudur.

Tenfiz Talebinin Reddedilmesine Yol Açabilecek Durumlar

Her yabancı mahkeme kararı için tenfiz kararı verilmesi mümkün değildir.

Kanunda öngörülen şartlardan birinin eksik olması hâlinde mahkeme talebi reddedebilir.

Örneğin;

  • Kararın kesinleşmemiş olması,
  • Davalının savunma hakkının ihlal edilmesi,
  • Türk kamu düzenine açık aykırılık bulunması,
  • Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda karar verilmiş olması,
  • Kararın özel hukuk alanına ilişkin olmaması

gibi durumlarda tenfiz talebi kabul edilmeyebilir.

Ret kararı verilmesi hâlinde yabancı mahkeme kararı Türkiye’de icra edilemez.

Tenfiz Kararının Sonuçları

Mahkeme tarafından tenfiz kararı verilmesiyle birlikte Alman mahkemesi kararı Türkiye’de de hukuki sonuç doğurmaya başlar.

Bunun ardından kararın niteliğine göre ilamlı icra takibi başlatılabilir. Para alacakları tahsil edilebilir, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları üzerine haciz konulabilir, banka hesaplarına haciz uygulanabilir ve icra kabiliyeti bulunan diğer hükümler yerine getirilebilir.

Tenfiz kararı, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de uygulanabilmesi bakımından en önemli aşamayı oluşturur.

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

Tenfiz davalarında karşılaşılan sorunların önemli bir kısmı usule ilişkin eksikliklerden kaynaklanmaktadır.

Örneğin;

  • Kesinleşme belgesinin sunulmaması,
  • Apostil işlemlerinin eksik bırakılması,
  • Tercümelerde hata bulunması,
  • Taraf bilgilerinin farklı yazılması,
  • Mahkeme kararının eksik tercüme edilmesi,
  • Talep sonucunun açık şekilde belirtilmemesi

yargılamanın uzamasına veya eksikliklerin tamamlanması için ek süre verilmesine neden olabilmektedir.

Özellikle uluslararası uyuşmazlıklarda belge hazırlık sürecinin dikkatle yürütülmesi, ileride yaşanabilecek hak kayıplarının önüne geçilmesi bakımından önem taşımaktadır.

Yargıtay Uygulaması

Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi sırasında kararın esasının yeniden incelenemeyeceği sürekli olarak vurgulanmaktadır.

Yüksek Mahkeme’ye göre Türk hâkimi yalnızca 5718 sayılı Kanun’da düzenlenen tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirir. Yabancı mahkemenin delilleri nasıl değerlendirdiği veya hukuku nasıl uyguladığı tenfiz incelemesinin konusu değildir.

Bunun yanında Yargıtay, kamu düzeni istisnasının dar yorumlanması gerektiğini de kabul etmektedir. Yabancı mahkeme kararının Türk hukukundan farklı sonuç doğurması tek başına tenfizin reddi için yeterli görülmemektedir. Ancak temel hak ve özgürlüklere, adil yargılanma ilkesine veya Türk hukuk düzeninin vazgeçilmez esaslarına açık şekilde aykırı sonuçlar doğuran kararlar bakımından tenfiz talebi reddedilebilmektedir.

Sonuç

Alman mahkemeleri tarafından verilen kararlar, kesinleşmiş olsalar bile Türkiye’de kendiliğinden icra edilemez. Bu kararların Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için kural olarak Türk mahkemelerinden tenfiz kararı alınması gerekir.

Tenfiz davasında Türk mahkemesi, yabancı mahkeme kararının doğruluğunu yeniden değerlendirmez. İnceleme yalnızca kanunda öngörülen şartlarla sınırlıdır. Kararın kesinleşmiş olması, savunma hakkına uygun şekilde verilmiş bulunması, Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve diğer yasal şartların gerçekleşmesi hâlinde Alman mahkemesi kararı Türkiye’de icra edilebilir hâle gelir.

Türkiye ile Almanya arasındaki yoğun ticari ve sosyal ilişkiler dikkate alındığında, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi hem bireyler hem de şirketler açısından büyük önem taşımaktadır. Usul kurallarına uygun şekilde yürütülen bir tenfiz süreci, yabancı mahkemede kazanılan hakkın Türkiye’de de etkili biçimde korunmasını ve uygulanmasını sağlar.

Leave a Reply

Call Now Button