Single Blog Title

This is a single blog caption

Çekten Dolayı Borçlu Olmadığının Tespiti: Menfi Tespit Davası Nasıl Açılır?

Menfi Tespit Davası Nedir?

Çeki elinde bulunduran kişinin icra takibi başlatması her durumda çek üzerinde yazılı bedelin gerçekten borçlanıldığı anlamına gelmez.

Çek;

  • herhangi bir borç doğmadan verilmiş,
  • teminat amacıyla düzenlenmiş,
  • çekin karşılığındaki borç daha önce ödenmiş,
  • çek üzerindeki imza sahte olarak atılmış,
  • anlaşmaya aykırı şekilde doldurulmuş,
  • gerçekleşmeyen bir sözleşme nedeniyle verilmiş

olabilir.

Bu durumda çek üzerinde borçlu görünen kişi, gerçekte bu bedelden sorumlu olmadığını ileri sürebilir.

İşte menfi tespit davası, kişinin belirli bir borcun mevcut olmadığının mahkeme tarafından tespit edilmesini istediği davadır.

İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesine göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının tespiti amacıyla menfi tespit davası açabilir.

Çek nedeniyle açılan menfi tespit davalarında temel soru genellikle şudur:

“Çekin üzerinde imzam var ama gerçekten bu parayı borçlu muyum?”

Bu sorunun cevabı çekin neden verildiğine, kimin elinde bulunduğuna, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ve ileri sürülen itirazın niteliğine göre değişmektedir.

Çek Olması Borcun Kesin Olarak Var Olduğu Anlamına Gelir mi?

Çek, güçlü bir ödeme aracıdır. Bu nedenle elinde usulüne uygun bir çek bulunan hamil önemli hukuki imkanlara sahiptir.Ancak çekin varlığı borçlunun hiçbir savunma ileri süremeyeceği anlamına gelmez.

Örneğin bir şirket başka bir şirketten 2.000.000 TL değerinde makine satın almak için çek vermiş ancak satıcı makineleri hiç teslim etmemiş olabilir.

Ya da çek yalnızca taraflar arasındaki sözleşmenin teminatı amacıyla teslim edilmişken, sözleşmede teminatın paraya çevrilmesini gerektiren koşullar oluşmadan çek takibe konulmuş olabilir.

Bu gibi durumlarda çekin altında yatan hukuki ilişkinin incelenmesi gündeme gelir.

Ancak burada önemli bir ayrım vardır:

Çekin halen ilk verildiği kişinin elinde bulunması halinde ileri sürülebilecek savunmalar ile çekin iyiniyetli üçüncü bir kişinin eline geçmesi halinde ileri sürülebilecek savunmalar farklılık gösterir.

Hangi Durumlarda Çekten Dolayı Menfi Tespit Davası Açılabilir?

Çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti birçok farklı hukuki sebebe dayanabilir.

Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar şunlardır:

  • çek üzerindeki imzanın borçluya ait olmaması,
  • çekin sahte olarak düzenlenmesi,
  • çekin bedelsiz kalması,
  • çek karşılığındaki mal veya hizmetin verilmemesi,
  • borcun daha önce ödenmiş olması,
  • çekin yalnızca teminat amacıyla verilmiş olması,
  • teminatın paraya çevrilme şartlarının oluşmaması,
  • çekin anlaşmaya aykırı doldurulması,
  • çekin rıza dışında elden çıkması,
  • çek bedelinin başka bir yöntemle ödenmiş olması,
  • çekin geçersiz bir hukuki ilişkiye dayanması,
  • kambiyo sorumluluğunun zamanaşımına uğraması.

Ancak her iddianın ispat şekli ve hamile karşı ileri sürülebilirliği farklıdır.

Çek Bedelsiz Kalmışsa Menfi Tespit Davası Açılabilir mi?

Bedelsizlik, çekin verilmesine neden olan temel ilişkinin gerçekleşmemesi veya sonradan ortadan kalkması anlamında kullanılmaktadır.

Örneğin;

A şirketi B şirketinden 3.000.000 TL değerinde ürün satın almak üzere anlaşmış ve ödeme amacıyla çek vermiş olsun.

B şirketi ürünleri teslim etmezse A şirketi;

“Çeki mal teslimi karşılığında verdim, ancak mal hiç teslim edilmedi.” diyerek çekin bedelsiz kaldığını ileri sürebilir.

Bu durumda çek dolayısıyla borçlu olmadığının tespit edilmesini talep edilebilir. Ancak bedelsizlik iddiasında ispat aracı son derece önemlidir.

Yargıtay uygulamasında çekin kural olarak ödeme aracı niteliği ve kambiyo senetlerinin özellikleri nedeniyle bedelsizlik iddiasının somut delillerle ortaya konulması aranmaktadır. Sözleşmeler, faturalar, banka kayıtları, ticari defterler, teslim belgeleri, e-postalar ve taraflar arasındaki yazışmalar bu açıdan önemli olabilir.

Çek Üçüncü Kişiye Ciro Edilmişse Bedelsizlik İleri Sürülebilir mi?

Bu noktada kambiyo hukukunun en önemli kurallarından biri devreye girer.

çeki düzenleyen ile çeki teslim alan kişiden kaynaklanan savunmaların birçoğu şahsi def’i niteliğindedir .

Örneğin;

“Mal teslim edilmedi.”

“Borcumu zaten ödedim.”

“Çek yalnızca başka bir sözleşmenin teminatıydı.”

gibi savunmalar çoğu zaman taraflar arasındaki temel ilişkiden doğar.

TTK m.818’in gönderme yaptığı TTK m.687 uyarınca, bu tür şahsi def’iler kural olarak çeki sonradan ciro yoluyla alan hamile karşı ileri sürülemez. Bunun önemli istisnası, hamilin çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olmasıdır.

Dolayısıyla menfi tespit davasında yalnızca:

“Çek aslında bedelsizdi.” demek bazı durumlarda yeterli olmayabilir.

Teminat Çeki Nedeniyle Menfi Tespit Davası Açılabilir mi?

Ticari hayatta en fazla uyuşmazlık çıkan konulardan biri teminat çeki uygulamasıdır. Bir sözleşmedeki borcun ifasını güvence altına almak amacıyla çek verilebilir.

Örneğin bir yüklenici, sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getireceğinin teminatı olarak karşı tarafa 5.000.000 TL bedelli çek teslim etmiş olabilir.

Ancak yüklenici bütün yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen çek takibe konulursa menfi tespit davası gündeme gelebilir.

Buradaki çekin teminat amacıyla verildiğinin ispatı önem arz eder.

Çekin üzerinde yalnızca “teminat çekidir” ibaresinin bulunup bulunmaması tek başına bütün uyuşmazlığı çözmeyebilir.

Taraflar arasındaki;

  • sözleşme,
  • protokol,
  • çek teslim tutanağı,
  • e-posta yazışmaları,
  • WhatsApp konuşmaları,
  • ticari defterler,
  • muhasebe kayıtları

birlikte değerlendirilmelidir.

Yargıtay uygulamasında da çekin teminat amacıyla verildiği iddiasının somut uyuşmazlığın özelliklerine ve delillere göre incelendiği görülmektedir.

Çek Üzerindeki İmza Sahteyse Ne Olur?

Çek nedeniyle menfi tespit davalarının doğma sebeplerinden biri imza sahteliğidir.

Örneğin bir şirketin çek yaprağı ele geçirilmiş ve şirket yetkilisinin imzası taklit edilerek çek düzenlenmiş olabilir.

Bu durumda şirket;

“Çek hesabı bize ait olabilir ancak çek üzerindeki imza şirket yetkilisine ait değildir.”

diyerek borçlu olmadığının tespitini isteyebilir.

Sahte imza, temel ilişkiden doğan sıradan bir şahsi savunmadan farklıdır. İmzaların bağımsızlığı ilkesi sebebiyle sahte imza ile kişi orç altına sokulamaz.

Yargıtay kararlarında da sahte imza iddiasının menfi tespit davasına konu olabildiği kabul edilmektedir. Örneğin Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 22.06.2020 tarihli, 2019/3553 E., 2020/1159 K. sayılı kararında çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit uyuşmazlığı incelenmiştir.

2026 yılı mahkeme uygulamalarında da çek üzerindeki şirket yetkilisi imzasının sahte olduğu iddiasıyla açılmış menfi tespit davalarının görülmeye devam ettiği görülmektedir.

Borç Ödendiği Hâlde Çek Takibe Konulursa Ne Yapılabilir?

Bir borç için çek verilmiş ancak borç çek dışında başka bir yöntemle daha sonra ödenmiş olabilir.

Örneğin 1.000.000 TL borç için çek verilmiş, daha sonra tarafların anlaşması üzerine borç banka havalesiyle ödenmiş ancak çek geri alınmamış olabilir.

Çek sonradan takibe konulursa aynı borcun ikinci kez tahsili gündeme gelir.

Bu durumda;

  • banka dekontları,
  • ödeme açıklamaları,
  • cari hesap kayıtları,
  • taraf yazışmaları,
  • ödeme protokolü

ile borcun sona erdiğinin ispatlanması mümkündür.

Ancak çek üçüncü kişiye ciro edilmişse yine şahsi def’ilerin hamile karşı ileri sürülmesine ilişkin kambiyo hukuku kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.

İcra Takibi Başlamadan Önce Menfi Tespit Davası Açılabilir mi?

Borçlu, henüz kendisine karşı herhangi bir icra takibi başlamadan da çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir.

İİK m.72 uyarınca icra takibinden önce menfi tespit davası açılmışsa mahkeme, borçlunun talebi üzerine ve alacağın %15’inden aşağı olmamak üzere teminat gösterilmesi karşılığında icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verebilir.

Dolayısıyla çekin haksız biçimde takibe konulacağı açık şekilde anlaşılıyorsa zamanında hareket etmek önemli olabilir.

İcra Takibi Başladıktan Sonra Menfi Tespit Davası Açılırsa Takip Durur mu?

Hayır, otomatik olarak durmaz. Bu konu uygulamada en fazla yanlış anlaşılan noktalardan biridir.

İcra takibi başladıktan sonra açılan menfi tespit davasında mahkeme kural olarak ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin tamamen durdurulmasına karar veremez.

Ancak İİK m.72 uyarınca borçlu, alacağın en az %15’i oranında teminat göstermek suretiyle icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesini talep edebilir.

Bu iki durum birbirinden farklıdır.

Takipten önce dava açılırsa:

Belirli şartlarla takibin durdurulması mümkün olabilir.

Takipten sonra dava açılırsa:

Kural olarak takip durmaz; ancak icra dosyasındaki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir alınabilir.

Bu nedenle çek hakkında icra takibi ihtimali bulunan uyuşmazlıklarda zamanlama son derece önemlidir.

Arabuluculuk Sırasında İcra Takibi Başlatılırsa Ne Olur?

2023 yılında yapılan değişiklik bu konuda önemli bir istisna getirmiştir.

Dava şartı arabuluculuk süreci devam ederken başvuran kişi aleyhine uyuşmazlık konusu hakkında icra takibi başlatılırsa; arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesinden itibaren iki hafta içerisinde menfi tespit davası açılması ve tedbir talep edilmesi hâlinde, İİK m.72/2’de takipten önce açılan menfi tespit davaları bakımından öngörülen tedbir mekanizmasının uygulanması mümkündür.

Bu düzenleme özellikle çek uyuşmazlıklarında önemlidir.

Çekten Kaynaklanan Menfi Tespit Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?

Ticari nitelikteki çek uyuşmazlıklarında bu husus mutlaka kontrol edilmelidir.

01.09.2023 tarihinden itibaren TTK m.5/A kapsamında konusu bir miktar para olan menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı hâline gelmiştir.

Türkiye Barolar Birliği de 7445 sayılı Kanun sonrasında ticari menfi tespit davalarının 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı arabuluculuk kapsamına alındığını belirtmektedir.

Dolayısıyla ticari çek uyuşmazlığında zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılması, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesine yol açabilir.

Menfi Tespit Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Çekten kaynaklanan uyuşmazlıklar kural olarak ticari dava niteliğinde olduğundan görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.

İİK m.72’de ayrıca menfi tespit ve istirdat davalarının;

  • icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde veya
  • davalının yerleşim yeri mahkemesinde

açılabileceği düzenlenmiştir.

Ancak somut olayda çek dışında bir temel ilişki veya özel yetki düzenlemesi bulunması hâlinde görev ve yetki ayrıca değerlendirilmelidir.

Menfi Tespit Davasında İspat Yükü Kimdedir?

Menfi tespit davasında ispat yükü uyuşmazlığın niteliğine göre değişebilir. Çekte imzasını kabul eden ancak çekin bedelsiz olduğunu iddia eden taraf çoğu durumda bu iddiasını ispat etmek durumundadır.

Çünkü çek kural olarak bir ödeme aracıdır.

Örneğin;

“Bu çek mal teslimi için verildi ancak mal teslim edilmedi.” iddiası ileri sürülüyorsa bunun sözleşme, ticari kayıt, yazışma veya başka delillerle ortaya konulması gerekebilir.

Buna karşılık alacaklının temel borç ilişkisinin varlığı veya çekin verilme sebebi konusunda açık ikrarları ispat yükünün değerlendirilmesini değiştirebilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/2758 E., 2025/7524 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta da çekin bedelsizliği ve taraflar arasında temel ilişkinin bulunup bulunmadığı menfi tespit bakımından değerlendirilmiştir.

Çek Zamanaşımına Uğramışsa Borç Sona Erer mi?

Çek bakımından zamanaşımı ayrıca değerlendirilmesi gereken önemli bir konudur.

TTK m.814’e göre hamilin;

  • cirantalara,
  • düzenleyene ve
  • diğer çek borçlularına

karşı çekten doğan başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Ancak çekin kambiyo hukukundan kaynaklanan takip imkanının zamanaşımına uğraması her durumda temel borç ilişkisinin de tamamen sona erdiği anlamına gelmez.

Taraflar arasında temel ilişki bulunuyorsa alacaklının sözleşme veya sebepsiz zenginleşme gibi başka hukuki sebeplere dayanıp dayanamayacağı ayrıca incelenmelidir.

Nitekim Yargıtay, süresinde ibraz edilmeyen veya kambiyo vasfını yitiren çeklerde taraflar arasındaki temel ilişkiye göre farklı sonuçlara ulaşılabileceğini kabul etmektedir.

Menfi Tespit Davası Kazanılırsa İcra Takibi Ne Olur?

İİK m.72 uyarınca dava borçlu lehine sonuçlanırsa icra takibi derhal durur.

Kararın kesinleşmesinden sonra ise kararın kapsamına göre icra işlemleri kısmen veya tamamen eski hâle getirilir.

Dolayısıyla mahkeme;

“Davacı, takip konusu çek nedeniyle davalıya borçlu değildir.”

şeklinde hüküm kurarsa çek üzerinden yürütülen icra takibinin hukuki dayanağı ortadan kalkar.

Borç Menfi Tespit Davası Devam Ederken Ödenirse Ne Olur?

Bazen borçlu;

  • mallarının satılmasını önlemek,
  • banka hesaplarındaki haczi kaldırmak,
  • ticari faaliyetinin zarar görmesini engellemek

amacıyla dava devam ederken icra dosyasındaki borcu ödemek zorunda kalabilir.

İİK m.72 bu ihtimali de düzenlemiştir.

Menfi tespit davası devam ederken borç ödenirse dava istirdat davasına dönüşür.

Artık mahkemeden yalnızca borçlu olunmadığının tespiti değil, ödenen paranın geri alınması istenir.

Haksız Çek Takibi Yapan Alacaklı Tazminat Öder mi?

Belirli şartlarda evet.

Menfi tespit davası borçlu lehine sonuçlanır ve borçluyu dava açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğu tespit edilirse borçlunun talebi üzerine alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilir.

İİK m.72 gereğince bu tazminat, haksız olduğu belirlenen takip konusu alacağın %20’sinden az olamaz.

Ancak burada yalnızca takibin haksız çıkması yeterli değildir.

Alacaklının ayrıca kötüniyetli olduğunun ortaya konulması gerekir.

Örneğin alacaklı;

  • borcun ödendiğini açıkça bildiği,
  • çekin sahte olduğunu bildiği,
  • çekin hiçbir borca dayanmadığını bildiği

hâlde icra takibi yapmışsa kötüniyet tartışması gündeme gelebilir.

Yargıtay da haksız takip ile kötüniyetli takip arasında ayrım yapmakta; sırf davanın borçlu lehine sonuçlanmasının otomatik olarak tazminat doğurmadığını kabul etmektedir.

Çek Nedeniyle Menfi Tespit Davası Açmadan Önce Hangi Belgeler Toplanmalıdır?

Çek uyuşmazlıklarında davanın sonucu çoğu zaman tarafların elindeki belgelerle belirlenmektedir.

Özellikle şu belgeler önemlidir:

  • çekin ön ve arka yüzünün görüntüsü,
  • icra takip dosyası,
  • ödeme emri,
  • çekin verilmesine neden olan sözleşme,
  • faturalar,
  • sevk ve teslim belgeleri,
  • banka dekontları,
  • cari hesap ekstreleri,
  • ticari defter ve muhasebe kayıtları,
  • çek teslim tutanakları,
  • protokoller,
  • WhatsApp ve e-posta yazışmaları,
  • çekin teminat olduğunu gösteren belgeler,
  • imza sahteliği varsa mukayese imzaları,
  • varsa ceza soruşturması belgeleri.

Özellikle icra takibi başlamışsa dosyanın hızlı şekilde incelenmesi önem taşır. Çünkü kambiyo senetlerine özgü takiplerde icra hukukuna ilişkin itiraz ve şikâyet süreleri oldukça kısa olabilir.

Sonuç: Çekin Bulunması Her Zaman Borçlu Olunduğu Anlamına Gelmez

Çek ticari hayata güçlü bir ödeme aracı olmakla birlikte, üzerinde kişinin adının ve imzasının bulunması tek başına kişinin çek bedelini borçlu olduğu anlamına gelmez.

Çek;

  • sahte imzayla düzenlenmiş,
  • bedelsiz kalmış,
  • yalnızca teminat amacıyla verilmiş,
  • borç ödendiği hâlde iade edilmemiş,
  • anlaşmaya aykırı doldurulmuş veya
  • hiçbir zaman gerçekleşmeyen bir ticari işlem nedeniyle verilmiş

olabilir.

Bu durumlarda çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti amacıyla menfi tespit davası açılması mümkündür.

Ancak çek hukukunda borçlunun sahip olduğu savunmalar, çekin hâlen ilk alacaklının elinde bulunması veya ciro yoluyla üçüncü kişiye geçmiş olması durumuna göre önemli ölçüde değişmektedir.

Özellikle bedelsizlik ve teminat iddiaları şahsi def’i niteliğinde olabileceğinden, çek iyi niyetli üçüncü kişinin eline geçmişse bu savunmaların ileri sürülmesi zorlaşabilir. Buna karşılık sahte imza gibi mutlak nitelikteki savunmalar farklı hukuki sonuçlara tabidir.

Ayrıca icra takibinden önce veya sonra dava açılması ihtiyati tedbir açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Takip başlamadan önce belirli şartlarla takibin durdurulması mümkünken, takip başladıktan sonra kural olarak yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin engellenmesi talep edilebilir.

Bu nedenle çek nedeniyle borçlu olmadığı hâlde icra takibi tehdidiyle karşılaşan kişilerin; çekin hukuki niteliğini, temel borç ilişkisini, ciro zincirini, ödeme belgelerini ve icra dosyasını birlikte değerlendirerek hareket etmeleri önem taşımaktadır.

Leave a Reply

Call Now Button