Single Blog Title

This is a single blog caption

Uyuşturucu Kullanma Suçunda  Tedavi Süreci ve Denetimli Serbestlik Sisteminin Hukuki Niteliği

Uyuşturucu Kullanma Suçunda  Tedavi Süreci ve Denetimli Serbestlik Sisteminin Hukuki Niteliği

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı, yalnızca kişinin sağlığını ilgilendiren bireysel bir sorun olarak değil, aynı zamanda kamu sağlığını ve toplum düzenini ilgilendiren bir mesele olarak Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanmak suç olarak kabul edilmiştir.

TCK m.191/1 uyarınca, kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Bununla birlikte kanun koyucu, uyuşturucu kullanan kişinin yalnızca cezalandırılmasını değil, uyuşturucu kullanımından uzaklaştırılmasını, tedavi edilmesini ve yeniden topluma kazandırılmasını da amaçlamıştır. Bu sebeple uyuşturucu kullanma suçunda diğer birçok suçtan farklı bir soruşturma ve yaptırım sistemi benimsenmiştir. temin temelini kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik ve gerektiğinde tedavi oluşturmaktadır. Böylece ilk aşamada kişi hakkında doğrudan ceza davası açılması yerine, belirli bir süre suçtan ve uyuşturucu kullanımından uzak kalması için bir fırsat tanınmaktadır.

Dolayısıyla halk arasında sıklıkla kullanılan “uyuşturucudan yakalanınca doğrudan denetimli serbestlik verilir” ifadesi teknik olarak tam olarak doğru değildir. Esasen Cumhuriyet savcılığı tarafından beş yıl süreyle kamu davasının açılması ertelenmekte ve bu erteleme süresi içerisinde şüpheli hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaktadır.

2. Uyuşturucu Kullanma Suçunun Cezası Nedir?

TCK m.191 kapsamında suç teşkil eden temel fiiller şunlardır:

Kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kabul etmek, kullanmak amacıyla bulundurmak veya doğrudan uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanmak.

Bu fiiller bakımından kanunda belirlenen temel ceza iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Ancak TCK m.191 sisteminde ilk kez soruşturulan bir kişi bakımından genel kural, hemen iddianame düzenlenerek ceza davası açılması değildir.

TCK m.191/2 gereğince Cumhuriyet savcısı, bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171. maddesinde düzenlenen olağan kamu davasının açılmasının ertelenmesi şartlarını ayrıca aramaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir. enleme son derece önemlidir. Çünkü uyuşturucu kullanma suçunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi, Cumhuriyet savcısının tamamen serbest takdirine bırakılmış bir imkân değildir. Kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak üzere, TCK m.191 kapsamında şartların oluşması halinde sistemin uygulanması gerekmektedir.

Şüpheliye ayrıca erteleme süresi içerisinde kendisine verilen yükümlülüklere aykırı davranması, tedavi programını ihlal etmesi veya yeniden uyuşturucu kullanması halinde doğabilecek hukuki sonuçlar bildirilir.

3. Kamu Davasının Açılmasının Beş Yıl Ertelenmesi Ne Anlama Gelir?

Uyuşturucu kullanma veya kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçunda en fazla karıştırılan sürelerden biri beş yıllık erteleme süresidir.

Beş yıl denetimli serbestlik uygulanması ile beş yıl kamu davasının açılmasının ertelenmesi aynı şey değildir.

TCK m.191/2 kapsamında kamu davasının açılması beş yıl süreyle ertelenmektedir. Denetimli serbestlik süresi ise bundan farklıdır.

Şüpheli, beş yıllık erteleme dönemi içerisinde kanunda belirtilen ihlalleri gerçekleştirmezse, erteleme süresinin sonunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Başka bir ifadeyle, süreç başarılı bir biçimde tamamlandığında ertelenen uyuşturucu kullanma suçundan ceza davası açılmaz. enle denetimli serbestlik sisteminin amacı, kişiyi doğrudan mahkûm etmek yerine belirli bir denetim ve rehabilitasyon sürecinden geçirmek ve tekrar uyuşturucu kullanmadığı takdirde ceza yargılaması dışında tutmaktır.

4. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Denetimli Serbestlik Ne Kadar Sürer?

2023 yılında yapılan önemli değişikliklerle TCK m.191 kapsamındaki denetimli serbestlik sistemi yeniden düzenlenmiştir.

Mevcut düzenlemeye göre şüpheli hakkında erteleme süresi içerisinde asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.

Bu süre, denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya Cumhuriyet savcısının resen vereceği kararla altışar aylık dönemler halinde en fazla iki yıl daha uzatılabilir.

Buna göre denetimli serbestlik süresi:

  • başlangıçta en az 1 yıl,
  • gerekli görülmesi halinde 6 aylık dönemlerle uzatılarak,
  • toplamda 3 yıla kadar

devam edebilir. sıyla eski düzenlemelere dayanılarak internette yer alan “denetimli serbestlik en fazla iki yıl sürer” şeklindeki bilgilerin güncel mevzuat açısından dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Denetimli serbestlik süresinin uzatılması otomatik değildir. Şüphelinin süreç içerisindeki durumu, tedavi ihtiyacı, uyuşturucu kullanım riski ve denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirmeler göz önünde bulundurulabilir.

5. Denetimli Serbestlikte Hangi Yükümlülükler Uygulanabilir?

2023 yılında 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’na eklenen 12/A maddesi uyuşturucu kullanıcıları bakımından oldukça kapsamlı bir denetim sistemi getirmiştir.

Şüpheli hakkında denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından kanunda belirlenen yükümlülüklerden en az üçüne veya daha fazlasına karar verilebilir.

Bunlar arasında;

tedaviye tabi tutulmak, belirlenen programlara katılmak, çocuklarla bir arada bulunmayı gerektiren ortamlarda çalışmamak, belirli yerlere veya bölgelere gitmemek, belirli bir bölgede denetim veya gözetim altında bulunmak, eğitim programlarına devam etmek, belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmak, gözetim altında ücret karşılığında çalışmak, silah bulunduramamak veya taşıyamamak ve bazı durumlarda araç kullanmamak gibi yükümlülükler bulunmaktadır. ümlülüklerin tamamının her kişi hakkında uygulanması zorunlu değildir. Şüphelinin kişisel ve sosyal özellikleri, uyuşturucu kullanma alışkanlığı, bağımlılık durumu ve yeniden kullanma riski dikkate alınarak uygun yükümlülükler belirlenir.

Ayrıca yükümlülükler süreç içerisinde değiştirilebilir veya yeni yükümlülükler eklenebilir.

Bu yönüyle uyuşturucu kullanma suçunda denetimli serbestlik, yalnızca belirli tarihlerde müdürlüğe gidilerek imza verilmesinden ibaret değildir. Sistem; tedavi, eğitim, rehabilitasyon, sosyal uyum ve kişinin uyuşturucuya yeniden yönelmesini önlemeyi amaçlayan çok yönlü tedbirlerden oluşmaktadır.

6. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Tedavi Zorunlu mudur?

TCK m.191 bakımından tedavi her şüpheli hakkında otomatik olarak uygulanmaz.

Kanunda, hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişinin gerekli görülmesi halinde denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulabileceği düzenlenmiştir.

Dolayısıyla kişinin uyuşturucu kullandığına ilişkin bir soruşturmanın bulunması, tek başına her durumda yatılı tedavi uygulanacağı anlamına gelmez.

Kişinin bağımlılık düzeyi, kullandığı uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliği, kullanım sıklığı, sağlık durumu ve uzman değerlendirmeleri tedavinin kapsamının belirlenmesinde önem taşıyabilir.

5402 sayılı Kanun’un 12/A maddesine göre tedavi yükümlülüğüne karar verilmesi halinde karar ilgili sağlık kuruluşuna gönderilir. Şüpheli sağlık kuruluşunda ayakta veya yatarak tıbbi tedaviye tabi tutulabilir.

Sağlık kuruluşu gerekli görürse kişinin ayrıca rehabilitasyon amaçlı programlara katılmasına karar verebilir. sıyla “tedavi” kavramı yalnızca ilaç kullanılmasından veya hastaneye yatırılmaktan ibaret değildir. Tedavi süreci tıbbi müdahalelerin yanında psikolojik ve sosyal rehabilitasyon çalışmalarını da içerebilir.

Amaç kişinin yalnızca vücudundaki uyuşturucu etkisinin ortadan kaldırılması değil, uyuşturucu kullanımına yol açan davranışsal ve sosyal faktörlerin de mümkün olduğunca ortadan kaldırılmasıdır.

7. Denetimli Serbestlikte Uyuşturucu Testi Yapılır mı?

TCK m.191 kapsamında denetimli serbestlik uygulanan kişiler bakımından uyuşturucu kullanımının kontrol edilmesi sistemin önemli unsurlarından biridir.

Güncel TCK m.191/3 uyarınca Cumhuriyet savcısı, beş yıllık erteleme süresi içerisinde kişinin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi amacıyla yılda en az iki defa ilgili kuruma sevkine karar verir. dışında 5402 sayılı Kanun m.12/A kapsamında gerekli görüldüğünde denetimli serbestlik müdürlüğünün de uyuşturucu kullanımının tespiti amacıyla test yaptırması veya kişinin ilgili sağlık kuruluşuna sevkini sağlaması mümkündür.

Tedavi yükümlülüğü bulunan kişi, uyuşturucu kullanıp kullanmadığının belirlenmesi amacıyla sağlık kuruluşu tarafından da çağrılabilir. Kolluk görevlileri de kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde kişinin sağlık kuruluşuna yönlendirilmesi sürecinde görev alabilir. sıyla denetimli serbestlik sürecinde “bir yıl boyunca hiç test yapılmayacağı” veya yalnızca önceden bildirilen tarihlerde test yapılacağı düşüncesi doğru değildir.

Uyuşturucu kullanımının tekrar tespit edilmesi, TCK m.191/4 bakımından ciddi hukuki sonuç doğurabilir.

8. Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün Çarısına Gitmemek Ne Olur?

Denetimli serbestlik kararının uygulanabilmesi için kişinin denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından yapılan çağrılara uyması gerekir.

Ancak burada “yükümlülüğün ihlali” ile kanunda belirtilen “yükümlülüklere uymamakta ısrar” kavramlarının birbirinden ayrılması gerekir.

TCK m.191/4-a hükmüne göre kamu davasının açılabilmesi için kişinin kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi gerekir.

Yargıtay uygulamasında, denetimli serbestlik müdürlüğünün ilk çağrısına tek başına cevap verilmemesinin her olayda doğrudan “ısrar” olarak kabul edilemeyeceği belirtilmektedir.

Kişinin ilk çağrıya uymaması sonrasında, önceki çağrıya uymadığı ve yeni çağrıya da uymaması halinde yükümlülüklere uymamakta ısrar etmiş sayılacağı konusunda sonuçları açık biçimde belirtilerek yeniden uyarılması gerektiğine ilişkin yerleşik Yargıtay kararları bulunmaktadır. İkinci uyarıya rağmen yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde ısrar şartının gerçekleştiği kabul edilebilmektedir. enle denetimli serbestlik dosyalarında tebligatların usulüne uygun yapılıp yapılmadığı son derece önemlidir.

Yanlış adrese gönderilen, usulsüz tebliğ edilen veya hukuki sonuçları gerektiği şekilde açıklanmayan çağrı evraklarına dayanılarak kamu davası açılması halinde savunmada bu hususlar özellikle incelenmelidir.

9. Denetimli Serbestliğin İhlali Hangi Durumlarda Gerçekleşir?

TCK m.191/4 uyarınca kişinin beş yıllık erteleme süresi içerisinde üç temel davranışından biri gerçekleşirse hakkında kamu davası açılabilir.

Bunlardan birincisi, kişinin kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesidir.

İkincisi, kişinin tekrar kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurmasıdır.

Üçüncüsü ise kişinin yeniden uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmasıdır. n denetimli serbestlik sürecindeki bir kişinin yeniden uyuşturucu kullandığının test sonucuyla tespit edilmesi halinde, bu durum basit bir idari ihlal olarak görülmez. TCK m.191/4 kapsamında kamu davasının açılması sonucunu doğurabilecek bir ihlal niteliğindedir.

Ancak her dosyada olayın özelliklerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Testin hukuka uygun biçimde yapılıp yapılmadığı, numunenin kişiye ait olup olmadığı, kullanılan ilaçların test sonucunu etkileyip etkilemediği, tebligatların usulüne uygun olup olmadığı ve yükümlülüğün gerçekten ihlal edilip edilmediği somut olay bakımından araştırılmalıdır.

10. Denetimli Serbestlik Sırasında Tekrar Uyuşturucu Kullanılırsa Yeni Bir Dosya mı Açılır?

TCK m.191 sistemindeki en önemli düzenlemelerden biri de budur.

Beş yıllık kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresi içerisinde kişi tekrar kullanmak amacıyla uyuşturucu satın alır, kabul eder, bulundurur veya uyuşturucu kullanırsa, bu fiil kural olarak ayrı bir TCK m.191 soruşturması ve kovuşturmasının konusu yapılmaz.

TCK m.191/5 uyarınca bu davranış, mevcut erteleme dosyası açısından bir ihlal nedeni olarak değerlendirilir. n kişinin 2026 yılında uyuşturucu kullanma suçundan hakkında kamu davasının açılması ertelenmiş ve erteleme devam ederken 2027 yılında yeniden uyuşturucu kullandığı belirlenmişse, ikinci eylem kural olarak ayrı bir uyuşturucu kullanma davası şeklinde yürütülmek yerine ilk dosyanın ihlali olarak değerlendirilir.

Bu durumda ilk olay nedeniyle ertelenmiş bulunan kamu davası açılır.

Bu düzenleme, aynı zamanda uygulamada mükerrer soruşturma ve cezalandırmaların önlenmesi bakımından önemlidir.

11. İhlal Nedeniyle Kamu Davası Açılırsa Ne Olur?

Kişinin TCK m.191/4 kapsamındaki yükümlülükleri ihlal etmesi halinde Cumhuriyet savcılığı ertelenen dosya bakımından iddianame düzenleyebilir.

Bundan sonra kişi asliye ceza mahkemesinde sanık sıfatıyla yargılanır.

Mahkeme, suçun sabit olduğunu kabul ederse TCK m.191/1 kapsamında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmedebilir.

Ancak verilecek sonuç cezanın belirlenmesinde somut olayın özellikleri, sanığın geçmişi, takdiri indirim hükümleri ve uygulanması mümkün diğer ceza hukuku kurumları ayrıca değerlendirilir.

Burada önemli bir diğer husus TCK m.191/6 hükmüdür.

Kamu davası TCK m.191/4 uyarınca ihlal nedeniyle açıldıktan sonra kişinin yeniden TCK m.191 kapsamına giren bir suç işlediği iddiasıyla soruşturulması halinde, ikinci fıkradaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi sistemi yeniden uygulanamaz. enle ilk denetimli serbestlik sürecinin ihlal edilmesi kişinin sonraki uyuşturucu kullanma dosyaları bakımından da ciddi sonuçlar ortaya çıkarabilir.

12. Denetimli Serbestlik Başarıyla Tamamlanırsa Ne Olur?

Şüphelinin beş yıllık erteleme süresi içerisinde TCK m.191/4 kapsamında belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmaması ve yasakları ihlal etmemesi halinde Cumhuriyet savcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir.

Başka bir ifadeyle kişi, denetimli serbestlik tedbirini ve varsa tedavi yükümlülüklerini başarıyla tamamlar, daha sonra da erteleme dönemi içerisinde kanunda sayılan ihlalleri gerçekleştirmezse ilk olay nedeniyle mahkemeye çıkarılarak cezalandırılmaz.

Burada yine iki farklı sürenin birbirinden ayrılması gerekir.

Denetimli serbestlik örneğin bir yıl sonunda tamamlanmış olabilir. Ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin beş yıllık süre henüz bitmemiş olabilir.

Bu nedenle “denetimli serbestliğim bitti, artık dosya tamamen kapandı” şeklindeki düşünce her zaman doğru değildir.

Asıl önemli olan beş yıllık erteleme döneminin de kanunda belirtilen ihlaller gerçekleşmeksizin tamamlanmasıdır.

13. Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararına İtiraz Edilebilir mi?

TCK m.191 kapsamında Cumhuriyet savcılığı tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı kanun yolu bulunmaktadır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 3 Şubat 2026 tarihli güncel kararında da, henüz denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanmadan önce kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve bununla bağlantılı tedbirlere yönelik itirazın Sulh Ceza Hâkimliği tarafından incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay ayrıca erteleme kararında şüphelinin ihlalin sonuçları konusunda uyarılması ve kanun yolu hakkının gösterilmesinin önemini vurgulamıştır. arşılık denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması başladıktan sonra denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından yapılan işlemlerin mevzuata aykırı olduğu ileri sürülüyorsa farklı bir başvuru sistemi bulunmaktadır.

5402 sayılı Kanun m.12/A/5 uyarınca şüpheli, bu madde kapsamında gerçekleştirilen işlemlerin kanuna veya diğer mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle iki hafta içerisinde Cumhuriyet savcısına şikâyet yoluyla başvurabilir. Cumhuriyet savcısının bu başvuruyu gecikmeksizin değerlendirmesi gerekir. enle itiraz veya şikâyet yapılırken itiraz edilen işlemin niteliği ve sürecin hangi aşamada bulunduğu doğru belirlenmelidir.

14. Uyuşturucu Kullanma ile Uyuşturucu Ticareti Arasındaki Ayrım

Denetimli serbestlik sisteminin uygulanabilmesi açısından uyuşturucu maddenin kullanmak amacıyla mı yoksa ticaret amacıyla mı bulundurulduğu büyük önem taşır.

Kullanmak amacıyla uyuşturucu bulundurmak TCK m.191 kapsamında değerlendirilirken, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti TCK m.188 kapsamında çok daha ağır yaptırımlara bağlanmıştır.

Bu ayrım yalnızca ele geçirilen uyuşturucunun miktarına bakılarak yapılmaz.

Uyuşturucunun miktarı yanında ele geçiriliş biçimi, paketleme şekli, hassas terazi bulunup bulunmadığı, satışa ilişkin mesaj veya iletişim kayıtları, para hareketleri, uyuşturucu maddenin bulunduğu yer, şüphelinin kullanım alışkanlığı ve olayın diğer bütün delilleri birlikte değerlendirilmelidir.

Bu sebeple kişinin üzerinde uyuşturucu madde bulunması tek başına uyuşturucu ticareti yaptığı anlamına gelmeyeceği gibi, “miktar az olduğu için mutlaka kullanıcılık suçudur” şeklinde kesin bir değerlendirme yapılması da doğru değildir.

Suç vasfının belirlenmesi somut olayın bütün delilleri üzerinden yapılmalıdır.

Nitekim TCK m.191/8, uyuşturucu ticareti veya uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırma suçundan açılmış bir davada fiilin gerçekte yalnızca TCK m.191 kapsamında kaldığının anlaşılması ihtimaline ilişkin özel bir düzenleme de içermektedir. Okul, Yurt ve Hastane Yakınında Uyuşturucu Kullanmanın Cezası

TCK m.191 bakımından ayrıca özel bir nitelikli hâl bulunmaktadır.

TCK m.191/10 uyarınca kullanmak için uyuşturucu satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma fiilinin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi eğitim, tedavi, askerî veya sosyal amaçlarla insanların toplu olarak bulunduğu bina ve tesislerin sınırlarına iki yüz metreden daha yakın umumi veya umuma açık yerlerde gerçekleştirilmesi halinde ceza yarı oranında artırılır. sıyla suçun işlendiği yer de dosyada ayrıca incelenmelidir.

16. Soruşturma Başlamadan Önce Tedavi İçin Başvuran Kişinin Durumu

Uyuşturucu kullanma suçlarında önemli bir başka düzenleme TCK m.192/4 kapsamında yer alan etkin pişmanlık hükmüdür.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında TCK m.191 kapsamında soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi edilmesini isterse kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde hakkında cezaya hükmolunmaz.

Bu düzenlemenin amacı uyuşturucu bağımlılığı bulunan kişilerin cezalandırılma korkusuyla tedaviden kaçınmasını önlemek ve kişinin kendi iradesiyle uyuşturucu kullanımından kurtulmaya çalışmasını teşvik etmektir.

Anayasa Mahkemesi de bu hükmün amacını, uyuşturucu kullanan kişinin kendi isteğiyle tedaviye yönelmesini ve böylece hem bireysel hem toplumsal sağlığın korunmasını sağlamak şeklinde değerlendirmiştir. burada en önemli şartlardan biri, tedavi talebinin kişi hakkında ilgili suç nedeniyle soruşturma başlatılmadan önce gerçekleştirilmesidir.

17. Denetimli Serbestlik Dosyalarında Avukatın Dikkat Etmesi Gereken Hususlar

Uyuşturucu kullanma suçlarında dosyanın yalnızca ele geçirilen madde veya uyuşturucu testinden ibaret olduğu düşünülmemelidir.

Özellikle denetimli serbestlik ihlali nedeniyle kamu davası açılmışsa şu konular ayrıntılı biçimde incelenmelidir:

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun verilip verilmediği, kararın şüpheliye doğru biçimde tebliğ edilip edilmediği, kanun yolu ve ihlal sonuçlarına ilişkin ihtarların bulunup bulunmadığı, denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından gönderilen çağrıların usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, yükümlülüğün ihlalinde “ısrar” şartının gerçekleşip gerçekleşmediği, uyuşturucu testinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve yeniden uyuşturucu bulundurma iddiasının gerçekten kullanım amacı kapsamında bulunup bulunmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Özellikle “yükümlülüklere uymamakta ısrar” şartı gerçekleşmeden açılan davalarda kovuşturma şartına ilişkin ciddi hukuki sorunlar ortaya çıkabilmektedir.

Yargıtay kararlarında da yalnızca ilk çağrıya başvurulmamasının otomatik olarak ısrar anlamına gelmeyeceği, kişiye sonuçları belirtilerek yeniden uyarı yapılmasının gerektiği kabul edilmektedir. eple uyuşturucu kullanma suçuna ilişkin dosyalarda tebligat evrakları ve denetimli serbestlik dosyasının tamamı savunma bakımından önemli delil niteliğindedir.

18. Sonuç

Uyuşturucu kullanma suçunda Türk Ceza Kanunu yalnızca cezalandırmaya dayalı bir sistem benimsememiştir. TCK m.191 ile uyuşturucu kullanan veya kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulunduran kişinin öncelikle denetim, tedavi ve rehabilitasyon yoluyla uyuşturucu kullanımından uzaklaştırılması amaçlanmıştır.

Bu kapsamda, uyuşturucu kullanma suçundan başlatılan soruşturmada kural olarak beş yıl süreyle kamu davasının açılması ertelenmekte, şüpheli hakkında en az bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmakta ve bu süre gerekli görülmesi halinde altışar aylık dönemlerle uzatılarak toplam üç yıla kadar çıkarılabilmektedir. Kişinin durumuna göre tedavi ve rehabilitasyon yükümlülükleri de uygulanabilir.

Güncel sistemde denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından kişiye en az üç ayrı yükümlülük belirlenebilmesi mümkündür. Ayrıca uyuşturucu kullanımının tespiti amacıyla düzenli ve gerektiğinde ek testler yapılabilmektedir. 045view0

Şüphelinin yükümlülüklerine ve tedavi programına uygun davranması, tekrar uyuşturucu kullanmaması ve beş yıllık erteleme dönemini ihlalsiz tamamlaması halinde hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek dosya ceza davasına dönüşmeden sonuçlandırılır.

Buna karşılık kişinin yükümlülüklere veya tedaviye uymamakta ısrar etmesi, yeniden kullanmak amacıyla uyuşturucu satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da tekrar uyuşturucu kullanması halinde ertelenen kamu davası açılabilir ve kişi TCK m.191 kapsamında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanabilir.

Ancak özellikle denetimli serbestlik ihlaline dayalı ceza davalarında ihlalin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği, tebligatların usulüne uygunluğu, “ısrar” şartının oluşup oluşmadığı ve uyuşturucu testlerinin hukuka uygunluğu mutlaka dosya özelinde incelenmelidir. Bu nedenle uyuşturucu kullanma suçunda denetimli serbestlik ve tedavi süreci, görünüşte basit olmakla birlikte ceza muhakemesi, infaz ve sağlık hukuku hükümlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektiren teknik bir hukuki süreçtir.

Leave a Reply

Call Now Button