Single Blog Title

This is a single blog caption

AI Özerkliği ve Ahlaki Fail Sorunu

Giriş: Sistemler “Kendi Başlarına” Karar Verdiğinde

Otonom yapay zekâ (YZ) sistemleri, artık gerçek zamanlı insan kontrolü olmadan karmaşık kararlar alabiliyor. Otonom araçlar trafikte yol alıyor, tıbbî algoritmalar tedavi öneriyor, alım–satım sistemleri finans piyasalarında milyarlarca doları hareket ettiriyor, otonom dronlar uçuş sırasında rota değiştiriyor.

YZ’nin özerkliği arttıkça, hem felsefi hem hukuki temel bir soru ortaya çıkıyor: Gerçek anlamda özerk YZ sistemleri birer ahlaki fail olarak kabul edilebilir mi; eğer hayırsa, bu özerklik ceza hukuku açısından sorumluluğu nasıl etkiler?

“Özerklik” terimi, tarihsel olarak kendi kendini yönetme ve kendi yasasını koyma ile ilişkilendirilmiştir; yani kişilere özgü bir nitelik gibi görülür. Ancak YZ sistemleri aynı zamanda insanlar tarafından tasarlanan, eğitilen ve devreye sokulan teknik ürünlerdir. Bu makale, YZ özerkliği ile ahlaki fail kavramı arasındaki gerilimi ve otonom sistemler zarar verdiğinde ceza sorumluluğunun nasıl kurulduğunu tartışmaktadır.


1. YZ’de “Özerklik” Derken Ne Kastediyoruz?

Teknik literatürde YZ özerkliği genellikle şu yetenekleri ifade eder:

  • Sürekli insan gözetimi olmadan çalışabilme,

  • Çevreyi algılayıp iç durumunu güncelleme,

  • Önceden belirlenmiş hedeflere ulaşmak için eylem seçip uygulama,

  • Veri ve geri bildirimlere göre zaman içinde davranışını uyarlama.

Bu, işlevsel özerkliktir: Sistem, belirli bir görev alanında kendi başına çalışır. Tasarımcılarını bile şaşırtan yeni çözümler üretebilir veya beklenmedik hatalar verebilir.

Ancak işlevsel özerklik, ahlaki (veya Kantçı) özerklikle aynı şey değildir:

  • Ahlaki özerklik, ahlaki normları anlama ve benimseme kapasitesini,

  • Sebepler ve değerler üzerine düşünmeyi,

  • Eylemi sadece bir optimizasyon çıktısı değil, rasyonel bir iradenin ifadesi olarak seçmeyi içerir.

YZ sistemleri ise en gelişmiş hâlleriyle bile, sadece amaç fonksiyonlarını optimize eder; ahlaki ilkeler formüle etmez veya benimsemez. Ahlaki fail sorununun kalbi tam da bu ayrımdadır.


2. Ahlaki Fail: Karmaşık Davranıştan Fazlası

Ahlaki fail, genellikle şu özelliklere sahip varlık olarak anlaşılır:

  • Ne yaptığının farkında olma,

  • Doğru–yanlış ayrımını yapabilme,

  • Bu ayrım ışığında davranışını kontrol edebilme,

  • Bu nedenle hesap verebilir olma; övgü ve yergiye uygun olma.

İnsan, ahlaki failin klasik örneğidir. Hukukta, bir kurgu olarak şirketler de, çok sayıda insan kararının birleşimi üzerinden kısmen “fail” gibi muamele görebilir.

YZ sistemleri ise:

  • Bilinç veya öznel deneyime sahip değildir,

  • İçsel bir “yapmalıyım–yapmamalıyım” duygusu yoktur,

  • Suçluluk, pişmanlık veya utanç hissetmez.

Davranışları son derece karmaşık olabilir; fakat karmaşıklık, tek başına ahlaki faillik için yeterli değildir. Bir fırtına veya virüs de karmaşık ve uyumlu davranabilir; ama onları ahlaki fail olarak görmeyiz.


3. Otonom YZ’yi Fail Gibi Görme Cazibesi

Bu farklara rağmen otonom YZ’yi bir tür “fail” olarak görme yönünde güçlü bir sezgisel eğilim vardır:

  • Sistemlerin “karar verdiğinden”, “seçtiğinden”, “istemesinden” söz ederiz,

  • Arayüzler ve dil, YZ’yi insansı gösterecek şekilde tasarlanır,

  • Öngörülemeyen davranışlar gördüğümüzde, gizli bir irade varmış gibi yorumlama eğilimindeyiz.

Bu eğilim şu durumlarda daha da güçlenir:

  • YZ’nin davranışı, geliştiricilere bile opak olduğunda (“kara kutu” modeller),

  • Sistemler stratejik etkileşimlere girdiğinde (oyunlar, piyasalar vb.),

  • Sonuçlar ciddi olduğunda (kazalar, ayrımcılık, finansal kayıp).

Bu bağlamlarda “bunu YZ yaptı” demek psikolojik ve politik açıdan cazip hâle gelebilir. Ancak YZ özerkliğini ahlaki faillikle karıştırmak, sorumluluğun yanlış yere konulması riskini taşır.


4. Ceza Hukuku Açısından Ahlaki Fail Sorunu

Ceza hukuku, sorumlu fail kavramına dayanır; yani yanlış davranışı nedeniyle kınanabilir bir özneye. Bu da şu unsurları gerektirir:

  • Ehliyet: Sebepleri ve sonuçları anlayabilme,

  • İrade serbestisi: Davranış üzerinde makul ölçüde kontrol sahibi olma,

  • Kusur: Failin iradesi ile norm arasında kusurlu bir uyumsuzluk.

Otonom YZ sistemleri bu ölçütleri güçlü anlamda karşılamaz:

  • “Kararları”, algoritmaların ve verinin çıktısıdır; bir iradenin değil,

  • “Hedefleri”, dışarıdan tanımlanmış amaç fonksiyonlarıdır,

  • Davranışları mimari ve eğitim süreçleriyle çizilmiş sınırlar içindedir.

Otonom YZ’yi ahlaki fail saymak, ceza sorumluluğu ile ahlaki sorumluluk arasındaki bağı koparma tehlikesi yaratır. Bu da ceza yaptırımının meşruiyetini zedeler; ceza hukukunu, değer yargısından arındırılmış bir risk yönetim tekniğine indirgeme riski doğurur.


5. YZ Özerkliği, İnsan Sorumluluğunu Nasıl Zorluyor?

YZ’nin ahlaki fail olmaması, onun özerkliğinin insan sorumluluğunu zorlaştırmadığı anlamına gelmez.

YZ ortamında:

  • İnsan kontrolü, zararın ortaya çıktığı ana göre zaman ve mekân bakımından uzak olabilir,

  • Tek bir kişi sistemin tamamını anlamayabilir veya denetleyemeyebilir,

  • Tasarım, uygulama ve işletme kararları, ekipler ve kurumlar boyunca dağılmıştır.

Bu durum, işler ters gittiğinde kimsenin kendini sorumlu hissetmediği bir “sorumluluk boşluğu” yanılsaması yaratabilir:

  • Geliştiriciler: “Bu davranışı öngörmemiştik.”

  • Yöneticiler: “Teknolojiye güvendik.”

  • Kullanıcılar: “Sistem böyle önerdi.”

Böylece YZ özerkliği, yeni bir ahlaki fail yaratmaz; mevcut faillere yeni mazeretler üretir.


6. YZ Özerkliğini Yeniden Çerçevelemek: Ahlaki Fail Değil, Tasarım Tercihi

Bu sorumluluk boşluğundan kaçınmak için YZ özerkliğini, insan faillik yerine geçen bir nitelik olarak değil, insan tasarım tercihinin ürünü olarak kavramak gerekir.

Bu çerçevede üç temel adım önemlidir:

  1. Özerklik, bahşedilen bir özelliktir; kendiliğinden değildir.

    • Sistemin ne kadar takdir yetkisine sahip olacağına insanlar karar verir,

    • Hangi hedeflerin ve sınırların geçerli olduğuna insanlar hükmeder.

  2. Özerklik alanı sınırlı ve bağlama bağımlıdır.

    • Sistemler yalnızca belirli görev ve çevrelerde özerktir,

    • Bu sınırların dışında başarısız olur veya öngörülemez davranabilir.

  3. Özerklik, daha yüksek özen yükümlülüğü doğurur.

    • Bir sisteme ne kadar çok özerklik verilirse, onu tasarlayan, devreye sokan ve denetleyenler için özen standardı o kadar yükselmelidir.

Bu bakış açısıyla YZ özerkliği, yeni bir ahlaki fail yaratmaz; insan sorumluluğunu ağırlaştıran bir faktör hâline gelir.


7. Ceza Sorumluluğu İçin Sonuçlar

YZ özerkliğini insan tasarımının ürünü olarak gördüğümüzde, ceza sorumluluğunu yeniden ve daha net çerçeveleyebiliriz.

7.1. Geliştiriciler ve Tasarımcılar

Şu durumda geliştiriciler ceza sorumluluğu tehdidiyle karşılaşabilir:

  • Yüksek riskli alanlarda aşırı özerk sistemler tasarlayıp,

  • Özerklikten kaynaklanabilecek öngörülebilir tehlikeleri görmezden gelirlerse,

  • Gerekli emniyet mekanizmalarını (override, izleme araçları vb.) kurmazlarsa.

Bu gibi hâllerde, ağır zarar doğması durumunda bilinçli taksir veya taksir gündeme gelebilir.

7.2. Kurumsal Karar Vericiler

Kurumsal yöneticiler, şu durumlarda sorumlu tutulabilir:

  • Otonom sistemleri yeterli test ve denetim olmadan devreye soktuklarında,

  • Hız ve kârı, güvenliğin önüne koyan politikalar benimsediklerinde,

  • İç ve dış uyarıları dikkate almadan kullanımı sürdürdüklerinde.

Burada, hem bireysel hem de tüzel kişi olarak ceza sorumluluğu söz konusu olabilir. YZ’nin özerkliği, bu kararların ağırlığını azaltmaz; tam tersine, otomasyon tercihinin ciddiyetini vurgular.

7.3. Profesyonel Kullanıcılar

Hekim, sürücü, finans danışmanı gibi profesyoneller, otonom sistemlere dayanırken:

  • Sistemin sınırlılıklarını ve risklerini bilmek,

  • Eleştirel bir insan gözetimini sürdürmek,

  • “Otomasyon yanlılığına” (YZ’ye körü körüne güvenmeye) düşmemekle yükümlüdür.

Bu yükümlülüklerin ihlali, özellikle yüksek riskli bağlamlarda, cezaî taksir kapsamında değerlendirilebilir.


8. YZ Henüz Ahlaki Fail Değil – Bu Neden Önemli?

Günün birinde bilinç veya genel akıl yürütme yeteneğine sahip bir YZ mümkün olabilir mi? Teorik tartışmalar bunu sorguluyor. Ancak bugün itibarıyla:

  • Mevcut sistemlerin öznel deneyime sahip olduğunu söylemek için hiçbir somut dayanak yoktur,

  • Suçluluk, pişmanlık veya sorumluluk gibi ahlaki kavramlar, makineler için anlamsızdır,

  • YZ’yi şimdiden ahlaki fail gibi görmek, en hafif ifadeyle spekülatif, çoğu zaman da yanıltıcıdır.

Bu nokta önemlidir; çünkü:

  • Ceza hukukunun meşruiyeti, yaptırımı ahlaki faillikle ilişkilendirmesine bağlıdır,

  • YZ’yi ahlaki fail gibi “varsaymak”, insan kararlarını teknolojik bir perdenin arkasına gizleyebilir,

  • Yanlış süjeleri cezalandırırken, gerçek karar vericileri mercek dışında bırakma riskini artırır.


9. Sonuç: Özerkliği Tanı, Ahlaki Fail Kavramını İnsanlarda Tut

YZ özerkliği, işlevsel anlamda gerçektir: Sistemler, sürekli insan girdisi olmadan eylemde bulunabilir, çevreye uyum sağlayabilir ve beklenmedik sonuçlar üretebilir. Ancak işlevsel özerklik, ahlaki fail olmakla aynı şey değildir.

Ceza hukuku ve sorumluluk tartışmaları açısından temel noktalar şunlardır:

  • YZ sistemleri, sofistike özerkliğe sahip araçlardır; bağımsız ahlaki süjeler değildir,

  • Bu özerklik, insan tasarım ve yönetişim kararlarının doğrudan sonucudur,

  • YZ’ye daha fazla özerklik verdiğimiz ölçüde, insanlara düşen özen ve gözetim yükümlülüğü daha da güçlenmelidir.

Dolayısıyla YZ’de ahlaki fail sorunu, YZ’yi yeni bir ahlaki fail seviyesine yükseltmekten çok, insanların kendi ahlaki ve hukuki sorumluluklarından geri adım atmasını engelleme meselesidir.

Kısacası: YZ kendi başına hareket edebilir; ama kendi başına hesap vermemelidir. Ahlaki ve cezaî sorumluluk, otonom sistemlerin gerçek yazarları olan insanlara ve insan örgütlerine ait kalmalıdır.

Leave a Reply

Call Now Button