Single Blog Title

This is a single blog caption

Sınırların Ötesindeki Borç Nasıl Tahsil Edilir? Uluslararası Alacak Takibi ve Avrupa Ödeme Emri Rehberi

Sınırların Ötesindeki Borç Nasıl Tahsil Edilir? Uluslararası Alacak Takibi ve Avrupa Ödeme Emri Rehberi

Uluslararası ticaretin yaygınlaşmasıyla birlikte borçlunun başka bir ülkede bulunması, alacağın tahsilini imkânsız hâle getiren bir durum olmaktan çıkmıştır. Ancak uluslararası alacak tahsili, yalnızca borçluya karşı dava açılmasından ibaret değildir. Yetkili mahkemenin belirlenmesi, uygulanacak hukukun tespiti, borçlunun malvarlığının araştırılması, kararın başka bir ülkede tanınması ve icra edilmesi gibi birbiriyle bağlantılı birçok aşama bulunmaktadır.

Özellikle Avrupa Birliği içerisinde kullanılan Avrupa Ödeme Emri, sınır ötesi ve itiraz edilmeyen para alacaklarının daha hızlı şekilde tahsil edilmesini sağlayan önemli bir hukuki mekanizmadır. Bununla birlikte Avrupa Ödeme Emri’nin Türkiye’deki her alacaklı tarafından, Avrupa’daki her borçluya karşı doğrudan kullanılabileceğini düşünmek doğru değildir.

Uluslararası alacak tahsili nedir?

Uluslararası alacak tahsili; alacaklı, borçlu, sözleşme, ifa yeri, malvarlığı veya uyuşmazlıkla bağlantılı unsurlardan en az birinin farklı bir ülkede bulunması hâlinde alacağın hukuki yollarla tahsil edilmesidir.

Örneğin;

  • Türkiye’de bulunan bir şirketin Almanya’daki müşterisine sattığı malların bedelini alamaması,
  • Türk vatandaşının Fransa’da yaşayan bir kişiye verdiği borcun ödenmemesi,
  • Türkiye’de hizmet veren bir şirketin Hollanda’daki firmadan danışmanlık ücretini tahsil edememesi,
  • Yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de bulunan malvarlığı üzerinde icra edilmek istenmesi,

uluslararası alacak tahsiline konu olabilir.

Bu süreçte temel mesele yalnızca “alacak var mı?” sorusu değildir. Asıl önemli sorular; hangi ülkede dava açılacağı, hangi hukukun uygulanacağı ve kararın hangi ülkedeki malvarlığı üzerinde icra edileceğidir.

Dava kazanmak ile alacağı tahsil etmek aynı şey midir?

Bir davanın kazanılması, alacağın fiilen tahsil edildiği anlamına gelmez. Mahkeme kararı alacaklıya hukuki bir hak kazandırır; ancak borçlunun haczedilebilir malvarlığı bulunmuyorsa kararın ekonomik karşılığı olmayabilir.

Bu nedenle uluslararası alacak dosyalarında dava açılmadan önce bir tahsil kabiliyeti araştırması yapılmalıdır. Borçlunun;

  • Ticaret sicilindeki güncel durumu,
  • İflas veya yeniden yapılandırma sürecinde bulunup bulunmadığı,
  • Taşınmazları,
  • Araçları,
  • Banka hesapları,
  • Şirket payları,
  • Üçüncü kişilerden olan alacakları,
  • Faaliyet gösterdiği ülke ve şubeleri,

mümkün olduğu ölçüde araştırılmalıdır.

Borçlunun hiçbir malvarlığının bulunmadığı bir ülkede dava kazanılması, kararın başka bir ülkede yeniden tanınması ve icra edilmesi ihtiyacını doğurabilir. Bu durum süreyi ve masrafları önemli ölçüde artırır.

Uluslararası alacak tahsilinde ilk incelenmesi gereken belgeler

Sınır ötesi alacaklarda öncelikle alacağın hukuki dayanağı ve ispat araçları incelenmelidir. Bu kapsamda özellikle sözleşme, sipariş formu, fatura, teslim belgesi, konşimento, banka hareketi, cari hesap kaydı, e-posta yazışmaları, WhatsApp mesajları, borç ikrarı ve ödeme taahhütleri değerlendirilir.

Sözleşmede aşağıdaki hükümlerin bulunup bulunmadığı ayrıca kontrol edilmelidir:

  • Yetkili mahkeme kaydı,
  • Tahkim şartı,
  • Uygulanacak hukuk,
  • Ödeme tarihi ve para birimi,
  • Temerrüt faizi,
  • Cezai şart,
  • Teslim ve kabul koşulları,
  • Teminat hükümleri,
  • Kefalet veya garanti düzenlemeleri.

Tarafların yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar için yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılmaları Türk hukukunda belirli şartlarla mümkündür. MÖHUK’un 47. maddesi uyarınca anlaşmanın yazılı delille ispatlanması gerekir; iş, tüketici ve sigorta uyuşmazlıklarındaki koruyucu yetki hükümleri ise tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez.

Uluslararası alacak tahsili hangi aşamalardan oluşur?

1. Alacağın hukuki ve ekonomik incelemesi

İlk aşamada alacağın miktarı, vadesi, zamanaşımı süresi ve borçlunun savunmaları değerlendirilir. Alacak henüz muaccel değilse veya miktarı belirlenemiyorsa bazı hızlı takip yollarından yararlanılması mümkün olmayabilir.

2. Borçlu ve malvarlığı araştırması

Borçlunun gerçek adresi ve şirket statüsü tespit edilmelidir. Şirketin sicilden silinmiş olması, tasfiyeye girmesi veya iflas sürecinde bulunması takip yöntemini tamamen değiştirebilir.

3. İhtar ve sulh görüşmeleri

Uluslararası dosyalarda dava öncesinde borçluya resmî bir ihtar gönderilmesi çoğu zaman etkili olabilir. İhtarın borçlunun bulunduğu ülkenin dilinde hazırlanması, alacağın dayanağının ve ödeme süresinin açıkça gösterilmesi önemlidir.

Taraflar taksitlendirme konusunda anlaşırsa protokolde borcun açıkça ikrar edilmesi, ödeme tarihleri, temerrüt hâli, uygulanacak faiz, yetkili mahkeme ve mümkünse doğrudan icra edilebilir bir teminat düzenlenmelidir.

4. Yetkili ülke ve mahkemenin belirlenmesi

Davanın mutlaka alacaklının bulunduğu ülkede açılması gerekmez. Borçlunun yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, malın teslim edildiği yer, hizmetin sunulduğu ülke ve yetki anlaşması dikkate alınmalıdır.

Yanlış ülkede açılan dava yetkisizlik kararıyla sonuçlanabileceği gibi, alınan kararın borçlunun malvarlığının bulunduğu ülkede tenfiz edilmesini de güçleştirebilir.

5. Dava veya hızlı ödeme emri prosedürü

Alacağın ve tarafların durumuna göre;

  • Borçlunun ülkesindeki millî ödeme emri prosedürü,
  • Avrupa Ödeme Emri,
  • Avrupa Küçük Talepler Usulü,
  • Genel mahkemelerde alacak davası,
  • Tahkim,
  • İflas veya konkordato benzeri süreçlere alacak kaydı,

gündeme gelebilir.

6. Kararın tanınması, tenfizi ve icrası

Kararı veren mahkemenin bulunduğu ülke ile borçlunun malvarlığının bulunduğu ülke aynı değilse, kararın ikinci ülkede tanınması veya icra edilebilir hâle getirilmesi gerekebilir.

Avrupa Birliği ülkeleri arasında bazı kararlar özel düzenlemeler sayesinde daha kolay dolaşırken, Türkiye’de verilen bir karar Avrupa Birliği ülkelerinde kendiliğinden icra edilemez. Kararın icra edileceği ülkenin iç hukuku, ikili anlaşmalar ve uygulanabilecek uluslararası sözleşmeler incelenmelidir.

Avrupa Ödeme Emri nedir?

Avrupa Ödeme Emri — European Order for Payment, 1896/2006 sayılı Avrupa Birliği Tüzüğü ile oluşturulan, sınır ötesi para alacaklarının standart formlar kullanılarak tahsil edilmesini amaçlayan yazılı ve basitleştirilmiş bir usuldür.

Sistem özellikle borçlunun ciddi bir itiraz ileri sürmesinin beklenmediği, miktarı belirli ve vadesi gelmiş para alacakları için tasarlanmıştır. Duruşmaya katılma zorunluluğu bulunmaz ve süreç standart formlar üzerinden yürütülür. Avrupa Ödeme Emri düzenlemesi, Danimarka hariç Avrupa Birliği üyesi devletler arasında uygulanmaktadır.

Avrupa Ödeme Emri’nin kullanılabilmesi için alacağın:

  • Para alacağı olması,
  • Miktarının belirli olması,
  • Başvuru tarihinde muaccel olması,
  • Hukuk veya ticaret ilişkisinden doğması,
  • Sınır ötesi nitelik taşıması,

gerekir. Sistem bakımından talep edilebilecek alacak miktarı için genel bir üst sınır bulunmamaktadır.

Avrupa Ödeme Emri hangi ülkelerde geçerlidir?

Düzenleme, Danimarka dışında Avrupa Birliği üyesi devletlerde uygulanmaktadır. Danimarka mahkemesinden Avrupa Ödeme Emri alınamaz ve başka bir üye devlette verilen Avrupa Ödeme Emri Danimarka’da bu sistem kapsamında icra edilemez.

Birleşik Krallık, 1 Ocak 2021 tarihi itibarıyla Avrupa Birliği üyesi olmadığından geçiş döneminden sonra başlatılan yeni işlemler bakımından Avrupa Ödeme Emri sisteminin parçası değildir. Geçiş döneminden önce başlatılmış dosyalar için ise ayrık hükümler söz konusu olabilir.

Avrupa Ödeme Emri kimleri kapsar?

Avrupa Ödeme Emri yalnızca Avrupa Birliği vatandaşlarına özgü değildir. Gerçek kişiler, şirketler ve diğer tüzel kişiler koşulların oluşması hâlinde başvuru yapabilir. Belirleyici olan vatandaşlık değil; tarafların yerleşim yerleri, mahkemenin bulunduğu ülke ve uyuşmazlığın sınır ötesi niteliğidir.

Tüzüğe göre sınır ötesi uyuşmazlık, taraflardan en az birinin başvurulan mahkemenin bulunduğu üye devletten başka bir üye devlette yerleşik veya mutat mesken sahibi olduğu uyuşmazlıktır.

Bu düzenleme Türkiye’deki alacaklılar bakımından önemli bir sınırlama doğurmaktadır.

Türk alacaklı Avrupa Ödeme Emri alabilir mi?

Türk gerçek veya tüzel kişisinin Avrupa Ödeme Emri’nden yararlanması tamamen yasak değildir. Ancak Türk alacaklının Avrupa’daki bir borçluya sahip olması tek başına yeterli değildir.

Örneğin Türk alacaklı, Almanya’da yerleşik borçluya karşı Almanya’da başvuru yapıyorsa taraflardan hiçbiri başvurulan mahkemenin bulunduğu Almanya dışında başka bir AB üyesi devlette yerleşik olmayabilir. Türk alacaklı Türkiye’de, borçlu ise mahkemenin bulunduğu Almanya’dadır. Bu durumda Tüzük’teki sınır ötesi uyuşmazlık şartı oluşmayabilir ve Alman hukukundaki millî ödeme emri veya genel dava yolunun kullanılması gerekebilir.

Buna karşılık Türk alacaklının Fransa’da yerleşik borçluya karşı, sözleşmedeki geçerli yetki kaydı nedeniyle Almanya’da başvuru yapması hâlinde borçlu mahkemenin bulunduğu devletten başka bir üye devlette yerleşik olduğundan Avrupa Ödeme Emri şartı oluşabilir.

Avrupa Komisyonunun uygulama rehberinde de AB dışında yerleşik başvurucuların, borçlunun yetkili mahkemenin bulunduğu üye devletten başka bir üye devlette yerleşik olması hâlinde sistemden yararlanabileceği belirtilmektedir.

Dolayısıyla her dosyada üç unsur birlikte incelenmelidir:

  1. Alacaklının yerleşim yeri,
  2. Borçlunun yerleşim yeri,
  3. Başvurulacak yetkili mahkemenin bulunduğu ülke.

Avrupa Ödeme Emri hangi alacaklarda kullanılabilir?

Sistem genel olarak satış bedeli, hizmet bedeli, kira alacağı, kredi veya ödünç alacağı, danışmanlık ücreti, komisyon, sözleşmeden doğan tazminat ve benzeri belirli para alacaklarında kullanılabilir.

Alacağın başvuru tarihinde belirli ve vadesi gelmiş olması gerekir. Ana para yanında faiz, sözleşmesel ceza ve masraflar da koşulları bulunuyorsa talep edilebilir. Başvuruda faiz oranının ve faizin işletileceği dönemin gösterilmesi gerekir.

Avrupa Ödeme Emri’nde genel bir parasal üst sınır bulunmadığından yüksek tutarlı ticari alacaklarda da teorik olarak başvuru mümkündür. Ancak yüksek tutarlı ve ihtilaflı dosyalarda borçlunun itiraz etme ihtimali daha yüksek olduğundan genel dava yolunun veya ihtiyati tedbirlerin birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.

Avrupa Ödeme Emri hangi uyuşmazlıklarda kullanılamaz?

Avrupa Ödeme Emri yalnızca sınır ötesi hukuk ve ticaret uyuşmazlıklarında uygulanır. Aşağıdaki konular kapsam dışında bırakılmıştır:

  • Vergi ve benzeri kamu gelirleri,
  • Gümrük uyuşmazlıkları,
  • İdari uyuşmazlıklar,
  • Devletin kamu gücü kullanmasından doğan sorumluluğu,
  • İflas, tasfiye ve benzeri toplu borç tasfiye süreçleri,
  • Eşlerin mal rejimi,
  • Miras,
  • Sosyal güvenlik,
  • Kural olarak sözleşme dışı borçlar.

Haksız fiil gibi sözleşme dışı borçlar ancak tarafların bu konuda anlaşmış olması, borcun borçlu tarafından kabul edilmesi veya ortak mülkiyetten doğan belirli bir para borcunun bulunması gibi istisnai hâllerde kapsama girebilir.

Tüketicilere karşı Avrupa Ödeme Emri çıkarılabilir mi?

Tüketici sözleşmelerinde özel yetki koruması bulunmaktadır. Talep, tüketicinin mesleki veya ticari faaliyeti dışında yaptığı bir sözleşmeden doğuyor ve tüketici davalı konumunda bulunuyorsa başvuru kural olarak tüketicinin yerleşik olduğu üye devlet mahkemesinde yapılmalıdır.

Bu nedenle sözleşmeye başka bir ülke mahkemesini yetkili kılan hüküm konulmuş olması, tüketiciye tanınan koruyucu yetki kurallarını her durumda ortadan kaldırmaz.

Avrupa Ödeme Emri başvurusu nasıl yapılır?

Başvuru, Form A kullanılarak yetkili mahkemeye yapılır. Başvuruda temel olarak;

  • Tarafların kimlik ve adres bilgileri,
  • Talep edilen ana para,
  • Faiz oranı ve faiz dönemi,
  • Sözleşmesel ceza ve masraflar,
  • Alacağın dayandığı olaylar,
  • Delillerin açıklaması,
  • Mahkemenin yetki gerekçesi,
  • Uyuşmazlığın sınır ötesi niteliği,

gösterilmelidir.

Başvurunun sunulma yöntemi, kabul edilen dil ve mahkeme harcı her üye devletin kendi uygulamasına göre değişebilir. Kâğıt üzerinden başvuru kabul edilmekle birlikte bazı ülkeler elektronik başvuruya da izin vermektedir.

Başvuru sırasında avukatla temsil, Tüzük kapsamında zorunlu değildir. Ancak başvurunun itiraz üzerine genel davaya dönüşmesi hâlinde ilgili ülkenin millî usul hukuku uyarınca avukatla temsil zorunluluğu doğabilir.

Mahkeme başvuruyu nasıl inceler?

Mahkeme, başvurunun Tüzük’teki şekli ve hukuki şartları taşıyıp taşımadığını inceler. Bu aşamada klasik bir alacak davasında olduğu gibi kapsamlı delil incelemesi yapılmaz. Başvurudaki bilgiler yeterli değilse alacaklıdan tamamlama veya düzeltme istenebilir.

Şartların yalnızca alacağın bir kısmı bakımından oluşması hâlinde mahkeme, alacaklıya daha düşük miktar üzerinden ödeme emri çıkarılmasını kabul edip etmediğini sorabilir. Alacaklı öneriyi kabul etmezse başvuru tamamen reddedilebilir.

Başvurunun usulüne uygun olması hâlinde mahkemenin mümkün olan en kısa sürede ve kural olarak başvurudan itibaren 30 gün içerisinde Avrupa Ödeme Emri düzenlemesi öngörülmüştür. Tamamlama ve düzeltme için geçen süre bu hesaba dâhil edilmeyebilir.

Borçlu Avrupa Ödeme Emri’ne nasıl itiraz eder?

Avrupa Ödeme Emri borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edilir. Borçlunun tebliğden itibaren 30 gün içinde itiraz etme hakkı bulunmaktadır.

İtiraz için kural olarak Form F kullanılır. Borçlunun bu aşamada ayrıntılı bir itiraz gerekçesi veya delil sunması zorunlu değildir; talebe itiraz ettiğini bildirmesi yeterlidir.

Süresinde itiraz edilirse Avrupa Ödeme Emri kendiliğinden kesinleşmez. Alacaklının başvurudaki tercihine göre uyuşmazlık;

  • İlgili ülkenin genel hukuk yargılamasında devam edebilir,
  • Koşulları varsa Avrupa Küçük Talepler Usulü’ne aktarılabilir,
  • Alacaklının önceden bu yönde talebi varsa sona erdirilebilir.

Bu nedenle Avrupa Ödeme Emri, borçlunun itiraz hakkını ortadan kaldıran bir ilam değildir. Borçlunun basit bir itirazı, uyuşmazlığın genel yargılama usulünde devam etmesine neden olabilir.

Borçlu itiraz etmezse ne olur?

Borçlu 30 günlük süre içinde itiraz etmezse ödeme emri, düzenlendiği üye devlette icra edilebilir hâle getirilir.

İcra edilebilir Avrupa Ödeme Emri, Danimarka dışında başka bir katılımcı AB üyesi devlette ayrıca bir tanıma veya icra edilebilirlik kararı alınmasına gerek olmaksızın uygulanabilir. Kararın esas yönünden yeniden incelenmesi mümkün değildir; icra işlemleri ise malvarlığının bulunduğu ülkenin millî icra hukukuna göre yürütülür.

Örneğin Almanya’da düzenlenen ve kesinleşen Avrupa Ödeme Emri, borçlunun Fransa’daki banka hesabı veya taşınmazı üzerinde Fransız icra hukuku çerçevesinde uygulanabilir.

Avrupa Ödeme Emri Türkiye’de doğrudan icra edilebilir mi?

Hayır. Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmadığı için Avrupa Ödeme Emri’nin AB içerisindeki otomatik dolaşım ve doğrudan icra rejimi Türkiye bakımından uygulanmaz.

Bir Avrupa Ödeme Emri’nin Türkiye’deki malvarlığı üzerinde icra edilmek istenmesi hâlinde, belgenin niteliği ve düzenlendiği ülke hukuku dikkate alınarak Türk mahkemelerinde tanıma veya tenfiz sürecinin işletilmesi gerekebilir.

MÖHUK’un 50. maddesine göre yabancı mahkemeler tarafından hukuk davaları hakkında verilen ve verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra edilebilmesi, yetkili Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınmasına bağlıdır.

Tenfiz incelemesinde başlıca;

  • Karşılıklılık,
  • Kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmesi,
  • Kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması,
  • Davalının usulüne uygun biçimde yargılamadan haberdar edilmesi ve savunma hakkının korunması,

aranır.

Tenfiz edilen yabancı ilam, Türk mahkemelerinden verilmiş bir ilam gibi icra edilir.

Türkiye’de alınan karar Avrupa’da nasıl tahsil edilir?

Türk mahkemesinden alınan bir alacak kararı da Avrupa Birliği ülkelerinde kendiliğinden icra edilemez. Avrupa Birliği’nin üye devlet kararlarına sağladığı doğrudan tanıma ve icra kolaylıkları, kural olarak Türk mahkeme kararlarını kapsamaz.

Bu nedenle Türk mahkemesinden alınan kararın borçlunun malvarlığının bulunduğu ülkede;

  • Tanınması veya tenfiz edilmesi,
  • Kesinleşme ve icra edilebilirlik belgelerinin alınması,
  • Apostil veya diğer tasdik işlemlerinin yapılması,
  • Yeminli tercüme hazırlanması,
  • İlgili ülkenin icra makamına başvurulması,

gerekebilir.

Bu aşamada kararın icra edileceği ülke ile Türkiye arasında ikili adli yardımlaşma veya tanıma-tenfiz anlaşması bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Anlaşma yoksa ilgili ülkenin milletlerarası özel hukuk kuralları uygulanır.

Avrupa Ödeme Emri’nin avantajları nelerdir?

Avrupa Ödeme Emri’nin başlıca avantajları şunlardır:

  • Standart formlar üzerinden yürütülmesi,
  • Kural olarak duruşma yapılmaması,
  • Avukatla temsilin başlangıç aşamasında zorunlu olmaması,
  • Belirli bir parasal üst sınır bulunmaması,
  • Borçlu itiraz etmezse hızlı şekilde icra edilebilir hâle gelmesi,
  • Katılımcı AB ülkelerinde ayrıca tenfiz kararı gerektirmemesi,
  • Bir ülkede alınan emrin başka bir katılımcı ülkedeki malvarlığı üzerinde uygulanabilmesi.

Avrupa Ödeme Emri’nin riskleri ve sınırları nelerdir?

Sistem her uluslararası alacak için uygun değildir. Özellikle;

  • Borçlunun itiraz etme ihtimali yüksekse,
  • Alacak miktarı belirli değilse,
  • Zararın bilirkişi incelemesiyle hesaplanması gerekiyorsa,
  • Yetkili mahkeme tartışmalıysa,
  • Borçlunun adresi bilinmiyorsa,
  • Tebligatın usulüne uygun yapılması mümkün değilse,
  • Borçlunun malvarlığı AB dışında bulunuyorsa,
  • Türk alacaklı bakımından sınır ötesi uyuşmazlık şartı oluşmuyorsa,

başka hukuki yolların değerlendirilmesi gerekir.

Ayrıca ödeme emri alınması borçlunun malvarlığını kendiliğinden dondurmaz. Borçlunun mallarını kaçırma riski bulunuyorsa ihtiyati haciz, banka hesabının dondurulması veya ilgili ülkenin geçici hukuki koruma tedbirleri ayrıca talep edilmelidir.

Koşulları bulunan AB içi uyuşmazlıklarda Avrupa Hesap Koruma Emri ile bir üye devletteki mahkemenin borçlunun başka bir üye devletteki banka hesabında bulunan parayı geçici olarak dondurması mümkün olabilir. Bu tedbir de Danimarka dışında ve yalnızca düzenlemedeki sınır ötesi uyuşmazlık şartları kapsamında uygulanır.

Hangi durumda hangi yol tercih edilmelidir?

Borç açıkça kabul edilmiş, miktarı belirli ve borçlunun itiraz etme ihtimali düşükse Avrupa Ödeme Emri etkili olabilir.

Borçlunun malın ayıplı olduğu, hizmetin eksik verildiği, sözleşmenin feshedildiği veya karşı alacağı bulunduğu yönünde kapsamlı savunma yapması bekleniyorsa genel alacak davası daha uygun olabilir.

Alacağın düşük tutarlı olması ve AB içerisindeki sınır ötesi uyuşmazlık şartlarının bulunması hâlinde Avrupa Küçük Talepler Usulü değerlendirilebilir.

Sözleşmede geçerli bir tahkim şartı varsa uyuşmazlığın devlet mahkemesinde değil tahkim yoluyla çözülmesi gerekebilir.

Borçlu iflas veya yeniden yapılandırma sürecindeyse bireysel takip yerine ilgili ülkedeki toplu tasfiye sürecine alacak kaydı yaptırılması gerekebilir.

Sonuç

Uluslararası alacak tahsilinde başarılı bir strateji, yalnızca hangi ülkede dava açılacağını belirlemekten ibaret değildir. Borçlunun malvarlığının nerede bulunduğu, kararın hangi ülkede icra edileceği, zamanaşımı, tebligat, yetki, uygulanacak hukuk ve geçici koruma tedbirleri birlikte değerlendirilmelidir.

Avrupa Ödeme Emri, sınır ötesi, belirli ve vadesi gelmiş para alacakları için önemli bir imkân sağlamakla birlikte Türkiye’deki her alacaklının Avrupa’daki her borçluya karşı doğrudan kullanabileceği genel bir takip yolu değildir. Özellikle Türk alacaklılar bakımından başvurulacak mahkemenin bulunduğu ülke ile tarafların yerleşim yerleri arasındaki bağlantı dikkatle incelenmelidir.

Uluslararası bir alacak dosyasında en doğru yöntem; dava açmadan önce tahsil kabiliyeti araştırması yapmak, yetkili ülkeyi belirlemek, borçlunun malvarlığına yönelik tedbirleri planlamak ve alınacak kararın icra edileceği ülkenin hukukunu baştan değerlendirmektir.

Leave a Reply

Call Now Button