Single Blog Title

This is a single blog caption

Kısmi Davada Talep Artırımı Nasıl Yapılacak? Zamanaşımı Açısından Yeni Düzenleme

Hukuk davalarında alacağın tamamının dava açıldığı anda talep edilmesi her zaman mümkün veya tercih edilir olmayabilir. Özellikle işçilik alacakları, trafik kazası ve iş kazası tazminatları, ticari alacaklar, eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve bilirkişi incelemesi sonucunda kesin miktarı ortaya çıkabilecek diğer parasal taleplerde davacı, alacağının yalnızca belirli bir bölümünü dava ederek kısmi dava açabilmektedir.

Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, kısmi davayı önemli ölçüde değiştiren yeni bir düzenleme getirmiştir. 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesine yeni bir dördüncü fıkra eklenmiştir. Buna göre alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda davacı, talep konusunu aynı dava içerisinde bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın ve tahkikat sona erinceye kadar artırabilecektir. Daha da önemlisi, artırılan kısım bakımından zamanaşımı da talep artırım tarihinde değil, ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılacaktır.

Yeni düzenleme, aynı Kanun’la belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107’nin yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte değerlendirildiğinde daha büyük önem taşımaktadır. Kanun koyucu bir taraftan belirsiz alacak davasını yeni davalar bakımından kaldırmış, diğer taraftan kısmi davada talep artırma imkânını genişleterek davacının alacağının gerçek miktarı yargılama sırasında ortaya çıktığında aynı dava içerisinde talebini yükseltebilmesini mümkün hâle getirmiştir.

Bu nedenle 12. Yargı Paketi sonrasında alacak davalarında en önemli usul sorularından bazıları şunlardır:

Kısmi dava ne kadar üzerinden açılabilir? Talep artırımı hangi dilekçeyle yapılacaktır? Davalının muvafakati gerekir mi? Talep kaç defa artırılabilir? Bilirkişi raporundan sonra hemen artırım yapmak zorunlu mudur? Tahkikat sona erdikten sonra artırım yapılabilir mi? Artırılan bölüm bakımından zamanaşımı hangi tarihte kesilmiş sayılır? Talep artırımı ile ıslah aynı şey midir?

Yeni HMK m.109/4, özellikle bu soruların önemli bir bölümüne doğrudan cevap vermektedir.

Kısmi Dava Nedir?

Kısmi dava, davacının aynı hukuki ilişkiden doğan ve bölünebilir nitelikte olan alacağının tamamını değil, yalnızca bir bölümünü dava konusu yaptığı davadır.

HMK m.109/1’e göre, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda yalnızca bir kısmı dava yoluyla ileri sürülebilir. Mevcut üçüncü fıkra ise dava açılırken kalan kısımdan açıkça feragat edilmemişse kısmi dava açılmasının geri kalan alacaktan feragat edildiği anlamına gelmeyeceğini düzenlemektedir. Adalet Bakanlığının UYAP sisteminde yayımlanan Yargıtay kararlarında da kısmi dava, aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağın tamamı yerine belirli bir bölümünün talep edilmesi şeklinde açıklanmaktadır.

Örneğin davacı, gerçekte 1.000.000 TL alacağı bulunduğunu ileri sürmekle birlikte başlangıçta yalnızca 100.000 TL’nin tahsilini talep edebilir. Böyle bir dava, koşulları bulunuyorsa kısmi dava niteliğindedir.

Kısmi davanın kullanılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması önemlidir. Para alacakları niteliği gereği çoğunlukla bölünebilir olduğundan kısmi davanın en sık uygulandığı alan parasal taleplerdir.

12. Yargı Paketi Kısmi Davada Neyi Değiştirdi?

7589 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle HMK m.109’a eklenen yeni dördüncü fıkra, kısmi davayı klasik yapısından önemli ölçüde farklılaştırmıştır.

Yeni hükme göre:

“Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”

Bu düzenlemenin dört temel sonucu bulunmaktadır.

İlk olarak, davacı alacağının yalnızca bir kısmını dava ederek başlayabilir.

İkinci olarak, talebini daha sonra aynı dava içerisinde yükseltebilir.

Üçüncü olarak, bu özel talep artırımı için davalının muvafakatine ihtiyaç yoktur.

Dördüncü ve en önemlisi, artırılan alacak bölümü bakımından zamanaşımı artırım tarihinde değil, ilk dava tarihinde kesilmiş kabul edilir.

Bu özellikler, özellikle alacağın gerçek miktarının bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıktığı uyuşmazlıklarda ciddi önem taşımaktadır.

Kısmi Davada Talep Artırımı Nasıl Yapılacak?

Yeni düzenleme, talep artırımının aynı dava içerisinde yapılacağını açıkça belirtmektedir.

Örneğin davacı 50.000 TL üzerinden kısmi dava açmış olsun. Bilirkişi raporu sonucunda alacağının 600.000 TL olduğu hesaplanmışsa davacı, HMK m.109/4’e dayanarak talebini 50.000 TL’den 600.000 TL’ye yükseltebilir.

Bu durumda artırılan bölüm:

550.000 TL

olacaktır.

Davacının talep artırım iradesini mahkemeye açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde bildirmesi gerekir. Uygulamada bunun yazılı bir talep artırım dilekçesi ile yapılması en güvenli yöntem olacaktır.

Dilekçede dava dosyasının esas numarası, önceki talep miktarı, yeni toplam talep, artırılan bölüm ve artırımın hangi hesap veya delile dayandığı açık şekilde belirtilmelidir. Nispi harca tabi davalarda artırılan miktar üzerinden tamamlanması gereken harçların da usulüne uygun şekilde yatırılması gerekir.

Talep artırımının yalnızca bilirkişi raporundaki rakamın tekrar edilmesinden ibaret bırakılmaması gerekir. Özellikle faiz, talep kalemleri ve dava konusu birden fazla alacaktan oluşuyorsa hangi alacağın ne kadar artırıldığı açıkça gösterilmelidir.

Örneğin bir işçilik alacağı davasında;

kıdem tazminatı,

fazla çalışma alacağı,

hafta tatili alacağı

ve ulusal bayram ve genel tatil alacağı

ayrı ayrı dava edilmişse talep artırımında her kalemin yeni miktarı açık biçimde ortaya konulmalıdır.

Talep Artırımı İçin Davalının Muvafakati Gerekir mi?

Hayır.

Yeni HMK m.109/4’ün en açık sonuçlarından biri budur.

Kanun, talep artırımının “iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın” yapılabileceğini düzenlemektedir.

Normal şartlarda davacının talep sonucunu yargılamanın belirli bir aşamasından sonra değiştirmesi veya genişletmesi, HMK’nın iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına ilişkin hükümleriyle karşılaşabilir.

Yeni düzenleme kısmi dava bakımından özel bir istisna yaratmıştır.

Dolayısıyla davalı;

“Talep artırılmasına muvafakat etmiyorum.”

dese dahi, HMK m.109/4’teki şartlar gerçekleşmişse bu beyan tek başına talep artırımını engellemez.

Davacının kanundan doğan özel bir artırım hakkı bulunmaktadır.

Bu yönüyle yeni düzenleme, kısmi dava açan davacının gerçek alacak miktarı yargılama sırasında ortaya çıktığında ayrı bir dava açmak zorunda kalmadan aynı dosyada talebini tamamlamasına imkân sağlamaktadır.

Kısmi Davada Talep Kaç Defa Artırılabilir?

Yeni hüküm bu konuda son derece açıktır:

Talep artırım hakkı bir defaya mahsustur.

Bu nedenle artırım zamanının doğru belirlenmesi yeni sistem açısından kritik önem taşımaktadır.

Örneğin dava 50.000 TL üzerinden açılmış olsun.

İlk bilirkişi raporu 500.000 TL alacak hesaplasın.

Davacı rapor gelir gelmez talebini 500.000 TL’ye çıkarsın.

Davalının itirazı üzerine yeni bilirkişi heyeti görevlendirilsin ve ikinci raporda alacak 800.000 TL olarak hesaplansın.

Bu durumda HMK m.109/4’teki özel talep artırma hakkı daha önce kullanıldığı için aynı hükme dayanılarak ikinci bir artırım yapılması mümkün değildir.

Bu nedenle uygulamada talep artırımının ilk bilirkişi raporunun tebliğ edildiği gün otomatik olarak yapılması her dosyada doğru strateji olmayabilir.

İlk rapor eksik olabilir.

Ek rapor alınması gerekebilir.

Kusur oranı değişebilir.

Maluliyet raporu değişebilir.

Ücret veya çalışma süresi yönünden yeni deliller ortaya çıkabilir.

Ticari defter incelemesi tamamlanmamış olabilir.

Bilirkişi hesaplamasında açık hata bulunabilir.

Bu nedenle talep artırım hakkının tek seferlik olduğu unutulmadan hareket edilmelidir.

İlk Bilirkişi Raporundan Sonra Hemen Talep Artırılmalı mı?

Her dosyada zorunlu değildir.

Kanun, talebin bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren belirli sayıda gün içerisinde artırılacağını öngörmemektedir. Hükmün koyduğu temel zaman sınırı tahkikatın sona ermesidir.

Bu nedenle davacı, rapora itiraz etmişse veya ek rapor alınması bekleniyorsa artırım hakkını hemen kullanmak zorunda değildir.

Örneğin ilk rapor 600.000 TL hesaplamış ancak davacı doğru hesaplamanın 900.000 TL olması gerektiğini ileri sürmüşse, 600.000 TL üzerinden hemen talep artırımında bulunmak yerine ek rapor sonucunun beklenmesi daha uygun olabilir.

Ancak bunun karşı tarafında başka bir risk bulunmaktadır:

Davacı fazla bekler ve mahkeme tahkikatın sona erdiğini bildirirse HMK m.109/4’teki özel artırım hakkı kaybedilebilir.

Dolayısıyla doğru strateji iki risk arasında denge kurulmasını gerektirir:

Artırımı çok erken yapıp tek seferlik hakkı tüketmemek ve çok geç kalıp tahkikatın sona ermesini kaçırmamak.

Talep Artırımı En Geç Ne Zamana Kadar Yapılabilir?

Kanun açıkça “tahkikatın sona ermesine kadar” ifadesini kullanmaktadır.

HMK sisteminde ön incelemenin ardından tahkikat aşamasına geçilir ve deliller bu aşamada toplanıp değerlendirilir. Tahkikat tamamlandığında mahkeme bunu usulen sona erdirerek sözlü yargılama ve hüküm aşamasına geçer.

Dolayısıyla talep artırımı için belirleyici sınır karar tarihi değildir.

Davacı;

“Henüz hüküm verilmedi, o hâlde artırabilirim.”

şeklinde hareket etmemelidir.

Tahkikat sona ermiş ancak henüz hüküm açıklanmamış olabilir. Buna rağmen HMK m.109/4’ün özel artırım süresi sona ermiş olacaktır.

Yeni düzenlemenin bu yönü, dava takibini özellikle önemli hâle getirmektedir.

Bilirkişi raporunun tamamlanması, tarafların rapora karşı beyanlarının alınması ve mahkemenin artık toplanacak başka delil bulunmadığı sonucuna yaklaşması hâlinde talep artırımının geciktirilmemesi gerekir.

Tahkikat Sona Erdikten Sonra Talep Artırılabilir mi?

HMK m.109/4’teki özel talep artırma hakkına dayanılarak hayır.

Kanun, hakkın kullanılabileceği son aşamayı açık biçimde tahkikatın sona ermesi olarak belirlemiştir.

Tahkikat sona erdikten sonra bu özel hükme dayanılarak artırım yapılamaz.

Burada ıslah kurumu ile talep artırımını birbirine karıştırmamak gerekir. HMK m.177 de ıslahın kural olarak tahkikat sona erinceye kadar yapılabileceğini düzenlemektedir.

Dolayısıyla yeni m.109/4 ile ıslahın zaman bakımından ortak bir üst sınırı bulunmaktadır: tahkikatın sona ermesi.

Bu nedenle davacı bakımından “daha sonra bir şekilde tamamlarım” düşüncesi ciddi hak kaybına neden olabilir.

Kısmi Davada Zamanaşımı Açısından Ne Değişti?

Yeni düzenlemenin belki de en önemli bölümü budur.

HMK m.109/4 açıkça, talebin artırılması durumunda zamanaşımının artırılan bölüm bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını düzenlemektedir.

Bu hüküm uygulamada son derece güçlü bir sonuç doğurmaktadır.

Örneğin davacının toplam alacağı:

1.000.000 TL

olsun.

Zamanaşımı süresinin dolmasına üç gün kala davacı yalnızca:

50.000 TL

üzerinden kısmi dava açmış olsun.

Yargılama bir yıl devam etsin ve bilirkişi raporuyla toplam alacağın gerçekten 1.000.000 TL olduğu belirlensin.

Davacı talebini;

50.000 TL’den 1.000.000 TL’ye

çıkardığında artırılan:

950.000 TL

bakımından zamanaşımı, bir yıl sonraki talep artırım tarihinde değil, ilk kısmi davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılacaktır.

Bu nedenle davalı;

“950.000 TL’lik bölüm talep artırım tarihinde artık zamanaşımına uğramıştı.”

savunmasını yalnızca artırım tarihine dayanarak ileri süremeyecektir.

Kanun, artırılan kısım için zamanaşımı etkisini geriye, ilk dava tarihine bağlamaktadır.

Eski Kısmi Dava Sisteminde Zamanaşımı Neden Önemliydi?

Yeni düzenlemenin önemini anlayabilmek için önceki kısmi dava uygulamasını hatırlamak gerekir.

Klasik kısmi dava sisteminde davacı alacağın yalnızca belirli bir kısmını dava ettiğinde, dava edilmeyen bölüm bakımından zamanaşımının kesilip kesilmediği ciddi önem taşımaktaydı. Özellikle yıllarca süren yargılamalarda kalan alacak bakımından zamanaşımı itirazıyla karşılaşma riski bulunabiliyordu.

Bu nedenle belirsiz alacak davasının davacı açısından önemli avantajlarından biri, alacağın tamamını hukuki koruma alanına daha erken sokabilmesiydi.

  1. Yargı Paketi ile HMK m.107 kaldırılırken bu sorunun yeniden ortaya çıkmaması için HMK m.109/4’e özel zamanaşımı hükmü eklenmiştir. TBMM’nin düzenlemeye ilişkin resmî açıklamasında da artırılan bölüm bakımından zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağı özellikle vurgulanmıştır.

Talep Artırım Tarihi Zamanaşımı İçin Artık Önemsiz mi?

Tam olarak böyle söylenemez.

HMK m.109/4 kapsamında usulüne uygun bir artırım yapılmışsa artırılan kısım bakımından zamanaşımının kesilmesi ilk dava tarihine bağlanmaktadır.

Ancak bunun için öncelikle kısmi davanın usulüne uygun açılmış ve talep artırımının da m.109/4 şartları içerisinde gerçekleştirilmiş olması gerekir.

Örneğin talep artırımının tahkikat sona erdikten sonra yapılması veya ikinci kez özel artırım yapılmak istenmesi hâlinde HMK m.109/4’ün koruyucu etkisinden aynı şekilde yararlanılması mümkün olmayabilir.

Dolayısıyla zamanaşımı güvencesinin güçlü olması, artırımın usul şartlarının önemini ortadan kaldırmamaktadır.

Talep Artırımı ile Islah Aynı Şey midir?

Hayır.

Yeni HMK m.109/4 ile tanınan hak, kanunun kısmi dava için özel olarak oluşturduğu talep artırma mekanizmasıdır.

Islah ise HMK m.176 ve devamında ayrıca düzenlenmiş genel bir usul kurumudur. HMK m.176’ya göre taraflar yaptıkları usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir ve aynı davada ıslaha bir kez başvurabilirler. HMK m.177 ise ıslahın tahkikat sona erinceye kadar yapılabileceğini düzenlemektedir.

Yeni talep artırımı ile ıslah arasında bazı benzerlikler bulunmaktadır. Her ikisi de tahkikat sonuna kadar kullanılabilir ve her ikisi bakımından da kanunda tek seferlik kullanım sınırlamaları bulunmaktadır.

Bununla birlikte hukuki dayanakları ve sonuçları aynı değildir.

HMK m.109/4 kapsamında talep artırımı için kanun doğrudan özel yetki vermektedir. Davacı, talebini artırabilmek için önceki usul işlemlerini “ıslah ettiğini” ileri sürmek zorunda değildir.

Ayrıca yeni hüküm artırılan kısım bakımından zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılacağını açıkça düzenlemiştir.

Bu nedenle talep artırımı dilekçesinde hukuki dayanağın açık biçimde HMK m.109/4 olarak gösterilmesi uygulamada daha doğru olacaktır.

Talep Artırımı Yapıldıktan Sonra Islah Yapılabilir mi?

Yeni düzenlemenin en fazla içtihat gelişimine ihtiyaç duyabilecek noktalarından biri budur.

HMK m.109/4, bu madde kapsamındaki talep artırma hakkının bir defaya mahsus olduğunu açıkça belirtmektedir. Buna karşılık HMK’nın ıslaha ilişkin genel hükümleri yürürlükte kalmaya devam etmektedir.

Kanun metni, m.109/4 kapsamındaki özel talep artırımı kullanıldıktan sonra aynı talep sonucunun ayrıca ıslahla ikinci kez yükseltilip yükseltilemeyeceğini açık ve ayrıntılı biçimde düzenlememektedir.

Bu nedenle yeni düzenlemenin çok yakın zamanda yürürlüğe girdiği dikkate alındığında bu konuda kategorik bir uygulama sonucu ileri sürmek yerine, Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerinin oluşturacağı içtihadın takip edilmesi daha doğru olacaktır.

Pratik açıdan ise davacı vekilinin, “Nasıl olsa daha sonra ıslah yaparım.” düşüncesiyle HMK m.109/4’teki tek seferlik hakkı erken kullanması riskli olabilir.

Kısmi Davada Talep Artırmak İçin Bilirkişi Raporu Şart mı?

Hayır.

HMK m.109/4, talep artırımını bilirkişi raporunun alınması şartına bağlamamıştır.

Bilirkişi raporu yalnızca uygulamada talep miktarının belirlenmesini sağlayan en yaygın araçlardan biridir.

Alacak;

karşı tarafın sunduğu ticari defterlerden,

SGK kayıtlarından,

banka kayıtlarından,

bordrolardan,

keşiften,

uzman raporundan

veya başka bir delilden

de kesinleşebilir.

Davacı alacağının gerçek miktarını bu delillerden biriyle belirledikten sonra tahkikat sona ermeden talebini artırabilir.

Önemli olan, artırımın HMK m.109/4’teki şartlara uygun yapılmasıdır.

İşçilik Alacaklarında Yeni Talep Artırımı Nasıl Uygulanacak?

Yeni düzenlemenin en çok etkili olacağı alanlardan biri iş hukukudur.

İşçilik alacaklarında özellikle;

fazla çalışma,

hafta tatili,

ulusal bayram ve genel tatil,

prim,

ücret farkı

ve bazı tazminat hesapları

çoğu zaman işyeri kayıtları, tanık anlatımları ve bilirkişi incelemesi sonucunda kesinleşmektedir.

31 Temmuz 2026 sonrasında açılacak yeni davalarda belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107 artık yürürlükte değildir. Kanun, eski m.107’nin yalnızca yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda uygulanmaya devam edeceğini açıkça düzenlemiştir.

Bu nedenle yeni bir işçilik alacağı davasında alacağın yalnızca bir kısmının dava edilmesi tercih edilmişse, HMK m.109 sistemi önem kazanacaktır.

Örneğin işçi fazla çalışma alacağı için 10.000 TL üzerinden kısmi dava açmış olsun.

Bilirkişi incelemesinde gerçek alacak 180.000 TL olarak hesaplanırsa işçi HMK m.109/4 uyarınca talebini 180.000 TL’ye çıkarabilir.

Artırılan 170.000 TL bakımından zamanaşımı da artırım tarihinde değil, ilk dava tarihinde kesilmiş sayılır.

Bu düzenleme, özellikle zamanaşımı süresinin sonuna yaklaşılmış işçilik alacaklarında büyük önem taşımaktadır.

Trafik Kazası Tazminatında Talep Artırımı Nasıl Yapılacak?

Trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik veya destekten yoksun kalma tazminatının miktarı çoğu zaman dava açılırken kesin olarak bilinemez.

Çünkü hesaplama için;

kusur oranının,

maluliyet oranının,

gelirin,

yaşam süresi ve aktüeryal verilerin,

varsa sigorta ödemelerinin

belirlenmesi gerekir.

Davacı örneğin 100.000 TL üzerinden kısmi dava açabilir.

Aktüerya bilirkişi raporunda zarar 3.500.000 TL olarak hesaplanırsa tahkikat sona ermeden HMK m.109/4 kapsamında talep 3.500.000 TL’ye yükseltilebilir.

Ancak burada da tek seferlik artırım kuralı önemlidir.

Maluliyet raporuna itiraz edilmiş ve yeni rapor ihtimali varsa, ilk aktüerya raporu üzerinden hemen artırım yapılmasının sonraki aşamada risk yaratıp yaratmayacağı değerlendirilmelidir.

Ticari Alacaklarda Talep Artırımı

Ticari davalarda da gerçek alacak miktarı bazen ancak ticari defterler, banka kayıtları ve bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Örneğin taraflar arasında yıllardır devam eden cari hesap ilişkisi bulunuyor olabilir.

Davacı 250.000 TL üzerinden kısmi dava açar.

Mahkeme ticari defterleri inceletir ve bilirkişi gerçek alacağın 1.400.000 TL olduğunu tespit eder.

Davacı tahkikat sona ermeden HMK m.109/4 kapsamında talebini 1.400.000 TL’ye artırabilir.

Artırılan 1.150.000 TL yönünden zamanaşımı da ilk dava tarihinde kesilmiş kabul edilecektir.

Bu özellik, özellikle kısa zamanaşımı süresine tabi olabilecek veya sürenin sonuna yaklaşılmış ticari alacaklarda son derece önemli olabilir.

Talep Artırımı Faiz Başlangıç Tarihini Değiştirir mi?

Burada çok önemli bir ayrım yapılmalıdır.

HMK m.109/4’ün açıkça düzenlediği husus zamanaşımıdır.

Kanun, artırılan kısım bakımından zamanaşımının dava tarihinde kesileceğini belirtmektedir.

Bununla birlikte bu hüküm;

“Artırılan bütün alacaklara mutlaka dava tarihinden itibaren faiz uygulanır.”

anlamına gelmez.

Faizin başlangıç tarihi maddi hukuk kurallarına göre belirlenir.

Örneğin bazı alacaklarda temerrüt tarihi esas alınabilir.

Haksız fiilden kaynaklanan bazı alacaklarda olay tarihi önem taşıyabilir.

Ticari alacaklarda farklı temerrüt ve faiz hükümleri uygulanabilir.

İşçilik alacaklarında alacağın niteliğine göre faiz başlangıcı değişebilir.

Dolayısıyla zamanaşımının dava tarihinde kesilmesi ile faizin dava tarihinden başlaması aynı şey değildir.

Talep artırım dilekçesi hazırlanırken bu iki konu mutlaka birbirinden ayrılmalıdır.

Kısmi Davada Harç Nasıl Tamamlanacak?

Kısmi dava başlangıçta dava edilen miktar üzerinden açılır.

Örneğin davacı 100.000 TL üzerinden kısmi dava açmışsa nispi harca tabi uyuşmazlıklarda başlangıç harcı bu miktar üzerinden hesaplanır.

Daha sonra talep 800.000 TL’ye çıkarılırsa artırılan:

700.000 TL

üzerinden eksik harcın tamamlanması gerekir.

Talep artırımının maddi sonucunun mahkeme tarafından dikkate alınabilmesi için harç yükümlülüğünün de usulüne uygun yerine getirilmesi önemlidir.

Bu nedenle talep artırım dilekçesi hazırlanırken yalnızca metnin mahkemeye sunulmasıyla yetinilmemeli, artırılan miktara ilişkin harç işlemleri de takip edilmelidir.

Talep Artırım Dilekçesinde Neler Bulunmalı?

Talep artırım dilekçesinin kısa ancak açık olması gerekir.

Dilekçede dava dosyasının bilgileri, başlangıçtaki talep, artırımın dayandığı bilirkişi raporu veya diğer hesap, artırılan miktar ve yeni toplam talep açık biçimde gösterilmelidir.

Birden fazla alacak kalemi varsa her kalemin artırım miktarı ayrı ayrı yazılmalıdır.

Örneğin yalnızca;

“Bilirkişi raporu doğrultusunda talebimizi artırıyoruz.”

denilmesi yerine;

“Dava dilekçesinde 20.000 TL olarak talep edilen fazla çalışma alacağı 145.000 TL’ye, 10.000 TL olarak talep edilen hafta tatili alacağı 65.000 TL’ye çıkarılmıştır.”

şeklinde tereddüde yer bırakmayacak bir talep kurulması daha sağlıklıdır.

Faiz taleplerinin de hangi alacak kalemine hangi tarihten itibaren uygulanacağı ayrıca belirtilmelidir.

Artırılan Kısım İçin Ayrı Dava Açılması Gerekir mi?

HMK m.109/4’ün temel amaçlarından biri tam olarak bunu önlemektir.

Kanun, alacağın kalan kısmının aynı davada artırılabileceğini açık biçimde belirtmektedir.

Dolayısıyla örneğin 100.000 TL üzerinden açılmış kısmi davada alacağın 900.000 TL olduğu ortaya çıktığında kalan 800.000 TL için mutlaka ayrı dava açılması gerekmez.

Tahkikat bitmeden ve özel artırım hakkı daha önce kullanılmamışsa aynı dava içerisinde talep artırılabilir.

Bu durum hem usul ekonomisine hem de aynı uyuşmazlığın tek dosyada çözümlenmesine katkı sağlayabilir.

Kısmi Dava Açılması Kalan Alacaktan Feragat Anlamına Gelir mi?

Hayır.

HMK m.109’un üçüncü fıkrası, dava açılırken kalan kısımdan açıkça feragat edilmiş olmadıkça kısmi dava açılmasının geri kalan talep konusundan feragat edildiği anlamına gelmeyeceğini düzenlemektedir.

Bu nedenle davacının 1.000.000 TL olduğunu düşündüğü alacağının yalnızca 100.000 TL’sini dava etmesi, tek başına kalan 900.000 TL’den vazgeçtiği anlamına gelmez.

Yeni m.109/4 ise bu kalan bölümün aynı dava içerisinde artırılabilmesini sağlayarak bu sistemi daha işlevsel hâle getirmiştir.

Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılmasıyla Kısmi Dava Daha mı Önemli Hâle Geldi?

Evet.

7589 sayılı Kanun, HMK m.107’yi yürürlükten kaldırmış ve aynı Kanun’la m.109’a yeni talep artırma hükmünü eklemiştir.

TBMM Adalet Komisyonu görüşmelerinde de bu iki değişiklik birlikte ele alınmış; belirsiz alacak davasının kaldırılması ve kısmi davada talep artırımının yeniden düzenlenmesi aynı sistem değişikliğinin parçaları olarak değerlendirilmiştir.

Bu nedenle 31 Temmuz 2026 sonrasında alacağın tamamını başlangıçta dava etmek istemeyen veya miktarın yargılama sırasında belirginleşmesini bekleyen davacılar bakımından HMK m.109 çok daha merkezi bir konuma gelmiştir.

Eski Belirsiz Alacak Davalarında Yeni Talep Artırımı mı Uygulanacak?

Hayır; eski belirsiz alacak davaları bakımından özel geçiş hükmü bulunmaktadır.

7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin onuncu fıkrası, yürürlükten kaldırılan HMK m.107’nin yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda uygulanmaya devam edeceğini açık biçimde düzenlemektedir.

Dolayısıyla 31 Temmuz 2026’dan önce HMK m.107 kapsamında açılmış belirsiz alacak davası, sırf yeni Kanun yürürlüğe girdiği için kısmi davaya dönüşmez.

Bu dosyalar eski belirsiz alacak hükümlerine göre devam eder.

Buna karşılık 31 Temmuz 2026’dan sonra açılacak yeni alacak davalarında HMK m.107 artık bulunmadığından, koşulları varsa kısmi dava ve yeni m.109/4 sistemi değerlendirilmelidir.

Yeni HMK 109/4 Devam Eden Eski Kısmi Davalara Uygulanır mı?

7589 sayılı Kanun, HMK m.107 bakımından açık bir geçiş düzenlemesi getirmiş olmakla birlikte HMK m.109/4 bakımından aynı şekilde ayrı bir geçiş hükmü öngörmemiştir. Kanunun yürürlük maddesine göre HMK m.109/4 değişikliği 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu nedenle 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış ancak hâlen devam eden kısmi davalarda yeni hükmün tamamlanmamış usul işlemleri bakımından nasıl uygulanacağı, usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin genel ilkeler ve somut dosyanın bulunduğu aşama çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Yeni düzenleme henüz çok yakın tarihte yürürlüğe girdiğinden, özellikle devam eden eski kısmi davalar bakımından Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi uygulamasının takip edilmesi önem taşımaktadır.

Talep Artırımı Yapılmazsa Mahkeme Bilirkişi Rakamına Kendiliğinden Hükmedebilir mi?

Kural olarak hayır.

Hukuk yargılamasında mahkeme taleple bağlıdır.

Davacı 100.000 TL talep etmiş ve bilirkişi 1.000.000 TL alacak hesaplamış olsa dahi davacı talebini artırmazsa mahkemenin sırf bilirkişi raporu nedeniyle kendiliğinden 1.000.000 TL’ye hükmetmesi beklenemez.

Bilirkişi raporu alacağın hesaplanmasına yarayan bir delil ve teknik değerlendirme aracıdır. Talep sonucunun yerini tutmaz.

Bu nedenle rapor ne kadar yüksek alacak hesaplamış olursa olsun, davacı HMK m.109/4’teki hakkını süresinde kullanmalıdır.

Mahkeme Davacıya Talebini Artırması İçin Hatırlatma Yapmak Zorunda mı?

Davacının HMK m.109/4’teki hakkını kendisinin takip etmesi gerekir.

Kanun, talep artırımını davacının kullanacağı bir usul hakkı olarak düzenlemektedir. Hükümde mahkemeye her dosyada davacıya ayrıca “talebinizi artırın” şeklinde zorunlu bir ihtar yapma yükümlülüğü getirilmemiştir.

Bu nedenle özellikle vekille takip edilen davalarda bilirkişi raporu sonrası süreç, ek rapor ihtimali ve tahkikatın kapanma aşaması yakından izlenmelidir.

Talep Artırımının Zamanaşımı Açısından Avantajı Örnekle Nasıl Açıklanabilir?

Örneğin işçinin toplam fazla çalışma alacağının 400.000 TL olduğunu varsayalım.

Zamanaşımı süresinin dolmasına iki gün kala işçi:

10.000 TL

üzerinden kısmi dava açsın.

Bilirkişi raporu sekiz ay sonra gelsin ve alacak 400.000 TL olarak belirlensin.

Davacı talebini:

10.000 TL’den 400.000 TL’ye

artırsın.

Artırılan:

390.000 TL

bakımından zamanaşımı sekiz ay sonraki artırım tarihinde kesilmiş sayılmaz.

Kanunun açık hükmü nedeniyle bu bölüm bakımından da zamanaşımı ilk dava tarihinde, yani zamanaşımının dolmasına iki gün kala kesilmiş kabul edilir.

Bu düzenleme olmasaydı, kalan 390.000 TL bakımından artırım tarihine kadar zamanaşımının tamamlanması önemli bir uyuşmazlık yaratabilirdi.

Yeni sistem bu riski büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır.

Kısmi Davada Talep Artırımı Hakkında Sık Sorulan Sorular

Kısmi davada talep artırılabilir mi? Evet. Yeni HMK m.109/4 uyarınca alacağın sadece bir kısmı dava edilmişse talep aynı dava içerisinde artırılabilir.

Talep kaç defa artırılabilir? HMK m.109/4 kapsamındaki özel artırım hakkı bir defaya mahsustur.

Talep en geç ne zaman artırılabilir? Tahkikat sona erinceye kadar artırılabilir.

Davalının muvafakati gerekli midir? Hayır. Kanun artırımın iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadığını açıkça düzenlemektedir.

Artırılan bölüm zamanaşımına uğrar mı? Usulüne uygun HMK m.109/4 artırımı yapıldığında zamanaşımı artırılan bölüm bakımından da ilk dava tarihinde kesilmiş sayılır.

Talep artırımı ıslah mıdır? Hayır. Talep artırımı HMK m.109/4’e dayanan özel bir usul hakkıdır; ıslah ise HMK m.176 ve devamında ayrıca düzenlenmiştir.

İlk bilirkişi raporundan sonra hemen artırım yapmak zorunlu mudur? Hayır. Kanunun öngördüğü üst süre tahkikatın sona ermesidir. Ancak tek seferlik hak nedeniyle artırım zamanı dikkatle belirlenmelidir.

Artırılan bölüme faiz de dava tarihinden mi işler? Her zaman değil. HMK m.109/4 yalnızca zamanaşımının kesilmesini dava tarihine bağlamaktadır. Faiz başlangıcı alacağın maddi hukuk kurallarına göre ayrıca belirlenir.

Belirsiz alacak davası devam ediyor mu? 31 Temmuz 2026’dan sonra açılacak yeni davalarda HMK m.107 kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davalarında ise eski m.107 uygulanmaya devam eder.

Sonuç: Yeni Kısmi Davada En Kritik Konular Tek Seferlik Artırım ve Zamanaşımı Koruması

  1. Yargı Paketi ile kısmi dava sistemi, hukuk yargılamasında çok daha önemli bir konuma gelmiştir.

7589 sayılı Kanun ile bir taraftan HMK m.107’de düzenlenen belirsiz alacak davası yeni davalar bakımından kaldırılmış, diğer taraftan HMK m.109’a eklenen yeni dördüncü fıkra ile kısmi davada talep artırımı konusunda önemli bir sistem oluşturulmuştur.

Yeni sistemin temel kuralı şöyledir:

Alacağın yalnızca bir kısmı dava edilmişse davacı talebini aynı dava içerisinde, bir defaya mahsus olmak üzere, davalının muvafakatine ihtiyaç duymadan ve tahkikat sona erinceye kadar artırabilir.

Üstelik artırılan bölüm bakımından zamanaşımı, talep artırımının yapıldığı tarihte değil, ilk kısmi davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılır.

Bu son hüküm, kısmi dava bakımından son derece önemli bir güvence yaratmaktadır.

Örneğin davacının toplam 2.000.000 TL alacağı bulunduğu ancak dava başlangıcında yalnızca 50.000 TL’yi dava ettiği bir durumda, bilirkişi incelemesinden sonra talep 2.000.000 TL’ye çıkarılabilir. Artırılan 1.950.000 TL bakımından zamanaşımının kesilmesi de artırım tarihine değil, ilk 50.000 TL’lik davanın açıldığı tarihe bağlanmaktadır.

Böylece davacı, alacağın gerçek miktarının yargılama sırasında ortaya çıkması nedeniyle zamanaşımı yönünden daha güçlü biçimde korunmaktadır.

Ancak bu korumanın karşılığında yeni sistem davacıya önemli bir sorumluluk da yüklemektedir:

Talep artırım hakkı yalnızca bir kez kullanılabilir.

Bu nedenle özellikle bilirkişi incelemesi yapılan davalarda artırım zamanının doğru belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

İlk bilirkişi raporu alınır alınmaz talebin artırılması, daha sonra ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi sonucunda alacak miktarının yükselmesi hâlinde sorun yaratabilir.

Örneğin ilk bilirkişi raporunda alacak 500.000 TL, ikinci raporda 750.000 TL ve üçüncü raporda 900.000 TL olarak belirlenmişse davacının özel artırım hakkını hangi aşamada kullandığı dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Bu nedenle yeni dönemde dava vekilinin yalnızca alacak miktarını değil, yargılamanın hangi aşamada bulunduğunu da yakından takip etmesi gerekir.

Özellikle mahkemenin tahkikatı sona erdirmeye yaklaştığı aşamada artırım işleminin geciktirilmesi ciddi hak kaybına yol açabilir.

Yeni düzenlemenin başka bir önemli sonucu, davalının muvafakatinin gerekmemesidir.

HMK m.109/4, talep artırımını açıkça iddianın genişletilmesi yasağının dışında tutmaktadır.

Dolayısıyla davacı, artırım için karşı tarafın kabulünü beklemek zorunda değildir.

Davalının;

“Talep artırımını kabul etmiyoruz.”

şeklindeki beyanı HMK m.109/4 şartları gerçekleşmişse tek başına artırımın yapılmasına engel olmaz.

Yeni sistem, işçilik alacakları bakımından özellikle önemlidir.

Fazla çalışma, hafta tatili veya genel tatil gibi alacakların gerçek miktarı çoğu zaman bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Davacı başlangıçta belirli bir miktar üzerinden kısmi dava açıp gerçek alacak ortaya çıktığında talebini artırabilir.

Trafik kazası ve iş kazası tazminatlarında da benzer durum söz konusudur.

Kusur, maluliyet, gelir ve aktüerya hesaplaması tamamlanmadan zarar miktarı kesinleşmeyebilir. Yeni sistem davacının başlangıçta sınırlı bir miktar üzerinden dava açarak daha sonra gerçek tazminat tutarına ulaşmasını mümkün kılmaktadır.

Ticari uyuşmazlıklarda da ticari defter ve cari hesap incelemesi sonucunda ortaya çıkan alacak HMK m.109/4 kapsamında artırılabilir.

Bununla birlikte yeni talep artırımı ile ıslah birbirinden ayrılmalıdır.

HMK m.109/4 kısmi davaya özgü yeni bir talep artırma hakkıdır. Islah ise HMK m.176 ve devamında düzenlenen farklı bir usul kurumudur. Her iki kurumun kullanım koşulları ve hukuki sonuçları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Özellikle talep artırımı kullanıldıktan sonra aynı talebin ayrıca ıslahla ikinci kez artırılmasının mümkün olup olmadığı gibi bazı meselelerin, yeni düzenlemenin çok yakın zamanda yürürlüğe girmiş olması nedeniyle yüksek mahkeme içtihatlarıyla netleşmesi beklenmelidir.

Yeni sistem açısından bir başka kritik ayrım ise zamanaşımı ile faiz başlangıcıdır.

Kanun artırılan bölüm bakımından zamanaşımını ilk dava tarihine taşımaktadır.

Ancak bu durum artırılan bölüme her zaman dava tarihinden faiz uygulanacağı anlamına gelmez.

Faiz başlangıcı;

temerrüt tarihi,

haksız fiil tarihi,

özel kanun hükümleri,

alacağın türü

ve taraflar arasındaki hukuki ilişkiye

göre ayrıca belirlenir.

Bu nedenle talep artırım dilekçesinde “zamanaşımı dava tarihinde kesilmiştir, dolayısıyla faiz de mutlaka dava tarihinden başlar” şeklinde otomatik bir bağlantı kurulması doğru değildir.

Yeni düzenleme bakımından eski dosyalar da dikkatle ayrılmalıdır.

31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davaları, kanundaki açık geçiş hükmü nedeniyle eski HMK m.107’ye göre görülmeye devam edecektir.

Bu dosyalar yeni düzenleme nedeniyle kendiliğinden kısmi davaya dönüşmez.

Buna karşılık yeni açılacak davalarda belirsiz alacak davası artık bulunmadığından, alacağın sadece bir kısmının talep edilmesinin istendiği durumlarda HMK m.109’un yeni sistemi çok daha önemli hâle gelmiştir.

Sonuç olarak “Kısmi davada talep artırımı nasıl yapılacak?” sorusunun 12. Yargı Paketi sonrasındaki kısa cevabı şöyledir:

Davacı, alacağının yalnızca bir kısmını dava etmişse talebini aynı davada bir kez, tahkikat sona ermeden, davalının muvafakatine ihtiyaç olmaksızın artırabilecektir.

Artırılan bölüm bakımından zamanaşımı da artırım tarihinde değil, ilk dava tarihinde kesilmiş sayılacaktır.

Bu nedenle yeni dönemde başarılı bir kısmi dava stratejisinin üç temel noktası bulunmaktadır:

Başlangıçta doğru miktarla dava açmak, tek seferlik artırım hakkını doğru zamanda kullanmak ve tahkikatın sona ermesini kaçırmamak.

Özellikle yüksek miktarlı işçilik, ticari alacak ve tazminat davalarında bu üç noktadan herhangi birinin gözden kaçırılması, alacağın önemli bir bölümünün dava dışında kalmasına veya ciddi usul tartışmalarına yol açabilir.

  1. Yargı Paketi ile kısmi dava artık yalnızca “alacağın bir bölümünü dava etme” yöntemi değildir. Talep artırımı ve zamanaşımı bakımından özel koruma sağlayan yeni bir dava mekanizması hâline gelmiştir.

Leave a Reply

Call Now Button