Hatalı MR, Tomografi veya Röntgen Değerlendirmesi Nedeniyle Tazminat Davası
Hatalı MR, Tomografi veya Röntgen Değerlendirmesi Nedir?
Hatalı MR, tomografi veya röntgen değerlendirmesi; hastaya ait radyolojik görüntülerin eksik, yanlış, yüzeysel veya tıp kurallarına aykırı şekilde yorumlanması nedeniyle hastalığın fark edilmemesi, yanlış teşhis konulması, teşhiste gecikilmesi veya hastanın hatalı tedaviye yönlendirilmesidir. Bu tür hatalar yalnızca radyoloji uzmanının raporundan kaynaklanabileceği gibi, görüntüyü isteyen doktorun raporu değerlendirmemesi, hastanın şikâyetleriyle görüntüleme sonucunu birlikte ele almaması veya hastanenin kayıt ve iletişim sistemindeki eksikliklerden de kaynaklanabilir.
MR, bilgisayarlı tomografi, röntgen, ultrason, mamografi, PET-CT, sintigrafi ve benzeri görüntüleme yöntemleri modern tıbbın en önemli teşhis araçları arasındadır. Kırık, tümör, kanama, fıtık, damar tıkanıklığı, enfeksiyon, akciğer hastalığı, beyin kanaması, iç organ yaralanması, meme kitlesi, akciğer nodülü ve daha birçok hastalık bu yöntemlerle tespit edilebilir. Bu nedenle görüntüleme işleminin doğru yapılması ve doğru raporlanması hastanın tedavi sürecini doğrudan etkiler.
Radyoloji hatası bazen küçük bir rapor eksikliği gibi görünse de sonuçları ağır olabilir. Örneğin akciğer filminde görülen nodül fark edilmezse kanser teşhisi gecikebilir. Beyin tomografisinde kanama atlanırsa hasta felç geçirebilir veya hayatını kaybedebilir. Röntgende kırık görülmezse hasta yanlış şekilde taburcu edilebilir ve kalıcı sakatlık oluşabilir. Mamografide şüpheli kitle gözden kaçarsa meme kanseri ileri evrede teşhis edilebilir. Bu nedenle hatalı görüntüleme değerlendirmesi, sağlık hukuku bakımından ciddi bir malpraktis iddiası oluşturabilir.
Radyoloji Hatası Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?
Radyoloji hatası birçok farklı şekilde ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan durum, görüntüde mevcut olan bulgunun raporda hiç belirtilmemesidir. Örneğin tomografide açıkça görülebilecek bir kitle, kanama, kırık, damar tıkanıklığı veya iç organ yaralanması rapora yazılmamış olabilir. Bu durumda hastanın teşhisi gecikir ve zarar ağırlaşır.
İkinci durum, görüntünün hatalı yorumlanmasıdır. Örneğin kötü huylu olabilecek bir kitle iyi huylu gibi değerlendirilmiş, kırık çıkık zannedilmiş, damar tıkanıklığı normal varyasyon olarak görülmüş veya enfeksiyon bulgusu basit değişiklik şeklinde raporlanmış olabilir. Bu tür hatalarda rapor ile gerçek tıbbi durum arasında ciddi fark vardır.
Üçüncü durum, eksik inceleme yapılmasıdır. Hastanın şikâyeti ileri tetkik gerektirdiği halde yalnızca basit röntgen çekilmiş, kontrastlı tomografi gerekirken kontrastsız tomografiyle yetinilmiş, uygun kesitler alınmamış, görüntü kalitesi yetersiz olmasına rağmen rapor düzenlenmiş veya ek görüntüleme önerilmesi gerekirken bu öneri yapılmamış olabilir.
Dördüncü durum, rapordaki kritik bulgunun hastaya veya ilgili hekime zamanında bildirilmemesidir. Radyoloji raporunda hayati öneme sahip bir bulgu varsa, bunun yalnızca sisteme yüklenmesi bazı durumlarda yeterli olmayabilir. Acil beyin kanaması, akciğer embolisi, büyük damar tıkanıklığı, iç kanama, tümör şüphesi veya acil ameliyat gerektiren bir bulgu varsa ilgili hekime hızlı şekilde bildirilmesi gerekir.
Beşinci durum ise görüntüleme raporunun klinik tabloyla birlikte değerlendirilmemesidir. Radyoloji raporu tek başına hastanın tüm durumunu açıklamayabilir. Görüntüyü isteyen hekim, hastanın şikâyetleri, muayene bulguları, laboratuvar sonuçları ve radyoloji raporunu birlikte değerlendirmelidir. Hasta ağır şikâyetlerle başvurmuşsa ve raporda belirsizlik varsa, ek tetkik veya uzman görüşü alınmalıdır.
Radyoloji Uzmanının Hukuki Sorumluluğu
Radyoloji uzmanı, kendisine sunulan görüntüleri tıp biliminin kabul ettiği standartlara uygun şekilde değerlendirmek ve raporlamakla yükümlüdür. Radyoloji raporu, hastanın teşhis ve tedavisinde yol gösterici belge niteliğindedir. Bu nedenle raporda önemli bulguların açıkça belirtilmesi, şüpheli durumlarda uygun ifadelerin kullanılması, gerekli ise ek inceleme veya klinik korelasyon önerilmesi gerekir.
Radyoloji uzmanının sorumluluğu, her hastalığı kesin şekilde teşhis etmek değildir. Bazı görüntüler net olmayabilir, bazı hastalıklar erken evrede belirgin bulgu vermeyebilir, bazı lezyonlar teknik sebeplerle sınırlı değerlendirilebilir. Ancak uzman hekimden beklenen, mevcut görüntülerin dikkatle incelenmesi, görülebilir bulguların atlanmaması, raporun anlaşılır ve tıbbi olarak yeterli şekilde düzenlenmesi, kritik bulguların öneminin raporda açıkça gösterilmesidir.
Örneğin raporda “şüpheli lezyon”, “ileri tetkik önerilir”, “kontrastlı inceleme ile değerlendirilmesi uygundur”, “klinik korelasyon önerilir”, “acil değerlendirme gerekir” gibi ifadeler kullanılabilecek iken hiçbir uyarı yapılmadan “normal” rapor verilmişse ve sonradan ağır hastalık ortaya çıkmışsa, radyoloji değerlendirmesinin kusurlu olup olmadığı araştırılır.
Radyoloji uzmanının sorumluluğu özellikle kanser, damar tıkanıklığı, beyin kanaması, kırık, akciğer embolisi, iç organ yaralanması, çocuk hastalıkları, travma ve acil servis görüntülemelerinde daha hassas hale gelir. Çünkü bu alanlarda rapordaki hata, hastanın yaşamını veya kalıcı sakatlık riskini doğrudan etkileyebilir.
Görüntüyü İsteyen Doktorun Sorumluluğu
Hatalı MR, tomografi veya röntgen değerlendirmesinde sorumluluk her zaman yalnızca radyoloji uzmanına ait değildir. Görüntüleme tetkikini isteyen ve hastayı takip eden doktorun da raporu değerlendirme, klinik bulgularla karşılaştırma ve gerekli tıbbi adımları atma yükümlülüğü vardır.
Örneğin hasta şiddetli baş ağrısı, bilinç bulanıklığı ve nörolojik bulgularla başvurmuşsa; tomografi raporu normal olsa bile klinik tablo ağırsa doktor ek inceleme, nöroloji veya beyin cerrahisi konsültasyonu isteyebilir. Aynı şekilde bel ağrısı ve bacakta güç kaybı bulunan hastada MR raporu yüzeysel ise, doktor yalnızca rapora bakarak hastayı göndermek yerine görüntüleri ve klinik durumu birlikte değerlendirmelidir.
Bir başka örnek, akciğer grafisinde “kontrol önerilir” veya “nodüler görünüm” yazmasına rağmen hastanın takip edilmemesidir. Bu durumda radyoloji raporu aslında uyarı içermektedir; fakat klinik doktor rapordaki uyarıyı dikkate almamış olabilir. Böyle bir olayda radyoloji uzmanı değil, raporu takip etmeyen hekim veya hastane organizasyonu sorumlu tutulabilir.
Bu nedenle görüntüleme hatası davalarında sorumluluk zinciri dikkatle kurulmalıdır. Hata görüntünün çekiminde mi, raporlanmasında mı, raporun hastaya bildirilmesinde mi, klinik hekimin raporu değerlendirmesinde mi, yoksa hastanenin sistemsel organizasyonunda mı ortaya çıkmıştır? Davanın doğru kurulması için bu ayrım çok önemlidir.
Hastanenin ve Görüntüleme Merkezinin Sorumluluğu
Hatalı radyoloji değerlendirmelerinde hastane veya görüntüleme merkezi de sorumlu olabilir. Çünkü sağlık kuruluşu yalnızca cihaz sağlayan bir işletme değildir; görüntüleme hizmetinin güvenli, doğru, denetlenebilir ve tıbbi standartlara uygun şekilde sunulmasından sorumludur.
Hastanenin sorumluluğu şu alanlarda gündeme gelebilir: cihazın teknik yeterliliği, çekim protokolünün uygunluğu, görüntü kalitesi, radyoloji teknisyeninin işlemi doğru yapması, raporun uzman hekim tarafından hazırlanması, raporun zamanında sisteme girilmesi, kritik bulguların ilgili hekime bildirilmesi, kayıtların saklanması, görüntülerin hastaya verilmesi ve hasta dosyasının eksiksiz tutulması.
Örneğin MR cihazında teknik sorun nedeniyle görüntü kalitesi yetersiz çıkmışsa ve buna rağmen rapor düzenlenmişse; tomografi uygun protokolle çekilmemişse; mamografi görüntüleri yanlış pozisyonda alınmışsa; röntgen filmi hatalı açıyla çekilmişse; rapor geç düzenlenmiş ve hasta bu nedenle tedaviye geç başlamışsa hastane veya görüntüleme merkezi bakımından organizasyon kusuru gündeme gelir.
Ayrıca birçok özel hastanede radyoloji raporları dış merkez veya teleradyoloji sistemi üzerinden hazırlanabilmektedir. Bu durumda raporu kimin yazdığı, raporun hangi saatte düzenlendiği, görüntülerin kime gönderildiği, raporun hangi uzman tarafından onaylandığı ve hastaya ne zaman bildirildiği önem kazanır. Hastane, bu süreci şeffaf ve denetlenebilir şekilde yürütmek zorundadır.
Hatalı MR Değerlendirmesi Nedeniyle Tazminat
MR, özellikle beyin, omurga, eklem, yumuşak doku, karın, pelvis, meme ve damar yapılarını değerlendirmede sık kullanılan bir görüntüleme yöntemidir. Hatalı MR değerlendirmesi, bel fıtığı, omurilik basısı, beyin tümörü, inme, menisküs yırtığı, bağ yaralanması, kas yırtığı, enfeksiyon, kanser metastazı veya iç organ patolojilerinin gözden kaçmasına neden olabilir.
Örneğin MR’da omuriliğe bası yapan ciddi bir fıtık görülmesine rağmen raporda belirtilmemişse ve hasta geç ameliyat olduğu için kalıcı sinir hasarı yaşamışsa tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir. Aynı şekilde beyin MR’ında tümör şüphesi veya damar patolojisi atlanmışsa, hastanın tedavi şansı kaybolabilir.
MR hatalarında önemli nokta, görüntünün çekildiği tarih ile doğru teşhisin konulduğu tarih arasındaki süredir. Eğer ilk MR’da görülebilir bir bulgu sonradan başka bir uzman tarafından fark edilmişse, eski görüntüler yeniden değerlendirilerek kusur araştırılır. Bu nedenle hasta yalnızca raporu değil, görüntülerin CD, DVD veya dijital kayıtlarını da almalıdır.
Hatalı Tomografi Değerlendirmesi Nedeniyle Tazminat
Bilgisayarlı tomografi, özellikle acil durumlarda hayati önem taşıyan bir görüntüleme yöntemidir. Beyin kanaması, travma, iç organ yaralanması, akciğer embolisi, damar hastalıkları, apandisit, tümör, akciğer nodülü, karın içi kanama ve kemik kırıkları tomografiyle tespit edilebilir.
Hatalı tomografi değerlendirmesi özellikle acil servis dosyalarında sıkça karşımıza çıkar. Kafa travması sonrası çekilen beyin tomografisinde kanama atlanmışsa, karın travmasında iç organ yaralanması görülmemişse, akciğer embolisi şüphesi olan hastada tomografi yanlış yorumlanmışsa veya akciğer nodülü raporlanmamışsa, hastanın zarar görmesi halinde tazminat davası açılabilir.
Tomografi hatalarında çekimin kontrastlı veya kontrastsız yapılması, kesit kalınlığı, çekim protokolü, klinik bilgi ve raporlama süresi önemlidir. Örneğin damar tıkanıklığı veya emboli şüphesinde uygun protokol kullanılmamışsa, yalnızca raporu yazan hekim değil, tetkiki isteyen doktor ve görüntüleme merkezi de sorumluluk kapsamına girebilir.
Hatalı Röntgen Değerlendirmesi Nedeniyle Tazminat
Röntgen, basit gibi görünse de birçok önemli teşhisin ilk basamağıdır. Kırık, çıkık, akciğer hastalıkları, yabancı cisim, omurga sorunları, eklem bozuklukları ve bazı tümör bulguları röntgenle fark edilebilir. Hatalı röntgen değerlendirmesi özellikle ortopedi, acil servis, göğüs hastalıkları ve çocuk hastalıkları alanlarında önem taşır.
Örneğin düşme sonrası el, ayak, kalça veya omurga röntgeninde kırık atlanmışsa ve hasta “ezilme” denilerek gönderilmişse; kırık kaynamamış, yanlış kaynamış veya ameliyat şansı gecikmiş olabilir. Çocuk hastalarda büyüme plağı yaralanmaları veya ince kırıklar atlanırsa kalıcı şekil bozukluğu oluşabilir. Akciğer grafisinde kitle, nodül veya zatürre bulgusu görülmemişse teşhis gecikebilir.
Röntgen hatalarında yalnızca rapor değil, filmin çekim kalitesi ve uygun pozisyonda çekilip çekilmediği de değerlendirilir. Yanlış açıyla çekilen, yetersiz görüntü veren veya tek yönlü çekimle yetinilen röntgenler hatalı değerlendirmeye zemin hazırlayabilir.
Kanser Teşhisinde Radyoloji Hatası
Radyoloji hatalarının en ağır sonuçlarından biri kanser teşhisinde gecikmedir. Mamografi, ultrason, tomografi, MR ve PET-CT gibi görüntüleme yöntemleri kanserin erken teşhisinde büyük önem taşır. Ancak şüpheli kitlenin raporlanmaması, kontrol önerisinin yapılmaması, biyopsi gerektiren lezyonun iyi huylu gibi değerlendirilmesi veya hastanın takip edilmemesi halinde teşhis gecikebilir.
Meme kanseri, akciğer kanseri, beyin tümörü, karaciğer lezyonları, pankreas tümörü, kemik metastazı ve kolon kanseri gibi hastalıklarda görüntüleme raporları belirleyici olabilir. Radyoloji raporunda atlanan bir bulgu nedeniyle hastalık ileri evrede teşhis edilirse, hasta daha ağır tedaviye maruz kalabilir, ameliyat şansını kaybedebilir veya yaşam süresi kısalabilir.
Kanser teşhisinde gecikme davalarında bilirkişi şu sorulara cevap vermelidir: İlk görüntüde kanser şüphesi doğuracak bulgu var mıydı? Bu bulgu dikkatli bir radyoloji uzmanı tarafından fark edilebilir miydi? Raporda ek tetkik veya biyopsi önerilmesi gerekir miydi? Gecikme hastalığın evresini, tedavi şansını veya yaşam süresini etkiledi mi?
Acil Serviste Radyoloji Hatası
Acil serviste çekilen röntgen, tomografi veya ultrasonlar çoğu zaman hızlı karar verilmesi gereken durumlarda kullanılır. Bu nedenle acil radyoloji hataları ağır sonuçlar doğurabilir. Beyin kanaması, akciğer embolisi, iç kanama, büyük damar yaralanması, omurga kırığı, kalça kırığı, apandisit veya organ perforasyonu gibi durumlar gecikmeye tahammül etmeyen tablolardır.
Acil serviste radyoloji raporunun geç çıkması, raporun ilgili hekime bildirilmemesi, kritik bulgunun sistemde kalması, hastanın rapor görülmeden taburcu edilmesi veya ön rapor ile kesin rapor arasında fark bulunması hukuki sorumluluk doğurabilir.
Özellikle acil vakalarda hastanenin organizasyon yükümlülüğü ağırdır. Kritik bulguların ilgili hekime hızlıca iletilmesi gerekir. Hasta taburcu edildikten sonra kesin raporda ciddi bulgu çıkmışsa, hastaya ulaşılması ve yeniden değerlendirmeye çağrılması gerekir. Bu yapılmamışsa hastane organizasyonu ve hekim sorumluluğu birlikte gündeme gelebilir.
Hatalı Radyoloji Raporunda Özel Hastane Sorumluluğu
Hatalı MR, tomografi veya röntgen değerlendirmesi özel hastane, özel görüntüleme merkezi veya özel klinikte meydana gelmişse özel hukuk hükümleri uygulanır. Özel hastane, hastaya ücret karşılığı sağlık hizmeti sunar ve bu hizmetin güvenli, doğru ve tıbbi standartlara uygun şekilde yürütülmesinden sorumludur.
Özel hastane yalnızca raporu yazan radyoloji uzmanının hatasından değil, kullanılan cihazların yeterliliğinden, çekim kalitesinden, raporun zamanında hazırlanmasından, raporun ilgili hekime iletilmesinden, hastanın bilgilendirilmesinden ve kayıtların saklanmasından da sorumlu olabilir.
Özel hastane ile hasta arasındaki ilişki birçok olayda tüketici işlemi kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle özel hastane kaynaklı radyoloji hatalarında tüketici mahkemesi, dava şartı arabuluculuk, maddi ve manevi tazminat, ayıplı sağlık hizmeti ve malpraktis hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Ancak bu tür dosyalar yalnızca “ücret iadesi” davası olarak görülmemelidir. Radyoloji hatası nedeniyle kanser teşhisi gecikmiş, kırık yanlış kaynamış, felç oluşmuş, ameliyat şansı kaybedilmiş veya hasta hayatını kaybetmişse, dava kapsamlı bir tıbbi malpraktis ve tazminat dosyası olarak hazırlanmalıdır.
Devlet Hastanesinde Hatalı Radyoloji Değerlendirmesi
Hatalı MR, tomografi veya röntgen değerlendirmesi devlet hastanesinde, şehir hastanesinde, eğitim ve araştırma hastanesinde veya kamu üniversitesi hastanesinde meydana gelmişse hukuki yol genellikle idare hukuku çerçevesinde değerlendirilir. Devlet hastanesinde sunulan sağlık hizmeti kamu hizmeti niteliğindedir. Bu hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halinde idarenin hizmet kusuru doğabilir.
Bu durumda çoğu olayda doğrudan doktora karşı adli yargıda tazminat davası açmak yerine, ilgili idareye başvuru ve ardından idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir. Davalı idare, olayın gerçekleştiği hastanenin hukuki statüsüne göre Sağlık Bakanlığı, üniversite veya ilgili kamu tüzel kişisi olabilir.
Devlet hastanesinde radyoloji hatası iddiasında idareye başvuru dilekçesi dikkatli hazırlanmalıdır. Başvuruda hangi tarihte hangi görüntülemenin yapıldığı, raporda hangi bulgunun atlandığı, doğru teşhisin ne zaman konulduğu, gecikmenin hastaya nasıl zarar verdiği, maddi ve manevi zararların ne olduğu ve hangi kayıtların delil olarak istendiği açıkça belirtilmelidir.
Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?
Hatalı MR, tomografi veya röntgen değerlendirmesi nedeniyle zarar gören hasta, şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Maddi tazminat kapsamında tedavi giderleri, yeniden ameliyat masrafları, özel hastane giderleri, ilaç masrafları, fizik tedavi ve rehabilitasyon giderleri, protez veya medikal cihaz giderleri, ulaşım masrafları, bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması talep edilebilir.
Örneğin kırık atlandığı için hasta geç ameliyat olmuş ve çalışma gücünü kaybetmişse, gelir kaybı ve iş göremezlik tazminatı gündeme gelir. Kanser teşhisi gecikmişse, ağır tedavi masrafları, çalışma hayatının etkilenmesi ve yaşam kalitesindeki düşüş değerlendirilir. Beyin kanaması veya damar tıkanıklığı geç fark edilmişse kalıcı sakatlık, bakım ihtiyacı ve sürekli tedavi giderleri talep edilebilir.
Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı acı, korku, psikolojik yıkım, beden bütünlüğünün bozulması, yaşam kalitesinin düşmesi, ölüm kaygısı, uzun tedavi süreci ve sosyal hayatının etkilenmesi nedeniyle istenir. Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir.
Hatalı Radyoloji Değerlendirmesi Nasıl İspatlanır?
Bu tür davalarda en önemli konu delildir. Hasta, yalnızca radyoloji raporunu değil, görüntülerin asıllarını veya dijital kayıtlarını da almalıdır. Çünkü raporda hata olup olmadığı, çoğu zaman eski görüntülerin yeniden değerlendirilmesiyle anlaşılır.
Delil olarak MR, tomografi, röntgen, ultrason, mamografi veya PET-CT görüntüleri; radyoloji raporları; doktor muayene notları; acil servis kayıtları; epikrizler; ameliyat notları; patoloji raporları; laboratuvar sonuçları; sevk belgeleri; kontrol randevuları; hastane içi yazışmalar; ikinci hekim raporları; yeni görüntüleme sonuçları ve tedavi faturaları kullanılabilir.
Hastanın tıbbi kayıtlarını isteme hakkı vardır. Hastane, hasta dosyasını, raporları ve görüntüleme kayıtlarını vermelidir. Özellikle görüntüleme dosyaları CD, DVD, USB veya dijital link şeklinde alınmalıdır. Sadece rapor metni çoğu zaman yeterli değildir. Çünkü bilirkişi, görüntünün kendisini inceleyerek hatanın görülebilir olup olmadığını değerlendirecektir.
Hastane kayıtları vermekten kaçınırsa, yazılı başvuru yapılmalı; kayıtların verilmemesi ayrıca hukuki süreçte ileri sürülmelidir. Dava açıldığında mahkemeden tüm görüntülerin ve hasta dosyasının ilgili sağlık kuruluşundan celbi talep edilmelidir.
Bilirkişi Raporunun Önemi
Hatalı MR, tomografi veya röntgen değerlendirmesi davalarında bilirkişi raporu davanın kaderini belirler. Bilirkişi heyetinde radyoloji uzmanı mutlaka bulunmalıdır. Olayın niteliğine göre ortopedi, beyin cerrahisi, nöroloji, onkoloji, göğüs hastalıkları, genel cerrahi, acil tıp, kadın doğum veya ilgili diğer branşlardan uzmanlar da heyete dahil edilmelidir.
Bilirkişi raporunda şu sorulara cevap aranmalıdır: Görüntüleme doğru teknikle yapılmış mı? Görüntü kalitesi yeterli mi? Raporda atlanan bulgu var mı? Bu bulgu dikkatli bir uzman tarafından görülebilir miydi? Ek tetkik önerilmesi gerekir miydi? Klinik hekim raporu doğru değerlendirmiş mi? Gecikme hastanın zararını artırmış mı? Zarar ile radyoloji hatası arasında illiyet bağı var mı?
Eksik bilirkişi raporlarına itiraz edilmelidir. Özellikle eski görüntüler incelenmeden, yalnızca rapor metnine bakılarak verilen görüşler yetersiz olabilir. Raporun, görüntüleri bizzat değerlendirmesi ve hangi bulgunun neden görülebilir veya görülemez olduğunu açıklaması gerekir.
Ceza Soruşturması Açılabilir mi?
Hatalı radyoloji değerlendirmesi ağır yaralanma, kalıcı sakatlık veya ölümle sonuçlanmışsa ceza soruşturması da gündeme gelebilir. Taksirle yaralama, taksirle ölüme neden olma, görevi ihmal, tıbbi kayıtların değiştirilmesi veya raporda gerçeğe aykırılık gibi iddialar varsa savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir.
Ancak sağlık meslek mensupları hakkında yürütülecek soruşturmalarda özel izin usulleri bulunmaktadır. Hekimlerin ve diğer sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamalarından kaynaklanan soruşturmalarda Mesleki Sorumluluk Kurulu süreci gündeme gelebilir.
Ceza soruşturması ile tazminat davası farklı amaçlara sahiptir. Ceza dosyasında sağlık personelinin cezai sorumluluğu araştırılırken, tazminat davasında hastanın veya yakınlarının uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesi amaçlanır. Ancak ceza dosyasında alınacak Adli Tıp raporu, bilirkişi raporu ve tıbbi kayıtlar tazminat davasında önemli delil olabilir.
Hasta Ne Yapmalıdır?
Hatalı MR, tomografi veya röntgen değerlendirmesi şüphesi varsa hasta veya hasta yakını öncelikle tüm tıbbi kayıtları toplamalıdır. Radyoloji raporu, görüntülerin dijital kaydı, doktor muayene notları, epikrizler, ameliyat belgeleri, ikinci raporlar ve yeni görüntülemeler eksiksiz alınmalıdır.
İkinci olarak, eski görüntüler farklı bir uzman tarafından değerlendirilmelidir. Bir başka radyoloji uzmanı veya ilgili branş uzmanı, ilk görüntülerde bulgunun mevcut olup olmadığını inceleyebilir. Bu değerlendirme dava açmadan önce dosyanın gücünü anlamak açısından önemlidir.
Üçüncü olarak, olayın özel hastanede mi, devlet hastanesinde mi, özel görüntüleme merkezinde mi yoksa kamu üniversitesi hastanesinde mi gerçekleştiği belirlenmelidir. Çünkü görevli mahkeme, dava yolu, arabuluculuk, idareye başvuru ve davalı taraf bu ayrıma göre değişir.
Dördüncü olarak, zarar kalemleri belirlenmelidir. Geç teşhis nedeniyle hastanın tedavi giderleri artmış mı, ameliyat şansı kaybolmuş mu, iş gücü kaybı doğmuş mu, kalıcı sakatlık oluşmuş mu, hasta hayatını kaybetmiş mi? Bu sorular tazminat miktarını doğrudan etkiler.
Sonuç: Radyoloji Hataları Ciddi Tazminat Sorumluluğu Doğurabilir
MR, tomografi, röntgen ve diğer görüntüleme yöntemleri teşhis ve tedavi sürecinin en önemli unsurlarındandır. Bu görüntülerin hatalı değerlendirilmesi, hastanın yanlış teşhis almasına, tedaviye geç başlamasına, gereksiz tedavi görmesine veya kalıcı zarar yaşamasına neden olabilir.
Her radyoloji raporu hatası otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz. Ancak görüntüde görülebilir bir bulgu atlanmışsa, kritik sonuç ilgili hekime bildirilmemişse, ek tetkik önerilmesi gerekirken önerilmemişse, klinik doktor raporu dikkate almamışsa veya hastane kayıt ve bildirim sistemini doğru işletmemişse hukuki sorumluluk doğabilir.
Hatalı MR, tomografi veya röntgen değerlendirmesi nedeniyle zarar gören hasta; tedavi giderleri, yeniden ameliyat masrafları, iş göremezlik zararı, bakıcı giderleri, kalıcı maluliyet, ekonomik gelecek zararı ve manevi tazminat talep edebilir. Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteyebilir.
Bu nedenle radyoloji hatası şüphesi bulunan olaylarda vakit kaybetmeden tüm görüntüler ve tıbbi kayıtlar alınmalı, eski görüntüler uzman görüşüyle yeniden değerlendirilmeli, özel-devlet hastanesi ayrımı doğru yapılmalı ve bilirkişi sürecine güçlü hazırlanılmalıdır. Görüntüleme raporları, hastanın kaderini değiştirebilecek belgeler olduğundan, bu alandaki hatalar sağlık hukuku bakımından titizlikle takip edilmelidir.