ANONİM ORTAKLIĞIN SONA ERMESİ
I – Sona erme sebepleri
- Genel olarak
MADDE 529– (1) Anonim şirket;
a) Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesiyle,
b) İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle,
c) Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle,
d) 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına uygun olarak alınan genel kurul kararıyla,
e) İflasına karar verilmesiyle,
f) Kanunlarda öngörülen diğer hâllerde,
sona erer.
Özel hâller. a) Organların eksikliği
MADDE 530– (1) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir.
(2) Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.
b) Haklı sebeplerle fesih
MADDE 531– (1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.
II – Hükümlerİ
Tescil ve ilan
MADDE 532– (1) Sona erme, iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri gelmişse, yönetim kurulunca ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir.
İmkansızlık, konunun objektif ve daimi şekilde imkansız olmasıdır. Daimi olmayan geçici imkansızlıklar anonim
ortaklığın sona ermesi için yeterli değildir.
Organ eksikliği geniş bir anlam taşır. YK’nun seçilememesi, görev süresi dolmasına rağmen seçim yapılmaması,
sıklıkla karşılaşılan ve 530’un uygulanmasında dikkate alınması gereken durumlardır.
Organ eksikliği, daimi organ olan YK’nun bulunmamasıdır. Daimi organ olmayan GK’un ancak toplanamaması
söz konusu olur. 530’da GK’un toplanamaması ayrı, özel bir fesih nedeni olarak kabul edilmiştir.
530’un koşulları gerçekleşince, ortaklar, ortaklık alacaklıları veya Bakanlık ortaklığın feshini mahkemeden
isteyebilir.
Dava, ortaklığa karşı açılmalıdır. Dava GK’un toplanamaması nedeniyle açılmışsa, davada ortaklığı YK temsil
eder. Dava, YK’unun bulunmadığı gerekçesiyle de açılmışsa, bu durumda 530/2 devreye sokulur, bir kayyım
atanır ve bu kayyım ortaklık işlemleriyle ilgilenmek, ortaklığın aktiflerini güvence altına almak yanında, açılmış
olan bu davanın takibini de gerçekleştirmelidir.
Dava açılınca mahkeme, YK’nu da dinleyerek ortaklığın durumunu kanuna uygun hale getirmesi için bir süre
belirler. Sürenin herhangi bir fayda sağlamayacağı ve sonucu değiştirmeyeceği anlaşılsa bile, yine de ortaklığa
süre tanımak gerekir.
Süre belirlerken, örneğin YK’nun eksikliği durumunda, onun yeniden oluşturulması için gerekli olan asgari
zamanı göz önüne almak ve buna göre süre belirlemek gerekir.
Mahkemenin verdiği süreye rağmen, GK toplanamaz ve/veya dolayısıyla YK seçilemez ve böylelikle eksiklik
giderilmezse, mahkeme fesih kararı verir. Davacı ortak, sadece ortaklığın organsız kaldığının tespitini ve bu
eksikliğin giderilmesi için ortaklığa süre verilmesini istemiş, ancak ortaklığın feshini istememişse, mahkeme yine
de ortaklığın feshine karar vermelidir. Çünkü ortaklığın feshi, süre sonunda eksikliğin giderilmemesinin doğal
sonucudur. 530, hakime takdir yetkisi tanımamıştır, verilen sürede eksiklik giderilmezse, mahkeme ortaklığın
feshine karar vermek zorundadır. Mahkemenin fesih kararı, inşai etkiye sahiptir, kesinleşince hüküm ve
sonuçlarını doğurur ve ileriye etkilidir.
Fesih kararı veren mahkeme, 536/3’e göre, tasfiye memurlarını da atar.
Ortak, bu fesih davasını açmak zorunda değildir. 530’u engellemek için, ortak 410/2’den yararlanarak GK’u
toplantıya çağırabilir ve bu toplantıda YK seçilmesini sağlayabilir.
Tek adam ortaklığında haklı sebeple fesih davası açılamaz.
Fesih davası açabilmek için, azınlık pay sahibi olmak gerekir. Azınlık oluşturmayan ortaklar, ortak sıfatına sahip
olmayan alacaklılar veya dışarıdan atanan YK üyelerinin de böyle bir dava açması olanaklı değildir. Azınlık oranı,
ortaklık ana sözleşmesinde değiştirilemez.
Haklı sebep olarak nitelenen durum, başka kanuni veya sözleşmesel yollarla sürekli bir şekilde ortadan
kaldırılabiliyorsa, bu durumda açılan haklı sebeple fesih davası mahkeme tarafından kabul edilemez.
Dava, anonim ortaklığa karşı açılması gerekir. Diğer ortaklar bu davaya feri müdahil olarak katılabilirler. Ortaklık
bu davada, YK tarafından temsil edilir. Dava, ortaklık merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret
mahkemesinde açılması zorunludur. Herhangi bir süre öngörülmemiştir. TMK 2 devreye girer, haklı sebeple
fesih davası, azınlığın haklı sebebi öğrenmesinden itibaren uygun bir süre içinde açılmalıdır.
Haklı sebep gerçekleşmeden, böyle bir dava açılamaz ve karar alınamaz. Haklı sebep, genel olarak ortaklığın
devam etmesi, doğruluk ve güven kuralına göre dava açan ortaktan/ortaklardan beklenemiyorsa, haklı sebep
gerçekleşmiş demektir. Haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediği her olayın özelliğine göre, mahkemece
değerlendirilmelidir. Takdir meselesidir.
Sona erme nedeni olarak haklı sebepler, ortaklık içerisinde meydana gelebilir.
Fesih davası açan ortağın diğer ortaklarla ilişkilerinde de haklı sebep gerçekleşebilir. Çoğunluk ve azınlık
arasında menfaat ihlalleri ortaya çıkar ve çoğunluk azınlığın haklarını engellemeye çalışır, böyle bir durum fesih
davası açma bakımından haklı sebep teşkil edebilir.
Haklı sebep, ortakların ortaklıkla ilişkilerinde de ortaya çıkabilir.
Haklı sebeplerin, somut olarak ispat edilmesi zorunludur. İspat yükü, davacı ortaktadır. Tanık dinlenebilir, hakim
ortaklık defter ve belgelerini bilirkişi incelemesine tabi tutabilir.
Mahkeme sebebi haklı görmezse, davayı reddeder.
Haklı sebep gerçekleşmişse hakime, 531’de fesih yerine davacı ortak veya ortakların ortaklıktan çıkarılmasına
veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilme yetkisi tanınmıştır. Hakim, feshe
oranla duruma uygun düşen ve kabul edilebilir daha yumuşak başka bir çözüm yolu varsa, ona kendiliğinden
başvurabilir. Hakimin bulacağı çözüm yolu, ilgililerin menfaatlerine uygun olmalıdır. Hakim bu çözüm yoluna,
resen karar verebilir. Bu durum, hakimin taleple bağlı olması ilkesine istisnadır(HMK 26). Bu çözüm yollarına
örnek; davacılara paylarının kar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenmesi ve davacıların
ortaklıktan çıkarılmasını göstermiştir. Ortaklıktan mahkeme kararıyla çıkartma kurumu, anonim ortaklıklarda da
karşımıza çıkmaktadır. Ortağın çıkarılması münferit ve bağımsız bir dava konusu yapılamaz. Mahkeme, davacı
ortakların paylarının sadece bir kısmının ellerinden alınması yönünde de karar veremez.
Çıkartma yönünde karar verilirse, ayrıca karar tarihine en yakın tarihi dikkate alıp ortağın payının gerçek
değerini hesaplatmalı ve hüküm altına almalıdır. Bu payın hesabında bilirkişilerden yararlanılır. Ödemeyi
yapacak ve payı alacak olan ortaklık tüzel kişiliğidir ve bu durum kural olarak sermaye azaltılmasına neden
olabilir.
Ortaklıkta tek ortak kalırsa, TTK 338 dikkate alınarak gerekli hususlar tescil ve ilan ettirilmelidir. Alternatif
olarak, mahkeme, sözleşme değişikliğine veya ortaklığın bölünmesine karar verebilir. Hakimin bulacağı
çözümün taraflar arasındaki ihtilafı kesin olarak çözebilecek nitelikte olması gerekir.
Duruma göre hakim, fesih yerine alternatif çözüm yollarından bir kaçına da karar verebilir.
Mahkemece, fesih veya çıkartma yerine, başka olanaklar, davanın diğer tarafı olan ortaklığa yönelik olmalıdır.
Ortaklığa yönelik olmayan ve ortaklıktan bir davranış talep etmeyen, aksine çoğunluk ortaklarına yönelik
tedbirler alınması ve uygulanması olanaklı değildir.
Mahkemenin burada ,davanın reddi kararı dışında, hangi tür karar verirse versin, inşai bir karar vereceğini
unutmamak gerekir. Hüküm ve sonuçları, kesinleşince doğacaktır. Mahkeme feshe karar verirse, burada ayrıca
tasfiye memurlarını da atamak zorundadır(536/3)
Avukatın Önemi
Mahkemeye sunulacak “haklı sebebin” hukuki ve somut delillerini inşa eder. Mahkemenin fesih yerine alternatif çözümlere (örneğin davacı pay sahibinin hisse değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına) karar verme ihtimalini gözeterek strateji geliştirir.
Tasfiye memurlarının atama, tescil ve ilan süreçlerini yönetir. Memurların kanuni yükümlülüklerini (envanter çıkarma, alacaklıları çağırma, malvarlığını koruma) mevzuata uygun ifa etmesini sağlayarak kişisel tazminat ve rücu risklerini bertaraf eder.
Tasfiye bakiyesinin pay sahipleri arasında adil ve sözleşmeye/kanuna uygun hesaplanarak dağıtılmasını sağlar. Çoğunluk ortakların veya tasfiye memurlarının şirket varlıklarını düşük bedelle kendilerine aktarmalarını (mal kaçırma) önler.
İlanların usulüne uygun yapılması, şüpheli veya muaccel olmayan borçların teminata bağlanması ve 1 yıllık bekleme süresine (bölüşüm yasağına) uyulmasını denetler. Süreye uymadan pay sahiplerine dağıtım yapılması halinde doğacak hukuki yaptırımları engeller.