Single Blog Title

This is a single blog caption

İngiliz Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tenfizi

İngiliz Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tenfizi

Giriş

Küreselleşmenin etkisiyle bireylerin ve şirketlerin farklı ülkelerle hukuki ilişki kurması artık günlük hayatın olağan bir parçası hâline gelmiştir. Türkiye’de yaşayan bir kişinin İngiltere’de boşanma davası açması, iki şirket arasındaki ticari uyuşmazlığın Londra’da görülmesi ya da İngiltere’de verilen bir tazminat kararının Türkiye’de bulunan malvarlığını ilgilendirmesi uygulamada sık karşılaşılan durumlardandır. Ancak yabancı bir devlet mahkemesinin verdiği kararın başka bir ülkede kendiliğinden uygulanması mümkün değildir. Her devlet, yargı yetkisini kendi egemenlik alanı içerisinde kullanır ve yabancı mahkemeler tarafından verilen kararların kendi ülkesinde hangi şartlarla hüküm doğuracağını iç hukuk kuralları çerçevesinde belirler.

Bu nedenle İngiltere’de verilmiş bir mahkeme kararının Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi veya icra edilebilmesi için belirli usullerin yerine getirilmesi gerekir. Türk hukukunda bu süreç “tenfiz” olarak adlandırılmaktadır. Tenfiz kararı sayesinde yabancı bir mahkeme hükmü, Türkiye’de de icra kabiliyetine sahip hâle gelir ve gerektiğinde cebri icra yoluyla yerine getirilebilir.

İngiltere ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin giderek artması, uluslararası yatırımların çoğalması ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının sayısındaki yükseliş dikkate alındığında, İngiliz mahkemesi kararlarının Türkiye’de nasıl uygulanacağı önemli bir hukuki konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tenfiz Nedir?

Tenfiz, yabancı bir ülke mahkemesi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş kararın, Türk mahkemesi tarafından uygun bulunarak Türkiye’de icra edilebilir hâle getirilmesidir.

Başka bir ifadeyle, yabancı mahkemede kazanılmış bir davanın sonuçlarından Türkiye’de de yararlanabilmek için Türk mahkemesinin vereceği tenfiz kararına ihtiyaç duyulur. Bu karar alınmadan yabancı mahkeme ilamına dayanılarak Türkiye’de haciz işlemi yapılamaz, icra takibi başlatılamaz veya ilamın yerine getirilmesi talep edilemez.

Tenfiz kurumu, uluslararası hukuk ilişkilerinde hukuki güvenliğin sağlanması bakımından büyük önem taşımaktadır. Aksi durumda kişiler, aynı uyuşmazlık nedeniyle farklı ülkelerde yeniden dava açmak zorunda kalabilir ve bu durum hem zaman hem de maliyet açısından ciddi kayıplara yol açabilir.

İngiltere’de Verilen Mahkeme Kararı Türkiye’de Kendiliğinden Geçerli Olur mu?

Bu sorunun cevabı açık şekilde hayırdır.

İngiltere’de görev yapan bir mahkeme tarafından verilmiş karar, kesinleşmiş olsa bile Türkiye’de doğrudan uygulanamaz. Örneğin Londra’da görülen bir alacak davası sonucunda davacı lehine ödeme kararı verilmiş olabilir. Ancak borçlunun malvarlığı Türkiye’de bulunuyorsa, bu karar doğrudan Türk icra dairelerine sunularak haciz işlemlerinin başlatılması mümkün değildir.

Benzer şekilde İngiltere’de hükmedilen nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat veya sözleşmeden doğan alacaklara ilişkin kararların da Türkiye’de uygulanabilmesi için öncelikle tenfiz kararı alınması gerekir.

Bu kuralın temelinde devletlerin egemenlik ilkesi bulunmaktadır. Her devlet, kendi sınırları içerisinde yalnızca kanunun izin verdiği ölçüde yabancı mahkeme kararlarına hukuki sonuç tanımaktadır.

İngiliz Mahkeme Kararlarının Tenfizinde Uygulanacak Hukuk

İngiliz mahkemelerince verilen kararların Türkiye’de uygulanmasına ilişkin temel düzenleme 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’da yer almaktadır.

Türk mahkemesi, tenfiz talebini değerlendirirken öncelikle kanunda belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini inceler. Bunun yanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler veya iki devlet arasında yürürlükte bulunan özel anlaşmalar da somut olaya göre dikkate alınabilir.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmış olması, Türkiye’de uygulanacak temel tenfiz sistemini değiştirmemiştir. Bugün de İngiltere mahkemelerinin verdiği kararların Türkiye’de icra edilebilmesi için Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekmektedir.

Hangi İngiliz Mahkeme Kararları Tenfiz Edilebilir?

Her yabancı mahkeme kararı tenfize elverişli değildir. Kararın niteliği bu noktada belirleyici rol oynar.

Genel olarak özel hukuk alanına giren ve icra kabiliyeti taşıyan kararlar tenfize konu olabilir.

Bunlara örnek olarak;

  • Ticari alacak davaları,
  • Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar,
  • Maddi ve manevi tazminat kararları,
  • Nafaka hükümleri,
  • Şirketler arasındaki ticari davalar,
  • Miras hukukundan doğan bazı kararlar,
  • Velayete ilişkin icra niteliği bulunan hükümler gösterilebilir.

Buna karşılık ceza mahkemelerince verilen hapis cezaları, idari yaptırımlar, vergi cezaları ve devletin egemenlik yetkisini ilgilendiren birçok karar tenfiz kapsamına girmez.

Dolayısıyla tenfiz talebinde bulunmadan önce kararın Türk hukuku bakımından tenfize uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir.

İngiliz Mahkeme Kararlarının Tenfiz Şartları

Türk mahkemesi her yabancı mahkeme kararını otomatik olarak kabul etmez. Kanunda belirlenen şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Kararın Kesinleşmiş Olması

Tenfiz istenebilmesi için ilk şart, İngiliz mahkemesince verilen kararın kesinleşmiş olmasıdır.

Henüz temyiz aşamasında bulunan veya kesin hüküm niteliği kazanmayan kararlar hakkında tenfiz kararı verilmesi mümkün değildir.

Kesinleşme durumu, kararın verildiği ülkenin hukukuna göre belirlenir. Dolayısıyla Türk mahkemesi, İngiliz hukukuna göre kararın kesinleştiğini gösteren belgeleri inceleyerek değerlendirme yapar.

Kararın Hukuk Uyuşmazlığına İlişkin Bulunması

Tenfiz kurumu esas itibarıyla özel hukuk uyuşmazlıkları için kabul edilmiştir.

Bu nedenle borçlar hukuku, ticaret hukuku, aile hukuku veya miras hukukundan kaynaklanan kararlar tenfiz edilebilirken, kamu hukukuna ilişkin birçok karar aynı kapsamda değerlendirilmez.

Karşılıklılık İlkesi

Tenfiz bakımından önem taşıyan unsurlardan biri de karşılıklılık ilkesidir.

Karşılıklılık, Türk mahkemesi kararlarının da benzer şartlar altında İngiltere’de hukuki sonuç doğurabilmesine imkân tanınmasını ifade eder.

Bu ilkenin amacı, devletler arasında hukuki dengeyi korumak ve yabancı mahkeme kararlarının tek taraflı olarak uygulanmasının önüne geçmektir.

Karşılıklılık; uluslararası anlaşmalardan, kanuni düzenlemelerden veya fiili uygulamadan kaynaklanabilir. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirir.

Türk Kamu Düzenine Açıkça Aykırı Olmama

Tenfiz incelemesinde en önemli kriterlerden biri de kamu düzenidir.

Yabancı mahkeme kararının uygulanması, Türk hukuk sisteminin temel ilkeleriyle açık biçimde çelişiyorsa mahkeme tenfiz talebini reddedebilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, her hukuk farklılığının kamu düzenine aykırılık anlamına gelmemesidir.

Türk mahkemeleri, yalnızca temel hak ve özgürlükleri ağır şekilde ihlal eden veya hukuk düzeninin vazgeçilmez ilkelerine açıkça aykırı sonuç doğuran kararlar bakımından kamu düzeni gerekçesine dayanarak tenfizi reddetmektedir.

Savunma Hakkının Korunmuş Olması

Tenfiz talebinin kabulü için davalının yargılama sürecinde savunma hakkından mahrum bırakılmamış olması gerekir.

Örneğin davalıya dava dilekçesi hiç tebliğ edilmemişse, duruşmadan haberdar edilmemişse veya kendisini savunma imkânı fiilen ortadan kaldırılmışsa, Türk mahkemesi tenfiz talebini kabul etmeyebilir.

Buna karşılık davalının kendi isteğiyle davaya katılmaması veya savunma yapmaması tek başına tenfize engel oluşturmaz. Önemli olan, savunma hakkını kullanabilmesi için gerekli hukuki imkânların kendisine tanınmış olmasıdır.

Tenfiz Davası Nasıl Açılır?

İngiliz mahkemesi tarafından verilen bir kararın Türkiye’de uygulanabilmesi için yetkili Türk mahkemesinde tenfiz davası açılması gerekir. Bu dava, yabancı mahkeme kararının yeniden değerlendirilmesini amaçlayan bir dava değildir. Türk mahkemesinin görevi, kararın doğru veya yanlış olduğuna karar vermek değil, yalnızca kanunda öngörülen tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemektir.

Tenfiz talebinde bulunacak kişi, yabancı mahkeme kararından lehine hak doğan gerçek veya tüzel kişi olabilir. Bunun yanında hukuki yararı bulunan mirasçılar veya kanuni temsilciler de gerekli şartların bulunması hâlinde dava açabilir.

Dava, hazırlanacak bir dava dilekçesi ile açılır. Dilekçede yabancı mahkeme kararının hangi ülke mahkemesi tarafından verildiği, kararın tarihi, kesinleşme durumu, kararın hangi kısmının tenfizinin istendiği ve hukuki dayanaklar açık şekilde belirtilmelidir.

Mahkeme, dosyaya sunulan belgeleri ve tarafların beyanlarını değerlendirdikten sonra tenfiz şartlarının mevcut olup olmadığı konusunda karar verir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İngiliz mahkemesi kararlarının tenfizi bakımından görevli mahkeme kural olarak Asliye Mahkemesidir. Bununla birlikte uyuşmazlığın aile hukukundan kaynaklanması hâlinde görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olması da mümkündür.

Yetki konusunda ise kanunda belirli bir sıralama benimsenmiştir. Buna göre dava;

  • Davalının Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinde,
  • Davalının yerleşim yeri bulunmuyorsa Türkiye’de fiilen bulunduğu yer mahkemesinde,
  • Bu şekilde de yetkili mahkeme belirlenemiyorsa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılabilir.

Yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi, usul ekonomisi bakımından önem taşır. Yanlış mahkemede açılan davalar yetki itirazı nedeniyle uzayabilir ve bu durum taraflar açısından zaman kaybına yol açabilir.

Tenfiz Davasında Sunulması Gereken Belgeler

Tenfiz davasında mahkemenin inceleme yapabilmesi için bazı belgelerin eksiksiz şekilde dosyaya sunulması gerekir.

Bunların başlıcaları şunlardır:

  • İngiliz mahkemesi kararının aslı veya usulüne uygun onaylı örneği,
  • Kararın kesinleştiğini gösteren belge,
  • Belgelerin Türkçe tercümeleri,
  • Tercümelerin usulüne uygun şekilde onaylanmış nüshaları,
  • Tarafların kimlik ve adres bilgileri,
  • Vekâletname (davanın vekil aracılığıyla açılması hâlinde).

Belgelerin eksik hazırlanması veya usule uygun düzenlenmemesi, mahkemenin eksikliklerin tamamlanmasını istemesine neden olabilir. Bu durum ise yargılama sürecinin gereksiz yere uzamasına yol açabilir.

Apostil Şerhi Neden Önemlidir?

Yabancı ülkede düzenlenen resmî belgelerin Türkiye’de kullanılabilmesi için çoğu zaman belgenin gerçekliğinin doğrulanması gerekir.

İngiltere ile Türkiye, Lahey Apostil Sözleşmesi’ne taraf devletler arasında yer aldığından, İngiltere’de düzenlenen birçok resmî belge apostil şerhi ile Türkiye’de kullanılabilmektedir.

Apostil, belgenin içeriğinin doğruluğunu değil, belgeyi düzenleyen makamın yetkili olduğunu gösteren uluslararası bir tasdik işlemidir.

Ancak her belge bakımından aynı usul uygulanmayabilir. Bu nedenle dava açılmadan önce kullanılacak belgelerin apostil işlemine tabi olup olmadığının dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Tercüme İşlemleri Nasıl Yapılır?

Yabancı dilde düzenlenmiş mahkeme kararlarının Türk mahkemelerinde kullanılabilmesi için Türkçeye çevrilmesi zorunludur.

Bu çevirilerin, hukuki terminolojiye hâkim kişiler tarafından yapılması büyük önem taşır. Çünkü karar metnindeki küçük bir ifade farklılığı dahi uyuşmazlığın niteliğini değiştirebilir.

Özellikle ticari davalarda sözleşme hükümleri, faiz hesaplamaları, tazminat miktarları ve mahkemenin hüküm kısmı eksiksiz şekilde çevrilmelidir.

Eksik veya hatalı tercümeler, mahkemenin ek belge istemesine ya da yargılamanın uzamasına neden olabilir.

Türk Mahkemesi Kararın Doğruluğunu Denetler mi?

Hayır.

Tenfiz yargılamasında Türk mahkemesi, İngiliz mahkemesinin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığını araştırmaz.

Örneğin;

  • Delillerin yanlış değerlendirildiği,
  • Tanık beyanlarının hatalı kabul edildiği,
  • Bilirkişi raporunun eksik olduğu,
  • Mahkemenin maddi olayı yanlış tespit ettiği

şeklindeki iddialar tenfiz davasında incelenmez.

Çünkü tenfiz davası ikinci bir yargılama değildir.

Türk mahkemesi yalnızca yabancı mahkeme kararının Türkiye’de uygulanmasına hukuki bir engel bulunup bulunmadığını değerlendirir.

Bu yaklaşım uluslararası özel hukukta kabul edilen “kararın esasının incelenmemesi” ilkesinin doğal sonucudur.

İngiliz Mahkemesi Kararlarının Tenfizinin Reddedilebileceği Durumlar

Her yabancı mahkeme kararı için tenfiz kararı verilmesi mümkün değildir.

Kanunda belirtilen şartlardan birinin eksik olması hâlinde mahkeme tenfiz istemini reddedebilir.

Örneğin;

  • Kararın henüz kesinleşmemiş olması,
  • Davalının savunma hakkının ihlal edilmiş olması,
  • Kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunması,
  • Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda karar verilmiş olması,
  • Kararın özel hukuk uyuşmazlığına ilişkin olmaması

gibi durumlarda tenfiz talebi kabul edilmeyebilir.

Ret kararı verilmesi hâlinde yabancı mahkeme ilamı Türkiye’de icra edilemez.

Tenfiz Kararı Alındıktan Sonra Ne Olur?

Mahkeme tarafından tenfiz kararı verilmesiyle birlikte İngiliz mahkemesi ilamı Türkiye’de de icra kabiliyeti kazanır.

Bunun ardından alacaklı, kararın içeriğine göre İcra ve İflas Kanunu hükümlerinden yararlanabilir.

Örneğin para alacağına ilişkin bir karar bulunuyorsa ilamlı icra takibi başlatılabilir. Borçlunun banka hesaplarına, taşınır ve taşınmaz mallarına haciz uygulanabilir. Nafaka veya tazminat kararları da aynı şekilde icra edilebilir.

Dolayısıyla tenfiz kararı, yabancı mahkeme ilamını Türkiye bakımından uygulanabilir hâle getiren en önemli hukuki aşamadır.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Hatalar

Tenfiz davalarında en sık karşılaşılan sorunların başında belge eksiklikleri gelmektedir.

Özellikle;

  • Kesinleşme belgesinin dosyaya eklenmemesi,
  • Belgelerin eksik tercüme edilmesi,
  • Apostil işlemlerinin tamamlanmaması,
  • Taraf bilgilerinin yabancı mahkeme kararındaki bilgilerle uyuşmaması,
  • Kararın yalnızca bir kısmının tercüme edilmesi

gibi eksiklikler davanın gereksiz şekilde uzamasına neden olabilmektedir.

Bir diğer hata ise tanıma ve tenfiz kavramlarının birbirine karıştırılmasıdır. Bazı kişiler yalnızca tanıma kararıyla yabancı mahkeme ilamının icra edilebileceğini düşünmektedir. Oysa para alacağı, nafaka veya tazminat gibi icrası gereken hükümler bakımından tenfiz kararı alınması zorunludur.

Yargıtay’ın Konuya Yaklaşımı

Yargıtay kararları incelendiğinde, tenfiz davalarında yabancı mahkeme kararının esasına girilmemesi gerektiği yönündeki ilkenin istikrarlı biçimde uygulandığı görülmektedir.

Yüksek Mahkeme, Türk hâkiminin yabancı mahkemenin kararını yeniden değerlendiremeyeceğini, yalnızca kanunda belirtilen tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini inceleyebileceğini kabul etmektedir.

Yargıtay ayrıca kamu düzeni kavramının istisnai olarak uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır. Sadece Türk hukukundan farklı sonuç doğurması, yabancı mahkeme kararının tenfizinin reddi için yeterli değildir. Kamu düzenine aykırılığın açık, ağır ve temel hukuk ilkelerini ihlal edecek nitelikte olması gerekir.

Bu yaklaşım, uluslararası hukuki ilişkilerde öngörülebilirliği artırmakta ve yabancı mahkeme kararlarının gereksiz yere uygulanamaz hâle gelmesini önlemektedir.

Sonuç

İngiliz mahkemeleri tarafından verilen kararlar, kesinleşmiş olsalar dahi Türkiye’de kendiliğinden hüküm ve sonuç doğurmaz. Bu kararların Türkiye’de icra edilebilmesi için kural olarak Türk mahkemelerinden tenfiz kararı alınması gerekir.

Tenfiz davasında mahkeme, yabancı mahkeme kararının doğruluğunu veya hukuki isabetini yeniden incelemez. İnceleme; kararın kesinleşmiş olması, savunma hakkına riayet edilmesi, Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve kanunda belirtilen diğer şartların gerçekleşmesiyle sınırlıdır.

Özellikle İngiltere ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesi, uluslararası sözleşmelerin artması ve sınır ötesi uyuşmazlıkların çoğalması nedeniyle İngiliz mahkemesi kararlarının Türkiye’de tenfizi uygulamada her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Hak kaybı yaşanmaması, yargılama sürecinin gereksiz yere uzamaması ve yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de etkin şekilde uygulanabilmesi için tenfiz sürecinin usul kurallarına uygun olarak yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

Leave a Reply

Call Now Button