İnternet İçeriğine Erişimin Engellenmesi: Hangi Durumlarda ve Nasıl Talep Edilebilir?
İnternet ortamında yayımlanan bir haber, sosyal medya gönderisi, video, fotoğraf veya başka bir içerik bazen kişilerin temel haklarına zarar verebilir; bazen suç teşkil eden bir yayının parçası olabilir, bazen de özel hayatın gizliliğini ağır biçimde ihlal edebilir.
Örneğin kişinin özel hayatına ait görüntüleri izinsiz şekilde internet sitesinde yayımlanabilir. Başka bir olayda çocukların cinsel istismarına ilişkin suç teşkil eden içerikler paylaşılabilir. Millî güvenlik veya kamu düzenini ciddi şekilde tehdit eden bir yayın söz konusu olabilir.
Bu gibi durumlarda gündeme gelebilecek hukuki tedbirlerden biri internet içeriğine erişimin engellenmesidir.
Ancak erişimin engellenmesi konusunda internette yer alan eski hukuk yazılarının önemli bir bölümü artık güncel değildir. Özellikle kişilik haklarının ihlali bakımından geçmişte yoğun şekilde kullanılan 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve 10 Ekim 2024 tarihinde yürürlükten kalkmıştır. Güncel 5651 sayılı Kanun metninde de m.9 “iptal madde” olarak yer almaktadır.
Ayrıca 24 Temmuz 2026 tarihli 7590 sayılı Kanun ile 5651 sayılı Kanun’da önemli kurumsal değişiklikler yapılmış; internet mevzuatındaki birçok görev ve yetki Siber Güvenlik Başkanlığına aktarılmıştır. Değişiklikler 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Dolayısıyla Ağustos 2026 itibarıyla erişimin engellenmesi talebi hazırlanırken öncelikle hangi hukuki sebebe dayanılacağının doğru tespit edilmesi gerekir.
Erişimin Engellenmesi Nedir?
5651 sayılı Kanun’daki güncel tanıma göre erişimin engellenmesi; alan adı, IP adresi, URL veya benzeri yöntemler kullanılarak belirli internet içeriğine veya gerekli şartlarda internet sitesine erişimin önlenmesidir.
Örneğin;
www.orneksite.com/hukuka-aykiri-haber
adresindeki içeriğin Türkiye’den görüntülenmesinin teknik olarak engellenmesi erişimin engellenmesidir.
Burada önemli olan nokta şudur:
Erişimin engellenmesi, içeriğin internetten tamamen silinmesi anlamına gelmez.
İçerik sunucuda bulunmaya devam edebilir ancak Türkiye’deki kullanıcıların söz konusu içeriğe erişimi engellenebilir.
İçeriğin Yayından Çıkarılması ile Erişimin Engellenmesi Arasındaki Fark Nedir?
Bu iki kavram sıkça birbirine karıştırılmaktadır.
5651 sayılı Kanun’a göre içeriğin yayından çıkarılması, içerik veya yer sağlayıcı tarafından ilgili içeriğin sunucudan ya da barındırılan içerikten kaldırılmasıdır. Erişimin engellenmesi ise içeriğe teknik yöntemlerle erişimin önlenmesidir.
Örneğin YouTube’daki bir video bakımından;
Videonun YouTube tarafından tamamen silinmesi: İçeriğin yayından çıkarılmasıdır.
Videonun YouTube’da bulunmaya devam edip Türkiye’den izlenememesi: Erişimin engellenmesidir.
Bu ayrım hukuki başvurunun sonucunun ne olacağının anlaşılması bakımından önemlidir.
İnternet İçeriğine Hangi Durumlarda Erişim Engeli Getirilebilir?
5651 sayılı Kanun’da erişimin engellenmesine ilişkin farklı hukuki mekanizmalar bulunmaktadır.
Güncel sistemde özellikle;
- m.8: belirli katalog suçlar,
- m.8/A: yaşam hakkı, can ve mal güvenliği, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi ve genel sağlık,
- m.9/A: özel hayatın gizliliğinin ihlali
bakımından özel düzenlemeler bulunmaktadır.
Buna karşılık kişilik haklarının genel ihlalini düzenleyen eski m.9 artık yürürlükte değildir.
Bu nedenle örneğin;
“Hakkımda internette hakaret içeren bir haber var, 5651 m.9 kapsamında sulh ceza hâkimliğine gidip erişim engeli alırım.”
şeklindeki eski standart yaklaşım 2026 yılı itibarıyla doğru değildir.
5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine Göre Erişim Engeli Hangi Suçlarda Verilebilir?
5651 sayılı Kanun m.8 belirli suçlar bakımından özel bir erişim engelleme sistemi öngörmektedir.
Güncel düzenlemede TCK bakımından;
- intihara yönlendirme,
- çocukların cinsel istismarı,
- uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma,
- sağlık için tehlikeli madde temini,
- müstehcenlik,
- fuhuş,
- kumar oynanması için yer ve imkân sağlama
suçları kapsamda bulunmaktadır.
Bunun yanında 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun’daki suçlar, 7258 sayılı Kanun’daki bahis ve şans oyunları suçları ve 2937 sayılı Kanun’un 27. maddesinin belirli fıkralarındaki suçlar da m.8 kapsamındadır.
Bu suçlardan birinin internet ortamında işlendiğine ilişkin yeterli şüphe sebebi varsa içerik hakkında içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verilebilir.
5651 m.8 Kapsamında Kararı Kim Verir?
Soruşturma aşamasında karar kural olarak hâkim, kovuşturma aşamasında ise mahkeme tarafından verilir.
Gecikmesinde sakınca bulunan soruşturma hâllerinde Cumhuriyet savcısı da karar verebilir. Ancak savcının kararı 24 saat içerisinde hâkimin onayına sunulmalı; hâkim de en geç 24 saat içerisinde karar vermelidir. Onaylanmayan tedbir kaldırılır.
Dolayısıyla m.8 esas olarak ceza soruşturması ve kovuşturmasıyla bağlantılı bir mekanizmadır.
Hakaret Suçu 5651 m.8 Kapsamında mıdır?
Hayır.
Hakaret suçu, 5651 sayılı Kanun m.8’deki katalog suçlar arasında bulunmamaktadır. Güncel m.8 suç listesi sınırlı şekilde düzenlenmiştir.
Bu nedenle;
“Instagram’da bana hakaret edildi, hakaret suç olduğu için 5651 m.8’den erişim engeli alırım.”
şeklinde genel bir yaklaşım doğru değildir.
Hakaret içeriğinde platform başvurusu, kişilik haklarının korunmasına ilişkin genel hukuk yolları, ihtiyati tedbir ve şartları varsa ceza soruşturması ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Dolandırıcılık İddiası İçeren Bir Haber 5651 m.8 ile Engellenebilir mi?
Sırf içerikte dolandırıcılık suçlamasının bulunması, yayını 5651 m.8 kapsamına sokmaz.
Dolandırıcılık suçu m.8’deki katalog suçlar arasında yer almamaktadır.
Örneğin bir internet sitesinin kişi hakkında;
“X dolandırıcıdır.”
şeklinde gerçeğe aykırı haber yayımlaması kişilik hakkı veya başka hukuki sorumluluklar doğurabilir.
Ancak bu durum tek başına m.8’e dayanılarak erişimin engellenmesini sağlamaz.
Hukuki sebebin doğru belirlenmesi bu nedenle önemlidir.
5651 Sayılı Kanun’un 8/A Maddesi Nedir?
5651 m.8/A daha farklı ve olağanüstü nitelikteki durumları düzenlemektedir.
Bu madde;
- yaşam hakkının,
- kişilerin can ve mal güvenliğinin,
- millî güvenliğin,
- kamu düzeninin,
- genel sağlığın korunması
veya suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarından biri ya da birkaçı nedeniyle internet içeriğinin çıkarılması veya erişiminin engellenmesine imkân tanımaktadır.
Dolayısıyla m.8/A sıradan kişisel itibar uyuşmazlıkları için hazırlanmış genel bir internet içerik kaldırma yolu değildir.
5651 m.8/A Kapsamında Kim Karar Verebilir?
Kanuna göre karar hâkim tarafından verilebilir.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıkların talebi üzerine Siber Güvenlik Başkanı tarafından içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesine karar verilebilir.
Bu şekilde verilen karar 24 saat içerisinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim 48 saat içerisinde kararını açıklamazsa karar kendiliğinden kalkar.
Kararın gereğinin ise bildirimin ardından derhâl ve en geç dört saat içerisinde yerine getirilmesi öngörülmektedir.
Millî Güvenlik veya Kamu Düzeni Gerekçesiyle Bütün İnternet Sitesi Engellenebilir mi?
M.8/A kapsamında temel yöntem, ihlalin meydana geldiği yayın, kısım veya bölüme URL üzerinden erişimin engellenmesidir.
Ancak teknik olarak yalnızca ilgili içeriğe erişimin engellenmesi mümkün değilse veya URL bazlı müdahale ihlali önlemeye yetmiyorsa internet sitesinin tamamına yönelik erişim engeli gündeme gelebilir.
Bu düzenleme ölçülülük bakımından önemlidir.
Örneğin binlerce hukuka uygun haber bulunan bir haber sitesindeki tek içerik sorunluysa ilk değerlendirme bütün internet sitesini kapatmak değil, ilgili URL’ye müdahale olmalıdır.
Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali Nedeniyle Erişim Engeli İstenebilir mi?
Evet.
5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesi halen yürürlüktedir ve özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini ileri süren kişiler bakımından özel bir erişim engelleme mekanizması öngörmektedir.
Örneğin;
- kişinin mahrem fotoğraflarının,
- özel hayatına ait videoların,
- özel yaşamına ilişkin görüntülerin
izinsiz şekilde internette yayımlanması bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ancak her kişilik hakkı ihlali özel hayatın gizliliğinin ihlali değildir.
Örneğin;
“Bu kişi dolandırıcıdır.”
şeklindeki gerçeğe aykırı açıklama ile kişinin özel yaşamına ait mahrem videosunun yayımlanması aynı hukuki kategoriye girmez.
Özel Hayatın İhlalinde Nereye Başvurulur?
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7590 sayılı Kanun sonrasında m.9/A kapsamındaki idari başvurular bakımından ilgili kurum Siber Güvenlik Başkanlığıdır.
Kişi, internet yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini düşünüyorsa Başkanlığa doğrudan başvurarak erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir.
Bu, 2026 bakımından önemli güncel değişikliklerden biridir.
Eski internet yazılarında hâlen “BTK’ya başvurulur” şeklinde bilgiler görülebilmektedir. Ancak 7590 sayılı Kanun’la m.9/A’daki ilgili atıflar Siber Güvenlik Başkanlığına aktarılmıştır.
5651 m.9/A Başvurusunda Hangi Bilgiler Bulunmalıdır?
Başvuruda;
- hakkın ihlaline neden olan tam URL adresi,
- özel hayatın hangi açıdan ihlal edildiğine ilişkin açıklama,
- başvuranın kimliğini ispatlayacak bilgiler
bulunmalıdır.
Kanunda bu bilgiler eksikse talebin işleme konulmayacağı açıkça düzenlenmiştir.
Dolayısıyla;
“İnternette hakkımda kötü şeyler yazıyorlar, kaldırılmasını istiyorum.”
şeklindeki soyut bir talep yeterli değildir.
İhlal oluşturan içeriğin tam internet adresinin tespit edilmesi gerekir.
Özel Hayatın İhlalinde Erişim Engeli Ne Kadar Sürede Uygulanır?
Başkanlık, usulüne uygun başvuruyu uygulanmak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliğine bildirir. Kanuna göre erişim sağlayıcılar tedbiri derhâl ve en geç dört saat içerisinde uygulamalıdır.
Ancak bu ilk tedbir sürecin tamamlandığı anlamına gelmez.
Başvuran kişinin ayrıca adli süreci devam ettirmesi gerekir.
M.9/A Başvurusundan Sonra Sulh Ceza Hâkimliğine Gitmek Gerekir mi?
Evet.
Erişim engeli talep eden kişi, özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği iddiasını Başkanlığa yaptığı başvurudan itibaren 24 saat içerisinde sulh ceza hâkiminin kararına sunmalıdır.
Hâkim de özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek en geç 48 saat içerisinde kararını açıklamalıdır.
Başvuran kişi 24 saat içerisinde hâkime gitmez veya hâkim gerekli süre içerisinde karar vermezse geçici erişim engelleme tedbiri kendiliğinden kalkar.
Bu nedenle m.9/A sürecinde sürelerin doğru takip edilmesi özellikle önemlidir.
Özel Hayatın Gizliliğinde Bütün Site Engellenir mi?
Kural olarak hayır.
M.9/A kapsamında erişimin engellenmesi;
- yayın,
- bölüm,
- fotoğraf,
- video
gibi ihlalin gerçekleştiği belirli içeriğe URL bazlı erişim engelleme yöntemiyle uygulanır.
Örneğin yüz binlerce içerikten oluşan bir sosyal medya platformunun tamamının kapatılması yerine kişinin özel videosunun bulunduğu URL’nin engellenmesi esastır.
Bu yaklaşım, müdahalenin ölçülü olmasını amaçlar.
Acil Durumlarda Özel Hayat İçeriğine Daha Hızlı Müdahale Edilebilir mi?
5651 m.9/A özel hayatın gizliliğinin ihlali bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hâller için ayrıca bir mekanizma öngörmektedir.
Bu durumda Siber Güvenlik Başkanının emri üzerine erişimin engellenmesi Başkanlık tarafından gerçekleştirilebilir. Kararın 24 saat içerisinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulması, hâkimin de 48 saat içerisinde karar vermesi gerekir.
Örneğin mahrem görüntünün hızla yayılması ve her geçen saat daha fazla kişiye ulaşması gibi durumlarda somut olayın şartlarına göre bu acil mekanizma önem kazanabilir.
Kişilik Haklarının İhlali Nedeniyle 5651 m.9 Hâlen Kullanılabilir mi?
Hayır.
Bu konu özellikle önemlidir.
5651 sayılı Kanun’un eski 9. maddesi, internet içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişilere doğrudan sulh ceza hâkimliğine başvurarak içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi talebinde bulunma imkânı sağlıyordu.
Ancak Anayasa Mahkemesi, 11 Ekim 2023 tarihli E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla m.9’u iptal etmiştir. Karar 10 Ocak 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Bu nedenle m.9, 10 Ekim 2024 tarihinden itibaren yürürlükte değildir.
31 Temmuz 2026 itibarıyla güncellenmiş 5651 sayılı Kanun metninde de m.9 açıkça “İptal madde” olarak gösterilmektedir.
Eski İnternet Yazılarında Neden Hâlâ 5651 m.9 Anlatılıyor?
Çünkü yıllarca internette kişilik hakkı ihlallerinde en çok kullanılan yöntemlerden biri m.9 başvurusu olmuştur.
Örneğin eski uygulamada kişi hakkında;
“Dolandırıcıdır.”
şeklinde bir haber yayımlandığında doğrudan sulh ceza hâkimliğine gidilerek ilgili URL’ye erişimin engellenmesi istenebiliyordu.
Anayasa Mahkemesi ise m.9 sistemini incelerken sulh ceza hâkimliklerinde yeterli çekişmeli yargılama yapılmaması, çatışan haklar arasında yeterli denge kurulmaması ve kararların kimi zaman somut olaydan bağımsız genel gerekçelere dayanması gibi sorunlara dikkat çekerek düzenlemeyi Anayasa’nın ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin hükümlerine aykırı bulmuştur.
Bu nedenle 2026 yılında hazırlanacak bir dilekçede eski m.9 metninin doğrudan kullanılmaması gerekir.
Peki Kişilik Hakkını İhlal Eden İnternet İçeriğine Karşı Artık Hiçbir Yol Yok mu?
Hayır. M.9’un iptal edilmiş olması kişilik haklarının internette korunmadığı anlamına gelmez.
Türk Medeni Kanunu m.24 uyarınca kişilik hakkına hukuka aykırı biçimde saldırılan kişi hâkimden korunmasını isteyebilir.
TMK m.25’e göre ise;
- saldırı tehlikesinin önlenmesi,
- devam eden saldırıya son verilmesi,
- sona ermiş olsa dahi etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti
talep edilebilir. Aynı hüküm düzeltmenin veya kararın yayımlanmasını ve maddi-manevi tazminat taleplerini de saklı tutmaktadır.
Dolayısıyla kişilik haklarına yönelik internet saldırılarında genel hukuk yolları önem kazanmıştır.
Asliye Hukuk Mahkemesinden İnternet İçeriğine Müdahale İstenebilir mi?
Kişilik hakkına yönelik haksız saldırılarda uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre genel hukuk mahkemelerinde dava açılması gündeme gelebilir.
Örneğin kişinin mesleki şerefini ciddi biçimde zedeleyen gerçeğe aykırı internet içeriğinin yayında kalmaya devam etmesi hâlinde TMK m.24 ve m.25 hükümleri kapsamında saldırının sona erdirilmesi talep edilebilir.
Ancak görevli mahkeme her olayda mutlaka aynı değildir.
Örneğin;
- haksız rekabet,
- marka hakkı,
- tüketici ilişkisi,
- fikrî mülkiyet
gibi özel hukuki nedenler varsa görevli mahkeme de değişebilir.
Bu nedenle hukuki başvuru “internette içerik var” şeklinde değil, uyuşmazlığın esas hukuki sebebine göre kurulmalıdır.
İnternet İçeriği İçin İhtiyati Tedbir İstenebilir mi?
Evet, somut olayın şartlarının oluşması hâlinde değerlendirilebilir.
HMK m.389 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin ciddi biçimde zorlaşması veya gecikme nedeniyle önemli zarar doğma tehlikesi bulunması durumunda ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK m.390’a göre tedbir talep eden taraf;
- talep ettiği tedbirin sebebini,
- tedbirin türünü
açık şekilde göstermeli ve esas hakkındaki haklılığını yaklaşık olarak ispatlamalıdır. Acil hâllerde hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbir kararı verebilir.
Örneğin milyonlarca takipçisi bulunan hesapta kişi hakkında tamamen gerçeğe aykırı ağır suçlama yayımlanmış ve içerik her saat yayılmaya devam ediyorsa geçici hukuki koruma ihtiyacı gündeme gelebilir.
İhtiyati Tedbir ile Bütün İnternet Sitesi Kapatılabilir mi?
İnternet yayınlarına yönelik tedbirlerde ifade ve basın özgürlüğü nedeniyle ölçülülük özellikle önemlidir.
Örneğin büyük bir haber sitesinde bulunan tek haberin hukuka aykırı olduğu ileri sürülüyorsa;
“Sitenin tamamı kapatılsın.”
talebi yerine ihlalin gerçekleştiği belirli içeriğe yönelik ve zararı giderecek ölçüde bir tedbir talep edilmesi daha uygun olabilir.
Nitekim HMK m.391 de mahkemenin sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek uygun tedbirlere karar verebileceğini; kararın neyin üzerinde ve ne tür bir tedbir olduğunun tereddüde yer vermeyecek biçimde belirtilmesi gerektiğini düzenlemektedir.
Haber Sitesindeki Gerçeğe Aykırı Haber İçin Erişim Engeli Talep Edilebilir mi?
Haberin içeriğine göre uygulanacak hukuk yolu değişebilir.
Örneğin haber;
“X şirketi iflas etti.”
şeklindedir ancak böyle bir iflas kararı bulunmamaktadır.
Bu durumda m.8 katalog suç mekanizması doğrudan uygulanmaz. M.9 da artık yürürlükte değildir.
Somut olayda;
- kişilik hakkının korunması,
- ticari itibar,
- haksız rekabet,
- ihtiyati tedbir,
- platform veya yayıncıya başvuru
gibi yollar değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla 2026 yılında haber kaldırma dosyasını otomatik şekilde 5651 m.9 üzerinden kurmak önemli bir hukuki hata olabilir.
Google Yorumuna Erişim Engeli Getirilebilir mi?
Her olumsuz Google yorumu bakımından özel bir sulh ceza erişim engeli mekanizması bulunmamaktadır.
Örneğin gerçek müşteri;
“Hizmetten memnun kalmadım.”
diyorsa öncelikle ifade özgürlüğü kapsamında bir değerlendirme söz konusudur.
Buna karşılık hiç müşteri olmamış kişi;
“Bu şirket insanların parasını çalıyor.”
şeklinde gerçeğe aykırı yorum yazmışsa platform politikası, kişilik hakları, ticari itibar veya haksız rekabet hükümleri gündeme gelebilir.
M.9’un iptali nedeniyle sıradan kişilik hakkı ihlalini m.9/A kapsamındaki özel hayatın gizliliği ile karıştırmak doğru değildir.
X veya Instagram Gönderisine Erişim Engeli Getirilebilir mi?
Gönderinin hukuki niteliğine göre farklı yollar uygulanabilir.
Örneğin kişinin mahrem videosu Instagram’da yayımlanmışsa m.9/A kapsamında özel hayatın gizliliği mekanizması gündeme gelebilir.
Buna karşılık yalnızca;
“Bu kişi dolandırıcıdır.”
şeklinde itibar zedeleyici bir X gönderisi varsa m.9/A’yı otomatik olarak uygulamak doğru değildir.
Bu içerik bakımından kişilik hakkının korunması, ihtiyati tedbir, platform bildirimi ve suç unsurları varsa ceza soruşturması değerlendirilmelidir.
YouTube Videosuna Erişimin Engellenmesi Mümkün müdür?
Videonun niteliğine göre mümkündür.
Örneğin YouTube videosu m.8’deki katalog suçlardan birini oluşturuyorsa m.8 sistemi uygulanabilir.
Video özel hayatın gizliliğini ağır şekilde ihlal ediyorsa m.9/A gündeme gelebilir.
Buna karşılık yalnızca kişilik hakkını ihlal eden gerçeğe aykırı açıklamalar söz konusuysa eski m.9 yolu kullanılamaz.
Bu durumda YouTube’un kendi hukuki kaldırma mekanizmaları ile genel hukuk yollarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Erişim Engeli URL Bazlı mı Verilir?
Güncel 5651 sisteminin birçok hükmünde esas yaklaşım, ihlal oluşturan belirli URL’ye müdahale edilmesidir.
Örneğin m.8/A kapsamında kararlar kural olarak ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım veya bölüme URL bazında uygulanmakta; ancak teknik olarak bunun mümkün olmaması veya ihlali önlemeye yetmemesi durumunda sitenin tamamına erişim engeli gündeme gelebilmektedir.
M.9/A’da da özel hayat ihlali oluşturan yayın, resim veya video bakımından URL bazlı engelleme esastır.
Bu nedenle hukuki başvuruda mümkün olduğunca tam URL adreslerinin belirtilmesi gerekir.
Alan Adının Tamamının Engellenmesi Ne Zaman Gündeme Gelebilir?
İhlalin belirli URL’ye müdahale edilerek giderilebildiği durumda bütün siteye erişimin engellenmesi daha ağır bir müdahaledir.
Örneğin yüz bin haber bulunan haber sitesinde yalnızca bir içerik hukuka aykırıysa bütün siteye erişim engeli ifade ve basın özgürlüğü bakımından ciddi sorun yaratabilir.
M.8/A açıkça URL bazlı engellemeyi esas almakta; teknik olarak bunun mümkün olmadığı veya ihlali önlemeye yetmediği durumlarda internet sitesinin tamamının engellenmesine izin vermektedir.
Bu yaklaşım erişimin engellenmesi taleplerinde gereklilik ve ölçülülüğün önemini göstermektedir.
Erişim Engeli Kararı Yurt Dışındaki İnternet Sitesine Uygulanabilir mi?
İçeriğin veya sunucunun yurt dışında olması Türkiye’deki erişim engelleme sisteminin teknik olarak uygulanmasına mutlak engel değildir.
Erişimin engellenmesi, içeriğin yurt dışındaki sunucudan mutlaka silinmesini gerektirmeksizin Türkiye’deki erişim sağlayıcılar üzerinden uygulanabilen bir tedbirdir. Kanunun erişimin engellenmesini alan adı, IP veya URL gibi teknik yöntemlerle tanımlamasının sonucu da budur.
Ancak;
Türkiye’de erişimi engellemek
ile
içeriği dünyadan tamamen sildirmek
aynı hukuki ve teknik sonuç değildir.
Yabancı platform nezdinde ayrıca kaldırma başvurusu yapılması gerekebilir.
Erişim Engeli Kararı Verildiğinde İçerik Google’dan da Silinir mi?
Her zaman değil.
Bir URL’ye Türkiye’den erişim engellenmiş olması, Google’ın içeriği dünya çapındaki arama indeksinden otomatik olarak tamamen kaldıracağı anlamına gelmez.
Bu nedenle örneğin eski bir haber bakımından;
- kaynak içeriğin kaldırılması,
- URL’ye erişimin engellenmesi,
- Google arama sonucundan indeksten çıkarma
birbirinden farklı hukuki ve teknik yöntemlerdir.
Özellikle unutulma hakkı dosyalarında arama motoruna yönelik indeksten çıkarma süreci ayrıca değerlendirilmelidir.
Erişimin Engellenmesi Talebinden Önce Delil Toplanmalı mı?
Evet.
İçerik erişime engellendikten veya platform tarafından silindikten sonra daha sonraki tazminat veya ceza süreçleri bakımından delil sorunu yaşanabilir.
Bu nedenle mümkün olduğunca;
- tam URL,
- ekran görüntüsü,
- yayın tarihi,
- kullanıcı veya kanal adı,
- profil bağlantısı,
- video varsa ilgili dakika ve saniyeler,
- görüntülenme ve paylaşım sayıları,
- yorumlar
saklanmalıdır.
Özellikle içeriğin kısa sürede kaldırılabileceği durumlarda delilin önceden korunması önem taşır.
Mahkemeden Delil Tespiti İstenebilir mi?
İçeriğin kaybolma veya daha sonra ispatının zorlaşma ihtimali bulunuyorsa somut olayın şartlarına göre delil tespiti gündeme gelebilir.
Özellikle kısa süre sonra silinecek sosyal medya hikâyeleri, değiştirilebilen internet sayfaları veya yüksek miktarda tazminat talep edilecek itibar saldırılarında daha güçlü delillendirme yöntemleri değerlendirilebilir.
Bu nedenle erişim engeli süreci, yalnızca;
“İçeriği nasıl kaldıralım?”
sorusundan ibaret görülmemelidir.
Daha sonra açılabilecek dava ve ceza soruşturmaları da baştan düşünülmelidir.
Erişim Engeli İçin Her Zaman Sulh Ceza Hâkimliğine mi Başvurulur?
Hayır.
Bu, güncel hukuk bakımından özellikle düzeltilmesi gereken önemli bir yanlış bilgidir.
Hangi makamın görevli olduğu hukuki sebebe göre değişir.
Örneğin;
M.8 katalog suçları: soruşturma aşamasında hâkim, kovuşturma aşamasında mahkeme; acil durumda savcı.
M.8/A: hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan belirli durumlarda idari karar ve sonrasında sulh ceza hâkimi onayı.
M.9/A özel hayat: önce Siber Güvenlik Başkanlığına başvuru ve ardından 24 saat içinde sulh ceza hâkimine başvuru.
Genel kişilik hakkı ihlali: eski m.9 artık bulunmadığından TMK m.24-25 ve somut olaya uygun genel hukuk yolları değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla “internet içeriği” başlığı altında bütün uyuşmazlıkları aynı mahkemeye götürmek doğru değildir.
2026 Yılında Erişim Engelleme Sürecindeki En Önemli Değişiklik Nedir?
2026 açısından iki güncel konu özellikle önem taşımaktadır.
Birincisi, kişilik haklarının ihlaline ilişkin eski m.9 artık yürürlükte değildir. Güncel 5651 metninde madde açıkça iptal edilmiş görünmektedir.
İkincisi ise 7590 sayılı Kanun’dur.
24 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen ve 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7590 sayılı Kanun ile 5651 sayılı Kanun’daki birçok görev ve yetki Siber Güvenlik Başkanlığına aktarılmıştır. Özellikle m.9/A kapsamındaki özel hayat başvurularında artık güncel kurum adının dikkate alınması gerekir.
Bu nedenle birkaç yıl önce hazırlanmış dilekçe veya makalelerin kurum isimleri bakımından dahi güncellenmeden kullanılmaması gerekir.
İnternet İçeriğine Erişimin Engellenmesi İçin Nasıl Bir Yol İzlenmelidir?
Somut olayın özelliklerine göre süreç genel olarak şu şekilde planlanabilir:
- Hukuka aykırı içerik henüz yayındayken ekran görüntüsü ve diğer deliller alınır.
- İçeriğin tam URL adresi tespit edilir.
- İçeriğin katalog suç mu, özel hayat ihlali mi, kişilik hakkı ihlali mi yoksa başka bir uyuşmazlık mı oluşturduğu belirlenir.
- M.8 kapsamındaysa ceza soruşturması ve koruma tedbiri sistemi değerlendirilir.
- M.8/A şartları bulunuyorsa ilgili özel mekanizma değerlendirilir.
- Özel hayatın gizliliği ihlal edilmişse 5651 m.9/A kapsamında Siber Güvenlik Başkanlığına başvuru değerlendirilir.
- M.9/A başvurusunda 24 saatlik sulh ceza hâkimliği süresi kaçırılmamalıdır.
- Sıradan kişilik hakkı ihlalinde artık yürürlükte olmayan m.9’a dayanılmamalıdır.
- TMK m.24 ve m.25 kapsamında saldırının önlenmesi veya durdurulması talepleri değerlendirilir.
- Acil zarar varsa HMK m.389 ve devamı kapsamında ihtiyati tedbir ihtiyacı incelenir.
- Platformun kendi içerik kaldırma veya hukuki ihlal sistemi varsa paralel başvuru yapılması değerlendirilir.
- Maddi veya manevi zarar meydana gelmişse tazminat talepleri ayrıca ele alınır.
Erişimin Engellenmesi Başvurularında En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
En önemli hata, kişilik hakkı ihlalinde halen 5651 m.9 yürürlükteymiş gibi başvuru hazırlamaktır.
Madde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olup güncel 5651 metninde artık yürürlükte değildir.
İkinci önemli hata, m.9/A’yı her türlü itibar ihlaline uygulamaya çalışmaktır.
M.9/A özel hayatın gizliliğini koruyan özel bir düzenlemedir. Sırf kişinin hakkında gerçeğe aykırı haber yapılması her durumda özel hayat ihlali anlamına gelmez.
Üçüncü hata, URL belirtilmeden;
“Bu hesap ve bütün internet sitesi engellensin.”
şeklinde genel talepler hazırlanmasıdır.
Güncel sistem özellikle m.8/A ve m.9/A bakımından mümkün olduğunca ihlalin bulunduğu URL’ye yönelik müdahaleyi esas almaktadır.
Dördüncü hata, içerik kaldırılmadan önce delil alınmamasıdır.
Beşinci hata ise “erişimin engellenmesi” ile “içeriğin tamamen internetten silinmesi”nin aynı sonuç olduğunun düşünülmesidir.
Sonuç
İnternet içeriğine erişimin engellenmesi, Türk hukukunda halen kullanılabilen önemli bir hukuki tedbirdir; ancak her hukuka aykırı internet içeriği için aynı erişim engelleme yolu bulunmamaktadır.
5651 sayılı Kanun’un güncel sisteminde m.8 belirli katalog suçlar için içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesini düzenlemektedir. Bu kapsamda intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, müstehcenlik, fuhuş, kumar ve Kanun’da açıkça belirtilen diğer suçlar bakımından özel koruma tedbiri uygulanabilir.
M.8/A ise yaşam hakkı, kişilerin can ve mal güvenliği, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi ve genel sağlık gibi daha özel kamu yararı gerekçeleriyle içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesine imkân tanımaktadır.
Özel hayatın gizliliğinin ihlali bakımından ise 5651 m.9/A yürürlüktedir. Bu kapsamda kişi güncel mevzuat uyarınca Siber Güvenlik Başkanlığına başvurabilir; ancak tedbirin devam edebilmesi için başvurunun 24 saat içerisinde sulh ceza hâkiminin önüne götürülmesi gerekir. Hâkim en geç 48 saat içerisinde kararını verir.
Buna karşılık kişilik haklarının genel ihlalini düzenleyen 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi Anayasa Mahkemesinin 11 Ekim 2023 tarihli E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve 10 Ekim 2024 itibarıyla yürürlükten kalkmıştır. Bu nedenle 2026 yılında hakaret, asılsız haber veya itibar zedeleyici içerikler bakımından eski m.9 sisteminin halen uygulanabileceği varsayımıyla hareket edilmemelidir.
Bu tür kişilik hakkı saldırılarında TMK m.24 ve m.25 kapsamındaki saldırının önlenmesi, durdurulması ve hukuka aykırılığın tespiti davaları ile acil durumlarda HMK m.389 ve devamındaki ihtiyati tedbir mekanizması somut olay bakımından değerlendirilmelidir.
İnternette hukuka aykırı bir içerikle karşılaşıldığında ilk yapılması gereken işlem yalnızca içeriği sildirmeye çalışmak değil; URL’yi, ekran görüntülerini, yayın tarihini, hesabı veya internet sitesini ve içeriğin yayılımına ilişkin diğer delilleri güvenli şekilde muhafaza etmektir.
Ardından içerik katalog suç, özel hayat ihlali, kişilik hakkı ihlali, ticari itibar saldırısı veya başka bir hukuka aykırılık bakımından doğru şekilde sınıflandırılmalı; erişimin engellenmesi, içeriğin yayından çıkarılması, platform başvurusu, ihtiyati tedbir ve tazminat seçeneklerinden somut olaya uygun olanlar birlikte değerlendirilmelidir.