Deniz Ticaretinde Sigortacının Rücu Hakkı ve Taşıyanla Regres İhtilafları 2026
Deniz Ticaretinde Sigortacının Rücu Hakkı ve Taşıyanla Regres İhtilafları 2026
Deniz taşımalarında hasar dosyalarının “en pahalı” kısmı çoğu zaman zararın kendisi değildir; yanlış muhatap seçimi, süre kaçırma, eksik delil ve hatalı ödeme kurgusu nedeniyle rücu imkanının kaybedilmesidir. Kargo tesliminde konteynerin kapısı açılır açılmaz tutulan tek bir tutanak, zamanında çekilen birkaç fotoğraf, doğru kurgulanmış bir ihtar ve doğru maddelere dayanan bir talep yazısı; sigortacının rücu (subrogation) hakkını fiilen “paraya çevrilebilir” hale getirir. Aksi halde dosya, taşıyanın sorumluluk sınırları ve hak düşürücü süre def’ileri arasında eriyebilir.
Aşağıdaki çerçeve, özellikle kargo sigortacısının taşıyana rücu ettiği ve/veya sorumluluk sigortacısının (P&I dahil) regres zincirine girdiği tipik uyuşmazlıklarda, hukuki zemini ve uygulamadaki kritik strateji noktalarını bir arada sunar.
1) Kavramları doğru koymak: rücu, halefiyet, regres, temlik
Uygulamada aynı dosyada bu kavramların hepsi dolaşır; ancak hukuki sonuçları farklıdır:
-
Halefiyet (kanuni halefiyet): Sigortacı tazminatı ödeyince, kanun gereği sigortalının (veya zarar görenin) üçüncü kişilere karşı haklarına, ödediği bedel ölçüsünde geçer. Bu, “alacağın devri” gibi sözleşmesel bir temlik değildir; kanundan doğar.
-
Rücu (sigortacının rücu hakkı): Halefiyetin pratik sonucu olarak sigortacının, zarardan sorumlu kişilere dönüp ödediği tutarı istemesidir.
-
Regres: Genellikle “aynı zarardan sorumlu birden çok kişi” arasında iç ilişkiyi ifade eder (müteselsil sorumluluk, alt taşıyan–üst taşıyan ilişkisi, terminal/stevedore kusuru vb.). Deniz taşımalarında regres çoğu kez zincirleme sorumluluk ilişkilerinde ortaya çıkar.
-
Temlik: Sigortalının ayrıca alacağını devretmesi (özellikle poliçe kapsamı tartışmalı “lütuf ödemesi” gibi hallerde sigortacı, yalnız halefiyetle yetinmeyip ayrıca temlik/ibraname düzeni kurmak isteyebilir).
Bu ayrım, özellikle “sigortacı tahkim klozuyla bağlı mı?”, “hak düşürücü süre kime karşı nasıl işler?”, “kısmi ödeme halinde kim neyi talep edebilir?” sorularında doğrudan sonucu belirler.
2) Sigortacının rücu hakkının ana dayanakları: TTK m. 1472 ve m. 1481
2.1. Mal sigortalarında halefiyet (kargo sigortası başta)
Türk Ticaret Kanunu’nda mal sigortalarında halefiyet açık biçimde düzenlenmiştir: Sigortacı tazminatı ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçer, sigortalının sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder; ayrıca sigortalı tarafından bir dava/takip başlatılmışsa sigortacı, ödediğini ispat ederek onay aranmaksızın davaya/takibe devam edebilir.
Bu hüküm pratikte iki kritik sonuç üretir:
-
“Aynı ayakkabıyı giyme” ilkesi: Sigortacı, sigortalının sahip olduğu haklara geçer; sigortalının karşı tarafa karşı hangi itiraz/def’i riski varsa sigortacı da aynı risklerle yürür (ör. hak düşürücü süre, sorumluluk sınırı, tahkim klozu, muhatap tartışması).
-
Dosya devralma kolaylığı: Sigortalı daha önce dava/takip başlatmışsa, sigortacı “yeniden” başlamak zorunda değildir; ödeme belgesiyle kaldığı yerden devam edebilir.
2.2. Sorumluluk sigortalarında halefiyet (P&I / taşıyan sorumluluk poliçeleri dahil)
Sorumluluk sigortalarında halefiyet ayrıca düzenlenmiştir. Sigortacı tazminatı ödedikten sonra sigortalı yerine geçer ve hak, ödediği bedel tutarında sigortacıya ait olur; ayrıca dava/takip başladıysa sigortacı ödediğini ispatlayarak davaya/takibe devam edebilir.
Bu, özellikle şu senaryolarda önemlidir: Taşıyanın P&I’ı (veya taşıyan sorumluluk sigortacısı), zarar görene ödeme yaptıktan sonra diğer kusurlu aktörlere (terminal, stevedore, fiilî taşıyan, alt taşıyan, yükletenin kusuru gibi) regres kurgularında halefiyet/başvuru imkanını daha net bir zemine oturtur.
2.3. Sigortalının “rücu hakkını zedelememe” yükümlülüğü
TTK, sigortalının halefiyete konu hakları ihlal edici davranması halinde sigortacıya karşı sorumlu olacağını açıkça yazar; kısmi tazminat halinde sigortalının kalan kısım için başvuru hakkı korunur.
Uygulamada bunun karşılığı şudur: Sigortalının taşıyana “ibraname/feragat” vermesi, kusur kabulleri, yanlış beyanlar, delil karartma veya rücuya yarayan belgeleri teslim etmemesi; sigortacı açısından ayrı bir sorumluluk alanı doğurabilir.
3) Taşıyana yönelen rücuda “taşıyanın sorumluluğu” rejimi neden belirleyici?
Sigortacı rücu talebini kural olarak taşıyanın sorumluluğu hükümlerinin içine yerleştirmek zorundadır. Deniz yoluyla eşya taşımalarında taşıyan; navlun sözleşmesinin ifasında eşyanın yüklenmesi, istifi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında “tedbirli taşıyan” özenini göstermekle yükümlüdür.
Ayrıca taşıyan; zıya/hasar/geç teslimden doğan zararlardan, olayın eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde olduğu sırada meydana gelmesi şartıyla sorumludur. Kanun, hâkimiyet süresinin başlangıç ve bitişini de somutlaştırır (teslim alma anından, gönderilene teslim/emanete hazır tutma/kanunen teslim edilecek makama teslim anına kadar).
Bu nedenle sigortacının rücu dosyasında ilk sorusu genellikle şudur:
“Zarar, taşıyanın hâkimiyet süresinde mi doğdu; yoksa liman terminali/ambar/ön taşıma/son taşıma gibi farklı bir safhada mı?”
Bu sorunun cevabı; doğru davalıyı, doğru mahkeme/tahkimi ve doğru ispat planını seçtirir.
4) Bildirim ve tespit: rücuda giden yolun ‘ilk 72 saati’
Taşıyana rücu ihtilaflarının büyük kısmı, “zarar var mı yok mu?” değil, zararın usulüne uygun bildirildi mi edilmedi mi? tartışmasına dönüşür. Çünkü bildirim eksikliği, kanuni karineler yaratır.
TTK m.1185’e göre:
-
Zıya/hasarın en geç teslim sırasında yazılı bildirilmesi şarttır; haricen belli değilse, teslimden itibaren üç gün içinde bildirim yeterlidir.
-
Tarafların katılımıyla mahkeme/yetkili makam/atanmış uzmanlarca inceleme yapılmışsa ayrıca bildirim gerekmeyebilir.
-
Zarar bildirilmez/tespit ettirilmezse; taşıyanın eşyayı taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve (zarar varsa) bunun taşıyanın sorumlu olmadığı sebepten ileri geldiği yönünde karineler doğar; aksi ispat mümkündür ama pahalıdır.
-
Gecikme zararlarında ayrıca: teslimden itibaren 60 gün içinde yazılı bildirim şarttır; süresinde bildirim yoksa gecikme zararları için tazminat ödenmez.
Delil stratejisi açısından pratik kontrol listesi (ilk 72 saat):
-
Teslim anı foto/video (ambalaj, konteyner kapısı, mühür, ıslaklık/ezik izleri).
-
Tutanak: “genel ifade” değil; kolinin adedi, hasarın mahiyeti, yerleşimi, konteyner no/mühür no, tarih-saat.
-
Yazılı ihbar: taşıyan/acenteye e-posta + noter/iadeli/KEP (mümkünse).
-
Survey: taraflı değil; mümkünse karşı taraf davetli, “joint survey” mantığında.
-
Koruma zinciri: hasarlı emtianın numunesi, depo kayıtları, tartım fişleri, sıcaklık kayıtları (reefer).
Bu adımlar doğru yürütülmezse sigortacının rücu dosyası “teknik olarak haklı” olsa bile, ispaten zayıf hale gelir.
5) Sorumluluk sınırı ve SDR matematiği: rücu miktarı neden ‘tavan’a çarpar?
Deniz taşımalarında taşıyan, kural olarak sınırlı sorumluluktan yararlanır. TTK m.1186 uyarınca taşıyan; hangi sınır daha yüksekse o uygulanmak üzere koli/ünite başına 666,67 SDR veya brüt kilo başına 2 SDR tutarı aşan zarar için sorumlu olmaz (değer yüklemeden önce bildirilip taşıma senedine yazılmışsa istisna).
Ayrıca:
-
Tazminat hesabı, eşyanın boşaltıldığı/boşaltılması gereken yerde ve tarihteki değerine göre yapılır; borsa/cari piyasa/olağan değer esasları belirtilmiştir.
-
Konteyner/palet gibi taşıma gerecinde “koli/ünite sayımı” için, taşıma senedindeki içeriğe yazılan her koli ayrı sayılabilir; aksi halde taşıma gereci tek ünite kabul edilebilir.
Uygulamadaki kritik hata: Konşimentoda “1 container said to contain …” gibi kayıtlar ve “packages” hanesinin yanlış doldurulması, rücu edilebilir tavanı dramatik biçimde düşürebilir. Bu yüzden sigortacı açısından konşimento metni yalnızca “taşıma sözleşmesi belgesi” değil, aynı zamanda sorumluluk tavanı hesap makinesidir.
6) Sınırın kaybı: ‘pervasızca davranış’ ispatlanırsa tablo değişir
Taşıyanın sorumluluk sınırlarından yararlanamaması, rücu dosyasının kaderini değiştirir. TTK m.1187; zarara, kasten veya pervasızca ve zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş fiil/ihmal sebebiyet verdiği ispatlanırsa taşıyanın 1186’daki sınırlardan yararlanamayacağını söyler.
Bu madde, delil stratejisinde “yüksek eşik”tir: Basit ihmal çoğu kez yetmez. Örnek ispat alanları:
-
Reefer konteynerde sıcaklık set değerinin bilinçli biçimde yanlış ayarlanması, alarm kayıtlarının kapatılması
-
Islak yükün bilerek kuru yüke bindirilmesi, ambara su girişinin bilindiği halde seferin sürdürülmesi
-
Tehlikeli yük beyanı/istifi konusunda bilinen riskin görmezden gelinmesi
Bu tip iddialar, log kayıtları, e-posta talimatları, terminal operasyon kayıtları, gemi günlükleri ve survey raporları ile taşınır.
7) Süre yönetimi: 1 yıllık hak düşürücü süre ve regres için 90 gün tuzağı
Deniz taşımalarında süreler “zamanaşımı” gibi davranır ama TTK m.1188 sistematiğinde hak düşürücü sonuçlar doğurur:
-
Eşyanın zıyaı/hasarı/geç teslimi nedeniyle taşıyana karşı tazminat istem hakkı; 1 yıl içinde yargı yoluna başvurulmazsa düşer.
-
Süre, teslim edilen tarihten; hiç teslim yoksa teslim edilmesi gereken tarihten başlar.
-
En kritik hüküm: Rücu davası (regres) bir yıllık sürenin bitiminden sonra da açılabilir; fakat rücu hakkı, rücuya sahip kişinin tazminatı ödediği veya aleyhine açılan davada dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren 90 gün içinde kullanılmazsa düşer.
Bu 90 günlük pencere, özellikle şu zincirlerde “sessiz” biçimde dosyayı öldürür:
-
Sözleşmesel taşıyanın fiilî taşıyana regresi
-
Terminal/stevedore sorumluluğuna regres
-
P&I’ın, birlikte sorumlu diğer aktörlere yönelmesi
Sigortacı bakımından pratik sonuç: Ödeme günü yalnız muhasebe tarihi değil; aynı zamanda “90 günlük regres saati”nin başladığı andır.
8) Tahkim/yetki klozları: sigortacı bunlarla bağlı mı?
Rücu dosyalarında en sık sürprizlerden biri, konşimento veya çarterpartideki tahkim ve yetki klozlarıdır. Halefiyet, sigortacıyı sigortalının yerine geçirdiği için sigortacı çoğu durumda “sigortalının tabi olduğu usuli çerçeveye” de tabi olur (özellikle aynı alacak hakkını kullanıyorsa). TTK’nın sigortacıya davaya/takibe devam etme yetkisi tanıması da bu yaklaşımı güçlendirir.
Bu nedenle rücu stratejisinde ilk gün yapılması gerekenlerden biri:
Konşimento + çarter + sea waybill + booking note + teslim talimatları + acente yazışmaları üzerinden yetki/tahkim haritasını çıkarmaktır.
9) Taşıyanla “regres” ihtilaflarının tipik uyuşmazlık başlıkları
9.1. Muhatap (carrier identity) tartışması
Konşimentoda “carrier” kim? Acentenin unvanı mı, sözleşmesel taşıyan mı, fiilî taşıyan mı? Yanlış davalı seçimi, hak düşürücü süre içinde doğru tarafa dönememek riskini büyütür. (Bu risk, 1 yıllık sürede daha da kritiktir.)
9.2. Hâkimiyet süresi ve terminal safhası
Zararın taşıyanın hâkimiyetinde mi terminalde mi doğduğu; TTK m.1178’in hâkimiyet tanımıyla birlikte okunur.
9.3. Bildirim/tespit yetersizliği
1185’teki bildirim sürelerine uyulmadıysa taşıyan, karineler üzerinden savunma kurar.
9.4. Sorumluluk sınırı (SDR) ve “package” kavgası
Rücu edilebilir tazminat tavanı, 1186’daki “koli/ünite” tanımı üzerinden şekillenir.
9.5. Sınırın kaybı iddiası (wilful/reckless)
1187 yüksek ispat standardı nedeniyle çoğu dosyada tartışılır ama azında başarıyla uygulanır.
9.6. Regres penceresi (90 gün)
Birden çok sorumlu arasında iç ilişki rücularında 1188/3’ün 90 günlük şartı uygulamada çok serttir.
10) Delil stratejisi: sigortacının rücu dosyasında “olmazsa olmaz” set
Aşağıdaki set, rücu dosyasını taşıyan savunmalarına karşı dayanıklı kılar:
A) Taşıma ve teslim belgeleri
-
Konşimento/sea waybill (kayıtlar, packages, weight, remarks)
-
Booking confirmation, shipping instructions
-
Mate’s receipt, manifest, delivery order
-
Liman/terminal teslim fişleri, EIR (konteyner giriş-çıkış)
B) Hasar ve miktar ispatı
-
Survey report + foto ekleri
-
Tartım fişleri, sayım tutanakları, shortage list
-
Ambalaj/etiket kayıtları, seri/lot numaraları
-
(Reefer ise) sıcaklık kayıtları, alarm logları, PTI raporu
C) Bildirim ve süre ispatı
-
1185’e uygun yazılı ihbarlar (teslim anı/3 gün/60 gün)
-
1 yıllık hak düşürücü süre için “yargı yoluna başvuru” tarihini gösteren kayıtlar
-
Regres için ödeme tarihi ve 90 günlük pencereyi gösteren belgeler
D) Ödeme ve halefiyet ispatı
-
Ödeme dekontu, ödeme mutabakatı
-
Tazminat hesabı, poliçe kapsam yazısı
-
Halefiyetin dayanağı olarak sigorta tazminatı ödemesi (TTK 1472/1481)
11) Uygulamadaki kritik hatalar (en sık dosya yakan 10 nokta)
-
Hasar teslimde görünürken tutanağa bağlamamak (1185/1).
-
Gizli hasarda 3 günlük bildirim süresini kaçırmak.
-
Gecikme zararında 60 günlük bildirim şartını atlamak.
-
1 yıllık hak düşürücü süre içinde yargı yoluna başvurmamak.
-
Regres dosyasında ödeme sonrası 90 gün kuralını kaçırmak.
-
Yanlış “carrier”a gitmek (acente–taşıyan ayrımı) ve süre içinde düzeltmemek.
-
Konşimentoda packages/weight verisini incelemeden talep tutarı kurmak (1186).
-
“Sınırın kaybı” iddiasını delilsiz ileri sürmek (1187).
-
Sigortalının karşı tarafa ibraname/feragat verip rücu hakkını zedelemesi (1472/2, 1481/3).
-
Tahkim/yetki klozunu dosyanın başında analiz etmemek ve yanlış yerde dava açmak.
12) Kısa SSS
Sigortacı, sigortalı dava açtıysa yeniden dava açmak zorunda mı?
Hayır; dava/takip başladıysa sigortacı ödediğini ispatlayarak onay gerekmeksizin kaldığı yerden devam edebilir.
Rücu talebinde taşıyanın SDR sınırı otomatik mi uygulanır?
Genel kural olarak taşıyan 1186’daki sınırlardan yararlanır; ancak değer bildirimi veya 1187’deki kasten/pervasızca davranış gibi istisnalar dosyaya göre değerlendirilir.
Regres neden 90 gün gibi kısa?
TTK 1188/3, bir yıllık süreden sonra dahi rücu davasına izin verirken, rücu hakkını “ödemeden/tebellüğden itibaren 90 gün” içinde kullanma şartına bağlamıştır.