Single Blog Title

This is a single blog caption

İzinsiz Alınan WhatsApp Yazışmaları Hukuka Aykırı Delil midir?

İzinsiz Alınan WhatsApp Yazışmaları Hukuka Aykırı Delil midir?

Başkasına Ait Özel Yazışmaların Ele Geçirilmesi, Üçüncü Kişilere Gönderilmesi ve Delil Değerine Etkisi

Giriş

WhatsApp yazışmaları günümüzde boşanma, işçilik alacağı, ticari alacak, tehdit, hakaret, dolandırıcılık, şantaj ve kişilik haklarının ihlali davalarında sıkça delil olarak kullanılmaktadır. Ancak mesaj içeriğinin gerçek olması, o yazışmanın her durumda mahkemede kullanılabileceği anlamına gelmez.

Bir WhatsApp yazışmasının hukuki durumu değerlendirilirken üç ayrı soru sorulmalıdır:

  1. Yazışma nasıl elde edilmiştir?
  2. Yazışmayı elde eden kişi konuşmanın tarafı mıdır?
  3. Yazışma kimlerle ve hangi amaçla paylaşılmıştır?

Bu sorular birbirinden bağımsızdır. Yazışmanın gerçek olması, elde edilme biçimindeki hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde yazışmanın hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması da içeriğin sınırsız biçimde üçüncü kişilere gönderilebileceği anlamına gelmez.

Temel olarak;

  • Başkasının telefonuna veya WhatsApp hesabına izinsiz girilerek alınan mesajlar kural olarak hukuka aykırıdır.
  • Kişinin doğrudan tarafı olduğu konuşmayı saklaması, başkasının hesabına izinsiz girmeyle aynı değildir.
  • Konuşmanın tarafı olan kişinin mesajı sosyal medyada, geniş bir grupta veya kamuoyuna açık biçimde paylaşması cezai ve hukuki sorumluluk doğurabilir.
  • Bir yazışmanın avukata, savcılığa veya mahkemeye yalnızca hakkın korunması amacıyla sunulması, sosyal medyada yayılmasıyla aynı değerlendirmeye tabi değildir.
  • Yazışmanın hukuka aykırı şekilde ele geçirilmiş olması, hukuk ve ceza yargılamasında delil olarak kullanılmasını engelleyebilir.

1. WhatsApp Yazışmaları Anayasal Koruma Altındadır

Anayasa’nın 20. maddesi özel hayatın ve aile hayatının gizliliğini, 22. maddesi ise haberleşmenin gizliliğini güvence altına almaktadır. WhatsApp üzerinden gerçekleştirilen kişisel yazışmalar da belirli kişiler arasındaki özel haberleşme niteliğindedir.

Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında ayrıca kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu nedenle yazışmanın içeriğinin önemli veya gerçeği ortaya çıkarabilecek nitelikte olması, hukuka aykırı elde etme yöntemini tek başına meşru hâle getirmez.

Özel hayatın gizliliği ile haberleşme hürriyeti yalnızca devlet müdahalelerine karşı değil, kişilerin birbirlerinin özel alanlarına yönelik müdahaleleri bakımından da korunmaktadır. Eş, sevgili, işveren, çalışan veya aile yakını olmak, diğer kişinin telefonunu veya özel hesabını sınırsız biçimde inceleme yetkisi vermez.

2. Başkasının WhatsApp Mesajını İzinsiz Okumak veya Kaydetmek

Türk Ceza Kanunu’nun 132. maddesinde haberleşmenin gizliliğinin ihlali suç olarak düzenlenmiştir. Maddenin güncel hâline göre kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmekte; ihlal haberleşme içeriklerinin kaydedilmesi suretiyle gerçekleştirilirse ceza bir kat artırılmaktadır. Haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı şekilde ifşa edilmesi ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektiren ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir.

Bu kapsamda aşağıdaki davranışlar somut olayın özelliklerine göre hukuka aykırılık oluşturabilir:

  • Başkasının telefon kilidini açarak WhatsApp konuşmalarını okumak,
  • Açık bırakılan WhatsApp Web oturumuna gizlice girmek,
  • Telefonu sahibinin bilgisi dışında alarak ekran görüntüsü oluşturmak,
  • Mesajları başka bir telefona veya e-posta adresine göndermek,
  • WhatsApp yedeğine veya bulut hesabına izinsiz erişmek,
  • Şifreyi tahmin ederek veya ele geçirerek hesaba girmek,
  • Casus yazılım veya uzaktan takip programı kullanmak.

İzinsiz olarak WhatsApp hesabına veya bağlı bilişim sistemine girilmesi hâlinde TCK’nın 132. maddesinin yanında, olayın özelliğine göre TCK’nın 243. maddesinde düzenlenen bilişim sistemine girme suçu da gündeme gelebilir.

Eşler arasında da haberleşme gizliliği vardır

Evlilik birliği, eşlerin birbirlerinin bütün özel yazışmalarını denetleyebileceği anlamına gelmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.03.2024 tarihli, 2023/5012 Esas ve 2024/1780 Karar sayılı kararında, eşin WhatsApp Web oturumu üzerinden elde edilen yazışmalar hukuka aykırı delil kabul edilmiştir.

Yargıtay, delilin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından kendiliğinden incelenmesi gerektiğini; karşı taraf açıkça itiraz etmese dahi hukuka aykırı olduğu belirlenen WhatsApp kayıtlarının kusur tespitinde kullanılamayacağını belirtmiştir.

Dolayısıyla “eşim olduğu için telefonuna bakabilirim” veya “sadakatsizlikten şüphelendiğim için mesajlarını aldım” şeklindeki gerekçeler, tek başına hukuka uygunluk sağlamaz.

3. Kişinin Tarafı Olduğu WhatsApp Konuşmasını Saklaması

Bir kişi kendisine gönderilen WhatsApp mesajını doğal olarak görme ve okuma hakkına sahiptir. Bu nedenle kişinin doğrudan tarafı olduğu konuşmanın ekran görüntüsünü alması veya konuşmayı saklaması, kural olarak iki üçüncü kişi arasındaki konuşmanın gizlice ele geçirilmesiyle aynı nitelikte değildir.

Örneğin bir kişinin kendisine gönderilen;

  • Tehdit,
  • Hakaret,
  • Şantaj,
  • Borç ikrarı,
  • Taciz,
  • Dolandırıcılık vaadi,
  • İşveren talimatı,
  • Sözleşme veya ödeme kabulü

içeren mesajları saklaması ve hakkını korumak için ilgili mercilere sunması mümkündür.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de sosyal medya ve WhatsApp içeriklerinin, hesap sahibi veya aynı paylaşım ortamında bulunan kişiler tarafından delil olarak kullanılmasının mümkün olabileceğini; buna karşılık hesap sahibinin bilgisi ve izni olmaksızın hesaba girilerek elde edilen içeriklerin hukuka aykırı delil sayılması gerektiğini belirtmiştir.

Ancak kişinin konuşmanın tarafı olması, mesajı istediği kişilere ve sınırsız biçimde yayabileceği anlamına gelmez. Mesajı elde etme hakkı ile mesajı ifşa etme hakkı birbirinden farklıdır.

4. Başkasına Ait WhatsApp Mesajını Üçüncü Kişiye Göndermek Suç mudur?

Bu sorunun cevabı mesajı gönderen kişinin konuşmanın tarafı olup olmadığına göre değişir.

A. Konuşmanın tarafı olmayan üçüncü kişinin mesajı göndermesi

Bir kişi, diğer iki kişi arasındaki özel yazışmayı ele geçirip başka bir kişiye gönderirse TCK’nın 132/2. maddesi gündeme gelebilir. Bu hükümde “alenen” ifşa şartı aranmamaktadır. Haberleşme içeriğinin, içeriği öğrenmeye yetkili olmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması yeterli olabilir.

Örneğin;

  • İşverenin iki çalışan arasındaki özel mesajları başka çalışanlara göndermesi,
  • Bir eşin diğer eş ile üçüncü kişi arasındaki mesajları aile üyelerine yollaması,
  • Bir arkadaşın başka iki kişinin konuşma görüntülerini çevresine dağıtması,
  • Bir çalışanın müşteri yazışmalarını dışarıdaki kişilere göndermesi

haberleşmenin gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak paylaşılması kapsamında değerlendirilebilir.

Bu durumda mesajın yalnızca bir kişiye gönderilmiş olması, eylemi mutlaka hukuka uygun hâle getirmez. Çünkü konuşmanın tarafı olmayan kişinin gerçekleştirdiği ifşa bakımından kanunda ayrıca kamuya açıklama şartı öngörülmemiştir.

B. Konuşmanın taraflarından birinin mesajı paylaşması

TCK’nın 132/3. maddesinde, kişinin kendisiyle yapılan haberleşmenin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın, hukuka aykırı olarak ve alenen ifşa etmesi cezalandırılmaktadır.

Buradaki “alenen ifşa” şartı önemlidir. Mesajın;

  • Sosyal medya hesabında paylaşılması,
  • İnternet sitesinde yayımlanması,
  • Herkese açık bir gruba gönderilmesi,
  • Belirsiz ve çok sayıda kişinin görebileceği ortamda paylaşılması,
  • Basın veya yayın kuruluşlarına verilmesi

hâlinde aleniyet şartı oluşabilir.

Buna karşılık kişinin kendisine gelen mesajı yalnızca bir yakınına veya belirli bir kişiye göndermesi, TCK’nın 132/3. maddesindeki aleniyet unsurunu her olayda otomatik olarak oluşturmayabilir. Ancak bu durum, eylemin kesinlikle hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.

Mesajda telefon numarası, adres, sağlık bilgisi, fotoğraf, cinsel hayat, aile ilişkisi, mali durum veya benzeri kişisel veriler bulunuyorsa TCK’nın 136. maddesi, kişilik hakları ve özel hayatın gizliliğine ilişkin hükümler ayrıca gündeme gelebilir.

TCK’nın 136. maddesine göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Bu nedenle “Mesajı yalnızca bir kişiye gönderdim, dolayısıyla hiçbir sorumluluğum bulunmaz” şeklinde genel bir sonuca varılamaz. Mesajın içeriği, paylaşım amacı, gönderilen kişinin kimliği, paylaşımın zorunlu olup olmadığı ve yaratılan zarar birlikte değerlendirilmelidir.

5. Yazışmanın Avukata, Savcılığa veya Mahkemeye Verilmesi

Bir yazışmanın özel olması, hiçbir koşulda avukata veya adli mercilere sunulamayacağı anlamına gelmez. Kişinin doğrudan tarafı olduğu ve hukuka uygun biçimde elinde bulunan yazışmayı;

  • Avukatına hukuki yardım almak amacıyla vermesi,
  • Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu eki olarak sunması,
  • Mahkemeye iddiasını veya savunmasını ispatlamak amacıyla ibraz etmesi,
  • Kolluk birimine suç delili olarak teslim etmesi

genellikle sosyal medyada veya ilgisiz üçüncü kişiler arasında yayma eylemiyle aynı değerlendirmeye tabi tutulmaz.

Burada belirleyici olan hakkın kullanılması, gereklilik ve ölçülülük kriterleridir. Sunulan mesajın uyuşmazlıkla ilgili olması ve yalnızca hakkın korunması için gerekli kapsamda paylaşılması gerekir.

Örneğin tek bir tehdit mesajının ispatı için ilgisiz yıllara ait bütün özel konuşmaların, fotoğrafların ve aile sırlarının dosyaya sunulması ölçüsüz kabul edilebilir. Bu nedenle özellikle kapsamlı konuşmalarda;

  • Uyuşmazlıkla ilgisiz bölümlerin karartılması,
  • Üçüncü kişilere ait bilgilerin gizlenmesi,
  • Yalnızca ilgili tarih aralığının sunulması,
  • Gerektiğinde gizlilik veya erişim sınırlaması talep edilmesi

daha doğru olacaktır.

Adli mercilere sunulma amacı, önceden hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen ele geçirme işlemini kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. Başkasının telefonuna gizlice girilerek alınan yazışmanın daha sonra mahkemeye verilmesi, delilin kaynağındaki hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz.

6. İzinsiz Yayılması Yazışmanın Delil Değerini Etkiler mi?

Bu konuda “delilin hukuka uygunluğu” ile “delilin ispat gücü” birbirinden ayrılmalıdır.

A. Yazışma baştan itibaren hukuka aykırı şekilde elde edilmişse

Başkasının telefonuna veya hesabına izinsiz girilerek alınan yazışma, hukuk yargılamasında HMK’nın 189/2. maddesi kapsamında dikkate alınamaz. HMK’ya göre hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında kullanılamaz. Mahkeme, delilin caiz olup olmadığına kendiliğinden karar verir.

Ceza yargılamasında da CMK’nın 206/2-a maddesi uyarınca kanuna aykırı şekilde elde edilen delilin ortaya konulması reddedilir. CMK’nın 217/2. maddesine göre yüklenen suç ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir.

Dolayısıyla hukuka aykırı elde edilen mesajın doğru olması veya önemli bir gerçeği ortaya çıkarması, kural olarak delil yasağını ortadan kaldırmaz.

B. Yazışma hukuka uygun alınmış, ancak sonradan hukuka aykırı yayılmışsa

Bir kişi kendisine gönderilen mesajı hukuka uygun olarak elde etmiş, ancak daha sonra bunu izinsiz biçimde başka kişilere yaymış olabilir.

Bu durumda sonraki yayma eylemi;

  • Cezai sorumluluk,
  • Manevi tazminat,
  • Kişilik hakkının korunması,
  • Kişisel verilerin korunması

bakımından hukuka aykırı olabilir.

Bununla birlikte sonraki yayma eylemi, mesajın ilk gönderildiği anda gerçek ve hukuka uygun biçimde alıcıya ulaşmış olduğu gerçeğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Delilin mahkemede kullanılabilirliği bakımından, dosyaya sunan kişinin mesajı nasıl elde ettiği ayrıca incelenmelidir.

Örneğin mesajın doğrudan muhatabı, kendi telefonundaki yazışmayı mahkemeye sunarsa; bu yazışmanın daha önce bir yakına gönderilmiş olması mesajı otomatik olarak sahte hâle getirmez. Buna karşılık mesajın mahkemeye yalnızca üçüncü kişiden sızdırılmış bir ekran görüntüsü olarak sunulması hâlinde, elde etme zinciri ve hukuka uygunluk daha ciddi biçimde tartışılır.

C. Hukuka uygun delil olması, kesin delil olduğu anlamına gelmez

HMK’nın 199. maddesine göre elektronik ortamdaki veriler belge niteliğindedir. WhatsApp yazışmaları da bu kapsamda belge olarak kabul edilebilir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 25.11.2024 tarihli, 2023/1984 Esas ve 2024/4323 Karar sayılı kararında, taraflar arasındaki WhatsApp yazışmalarının HMK’nın 199. maddesi anlamında belge olduğu ve karşı tarafa ait olması hâlinde HMK’nın 202. maddesi kapsamında delil başlangıcı sayılabileceği kabul edilmiştir.

Ancak yazışmanın belge kabul edilmesi, her hâlükârda kesin ve tek başına yeterli delil olduğu anlamına gelmez. Mahkeme ayrıca;

  • Mesajların gerçekten iddia edilen kişi tarafından gönderilip gönderilmediğini,
  • Telefon numarasının kime ait olduğunu,
  • Ekran görüntüsünün kesilip kesilmediğini,
  • Mesajların silinip silinmediğini,
  • Tarih ve saat sıralamasını,
  • Yazışmanın tamamının sunulup sunulmadığını,
  • Mesajların başka delillerle desteklenip desteklenmediğini

incelemelidir.

Aidiyet veya bütünlük inkâr edilirse orijinal telefon üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması, mesaj veri tabanının, yedeklerin ve tarih-saat bilgilerinin incelenmesi gerekebilir.

7. WhatsApp Mesajlarının İşveren Tarafından Ele Geçirilmesi

Çalışanın işyerindeki bilgisayarı veya iş telefonu üzerinden WhatsApp kullanmış olması, işverene bütün özel konuşmaları serbestçe okuma ve paylaşma yetkisi vermez.

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 16.05.2019 tarihli ve 2019/138 sayılı kararına konu olayda, şirket sahibinin çalışanın WhatsApp yazışmalarını işyerindeki bilgisayar üzerinden okuyup ekran görüntüsü alması ve üçüncü kişilerle paylaşması incelenmiştir. Kurul, bu davranışların TCK hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir.

Anayasa Mahkemesi de işveren tarafından çalışanların WhatsApp yazışmalarının incelendiği uyuşmazlıklarda, haberleşmenin gizliliği ve özel hayata saygı hakkı bakımından işveren müdahalesinin meşru amaç, önceden bilgilendirme, gereklilik ve ölçülülük kriterlerine tabi olduğunu kabul etmektedir.

Bu sebeple işverenin;

  • Çalışanı önceden bilgilendirip bilgilendirmediği,
  • İncelemenin iş amacıyla sınırlı olup olmadığı,
  • Daha hafif bir yöntem bulunup bulunmadığı,
  • Özel mesaj içeriklerinin gerçekten incelenmesinin zorunlu olup olmadığı,
  • Yazışmaların kimlerle paylaşıldığı

ayrıca değerlendirilmelidir.

8. Kişilik Hakları ve Tazminat Sorumluluğu

Özel WhatsApp yazışmalarının hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi veya yayılması yalnızca ceza hukuku bakımından sonuç doğurmaz.

Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri kapsamında kişilik hakkı ihlal edilen kişi;

  • İhlalin önlenmesini,
  • Devam eden ihlale son verilmesini,
  • İhlalin hukuka aykırılığının tespitini,
  • Kararın üçüncü kişilere bildirilmesini veya yayımlanmasını

talep edebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi kapsamında ise kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat istenebilir. Özellikle yazışmaların aileye, iş çevresine, müşterilere veya sosyal medyaya yayılması; kişinin şerefini, itibarını, aile hayatını veya mesleki konumunu etkiliyorsa manevi tazminat talebinin ağırlığı artabilir.

Ayrıca yazışmaların yayımlandığı internet platformlarına başvuru, içeriğin kaldırılması, erişimin engellenmesi ve kişisel verilerin silinmesi gibi hukuki yollar da somut olayın niteliğine göre gündeme gelebilir.

9. Şikâyet Süresi ve Başvuru Yolları

TCK’nın 139. maddesine göre TCK’nın 132. ve 134. maddelerinde düzenlenen suçların soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır. Buna karşılık kişisel verileri hukuka aykırı verme, yayma veya ele geçirme suçunu düzenleyen TCK’nın 136. maddesi şikâyete bağlı suçlar arasında değildir.

Şikâyete bağlı suçlarda altı aylık süre, mağdurun hem fiili hem de faili öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Mağdurun başvurusu sırasında mümkünse;

  • Paylaşım ekran görüntülerini,
  • Mesajın gönderildiği kişi veya grupları,
  • URL ve sosyal medya bağlantılarını,
  • Tarih-saat bilgilerini,
  • Tanık isimlerini,
  • Noter veya elektronik tespit kayıtlarını,
  • Telefon ve cihaz bilgilerini

muhafaza etmesi önem taşır.

Sonuç

İzinsiz alınan WhatsApp yazışmalarının hukuki niteliği her olayda aynı değildir. Değerlendirme yapılırken mesajın gerçek olup olmadığından önce, kim tarafından, hangi cihazdan, hangi yöntemle ve hangi amaçla elde edildiği araştırılmalıdır.

Başkasının telefonuna, WhatsApp Web oturumuna veya hesabına izinsiz girilerek alınan mesajlar kural olarak hukuka aykırı delildir. Bu yazışmaların sonradan mahkemeye sunulması, elde etme yöntemindeki hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz.

Kişinin doğrudan tarafı olduğu konuşmayı saklaması ve somut bir hakkını korumak amacıyla avukatına, savcılığa veya mahkemeye vermesi ise farklı değerlendirilir. Bununla birlikte konuşmanın tarafı olmak, mesajı sosyal medyada veya ilgisiz üçüncü kişiler arasında sınırsız biçimde yayma yetkisi vermez.

Başkasına ait özel yazışmaların üçüncü kişilere gönderilmesi;

  • Haberleşmenin gizliliğini ihlal,
  • Kişisel verileri hukuka aykırı verme veya yayma,
  • Özel hayatın gizliliğini ihlal,
  • Kişilik haklarına saldırı,
  • Manevi tazminat sorumluluğu

doğurabilir.

Sonuç olarak, bir WhatsApp yazışması bakımından şu üç husus ayrı ayrı değerlendirilmelidir:

Elde edilme hukuka aykırıysa: Delil olarak kullanılması kural olarak mümkün değildir.

Elde edilme hukuka uygun, yayma hukuka aykırıysa: Yayma nedeniyle sorumluluk doğabilir; ancak bu durum mesajın gerçekliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Elde edilme ve mahkemeye sunma hukuka uygunsa: Yazışma belge veya delil başlangıcı olabilir; fakat aidiyet, bütünlük, bağlam ve teknik güvenilirlik yine mahkemece incelenmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button