Single Blog Title

This is a single blog caption

Tıbbi Kayıtların Verilmemesi Halinde Hastanın Hakları

Tıbbi Kayıt Nedir?

Tıbbi kayıt, hastanın sağlık hizmeti aldığı süreçte oluşturulan, teşhis, tedavi, ameliyat, tetkik, ilaç, gözlem, bakım, konsültasyon, görüntüleme ve taburculuk bilgilerini içeren her türlü sağlık belgesidir. Hasta dosyası, epikriz raporu, ameliyat notu, anestezi formu, laboratuvar sonuçları, MR, tomografi, röntgen, ultrason görüntüleri, patoloji raporu, reçeteler, hemşire gözlem formları, yoğun bakım kayıtları, onam formları, taburculuk belgeleri ve konsültasyon notları tıbbi kayıt kapsamındadır.

Tıbbi kayıtlar yalnızca hastanenin iç yazışması veya sağlık kuruluşunun arşiv evrakı değildir. Bu kayıtlar, hastanın kendi sağlık durumunu bilmesi, ikinci hekim görüşü alması, başka bir hastanede tedaviye devam etmesi, engelli raporu veya maluliyet başvurusu yapması, sigorta işlemlerini yürütmesi ve gerektiğinde tazminat davası açması bakımından temel delil niteliğindedir.

Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi isteme hakkını açıkça düzenlemektedir. Yönetmeliğe göre hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydalarını ve muhtemel sakıncalarını, alternatif yöntemleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde doğabilecek sonuçları ve hastalığın seyri hakkında sözlü veya yazılı bilgi isteme hakkına sahiptir. Aynı Yönetmelik, hastanın sağlık durumuna ilişkin dosya ve kayıtları doğrudan, vekili veya kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebileceğini ve suret alabileceğini de düzenlemektedir.

Bu nedenle hastanenin “bu kayıtlar hastaneye aittir”, “doktor izin vermeden veremeyiz”, “mahkeme kararı gerekir” veya “KVKK nedeniyle hastaya veremeyiz” şeklindeki genel ret cevapları hukuken isabetli değildir. KVKK, hastanın kendi sağlık verisine erişimini engelleyen bir düzenleme değil; aksine kişisel verilerin hukuka uygun, güvenli ve denetlenebilir şekilde işlenmesini sağlayan koruyucu bir sistemdir.

Hasta Kendi Tıbbi Kayıtlarını İsteyebilir mi?

Evet. Hasta, kendi sağlık durumu ile ilgili tüm kayıtları isteme hakkına sahiptir. Bu hak yalnızca epikriz raporu ile sınırlı değildir. Hasta, tedavi sürecinde oluşturulan tüm belgeleri, görüntüleri, raporları, onam formlarını ve işlem kayıtlarını talep edebilir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 16. maddesine göre hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgilerin bulunduğu dosyayı ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Aynı maddede bu kayıtların yalnızca hastanın tedavisiyle doğrudan ilgili kişiler tarafından görülebileceği de belirtilmiştir.

Bu düzenleme iki yönlüdür. Birincisi, hasta kendi kayıtlarına erişebilir. İkincisi, hastanın kayıtları üçüncü kişilere keyfi şekilde gösterilemez. Yani sağlık kuruluşu, “KVKK var” diyerek hastanın kendi kayıtlarını vermekten kaçınamaz; fakat aynı kayıtları hastanın rızası olmadan ilgisiz üçüncü kişilere de veremez.

Hasta küçükse, kısıtlıysa veya ayırt etme gücünden yoksunsa, veli ya da vasi kayıt talebinde bulunabilir. Hasta bir avukata vekâlet vermişse, avukat da vekâletname kapsamında tıbbi kayıtları talep edebilir. Yönetmelik, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi almak üzere başka bir kişiye yetki verebileceğini, gerekli hallerde bu yetkinin belgelendirilmesinin istenebileceğini kabul etmektedir.

Hangi Tıbbi Belgeler Talep Edilebilir?

Hastanın talep edebileceği belgeler somut tedavi sürecine göre değişir. Ancak uygulamada özellikle şu kayıtların istenmesi önemlidir:

Epikriz raporu, hasta yatış ve çıkış belgeleri, ameliyat notu, anestezi değerlendirme ve anestezi takip formları, ameliyat öncesi hazırlık belgeleri, aydınlatılmış onam formları, hemşire gözlem formları, vital bulgu takip çizelgeleri, yoğun bakım kayıtları, laboratuvar sonuçları, kan tahlilleri, biyokimya, kültür ve antibiyogram sonuçları, patoloji raporları, radyoloji raporları, MR, tomografi, röntgen, ultrason ve PET-CT görüntüleri, reçeteler, ilaç uygulama kayıtları, konsültasyon notları, acil servis kayıtları, ambulans sevk formları, taburculuk talimatları, kontrol randevu kayıtları, hasta şikâyet başvuruları ve ödeme/fatura belgeleri.

Özellikle malpraktis, yanlış teşhis, hatalı ameliyat, doğum hatası, estetik ameliyat mağduriyeti, diş tedavisi hatası, yoğun bakım ihmali, hastane enfeksiyonu veya yanlış ilaç uygulaması gibi olaylarda tıbbi kayıtlar davanın temelini oluşturur. Çünkü doktorun veya hastanenin tıp kurallarına uygun davranıp davranmadığı çoğu zaman bu kayıtlar üzerinden anlaşılır.

Anayasa Mahkemesi, tıbbi müdahale sonucunda sakatlık veya başka bir rahatsızlık meydana geldiği iddia edilen olaylarda, müdahalenin tıp biliminin güncel ve genel kabul gören kurallarına uygun yapılıp yapılmadığının büyük ölçüde teşhis ve tedavi sürecindeki kayıtların incelenmesiyle belirlenebileceğini vurgulamıştır. AYM’ye göre teşhis ve tedavi sürecindeki verilerin kaydedilmesi ve makul süre saklanması sağlık kuruluşunun sorumluluğundadır.

Tıbbi Kayıtların Verilmemesi Hangi Hakları İhlal Eder?

Tıbbi kayıtların verilmemesi öncelikle hastanın bilgi alma ve kayıtları inceleme hakkını ihlal eder. Hasta, kendi sağlık geçmişini bilmeden yeni tedavi planı yapamaz, başka bir hekimden sağlıklı ikinci görüş alamaz, ameliyat veya tedavi sürecinde ne yapıldığını öğrenemez ve bir hata olup olmadığını değerlendiremez.

Bu durum aynı zamanda hukuki başvuru hakkını da zorlaştırır. Çünkü tıbbi hata iddiasında hasta çoğu zaman delillere doğrudan sahip değildir. Ameliyatı yapan hastane, kullanılan ilaçlar, ameliyat notları, hemşire kayıtları, patoloji raporları ve görüntüleme sonuçları sağlık kuruluşunun elindedir. Hastaya bu belgelerin verilmemesi, hasta ile hastane arasındaki bilgi dengesizliğini daha da artırır.

AYM, hasta dosyasında bulunması gereken bir bilgi veya belgenin yargı mercilerine ibraz edilmemesi nedeniyle sağlık kuruluşunun sorumluluğunun değerlendirilemediği hallerde bu durumun hasta aleyhine yorumlanmaması gerektiğini belirtmiştir. AYM’ye göre sağlık kuruluşunun elindeki belgeleri mahkemeye sunmaması, daha zayıf konumdaki başvurucu aleyhine yorumlandığında adil olmayan ve aşırı külfet doğuran bir durum ortaya çıkar.

Bu yaklaşım, tıbbi kayıtların verilmemesi veya eksik tutulması halinde yalnızca idari bir eksiklikten değil, hastanın etkili başvuru ve ispat hakkını zedeleyen ciddi bir hukuki sorundan söz edilebileceğini göstermektedir.

KVKK Kapsamında Sağlık Verileri

Sağlık verileri, kişisel veriler içinde en hassas veri kategorilerinden biridir. Kişinin hastalıkları, teşhisleri, kullandığı ilaçlar, ameliyatları, psikiyatrik geçmişi, laboratuvar sonuçları ve genetik bilgileri özel nitelikli kişisel veri niteliğindedir.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun açıklamalarına göre ilgili kişi, veri sorumlusuna başvurarak kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme, işlenmişse bilgi talep etme, işleme amacını öğrenme, verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, eksik veya yanlış işlenmiş verilerin düzeltilmesini isteme, belirli hallerde verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme ve kişisel verilerin kanuna aykırı işlenmesi nedeniyle zarara uğraması halinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahiptir.

Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik de sağlık verileri bakımından özel bir düzenleme alanı oluşturur. Yönetmeliğin amacı, 6698 sayılı Kanun kapsamında Sağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı ile Bakanlığa bağlı sağlık hizmeti sunucularında yürütülen süreçlerde uyulacak usul ve esasları belirlemektir. 2025 yılında yapılan değişikliklerle Yönetmeliğin dayanağı ve sağlık verilerine erişim şartları güncellenmiş; e-Nabız güvenlik ayarları ve sağlık verilerine erişim koşulları daha ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.

Bu nedenle tıbbi kayıt talebi hem Hasta Hakları Yönetmeliği hem de kişisel verilerin korunması mevzuatı çerçevesinde ele alınmalıdır. Hasta, kendi sağlık verisini öğrenme ve suret alma hakkına sahiptir; sağlık kuruluşu ise bu verileri güvenli şekilde vermek, ilgisiz üçüncü kişilere açıklamamak ve doğru kayıt tutmakla yükümlüdür.

e-Nabız’da Görünen Kayıtlar Yeterli midir?

e-Nabız, hastaların sağlık verilerine erişimini kolaylaştıran önemli bir sistemdir. Ancak e-Nabız’da görünen kayıtlar her zaman tüm hasta dosyasını kapsamayabilir. Bazı görüntüleme dosyaları, ameliyat notları, hemşire gözlem formları, yoğun bakım detayları, anestezi kayıtları, onam formları veya hastane içi takip belgeleri e-Nabız’da tam olarak görünmeyebilir.

Bu nedenle hastane, “e-Nabız’da zaten görünüyor” diyerek tıbbi kayıt talebini tamamen reddedemez. e-Nabız’da görünen veriler hastaya kolaylık sağlar; fakat tıbbi hata iddiası veya detaylı hukuki inceleme bakımından hastane dosyasının tam sureti gerekebilir.

Sağlık Bakanlığı’nın Kişisel Sağlık Verileri Yönetmeliği’ne ilişkin açıklamalarında, sağlık verilerinin güvenli şekilde kaydedilmesi, işlenmesi ve korunması amaçlanmış; sağlık hizmeti sunumu için zorunlu durumlar dışında kişilerin sağlık verilerini paylaşmaya zorlanamayacağı ve sağlık tesislerinin tahlil ve tetkikler dahil hastaya ait tüm verilerin mahremiyetini korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Dolayısıyla e-Nabız, hastanın bilgiye ulaşmasını kolaylaştıran bir araçtır; fakat hastanın sağlık kuruluşundan doğrudan kayıt isteme hakkını ortadan kaldırmaz.

Hastane Tıbbi Kayıtları Vermeyi Reddedebilir mi?

Hastane, hastanın kendi sağlık kayıtlarını vermeyi kural olarak reddedemez. Ancak bazı durumlarda talebin usulüne uygun yapılması, kimlik doğrulaması, vekâletname ibrazı veya kanuni temsilcilik belgesi istenebilir. Bu talepler makul ölçüde ve veri güvenliği amacıyla yapılmalıdır.

Örneğin hasta bizzat başvuruyorsa kimlik ibrazı istenebilir. Avukat başvuruyorsa vekâletname talep edilebilir. Küçük çocuk için veli başvuruyorsa velayet durumunu gösteren belge istenebilir. Kısıtlı hasta için vasi başvuruyorsa vesayet kararı aranabilir. Bunlar kayıtların güvenli teslimi bakımından makul taleplerdir.

Ancak hastane, kimlik ve yetki doğrulaması yapıldıktan sonra kayıtları “doktor izin vermiyor”, “dosya hastanenin malıdır”, “sadece mahkeme isterse veririz”, “ameliyat notu hastaya verilmez”, “hemşire kayıtları iç yazışmadır” gibi gerekçelerle vermekten kaçınmamalıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık kayıtlarını inceleyebileceğini ve suret alabileceğini açıkça düzenlemiştir.

Bununla birlikte, kayıtların içinde üçüncü kişilere ait özel bilgiler varsa hastane bu bilgileri ayıklayarak veya maskeleyerek kayıt verebilir. Ama bu durum, hastanın kendi sağlık sürecine ilişkin belgelerin tamamen verilmemesine gerekçe yapılamaz.

Tıbbi Kayıt Talebi Nasıl Yapılmalıdır?

Tıbbi kayıt talebi mümkün olduğunca yazılı yapılmalıdır. Sözlü başvurular uygulamada inkâr edilebilir veya “talep edilmedi” denilebilir. Bu nedenle başvurunun hastane kayıt birimine, hasta hakları birimine, başhekimliğe, özel hastanelerde hasta ilişkileri veya hukuk birimine yazılı dilekçe ile yapılması en güvenli yoldur.

Dilekçede hastanın adı, T.C. kimlik numarası, iletişim bilgileri, tedavi görülen bölüm, muayene veya yatış tarihleri, ameliyat tarihi, istenen belgeler ve teslim şekli açıkça yazılmalıdır. Talep edilen belgeler mümkün olduğunca tek tek belirtilmelidir. Örneğin “tüm hasta dosyamı istiyorum” demek yerine “epikriz, ameliyat notu, anestezi formu, onam belgeleri, hemşire gözlem formları, yoğun bakım kayıtları, laboratuvar sonuçları, görüntüleme CD/DVD veya dijital görüntüleri, patoloji raporları ve konsültasyon notları” şeklinde ayrıntılı talepte bulunmak daha etkilidir.

Başvuru elden yapılacaksa mutlaka kayıt numarası alınmalı veya dilekçenin bir örneğine teslim kaşesi vurulmalıdır. KEP, iadeli taahhütlü posta, noter ihtarı veya kurumun resmi başvuru kanalı da kullanılabilir. Özel hastaneye karşı yapılacak başvurularda, ileride tüketici veya tazminat davası açılması ihtimaline karşı başvurunun ispatlanabilir olması önemlidir.

KVKK kapsamında başvuru yapılacaksa, ilgili kişinin veri sorumlusuna başvurması temel ilkedir. KVKK’nın başvuru sisteminde, kişi taleplerini öncelikle veri sorumlusuna iletmek zorundadır; bu yol tüketilmeden doğrudan Kurula şikâyet yoluna gidilemez. KVKK başvuru usulünde yazılı başvuru, KEP, güvenli elektronik imza, mobil imza veya daha önce veri sorumlusuna bildirilen kayıtlı elektronik posta adresi gibi yöntemler kullanılabilir.

Hastane Cevap Vermezse Ne Yapılabilir?

Hastane tıbbi kayıt talebine cevap vermezse veya eksik cevap verirse başvurunun niteliğine göre birden fazla yol kullanılabilir.

Birinci yol, hastane hasta hakları birimine ve başhekimliğe başvurudur. Devlet hastanelerinde hasta hakları birimi ve başhekimlik üzerinden yazılı başvuru yapılabilir. Özel hastanelerde hasta ilişkileri, başhekimlik, yönetim veya hukuk birimi muhatap alınabilir.

İkinci yol, İl Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı nezdinde şikâyettir. Tıbbi kayıtların verilmemesi, hasta hakları ihlali niteliği taşıdığı için idari başvuru ve denetim konusu yapılabilir. CİMER üzerinden de başvuru yapılabilir; ancak CİMER başvurusunda somut tarih, hastane adı, talep edilen belgeler ve önceki başvuru kayıt numaraları açıkça yazılmalıdır.

Üçüncü yol, KVKK başvuru ve şikâyet sürecidir. KVKK’ya göre veri sorumlusu, ilgili kişinin başvurusunu talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde sonuçlandırmalıdır. Başvurunun reddedilmesi, cevabın yetersiz bulunması veya süresinde cevap verilmemesi halinde ilgili kişi, veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz gün ve her halde başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kurula şikâyette bulunabilir.

Dördüncü yol, dava sürecinde mahkemeden kayıtların celbini istemektir. Eğer tıbbi hata, tazminat, malpraktis, sigorta veya idari dava açılmışsa mahkemeden hastane kayıtlarının ilgili sağlık kuruluşundan getirtilmesi talep edilebilir. Mahkeme, hasta dosyası ve kayıtları doğrudan hastaneden isteyebilir.

Tıbbi Kayıtların Eksik Verilmesi

Uygulamada hastaneler bazen sadece epikriz raporu verip diğer kayıtları vermez. Oysa epikriz, tedavi sürecinin özetidir; her zaman yeterli değildir. Malpraktis dosyalarında asıl kritik belgeler çoğu zaman ameliyat notu, anestezi formu, hemşire gözlem çizelgesi, ilaç uygulama formu, yoğun bakım kayıtları, görüntüleme CD’si ve onam formlarıdır.

Bu nedenle hastanın yalnızca epikriz ile yetinmemesi gerekir. Epikriz raporunda “ameliyat sorunsuz geçti” yazması, ameliyat sürecinin gerçekten hatasız olduğunu ispatlamaz. Ameliyatın nasıl yapıldığı, hangi teknik kullanıldığı, komplikasyon olup olmadığı, anestezi sürecinde ne yaşandığı ve ameliyat sonrası takip kayıtları ayrı ayrı incelenmelidir.

AYM’nin tıbbi kayıtların tutulması ve ibraz edilmesiyle ilgili değerlendirmesi bu açıdan önemlidir. Mahkeme, tıbbi müdahalenin tıp kurallarına uygun olup olmadığının büyük ölçüde kayıtların incelenmesiyle belirlenebileceğini; hasta dosyasında bulunması gereken bilgi veya belgenin sunulmaması nedeniyle sağlık kuruluşunun sorumluluğunun değerlendirilemediği hallerde bunun hasta aleyhine yorumlanmaması gerektiğini kabul etmiştir.

Bu nedenle eksik kayıt verilmesi halinde ikinci bir yazılı başvuru yapılarak hangi belgelerin eksik olduğu açıkça belirtilmeli ve tüm hasta dosyasının onaylı sureti talep edilmelidir.

Tıbbi Kayıtların Düzeltilmesini İsteme Hakkı

Hasta yalnızca kayıtları isteme hakkına sahip değildir; aynı zamanda hatalı, eksik veya belirsiz kayıtların düzeltilmesini de isteyebilir. Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 17. maddesine göre hasta, sağlık kurumları nezdindeki kayıtlarında eksik, belirsiz veya hatalı tıbbi ve şahsi bilgilerin tamamlanmasını, açıklanmasını, düzeltilmesini ve güncel sağlık durumuna uygun hale getirilmesini talep edebilir. Bu hak, sağlık durumuyla ilgili raporlara itiraz ve aynı ya da başka kurumlarda yeni rapor düzenlenmesini isteme haklarını da kapsar.

Bu durum özellikle e-Nabız kayıtlarında yanlış tanı, hatalı ilaç, yanlış rapor, kişiye ait olmayan işlem veya yanlış hastalık kaydı görünmesi halinde önemlidir. Sağlık verisi değişiklik taleplerinde ilgili kişinin kimlik ve iletişim bilgileri ile düzeltilmesini veya silinmesini istediği tanı ya da bilgileri içeren başvuru formunu eksiksiz doldurması gerektiği; tanı, reçete ve rapor gibi kayıtların Bakanlık tarafından değerlendirilerek düzeltilebileceği resmi duyurularda belirtilmektedir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Her hastanın istemediği tanı otomatik olarak silinmez. Kayıt gerçekten hatalıysa, yanlış kişiye aitse, tıbbi veya hukuki dayanağı yoksa düzeltme talep edilebilir. Fakat doğru ve tıbben gerekli bir kayıt, yalnızca hastanın sosyal veya kişisel rahatsızlığı nedeniyle silinmeyebilir. Bu nedenle kayıt düzeltme başvurusu somut delillerle desteklenmelidir.

Özel Hastanede Tıbbi Kayıtların Verilmemesi

Özel hastanede tıbbi kayıtların verilmemesi halinde hasta, hem hasta hakları hem de özel hukuk kapsamında haklarını kullanabilir. Özel hastane, ücretli sağlık hizmeti sunan bir kuruluş olsa da hastanın sağlık verilerini keyfi şekilde elinde tutamaz. Hastanın kendi kayıtlarına erişim hakkı vardır.

Özel hastane, kayıtların verilmesi için makul çoğaltma veya dijital aktarım masrafı talep edebilir; ancak bu masraf kayıt hakkını engelleyecek ölçüde fahiş olmamalıdır. Hastaya belge verilmemesi, özellikle malpraktis iddiası bulunan dosyalarda delil karartma şüphesini de doğurabilir.

Özel hastaneye karşı başvuru yapılırken öncelikle yazılı dilekçe, KEP veya noter ihtarı tercih edilebilir. Cevap verilmezse İl Sağlık Müdürlüğü’ne, Sağlık Bakanlığı’na ve KVKK kapsamında veri sorumlusuna başvuru/şikâyet yolları kullanılabilir. Tıbbi hata nedeniyle dava açılacaksa, dava dilekçesinde hastanenin kayıtları vermediği veya eksik verdiği ayrıca belirtilmeli ve mahkemeden tüm hasta dosyasının celbi talep edilmelidir.

Devlet Hastanesinde Tıbbi Kayıtların Verilmemesi

Devlet hastanesinde tıbbi kayıtların verilmemesi halinde idari başvuru yolları daha belirgindir. Hasta, hastane başhekimliğine, hasta hakları birimine, İl Sağlık Müdürlüğü’ne, Sağlık Bakanlığı’na ve CİMER’e başvurabilir. Ayrıca KVKK kapsamında veri sorumlusu kamu idaresine başvuru yapılması da mümkündür.

Devlet hastanesindeki kayıtlar, ileride açılacak tam yargı davası açısından kritik önem taşır. Yanlış teşhis, hatalı tedavi, ameliyat kusuru veya hizmet kusuru iddiasında idareye başvuru ve dava süreci tıbbi kayıtlar olmadan sağlıklı yürütülemez.

Hasta tıbbi kayıtları alamadan dava açmak zorunda kalırsa, dava dilekçesinde kayıtların hastane nezdinde bulunduğu, hastanın yazılı talebine rağmen verilmediği ve mahkemece celbinin gerektiği açıkça belirtilmelidir. Ayrıca kayıt eksikliği hastanın ispat yükünü ağırlaştıran bir durum olarak değerlendirilmemelidir. AYM’nin yaklaşımı da bu yöndedir; sağlık kuruluşunun elindeki kayıtları sunmaması, hasta aleyhine yorumlanmamalıdır.

Tıbbi Kayıtların Verilmemesi Tazminat Sebebi Olabilir mi?

Tıbbi kayıtların verilmemesi tek başına her zaman yüksek tazminat doğurmaz. Ancak kayıtların verilmemesi nedeniyle hasta tedavi sürecini sürdürememiş, ikinci hekim görüşü alamamış, sağlık durumu ağırlaşmış, sigorta veya sosyal hak başvurusu reddedilmiş, dava açma hakkı fiilen zorlaşmış veya kişilik hakları ihlal edilmişse tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.

Ayrıca tıbbi kayıtların hiç tutulmaması, eksik tutulması, sonradan değiştirilmesi veya mahkemeye sunulmaması malpraktis davasında çok önemli sonuçlar doğurabilir. Kayıtların bulunmaması, hastanenin tıbbi süreci denetlenebilir şekilde yürütmediğini gösterebilir.

KVKK bakımından da kişisel verilerin kanuna aykırı işlenmesi nedeniyle zarara uğrayan kişinin zararın giderilmesini talep etme hakkı vardır. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, ilgili kişinin kişisel verilerinin kanuna aykırı işlenmesi sebebiyle zarara uğraması halinde zararın giderilmesini talep edebileceğini açıkça belirtmektedir.

Bu nedenle tıbbi kayıtların verilmemesi, olayın ağırlığına göre hasta hakları başvurusu, KVKK şikâyeti, idari denetim, tazminat davası ve malpraktis davasında delil değerlendirmesi bakımından sonuç doğurabilir.

Hasta Yakınları Tıbbi Kayıtları İsteyebilir mi?

Hasta hayattaysa, kural olarak tıbbi kayıtlar hastanın kendisine veya yetkilendirdiği kişiye verilir. Hasta yakını olmak tek başına her zaman kayıt alma hakkı vermez. Eş, çocuk, anne veya baba dahi olsa, hasta ayırt etme gücüne sahipse ve yetki vermemişse hastane kayıtları doğrudan yakınlara vermekten kaçınabilir. Bu durum hastanın mahremiyet hakkının sonucudur.

Ancak hasta küçükse veli, kısıtlıysa vasi kayıtları isteyebilir. Hasta vefat etmişse mirasçılar, ölüm nedeni, destekten yoksun kalma, tazminat, sigorta veya ceza soruşturması gibi hukuki menfaatleri kapsamında kayıt talep edebilir. Yine de ölüm sonrası kayıt paylaşımında mahremiyet, üçüncü kişi verileri ve hukuki menfaat dengesi gözetilmelidir.

Avukat aracılığıyla kayıt talep edilecekse vekâletnamede sağlık kayıtlarının talep edilmesine imkân veren açık yetkinin bulunması uygulamada sorunları azaltır. Hastane, vekilin yetkisini kontrol edebilir; ancak geçerli vekâletname sunulmasına rağmen kayıtları vermekten keyfi olarak kaçınamaz.

Tıbbi Kayıt Talep Dilekçesinde Nelere Dikkat Edilmeli?

Tıbbi kayıt talep dilekçesi açık ve belgeli olmalıdır. Dilekçede şu hususlara yer verilmelidir:

Hastanın kimlik bilgileri, iletişim adresi, tedavi görülen hastane ve bölüm, tedavi veya ameliyat tarihleri, talep edilen kayıtların ayrıntılı listesi, kayıtların onaylı suret olarak veya dijital ortamda verilmesi talebi, başvurunun Hasta Hakları Yönetmeliği ve KVKK kapsamındaki haklara dayandığı, cevap verilmemesi halinde idari ve hukuki yollara başvurulacağı belirtilmelidir.

Dilekçeye kimlik fotokopisi, vekâletname, vasi kararı, velayet belgesi veya ölüm halinde mirasçılık belgesi gibi ilgili belgeler eklenebilir. Başvuru mutlaka kayıt altına alınmalıdır. Elden teslimde evrak kayıt numarası alınmalı; KEP, noter veya iadeli taahhütlü posta ile gönderimde gönderim delilleri saklanmalıdır.

Kayıt talebi, ileride açılacak tazminat davası bakımından da önemlidir. Hastane kayıtları vermemiş veya eksik vermişse, bu durum dava dilekçesinde “delile erişimin engellenmesi” ve “tıbbi kayıtların ibraz edilmemesi” başlıkları altında ayrıca vurgulanabilir.

Sonuç: Tıbbi Kayıtlar Hastanın En Temel Haklarından Biridir

Tıbbi kayıtların verilmemesi, hastanın bilgi alma, sağlık durumunu öğrenme, tedavi sürecini denetleme, ikinci hekim görüşü alma ve hukuki yollara başvurma hakkını doğrudan etkileyen ciddi bir hasta hakkı ihlalidir. Hasta, kendi sağlık dosyasını, epikrizini, ameliyat notunu, onam formlarını, görüntüleme kayıtlarını, laboratuvar sonuçlarını ve tedavi sürecine ilişkin diğer belgeleri isteme hakkına sahiptir.

Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık dosyasını ve kayıtlarını inceleyebileceğini ve suret alabileceğini açıkça düzenlemiştir. KVKK ise hastanın kendi kişisel verileri hakkında bilgi talep etme, eksik veya yanlış verilerin düzeltilmesini isteme ve hukuka aykırı veri işleme nedeniyle zarar doğmuşsa zararın giderilmesini talep etme haklarını tanımaktadır.

Hastane kayıtları vermezse hasta yazılı başvuru yapmalı, başvurunun kayda alınmasını sağlamalı, hasta hakları birimi, başhekimlik, İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, CİMER ve KVKK yollarını değerlendirmelidir. Tıbbi hata iddiası varsa mahkemeden tüm hasta dosyasının celbi istenmeli; kayıtların eksikliği hasta aleyhine değil, sağlık kuruluşunun kayıt tutma ve ibraz yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Tıbbi kayıtlar yalnızca geçmiş tedavinin belgeleri değildir; hastanın gelecekteki tedavisinin, hukuki güvencesinin ve tazminat hakkının temel dayanağıdır. Bu nedenle kayıtların verilmemesi halinde süreç geciktirilmemeli, talepler yazılı ve ispatlanabilir şekilde yapılmalı, eksik veya hatalı kayıtlar için düzeltme istenmeli ve gerekirse idari, cezai, KVKK ve tazminat yolları birlikte değerlendirilmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button