Aydınlatılmış Onam Eksikliği: Hastadan Onam Alınmadan Yapılan Müdahale, Eksik Bilgilendirme ve Risklerin Açıklanmaması Halinde Doktor–Hastane Sorumluluğu
Aydınlatılmış onam nedir? Onam alınmadan ya da eksik bilgilendirmeyle yapılan tıbbi müdahalede doktor ve hastanenin tazminat sorumluluğu, ispat yükü, dava süreci ve emsal içtihatlar.,
1) Aydınlatılmış onam neden “tazminat” doğuran kritik bir konudur?
Tıbbi müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesinin temel şartı, kişinin beden bütünlüğüne yönelik girişime özgür iradesiyle ve yeterli bilgiyle izin vermesidir. Bu yaklaşım yalnızca etik bir ilke değil; doğrudan anayasal bir korumadır. Anayasa’nın 17. maddesi, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağını ve rızası olmadan tıbbi deneylere tabi tutulamayacağını açıkça düzenler.
Türkiye’nin taraf olduğu İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi (Oviedo Sözleşmesi) de sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili kişinin özgür ve bilgilendirilmiş muvafakatinden sonra yapılabileceğini belirtir.
Bu nedenle “aydınlatılmış onam” sadece imza atılmış bir form değildir. Eksik ya da hiç alınmamış onam, çoğu dosyada tıbbi müdahaleyi hukuka aykırı hale getirerek doktor ve hastane yönünden maddi ve/veya manevi tazminat sorumluluğu doğurabilir.
2) Aydınlatılmış onamın hukuki dayanakları
Uygulamada aydınlatılmış onam tartışması, birden çok norm kaynağı üzerinden kurulur:
-
Anayasa m.17: beden bütünlüğü, rıza, tıbbi zorunluluk istisnası
-
Oviedo Sözleşmesi m.5: müdahale için özgür ve bilgilendirilmiş muvafakat şartı
-
Hasta Hakları Yönetmeliği: bilgilendirme kapsamı ve rızanın alınması/açıklanması (özellikle m.15 ve m.31)
-
Türk Borçlar Kanunu (TBK) – vekâlet/özen: hekimlik ilişkisi çoğu olayda vekâlet benzeri bir ilişki olarak ele alınır; TBK m.506’daki sadakat ve özen borcu, aydınlatma yükümlülüğünün altyapısını güçlendirir.
-
TTB Aydınlatılmış Onam Kılavuzu: aydınlatmanın bir “iletişim süreci” olduğu, onamın kişiye özgü kurulması gerektiği yaklaşımını somutlaştırır.
Bu normlar birlikte okunduğunda çıkan sonuç şudur: Hasta, “neye evet dediğini” anlayacak; hekim ve kurum ise bu sürecin yapıldığını ispatlayabilecek şekilde sistemi kuracaktır.
3) Aydınlatma yükümlülüğü ile “onam formu” aynı şey değildir
Uygulamada en sık hata şudur: Hastaya standart (matbu) bir form uzatılır, birkaç satır imzalatılır ve “aydınlatılmış onam alınmıştır” denir. Oysa aydınlatılmış onam:
-
müdahalenin niteliğine,
-
hastanın yaşına/algı düzeyine,
-
hastalığın ağırlığına,
-
alternatiflerin ve risklerin somutluğuna
göre kişiye özgü kurulması gereken bir süreçtir. TTB’nin yaklaşımı da “formdan ibaret olmayan” bu süreci vurgular.
Dolayısıyla “imza var” tek başına çoğu dosyada yeterli savunma olmaz. Özellikle komplikasyon/risk başlığında, soyut ve genel ifadeler içeren belgelerin “aydınlatma” ispatını zayıflattığı kabul edilmektedir.
4) Geçerli aydınlatılmış onamın şartları
Bir onamın “geçerli” kabul edilmesi için pratikte şu kriterler aranır:
4.1. Bilgilendirmenin kapsamı doğru olmalı
Hasta Hakları Yönetmeliği m.15 bilgilendirmenin kapsamını; hastalığın muhtemel sebepleri, seyri, uygulanacak işlemler, faydalar-riskler, alternatifler gibi başlıklarda ayrıntılı biçimde çizer.
4.2. Riskler “gerçekçi ve anlaşılır” şekilde açıklanmalı
Riskler açıklanırken iki uçtan kaçınmak gerekir:
-
“Hiç risk yok” gibi yanıltıcı bir güven verme,
-
“Her şey olabilir” gibi içi boş, genelleştirilmiş ifadeler.
Hastanın kararını etkileyebilecek makul ve önemli riskler ile işlemin doğası gereği sık görülen komplikasyonlar mutlaka anlatılmalıdır. Riskin nadir olması, her zaman açıklama dışı kalacağı anlamına gelmez; risk ağır sonuç doğuruyorsa (kalıcı sakatlık/organ kaybı vb.) açıklama alanına girer.
4.3. Özgür irade olmalı (baskı/tehdit olmamalı)
Onam, “ödemeyi yapmazsan ameliyata alınmazsın” gibi baskılarla, gerçekçi tercih imkânı tanınmadan alınmışsa tartışmalı hale gelir.
4.4. Ehliyet ve temsil sorunu doğru yönetilmeli
Reşit olmayanlar, bilinci kapalı olanlar veya karar verme yetisi olmayanlarda yasal temsil ve acil durum istisnaları devreye girer. (Acil ve hayati hallerde hekimin önceliği müdahaledir; bilgilendirme yükümlülüğünün kapsamı olayın aciliyetine göre daralabilir.)
4.5. Zamanlama doğru olmalı
Aydınlatma, “ameliyat masasında imza” seviyesine indirgenirse; hasta gerçekte düşünme ve alternatif değerlendirme imkânı bulamaz. Bu, onamın sıhhatini zedeler.
5) Aydınlatılmış onam eksikliğinin türleri
Bu başlık, dava stratejisi bakımından çok önemlidir. Çünkü her eksiklik aynı sonucu doğurmaz.
(A) Hiç onam alınmadan müdahale
Hastanın rızası olmaksızın yapılan müdahale, kural olarak hukuka aykırıdır. Anayasa m.17’nin koruması tam da bu noktada devreye girer.
(B) Onam var ama bilgilendirme yetersiz
İmza alınmış olsa bile:
-
riskler açıklanmamış,
-
alternatif tedaviler konuşulmamış,
-
başarı ihtimali/sonuçlar gerçekçi anlatılmamışsa
onam “aydınlatılmış” sayılmayabilir.
(C) Risklerin özellikle açıklanmaması
Uygulamada en çok karşılaşılan senaryo budur. Örneğin belirli bir işlemde “böbrek yetmezliği” gibi ciddi bir risk öngörülebilir ve karar açısından önemliyse; açıkça konuşulmamış olması sorumluluğu gündeme getirir. Bu yaklaşım, emsal nitelikte mahkeme değerlendirmelerinde de görünür.
(D) Aydınlatma süreci kurum sistematiğiyle kurulamamış
Bazı dosyalarda mesele, tek tek hekim davranışından öte; hastanenin “aydınlatma ve onamı ispatlamaya dönük kayıt/saklama” sistemini kurmaması olarak ortaya çıkar. Bu eksiklik, kurum sorumluluğunu ağırlaştırabilir.
6) İspat yükü kimde? “Onamın varlığını” kim kanıtlar?
Aydınlatılmış onam ihtilaflarında kilit sorulardan biri budur. Uygulamada ve içtihat çizgisinde, aydınlatmanın yapıldığını ve geçerli onam alındığını ispat külfetinin çoğu durumda hekim ve/veya hastanede olduğu kabul edilir.
Bu yaklaşımın pratik sonucu şudur:
-
Hasta “bana anlatılmadı” dediğinde, dosya yalnızca hastanın iddiasıyla bitmez;
-
Doktor/hastane “anlattım” dediğinde de salt beyan yetmez;
-
Somut kayıt, içerik ve süreç delilleri aranır.
7) Aydınlatılmış onam eksikliği hangi tazminatları doğurur?
7.1. Manevi tazminat
Aydınlatma yapılmadan veya eksik yapılarak bedensel bütünlüğe müdahale edilmesi, çoğu olayda kişilik haklarına saldırı niteliğinde değerlendirilir. Bu nedenle manevi tazminat talebi güçlü bir zemine oturur.
Özellikle hasta, “müdahaleyi kabul edip etmeme” iradesini sağlıklı kuramamışsa; mahkemeler manevi tazminatı, sadece “sonuç kötü oldu” diye değil, karar verme hakkının ihlali nedeniyle de değerlendirebilir.
7.2. Maddi tazminat
Aydınlatılmış onam eksikliği her zaman yalnızca manevi tazminatla sınırlı değildir. Eksik onam nedeniyle hukuka aykırılık oluştuğunda, müdahalenin yol açtığı zararlara ilişkin maddi tazminat da gündeme gelebilir (ek tedavi, düzeltme ameliyatı, işgöremezlik, bakıcı gideri vb.). Bu yöndeki değerlendirmeler, doktrinde ve karar incelemelerinde açıkça tartışılmaktadır.
7.3. Kamu hastanesinde ayrıca idare sorumluluğu
Kamu hastanelerinde konu çoğu zaman hizmet kusuru çerçevesinde idari yargıya taşınır. Danıştay kararlarında da, ameliyat öncesi komplikasyonların yeterince anlatılmaması/onamın “formaliteden ibaret kalması” gibi olgular, manevi tazminat sorumluluğuna dayanak yapılabilmektedir.
8) Dava sürecinde deliller: “Eksik onam” nasıl ispatlanır?
Aydınlatılmış onam dosyalarında başarı, çoğu zaman tıbbi tartışmadan önce belge yönetimi ve delil stratejisinde belirlenir.
Hastanın elindeki deliller
-
epikriz, ameliyat notu, taburcu özeti
-
onam formunun bir örneği (varsa)
-
fatura/ödeme belgeleri
-
yazışmalar, SMS/WhatsApp bilgilendirmeleri
-
tanık anlatımları (yakınların bilgilendirme görüşmesine katılması gibi)
-
randevu kayıtları, çağrı merkezi kayıtları (varsa)
Hastane/hekimin dayanacağı deliller
-
aydınlatma notları, klinik görüşme kayıtları
-
risklerin tek tek işaretlendiği/onaya bağlandığı kişiselleştirilmiş formlar
-
bilgilendirme broşürü + “okudum-anladım” kayıtları
-
kurum içi protokol ve saklama sistemi
Burada kritik nokta şudur: “Sistematik kayıt yoksa” ispat problemi büyür ve kurum aleyhine değerlendirmeler artabilir.
9) Pratik örnekler: Hangi senaryolarda onam tartışması güçlenir?
Örnek 1: Estetik/elektif işlemler
Estetik müdahalelerde “sonuç beklentisi” yüksek olduğu için, bilgilendirme standardı daha da sıkı yorumlanır. “Asimetri, revizyon ihtiyacı, kalıcı iz” gibi risklerin açıkça konuşulmadığı iddiası sık görülür.
Örnek 2: Büyük ameliyat + ağır komplikasyon
Örneğin “böbrek yetmezliği, komşu organ yaralanması, açık ameliyata dönüş” gibi risklerin formda soyut geçmesi veya hiç yer almaması, mahkemede tartışmayı büyütür. Benzer bir değerlendirme, emsal karar incelemelerinde onam formunun riskleri somut göstermemesi bağlamında ele alınmıştır.
Örnek 3: Acil müdahale
Acil ve hayati tehlike hallerinde aydınlatmanın kapsamı olayın şartlarına göre daralabilir; burada “önce hayat kurtarma” ilkesi baskındır. Yine de acil hal ortadan kalktıktan sonra süreç yönetimi ve bilgilendirme yükümlülüğü devam eder.
10) Doktor ve hastane açısından “uyum kontrol listesi”
Bu bölüm, hem risk yönetimi hem de dava savunması için önemlidir:
-
Bilgilendirme kişiselleştirilsin: hastanın tanısı, seçilen yöntem, alternatifler, kritik riskler tek tek işlensin.
-
Matbu form yetmez: form + hekim görüşmesi + içerik kaydı birlikte yürüsün.
-
Zamanlama doğru olsun: ameliyat öncesi makul süre tanınsın.
-
Kayıt ve saklama sistemi kurulsun: ispat, kurum sistematiğiyle güçlensin.
-
Dil sade ve anlaşılır olsun: tıbbi jargon, hastanın anlayacağı dile çevrilsin.
11) Sık sorulan sorular
“Onam formunu imzaladım, yine de dava açabilir miyim?”
Evet. İmza tek başına her zaman “aydınlatılmış onam” anlamına gelmez. Aydınlatmanın kapsamı ve risklerin somut anlatımı tartışılabilir.
“Komplikasyon oldu; bu otomatik doktor hatası mı?”
Hayır. Komplikasyon tek başına kusur değildir. Ancak komplikasyon riski gereği gibi anlatılmamışsa veya komplikasyon yanlış yönetilmişse sorumluluk doğabilir.
“Manevi tazminat için mutlaka fiziksel zarar gerekir mi?”
Çoğu olayda bedensel müdahale zaten mevcut olur; fakat asıl vurgu, kişinin “karar verme hakkının” ihlalidir. Bu nedenle manevi tazminat tartışması, yalnız sonuçla sınırlı değildir.
“Kamu hastanesinde süreç farklı mı?”
Evet. Kamu hastanesinde çoğu uyuşmazlık idari yargıda hizmet kusuru kapsamında yürür; Danıştay kararlarında aydınlatma eksikliği manevi tazminata dayanak yapılabilmektedir.
Sonuç: Aydınlatılmış onam eksikliği, çoğu dosyada davanın merkezidir
Aydınlatılmış onam; hastanın yalnızca “müdahaleye razı olması” değil, bilgiyle ve özgür iradeyle karar vermesi demektir. Bu süreç gereği gibi işletilmediyse, tıbbi müdahale hukuka uygunluk zeminini kaybedebilir; doktor ve hastane bakımından manevi tazminat başta olmak üzere maddi tazminat sorumluluğu da gündeme gelebilir.