Çevrenin Kasten Kirletilmesi Suçunun Yer Bakımından Uygulanması
Giriş
Çevrenin korunması, günümüz dünyasında yalnızca ulusal değil aynı zamanda uluslararası bir hukuk sorunudur. İklim değişikliği, doğal kaynakların tükenmesi ve kirlilik gibi küresel tehditler, devletleri çevre suçlarıyla mücadelede daha etkin düzenlemeler yapmaya zorlamıştır. Bu bağlamda Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) çevrenin kasten kirletilmesi suçu, çevreyi korumak amacıyla düzenlenmiş önemli suç tiplerinden biridir.
Bu suçun cezai boyutu kadar, yer bakımından uygulanması da hukuk sisteminde özel önem taşır. Zira çevre suçları, çoğu zaman yalnızca işlendiği yeri değil, çevreye ve kamu sağlığına olan geniş etkileri nedeniyle başka bölgeleri ve hatta ülkeleri de ilgilendirebilir. Bu makalede, çevrenin kasten kirletilmesi suçunun yer bakımından uygulanması, TCK hükümleri, Yargıtay içtihatları, uluslararası hukuk perspektifi ve uygulamadaki sorunlarıyla birlikte incelenecektir.
1. Çevrenin Kasten Kirletilmesi Suçu Nedir?
1.1. TCK’daki Düzenleme
TCK m. 181/1:
“İlgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Bu maddeye göre suçun unsurları:
-
Fiilin kasten işlenmesi,
-
Atık veya artığın suya, toprağa veya havaya verilmesi,
-
Fiilin ilgili mevzuata aykırı olması,
-
Çevreye zarar verme tehlikesi yaratması.
2. Yer Bakımından Uygulama
2.1. Genel İlke
TCK m. 8:
“Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır.”
Buna göre suçun işlendiği yer, Türk mahkemelerinin yetkisini belirler.
2.2. Suçun İşlendiği Yer
Çevre suçlarında “suç yeri” belirlenirken iki ölçüt dikkate alınır:
-
Fiilin işlendiği yer: Atığın veya artığın bırakıldığı yer,
-
Neticenin gerçekleştiği yer: Kirliliğin ortaya çıktığı, çevrenin zarar gördüğü veya zarar tehlikesinin doğduğu yer.
Her iki yer de suçun işlendiği yer sayılır.
3. Çevre Suçlarının Özelliği
Çevre suçları klasik suçlardan farklıdır:
-
Yayılma özelliği gösterir. Atık bir bölgede bırakılır, fakat etkisi kilometrelerce uzağa ulaşabilir.
-
Sınır aşan nitelik taşır. Bir ülkede işlenen çevre suçu, komşu ülkelerde de sonuç doğurabilir.
-
Toplumu bir bütün olarak etkiler. Mağduru belirli kişiler değil, tüm toplum ve gelecek nesillerdir.
Bu nedenle yer bakımından uygulanma kuralları çevre suçlarında geniş yorumlanır.
4. Uygulama Örnekleri
-
Denize Atık Boşaltılması: Bir fabrikanın Marmara Denizi’ne atık boşaltması, suçun işlendiği yer olarak Türkiye kara sularını yetkili kılar.
-
Hava Kirliliği: İstanbul’da bir tesisin atmosfere zehirli gaz bırakması sonucu çevre illerde kirlilik oluşması halinde, suçun işlendiği yer hem İstanbul hem de etkilenen iller olabilir.
-
Toprak Kirliliği: Ankara’da yasa dışı atık gömme eylemi, suçun işlendiği yer olarak gömme fiilinin yapıldığı alanı belirler.
5. Yargıtay İçtihatları
-
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2014/2563 E., 2015/4892 K.: “Atığın toprağa bırakıldığı yer suçun işlendiği yerdir. Ancak kirliliğin başka bölgelerde sonuç doğurması halinde bu bölgeler de suç yeri sayılır.”
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/12-348 E., 2018/523 K.: “Çevreye zarar verme tehlikesi yeterlidir; fiilin sonuç doğurması gerekmez.”
-
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/4236 E., 2020/2784 K.: “Suçun işlendiği yer, fiilin icra edildiği yerdir; çevreye yayılan sonuç başka yerlerde de yargılama yetkisi doğurabilir.”
6. Uluslararası Hukuk Perspektifi
Çevre suçları, uluslararası düzeyde de önem arz etmektedir:
-
Aarhus Sözleşmesi: Çevreye ilişkin bilgiye erişim ve çevreyi koruma hakkı tanır.
-
Stockholm ve Rio Bildirgeleri: Çevre suçlarının devletler arası sorumluluk doğurabileceğini belirtir.
-
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM): Çevre kirliliğinin yaşam hakkı ve özel hayatın korunması hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu bağlamda çevre suçları, yalnızca ulusal değil uluslararası yargılama yetkisi bakımından da tartışılmaktadır.
7. İnsan Hakları Boyutu
Çevrenin kasten kirletilmesi suçunun yer bakımından uygulanması, doğrudan insan haklarını ilgilendirir:
-
Yaşam hakkı (AİHS m. 2),
-
Sağlıklı çevrede yaşama hakkı (Anayasa m. 56),
-
Özel hayatın korunması (AİHS m. 8).
Çevre kirliliği toplumun yaşam kalitesini ve bireylerin sağlığını doğrudan etkiler.
8. Günlük Hayata Yansımalar
-
İstanbul’da denize kaçak deşarj yapan bir gemi, suçun işlendiği yer itibarıyla Türk mahkemelerinde yargılanır.
-
Hakkari’de toprağa gömülen atık, yalnızca o bölgeyi değil, yeraltı sularıyla çevre illeri de etkileyebilir. Bu durumda birden fazla yer mahkemesi yetkili olabilir.
-
Sanayi bölgelerinde sıkça rastlanan yasa dışı atık yakma fiilleri, hem fiilin işlendiği yerde hem de dumanın ulaştığı bölgelerde yetki doğurabilir.
9. Eleştiriler
-
Yetki karmaşası: Birden fazla yerde sonuç doğuran çevre suçlarında hangi mahkemenin yetkili olacağı tartışmalıdır.
-
Delil toplama zorluğu: Kirliliğin etkisi farklı bölgelerde hissedildiğinde, delillerin toplanması güçleşmektedir.
-
Cezaların caydırıcılığı: Yer bakımından yetki olsa bile uygulamada cezaların yeterince caydırıcı olmadığı eleştirilmektedir.
-
Uluslararası işbirliği eksikliği: Sınır aşan çevre suçlarında devletler arası işbirliği yetersizdir.
Sonuç
Çevrenin kasten kirletilmesi suçu, Türk Ceza Kanunu’nun çevreyi korumaya yönelik en temel düzenlemelerinden biridir. Suçun yer bakımından uygulanması, çevre suçlarının özellikleri nedeniyle geniş yorumlanmakta; hem fiilin işlendiği hem de neticenin gerçekleştiği yerler suç yeri kabul edilmektedir.
Yargıtay içtihatları, çevre suçlarında yalnızca fiilin işlendiği yeri değil, etkilerin görüldüğü bölgeleri de dikkate alarak yetkiyi genişletmektedir. Uluslararası hukuk da çevre suçlarının sınır aşan niteliğini kabul etmekte ve devletlere işbirliği yükümlülüğü getirmektedir.
Sonuç olarak; çevrenin kasten kirletilmesi suçunun yer bakımından uygulanması, yalnızca yargı yetkisini belirlemekle kalmaz, aynı zamanda insan hakları, toplum sağlığı ve gelecek nesillerin korunması açısından da hayati bir öneme sahiptir.