Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılmasında İstinaf ve Temyiz Sistemi Değişti
Hukuk yargılamasında aynı veya birbiriyle bağlantılı uyuşmazlıkların farklı dosyalarda görülmesi, hem yargılama süresini uzatabilmekte hem de aynı maddi olay hakkında birbirinden farklı kararlar verilmesi riskini ortaya çıkarabilmektedir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanunu, şartların bulunması hâlinde davaların birleştirilmesine, birlikte görülmesi yargılamayı zorlaştıran uyuşmazlıkların ise ayrılmasına imkân tanımaktadır.
Ancak davaların birleştirilmesi veya ayrılması yalnızca teknik bir dosya yönetimi işlemi değildir. Birleştirme kararı verildiğinde tarafların davası başka bir mahkemede görülmeye devam edebilir, yargılama takvimi değişebilir, deliller başka bir dosya içerisinde birlikte değerlendirilebilir ve tarafların kanuni hâkim güvencesiyle bağlantılı önemli sonuçlar ortaya çıkabilir.
Bu nedenle “birleştirme kararına karşı istinaf edilebilir mi?”, “ayırma kararına karşı hemen kanun yoluna gidilebilir mi?”, “birleştirme kararı kesinleşmeden dosya diğer mahkemeye gönderilebilir mi?” ve “bölge adliye mahkemesinin birleştirme kararına karşı temyiz mümkün mü?” soruları hukuk davaları bakımından son derece önemlidir.
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, tam olarak bu konuda önemli bir sistem değişikliği getirmiştir.
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemelerle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166. maddesinin birinci fıkrası değiştirilmiş, ayrıca davaların birleştirilmesi ve ayrılmasında kanun yollarını düzenleyen HMK m.168 tamamen yeniden yazılmıştır. Yeni sistemle özellikle aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemeleri arasında verilen birleştirme kararına karşı artık esas hükmün verilmesini beklemeden müstakil olarak istinaf yoluna başvurulabilmesi mümkün hâle gelmiştir.
Yeni düzenlemenin temel sonucu şu şekilde özetlenebilir:
Birleştirme kararı artık her durumda hüküm sonuna kadar bekletilen sıradan bir ara karar değildir.
Özellikle aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemeleri arasında verilen birleştirme kararları bakımından taraflara doğrudan istinaf denetimi imkânı tanınmıştır.
Buna karşılık ayırma kararlarında eski mantık büyük ölçüde korunmuş, ilk derece mahkemesinin ayırma kararına karşı istinafa ancak esas hükümle birlikte gidilebileceği kabul edilmiştir.
Davaların Birleştirilmesi Nedir?
Davaların birleştirilmesi, aralarında hukuki veya fiilî bağlantı bulunan iki veya daha fazla davanın tek bir mahkeme önünde birlikte görülmesini sağlayan usul kurumudur.
HMK m.166’ya göre aynı yargı çevresinde bulunan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar arasında bağlantı bulunması hâlinde, şartları varsa davaların birleştirilmesi mümkündür. Güncel HMK sistemi davaların birleştirilmesini açık biçimde düzenlemeye devam etmektedir.
Örneğin aynı trafik kazası nedeniyle;
bir kişinin araç hasarı,
diğer kişinin bedensel zararı
veya aynı hukuki olaydan doğan başka bir tazminat talebi
farklı dosyalarda görülüyor olabilir.
Benzer şekilde aynı şirketler arasındaki aynı sözleşme ilişkisine dayanan;
alacak davası,
menfi tespit davası,
sözleşmenin feshi davası
veya başka bağlantılı talepler farklı mahkemelerde bulunabilir.
Bu davaların ayrı ayrı görülmesi durumunda aynı sözleşmenin, aynı tanıkların, aynı bilirkişi incelemesinin ve aynı hukuki ilişkinin farklı mahkemelerde tekrar tekrar değerlendirilmesi gerekebilir.
Birleştirme kurumu bu tür durumlarda usul ekonomisini sağlama ve çelişkili kararların önüne geçme işlevi görmektedir.
Davalar Arasında Bağlantı Ne Demektir?
Davaların birleştirilebilmesi için yalnızca taraflardan birinin aynı olması yeterli değildir.
HMK m.166 sisteminde temel ölçüt davalar arasında bağlantı bulunmasıdır.
Uygulamada bağlantının bulunup bulunmadığı değerlendirilirken davaların;
aynı veya benzer maddi olaydan doğup doğmadığı,
aynı hukuki ilişkiye dayanıp dayanmadığı,
birinde verilecek hükmün diğerini etkileyip etkilemeyeceği
ve birlikte görülmelerinin çelişkili karar riskini azaltıp azaltmayacağı
önem taşımaktadır.
UYAP’ta yayımlanan Yargıtay kararlarında da HMK m.166 kapsamında birleştirme değerlendirilirken davalar arasındaki bağlantı şartına vurgu yapılmaktadır.
Dolayısıyla taraflardan biri yalnızca yargılamayı geciktirmek veya dosyayı başka mahkemeye göndermek amacıyla her bağlantılı gördüğü uyuşmazlık bakımından birleştirme talebinde bulunamaz.
Mahkemenin somut hukuki bağlantıyı değerlendirmesi gerekir.
Davaların Ayrılması Nedir?
Davaların ayrılması ise birleştirmenin tersidir.
Aynı dosya içerisinde birlikte yürütülen taleplerin veya davaların birlikte görülmesi yargılamanın sağlıklı ve hızlı yürütülmesini güçleştiriyorsa mahkeme bunların ayrılmasına karar verebilir.
Örneğin aynı dosyada çok sayıda taraf bulunması, bazı talepler için farklı deliller toplanması gerekmesi veya taleplerden birinin diğerlerinden çok daha uzun inceleme gerektirmesi hâlinde birlikte yargılama usul ekonomisine hizmet etmek yerine davayı geciktirebilir.
Bu durumda mahkeme ayırma yoluna gidebilir.
Dolayısıyla birleştirmenin amacı bağlantılı uyuşmazlıkları tek dosyada toplamak iken, ayırmanın amacı birlikte görülmesi verimli olmayan uyuşmazlıkları bağımsız dosyalara ayırarak yargılamayı daha sağlıklı yürütmektir.
12. Yargı Paketi Davaların Birleştirilmesinde Neyi Değiştirdi?
7589 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle HMK m.166/1’in ikinci cümlesi değiştirilmiştir.
Yeni hükme göre:
İlk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlı olacaktır.
Bu kısa cümlenin uygulamadaki sonucu oldukça büyüktür.
Eski sistemde aynı yargı çevresindeki mahkemeler arasında ikinci davanın açıldığı mahkemenin verdiği birleştirme kararının diğer mahkemeyi bağlaması söz konusuydu.
- Yargı Paketi sonrasında ise artık belirleyici nokta birleştirme kararının kesinleşmesidir.
Başka bir ifadeyle:
Birleştirme kararı verildi → otomatik olarak tartışmasız biçimde diğer mahkemeyi bağlar
sistemi yerine,
Birleştirme kararı verildi → kanun yolu denetimi mümkün → karar kesinleşti → ilk davanın açıldığı mahkeme artık kararla bağlı
sistemi getirilmiştir.
Bu değişiklik, yeni getirilen müstakil istinaf hakkıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Birleştirme Kararına Artık Hemen İstinaf Edilebilir mi?
Evet.
Yeni sistemin en önemli yeniliği budur.
HMK m.168’in yeni birinci fıkrası uyarınca:
Aynı yargı çevresinde bulunan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar hakkında verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir.
Bu düzenleme, eski sistemden önemli ölçüde farklıdır.
Önceki uygulamada birleştirme kararının kanun yolu denetimi esas hükümle birlikte yapılıyordu. UYAP’ta yayımlanan eski dönem kararlarında da HMK m.168 gereğince birleştirme kararına karşı istinaf incelemesinin ancak hükümle birlikte yapılabileceğine ilişkin uygulama görülmektedir.
Yeni sistemde ise taraf;
“Bu iki davanın birleştirilmesi şartları oluşmamıştır.”
diyorsa, uyuşmazlığın esasının tamamlanmasını ve yıllar sonra hüküm verilmesini beklemek zorunda değildir.
Birleştirme kararının kendisi doğrudan istinaf denetimine götürülebilecektir.
Bu nedenle yeni düzenleme müstakil istinaf imkânı getirmiştir.
Örnek: İki Asliye Hukuk Mahkemesindeki Dava Birleştirilirse
Örneğin İstanbul’daki aynı yargı çevresinde bulunan iki asliye hukuk mahkemesinde iki ayrı dava görülüyor olsun.
İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde ilk dava,
İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde ise daha sonra açılmış ikinci dava bulunsun.
İkinci davanın görüldüğü mahkeme iki dosya arasında bağlantı bulunduğu gerekçesiyle birleştirme kararı versin.
Taraflardan biri;
davaların maddi vakıalarının farklı olduğunu,
birleştirme şartlarının oluşmadığını
veya birlikte görülmelerinin yargılamayı daha da uzatacağını
düşünüyor olabilir.
Yeni HMK m.168 kapsamında taraf artık uyuşmazlığın esasına ilişkin nihai karar verilmesini beklemeden birleştirme kararına karşı doğrudan istinaf yoluna başvurabilir.
Bu istinaf incelemesinin sonucu kesinleşmeden ilk davanın açıldığı mahkemenin birleştirme kararıyla bağlı hâle gelmemesi de yeni HMK m.166’nın doğal sonucudur.
Yeni Sistem Neden Getirildi?
Düzenlemenin arka planında Anayasa Mahkemesinin HMK m.166’ya ilişkin iptal kararı bulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, HMK m.166/1’deki aynı yargı çevresindeki mahkemeler arasında verilen birleştirme kararının diğer mahkemeyi bağlamasına ilişkin sistemi norm denetimine tabi tutmuştur. Kararın HMK m.166’daki birleştirme mekanizmasına ilişkin olduğu Anayasa Mahkemesinin resmî karar kayıtlarında da görülmektedir.
- Yargı Paketi’nin TBMM’deki resmî açıklamasında yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda gerçekleştirildiği açıkça belirtilmiştir. TBMM ayrıca yeni sistemle ilk davanın açıldığı mahkemenin ancak birleştirme kararının kesinleşmesinden sonra bu kararla bağlı olacağını ve birleştirme kararına müstakilen istinaf edilebileceğini açıklamıştır.
Dolayısıyla yeni düzenlemenin temel amacı, bir mahkemenin verdiği birleştirme kararının kanun yolu denetimi yapılmadan diğer mahkeme bakımından doğrudan ve geri döndürülmesi güç sonuçlar doğurmasının önüne geçmektir.
Birleştirme Kararı Kesinleşmeden Dosyalar Birleştirilmiş Sayılır mı?
Yeni sistemde kesinleşme artık özel önem taşımaktadır.
HMK m.166/1’in yeni ikinci cümlesi açık biçimde:
“İlk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.”
demektedir.
Dolayısıyla aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerde verilen birleştirme kararında artık kararın kesinleşmesi beklenmeden ilk mahkemenin birleştirme kararıyla bağlı kabul edilmesi yeni düzenlemenin amacıyla bağdaşmaz.
Bu durum özellikle birleştirme kararına karşı süresinde istinaf başvurusu yapılması hâlinde önemlidir.
İstinaf incelemesi devam ederken birleştirme işleminin geri dönülmez sonuç doğuracak şekilde uygulanması, yeni sistemde oluşturulan kanun yolu güvencesini anlamsızlaştırabilir.
Birleştirme Kararına Karşı Temyiz Edilebilir mi?
Yeni HMK m.168/1, aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinin birleştirme kararları bakımından açık biçimde “sadece istinaf” yolunu öngörmektedir.
Bu nedenle ilk derece mahkemesinin bu nitelikteki birleştirme kararına karşı doğrudan veya müstakil şekilde temyiz yoluna başvurulması mümkün değildir.
Yeni düzenlemenin mantığı;
ilk derece mahkemesinin birleştirme kararı → istinaf
şeklindedir.
Bölge adliye mahkemelerinin kendi yargılamaları sırasında verdiği birleştirme veya ayırma kararlarının temyizi ise ayrıca HMK m.168/2’de düzenlenmiştir.
Ayırma Kararına Karşı Hemen İstinaf Edilebilir mi?
Hayır.
Birleştirme kararının aksine ilk derece mahkemesinin ayırma kararına karşı müstakilen istinaf yolu açılmamıştır.
Yeni HMK m.168/2’ye göre ilk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna ancak hükümle birlikte gidilebilir.
Örneğin mahkeme aynı dosyada görülen iki talebi birbirinden ayırmış olsun.
Taraf bu kararın yanlış olduğunu düşünüyor olabilir.
Ancak yalnızca ayırma kararını alıp hemen bölge adliye mahkemesine götüremez.
Yargılama devam eder.
İlk derece mahkemesi esas hakkında hüküm verir.
Taraf esas hükme karşı istinafa giderken ayırma kararının da hukuka aykırı olduğunu ileri sürebilir.
Dolayısıyla yeni düzenleme bakımından önemli ayrım şudur:
Birleştirme kararı → müstakil istinaf mümkün.
Ayırma kararı → ancak hükümle birlikte istinaf mümkün.
Neden Birleştirme ile Ayırma Kararı Farklı Düzenlendi?
Kanun koyucu birleştirme kararının sonuçlarını ayırma kararından daha farklı değerlendirmiştir.
Birleştirme kararı, özellikle başka bir mahkemede görülmekte olan davanın ilk davanın açıldığı mahkemeye taşınması sonucunu doğurabilir.
Böyle bir durumda davanın hangi mahkeme tarafından görülmesi gerektiğine ilişkin mesele doğrudan etkilenmektedir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasındaki düzenlemede de özellikle bu noktaya önem verilmiş ve birleştirme kararı kesinleşmeden ilk mahkemenin kararla bağlı olmaması kabul edilmiştir.
Ayırma kararında ise uyuşmazlıkların bağımsız dosyalarda görülmesi söz konusudur.
Kanun koyucu, her ayırma kararının derhâl istinafa götürülmesinin yargılamanın sürekli kesintiye uğramasına yol açabileceğini değerlendirerek bu karar bakımından kanun yolu incelemesini esas hükümle birlikte sürdürmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesinin Birleştirme Kararına Karşı Temyiz Mümkün mü?
Evet; ancak hemen değil.
Yeni HMK m.168/2’ye göre:
Bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında temyiz yoluna ancak hükümle birlikte gidilebilir.
Dolayısıyla bölge adliye mahkemesi istinaf incelemesi sırasında bazı davaları birleştirme veya ayırma kararı vermişse bu ara kararın tek başına doğrudan Yargıtaya götürülmesi mümkün değildir.
Temyiz edilebilir bir esas karar ortaya çıktığında taraf, bu esas kararla birlikte birleştirme veya ayırma işleminin hukuka aykırılığını da temyiz sebebi olarak ileri sürebilir.
Bu nedenle sistem şu şekilde özetlenebilir:
İlk derece mahkemesinde aynı yargı çevresindeki birleştirme kararı → hemen istinaf.
İlk derece mahkemesinde ayırma kararı → hükümle birlikte istinaf.
Bölge adliye mahkemesinde birleştirme veya ayırma kararı → hükümle birlikte temyiz.
Birleştirme veya Ayırmadaki Hata Tek Başına Kararın Bozulmasına Yeter mi?
Yeni düzenlemenin son derece önemli hükümlerinden biri de budur.
HMK m.168/2’nin son cümlesine göre birleştirme veya ayırma konusundaki hukuka aykırılık tek başına;
bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenmesine,
Yargıtayda ise bozma kararı verilmesine
sebep olmaz.
Başka bir ifadeyle:
“Mahkeme bu davaları ayırmamalıydı.”
veya
“Bölge adliye mahkemesi dosyaları birleştirmemeliydi.”
şeklindeki iddia tek başına esas hükmün kaldırılması veya bozulması için yeterli değildir.
Bu kural son derece önemlidir.
Çünkü kanun koyucu bir taraftan kanun yolu denetimini güvence altına almakta, diğer taraftan sırf dosya yönetimine ilişkin her hatanın esasa ilişkin doğru bir hükmü ortadan kaldırmasını engellemektedir.
“Tek Başına Bozma Sebebi Değildir” Ne Demektir?
Örneğin bir dava aslında bir başka dosyayla birlikte görülmesi gerekirken mahkeme davaları ayırmış olabilir.
Yargılama sonucunda mahkeme delilleri eksiksiz toplamış ve maddi hukuk bakımından doğru hüküm vermiş olabilir.
Taraf istinaf veya temyiz dilekçesinde yalnızca;
“Bu dava diğer dosyadan ayrılmamalıydı.”
demişse, yeni HMK m.168 bu hatanın tek başına hükmün ortadan kaldırılması için yeterli olmadığını açıkça düzenlemektedir.
Ancak yanlış birleştirme veya ayırma işlemi aynı zamanda;
delillerin eksik değerlendirilmesine,
savunma hakkının kısıtlanmasına,
çelişkili hüküm kurulmasına,
tarafın hukuki dinlenilme hakkının ihlaline
veya sonuca etkili başka bir hukuka aykırılığa
neden olmuşsa durum farklı değerlendirilmelidir.
Kanunun söylediği şey birleştirme veya ayırma hatasının tek başına yeterli olmadığıdır.
Yoksa bu işlemlerin neden olduğu diğer hukuka aykırılıkların hiçbir zaman dikkate alınmayacağı anlamına gelmez.
Birleştirme Kararına İstinaf Başvurusunda Ne İleri Sürülebilir?
Yeni sistemde müstakil istinaf hakkının etkin kullanılabilmesi için yalnızca;
“Birleştirme kararına katılmıyoruz.”
demek yerine, birleştirme şartlarının neden oluşmadığının somutlaştırılması önemlidir.
Örneğin şu hususlar ileri sürülebilir:
Davalar arasında HMK m.166 anlamında bağlantı bulunmadığı,
uyuşmazlıkların farklı maddi vakıalara dayandığı,
tarafların ve hukuki sebeplerin farklı olduğu,
bir davada verilecek kararın diğerini etkilemeyeceği,
birleştirmenin usul ekonomisine hizmet etmek yerine yargılamayı uzatacağı,
dosyalardaki tahkikat aşamalarının tamamen farklı olduğu
veya birleştirmenin somut olayda yargılamayı gereksiz şekilde karmaşıklaştıracağı.
Bölge adliye mahkemesi bu itirazları birleştirme şartları bakımından değerlendirecektir.
Birleştirme Talebi Reddedilirse Buna Karşı da Hemen İstinaf Edilebilir mi?
Yeni HMK m.168/1’in lafzı “verilen birleştirme kararına” karşı istinaf yolunu düzenlemektedir.
Bu nedenle hükmün açık lafzından hareket edildiğinde müstakil istinaf imkânının doğrudan birleştirme kararı verilmesi hâline özgü olduğu görülmektedir.
Birleştirme talebinin reddi bakımından kanunun aynı şekilde bağımsız bir istinaf yolu öngördüğü sonucu doğrudan metinden çıkarılamaz.
Dolayısıyla;
“Birleştirme talebimiz reddedildi, artık mutlaka hemen istinafa gidebiliriz.”
şeklinde genelleme yapılmamalıdır.
Yeni düzenlemenin uygulaması ve bölge adliye mahkemesi içtihatları bu konuda ayrıca önem taşıyacaktır.
Farklı Tür Mahkemelerdeki Davalar Birleştirilebilir mi?
HMK m.166 aynı düzey ve aynı sıfattaki hukuk mahkemeleri kavramını esas almaktadır.
Dolayısıyla yalnızca tarafların veya olayın benzer olması, farklı görev alanına sahip iki mahkemenin davalarının otomatik biçimde birleştirilmesine imkân vermez.
Örneğin bir davanın aile mahkemesinin, diğerinin asliye ticaret mahkemesinin görevine girdiği durumda yalnızca olayların birbiriyle bağlantılı olması sebebiyle her iki dosyanın aynı mahkemede birleştirilmesi mümkün kabul edilemez.
Görev kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle birleştirme talebi hazırlanırken;
mahkemelerin düzeyi,
sıfatı,
yargı çevresi
ve uyuşmazlıkların bağlantısı
birlikte incelenmelidir.
Birleştirme Davayı Hızlandırır mı?
Her zaman değil.
Davaların birleştirilmesinin temel amaçlarından biri usul ekonomisidir.
Aynı delillerin iki kez toplanması,
aynı tanıkların iki farklı mahkemede dinlenmesi,
aynı sözleşmenin iki ayrı bilirkişi tarafından incelenmesi
ve birbirine aykırı kararlar verilmesi
önlenebilir.
Ancak bazı dosyalarda birleştirme tam tersine davayı yavaşlatabilir.
Örneğin bir dava hüküm aşamasına gelmişken diğer dava henüz dilekçeler aşamasındaysa iki dosyanın birleştirilmesi ileri aşamadaki davanın uzun süre beklemesine yol açabilir.
Bu nedenle birleştirme kararında yalnızca teorik bağlantının değil, yargılamanın geldiği aşamanın ve usul ekonomisinin de dikkate alınması gerekir.
Yeni müstakil istinaf yolu, tarafların bu tür sakıncaları nihai hükümden önce bölge adliye mahkemesine taşımasına olanak sağlamaktadır.
İş Davalarında Birleştirme Kararı
İş mahkemelerinde aynı işveren ve aynı hukuki ilişki nedeniyle birbirine bağlı davalar bulunabilir.
Örneğin aynı işçi ile işveren arasında;
işçilik alacağı davası,
işe iade sonrası sonuçlara ilişkin dava
veya bağlantılı başka parasal talepler
bulunabilir.
Ancak her iki davanın aynı iş ilişkisinden doğması birleştirme için otomatik olarak yeterli sayılmamalıdır.
Dosyaların tahkikat durumu ve bir davadaki hükmün diğerine etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Birleştirme kararı yeni HMK m.168/1 kapsamına giriyorsa artık bu ara kararın nihai hüküm beklenmeden istinaf edilmesi mümkündür.
Ticaret Mahkemelerinde Birleştirme Kararı
Asliye ticaret mahkemelerinde birleştirme kurumu sık gündeme gelebilir.
Örneğin taraflar arasında;
alacak,
menfi tespit,
itirazın iptali,
şirket genel kurul kararının iptali,
sözleşmeden kaynaklanan tazminat
ve benzeri bağlantılı davalar bulunabilir.
Aynı ticari ilişkinin farklı boyutları hakkında farklı mahkemelerde yargılama yapılması hâlinde birleştirme önemli olabilir.
Ancak ticari dosyaların kapsamı çok geniş olabileceğinden yanlış birleştirme kararı yargılamayı yıllarca uzatabilir.
Yeni düzenleme bu sebeple ticari uyuşmazlıklarda da önemli pratik sonuç yaratacaktır.
Taraf artık yanlış olduğunu düşündüğü birleştirme kararının sonuçlarını nihai hükme kadar taşımak zorunda kalmadan doğrudan istinaf denetimi isteyebilecektir.
Aile Mahkemelerinde Birleştirme ve Ayırma
Aile hukukunda da birbiriyle yakından bağlantılı davalar bulunabilir.
Örneğin farklı zamanlarda açılan boşanma davaları veya aile hukukundan kaynaklanan bağlantılı talepler bakımından dosyaların birlikte değerlendirilmesi gündeme gelebilir.
Birleştirme şartlarının varlığı somut dosyaya göre incelenmelidir.
Buna karşılık bazı taleplerin birlikte görülmesi yargılamayı gereksiz yere uzatıyorsa ayırma kararı verilebilir.
Yeni sistemde birleştirme kararına karşı bağımsız istinaf yolu bulunurken ayırma kararına karşı kanun yolu ancak nihai hükümle birlikte kullanılacaktır.
Birleştirme Kararına İstinaf Davayı Durdurur mu?
Yeni düzenlemenin temel mantığı birleştirme kararının kesinleşmesinden sonra ilk davanın açıldığı mahkemeyi bağlamasıdır.
Bu nedenle birleştirme kararının bağımsız istinaf denetimine tabi tutulması, kararın kesinleşme sürecini doğrudan etkiler.
Ancak somut dosyada hangi usul işlemlerinin istinaf incelemesi sırasında yapılabileceği, mahkemenin dosya yönetimi ve HMK’nın genel kanun yolu hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Yeni düzenleme henüz 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiş olduğundan bu tür ayrıntılı uygulama meselelerinin bölge adliye mahkemesi kararlarıyla zaman içerisinde daha açık hâle gelmesi beklenebilir.
Yeni Sistem Devam Eden Davalara da Uygulanır mı?
7589 sayılı Kanun’un geçici maddesinde bazı düzenlemeler için özel geçiş kuralları getirilmiştir.
Örneğin belirsiz alacak davası, TBK m.55 değişiklikleri ve bazı ceza hukuku hükümleri bakımından açık geçiş düzenlemeleri bulunmaktadır. Buna karşılık HMK m.166 ve m.168 değişiklikleri bakımından özel bir geçiş hükmü öngörülmemiştir. Kanun’un yürürlük maddesi, bu maddelerin yayım tarihinde, yani 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdiğini göstermektedir.
Usul hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasına ilişkin genel ilkeler dikkate alındığında, yürürlükten sonra gerçekleştirilecek usul işlemleri bakımından yeni hükümlerin uygulanması gündeme gelir.
Bu nedenle örneğin dava 2025 yılında açılmış olsa bile birleştirme kararı 31 Temmuz 2026’dan sonra veriliyorsa güncel HMK m.166 ve m.168 hükümlerinin dikkate alınması gerekir.
Bununla birlikte yürürlükten önce verilmiş ve kanun yolu süreci başlamış kararların durumu, tamamlanmış usul işlemleri ve somut dosyanın aşaması ayrıca değerlendirilmelidir.
Yeni Sistem Hakkında Sık Sorulan Sorular
Birleştirme kararına karşı istinaf edilebilir mi?
Evet. Aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar hakkında verilen birleştirme kararına karşı yeni HMK m.168/1 uyarınca müstakilen istinaf yoluna başvurulabilir.
Birleştirme kararına karşı nihai hükmü beklemek gerekir mi?
Yeni düzenlemenin kapsamına giren birleştirme kararlarında hayır. Bu karar artık bağımsız şekilde istinafa taşınabilir.
Ayırma kararına karşı hemen istinaf edilebilir mi?
Hayır. İlk derece mahkemesinin ayırma kararına karşı istinafa ancak hükümle birlikte gidilebilir.
Birleştirme kararı ne zaman ilk mahkemeyi bağlar?
Birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren.
Birleştirme kararına karşı doğrudan temyiz mümkün mü?
İlk derece mahkemesinin HMK m.168/1 kapsamındaki birleştirme kararına karşı kanun müstakil olarak yalnızca istinaf yolunu öngörmektedir.
Bölge adliye mahkemesinin ayırma kararına karşı temyiz edilebilir mi?
Evet; ancak temyiz başvurusu ancak esas hükümle birlikte yapılabilir.
Bölge adliye mahkemesinin birleştirme kararına karşı hemen Yargıtaya gidilebilir mi?
Hayır. HMK m.168/2, bölge adliye mahkemesinin birleştirme ve ayırma kararlarının temyizinin ancak hükümle birlikte yapılabileceğini düzenlemektedir.
Yanlış birleştirme kararı tek başına bozma sebebi midir?
Yeni düzenlemeye göre birleştirme veya ayırmaya ilişkin husus tek başına bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenmesine veya Yargıtayda bozmaya yeterli değildir.
Birleştirme talebinin reddine karşı da hemen istinaf mümkün mü?
Yeni HMK m.168/1’in lafzı verilen birleştirme kararına ilişkin müstakil istinaf yolunu düzenlemektedir. Birleştirme talebinin reddi için aynı açıklıkta bağımsız istinaf hükmü bulunmadığından bu konuda hükmün kapsamı ve gelişecek içtihat dikkatle takip edilmelidir.
Düzenleme ne zaman yürürlüğe girdi?
HMK m.166 ve m.168 değişiklikleri 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun’un yürürlük maddesinde bu hükümler ertelenmiş yürürlük kapsamına alınmamıştır.
Yeni Düzenleme Avukatlık Pratiğini Nasıl Değiştirecek?
Yeni sistemde birleştirme kararı verildiği anda dosyanın pasif biçimde takip edilmesi yeterli olmayabilir.
Taraf vekili öncelikle;
birleştirme kararının HMK m.168/1 kapsamında olup olmadığını,
davalar arasında gerçekten bağlantı bulunup bulunmadığını,
birleştirmenin hangi mahkemede yapılacağını,
kararın tebliğ tarihini,
istinaf süresini
ve birleştirmenin müvekkil bakımından yaratacağı usul sonuçlarını
incelemelidir.
Eski sistemde;
“Birleştirme kararına ilişkin itirazı nihai kararla birlikte istinafta ileri süreriz.”
yaklaşımı mümkünken, yeni sistemde aynı yargı çevresindeki birleştirme kararları bakımından müstakil istinaf hakkının zamanında kullanılması önem taşımaktadır.
Birleştirme kararı yanlışsa ve taraf buna rağmen bağımsız kanun yolu hakkını kullanmazsa, karar kesinleşebilir ve ilk davanın açıldığı mahkeme bu kararla bağlı hâle gelir.
Bu nedenle yeni sistem birleştirme kararlarının tebliğinden sonraki süreci çok daha kritik hâle getirmiştir.
Birleştirme Kararı İstinaf Dilekçesinde Nelere Dikkat Edilmeli?
Birleştirme kararına karşı hazırlanacak istinaf dilekçesinde yalnızca genel itirazlar yerine somut bağlantı kriterlerinin tartışılması gerekir.
Özellikle;
davaların taraf yapısı,
dava sebepleri,
talep sonuçları,
maddi vakıalar,
toplanacak deliller,
davaların bulunduğu yargılama aşamaları
ve bir dosyada verilecek hükmün diğerine etkisi
açıklanabilir.
Ayrıca birleştirmenin neden usul ekonomisine aykırı sonuç doğuracağı somutlaştırılabilir.
Örneğin bir dosya karar aşamasında, diğer dosya ise henüz ilk duruşma aşamasındaysa bu husus önem taşıyabilir.
Bunun yanında birleştirmenin gereksiz biçimde taraf sayısını artırması veya çok farklı teknik incelemeleri tek dosyada bir araya getirerek yargılamayı ağırlaştırması da gerekçelendirilebilir.
Yeni düzenlemenin amacı yalnızca daha fazla dosyayı birleştirmek değil, birleştirme kararını etkili yargısal denetime tabi tutmaktır.
Sonuç: Birleştirme Kararı Artık Nihai Hüküm Beklenmeden İstinaf Edilebilecek
- Yargı Paketi ile davaların birleştirilmesi ve ayrılmasına ilişkin kanun yolu sistemi önemli ölçüde değiştirilmiştir.
7589 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle HMK m.166/1 değiştirilmiş ve ilk davanın açıldığı mahkemenin birleştirme kararıyla ancak kararın kesinleşmesinden itibaren bağlı olması kabul edilmiştir.
Aynı Kanun’un 24. maddesiyle HMK m.168 tamamen yeniden düzenlenmiştir.
Yeni sistemin en önemli yeniliği şudur:
Aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar hakkında verilen birleştirme kararına karşı artık nihai hükmün verilmesini beklemeden doğrudan istinaf yoluna başvurulabilecektir.
Bu değişiklik, Anayasa Mahkemesinin birleştirme sistemine ilişkin iptal kararı sonrasında gerçekleştirilmiştir. TBMM de kanunun yasalaşmasına ilişkin resmî açıklamasında değişikliğin Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda yapıldığını ve birleştirme kararına bağımsız istinaf yolunun açıldığını açıkça belirtmiştir.
Yeni sistem bu yönüyle tarafların kanuni hâkim ve etkili kanun yolu güvencesini güçlendiren önemli bir değişikliktir.
Örneğin iki farklı asliye hukuk mahkemesinde görülen davaların birleştirilmesine karar verilmiş ve taraflardan biri bu kararın hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsa artık davanın yıllarca devam etmesini ve mahkemenin esas hakkında karar vermesini beklemek zorunda değildir.
Birleştirme kararına karşı doğrudan istinaf başvurusu yapılabilir.
Bölge adliye mahkemesi, davalar arasında gerçekten bağlantı bulunup bulunmadığını ve birleştirme şartlarının oluşup oluşmadığını inceleyebilir.
Birleştirme kararının kesinleşmesi hâlinde ise ilk davanın açıldığı mahkeme bu kararla bağlı olacaktır.
Buna karşılık ayırma kararlarında aynı sistem benimsenmemiştir.
İlk derece mahkemesinin verdiği ayırma kararına karşı müstakil istinaf mümkün değildir.
Taraf ayırma işleminin yanlış olduğunu düşünüyorsa bu iddiasını esas hükme karşı yapacağı istinaf başvurusunda ileri sürebilecektir.
Bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları bakımından da bağımsız temyiz sistemi getirilmemiştir.
Bu kararlara karşı Yargıtay denetimi ancak esas hükümle birlikte gerçekleştirilebilecektir.
Dolayısıyla yeni kanun yolu sistemi pratik olarak şu şekilde özetlenebilir:
İlk derece mahkemesinin aynı yargı çevresindeki birleştirme kararı → bağımsız istinaf mümkündür.
İlk derece mahkemesinin ayırma kararı → yalnızca hükümle birlikte istinaf mümkündür.
Bölge adliye mahkemesinin birleştirme kararı → yalnızca hükümle birlikte temyiz mümkündür.
Bölge adliye mahkemesinin ayırma kararı → yalnızca hükümle birlikte temyiz mümkündür.
Yeni sistemin bir diğer kritik noktası da birleştirme veya ayırma hatasının tek başına esas hükmün ortadan kaldırılması için yeterli kabul edilmemesidir.
HMK m.168/2 uyarınca bu husus tek başına bölge adliye mahkemesinin hükmü kaldırarak yeniden esastan inceleme yapmasına veya Yargıtayın bozma kararı vermesine neden olmayacaktır.
Bu nedenle taraf birleştirme veya ayırma işleminin esas hükme de etki ettiğini düşünüyorsa yalnızca;
“Davalar yanlış birleştirildi.”
demek yerine bu yanlışlığın hangi somut hukuki sonucu yarattığını göstermelidir.
Örneğin;
delillerin değerlendirilmesini etkilediği,
savunma hakkını kısıtladığı,
çelişkili sonuç doğurduğu,
yargılamanın sağlıklı yürütülmesini engellediği
veya sonuca etkili başka bir hukuka aykırılığa yol açtığı
somut biçimde ortaya konulabilir.
Yeni düzenlemenin uygulamadaki en önemli sonucu ise birleştirme kararlarına ilişkin erken müdahale imkânıdır.
Artık taraf yanlış birleştirme kararının sonuçlarına yıllarca katlanmak zorunda kalmadan, daha yargılamanın o aşamasında bölge adliye mahkemesi denetimine başvurabilir.
Bu değişiklik özellikle;
yüksek miktarlı ticari davalar,
aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan çok sayıda alacak davası,
iş uyuşmazlıkları,
aile hukuku davaları,
tazminat davaları
ve birden fazla dosyanın aynı maddi olay etrafında görüldüğü karmaşık uyuşmazlıklarda
önemli sonuçlar doğurabilir.
Ancak tarafların yeni sistemde birleştirme kararlarını çok daha yakından takip etmeleri gerekir.
Çünkü karar kesinleştikten sonra ilk davanın açıldığı mahkeme bununla bağlı olacaktır.
Bu nedenle birleştirme kararının tebliği sonrasında;
birleştirme şartlarının oluşup oluşmadığı,
müstakil istinaf hakkının bulunup bulunmadığı,
istinaf süresinin ne zaman dolacağı
ve
birleştirmenin yargılama bakımından yaratacağı sonuçlar
gecikmeden değerlendirilmelidir.
Sonuç itibarıyla 12. Yargı Paketi ile davaların birleştirilmesi ve ayrılması yalnızca mahkemelerin dosya düzenine ilişkin bir konu olmaktan çıkarak daha güçlü bir kanun yolu denetimine tabi usul meselesi hâline gelmiştir.
Yeni dönemin en önemli cümlesi ise şudur:
Birleştirme kararı verildiğinde artık her durumda esas hükmü beklemek gerekmeyecek; aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinin birleştirme kararları doğrudan istinaf denetimine taşınabilecek ve ilk davanın açıldığı mahkeme ancak birleştirme kararının kesinleşmesiyle bu karara bağlı olacaktır.