Vakıf Üniversiteleri Öğrenim Ücreti Uyuşmazlıklarında Geçici Hukuki Koruma Mekanizmaları: İdari Yargıda Yürütmenin Durdurulması ve Adli Yargıda İhtiyati Tedbir Müesseselerinin Uygulanabilirliği
”Vakıf Üniversiteleri Öğrenim Ücreti Uyuşmazlıklarında Geçici Hukuki Koruma Mekanizmaları: İdari Yargıda Yürütmenin Durdurulması ve Adli Yargıda İhtiyati Tedbir Müesseselerinin Uygulanabilirliği”
Giriş
Anayasa’nın 130. maddesi uyarınca kanunla kurulan vakıf yükseköğretim kurumları, kamu tüzel kişiliğine haiz olarak yükseköğretim hizmeti sunan kurumlardır. Bu kurumların sunduğu hizmetin özü bir kamu hizmeti niteliğinde olup, mali özerklikleri Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğretim hakkı ile kamu hizmetinin gerektirdiği hakkaniyet esasları çerçevesinde sınırlandırılmıştır. Vakıf üniversiteleri her ne kadar 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği hükümleri uyarınca Mütevelli Heyetleri kanalıyla öğrenim ücretlerini belirleme yetkisine sahip olsalar da bu yetki keyfi ve kuralsız bir serbesti anlamına gelmez.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından alınan kararlar ve emredici idari düzenlemelerle, ara sınıflarda öğrenim gören öğrenciler için uygulanacak yıllık öğrenim ücreti artış oranları belirli idari tavan sınırlarına bağlanmıştır. Buna rağmen uygulamada pek çok vakıf üniversitesi, kayıt engeli oluşturma, ders seçimini kapatma veya öğrencilik haklarını dondurma tehdidi altında, yasal tavan zam oranlarının çok üzerinde tutarları ilan etmekte ve tahsil etmeye çalışmaktadır.
Bu tür uyuşmazlıklarda esasa ilişkin davanın (iade veya uyarlama davası) sonuçlanması aylar hatta yıllar alabilmektedir. Dava devam ederken öğrencilerin kayıtsız kalması, ders seçememesi, sınavlara girememesi veya dönem kaybetmesi telafisi imkânsız zararlar doğurmaktadır. Tam da bu noktada, dava sürecinin sonuna kadar öğrencilik statüsünü ve makul ücret seviyesini güvence altına alacak olan geçici hukuki koruma müesseseleri devreye girmektedir.
Bu çalışma; vakıf üniversitelerinin fahiş ücret zamlarına karşı açılan davalarda adli yargıda İhtiyati Tedbir ve idari yargıda Yürütmenin Durdurulması kurumlarının uygulanabilirliğini, görevli yargı kolunun tespitini, geçici koruma kararlarının şartlarını, Yargıtay ve Danıştay içtihatları ışığında kapsamlı bir akademik çerçevede incelemektedir.
I. Yargı Yolu ve Görevli Mahkemenin Tespiti: Adli Yargı mı, İdari Yargı mı?
Vakıf üniversitelerinin ücret zamlarına karşı başvurulacak geçici hukuki koruma müessesesini doğru belirleyebilmek için öncelikle uyuşmazlığın hangi yargı kolunda (adli yargı mı, idari yargı mı) çözümleneceğinin tespiti zorunludur. Vakıf üniversitelerinin hukuki niteliği ve aldıkları kararların yapısı, yargı yolu hususunda ikili bir ayırımı beraberinde getirmektedir.
1. Özel Hukuk Sözleşmesi İlişkisi Bakımından Adli Yargının Görevi
Vakıf üniversitesi ile öğrenci veya velisi arasında kurulan ilişki, esasen özel hukuk anlamında bir hizmet sözleşmesidir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesi uyarınca üniversite “sağlayıcı”, öğrenci ise “tüketici” konumundadır. Öğrenim ücretinin belirlenmesi, sözleşmenin uyarlanması veya fahiş ücret artışının iptali/tahsili talebiyle doğrudan üniversiteye karşı açılan davalar özel hukuk uyuşmazlığı niteliğindedir.
Bu kapsamda açılan davalarda görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir (parasal sınırlara göre Tüketici Hakem Heyetleri). Tüketici Mahkemelerinde görülen bu davalarda uygulanacak geçici hukuki koruma müessesesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 389. ve devamı maddelerinde düzenlenen İhtiyati Tedbir kurumudur.
2. İdari İşlem ve Düzenlemeler Bakımından İdari Yargının Görevi
Vakıf üniversiteleri kamu tüzel kişisidir. Üniversite Mütevelli Heyeti veya Senatosu tarafından alınan ve genel, soyut, düzenleyici nitelikte olan ücret tarifesi kararları veya YÖK’ün bu konudaki idari kararları, idare hukuku anlamında birer idari işlemdir.
Eğer öğrenci veya öğrenci temsilcilikleri, üniversitenin ilan ettiği genel ücret tarifesinin veya YÖK’ün eksik/hukuka aykırı düzenleyici işleminin iptali amacıyla dava açarsa, uyuşmazlık idari yargının (İdare Mahkemelerinin) görev alanına girer. İdari yargıda açılan iptal davalarında uygulanacak geçici hukuki koruma müessesesi ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 27. maddesinde düzenlenen Yürütmenin Durdurulması kurumudur.
II. Adli Yargıda Geçici Hukuki Koruma: Tüketici Mahkemelerinde İhtiyati Tedbir (HMK m. 389 vd.)
Vakıf üniversitesi tarafından ilan edilen fahiş ücrete karşı Tüketici Mahkemesinde dava açıldığında (örneğin “Sözleşmenin Uyarlanması” veya “Fahiş Zammın Hukuka Aykırılığının Tespiti ve Men’i” davası), dava süresince öğrencinin kayıt yaptıramama veya fahiş ücreti ödemeye zorlanma riskini bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir talep edilir.
1. İhtiyati Tedbirin Şartları (HMK m. 389/1)
HMK m. 389/1 hükmüne göre: “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yahut tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.”
Vakıf üniversitesi ücret uyuşmazlıklarında tedbir şartları şu şekilde somutlaşır:
-
Ciddi ve Telafisi İmkânsız Zarar Tehdidi: Üniversite, zamlı ücret ödenmediği takdirde öğrencinin ders kaydını onaylamamakta, otomasyon sistemini kapatmakta veya kaydını silmektedir. Eğitim hakkının (Anayasa m. 42) kesintiye uğraması, dönem kaybı yaşanması veya mezuniyetin gecikmesi telafisi imkânsız doğrudan bir zarardır.
-
Yaklaşık İspat (HMK m. 390/3): Tedbir talep eden öğrenci, YÖK’ün tavan zam kararlarını, bir önceki yıl ödediği ücreti ve üniversitenin talep ettiği fahiş zam oranını mahkemeye sunarak hakkının varlığını “yaklaşık olarak” ispatlamakla yükümlüdür. Tam bir ispat aranmaz; haklılığın kuvvetle muhtemel görünmesi yeterlidir.
2. Uygulanabilecek İhtiyati Tedbir Türleri ve İceriği
Tüketici Mahkemesi hakimi, HMK m. 391 uyarınca uyuşmazlığı çözecek tedbirin türünü tayin etmekte serbesttir. Vakıf üniversitesi davalarında mahkemelerden talep edilen ve uygulanabilen başlıca tedbir biçimleri şunlardır:
-
Eski Ücret veya YÖK Sınırındaki Ücret Üzerinden Kayıt Yapılması Tedbiri: Mahkemenin, dava sonuçlanıncaya kadar öğrencinin YÖK’ün %25’lik tavan zam sınırına (veya yasal TÜFE oranına) göre hesaplanacak geçici ücreti ödemesi/teminat göstermesi kaydıyla, ders kaydının yapılması ve öğrencilik haklarından eksiksiz yararlandırılması yönünde verdiği tedbir kararıdır.
-
Fahiş Kısmın Tahsilinin Tedbiren Durdurulması: Üniversitenin fahiş zam farkını senet, fatura veya icra takibi yoluyla tahsil etmesini dava sonuna kadar durduran tedbir kararıdır.
3. Teminat Melesi (HMK m. 392) ve Tüketici Muafiyeti
Normal şartlarda ihtiyati tedbir talep edenden bir teminat alınması esastır. Ancak HMK m. 392/1 uyarınca talep adli yardımdan yararlanıyorsa veya durumun gereklerine göre hakim takdir ederse teminat alınmayabilir. Ayrıca Tüketici Mahkemelerinde tüketicinin zayıf konumu ve Anayasal eğitim hakkının özü gözetilerek, hakimler genellikle ya teminatsız olarak ya da YÖK tavanına göre hesaplanan makul tutarın mahkeme veznesine yatırılması şartıyla tedbir kararı vermektedir.
III. İdari Yargıda Geçici Hukuki Koruma: İdare Mahkemelerinde Yürütmenin Durdurulması (İYUK m. 27)
Vakıf üniversitesi Mütevelli Heyetinin ücret artışına ilişkin genel kararının veya YÖK’ün idari işlemlerinin iptali amacıyla İdare Mahkemesinde dava açılması halinde, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca Yürütmenin Durdurulması (YD) talep edilebilir.
1. Yürütmenin Durdurulmasının Kanuni Şartları (İYUK m. 27/2)
İdari mahkemenin yürütmenin durdurulması kararı verebilmesi için kanunda öngörülen iki koşulun birlikte (kumulatif) gerçekleşmesi zorunludur:
-
İdari İşlemin Açıkça Hukuka Aykırı Olması: Vakıf üniversitesinin genel ücret kararının, YÖK’ün idari tavan zam kararlarına, 2547 sayılı Kanun’a veya kamu yararı/hizmet gerekleri ilkelerine açıkça aykırı olması durumunda bu şart gerçekleşir.
-
Telafisi Güç veya İmkânsız Zararların Doğması: Fahiş zam kararı nedeniyle öğrencilerin kayıt yaptıramayacak olması, eğitim haklarının engellenmesi veya yükseköğretimden kopma riski ile karşılaşmaları telafisi güç veya imkânsız zarar şartını doğrudan karşılar.
2. İdari Yargıda YD Kararının Sonuçları
İdare Mahkemesi tarafından verilen yürütmenin durdurulması kararı, idari işlemin tesis edildiği andan itibaren tüm hukuki sonuçlarını askıya alır. Üniversite yönetimi, YD kararı doğrultusunda fahiş zam içeren ücret tarifesini uygulayamaz ve öğrencileri eski ücret veya YÖK sınırındaki makul ücret üzerinden kaydetmek mecburiyetinde kalır. İYUK m. 28 uyarınca idare, YD kararının icabını en geç 30 gün içinde yerine getirmek zorundadır; aksi halde idari ve cezai sorumluluk doğar.
IV. Yargıtay ve Yüksek Mahkeme İçtihatları Işığında Geçici Hukuki Koruma
Geçici hukuki koruma müesseselerinin vakıf üniversitesi ücret uyuşmazlıklarındaki uygulanabilirliği, yüksek yargı organlarının kararlarıyla netlik kazanmıştır.
1. Yargıtay’ın İhtiyati Tedbir Kararlarına Yaklaşımı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Daireleri, eğitim ve öğretim hakkının niteliği gereği “zamanla sınırlı ve geri dönülemez” bir hak olduğunu vurgulamaktadır.
Yargıtay içtihatlarında; davanın esası hakkında nihai karar verilinceye kadar öğrencinin eğitim olanağından mahrum bırakılmasının telafisi imkânsız zarar doğuracağı kabul edilmektedir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemelerinin, HMK m. 389 anlamında gecikmesinde sakınca bulunan hallerin varlığını kabul ederek, öğrencinin mağduriyetini önleyecek nitelikte ihtiyati tedbir kararları vermesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu belirtilmektedir.
Yargıtay, tedbirin “davanın esasını çözer nitelikte olmaması” kuralını esneterek, eğitim hakkının korunması amacıyla geçici olarak ders kaydının yapılmasına imkân tanıyan tedbirlerin verilebileceğini kabul etmektedir. Zira dava sonunda üniversite haklı çıkarsa aradaki farkı yasal faiziyle tahsil edebilecek durumdadır; ancak öğrencinin kaybettiği eğitim yılının geriye getirilmesi mümkün değildir.
2. Danıştay’ın Yürütmenin Durdurulması Kararlarındaki Ölçütleri
Danıştay 8. Dairesi’nin vakıf üniversitelerinin idari kararlarına karşı açılan davalardaki kararlarında; vakıf üniversitelerinin kamusal denetimden muaf olmadığı, özerkliğin keyfilik anlamına gelmediği belirtilmektedir. Danıştay, YÖK’ün koyduğu düzenleyici sınırları aşan Mütevelli Heyeti kararlarının “açıkça hukuka aykırı” olduğunu ve eğitim hakkının engellenmesi riski nedeniyle yürütmesinin durdurulması gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır.
V. İhtiyati Tedbir ve Yürütmenin Durdurulması Süreçlerinin Karşılaştırılması
Adli yargıdaki İhtiyati Tedbir ile idari yargıdaki Yürütmenin Durdurulması müesseseleri, vakıf üniversitesi ücret zamlarına karşı başvurulan iki temel hukuki kalkan olup aralarında belirgin usul farklılıkları bulunmaktadır.
Adli yargıda Tüketici Mahkemelerinden talep edilen İhtiyati Tedbir, HMK m. 389 vd. hükümlerine dayanır. Bu süreçte görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olup, temelde öğrenci ile üniversite arasındaki bireysel hizmet sözleşmesine odaklanılır. HMK uyarınca yaklaşık ispat (haklılığın kuvvetle muhtemel görünmesi) ve ciddi zarar ihtimali yeterli görülmektedir. Mahkeme, haklılığın durumuna göre teminat talep edebileceği gibi tüketici lehine teminatsız tedbir kararı da verebilir. İhtiyati tedbir kararı alındığı andan itibaren derhal infaz edilebilir ve uymayan üniversite yetkilileri hakkında HMK m. 398 uyarınca disiplin hapsi cezası gündeme gelir.
İdari yargıda İdare Mahkemelerinden talep edilen Yürütmenin Durdurulması ise İYUK m. 27 hükümlerine tabidir. Burada görevli mahkeme İdare Mahkemesi olup, uyuşmazlığın konusu üniversite Mütevelli Heyetinin genel ücret kararı veya YÖK düzenlemesidir. YÖK tavanını aşan kararlar bakımından idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve telafisi güç zararın doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi aranır. İdari yargı usulünde teminat kural olarak aranmaz. Verilen YD kararı, İYUK m. 28 uyarınca idare konumundaki üniversite tarafından en geç 30 gün içinde resen uygulanmak zorundadır.
VI. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Usul Hukuku Tavsiyeleri
Vakıf üniversitesi ücret zamlarına karşı geçici hukuki koruma talep ederken dava stratejisinin doğru kurgulanması hayati önem taşır.
1. Dava Açılmadan Önce mi, Dava İle Birlikte mi Tedbir İstenmeli?
HMK m. 390 uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce de dava ile birlikte de talep edilebilir. Ancak uygulamada kayıt yenileme tarihlerinin çok kısıtlı olması sebebiyle, dava dilekçesi ile birlikte dava açılır açılmaz ihtiyati tedbir talep edilmesi en hızlı yoldur. Dilekçede “öncelikle ve ivedilikle evrak üzerinden ihtiyati tedbir hususunda karar verilmesi” açıkça istenmelidir.
2. Dava Şartı Arabuluculuk ve Tedbir İlişkisi
6502 sayılı Kanun m. 73/A uyarınca Tüketici Mahkemesinde dava açmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvuru zorunludur. Ancak HMK m. 390 uyarınca ihtiyati tedbir talepleri bakımından arabuluculuk sürecinin tamamlanması beklenmek zorunda değildir. Tüketici, ihtiyati tedbir talepli olarak mahkemeye başvurabilir; mahkeme tedbir hususunu karara bağladıktan sonra esasa ilişkin süreçte arabuluculuk tamamlama süresi tanıyabilir veya tedbir kararını takiben arabuluculuk ve dava süreci yürütülebilir.
3. Ödemenin İhtirazi Kayıtla Yapılmış Olmasının Tedbire Etkisi
Eğitiminin aksamasından korkan öğrenci zamlı ücreti ödemişse, artık “eğitim hakkının kesintiye uğraması” şeklindeki telafisi imkânsız zarar şartı ortadan kalkabilir. Bu durumda Mahkeme, “ödenmiş ücret bakımından tedbir şartı yok, uyuşmazlık esastan çözümlenip iadeye karar verilebilir” gerekçesiyle tedbir talebini reddedebilir. Bu nedenle:
-
Eğer ücret henüz ödenmediyse: “YÖK tavan sınırındaki tutar üzerinden kaydın yapılması yönünde İhtiyati Tedbir” istenmelidir.
-
Eğer ücret ödenmişse: Dava bir iade/alacak davasına dönüşeceğinden, üniversitenin malvarlığı üzerine veya gelecek dönem ücretlerine ilişkin tedbir talep edilebilir.
VII. Değerlendirme ve Sonuç
Vakıf yükseköğretim kurumlarının YÖK tarafından belirlyen emredici tavan zam sınırlarını aşarak ilan ettikleri fahiş öğrenim ücretleri, Anayasa ile güvence altına alınan eğitim ve öğretim hakkını doğrudan tehdit etmektedir. Dava süreçlerinin uzun sürmesi dikkate alındığında, geçici hukuki koruma müesseseleri olan İhtiyati Tedbir (HMK m. 389) ve Yürütmenin Durdurulması (İYUK m. 27), öğrencilerin mağduriyetini önleyen hayati hukuki kalkanlardır.
Yargıtay ve Danıştay’ın yerleşik içtihatları; eğitimin telafisi imkânsız niteliğini gözeterek, dava sonuna kadar öğrencilerin YÖK sınırındaki makul ücretlerle kayıtlarının yapılmasına imkân tanıyan geçici koruma kararlarının verilmesi yönündedir. Mahkemelerin bu süreçte Anayasal eğitim hakkını ve tüketicinin zayıf konumunu gözeterek hızlı, teminatsız veya makul teminatlarla ihtiyati tedbir kararları vermesi, hukuki güvenliğin ve sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir.
Fahiş zam mağduriyeti yaşayan öğrencilerin, kayıt dönemleri geçmeden ivedilikle Tüketici Mahkemelerinde ihtiyati tedbir talepli uyarlama/tespit davaları açmaları veya İdare Mahkemelerinde yürütmenin durdurulması istemli iptal davaları ikame etmeleri, eğitim haklarını kesintisiz sürdürebilmelerinin ve mali haklarını koruyabilmelerinin en etkili yoludur.