Hukuk Makaleleri

Araç Değer Kaybını Kim Öder: Sigorta Şirketi mi, Kusurlu Araç Sahibi mi?

Araç Değer Kaybını Kim Öder: Sigorta Şirketi mi, Kusurlu Araç Sahibi mi?

Trafik kazası sonrasında araç usulüne uygun şekilde onarılmış olsa dahi, aracın kaza geçmişine sahip hâle gelmesi ikinci el piyasa değerinde azalmaya neden olabilir. Hukuken araç değer kaybı, kaza nedeniyle aracın ekonomik değerinde meydana gelen bu azalmayı ifade eder. Değer kaybı, aracın tamir masrafından farklı ve bağımsız bir zarar kalemidir.

Araç değer kaybı bakımından uygulamada en sık karşılaşılan soru ise bu zararın sigorta şirketinden mi, kazaya sebep olan araç sahibinden mi, yoksa sürücüden mi talep edileceğidir.

Bu sorunun tek cümlelik cevabı şudur:

Araç değer kaybından esas itibarıyla kazaya sebebiyet veren taraf sorumludur. Bununla birlikte, kusurlu aracın zorunlu trafik sigortasını düzenleyen sigorta şirketi de sigortalısının hukuki sorumluluğunu, kusur oranı ve poliçe teminat limiti kapsamında karşılamakla yükümlüdür. Sigorta teminatını aşan veya sigorta kapsamında karşılanmayan zararlar bakımından ise kusurlu aracın işleteni ve şartları varsa sürücüsü doğrudan sorumlu tutulabilir.

Dolayısıyla “değer kaybını yalnızca sigorta şirketi öder” veya “sigorta varsa araç sahibinden hiçbir şey istenemez” şeklindeki değerlendirmeler hukuken doğru değildir.

Araç Değer Kaybı Nedir?

Bir aracın trafik kazasından önceki hasarsız piyasa değeri ile kazadan sonra onarılmış hâlde sahip olduğu ikinci el piyasa değeri arasında ortaya çıkan fark, araç değer kaybının temelini oluşturur.

Örneğin kaza tarihinde 1.500.000 TL piyasa değerine sahip bir aracın kazadan sonra eksiksiz biçimde tamir edildiğini; ancak kaza ve hasar geçmişi nedeniyle ikinci el piyasasında artık 1.400.000 TL bedelle alıcı bulabildiğini varsayalım. Diğer şartların da mevcut olması hâlinde ortaya çıkan 100.000 TL ekonomik azalma araç değer kaybı olarak değerlendirilebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarihli, 2017/2049 E. ve 2021/771 K. sayılı kararında da değer kaybının belirlenmesinde aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi ve hasarın niteliği gibi özelliklerin önem taşıdığı; temel olarak aracın kaza tarihindeki hasarsız ikinci el piyasa değeri ile onarım sonrasındaki ikinci el piyasa değeri arasındaki azalmanın araştırılması gerektiği kabul edilmektedir.

Anayasa Mahkemesi de değer kaybı zararını motorlu aracın işletilmesi nedeniyle üçüncü kişinin malvarlığında ortaya çıkan gerçek bir zarar olarak değerlendirmiş; sigorta şirketinin sorumluluğunun zarar gören kişinin gerçek zararını karşılamaktan uzaklaşmasına yol açabilecek farklı hesaplama sistemleri oluşturulmasını Anayasa yönünden incelemiştir. 29.12.2022 tarihli, E.2021/82 ve K.2022/167 sayılı karar bu bakımdan önem taşımaktadır.

Araç Değer Kaybından Öncelikle Kim Sorumludur?

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesinde motorlu aracın işletilmesi nedeniyle bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet verilmesi hâlinde işletenin hukuki sorumluluğu düzenlenmiştir.

Bu nedenle değer kaybındaki temel sorumluluk zincirini üç ayrı süje üzerinden değerlendirmek gerekir:

Kusurlu aracın işleteni,
kazaya kusuruyla sebebiyet veren sürücü ve
kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı.

Bu kişilerin hukuki sorumluluklarının dayanakları aynı değildir. Ancak zarar gören bakımından aynı trafik kazasından doğan değer kaybının tazmini amacıyla birden fazla sorumluya başvurulması mümkündür. KTK m.88 de bir motorlu aracın katıldığı kazada üçüncü kişinin zararından birden fazla kişinin tazminatla yükümlü olması hâlinde bunların müteselsil sorumluluğunu düzenlemektedir.

Sigorta Şirketi Araç Değer Kaybını Ödemek Zorunda mıdır?

Kural olarak evet.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi uyarınca motorlu araç işletenlerinin KTK m.85 kapsamındaki sorumluluklarının karşılanması amacıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Zorunlu trafik sigortasının temel fonksiyonu da işletenin üçüncü kişilere karşı doğan hukuki sorumluluğunu belirlenen teminat sınırları içerisinde güvence altına almaktır.

Araç değer kaybı da trafik sigortasının maddi zarar teminatı kapsamında değerlendirilmektedir. SEDDK’nın sigortacılık uygulamasına ilişkin düzenlemelerinde değer kaybının maddi zarar teminatına dâhil olduğu açık biçimde kabul edilmiştir.

Bu nedenle örneğin kazada karşı aracın %100 kusurlu olduğu ve zarar gören aracın 120.000 TL gerçek değer kaybına uğradığı tespit edilirse, diğer şartların bulunması hâlinde bu zarar öncelikle kusurlu aracın zorunlu trafik sigortacısından talep edilebilir.

Ancak sigorta şirketinin sorumluluğu sınırsız değildir.

Sigorta Şirketinin Sorumluluğunu Belirleyen Üç Temel Sınır

Sigorta şirketinin değer kaybından sorumluluğu öncelikle kusur oranı, gerçek zarar miktarı ve poliçe teminat limiti dikkate alınarak belirlenir.

Örneğin zarar gören araç sürücüsünün kazada %20, karşı araç sürücüsünün ise %80 kusurlu olması hâlinde, kural olarak değer kaybının karşı taraftan talep edilebilecek bölümü %80 oranındaki zarardır. Zarar gören kendi kusuruna karşılık gelen bölümü karşı tarafın trafik sigortasından talep edemez.

İkinci sınır gerçek zarardır. Zarar gören araç sahibi değer kaybı adı altında gerçek ekonomik kaybını aşan bir tazminat elde edemez. Aynı şekilde sigorta şirketinin kendi iç hesaplama yöntemleriyle gerçek zarardan daha düşük bir miktar belirlemiş olması da uyuşmazlığın sona erdiği anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesinin E.2021/82, K.2022/167 sayılı kararının önemli sonuçlarından biri, işletenin TBK hükümleri kapsamında sorumlu tutulduğu gerçek zarar ile sigorta şirketinin sorumluluğunun birbirinden koparılmasının zarar görenin zararının karşılanamamasına yol açabileceğinin vurgulanmasıdır.

Üçüncü sınır ise poliçe teminat limitidir.

2026 Yılında Trafik Sigortasının Maddi Zarar Teminat Limiti Ne Kadardır?

SEDDK tarafından yayımlanan ve 01.01.2026-31.12.2026 döneminde geçerli olan zorunlu trafik sigortası teminat limitlerine göre maddi zarar teminatı, belirtilen araç gruplarında araç başına 400.000 TL ve kaza başına 800.000 TL olarak belirlenmiştir.

Burada önemli bir ayrıntı vardır: Bu limit yalnızca “değer kaybına özel” ayrı bir limit değildir. Araçta ortaya çıkan sigorta kapsamındaki maddi zararlar aynı maddi zarar teminatı içerisinde değerlendirilir.

Örneğin uygulanabilir poliçe kapsamında araç başına maddi zarar teminatının 400.000 TL olduğunu; zarar gören araç için sigorta şirketinin 300.000 TL onarım bedeli ödediğini ve ayrıca 150.000 TL değer kaybı bulunduğunu düşünelim. Poliçenin başka özellikleri ve somut olayın şartları saklı olmak üzere, maddi zarar teminatının kullanılabilir kısmı bakımından sorun ortaya çıkabilir. Sigorta teminatının karşılamadığı bölüm doğrudan zarar veren sorumlulardan talep edilebilir.

Bu nokta özellikle yüksek piyasa değerine sahip araçlarda önemlidir. Günümüzde birkaç milyon lira değerindeki bir aracın ağır bir kazaya karışması hâlinde onarım ve değer kaybı toplamının zorunlu trafik sigortası teminat limitini aşması mümkündür.

Sigorta Limiti Yetmezse Kalan Değer Kaybını Kim Öder?

Sigorta limitinin yetersiz olması, zarar görenin gerçek zararının ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Zorunlu trafik sigortası, işletenin sorumluluğunu yalnızca sigorta sözleşmesindeki ve mevzuattaki teminat sınırları içinde üstlenmektedir. Gerçek zararın sigorta tarafından karşılanmayan bölümü için kusurlu aracın işletenine ve hukuki şartları mevcutsa sürücüsüne başvurulabilir.

Örneğin gerçek ve karşı tarafa yüklenebilir değer kaybının 500.000 TL olduğu, ancak trafik sigortasından somut olayda yalnızca 300.000 TL tahsil edilebildiği varsayılırsa, kalan 200.000 TL’nin sorumlu işleten ve sürücüden talep edilmesi gündeme gelebilir.

Kusurlu araç bakımından ayrıca İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası (İMM) bulunması hâlinde ise zorunlu trafik sigortasının limitini aşan zararların, ilgili İMM poliçesinin kapsam ve limitleri çerçevesinde bu sigortadan karşılanması da mümkün olabilir.

Dolayısıyla özellikle yüksek bedelli araçların karıştığı kazalarda yalnızca zorunlu trafik sigortası poliçesinin değil, varsa İMM poliçesinin de araştırılması önem taşır.

“Araç Sahibi” ile “İşleten” Her Zaman Aynı Kişi midir?

Hayır.

Uygulamada sıklıkla “kusurlu aracın sahibi değer kaybından sorumludur” şeklinde ifade kullanılmakla birlikte, KTK bakımından teknik kavram işleten kavramıdır.

Kanunda işleten; kural olarak araç sahibi veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı kişi olarak tanımlanmakta; uzun süreli kiralama, ariyet veya benzeri bazı hâllerde aracın ekonomik ve fiilî hâkimiyetini elinde bulunduran başka kişinin işleten sayılması da mümkün olabilmektedir.

Bu nedenle ruhsatta malik olarak görünen kişinin her somut olayda nihai anlamda işleten olduğunu kabul etmek doğru değildir.

Örneğin araç uzun süreli olarak bir başka kişinin kullanımına bırakılmış ve aracın ekonomik yararı, giderleri ile fiilî hâkimiyeti başka kişiye geçmişse işleten sıfatı ayrıca incelenebilir.

Bu ayrım özellikle araç kiralama şirketleri, leasing araçları, şirket araçları ve uzun süreli kullanım ilişkilerinde önemlidir.

Sürücü de Değer Kaybından Sorumlu mudur?

Kazaya kusurlu davranışıyla sebebiyet veren sürücünün de haksız fiil hükümleri çerçevesinde şahsi sorumluluğu gündeme gelebilir.

Bu nedenle aracın sahibi veya işleteni ile sürücünün farklı kişiler olması, sürücünün her durumda sorumluluktan kurtulacağı anlamına gelmez.

KTK’nın işletene yüklediği tehlike sorumluluğu ile sürücünün kusura dayalı haksız fiil sorumluluğu farklı hukuki temellere dayansa da zarar gören bakımından aynı zararın tazmini konusunda birlikte değerlendirilmesi mümkündür.

Zarar Gören Önce Sigortaya Başvurmak Zorunda mıdır?

Burada hangi kişiye karşı hukuki yola başvurulduğu önemlidir.

Sigorta şirketine karşı dava açılacak veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulacaksa, KTK m.97 uyarınca kural olarak öncelikle ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulması gerekir. Sigorta şirketinin başvurudan itibaren en geç 15 gün içinde cevap vermemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava veya tahkim yoluna gidilebilir.

Ancak 2026 yılında değer kaybı başvuruları bakımından önemli bir değişiklik yapılmıştır.

SEDDK’nın 12 Haziran 2026 tarihli açıklamasına göre trafik sigortası genel şartlarında yapılan değişiklik sonucunda değer kaybı tazminatı için ayrıca ikinci bir başvuru yapılması şartı kaldırılmış; değer kaybının maddi hasarla birlikte hesaplanarak hak sahibine ödenmesi sistemi benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle maddi hasar dosyası açılmış ve gerekli hasar başvurusu yapılmışsa hak sahibinden ayrıca “değer kaybı başvurusu” yapılmasının beklenmemesi amaçlanmıştır.

Bu değişiklik KTK m.97’deki sigortacıya ön başvuru sisteminin tamamen ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez. Sigorta şirketine hiç hasar başvurusu yapılmamış bir durumda doğrudan tahkim veya dava yoluna gidilmesi ile maddi hasar başvurusu yapılmış ancak ayrıca değer kaybı talep edilmemiş olması birbirinden ayrılmalıdır.

2026 Düzenlemesinden Sonra Sigorta Şirketi Değer Kaybını Kendiliğinden Hesaplamak Zorunda mı?

SEDDK’nın Haziran 2026 tarihli düzenleme ve açıklamasının amacı tam olarak bu yöndedir. Kurum, değer kaybının herhangi bir ilave başvuru şartı aranmaksızın maddi hasar ile birlikte hesaplanarak ödenmesini öngördüğünü açıklamıştır. Ayrıca hesaplanan değer kaybı tazminatı bilgisinin hak sahibine iletilmesine yönelik düzenleme yapılmıştır.

Dolayısıyla güncel uygulamada sigorta şirketinin yalnızca aracın tamir bedelini inceleyerek değer kaybını tamamen görmezden gelmesi mevzuatın güncel yaklaşımıyla bağdaşmaz.

Bununla birlikte sigorta şirketinin belirlediği değer kaybı miktarı zarar gören açısından bağlayıcı değildir. Hesaplamanın gerçek piyasa zararını karşılamadığının düşünülmesi hâlinde eksik kalan miktar yönünden uyuşmazlık çıkarılabilir.

Araç Sahibine Başvurmadan Önce Sigorta Şirketinin Tüketilmesi Gerekir mi?

Hayır.

Sigorta şirketinin bulunması, işleten veya sürücünün zarar görene karşı maddi hukuk sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Zarar görenin doğrudan kusurlu aracın işleteni ve sürücüsüne başvurmasının önünde, “önce mutlaka sigorta şirketinden tahsilat yapılması gerekir” şeklinde genel bir şart bulunmamaktadır.

Bu nedenle kusurlu araç işleteni;

“Aracım sigortalıydı, benden talepte bulunamazsınız, sigorta şirketine gidin.”

şeklindeki bir savunmayla sırf trafik sigortasının mevcut olması nedeniyle sorumluluktan kurtulamaz.

Zorunlu trafik sigortası zarar veren kişinin sorumluluğunu ortadan kaldıran bir sistem değil, bu sorumluluğu belirli limitler içinde teminat altına alan bir sorumluluk sigortasıdır. KTK m.85, m.88 ve m.91 hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi de bu sonucu ortaya koymaktadır.

Hem Sigorta Şirketine Hem Araç Sahibine Aynı Anda Başvurulabilir mi?

Somut olayın şartlarına göre evet.

Zarar gören; sigorta şirketini, işleteni ve sürücüyü birlikte sorumlu tutabilir. Ancak sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ve teminat kapsamıyla sınırlıyken, işleten ve diğer haksız fiil sorumlularının sorumluluğu gerçek zarar esasına göre değerlendirilir.

Burada önemli olan zarar görenin aynı zarar için iki kez ödeme alamamasıdır.

Örneğin 100.000 TL değer kaybının tamamı sigorta şirketinden tahsil edilmişse aynı 100.000 TL’nin ayrıca araç sahibinden de tahsil edilmesi mümkün değildir. Sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme, zarar görenin alacağını yapılan ödeme miktarında sona erdirir.

Buna karşılık sigorta şirketinden yalnızca 60.000 TL tahsil edilmiş ancak gerçek zarar 100.000 TL olarak belirlenmişse, hukuki şartların mevcut olması hâlinde 40.000 TL bakiye zarar diğer sorumlulara yöneltilebilir.

Kusur Oranı Araç Değer Kaybını Nasıl Etkiler?

Değer kaybı talebindeki en önemli konulardan biri kusurdur.

Kazaya tamamen karşı tarafın sebebiyet vermesi hâlinde zarar gören, kural olarak hesaplanan gerçek değer kaybının tamamını sorumlulardan isteyebilir.

Ancak zarar gören sürücünün de kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunması hâlinde talep edilebilecek miktar kusur oranına göre azalır.

Örneğin gerçek değer kaybı 200.000 TL ise ve karşı tarafın kusuru %75 olarak belirlenmişse talep edilebilir değer kaybı prensip olarak 150.000 TL seviyesinde olacaktır.

Bu nedenle değer kaybı dosyalarında yalnızca ekspertiz raporu değil, kaza tespit tutanağı, kusur değerlendirmesi, fotoğraflar, kamera görüntüleri ve gerektiğinde trafik bilirkişisi incelemesi de önem taşır.

Araç Değer Kaybı Nasıl Hesaplanmalıdır?

Güncel hukuki yaklaşımda temel amaç aracın uğradığı gerçek ekonomik kaybı tespit etmektir.

Yargıtay uygulamasında aracın markası, modeli, yaşı, kilometresi, kullanım şekli, hasar gören bölümleri, hasarın niteliği, geçmiş hasar durumu ve ikinci el piyasa koşulları birlikte değerlendirilir. Sonuçta aracın kaza meydana gelmeden önceki piyasa değeri ile usulüne uygun biçimde onarılmış ancak kaza geçmişi oluşmuş hâlinin piyasa değeri arasındaki fark araştırılır.

Anayasa Mahkemesinin 2022 tarihli iptal kararı sonrasında gerçek zarar yaklaşımı daha da önem kazanmıştır. Nitekim SEDDK da Haziran 2026 tarihli açıklamasında yenilenen trafik sigortası genel şartlarının zararların gerçek zarar ilkesi çerçevesinde karşılanmasını amaçladığını açıkça belirtmiştir.

Eksper Raporu Zorunlu mudur?

Değer kaybının teknik olarak belirlenmesinde sigorta eksperi raporları son derece önemlidir. SEDDK tarafından oluşturulan sistem kapsamında hak sahipleri ve sigorta şirketleri değer kaybına ilişkin eksper atama işlemlerini SBM altyapısı üzerinden gerçekleştirebilmekte ve değer kaybı raporları bu sistem üzerinden hazırlanabilmektedir.

SEDDK ayrıca 2024 yılında yayımladığı sektör duyurusunda değer kaybı taleplerinde eksper atamalarının ilgili mevzuata uygun gerçekleştirilmesi gerektiğini sigorta şirketlerine hatırlatmıştır.

2025/25 sayılı Genelgeyle de değer kaybı ekspertiz raporu şablonunda değişiklik yapılmıştır. Bu gelişmeler, değer kaybı uyuşmazlıklarında teknik raporlamanın ve piyasa verilerinin giderek daha sistematik biçimde ele alındığını göstermektedir.

Bununla birlikte sigorta eksperinin belirlediği miktar mahkemeyi veya Sigorta Tahkim Komisyonu hakemini mutlak biçimde bağlayan nihai bir tazminat miktarı değildir. Uyuşmazlık hâlinde başka bilirkişi veya uzman incelemeleriyle gerçek zarar yeniden değerlendirilebilir.

Sigorta Şirketi Eksik Ödeme Yaparsa Ne Yapılabilir?

Uygulamada sigorta şirketinin değer kaybı için ödeme yapması ancak zarar görenin bu miktarı yetersiz bulması sık karşılaşılan bir durumdur.

Örneğin şirket 35.000 TL ödeme yapmış ancak piyasa araştırması ve teknik incelemeler gerçek değer kaybının 100.000 TL olduğunu gösteriyorsa, yapılan ödeme nedeniyle değer kaybı talebi kendiliğinden tamamen ortadan kalkmaz.

Zarar gören, daha önce geçerli bir ibra veya feragat ilişkisi oluşup oluşmadığı da ayrıca değerlendirilmek şartıyla bakiye 65.000 TL bakımından hukuki yollara başvurabilir.

Bu nedenle sigorta şirketinin yaptığı ödeme sonrasında imzalanan belgelerin içeriği özellikle incelenmelidir.

Sigorta Şirketi Ödeme Yapmazsa Hangi Yollara Başvurulabilir?

Değer kaybı uyuşmazlığında izlenebilecek temel süreç genel olarak şöyledir:

  1. Kaza, kusur ve hasar belgeleri toplanmalı; karşı aracın zorunlu trafik sigortacısı belirlenmelidir.
  2. Sigorta şirketine maddi hasar başvurusu yapılmalı ve güncel 2026 düzenlemeleri doğrultusunda değer kaybı hesabının da dosya kapsamında yapılıp yapılmadığı kontrol edilmelidir.
  3. Sigorta şirketinin ödeme miktarı gerçek piyasa değer kaybı ile karşılaştırılmalıdır.
  4. Ödeme yapılmaz veya eksik ödeme yapılırsa, şartları mevcutsa Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir veya dava açılabilir.
  5. Poliçe teminatı gerçek zararı karşılamıyorsa işleten ve sürücü yönünden ayrıca talepte bulunulması değerlendirilmelidir.
  6. Kusurlu araçta İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası bulunup bulunmadığı araştırılarak zorunlu sigorta limitini aşan zarar bakımından bu poliçe de incelenmelidir.

KTK m.97 uyarınca sigorta şirketine karşı dava veya tahkim öncesinde yazılı başvuru mekanizması korunmaktadır.

Sigorta Şirketi Ne Kadar Sürede Ödeme Yapmalıdır?

Karayolları Trafik Kanunu’nun 99. maddesi kapsamında sigortacılar, hak sahibinin gerekli belgeleri sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde sekiz iş günü içinde, zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan tutarı ödemekle yükümlüdür.

Buna karşılık KTK m.97, sigorta şirketinin başvurudan itibaren en geç 15 gün içerisinde cevap vermemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması hâlinde zarar görenin dava veya Sigorta Tahkim Komisyonu yoluna başvurabilmesine imkân tanımaktadır.

Bu iki süre farklı hukuki amaçlara hizmet ettiğinden birbirine karıştırılmamalıdır.

Araç Değer Kaybında Zamanaşımı Ne Kadardır?

KTK m.109 uyarınca motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içerisinde zamanaşımına uğrar. Kanunda cezayı gerektiren bir fiilden kaynaklanan hâller bakımından daha uzun ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanmasına ilişkin ayrıca düzenleme bulunmaktadır.

Bu nedenle değer kaybı talebinin uzun süre bekletilmemesi önemlidir.

Sigorta Şirketinden mi Yoksa Araç Sahibinden mi Talepte Bulunmak Daha Mantıklıdır?

Çoğu olayda ilk aşamada kusurlu aracın zorunlu trafik sigortasına yönelmek pratik açıdan daha avantajlıdır. Bunun sebebi, sigorta şirketinin zaten bu tür zararları karşılamak amacıyla kurulmuş profesyonel bir tazmin mekanizmasına sahip olması ve Sigorta Tahkim Komisyonu gibi özel bir uyuşmazlık çözüm yolunun bulunmasıdır.

Ancak yalnızca sigorta şirketine odaklanmak her dosyada doğru sonuç vermeyebilir.

Özellikle aracın çok yüksek değerli olması, ağır hasar oluşması, maddi zarar limitinin onarım bedeli nedeniyle önemli ölçüde kullanılmış olması veya değer kaybının poliçe limitini aşması hâllerinde işleten, sürücü ve varsa İMM sigortacısının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Dolayısıyla doğru hukuki strateji “sigorta şirketi mi, araç sahibi mi?” şeklinde tek bir sorumlu seçmekten ziyade, trafik kazasından doğan bütün sorumluluk zincirini belirlemektir.

Araç Sahibinin “Sigortam Var” Savunması Sorumluluğu Kaldırır mı?

Hayır.

Zorunlu trafik sigortasının bulunması, kusurlu aracın işleteninin zarar görene karşı hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sigorta, bu sorumluluğun belirli bir kısmının sigortacı tarafından karşılanmasını sağlar.

Bu nedenle zarar görenin gerçek zararının 500.000 TL olduğu ancak sigorta şirketinin teminat kapsamında 350.000 TL ödeyebildiği bir senaryoda, yalnızca “araç sigortalıydı” denilerek kalan 150.000 TL bakımından işletenin sorumluluğunun ortadan kalktığı kabul edilemez.

Sigorta poliçesi zarar görenin talep hakkını yok eden değil, aksine alacağın tahsilini güvence altına alan bir mekanizmadır.

Sonuç: Araç Değer Kaybını Gerçekte Kim Öder?

Araç değer kaybında tek bir sorumludan söz etmek çoğu zaman mümkün değildir.

Temel hukuki sorumluluk kazaya sebebiyet veren araç işleteni ve kusurlu sürücüye aittir. Zorunlu trafik sigortası şirketi ise bu sorumluluğu kusur oranı ve poliçe teminat sınırları içerisinde karşılar.

Bu nedenle kusurlu aracın trafik sigortasının bulunması, işleten veya sürücünün hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sigorta şirketinden yapılan ödeme yalnızca zarar görenin zararını ödeme miktarı kadar karşılar.

Gerçek değer kaybının sigorta limiti içerisinde kalması hâlinde zarar çoğunlukla sigorta şirketinden tahsil edilebilir. Buna karşılık sigorta limitinin yetersiz kalması, maddi zarar limitinin onarım bedeli nedeniyle kullanılmış olması veya sigorta tarafından gerçek zarardan daha düşük ödeme yapılması hâllerinde bakiye zararın işleten ve kusurlu sürücüden talep edilmesi mümkündür. Kusurlu araçta İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası bulunması hâlinde bu poliçe de ayrıca değerlendirilmelidir.

Ayrıca Haziran 2026 itibarıyla yapılan önemli değişiklik sonucunda, trafik sigortası kapsamında maddi hasar başvurusu bulunan dosyalarda değer kaybının ayrıca ikinci bir başvuru beklenmeden maddi hasarla birlikte hesaplanıp ödenmesi öngörülmüştür.

Sonuç olarak araç değer kaybı dosyalarında doğru yaklaşım; kusur oranının, gerçek piyasa değer kaybının, zorunlu trafik sigortası teminatının, daha önce yapılan hasar ödemelerinin, işleten ve sürücü sıfatlarının ve varsa İMM poliçesinin birlikte incelenmesidir. Bu unsurlar değerlendirilmeden yalnızca sigorta şirketine veya yalnızca araç sahibine yönelmek, zarar görenin tazminatının eksik kalmasına neden olabilir.

Leave a Reply

Call Now Button