Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tenfizi
Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tenfizi
Uluslararası ilişkilerin hızla gelişmesi, insanların farklı ülkelerde yaşaması, çalışması, evlenmesi, boşanması ya da ticari faaliyet yürütmesi sonucunda yabancı ülke mahkemeleri tarafından verilen kararların sayısı her geçen gün artmaktadır. Ancak bir mahkeme kararının verildiği ülkede hukuki sonuç doğurması ile başka bir ülkede uygulanabilmesi aynı şey değildir. Bir başka ifadeyle, yabancı bir mahkemenin verdiği karar kendiliğinden Türkiye’de geçerlilik kazanmaz veya icra edilemez.
Örneğin Almanya’da verilen bir boşanma kararı, İngiltere’de hükmedilen nafaka kararı ya da Fransa’da verilen bir alacak hükmü Türkiye’de doğrudan uygulanamaz. Bu kararların Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerekir. İşte bu noktada “tenfiz” kurumu devreye girer.
Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizi, hem uluslararası özel hukuk hem de medeni usul hukuku bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu yazımızda yabancı mahkeme kararlarının tenfizi kavramı, şartları, hangi kararların tenfiz edilebileceği, görevli mahkeme, yargılama usulü ve uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar ayrıntılı şekilde ele alınacaktır.
Tenfiz Nedir?
Tenfiz, yabancı bir devlet mahkemesi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararının Türkiye’de icra edilebilir hale getirilmesini sağlayan mahkeme kararını ifade eder.
Başka bir ifadeyle yabancı mahkeme kararının Türkiye’de cebri icra yoluyla yerine getirilebilmesi için Türk mahkemesinden alınan izin niteliğindeki karardır.
Tenfiz kararı verilmedikçe yabancı mahkeme kararına dayanılarak Türkiye’de icra takibi yapılamaz, haciz istenemez veya kararın icra kabiliyeti bulunan hükümleri yerine getirilemez.
Bu nedenle tenfiz davası, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de fiilen uygulanmasının ön koşuludur.
Tenfiz ile Tanıma Arasındaki Fark
Uygulamada en sık karıştırılan kavramlardan biri tanıma ile tenfizdir.
Tanıma, yabancı mahkeme kararının kesin hüküm veya kesin delil etkisinin Türkiye’de kabul edilmesidir. Tanıma kararında icra kabiliyeti bulunmaz.
Tenfiz ise yabancı mahkeme kararının Türkiye’de icra edilmesini sağlar.
Örneğin yabancı ülkede verilen boşanma kararının yalnızca evliliği sona erdiren kısmının Türkiye’de geçerli olmasının istenmesi halinde çoğu durumda tanıma yeterli olabilir. Ancak nafaka, tazminat, velayetin yerine getirilmesi veya para alacağının tahsili gibi icra edilmesi gereken hükümler bakımından tenfiz kararı alınması gerekir.
Dolayısıyla her tenfiz kararı aynı zamanda tanıma sonucunu da doğururken, her tanıma kararı tenfiz sonucunu doğurmaz.
Tenfize İlişkin Hukuki Düzenleme
Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi esas olarak 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümlerinde düzenlenmiştir.
Bunun yanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile bazı ikili adli yardımlaşma anlaşmaları da uygulanabilmektedir.
Mahkeme öncelikle uluslararası sözleşme hükümlerini, bunların bulunmaması halinde ise MÖHUK hükümlerini dikkate alır.
Hangi Mahkeme Kararları Tenfiz Edilebilir?
Her yabancı mahkeme kararı tenfiz edilemez.
Öncelikle kararın yabancı bir devlet mahkemesi tarafından verilmiş olması gerekir. Bunun yanında kararın özel hukuk alanına ilişkin olması şarttır.
Örneğin;
- Boşanma kararları
- Nafaka kararları
- Maddi ve manevi tazminat kararları
- Alacak davaları
- Ticari uyuşmazlıklara ilişkin kararlar
- Velayete ilişkin bazı hükümler
- Miras hukukuna ilişkin bazı kararlar
tenfize konu olabilir.
Buna karşılık vergi, ceza veya kamu hukukuna ilişkin birçok karar bakımından tenfiz mümkün değildir. Özellikle yabancı ceza mahkemelerinin cezaya ilişkin hükümleri Türkiye’de tenfiz edilmez.
Tenfiz Şartları Nelerdir?
Türk mahkemesi yabancı mahkeme kararını yeniden incelemez. Davanın esasına girmez ve kararın doğru olup olmadığını değerlendirmez.
Mahkeme yalnızca kanunda belirtilen şartların bulunup bulunmadığını araştırır.
1. Kararın Kesinleşmiş Olması
Tenfiz istenebilmesi için yabancı mahkeme kararının kesinleşmiş olması gerekir.
Henüz temyiz aşamasında bulunan veya kesinleşmeyen kararların Türkiye’de tenfizi mümkün değildir.
Kesinleşme durumu genellikle ilgili ülke makamlarından alınan belge ile ispat edilir.
2. Kararın Hukuk Davasına İlişkin Olması
Tenfiz yalnızca özel hukuk alanındaki mahkeme kararları bakımından mümkündür.
Kamu hukukuna ilişkin birçok karar tenfiz kapsamı dışında kalmaktadır.
3. Karşılıklılık Şartı
Kanunda öngörülen önemli şartlardan biri de karşılıklılık ilkesidir.
Kararın verildiği devlet ile Türkiye arasında karşılıklılık bulunmalıdır.
Bu karşılıklılık;
- Uluslararası anlaşma,
- Kanuni düzenleme,
- Fiili uygulama
şeklinde ortaya çıkabilir.
Her somut olayda mahkeme bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediğini ayrıca değerlendirir.
4. Türk Kamu Düzenine Açıkça Aykırı Olmama
En önemli şartlardan biri kamu düzenine aykırılık incelemesidir.
Yabancı mahkeme kararının sonucu Türk hukukunun temel ilkelerine açık şekilde aykırı ise tenfiz talebi reddedilebilir.
Ancak her hukuk farklılığı kamu düzenine aykırılık anlamına gelmez.
Mahkemeler yalnızca ağır ve açık aykırılık bulunan durumlarda bu gerekçeyle tenfizi reddeder.
5. Savunma Hakkına Riayet Edilmiş Olması
Davalının usulüne uygun şekilde davadan haberdar edilmesi ve kendisini savunma imkanına sahip olması gerekir.
Örneğin;
- Tebligat yapılmaması,
- Davanın gizli yürütülmesi,
- Tarafın dinlenilmeden karar verilmesi
gibi durumlar savunma hakkının ihlal edildiğini gösterebilir.
Bu durumda Türk mahkemesi tenfiz talebini reddedebilir.
Tenfiz Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Tenfiz davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Mahkemesidir.
Yetki bakımından ise;
- Davalının Türkiye’deki yerleşim yeri,
- Yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer,
- Bunlar da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleri
yetkilidir.
Yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi davanın usul ekonomisi açısından önem taşımaktadır.
Tenfiz Davasında Gerekli Belgeler
Tenfiz davası açılırken bazı belgelerin mahkemeye sunulması gerekir.
Bunlardan başlıcaları şunlardır:
- Yabancı mahkeme kararının aslı veya onaylı örneği,
- Kararın kesinleştiğini gösteren belge,
- Belgelerin usulüne uygun tercümeleri,
- Gerekli ise apostil şerhi veya konsolosluk tasdiki,
- Vekâletname ve diğer dava belgeleri.
Belgelerin eksik veya usule uygun hazırlanmamış olması yargılamanın uzamasına neden olabilmektedir.
Mahkeme Esasa Girer mi?
Hayır.
Türk mahkemesi yabancı mahkeme kararının doğru olup olmadığını incelemez.
Örneğin yabancı mahkemenin delilleri yanlış değerlendirdiği, hukuku hatalı uyguladığı veya eksik inceleme yaptığı yönündeki iddialar tenfiz davasında incelenmez.
Mahkemenin görevi yalnızca kanunda belirtilen tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmektir.
Bu durum uluslararası hukukta “revision au fond yasağı” olarak adlandırılan ilkenin bir sonucudur.
Tenfiz Kararı Verildikten Sonra Ne Olur?
Mahkeme tenfiz kararı verdiğinde yabancı mahkeme kararı artık Türkiye’de icra edilebilir hale gelir.
Bundan sonra;
- İcra takibi başlatılabilir.
- Nafaka tahsil edilebilir.
- Tazminat alacağı icra yoluyla istenebilir.
- Para alacakları haciz yoluyla tahsil edilebilir.
- İcra kabiliyeti bulunan diğer hükümler uygulanabilir.
Böylece yabancı ülkede elde edilen mahkeme kararının Türkiye’de de fiilen sonuç doğurması sağlanır.
Tenfiz Davasının Reddedilmesi
Kanundaki şartlardan biri bulunmuyorsa mahkeme tenfiz talebini reddedebilir.
Örneğin;
- Kararın kesinleşmemesi,
- Kamu düzenine açık aykırılık bulunması,
- Savunma hakkının ihlal edilmesi,
- Karşılıklılık şartının gerçekleşmemesi,
- Kararın tenfize elverişli olmaması
gibi durumlarda ret kararı verilebilir.
Ret kararı verilmesi halinde yabancı mahkeme kararı Türkiye’de icra edilemez.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Tenfiz Davaları
Türkiye’de açılan tenfiz davalarının önemli bir kısmını aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar oluşturmaktadır.
Özellikle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının yabancı ülkelerde aldıkları boşanma kararları, nafaka hükümleri ve velayet kararları sıklıkla tenfiz davasına konu olmaktadır.
Bunun yanında uluslararası ticaretin gelişmesiyle birlikte yabancı şirketler arasında verilen alacak ve tazminat kararlarının tenfizi de her geçen yıl artmaktadır.
Yabancı ülkelerde miras, ortaklık, sözleşme ihlali veya ticari borç ilişkilerinden kaynaklanan kararların Türkiye’de uygulanabilmesi için de çoğu zaman tenfiz yoluna başvurulmaktadır.
Sonuç
Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi çoğu durumda tanıma veya tenfiz kararının alınmasına bağlıdır. Özellikle icra edilmesi gereken para alacakları, nafaka, tazminat ve benzeri hükümler bakımından tenfiz davası zorunlu hale gelmektedir.
Her ne kadar tenfiz davasında yabancı mahkeme kararının esası yeniden incelenmese de, kanunda öngörülen şartların eksiksiz şekilde sağlanması büyük önem taşır. Kararın kesinleşmesi, kamu düzenine aykırılık bulunmaması, savunma hakkına riayet edilmesi ve gerekli belgelerin usulüne uygun hazırlanması davanın olumlu sonuçlanmasını doğrudan etkileyen unsurlardır.
Uluslararası nitelik taşıyan uyuşmazlıklarda hak kaybı yaşanmaması ve yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de etkin şekilde uygulanabilmesi için sürecin dikkatle yürütülmesi, usul kurallarına uygun hareket edilmesi ve her somut olayın kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.