Hukuk Makaleleri

Tutuklama Kararı Hangi Durumlarda Verilir? CMK 100 Tutuklama Şartları 2026

Tutuklama kararı hangi durumlarda verilir? Bir kişinin yalnızca hakkında suç isnadı bulunması, şikâyet edilmesi veya gözaltına alınması tutuklama için yeterli değildir.

Ceza Muhakemesi Kanunu m.100’e göre tutuklama kararı verilebilmesi için temel olarak;

  • Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması,
  • Kanunda öngörülen bir tutuklama nedeninin mevcut olması,
  • Tutuklamanın somut olay bakımından ölçülü olması
  • ve daha hafif bir tedbir olan adli kontrolün yetersiz kalması

gerekir.

CMK m.101 ayrıca hâkimin tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenini, ölçülülüğü ve adli kontrolün neden yetersiz kaldığını somut olgularla gerekçelendirmesini zorunlu tutmaktadır.

Anayasa Mahkemesi de tutuklamanın kişi özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale olduğunu; kişinin suç işlediğine ilişkin kuvvetli belirtinin tutuklamanın olmazsa olmaz ön koşulu olduğunu, bunun yanında kaçma veya delilleri karartma gibi tutuklama nedenlerinin ve ölçülülüğün ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Dolayısıyla;

“Suçlama ağırsa otomatik tutuklama olur.”

veya

“Katalog suç varsa hâkim tutuklamak zorundadır.”

şeklindeki ifadeler doğru değildir.

Tutuklama Nedir?

Tutuklama, hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmayan şüpheli veya sanığın, ceza soruşturması veya kovuşturmasının güvenli şekilde yürütülmesi amacıyla geçici olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır.

Tutuklama bir ceza değildir.

Bu nedenle tutuklu kişi henüz hükümlü değildir.

Masumiyet karinesi devam eder.

Kişi aylarca tutuklu yargılandıktan sonra beraat da edebilir.

Bu nedenle;

“Tutuklandıysa suçu kesin işlemiştir.”

şeklinde bir değerlendirme hukuken doğru değildir.

Tutuklama İçin İlk Şart: Kuvvetli Suç Şüphesini Gösteren Somut Delil

Tutuklama için yalnızca;

  • İhbar,
  • Şikâyet,
  • Soyut iddia,
  • Dedikodu,
  • Varsayım

yeterli değildir.

CMK m.100 açık biçimde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delilleri aramaktadır.

Örneğin somut dosyaya göre;

  • Kamera görüntüsü,
  • DNA veya parmak izi,
  • Banka hareketleri,
  • HTS kayıtları,
  • Dijital materyal,
  • Mesaj içerikleri,
  • Tanık anlatımları,
  • Arama sırasında bulunan suç eşyası

kuvvetli suç şüphesi değerlendirmesinde kullanılabilir.

Ancak önemli olan yalnızca delilin bulunması değil, delilin şüpheli ile isnat edilen suç arasında güçlü bir bağ kurmasıdır.

“Kuvvetli Şüphe” Mahkûmiyet İçin Yeterli Delil Demek midir?

Hayır.

Tutuklama aşamasında aranan delil seviyesi ile mahkûmiyet için gereken ispat seviyesi aynı değildir.

Anayasa Mahkemesi de tutuklama aşamasındaki kuvvetli belirtinin, yargılamanın sonunda mahkûmiyet için aranacak kesinlik düzeyiyle aynı olmadığını kabul etmektedir. Bununla birlikte suçlama kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmelidir.

Dolayısıyla;

“Tutuklandı, mahkûmiyet kesin.”

denilemez.

İkinci Şart: Bir Tutuklama Nedeni Bulunmalıdır

Kuvvetli suç şüphesinin bulunması tek başına yeterli değildir.

Ayrıca CMK m.100 kapsamında bir tutuklama nedeni bulunmalıdır.

Kanun özellikle iki temel risk üzerinde durmaktadır:

  1. Kaçma veya saklanma riski
  2. Delilleri karartma ya da kişiler üzerinde baskı kurma riski

Kaçma Şüphesi Nedir?

Şüpheli veya sanığın;

  • Kaçması,
  • Saklanması,
  • Kaçacağına ilişkin somut olgular bulunması

tutuklama nedeni oluşturabilir.

Ancak;

“Cezası yüksek, kaçabilir.”

şeklindeki soyut ifade her dosyada tek başına yeterli görülmemelidir.

Somut olayda kişinin;

  • Sabit ikametgâhı,
  • Aile bağları,
  • İşi,
  • Daha önce çağrılara uyup uymadığı,
  • Yurt dışıyla bağlantıları,
  • Kaçmaya yönelik hazırlık yapıp yapmadığı

gibi hususlar değerlendirilebilir.

Anayasa Mahkemesi de tutuklama nedenlerinin yalnızca kalıp ifadelerle değil somut olayın koşullarıyla ilişkilendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Yurt Dışına Çıkma İhtimali Kaçma Şüphesi Sayılır mı?

Her durumda hayır.

Bir kişinin;

  • Pasaportunun olması,
  • Yurt dışına sık seyahat etmesi,
  • Yabancı ülkede akrabalarının bulunması

tek başına otomatik tutuklama nedeni değildir.

Ancak örneğin şüphelinin soruşturmayı öğrendikten sonra;

  • Tek yön uçak bileti alması,
  • Malvarlığını hızla elden çıkarması,
  • Adresini terk etmesi

gibi olaylar varsa kaçma şüphesi daha somut hale gelebilir.

Bu nedenle kaçma şüphesi kişiye ve dosyaya özgü değerlendirilmelidir.

Delil Karartma Şüphesi Ne Demektir?

CMK m.100’e göre şüpheli veya sanığın davranışlarının;

  • Delilleri yok etme,
  • Delilleri gizleme,
  • Delilleri değiştirme

konusunda kuvvetli şüphe oluşturması tutuklama nedeni olabilir.

Örneğin kişinin;

  • Kamera kayıtlarını sildirmeye çalışması,
  • Telefonunu imha etmesi,
  • Sahte belge oluşturması,
  • Belgeleri saklaması,
  • Suç delillerini yok etmek üzere girişimde bulunması

somut olayın özelliklerine göre değerlendirmeye alınabilir.

Tanığa veya Mağdura Baskı Yapmak Tutuklama Sebebi midir?

Evet.

CMK m.100, şüpheli veya sanığın;

tanık, mağdur veya başka kişiler üzerinde baskı yapmaya girişmesi

halinde tutuklama nedeninin var sayılabileceğini düzenlemektedir.

Örneğin şüpheli;

“İfadeni değiştir, yoksa sana zarar veririm.”

şeklinde mağduru tehdit etmişse bu durum tutuklama değerlendirmesinde önemli olabilir.

Ancak yalnızca;

“Şüpheli mağduru tanıyor.”

demek baskı riskinin varlığını göstermek için tek başına yeterli olmayabilir.

Deliller Toplandıysa Tutuklama Nedeni Ortadan Kalkar mı?

Bu durum özellikle tutukluluğun devamı bakımından önemlidir.

Soruşturmanın başında;

  • Tanıklar henüz dinlenmemiş,
  • Telefonlar incelenmemiş,
  • Kamera görüntüleri toplanmamış

olabilir.

Bu nedenle delil karartma riski başlangıçta daha yüksek görülebilir.

Ancak bütün deliller toplanmışsa ve tanık ifadeleri alınmışsa;

“Delilleri karartabilir.”

gerekçesinin devam edip etmediği yeniden tartışılmalıdır.

Tutuklama gerekçeleri zaman içerisinde otomatik olarak devam etmez.

Tutuklama Son Çare Olmak Zorunda mı?

Evet.

Tutuklama ceza muhakemesindeki en ağır koruma tedbirlerinden biridir.

Bu nedenle ölçülülük ilkesi gereği, aynı amaç daha hafif bir tedbirle sağlanabiliyorsa tutuklama uygulanmamalıdır.

Anayasa Mahkemesine göre kuvvetli suç belirtisinin bulunması tek başına yeterli değildir; tutuklamanın somut olay bakımından gerekli olması da gerekir.

CMK m.101 de hâkimden;

adli kontrol uygulamasının neden yetersiz kalacağını

açıklamasını istemektedir.

Adli Kontrol Varken Neden Tutuklama Verilir?

Adli kontrol;

  • Yurt dışına çıkış yasağı,
  • Belirli aralıklarla imza verme,
  • Belirli yerlere gitmeme,
  • Belirli kişilerle temas etmeme,
  • Güvence yatırma

gibi daha hafif koruma tedbirlerini içerebilir.

Eğer somut dosyada bu tedbirlerin;

  • Kaçma riskini,
  • Delil karartma riskini,
  • Mağdura baskı riskini

önlemeye yeterli olacağı düşünülüyorsa tutuklama yerine adli kontrol uygulanabilir.

Bu nedenle savunmada yalnızca;

“Tutuklamayın.”

demek yerine;

“Kaçma ve delil karartma riski yoktur; varsa dahi yurt dışı yasağı, imza veya diğer adli kontrol tedbirleriyle giderilebilir.”

şeklinde somut gerekçe ortaya konulması önemlidir.

Katalog Suç Nedir?

CMK m.100/3 bazı suçları katalog suçlar olarak saymaktadır.

Kanun, bu suçların işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri varsa tutuklama nedeninin var sayılabilmesine imkân vermektedir.

Katalog suçlar arasında örneğin;

  • Kasten öldürme,
  • Belirli nitelikte kasten yaralama,
  • İşkence,
  • Çocukların cinsel istismarı,
  • Bazı cinsel saldırı suçları,
  • Hırsızlık,
  • Yağma,
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
  • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma,
  • Devletin güvenliğine karşı bazı suçlar,
  • Anayasal düzene karşı bazı suçlar,
  • Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti

bulunmaktadır.

Ayrıca bazı özel kanunlarda düzenlenen suçlar da katalog kapsamındadır.

Katalog Suçlarda Tutuklama Zorunlu mudur?

Hayır.

Bu, ceza hukukunda en fazla yanlış bilinen konulardan biridir.

Katalog suç söz konusu olduğunda;

“Tutuklama nedeni var sayılabilir.”

Kanun;

“Mutlaka tutuklanır.”

dememektedir.

Kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayanması, tutuklamanın ölçülü olması ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağının değerlendirilmesi yine gerekir.

Anayasa Mahkemesi de katalog suçlarda dahi tutuklamanın otomatik olmadığını; kuvvetli belirti, tutuklama nedeni ve ölçülülük denetiminin yapılması gerektiğini belirtmektedir.

Dolayısıyla;

“Suç katalogda, hâkimin başka seçeneği yok.”

doğru değildir.

Uyuşturucu Ticareti İddiasında Tutuklama Otomatik mi?

Hayır.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti CMK m.100 kapsamındaki katalog suçlardandır.

Ancak hâkim yine;

  • Şüpheliyi suça bağlayan somut delilleri,
  • Ele geçirilen maddenin miktarını ve niteliğini,
  • Satışa ilişkin delilleri,
  • Dijital ve finansal kayıtları,
  • Kaçma ve delil karartma riskini,
  • Adli kontrolün yeterli olup olmayacağını

değerlendirmelidir.

Özellikle uyuşturucu kullanma ile ticaret suçunun birbirinden ayrılması tutuklama değerlendirmesinde önemli olabilir.

Kasten Yaralama Suçunda Tutuklama Olur mu?

Olabilir, ancak her yaralama olayında tutuklama kararı verilmez.

CMK m.100’de belirli nitelikteki kasten yaralama suçları katalog kapsamında yer almaktadır. Güncel metinde özellikle TCK m.86/3’ün belirli bentleri ile neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları katalog düzenlemesinde bulunmaktadır.

Bununla birlikte olayın;

  • Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığı,
  • Silah kullanılıp kullanılmadığı,
  • Mağdurun niteliği,
  • Yaralanmanın ağırlığı,
  • Şüphelinin davranışları

değerlendirilir.

Ruhsatsız Silah Bulundurmak Tutuklama Sebebi midir?

Burada suçun tam hukuki niteliği önemlidir.

CMK m.100’de 6136 sayılı Kanunun silah kaçakçılığına ilişkin belirli suçları katalog düzenlemesinde yer almaktadır.

Ancak sırf;

“6136 sayılı Kanuna aykırılık var.”

denilerek her ruhsatsız silah dosyasında otomatik tutuklama sonucu çıkarılamaz.

İsnat edilen fiilin tam maddesi, yaptırımı, olayın özellikleri ve tutuklama nedenleri ayrıca incelenmelidir.

Dolandırıcılık Suçunda Tutuklama Olur mu?

Somut olayın özelliklerine göre olabilir.

Ancak her dolandırıcılık dosyasında;

“Şikâyetçi var ve para kaybı olmuş, tutuklama gerekir.”

denilemez.

Özellikle ekonomik uyuşmazlıklarla ceza dolandırıcılığı birbirinden ayrılmalıdır.

Tutuklama açısından;

  • Kuvvetli suç şüphesini gösteren deliller,
  • Şüphelinin kaçma riski,
  • Delillere müdahale ihtimali,
  • Mağdurlara veya tanıklara baskı ihtimali,
  • Adli kontrolün yeterliliği

değerlendirilir.

Hakaret Suçundan Tutuklama Olur mu?

CMK m.100/4 önemli bir sınırlama içermektedir.

Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

Dolayısıyla suçun kanuni ceza sınırları tutuklama bakımından mutlaka incelenmelidir.

Tutuklama her ceza soruşturmasında uygulanabilecek genel bir tedbir değildir.

Hangi Suçlarda Tutuklama Kararı Verilemez?

CMK m.100/4’e göre;

  • Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda
  • ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler istisna olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda

tutuklama kararı verilemez.

Bu hüküm tutuklamanın ölçüsüz kullanılmasını engelleyen önemli bir sınırlamadır.

Beklenen Ceza Yüksekse Tutuklama Zorunlu mu?

Hayır.

Beklenen cezanın ağırlığı değerlendirmede etkili olabilir, ancak tek başına tutuklamaya yeterli değildir.

CMK m.100;

  • Kuvvetli suç şüphesi,
  • Tutuklama nedeni,
  • Ölçülülük

şartlarını birlikte aramaktadır.

Anayasa Mahkemesi de tutuklamanın hukuka uygunluğunun yalnızca isnat edilen suçun ağırlığı üzerinden değerlendirilemeyeceğini vurgulamaktadır.

Sabit İkametgâh Tutuklamayı Engeller mi?

Tek başına engellemez.

Ancak kişinin;

  • Uzun süredir aynı adreste yaşaması,
  • Düzenli işi olması,
  • Ailesinin Türkiye’de bulunması,
  • Çağrı üzerine kendiliğinden ifadeye gelmesi

kaçma riskinin bulunmadığını savunmak bakımından önem taşıyabilir.

Buna karşılık sabit ikamet sahibi kişinin de somut kaçma girişimleri varsa tutuklama değerlendirilebilir.

Dolayısıyla her iki yönde de otomatik kural yoktur.

Kendiliğinden İfadeye Gitmek Tutuklama Riskini Azaltır mı?

Dosyaya göre önemli olabilir.

Örneğin kişi soruşturmayı öğrendiği halde;

  • Kaçmamış,
  • Savcılık çağrısına uymuş,
  • Delilleri teslim etmiş,
  • Adresinde bulunmuş

ise bunlar kaçma riskinin bulunmadığını savunmada kullanılabilir.

Ancak suçun ve delillerin niteliği nedeniyle başka tutuklama sebepleri varsa kendiliğinden gelmiş olmak tek başına tutuklamayı kesin şekilde engellemez.

Tutuklama Kararını Kim Verir?

Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tutuklama talep eder, ancak tutuklama kararını sulh ceza hâkimi verir.

Kovuşturma aşamasında ise mahkeme, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine veya kanundaki şartlar dahilinde re’sen tutuklama kararı verebilir.

Bu nedenle;

“Savcı beni tutukladı.”

teknik olarak doğru değildir.

Savcı tutuklamaya sevk eder veya tutuklama talebinde bulunur; kararı hâkim verir.

Polis Tutuklama Kararı Verebilir mi?

Hayır.

Polis veya jandarma;

  • Yakalama,
  • Gözaltı,
  • Soruşturma işlemleri

bakımından kanundaki yetkileri kullanabilir.

Ancak tutuklama kararı hâkim tarafından verilir.

Kolluk makamının kendi başına;

“Bu kişiyi tutukladık.”

şeklinde karar verme yetkisi yoktur.

Savcı Tutuklama İstemeden Hâkim Tutuklayabilir mi?

Soruşturma aşamasında CMK m.101’e göre şüphelinin tutuklanması Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından değerlendirilir.

Kovuşturma evresinde ise durum farklıdır; mahkemenin kanunda öngörülen yetkileri bulunmaktadır.

Tutuklama Sorgusunda Avukat Zorunlu mu?

CMK m.101/3’e göre tutuklama istendiğinde şüpheli veya sanık;

  • Kendi seçtiği veya
  • Baro tarafından görevlendirilen

bir müdafiin yardımından yararlanır.

Dolayısıyla tutuklama sorgusu, kişinin avukat yardımından yararlanmasının özellikle önemli olduğu ceza muhakemesi aşamalarından biridir.

Tutuklama Sorgusunda Ne Söylenmeli?

Her dosyanın savunması farklıdır.

Ancak tutuklama yönünden genellikle;

  • Kuvvetli suç şüphesinin bulunmadığı,
  • Delillerin yeterli olmadığı,
  • Delillerin zaten toplandığı,
  • Kaçma ihtimalinin olmadığı,
  • Sabit ikamet ve düzenli iş bulunduğu,
  • Tanık veya mağdur üzerinde baskı kurulmadığı,
  • Adli kontrolün yeterli olduğu

somutlaştırılabilir.

Tutuklama sorgusunun yalnızca suçun esasına ilişkin savunmadan ibaret olmadığı unutulmamalıdır.

Aynı zamanda neden tutuklamaya gerek olmadığı ayrıca açıklanmalıdır.

Hâkim Tutuklama Kararında Gerekçe Yazmak Zorunda mı?

Evet.

CMK m.101’e göre tutuklama kararında;

  • Kuvvetli suç şüphesini,
  • Tutuklama nedenini,
  • Tedbirin ölçülü olduğunu,
  • Adli kontrolün neden yetersiz kalacağını

gösteren delil ve somut olgular açıkça gösterilmelidir.

Bu nedenle yalnızca;

“Suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve kaçma şüphesi dikkate alınarak…”

gibi soyut ve kişiselleştirilmemiş ifadelerin yeterli gerekçe oluşturup oluşturmadığı somut dosyada tartışılabilir.

Tutuklama Kararına İtiraz Edilebilir mi?

Evet.

CMK m.101/5 tutuklamaya ilişkin kararlara karşı itiraz yolunu açıkça kabul etmektedir.

Tutuklama kararına karşı;

  • Tutuklama şartlarının oluşmadığı,
  • Kuvvetli suç şüphesinin bulunmadığı,
  • Kaçma şüphesinin somutlaştırılmadığı,
  • Delillerin toplandığı,
  • Adli kontrolün yeterli olacağı,
  • Kararın ölçüsüz olduğu

gerekçeleriyle itiraz edilebilir.

Tutuklama Kararına İtiraz Süresi Kaç Gündür?

Güncel CMK m.268’e göre, kanunda özel bir süre öngörülmemişse hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz kararın öğrenildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılır.

Bu nedenle internette hâlâ bulunan;

“Tutuklama kararına 7 gün içinde itiraz edilir.”

şeklindeki eski bilgiler güncel mevzuat bakımından dikkate alınmamalıdır.

Tutuklama Kararına İtiraz Edilince Hemen Tahliye Olunur mu?

Hayır.

İtiraz edilmesi tutuklama kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Yetkili merci;

  • Tutuklamanın kaldırılmasına,
  • Adli kontrol uygulanmasına,
  • İtirazın reddine

karar verebilir.

Bu nedenle itiraz dilekçesinin dosyadaki somut delillere ve tutuklama gerekçelerine doğrudan cevap vermesi önemlidir.

Tutuklu Kişi Her Zaman Tahliye İsteyebilir mi?

Evet.

CMK m.104’e göre şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir.

Dolayısıyla ilk tutuklama kararına yapılan itiraz reddedilmiş olsa dahi şartlar değiştiğinde yeniden tahliye talebinde bulunulabilir.

Örneğin;

  • Deliller toplanmışsa,
  • Tanıklar dinlenmişse,
  • Bilirkişi raporu gelmişse,
  • Suç vasfı değişmişse

tahliye talebi yeniden değerlendirilebilir.

Savcı Tutukluyu Serbest Bırakabilir mi?

Soruşturma aşamasında CMK m.103’e göre Cumhuriyet savcısı, tutuklama veya adli kontrolün artık gereksiz olduğu kanaatine varırsa şüpheliyi re’sen serbest bırakabilir.

Ayrıca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde de tutuklu şüpheli serbest kalır.

Tutuklama Ne Kadar Sürer?

Tutukluluk sınırsız değildir.

CMK m.102 tutukluluk için azami süreler öngörmektedir.

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde genel olarak tutukluluk süresi en çok bir yıl, zorunlu hallerde gerekçeyle altı ay daha uzatılabilir.

Ağır ceza ve bazı özel suçlar bakımından farklı ve daha uzun süreler uygulanmaktadır. Soruşturma aşamasına ilişkin ayrıca özel azami süreler bulunmaktadır.

Ancak kanundaki azami sürelerin henüz dolmamış olması;

“Tutukluluk o süreye kadar mutlaka devam eder.”

anlamına gelmez.

Tutuklama nedenleri ortadan kalktığı anda kişinin tahliyesi gerekir.

Tutukluluk Her 30 Günde Bir İncelenir mi?

Soruşturma aşamasında tutukluluğun devamının gerekip gerekmediği kanundaki periyodik inceleme sistemine tabidir.

Bu incelemelerde;

ilk tutuklama gerekçelerini aynen tekrarlamak yerine, tutukluluk nedenlerinin hâlen devam edip etmediğinin somut olarak değerlendirilmesi gerekir.

Tutuklama bir kez verildikten sonra kendiliğinden süresiz devam eden bir tedbir değildir.

Tutuklama Sabıka Kaydına İşler mi?

Hayır.

Tutuklama bir mahkûmiyet değil koruma tedbiridir.

Bir kişi tutuklanabilir ve yargılama sonunda;

  • Beraat edebilir,
  • Hakkında dava düşebilir,
  • Başka bir karar verilebilir.

Dolayısıyla sırf tutuklanmış olmak adli sicilde kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmez.

Tutuklama Sonrası Beraat Edilirse Tazminat Alınabilir mi?

Şartları varsa CMK m.141 ve devamı kapsamında koruma tedbirleri nedeniyle tazminat gündeme gelebilir.

Ancak tutuklu kalıp beraat eden herkes için tazminatın miktarı veya koşulları otomatik değildir.

  • Tutuklamanın niteliği,
  • Verilen nihai karar,
  • Tutukluluk süresi,
  • Uğranılan maddi ve manevi zarar

ayrıca değerlendirilir.

Gözaltı ile Tutuklama Arasındaki Fark Nedir?

Gözaltı, soruşturma işlemleri amacıyla kısa süreli özgürlük kısıtlamasıdır.

Tutuklama ise hâkim kararıyla uygulanan ve daha uzun sürebilen bir koruma tedbiridir.

Her gözaltına alınan kişi tutuklanmaz.

Kişi;

  • Kollukta serbest bırakılabilir,
  • Savcılıkta serbest bırakılabilir,
  • Adli kontrolle bırakılabilir,
  • Tutuklama talebiyle hâkime sevk edilebilir.

Tutuklama ile Hapis Cezası Aynı Şey midir?

Hayır.

Tutuklama, hüküm kesinleşmeden önce uygulanan koruma tedbiridir.

Hapis cezası, ceza yargılaması sonunda kesinleşen mahkûmiyet hükmünün sonucudur.

Tutuklu kişi masumiyet karinesinden yararlanmaya devam eder.

Sık Sorulan Sorular

Tutuklama kararı hangi durumlarda verilir?

Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil ve bir tutuklama nedeni bulunmalı; tutuklama ölçülü olmalı ve adli kontrol yetersiz kalmalıdır.

Kaçma şüphesi tutuklama sebebi midir?

Evet. Ancak kaçma veya saklanma riskinin somut olaylarla desteklenmesi gerekir.

Delil karartma tutuklama sebebi midir?

Evet. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme girişimi tutuklama nedeni oluşturabilir.

Mağdura baskı yapmak tutuklama nedeni midir?

Evet. Tanık, mağdur veya başka kişiler üzerinde baskı kurma girişimi tutuklama nedeni olabilir.

Katalog suç işleyen herkes tutuklanır mı?

Hayır. Katalog suçlarda tutuklama nedeni var sayılabilir ancak tutuklama otomatik değildir. Kuvvetli suç şüphesi, ölçülülük ve adli kontrolün yeterliliği yine değerlendirilmelidir.

Savcı tutuklama kararı verebilir mi?

Hayır. Soruşturma aşamasında savcı tutuklama talep eder; tutuklama kararını sulh ceza hâkimi verir.

Polis tutuklama kararı verebilir mi?

Hayır. Tutuklama hâkim kararı gerektirir.

Tutuklama sorgusunda avukat zorunlu mu?

Tutuklama istendiğinde şüpheli veya sanık müdafi yardımından yararlanır. Kendi avukatı yoksa baro tarafından müdafi görevlendirilir.

Tutuklama kararına kaç gün içinde itiraz edilir?

Güncel CMK m.268 uyarınca genel itiraz süresi kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır.

Tutuklandıktan sonra yeniden tahliye istenebilir mi?

Evet. CMK m.104 uyarınca şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini talep edebilir.

Tutuklama Kararı ve Tutuklamaya İtiraz İçin Ceza Avukatı Desteği

Tutuklama, ceza muhakemesinde kişinin özgürlüğüne yönelik en ağır koruma tedbirlerinden biridir.

Bu nedenle bir kişinin;

“Suç ağır, tutuklansın.”

şeklindeki soyut gerekçeyle tutuklanması yeterli değildir.

Somut dosyada özellikle;

  • Kuvvetli suç şüphesini gösteren gerçekten somut deliller bulunup bulunmadığı,
  • Kaçma veya saklanma ihtimalinin somutlaştırılıp somutlaştırılmadığı,
  • Delillerin toplanıp toplanmadığı,
  • Tanık veya mağdur üzerinde baskı ihtimali olup olmadığı,
  • Suçun katalog suç olup olmadığı,
  • Tutuklamanın beklenen ceza karşısında ölçülü olup olmadığı,
  • Yurt dışı çıkış yasağı veya imza gibi adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağı,
  • Tutuklama kararının yeterli ve kişiye özgü gerekçe içerip içermediği

ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.

CMK m.101 gereğince hâkim tutuklama kararında yalnızca kuvvetli suç şüphesini ve tutuklama nedenini değil, tutuklamanın ölçülü olduğunu ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağını da somut olgularla açıklamak zorundadır.

Ayrıca güncel mevzuat uyarınca tutuklama kararına karşı genel itiraz süresi iki haftadır.

Avukat Ferhat Küle Hukuk Bürosu olarak gözaltı ve tutuklama süreçleri, sulh ceza hâkimliği tutuklama sorguları, tutuklamaya itiraz, tahliye talepleri, adli kontrol, savcılık soruşturmaları ve ağır ceza davalarında hukuki danışmanlık ve müdafilik hizmeti sunmaktayız.

Somut dosyada mevcut deliller ve tutuklama gerekçeleri incelenerek tutuklama şartlarının gerçekten oluşup oluşmadığı, adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmadığı ve tutuklama kararına karşı hangi hukuki gerekçelerle itiraz edilebileceği değerlendirilebilir.

Av. Ferhat Küle
İstanbul

Leave a Reply

Call Now Button