Islah Yerine Yeni Talep Artırım Sistemi mi Geliyor? HMK Değişikliklerinin Pratik Sonuçları
Hukuk davalarında dava açıldıktan sonra talep miktarının değiştirilmesi veya artırılması, özellikle işçilik alacakları, trafik kazası ve iş kazası tazminatları, ticari alacaklar ve bilirkişi incelemesi sonucunda miktarı kesinleşen diğer uyuşmazlıklar açısından son derece önemlidir. Uygulamada yıllardır bu amaçla en sık kullanılan usul kurumlarından biri ıslah, diğeri ise belirsiz alacak davalarında kullanılan talep artırımı olmuştur.
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, bu sistemi önemli ölçüde değiştirmiştir.
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası kaldırılmış, buna karşılık HMK m.109’a yeni bir dördüncü fıkra eklenerek kısmi davalarda özel bir talep artırma mekanizması oluşturulmuştur.
Yeni HMK m.109/4’e göre, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda davacı talebini;
aynı dava içerisinde,
bir defaya mahsus olmak üzere,
iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın
ve
tahkikat sona erinceye kadar
artırabilecektir.
Üstelik artırılan bölüm bakımından zamanaşımı, talep artırımının yapıldığı tarihte değil, ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılacaktır.
Bu değişiklik üzerine uygulamada en önemli soru şudur:
Yeni talep artırma sistemi ıslahın yerine mi geçmiştir?
Kısa cevap:
Hayır. Islah kaldırılmamıştır.
HMK m.176 ve m.177 yürürlüktedir. Taraflar yaptıkları usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir; aynı davada ıslaha bir kez başvurulabilir ve ıslah kural olarak tahkikat sona erinceye kadar yapılabilir.
Ancak yeni HMK m.109/4, özellikle kısmi davada talep miktarının artırılması bakımından ıslaha ihtiyaç duyulmasını önemli ölçüde azaltabilecek özel bir sistem getirmiştir.
Bu nedenle yeni dönem;
“Islah tamamen kalktı.”
şeklinde değil,
“Kısmi davalarda talep miktarını artırmak için ıslahtan ayrı, doğrudan kanundan kaynaklanan yeni bir talep artırma yolu getirildi.”
şeklinde açıklanmalıdır.
12. Yargı Paketi Öncesinde Talep Nasıl Artırılıyordu?
Yeni sistemi anlayabilmek için önce önceki uygulamayı hatırlamak gerekir.
Hukuk davalarında davacının dava dilekçesinde belirttiği talep sonucu önemlidir. Mahkeme, kural olarak tarafın talep ettiğinden fazlasına karar veremez.
Örneğin davacı;
100.000 TL alacak
talep etmişse, bilirkişi gerçek alacağın 700.000 TL olduğunu hesaplamış olsa dahi mahkemenin kendiliğinden 700.000 TL’ye hükmetmesi mümkün değildir.
Davacının talep sonucunu buna uygun şekilde artırması gerekir.
Önceki sistemde bunun hangi yöntemle yapılacağı davanın türüne göre değişiyordu.
Belirsiz alacak davasında HMK m.107 kapsamında talep artırımı yapılabiliyordu.
Kısmi davalarda ise özellikle kalan alacağın aynı dosyada talep edilmesi bakımından ıslah önemli bir araçtı.
HMK m.176’ya göre taraflardan her biri yaptığı usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir ve aynı davada yalnızca bir kez ıslah yoluna başvurabilir. HMK m.177 uyarınca da ıslah kural olarak tahkikat sona erinceye kadar gerçekleştirilebilir.
Dolayısıyla davacı başlangıçta düşük tutarlı bir dava açmış ve daha sonra bilirkişi raporuyla gerçek alacağı ortaya çıkmışsa talep sonucunun artırılmasında ıslah gündeme gelebiliyordu.
- Yargı Paketi, bu sistemin özellikle kısmi dava bölümünü değiştirmiştir.
Yeni Talep Artırım Sistemi Nedir?
7589 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle HMK m.109’a eklenen yeni dördüncü fıkra şu esaslara dayanmaktadır:
Alacağın sadece bir kısmı dava edilmiş olmalıdır.
Talep aynı dava içinde artırılır.
Artırım yalnızca bir defa yapılabilir.
Davalının muvafakati aranmaz.
Artırım tahkikat sona erinceye kadar yapılmalıdır.
Artırılan bölüm bakımından zamanaşımı ilk dava tarihinde kesilmiş sayılır.
Bu düzenleme, kısmi davanın pratik önemini ciddi biçimde artırmıştır.
Çünkü aynı 12. Yargı Paketi ile belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107 de yürürlükten kaldırılmıştır.
Dolayısıyla yeni davalarda alacağının yalnızca bir bölümünü dava etmek isteyen kişinin başvuracağı temel mekanizmalardan biri artık HMK m.109 kapsamındaki kısmi dava olacaktır.
Islah Tamamen Kaldırıldı mı?
Hayır.
Bu konuda herhangi bir tereddüt bulunmamalıdır.
- Yargı Paketi HMK’nın ıslahı düzenleyen 176 ve devamı maddelerini yürürlükten kaldırmamıştır.
Güncel HMK m.176’ya göre taraflardan her biri yaptığı usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.
Aynı davada bir taraf ıslah yoluna yalnızca bir kez başvurabilir.
HMK m.177’ye göre ıslah kural olarak tahkikat sona erinceye kadar yapılabilir.
Dolayısıyla 12. Yargı Paketi sonrasında da;
dava dilekçesindeki bazı usul işlemlerinin düzeltilmesi,
talep sonucunun şartları varsa ıslahla değiştirilmesi,
kısmi veya tam ıslah yapılması
gibi durumlar tamamen ortadan kalkmış değildir.
Yeni düzenleme, ıslahın tamamını değil, kısmi davada parasal talebin artırılması bakımından kullanılan alanın önemli bir bölümünü özel bir hükümle düzenlemektedir.
Yeni Talep Artırımı ile Islah Arasındaki En Önemli Fark Nedir?
İki kurum arasındaki temel fark, yeni talep artırma hakkının doğrudan HMK m.109/4’ten kaynaklanmasıdır.
Davacı;
“Dava dilekçemi ıslah ediyorum.”
demek zorunda değildir.
Kısmi dava açılmış ve kanundaki şartlar gerçekleşmişse;
HMK m.109/4 uyarınca talep artırımı
yapılması mümkündür.
Islah ise daha geniş bir usul kurumudur.
Taraf, HMK m.176 kapsamında yaptığı usul işlemlerini kısmen veya tamamen düzeltebilir.
Yeni talep artırımı ise özellikle kısmi davadaki talep miktarının yükseltilmesine yönelik özel bir yetkidir.
Bu nedenle iki kurum birbirine benzemekle birlikte hukuken aynı değildir.
Kısmi Davada Artık Islah Yapmaya Gerek Kalmayacak mı?
Talep miktarını artırmak bakımından çoğu durumda HMK m.109/4 kullanılabilecek olması, bu amaçla ıslaha duyulan ihtiyacı ciddi ölçüde azaltabilir.
Örneğin davacı;
50.000 TL
üzerinden kısmi dava açmış olsun.
Bilirkişi gerçek alacağı;
750.000 TL
olarak hesaplasın.
Davacı artık sırf talebini 50.000 TL’den 750.000 TL’ye çıkarabilmek için mutlaka klasik ıslah mekanizmasına başvurmak zorunda olmayacaktır.
HMK m.109/4’e dayanarak talebini aynı davada artırabilir.
Ancak buradan;
“Kısmi davalarda artık hiçbir zaman ıslah yapılamaz.”
sonucuna ulaşılamaz.
Islah yalnızca talep miktarının artırılması için kullanılabilecek bir kurum değildir.
Tarafın yaptığı başka usul işlemlerinin düzeltilmesi veya değiştirilmesi gereken durumlarda ıslahın genel hükümleri önemini korumaktadır.
Dolayısıyla yeni sistem ıslahı kaldırmamış, kısmi davada miktar artırımı için ona alternatif ve daha özel bir yol oluşturmuştur.
Yeni Talep Artırımının En Büyük Avantajı Nedir?
Yeni sistemin en önemli avantajı zamanaşımıdır.
HMK m.109/4 açıkça, artırılan bölüm bakımından zamanaşımının da ilk dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını düzenlemektedir.
Örneğin davacının gerçek alacağı:
1.000.000 TL
olsun.
Zamanaşımı süresinin bitmesine yalnızca birkaç gün kala davacı:
20.000 TL
üzerinden kısmi dava açmış olsun.
Yargılama bir yıl sürsün.
Bilirkişi raporu sonucunda alacağın 1.000.000 TL olduğu belirlensin.
Davacı HMK m.109/4 uyarınca talebini;
20.000 TL’den 1.000.000 TL’ye
çıkarırsa artırılan:
980.000 TL
bakımından zamanaşımı talep artırımının yapıldığı bir yıl sonraki tarihte değil, 20.000 TL’lik ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılacaktır.
Bu, yeni sistemin davacı bakımından en güçlü sonuçlarından biridir.
Yeni Talep Artırımı Kaç Defa Yapılabilir?
Sadece bir defa.
Kanun bu konuda oldukça açıktır.
HMK m.109/4, talep konusunun aynı davada “bir defaya mahsus olmak üzere” artırılabileceğini düzenlemektedir.
Bu nedenle yeni sistem davacıya önemli bir kolaylık sağlarken aynı zamanda ciddi bir stratejik risk yaratmaktadır.
Örneğin;
dava 100.000 TL ile açılmış,
ilk bilirkişi raporu 500.000 TL hesaplamış,
davacı hemen talebini 500.000 TL’ye çıkarmış,
daha sonra ek raporda gerçek alacak 800.000 TL olarak belirlenmiş
olabilir.
Davacı HMK m.109/4’teki özel hakkını ilk artırımda kullanmış olacaktır.
Bu nedenle ilk bilirkişi raporunun gelmesi, her durumda hemen talep artırımı yapılması gerektiği anlamına gelmez.
İlk Bilirkişi Raporundan Sonra Talep Hemen Artırılmalı mı?
Yeni sistemin pratik açıdan en kritik sorunlarından biri budur.
Kanun;
“Bilirkişi raporu tebliğ edilince talep artırılır.”
şeklinde bir süre belirlememektedir.
Kanunun belirlediği üst sınır tahkikatın sona ermesidir.
Dolayısıyla ilk bilirkişi raporuna itiraz edilmişse ve yeni bir hesap yapılması bekleniyorsa davacı, özel artırım hakkını hemen kullanmak zorunda değildir.
Örneğin ilk aktüerya bilirkişi raporu;
2.000.000 TL
iş gücü kaybı tazminatı hesaplamış olabilir.
Ancak davacı;
gelirin hatalı alındığını,
maluliyet oranının yanlış uygulandığını,
kusurun yanlış dağıtıldığını
ileri sürmüş olabilir.
Mahkeme ek rapor alınmasına karar vermişse ve gerçek tazminatın daha yüksek çıkma ihtimali bulunuyorsa HMK m.109/4’teki tek seferlik artırım hakkının hemen kullanılması ileride sorun yaratabilir.
Ancak diğer taraftan davacı çok fazla beklememelidir.
Çünkü mahkeme tahkikatı sona erdirirse özel artırım hakkı artık kullanılamaz.
Bu nedenle yeni sistemde davacı açısından en önemli stratejik soru:
“Talebimi ne zaman artırmalıyım?”
sorusudur.
Talep Artırımı Ne Zamana Kadar Yapılabilir?
HMK m.109/4’e göre talep artırımı tahkikat sona erinceye kadar yapılabilir.
Bu sınır aynı zamanda ıslah bakımından da önemlidir.
HMK m.177’de ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Dolayısıyla yeni talep artırımı ile ıslahın zaman bakımından önemli bir ortak noktası bulunmaktadır.
Her ikisi bakımından da tahkikat aşamasının kapanması kritik sınırdır.
Davacı;
“Mahkeme henüz karar vermedi.”
diyerek tahkikat sonrasında HMK m.109/4 talep artırımında bulunamaz.
Mahkeme henüz hüküm vermemiş olsa bile tahkikat sona ermiş ve sözlü yargılama aşamasına geçilmiş olabilir.
Bu nedenle dosyanın hangi aşamada bulunduğu dikkatle takip edilmelidir.
Tahkikat Ne Zaman Sona Ermiş Sayılır?
Hukuk yargılamasında tahkikat, uyuşmazlığın çözümü için gerekli delillerin toplandığı ve değerlendirildiği aşamadır.
Tanıkların dinlenmesi, bilirkişi raporlarının alınması, keşif yapılması, kayıtların incelenmesi gibi işlemler bu dönemde gerçekleşir.
Mahkeme gerekli incelemelerin tamamlandığı sonucuna ulaştığında tahkikatı sona erdirir ve sözlü yargılama aşamasına geçer.
Islah bakımından HMK m.177 de tahkikatın sona ermesini sınır olarak kabul etmektedir.
Yeni talep artırma sistemi de aynı sınırı benimsemiştir.
Bu nedenle özellikle son bilirkişi raporunun tebliğinden sonraki celse, davacı açısından kritik olabilir.
Mahkeme;
“Başka araştırılacak husus kalmadığından tahkikatın sona erdirilmesine…”
şeklinde ara karar veya usul işlemi yapmadan önce talep artırımı tamamlanmalıdır.
Davalının Talep Artırımına İzin Vermesi Gerekir mi?
Hayır.
HMK m.109/4’ün önemli yeniliklerinden biri, artırımın iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmamasıdır.
Dolayısıyla davacı HMK m.109/4 şartlarını yerine getiriyorsa davalı;
“Talep artırılmasına muvafakat etmiyoruz.”
dese bile artırım engellenmez.
Davacıya bu hakkı doğrudan kanun vermektedir.
Bu yönüyle yeni sistem, taraf iradesine bağlı bir genişletme mekanizmasından ziyade kanuni bir talep artırma hakkı oluşturmaktadır.
Talep Artırımı İçin Islah Harcı mı Ödenecek?
Yeni talep artırımı teknik anlamda ıslah değildir.
Ancak para alacağına ilişkin nispi harca tabi davalarda talep miktarının artırılması, dava değerini de artıracağından artırılan bölüm bakımından gerekli harcın tamamlanması gerekir.
Örneğin;
100.000 TL üzerinden dava açılmış,
talep 1.000.000 TL’ye çıkarılmışsa,
artırılan 900.000 TL bakımından gerekli nispi harç yükümlülüğü ortaya çıkacaktır.
Bu nedenle talep artırım dilekçesinin yalnızca UYAP üzerinden dosyaya sunulması yeterli görülmemeli; artırılan miktara ilişkin harç işlemlerinin de tamamlanması gerekir.
Talep Artırım Dilekçesi Nasıl Hazırlanmalı?
Yeni sistemde talep artırım dilekçesinin açık olması önemlidir.
Özellikle şu hususların belirtilmesi uygun olacaktır:
Davanın kısmi dava olarak açıldığı,
başlangıç talebinin miktarı,
HMK m.109/4’e dayanıldığı,
talebin hangi delil veya hesap sonucunda artırıldığı,
artırılan miktar,
yeni toplam talep
ve faiz talebinin hangi tarihten itibaren sürdürüldüğü.
Birden fazla alacak kalemi varsa her alacak ayrı ayrı gösterilmelidir.
Örneğin işçilik alacağı davasında sadece;
“Bilirkişi raporu doğrultusunda talebimizi 600.000 TL’ye artırıyoruz.”
denilmesi yerine;
kıdem tazminatı: 250.000 TL,
fazla çalışma: 180.000 TL,
hafta tatili: 70.000 TL,
ulusal bayram ve genel tatil: 100.000 TL
şeklinde kalemlerin açıkça belirtilmesi daha sağlıklı olabilir.
Talep Artırımı Faiz Başlangıcını da Dava Tarihine Geri Götürür mü?
Burada son derece önemli bir ayrım vardır.
HMK m.109/4’ün açıkça dava tarihine bağladığı husus zamanaşımının kesilmesidir.
Kanun;
“Artırılan kısma ilişkin faiz de her durumda dava tarihinden başlar.”
dememektedir.
Faiz başlangıcı, maddi hukuk kurallarına göre belirlenir.
Örneğin alacağın niteliğine göre;
temerrüt tarihi,
kaza tarihi,
iş sözleşmesinin sona erdiği tarih,
dava tarihi,
ihtar tarihi
veya başka bir tarih
faiz başlangıcı bakımından önem taşıyabilir.
Bu nedenle yeni düzenleme hakkında;
“Talebi artırınca zamanaşımı da faiz de otomatik olarak dava tarihine gider.”
şeklindeki yorum doğru değildir.
Zamanaşımı ile faiz ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Yeni Talep Artırımı ve Islah Aynı Davada Birlikte Kullanılabilir mi?
Yeni düzenleme sonrasında uygulamada en fazla tartışılması beklenebilecek konulardan biri budur.
HMK m.109/4, özel talep artırma hakkının bir defaya mahsus kullanılabileceğini açıkça düzenlemektedir.
HMK m.176 ise ıslahın da aynı davada tarafça bir kez yapılabileceğini düzenlemeye devam etmektedir.
Ancak Kanun, HMK m.109/4 kapsamında talep artırımı yapıldıktan sonra aynı talep sonucunun daha sonra ayrıca ıslah yoluyla ikinci kez artırılıp artırılamayacağını açık bir özel hükümle çözmemiştir.
Bu nedenle;
“Talep artırım hakkını şimdi kullanırım, daha sonra miktar artarsa bir de ıslah yaparım.”
şeklindeki yaklaşım yeni düzenlemenin çok yakın tarihte yürürlüğe girmiş olması nedeniyle risklidir.
Bu sorunun Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararlarıyla netleşmesi beklenmelidir.
Dava stratejisi oluşturulurken, HMK m.109/4’teki tek seferlik sınırın etkisiz bırakılacağı varsayımına dayanılmaması daha güvenli olacaktır.
Islah Hangi Alanlarda Önemini Korumaya Devam Edecek?
Yeni HMK m.109/4 yalnızca alacağın bir kısmının dava edildiği durumlarda talep miktarının artırılmasına yönelik özel düzenlemedir.
Islahın kapsamı bundan daha geniştir.
HMK m.176’ya göre taraflar yaptıkları usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.
Dolayısıyla örneğin yalnızca parasal talebin yükseltilmesiyle çözülemeyen bir usul işleminin düzeltilmesi gereken durumlarda ıslah hâlen gündeme gelebilir.
Bu nedenle 12. Yargı Paketi ile;
“Islah artık gereksiz bir kurum oldu.”
denilemez.
Daha doğru ifade:
Islahın kısmi davadaki miktar artırımı fonksiyonunun önemli bir bölümü HMK m.109/4 tarafından devralınmıştır; ancak ıslah bağımsız ve daha genel bir usul kurumu olarak varlığını sürdürmektedir.
Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması Yeni Sistemi Neden Önemli Hâle Getirdi?
7589 sayılı Kanun’un 19. maddesi HMK m.107’yi tamamen yürürlükten kaldırmıştır. Aynı Kanun’un hemen sonraki 20. maddesiyle HMK m.109’a yeni talep artırma hükmü eklenmiştir.
Bu iki değişikliğin birlikte yapılması tesadüfi değildir.
Önceki sistemde gerçek miktarı dava başında belirlenemeyen çok sayıda alacak için belirsiz alacak davası kullanılıyordu.
Yeni sistemde ayrı bir belirsiz alacak davası bulunmamaktadır.
Buna karşılık davacı alacağın bir kısmını kısmi dava olarak ileri sürebilecek ve daha sonra gerçek miktar ortaya çıktığında HMK m.109/4 kapsamında talebini artırabilecektir.
Bu nedenle yeni model, pratik açıdan;
belirsiz alacak davası + talep artırımı
yerine önemli ölçüde;
kısmi dava + HMK m.109/4 talep artırımı
sistemine geçiş anlamına gelmektedir.
Eski Belirsiz Alacak Davaları Ne Olacak?
Yeni düzenleme geçmişte açılmış belirsiz alacak davalarını ortadan kaldırmamaktadır.
7589 sayılı Kanun’un geçiş hükmü, HMK m.107’nin yürürlükten kaldırılmasından önce açılmış davalarda eski hükmün uygulanmaya devam edeceğini düzenlemektedir.
Dolayısıyla örneğin;
2024,
2025
veya 2026 yılının 31 Temmuz’dan önceki döneminde
HMK m.107 kapsamında usulüne uygun şekilde açılmış bir dava, sırf Kanun değişti diye kısmi davaya dönüşmez.
Bu dosyalarda eski belirsiz alacak sistemi uygulanmaya devam edecektir.
Yeni sistem esas olarak 31 Temmuz 2026 sonrası açılan davalar bakımından önem taşımaktadır.
İş Davalarında Yeni Talep Artırım Sistemi Nasıl Uygulanacak?
Yeni düzenlemenin en yoğun şekilde uygulanabileceği alanlardan biri iş hukuku olacaktır.
İşçilik alacağı davalarında gerçek miktar çoğu kez dava açılırken tam olarak belirlenememektedir.
Özellikle;
fazla çalışma,
hafta tatili,
ulusal bayram ve genel tatil,
prim,
ücret farkları
gibi talepler işyeri kayıtları, tanık anlatımları ve bilirkişi hesaplaması sonucunda belirlenebilmektedir.
Örneğin işçi;
5.000 TL fazla çalışma,
5.000 TL hafta tatili,
5.000 TL genel tatil
alacağı olmak üzere kısmi dava açmış olsun.
Bilirkişi raporunda toplam gerçek alacak 450.000 TL olarak hesaplanırsa, işçi HMK m.109/4 şartları çerçevesinde talebini artırabilecektir.
Üstelik artırılan bölümün zamanaşımı bakımından da ilk dava tarihi esas alınacaktır.
Bu, özellikle zamanaşımı süresinin sonuna yaklaşmış işçilik alacaklarında son derece önemli bir avantajdır.
Trafik Kazası Davalarında Yeni Sistem Nasıl Uygulanacak?
Trafik kazalarında iş gücü kaybı veya destekten yoksun kalma tazminatı çoğu zaman dava açılırken kesin olarak hesaplanamaz.
Çünkü;
kusur oranı,
maluliyet oranı,
gelir,
sigorta ödemeleri,
aktüeryal veriler
gibi çok sayıda değişken bulunmaktadır.
Davacı başlangıçta örneğin;
100.000 TL
üzerinden kısmi dava açabilir.
Aktüerya bilirkişi raporunda tazminat:
3.000.000 TL
olarak hesaplandığında HMK m.109/4 kapsamında talebin artırılması gündeme gelebilir.
Ancak maluliyet veya kusur raporuna itiraz edilmişse, talebin ilk raporda hemen artırılıp artırılmayacağı stratejik olarak değerlendirilmelidir.
Çünkü özel talep artırma hakkı yalnızca bir kez kullanılabilmektedir.
İş Kazası Tazminatlarında Yeni Sistem
İş kazası tazminatlarında da benzer durum söz konusudur.
İşçinin çalışma gücü kayıp oranı, kusur durumu, gerçek geliri, SGK tarafından bağlanan gelirler ve aktüeryal veriler kesinleşmeden tazminatın tamamının dava başlangıcında belirlenmesi zor olabilir.
Yeni sistemde kısmi dava açılarak, bilirkişi hesabı yeterince kesinleştiğinde talep HMK m.109/4 kapsamında artırılabilir.
Ancak burada da;
maluliyet raporunun kesinleşmesi,
kusur raporunun durumu,
SGK kayıtlarının gelmesi
ve aktüerya raporunun itiraza uğrayıp uğramadığı
gibi hususların artırım zamanının belirlenmesinde dikkate alınması gerekir.
Ticari Alacak Davalarında Yeni Talep Artırım Sistemi
Ticari uyuşmazlıkların önemli bir bölümünde gerçek alacak ancak ticari defter ve banka kayıtlarının incelenmesinden sonra ortaya çıkabilmektedir.
Örneğin iki şirket arasındaki cari hesap ilişkisi nedeniyle davacı 200.000 TL üzerinden kısmi dava açmış olabilir.
Bilirkişi;
faturaları,
banka hareketlerini,
cari hesapları,
ticari defterleri
inceledikten sonra gerçek alacağın 1.500.000 TL olduğunu belirleyebilir.
Davacı bu durumda HMK m.109/4 kapsamında 200.000 TL’lik talebini 1.500.000 TL’ye artırabilir.
Artırılan 1.300.000 TL bakımından zamanaşımı da ilk dava tarihinde kesilmiş sayılır.
Bu nedenle yeni sistem ticari alacaklarda da önemli pratik sonuçlar yaratacaktır.
Dava Çok Düşük Bir Miktarla Açılabilir mi?
HMK m.109, bölünebilir alacağın bir kısmının dava edilmesine izin vermektedir.
Ancak yeni sistemin;
“Alacak ne kadar büyük olursa olsun sembolik şekilde 1 TL dava etmek her durumda en doğru yöntemdir.”
şeklinde anlaşılmaması gerekir.
Davanın değeri;
harç,
vekâlet ücreti,
yargılama giderleri,
hukuki yarar,
dava stratejisi
ve talep artırımının tek seferlik olması
gibi sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle kısmi davanın başlangıç miktarı belirlenirken yalnızca düşük harç ödemek amacıyla hareket edilmemesi, dosyanın bütünü dikkate alınarak makul bir başlangıç talebi oluşturulması daha doğru olabilir.
Yeni Sistemin Davacı Açısından Avantajları Nelerdir?
Yeni HMK m.109/4 sisteminin davacı açısından önemli avantajları bulunmaktadır.
Bunların başında zamanaşımının artırılan bölüm bakımından da ilk dava tarihinde kesilmesi gelir.
Ayrıca davacı;
alacağın tamamı kesinleşmeden dava açabilir,
başlangıçta daha düşük dava değeri üzerinden harç yatırabilir,
bilirkişi ve diğer deliller sonucunda gerçek alacak ortaya çıktığında aynı dosyada talebini artırabilir,
davalının muvafakatini almak zorunda kalmaz
ve ayrı ek dava açma ihtiyacını önemli ölçüde azaltabilir.
Bu özellikler yeni kısmi dava sistemini özellikle yüksek miktarlı alacaklarda güçlü bir araç hâline getirmektedir.
Yeni Sistemin Davacı Açısından Riskleri Nelerdir?
En büyük risk artırım hakkının yalnızca bir kez kullanılabilmesidir.
İkinci önemli risk ise artırımın tahkikat sona ermeden önce yapılması zorunluluğudur.
Dolayısıyla davacı;
çok erken artırırsa sonraki hesap artışlarından etkilenebilir,
çok geç kalırsa tahkikat sona erebilir.
Bu nedenle yeni sistemde dava takibi ve bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi daha da önem kazanmaktadır.
Özellikle birinci bilirkişi raporu ile ek rapor arasında ciddi rakam farkı oluşabilecek dosyalarda artırım zamanlaması dava stratejisinin önemli bir parçası olacaktır.
Davalı Açısından Yeni Sistem Ne Anlama Geliyor?
Yeni düzenleme davalı açısından da önemli değişiklik yaratmaktadır.
Davalı artık HMK m.109/4 şartlarına uygun talep artırımına;
“Muvafakat etmiyorum.”
diyerek engel olamaz.
Bununla birlikte davalının;
artırımın ikinci kez yapıldığı,
tahkikat sona erdikten sonra gerçekleştirildiği,
hesabın hatalı olduğu,
alacağın esasen bulunmadığı,
kusur veya borç miktarının yanlış hesaplandığı,
harcın tamamlanmadığı
gibi itirazları ileri sürme hakkı devam etmektedir.
Yeni sistem yalnızca davacının talep miktarını artırma usulünü kolaylaştırmaktadır; davalının esasa ilişkin savunmalarını ortadan kaldırmamaktadır.
Islah ile Talep Artırımı Arasındaki Pratik Farklar
Yeni dönemde iki kurum arasındaki ayrımı şu şekilde özetlemek mümkündür:
Islah daha genel bir usul kurumudur.
HMK m.109/4 ise kısmi davada talep miktarının artırılmasına ilişkin özel bir kurumdur.
Islah tarafların yaptığı usul işlemlerinin kısmen veya tamamen düzeltilmesine imkân verir.
Yeni talep artırımı ise yalnızca alacağın bir kısmının dava edildiği durumda kullanılabilir.
Her iki kurum bakımından da tahkikatın sona ermesi önemli sınırdır.
Her iki kurumda da tek seferlik kullanıma ilişkin kurallar bulunmaktadır.
Ancak HMK m.109/4’ün en önemli özel sonucu, artırılan kısım bakımından zamanaşımını açık biçimde ilk dava tarihine bağlamasıdır.
Yeni Talep Artırım Sistemi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Islah kaldırıldı mı?
Hayır. HMK m.176 ve devamındaki ıslah hükümleri yürürlüktedir. Taraflar yaptıkları usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir ve aynı davada bir kez ıslah yoluna başvurabilir.
Kısmi davada artık ıslah yerine talep artırımı mı yapılacak?
Talep miktarının artırılması bakımından HMK m.109/4 doğrudan kullanılabilecek özel bir yol getirmiştir. Ancak bu, ıslah kurumunun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Talep artırımı kaç kez yapılabilir?
HMK m.109/4 kapsamındaki özel artırım bir kez yapılabilir.
Talep en geç ne zamana kadar artırılabilir?
Tahkikat sona erinceye kadar.
Davalının onayı gerekli mi?
Hayır. Artırım iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir.
Talep artırımı için bilirkişi raporu şart mı?
Hayır. Kanun bilirkişi raporunu şart koşmamaktadır. Alacak başka deliller sonucunda belirlenebilir hâle gelmişse tahkikat sona ermeden artırım yapılabilir.
İlk bilirkişi raporu gelince hemen artırım yapılması şart mı?
Hayır. Kanuni son sınır tahkikatın sona ermesidir. Ancak hakkın yalnızca bir kez kullanılabilmesi nedeniyle artırımın zamanı dikkatle belirlenmelidir.
Artırılan kısım bakımından zamanaşımı hangi tarihte kesilir?
İlk kısmi davanın açıldığı tarihte.
Artırılan kısım için faiz de dava tarihinden mi başlar?
Her zaman değil. Yeni hüküm zamanaşımının kesilmesini düzenlemektedir. Faiz başlangıcı alacağın niteliğine ve maddi hukuk hükümlerine göre ayrıca belirlenir.
Islah da bir kez mi yapılabilir?
Evet. HMK m.176/2 uyarınca aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.
Islah ne zamana kadar yapılabilir?
Kural olarak tahkikat sona erinceye kadar.
Talep artırımından sonra tekrar ıslahla aynı talep artırılabilir mi?
Kanun bu ilişkinin bütün sonuçlarını açık bir özel hükümle düzenlememiştir. Yeni HMK m.109/4’teki tek seferlik sınır dikkate alınarak, bu konuda yüksek mahkeme içtihatlarının gelişimi izlenmelidir. Artırım hakkının erken kullanılmasında bu belirsizlik göz önünde bulundurulmalıdır.
Belirsiz alacak davası devam ediyor mu?
Yeni davalar bakımından hayır. HMK m.107, 7589 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştır. Daha önce açılmış davalar için ise geçiş hükmü bulunmaktadır.
Yeni HMK Sisteminin Dava Stratejisine Etkisi
- Yargı Paketi ile yapılan değişiklik yalnızca teknik bir madde değişikliği değildir.
Özellikle para alacağı davalarında dava stratejisinin yeniden düşünülmesini gerektirecek sonuçlar doğurmaktadır.
Yeni bir dava açılırken artık şu hususlar önceden değerlendirilmelidir:
Alacağın tamamı başlangıçta biliniyor mu?
Alacak bölünebilir mi?
Kısmi dava açılması ekonomik ve usulî açıdan avantajlı mı?
Başlangıçta ne kadar talep edilmeli?
Bilirkişi incelemesi gerekli mi?
Kaç ayrı bilirkişi veya rapor ihtimali bulunuyor?
Talep artırma hakkı hangi aşamada kullanılmalı?
Tahkikat ne zaman sona erebilir?
Zamanaşımı ne zaman doluyor?
Faiz başlangıç tarihi nedir?
Islaha ayrıca ihtiyaç doğabilecek başka bir usul işlemi bulunuyor mu?
Bu soruların cevabı yeni sistemde daha da önemlidir.
Sonuç: Islah Kalkmadı, Ancak Kısmi Davada Yeni Bir Talep Artırma Dönemi Başladı
- Yargı Paketi sonrasında “Islah artık kaldırıldı mı?” sorusunun cevabı açık biçimde hayırdır.
HMK m.176 ve m.177 yürürlüktedir.
Taraflar yaptıkları usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah etmeye devam edebilir ve ıslah kural olarak tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Aynı davada tarafın ıslaha bir kez başvurabileceğine ilişkin sistem de devam etmektedir.
Buna karşılık 7589 sayılı Kanun ile kısmi davalar bakımından son derece önemli yeni bir mekanizma getirilmiştir.
HMK m.109/4 uyarınca alacağın yalnızca bir kısmı dava edilmişse davacı artık talebini;
aynı dava içinde,
bir defaya mahsus olmak üzere,
iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan,
davalının muvafakatine ihtiyaç duymadan
ve
tahkikat sona erinceye kadar
artırabilecektir.
Üstelik yeni sistemin davacı açısından en önemli koruması, artırılan bölüm bakımından zamanaşımının da ilk dava tarihinde kesilmiş sayılmasıdır.
Dolayısıyla yeni sistemde örneğin;
50.000 TL ile açılan bir kısmi davanın bilirkişi incelemesi sonucunda gerçek değerinin 1.500.000 TL olduğu ortaya çıkarsa, davacı tahkikat sona ermeden talebini 1.500.000 TL’ye çıkarabilir.
Artırılan 1.450.000 TL bakımından zamanaşımı, talep artırma dilekçesinin verildiği tarihte değil, ilk 50.000 TL’lik davanın açıldığı tarihte kesilmiş kabul edilir.
Bu düzenleme, belirsiz alacak davasının kaldırılması sonrasında davacıya sağlanan en önemli güvencelerden biridir.
Ancak yeni sistemin bir bedeli de bulunmaktadır:
Talep artırımı yalnızca bir kez yapılabilir.
Bu nedenle özellikle bilirkişi incelemesinin birkaç aşamada gerçekleştiği dosyalarda artırım zamanlaması son derece önemlidir.
İşçilik alacağı davasında ilk bilirkişi raporu değişebilir.
Trafik kazası dosyasında maluliyet oranı yeniden belirlenebilir.
İş kazasında kusur oranı değişebilir.
Ticari davada ek defter ve kayıt incelemesi yapılabilir.
Tazminat dosyasında aktüerya hesabı yeni verilere göre güncellenebilir.
Bu nedenle ilk rakam ortaya çıktığında HMK m.109/4 hakkının derhâl kullanılmasının mı, yoksa ek raporların beklenmesinin mi daha doğru olduğu somut dosyaya göre değerlendirilmelidir.
Aynı zamanda çok fazla beklemek de tehlikelidir.
Çünkü mahkeme tahkikatın sona erdiğini bildirdiğinde yeni özel talep artırma hakkının kullanılabileceği süre sona erer.
Dolayısıyla yeni sistemde başarılı dava takibinin temel prensibi şudur:
Ne çok erken ne de çok geç talep artırımı yapılmalıdır.
Bilirkişi ve delil durumu yeterince kesinleştikten sonra, ancak tahkikat sona ermeden önce HMK m.109/4 hakkının kullanılması gerekir.
Islah ise bundan sonra da farklı usul işlemleri bakımından önemini koruyacaktır.
Bu nedenle 12. Yargı Paketi sonrasında hukuk yargılamasında;
“talep artırımı” ile “ıslah”
kavramlarının birbirinin yerine kullanılmaması gerekir.
Yeni talep artırımı, kısmi davaya özgü özel bir kanuni haktır.
Islah ise tarafın yaptığı usul işlemlerinin düzeltilmesine veya değiştirilmesine imkân sağlayan genel bir usul kurumudur.
Yeni düzenlemenin pratik sonucu ise şu şekilde özetlenebilir:
Islahın özellikle kısmi davada yalnızca talep miktarını yükseltmek amacıyla kullanılmasına duyulan ihtiyaç önemli ölçüde azalacaktır; ancak ıslah hukuk sisteminden kaldırılmamış ve işlevini kaybetmemiştir.
Bunun yanında yeni talep artırma sistemi ile ıslahın aynı dosyada art arda kullanılması, özellikle HMK m.109/4’teki tek seferlik sınırlamanın etkisi ve aynı talep sonucunun ikinci kez artırılıp artırılamayacağı gibi konuların, düzenleme henüz çok yeni olduğu için yüksek mahkeme içtihatlarıyla daha ayrıntılı biçimde şekillenmesi beklenmelidir.
Bu sebeple özellikle yüksek miktarlı işçilik alacakları, trafik kazası tazminatları, iş kazası tazminatları, destekten yoksun kalma talepleri ve ticari alacak davalarında, yeni dava açılırken başlangıç talebinin ve talep artırım zamanının dava stratejisinin parçası olarak belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.
- Yargı Paketi sonrasında yeni dönemin en kısa özeti şöyledir:
Belirsiz alacak davası kaldırıldı. Kısmi dava güçlendirildi. Kısmi davada bir kez ve tahkikat sona ermeden talep artırma hakkı getirildi. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı ilk dava tarihinde kesilmiş sayıldı. Ancak ıslah kaldırılmadı ve ayrı bir usul kurumu olarak varlığını korumaya devam ediyor.