Yapay Zekâ Tarafından Oluşturulan Sahte Ses Kayıtlarının Delil Değeri: Kişilik Hakları, Ceza Sorumluluğu ve Hukuki Başvuru Yolları
Yapay Zekâ Tarafından Oluşturulan Sahte Ses Kayıtlarının Delil Değeri: Kişilik Hakları, Ceza Sorumluluğu ve Hukuki Başvuru Yolları
Giriş
Yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmeler, gerçek bir kişinin sesinin kısa süreli örneklerden yararlanılarak taklit edilmesini mümkün hâle getirmiştir. “Deepfake ses”, “sentetik ses” veya “ses klonlama” olarak ifade edilen bu yöntemlerle bir kişinin gerçekte hiç söylemediği sözler, o kişinin ses tonu, konuşma biçimi ve vurgulamaları kullanılarak söylenmiş gibi gösterilebilmektedir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu, deepfake teknolojisini insanların yüzünün, hareketlerinin veya sesinin yapay zekâ aracılığıyla gerçeğe uygun biçimde taklit edilmesi ya da değiştirilmesi olarak tanımlamaktadır. Kurum ayrıca deepfake içeriklerin itibarsızlaştırma, dolandırıcılık, siber zorbalık, manipülasyon ve finansal zarar verme amacıyla kullanılabileceğine dikkat çekmektedir.
Bu teknolojinin kötüye kullanılması özellikle boşanma, ceza, iş, ticaret ve tazminat davalarında ciddi sorunlara yol açabilir. Gerçekte mevcut olmayan bir konuşmanın mahkemeye sunulması, bir kişiye suç isnat edilmesi, çalışanın işten çıkarılması, eşe sadakatsizlik iddiasında bulunulması veya ticari itibarın zedelenmesi gibi sonuçlar doğurabilir.
Ancak yapay zekâ tarafından oluşturulan bir ses kaydının “gerçek ses kaydı” görünümünde olması, onun hukuken geçerli bir delil olduğu anlamına gelmez. Böyle bir kayıt bakımından hem kaydın gerçekliği hem elde edilme biçimi hem de mahkemeye sunulma amacı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Gerçek Ses Kaydı ile Yapay Zekâ Ürünü Sahte Ses Kaydı Arasındaki Fark
Hukuki değerlendirme yapılırken öncelikle iki farklı durum birbirinden ayrılmalıdır:
Birinci durumda, taraflar arasında gerçekten yapılmış bir konuşma bulunmaktadır; ancak konuşma taraflardan birinin izni olmadan kaydedilmiştir. Burada tartışma, gerçek bir kaydın hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği üzerinde yoğunlaşır.
İkinci durumda ise konuşma hiç gerçekleşmemiş veya gerçekleşen konuşmanın bazı bölümleri yapay zekâ kullanılarak değiştirilmiştir. Buradaki temel sorun yalnızca kaydın hukuka uygun elde edilip edilmediği değildir. Kayıt, içeriği ve konuşmacıya aidiyeti bakımından gerçeğe aykırıdır.
Bu nedenle sentetik ses kaydı bakımından iki aşamalı inceleme yapılması gerekir:
- Kayıt gerçek midir ve konuşmacıya ait midir?
- Gerçek olduğu kabul edilse dahi hukuka uygun şekilde elde edilmiş midir?
Bir kayıt daha ilk aşamada sahte veya manipüle edilmişse, kaydın içeriğinin hedefteki kişi tarafından söylendiğini ispatlayan bir delil olarak kullanılması mümkün değildir.
Bununla birlikte sahte kayıt, onu oluşturan veya yayan kişinin eylemlerini ispatlamak bakımından delil niteliği taşıyabilir. Başka bir ifadeyle kayıt, hedefteki kişinin o sözleri söylediğini ispatlamaz; fakat sahte delil üretildiğini, kişilik hakkına saldırıda bulunulduğunu veya iftira fiilinin gerçekleştirildiğini gösterebilir.
Sahte Ses Kayıtlarının Hukuk Davalarındaki Delil Değeri
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199. maddesi uyarınca ses ve görüntü kayıtları ile elektronik ortamdaki veriler, hukuk yargılaması bakımından “belge” sayılmaktadır. Dolayısıyla bir ses dosyası mahkemeye sunulabilir. Ancak bir verinin belge sayılması, içeriğinin otomatik olarak doğru kabul edilmesi anlamına gelmez.
HMK’nın 189. maddesi uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 7 Eylül 2023 tarihli kararında da hukuka aykırı şekilde elde edilen ses kayıtlarının kural olarak delil olarak kullanılamayacağı açıkça belirtilmiştir.
Yapay zekâyla oluşturulan sahte ses kaydında ise hukuka aykırılık daha ağırdır. Çünkü burada yalnızca özel hayatın veya haberleşmenin gizliliği ihlal edilmemekte, aynı zamanda gerçekte mevcut olmayan bir delil üretilmektedir.
Sahte olduğu ileri sürülen kayıt bakımından mahkemenin yalnızca dosyayı dinleyerek karar vermesi yeterli değildir. Kaydın doğruluğu ciddi şekilde ve somut gerekçelerle inkâr edilmişse aşağıdaki hususlar araştırılmalıdır:
- Ses dosyasının orijinali,
- Dosyanın ilk oluşturulma tarihi,
- Dosyanın kaydedildiği cihaz,
- Dosyanın metadata bilgileri,
- Dosyanın daha önce düzenlenip düzenlenmediği,
- Kesme, birleştirme veya ses ekleme işlemleri,
- Sesin doğal konuşma mı yoksa sentetik üretim mi olduğu,
- Konuşmacıya ait olduğu iddia edilen sesle karşılaştırma,
- Kaydın hangi kişi tarafından ve hangi kanaldan gönderildiği,
- Dosyanın hash değeri ve dijital muhafaza zinciri,
- Mesajlaşma uygulaması, bulut sistemi veya sosyal medya platformundaki iletim kayıtları.
Kayıt yalnızca WhatsApp üzerinden gönderilmiş, sıkıştırılmış, başka bir cihazda yeniden kaydedilmiş veya ekran videosuna dönüştürülmüşse inceleme güçleşebilir. Bu nedenle mümkün olduğu ölçüde ilk oluşturulan dosya, kaynak cihaz ve orijinal veri taşıyıcısı bilirkişiye sunulmalıdır.
Kaydın gerçekliğini ispat yükü, kural olarak o kaydın içeriğinden kendi lehine hukuki sonuç çıkarmak isteyen tarafa aittir. Kişinin “Bu ses bana ait değildir, yapay zekâyla oluşturulmuştur.” şeklindeki itirazının teknik araştırma yapılmadan reddedilmesi, özellikle kayıt uyuşmazlığın belirleyici delili hâline gelmişse hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturabilir.
Sahte Ses Kayıtlarının Ceza Yargılamasındaki Delil Değeri
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217. maddesi uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş, huzurunda tartışılmış ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillere dayandırabilir.
Bu nedenle yapay zekâ ile oluşturulduğu ileri sürülen bir ses kaydı;
- Kaynağı belli değilse,
- Orijinal dosyası bulunmuyorsa,
- Kime ait olduğu teknik olarak belirlenemiyorsa,
- Üzerinde montaj veya yapay üretim şüphesi varsa,
- Dosyanın muhafaza zinciri ortaya konulamıyorsa,
tek başına mahkûmiyete esas alınmamalıdır.
Ceza yargılamasında şüpheden sanık yararlanır. Bir kaydın gerçek olup olmadığı konusunda giderilemeyen ciddi şüphe bulunması hâlinde kayıt, sanık aleyhine kesin veya belirleyici delil olarak değerlendirilemez.
Ayrıca yapay zekâ tespit yazılımları tarafından verilen sonuçlar da tek başına kesin kabul edilmemelidir. İnceleme; ses sinyal analizi, adli bilişim, yapay zekâ sistemleri, fonetik ve gerektiğinde ses biyometrisi alanlarında uzman bilirkişiler tarafından birlikte yürütülmelidir. Kişisel Verileri Koruma Kurumunun deepfake bilgi notunda da yapay zekâ tarafından oluşturulan içeriklerin tespitinin teknik gelişmelere bağlı ve güç bir süreç olduğu vurgulanmaktadır.
Savcılık veya mahkeme tarafından gerektiğinde Adli Tıp Kurumu, kriminal laboratuvarlar, üniversitelerin ilgili bölümleri veya ses ve adli bilişim alanında uzman bilirkişilerden rapor alınabilir.
Sahte Ses Kayıtlarının Kişilik Hakları Üzerindeki Etkisi
Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca kişilik hakkına hukuka aykırı şekilde saldırılan kişi, hâkimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. TMK’nın 25. maddesi ise saldırının önlenmesi, durdurulması, hukuka aykırılığın tespiti, kararın yayımlanması ve tazminat taleplerini düzenlemektedir.
Bir kişinin sesi, kimliğini belirlemeye yarayan kişisel değerlerden biridir. Yapay zekâ aracılığıyla bir kişiye hiç söylemediği sözlerin söyletilmesi;
- Şeref ve haysiyetine,
- Mesleki ve ticari itibarına,
- Sosyal çevresiyle ilişkilerine,
- Özel hayatına,
- Ses ve kimlik değerine,
- Kişisel verileri üzerindeki kontrol hakkına,
- Kişinin kendi yaşamını ve toplumsal görünümünü belirleme hakkına
yönelik saldırı oluşturabilir.
Örneğin bir avukatın, doktorun, şirket yöneticisinin veya kamu görevlisinin rüşvet istediğini, suç işlediğini ya da etik dışı davranışta bulunduğunu gösteren sahte ses kaydı, mesleki itibarı doğrudan zedeleyebilir.
Benzer şekilde boşanma davasında eşlerden birinin sadakatsizliğini, hakaret ettiğini veya tehditte bulunduğunu gösteren sahte kayıt, kişinin aile hayatını, çocuklarıyla ilişkisini ve sosyal çevresini etkileyebilir.
Kayıt yalnızca mahkemeye sunulmuş olsa dahi kişilik hakkı ihlali gündeme gelebilir. Bununla birlikte kaydın sosyal medyada yayımlanması, işverene gönderilmesi, aile bireyleriyle paylaşılması veya basına servis edilmesi, saldırının ağırlığını ve manevi zararın kapsamını artırır.
Ses Kayıtlarının Kişisel Veri Niteliği
Kimliği belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait ses, kural olarak kişisel veridir. Sesin kişiyi benzersiz şekilde tanımlamak veya kimlik doğrulamak amacıyla teknik işleme tabi tutulması hâlinde biyometrik veri niteliği de kazanabilir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, her ses kaydının doğrudan biyometrik veri sayılamayacağını; biyometrik nitelendirme için verinin kişiyi benzersiz biçimde tanımlama amacıyla özel teknik işlemeden geçirilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Deepfake ses oluşturmak için çoğu zaman hedef kişiye ait gerçek ses örnekleri toplanmakta, kaydedilmekte, analiz edilmekte ve yapay zekâ sistemine yüklenmektedir. Bu işlemlerin her biri kişisel veri işleme faaliyeti oluşturabilir.
Veri sorumlusunun hukuka uygun bir işleme şartı bulunmadan kişinin ses örneklerini toplaması, ses modelini oluşturması, sahte kayıt üretmesi veya üçüncü kişilerle paylaşması 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bakımından hukuka aykırılık meydana getirebilir.
Üstelik sahte kayıt, ilgili kişi hakkında “yanlış kişisel veri” oluşturulması sonucunu doğurur. Kişi gerçekte söylemediği sözlerle ilişkilendirildiği için verilerin doğru ve gerektiğinde güncel olması ilkesi de ihlal edilmiş olur.
Sahte Kayda Maruz Kalan Kişinin Hukuk Davasında İleri Sürebileceği Talepler
1. Kaydın delil olarak kullanılmasına itiraz
Karşı taraf öncelikle kaydın;
- Kendisine ait olmadığını,
- Yapay zekâ kullanılarak üretildiğini,
- Manipüle edildiğini,
- Kaynağının bilinmediğini,
- Orijinal dosyasının sunulmadığını,
- Dijital muhafaza zincirinin bulunmadığını
açıkça ileri sürmelidir.
Mahkemeden kaydın hükme esas alınmaması, orijinal dosyanın ve kaynak cihazın ibrazı, bilirkişi incelemesi yapılması ve kayıtla bağlantılı elektronik verilerin celbi talep edilebilir.
2. Bilirkişi incelemesi talebi
Ses kaydının yalnızca ses benzerliği bakımından değil, dosyanın teknik yapısı yönünden de incelenmesi istenmelidir.
Bilirkişi incelemesinde özellikle;
- Yapay ses üretimine ilişkin işaretler,
- Kelimeler arasındaki olağan dışı geçişler,
- Arka plan sesindeki kopmalar,
- Spektral uyumsuzluklar,
- Nefes, vurgu ve tonlama farklılıkları,
- Codec ve sıkıştırma izleri,
- Dosya oluşturma ve değiştirme tarihleri,
- Montaj, kesme ve birleştirme bölgeleri
araştırılmalıdır.
3. Delil tespiti
Sahte kayıt internet ortamında veya mesajlaşma uygulamasında yayımlanmışsa içeriğin silinmesi ya da hesabın kapatılması ihtimali vardır. Bu durumda HMK kapsamında delil tespiti talebinde bulunulabilir.
Delil tespiti kapsamında paylaşımın URL adresi, hesap adı, paylaşım tarihi, görüntülenme sayısı, yorumlar, gönderim bilgileri ve mümkünse platform kayıtlarının tespiti istenebilir.
4. İhtiyati tedbir
HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca kaydın yayılmaya devam etmesi hâlinde ihtiyati tedbir talep edilebilir.
Mahkemeden;
- Kaydın yayımlanmasının durdurulması,
- Yeniden paylaşılmasının yasaklanması,
- İlgili hesaplardan kaldırılması,
- İşverenlere, müşterilere veya üçüncü kişilere gönderilmesinin önlenmesi,
- Mevcut dijital kopyaların muhafaza altına alınması
talep edilebilir.
5. Kişilik hakkına saldırının önlenmesi, durdurulması ve tespiti
TMK’nın 25. maddesi kapsamında;
- Henüz gerçekleşmemiş fakat ciddi şekilde beklenen saldırının önlenmesi,
- Devam eden yayının durdurulması,
- Saldırı sona ermiş olsa bile hukuka aykırılığın tespiti,
- Kararın veya düzeltme metninin üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması
istenebilir.
Özellikle sahte kayıt geniş bir kitleye ulaşmışsa yalnızca içeriğin kaldırılması yeterli olmayabilir. Kişinin gerçekte bu sözleri söylemediğini açıklayan düzeltme metninin aynı hesaplarda veya aynı yayın kanallarında yayımlanması talep edilebilir.
6. Manevi tazminat
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesine göre kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi zarar gören kişi, uygun miktarda manevi tazminat isteyebilir.
Manevi tazminat miktarı belirlenirken;
- Kaydın içeriği,
- İsnadın ağırlığı,
- Yayının ulaştığı kişi sayısı,
- Paylaşımın ne kadar sürdüğü,
- Failin amacı,
- Kaydın mesleki itibara etkisi,
- Aile ve sosyal çevrede doğurduğu sonuçlar,
- Failin kaydın sahte olduğunu bilmesine rağmen paylaşmaya devam edip etmediği
dikkate alınabilir.
7. Maddi tazminat
Sahte kayıt nedeniyle kişinin işini kaybetmesi, müşteri kaybına uğraması, sözleşmesinin feshedilmesi, ticari faaliyetlerinin azalması veya savunma gideri yapmak zorunda kalması hâlinde maddi tazminat talep edilebilir.
Maddi zarar ile sahte kayıt arasındaki uygun illiyet bağının ortaya konulması gerekir. İş sözleşmesinin fesih yazısı, müşteri iptalleri, gelir kaybı kayıtları, şirket yazışmaları ve sosyal medya istatistikleri bu kapsamda delil olarak kullanılabilir.
8. Saldırıdan elde edilen kazancın iadesi
Sahte ses kaydı reklam, izlenme, abonelik, bağış veya başka bir ticari kazanç elde etmek amacıyla kullanılmışsa saldırı sonucunda elde edilen kazancın iadesi de talep edilebilir.
KVKK Kapsamında Yapılabilecek Başvurular
Sahte kaydı oluşturan, saklayan veya yayımlayan kişi ya da kurum KVKK anlamında veri sorumlusu niteliğindeyse öncelikle veri sorumlusuna başvuru yapılabilir.
Başvuruda;
- Hangi ses örneklerinin işlendiğinin açıklanması,
- Verilerin hangi kaynaktan elde edildiğinin bildirilmesi,
- İşleme amacının açıklanması,
- Verilerin aktarıldığı kişilerin bildirilmesi,
- Gerçeğe aykırı verilerin düzeltilmesi,
- Ses modeli ve sahte kayıtların silinmesi veya yok edilmesi,
- Verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere silme işleminin bildirilmesi
istenebilir.
Veri sorumlusu talebi en geç otuz gün içerisinde cevaplandırmalıdır. İşleme şartlarının ortadan kalkması hâlinde verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi gerekir.
Başvurunun reddedilmesi, cevabın yetersiz olması veya süresinde cevap verilmemesi hâlinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyette bulunulabilir. Kurul idari yaptırım uygulayabilir ve veri sorumlusuna hukuka aykırılığın giderilmesi yönünde talimat verebilir. Ancak manevi ve maddi tazminata kural olarak hukuk mahkemeleri karar verir. KVKK da kişilik hakları ihlal edilen kişilerin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkını saklı tutmaktadır.
Bununla birlikte kişisel veya ailevi faaliyetler kapsamında kalan bazı veri işleme faaliyetleri KVKK’nın istisnaları içerisinde değerlendirilebilir. Ancak kayıt sosyal medyada yayımlanmış, işyerinde kullanılmış, ticari amaçla işlenmiş veya geniş bir kitleye aktarılmışsa kişisel faaliyet istisnasının uygulanma ihtimali önemli ölçüde azalacaktır.
İnternet Ortamında Yayımlanan Sahte Ses Kayıtlarının Kaldırılması
Sahte ses kaydı sosyal medya, internet sitesi veya video platformunda yayımlanmışsa öncelikle içerik sağlayıcısına ve platforma kaldırma başvurusu yapılabilir. Başvuruda kaydın yapay zekâ ürünü olduğu, kişilik hakkını ve kişisel verileri ihlal ettiği, yanıltıcı biçimde gerçek kişiye atfedildiği açıkça belirtilmelidir.
Özel hayatın gizliliğinin ihlali niteliğindeki içerikler bakımından 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesindeki şartlar gerçekleşmişse BTK üzerinden erişimin engellenmesi süreci gündeme gelebilir. Bu başvuruda tam URL adreslerinin ve ihlalin özel hayatla bağlantısının gösterilmesi önemlidir.
Bununla birlikte 5651 sayılı Kanun’un kişilik haklarına ilişkin eski 9. maddesi Anayasa Mahkemesinin E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu nedenle eski mevzuata göre hazırlanmış dilekçe örneklerinin doğrudan kullanılması hatalı sonuç doğurabilir. Kişilik hakkına dayalı içerik kaldırma taleplerinin TMK’nın 24 ve 25. maddeleri ile HMK’nın ihtiyati tedbir hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Sahte Ses Kaydını Oluşturan veya Kullanan Kişinin Ceza Sorumluluğu
Yapay zekâ ile sahte ses kaydı oluşturmak Türk Ceza Kanunu’nda tek başına ve her durumda aynı isim altında düzenlenmiş özel bir suç değildir. Ancak kaydın oluşturulma, kullanılma ve yayılma biçimine göre birden fazla suç gündeme gelebilir.
İftira
Sahte ses kaydı kullanılarak bir kişinin işlemediği bilinen bir suçu işlediği ileri sürülür ve hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım uygulanması amaçlanırsa TCK’nın 267. maddesindeki iftira suçu oluşabilir.
TCK’nın 267/2. maddesinde, fiilin maddi eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağı açıkça düzenlenmiştir. Bir kişiye aitmiş gibi yapay zekâ ile suç içerikli ses kaydı hazırlanarak savcılığa veya mahkemeye sunulması, somut olayın özelliklerine göre bu nitelikli hâl kapsamında değerlendirilebilir.
Suç uydurma
Belirli bir kişiye doğrudan suç isnadında bulunulmaksızın, gerçekte işlenmeyen bir suçun işlendiği izlenimini yaratmak amacıyla sahte delil hazırlanması hâlinde TCK’nın 271. maddesindeki suç uydurma hükümleri gündeme gelebilir.
Hakaret
Sahte kayıtta kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek sözler söyletilmiş veya kayıt kullanılarak kişi toplum önünde aşağılanmışsa TCK’nın 125. maddesindeki hakaret suçu değerlendirilebilir.
Burada hakaret içerikli sözlerin hedef kişi tarafından söylenmiş gibi gösterilmesi ile hedef kişiye doğrudan hakaret edilmesi ayrı ayrı incelenmelidir.
Özel hayatın gizliliğini ihlal
Sahte kayıt oluşturulurken kişinin özel konuşmalarından, mahrem ses örneklerinden veya özel hayat alanındaki bilgilerden yararlanılmışsa TCK’nın 134. maddesi kapsamında özel hayatın gizliliğinin ihlali gündeme gelebilir.
Anayasa Mahkemesi de rıza dışında alınan ses kayıtlarının kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi veya paylaşılması
Kişiye ait gerçek ses örneklerinin hukuka aykırı şekilde kaydedilmesi, ele geçirilmesi veya üçüncü kişilere verilmesi hâlinde TCK’nın 135 ve 136. maddeleri değerlendirilebilir.
Ancak her ses kaydı otomatik olarak özel nitelikli kişisel veri sayılmaz. Suç vasfı belirlenirken sesin hangi amaçla işlendiği, nasıl elde edildiği ve kime aktarıldığı araştırılmalıdır.
Tehdit, şantaj ve dolandırıcılık
Sahte kayıt;
- Para istemek,
- Bir kişiyi belirli bir davranışa zorlamak,
- Kaydı yayımlama tehdidinde bulunmak,
- Aile bireylerini kandırmak,
- Banka veya şirket çalışanlarına sahte talimat vermek,
- Başkasından haksız menfaat sağlamak
amacıyla kullanılmışsa tehdit, şantaj veya dolandırıcılık suçları da oluşabilir.
Örneğin şirket yöneticisinin sesi taklit edilerek muhasebe çalışanına para transferi talimatı verilmesi hâlinde, olayın özelliklerine göre dolandırıcılık ve bilişim sistemlerinin kullanılmasıyla bağlantılı suç hükümleri gündeme gelebilir.
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma
TCK’nın 217/A maddesi her sahte ses kaydına uygulanmaz. Bu hükmün uygulanabilmesi için ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığıyla ilgili gerçeğe aykırı bilginin; halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayılması gerekir.
Dolayısıyla iki kişi arasındaki özel uyuşmazlık için oluşturulan her sahte kayıt bu suçun kapsamına girmez.
Mahkemeye Sahte Ses Kaydı Sunulması Hâlinde İzlenmesi Gereken Yol
Sahte kayıtla karşılaşan tarafın yalnızca “Bu kayıt sahtedir.” demesi çoğu zaman yeterli değildir. İtirazın mümkün olduğunca somutlaştırılması gerekir.
Uygulamada şu talepler birlikte ileri sürülebilir:
- Kaydın orijinalinin sunulması,
- Kaynak cihazın ibraz edilmesi,
- Dosyanın ilk oluşturulduğu ortamın açıklanması,
- Kaydı oluşturan ve gönderen kişinin belirlenmesi,
- İletişim ve platform kayıtlarının celbi,
- Adli bilişim ve ses incelemesi yaptırılması,
- Kaydın hükme esas alınmaması,
- Sahte delil sunan kişi hakkında suç duyurusunda bulunulması,
- Kişilik hakkına saldırı nedeniyle ihtiyati tedbir uygulanması,
- Maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulması.
Kayıt devam eden bir davaya sunulmuşsa sahtelik iddiası o dava içinde ileri sürülebileceği gibi ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması da mümkündür.
Ceza soruşturmasının sonucu hukuk davasını doğrudan ve her durumda bağlamaz. Ancak sahte kaydı kimin oluşturduğu, dosyanın teknik yapısı ve manipülasyonun varlığına ilişkin ceza dosyasındaki bilirkişi raporları hukuk davasında önemli delil oluşturabilir.
Sonuç
Yapay zekâ tarafından oluşturulan sahte ses kayıtları, Türk hukukunda gerçek bir konuşmayı ispatlayan güvenilir deliller olarak kabul edilemez. Böyle bir kaydın mahkemeye sunulmuş olması, kaydın gerçekliğini veya konuşmacıya aidiyetini kendiliğinden kanıtlamaz.
Kayıt üzerinde ciddi bir sahtelik veya manipülasyon iddiası varsa mahkeme, orijinal dosyayı ve kaynak cihazı inceletmeli; adli bilişim, ses analizi ve yapay zekâ alanlarında uzman bilirkişilerden rapor almalıdır. Kaydın gerçekliği ispatlanmadan kişinin işlediği iddia edilen fiiller bakımından aleyhe sonuç çıkarılmamalıdır.
Sahte ses kayıtları kişinin şeref ve saygınlığı, mesleki itibarı, özel hayatı, sesi ve kişisel verileri üzerindeki hakları bakımından ağır ihlaller meydana getirebilir. Mağdur kişi;
- Kaydın delil olarak kullanılmasına itiraz edebilir,
- Bilirkişi incelemesi ve delil tespiti isteyebilir,
- İhtiyati tedbir talebinde bulunabilir,
- Saldırının önlenmesini, durdurulmasını ve tespitini isteyebilir,
- İçeriğin kaldırılması için başvuru yapabilir,
- KVKK kapsamında silme ve yok etme talebinde bulunabilir,
- Maddi ve manevi tazminat davası açabilir,
- İftira, hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması, tehdit, şantaj veya dolandırıcılık suçlarından şikâyetçi olabilir.
Özellikle bir kişiye suç isnat etmek amacıyla sahte ses kaydı hazırlanması, yalnızca hukuka aykırı delil sunulması olarak görülmemelidir. TCK’nın 267/2. maddesinde düzenlenen delil uydurmak suretiyle nitelikli iftira suçu başta olmak üzere ağır cezai sorumluluklar doğabilir.
Sonuç olarak yapay zekâ, delil hukukunun temel ilkelerini ortadan kaldırmamaktadır. Teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun mahkemeler bakımından esas olan; delilin gerçekliği, bütünlüğü, kaynağı, hukuka uygunluğu ve güvenilirliğidir. Yapay zekâ ile üretilmiş sahte bir kayıt, gerçeğin ispat aracı değil; onu oluşturan ve kullanan kişiler bakımından hukuki ve cezai sorumluluğun delili hâline gelebilir.