Single Blog Title

This is a single blog caption

Çocuğunu Kaybeden Anne veya Baba Ceza Alır mı?

Çocuğunu Kaybeden Anne veya Baba Ceza Alır mı? Yargıtay Kararı Işığında TCK m. 22/6’nın Değerlendirilmesi

Her yıl çeşitli nedenlerle ebeveynlerin istemeden çocuklarının ölümüne sebebiyet verdiği trajik olaylar yaşanmaktadır. Kimi zaman araçla yapılan bir geri manevra sırasında, kimi zaman havuz veya deniz kenarında yeterli gözetimin sağlanamaması nedeniyle, kimi zaman ise evde alınmayan güvenlik tedbirleri sonucu telafisi mümkün olmayan kayıplar meydana gelmektedir. Bu tür olayların ardından kamuoyunda en çok sorulan sorulardan biri ise şudur: “Kendi çocuğunun ölümüne neden olan anne veya baba ceza alır mı?”

Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Türk Ceza Kanunu bazı istisnai durumlarda, failin yaşadığı ağır manevi yıkımın ayrıca cezalandırmayı gereksiz kılabileceğini kabul etmiştir. Ancak bunun uygulanabilmesi belirli şartların gerçekleşmesine bağlıdır.

TCK m. 22/6 Neyi Düzenlemektedir?

Türk Ceza Kanunu’nun 22/6. maddesi şu şekildedir:

“Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmış ise ceza verilmez. Bilinçli taksir hâlinde ise verilecek ceza üçte birden yarısına kadar indirilebilir.”

Bu hüküm, ceza hukukunda istisnai nitelikte bir düzenlemedir. Burada amaç, yaşadığı manevi acı nedeniyle zaten ağır şekilde mağdur olan kişinin, ayrıca ceza yaptırımıyla karşı karşıya bırakılmasının her somut olayda adalet duygusuna hizmet edip etmeyeceğinin değerlendirilmesidir.

Ancak bu hüküm hiçbir şekilde “çocuğunu kaybeden anne veya baba ceza almaz” şeklinde yorumlanamaz. Her olay kendi koşulları içinde değerlendirilir.

Yargıtay’ın İncelediği Gerçek Olay

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.06.2020 tarihli, E. 2018/135, K. 2020/317 sayılı kararına konu olayda anne ve baba, çocuklarıyla birlikte deniz kenarına gitmiştir. Bir süre çocukları sahilde bırakarak yürüyüşe çıkan ebeveynler döndüklerinde çocuklarını bulamamış, yapılan aramalar sonucunda iki çocuğun denizde boğularak hayatını kaybettiği anlaşılmıştır.

Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda ebeveynlerin çocukları yeterli şekilde gözetmedikleri gerekçesiyle taksirle ölüme neden olma suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

Yargılama sürecinde temel tartışma, anne ve babanın kusur durumundan ziyade, çocuklarını kaybetmeleri nedeniyle TCK m. 22/6 hükmünün uygulanıp uygulanamayacağı olmuştur.

Dosya, farklı derece mahkemelerindeki değerlendirmelerin ardından Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından incelenmiştir.

Ceza Genel Kurulu’nun Değerlendirmesi

Kararda öncelikle TCK m. 22/6’nın istisnai bir düzenleme olduğu vurgulanmıştır. Ceza verilmemesi kararı verilebilmesi için yalnızca failin üzülmesi yeterli değildir. Yaşanan mağduriyetin, ceza verilmesini gereksiz kılacak derecede ağır olması gerekir.

Ceza Genel Kurulu ayrıca şu önemli ilkelere dikkat çekmiştir:

  • Suçun taksirle işlenmiş olması gerekir.
  • Olay bilinçli taksir niteliğindeyse cezasızlık değil, yalnızca cezada indirim söz konusu olabilir.
  • Failin yaşadığı mağduriyet objektif ölçütlerle değerlendirilmelidir.
  • Hakim, somut olayın tüm özelliklerini dikkate alarak karar vermelidir.

Dolayısıyla TCK m. 22/6’nın uygulanması otomatik değildir; her dosya kendi delilleri ve koşulları çerçevesinde değerlendirilir.

Taksir ile Bilinçli Taksir Arasındaki Fark Neden Önemlidir?

Bu tür davalarda en önemli hukuki tartışmalardan biri, failin basit taksirle mi yoksa bilinçli taksirle mi hareket ettiğinin belirlenmesidir.

Basit taksirde kişi dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eder; ancak neticeyi öngörmez.

Bilinçli taksirde ise kişi tehlikeyi öngörmesine rağmen neticenin gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket eder.

Kanun koyucu da bu ayrımı önemsemiş ve bilinçli taksir hâlinde TCK m. 22/6 kapsamında doğrudan cezasızlık öngörmemiş, yalnızca cezada indirim yapılmasına imkân tanımıştır.

Bu nedenle olayın oluş şekli, alınmayan önlemler, failin davranışları ve kusur derecesi büyük önem taşımaktadır.

Her Trajik Olayda Ceza Verilmez mi?

Hayır.

Örneğin;

  • Aracını park ederken fark etmeden çocuğuna çarpan bir ebeveyn,
  • Evde güvenlik tedbirlerini almaması nedeniyle çocuğunu kaybeden bir anne veya baba,
  • Havuz veya deniz kenarında gerekli gözetimi sağlamayan ebeveyn,

hakkında farklı hukuki sonuçlar doğabilir.

Mahkeme;

  • olayın oluş biçimini,
  • kusur oranını,
  • alınabilecek önlemleri,
  • failin psikolojik ve ailevi durumunu,
  • olayın ceza hukuku bakımından sonuçlarını

birlikte değerlendirerek karar verir.

Bu Düzenlemenin Amacı

Ceza hukukunun temel amacı yalnızca cezalandırmak değildir. Aynı zamanda adaletin sağlanması ve toplumsal vicdanın korunmasıdır.

Bazı olaylarda fail, meydana gelen sonuç nedeniyle ömrü boyunca taşıyacağı çok ağır bir manevi yük altına girmektedir. Özellikle kendi çocuğunu kaybeden anne veya babanın yaşadığı acının büyüklüğü göz önüne alındığında, kanun koyucu istisnai hâllerde ayrıca ceza verilmesini gereksiz görebileceğini kabul etmiştir.

Ancak bu yaklaşım, ebeveynlerin dikkat ve özen yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. TCK m. 22/6 yalnızca olağanüstü nitelikteki somut olaylarda uygulanabilecek istisnai bir hükümdür.

Sonuç

Türk Ceza Kanunu’nun 22/6. maddesi, ceza hukukunda adalet ve hakkaniyet dengesini sağlamayı amaçlayan özel düzenlemelerden biridir. Kendi çocuğunun ölümüne taksirle neden olan anne veya babanın ceza alıp almayacağı, tek başına meydana gelen sonuca bakılarak belirlenemez.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.06.2020 tarihli, E. 2018/135, K. 2020/317 sayılı kararı da göstermektedir ki; bu konuda verilecek karar, taksirin niteliği, olayın oluş şekli ve failin yaşadığı kişisel mağduriyet birlikte değerlendirilerek verilmelidir. Bu nedenle benzer olaylarda hukuki sonucun doğru şekilde belirlenebilmesi için her dosyanın kendi özellikleri çerçevesinde incelenmesi büyük önem taşımaktadır.

Leave a Reply

Call Now Button