Gemi Çatması (Çatma) Nedir? Hukuki Sonuçları Nelerdir?
Deniz Hukukunda ”Gemi Çatması (Çatma) Nedir? Hukuki Sonuçları Nelerdir?” sorusu sıklıkla merak edilmektedir.
Çatma, iki veya ikiden fazla geminin birbirine çarpması ve bunun sonucunda gemiye veya gemideki eşyalarda zararın meydana gelmesidir. Çatma nedeniyle meydana gelen zararlar farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Bu zararlar arasında geminin onarım giderleri, geminin kullanılamaması nedeniyle doğan ekonomik kayıplar, taşınan yüke ilişkin zararlar, kurtarma faaliyetleri kapsamında yapılan masraflar ile insan hayatı ve beden bütünlüğüne yönelik zararlar yer almaktadır. Çatmanın sonuçları yalnızca geminin maddi değerinde meydana gelen kayıplarla sınırlı olmayıp, üçüncü kişilerin uğradığı zararları ve can güvenliğine ilişkin sonuçları da kapsayabilmektedir.
Türk hukukunda çatmaya ilişkin temel düzenlemeler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1286 ilâ 1297. maddeleri arasında yer almaktadır. Bu hükümler, gemilerin çarpışmasından doğan zararların hangi esaslara göre giderileceğini düzenlemektedir.
Çatmada sorumluluk belirlenirken temelde bakılması gereken şey kusurdur. Kusura göre sorumluluk 3 şekilde meydana gelebilir. Bunlar kusursuz çatma, kusurlu çatma ve ortak kusurdur.
Kusursuz çatma, umulmayan bir hâl veya mücbir sebep yüzünden meydana gelmiş veya neden ileri geldiği anlaşılamamışsa, çarpışan gemilerin veya gemilerde bulunan insanların yahut eşyanın çatma yüzünden uğradıkları zarara, o zarara uğrayan kişinin katlanmasına denir.
Kusurlu çatma, gemilerden birinin donatanının veya gemi adamlarının kusurundan ileri gelmişse, zararı o geminin donatanının katlanmasına denir.
Ortak kusurlu çatma, iki veya daha fazla geminin kusurlu davranışlarının birleşmesi sonucunda çatmanın meydana gelmesini ifade eder. Başka bir ifadeyle, çatmaya karışan gemilerin her birinin, olayın meydana gelmesinde etkili olan bir ihmal veya hatalı hareketinin bulunması halinde ortak kusurdan söz edilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1289. Maddesi uyarınca, çatma birden fazla geminin kusurundan kaynaklanmışsa, her gemi meydana gelen zarardan kendi kusuru oranında sorumlu olur. Bu nedenle ortak kusurlu çatmada sorumluluğun belirlenmesinde temel ölçüt, her geminin çatmanın oluşumuna yaptığı katkı oranıdır. Bu ile, duruma göre bu oranın tespiti mümkün olmaz veya tarafların aynı derecede kusurlu olduğu ortaya çıkarsa, taraflar eşit oranda sorumlu olurlar.
Çatma halinde sigortacının sorumluluğu, çatma olayının kendisine değil, çatma sonucunda meydana gelen zarar türüne göre belirlenir. Sigortalı yatın uğradığı zarar tekne sigortası kapsamında; üçüncü kişilere verilen zararlar ise poliçede teminat sorumluluğu kapsamında ise sigortacı tarafından giderilir.
ÇATMAYLA İLGİLİ KARARLAR
Yargıtay, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1220’de düzenlenen “Çatma Olmaksızın Zarar” hükmüne dayanarak; bir geminin manevra yapması, yapmaması veya denizcilik kurallarına aykırı davranması sonucunda başka bir gemiye ya da gemide bulunan can veya mallara zarar vermesi halinde, fiili bir çatma olmasa bile çatma hükümlerinin uygulanacağını belirtmiştir.
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/531, K. 2016/1653, T. 17.02.2016)
Davacı sigorta şirketi, sigortalısına ait teknenin davalıya ait tekneyle çatması sonucu meydana gelen hasarı sigortalısına ödediğini ve TTK m. 1301 uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu ileri sürerek, ödediği bedelin bir kısmını davalıdan talep etmiştir.
Olayda, davalıya ait teknenin %100 kusurlu olduğu ve çatma sonucunda davacı sigorta şirketinin sigortalı tekneye 7.125 Euro ödeme yaptığı belirtilmiştir. Davalı taraf ise, kendi sigortacısı tarafından zararın bir kısmının karşılandığını, ancak talep edilen ek bedelin gerçek zararı aşan bir onarım gideri olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, bilirkişi incelemesi sonucunda sigortalı teknedeki hasarın giderilmesi için yapılan boyama ve onarım masraflarının lüks veya iyileştirme gideri olmadığı, teknenin çatma öncesindeki eski hâline getirilmesi için gerekli masraflar olduğu sonucuna varmış ve davanın kabulüne karar vermiştir.
Davalının temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay, mahkemenin delilleri doğru değerlendirdiğini ve kararın hukuka uygun olduğunu belirterek hükmü onamıştır.
(Yargıtay Kararı – 11. HD., E. 2014/11233 K. 2014/20213 T. 22.12.2014)
Davaya konu olayda, davacı şirkete ait motor yat, davalılara ait iki teknenin seyir hâlindeyken çarpışması sonucunda yön değiştiren teknelerden birinin çarpması nedeniyle zarar görmüştür. Çatma sonucunda motor yatın gövdesinde ciddi hasar meydana gelmiş, tekne batma tehlikesi nedeniyle kurtarılmış ve onarımı sigorta şirketi tarafından karşılanmıştır. Davacı şirket, onarım sonrasında teknenin değer kaybına uğradığını ileri sürerek, çatmaya sebep olan tekne sahiplerinden maddi tazminat talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, talebin bir kısmını kabul etmiş; ancak davacının sonradan artırdığı miktarı zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir.
Yargıtay ise, davanın HMK m. 107 kapsamında belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu ve gerçek zarar miktarının bilirkişi incelemesiyle belirlendiğini belirtmiştir. Bu nedenle davacının talep miktarını artırmasının yeni bir dava veya klasik anlamda ıslah olarak değerlendirilemeyeceğini, zamanaşımının talep artırma tarihine göre değil davanın açıldığı tarihe göre hesaplanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu gerekçeyle, ilk derece mahkemesinin artırılan kısmı zamanaşımı nedeniyle reddetmesini hatalı bularak kararı davacı yararına bozmuştur. Karar, çatma sonucunda yalnızca onarım giderlerinin değil, teknenin değer kaybı gibi dolaylı zararların da tazmin edilebileceğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.
(Yargıtay Kararı – 11. HD., E. 2016/3914 K. 2017/2490 T. 27.4.2017)
Davaya konu olayda, davacı sigorta şirketinin Endüstriyel Yangın Sigorta Paket Poliçesi kapsamında sigortalısı olan şirkete ait yangın pompa istasyonu binası, davalıların işleteni ve maliki olduğu römorkun kusurlu kullanımı sonucu zarar görmüştür. Römorkun yanaşma sırasında kıyıda bulunan yapıya çarpması nedeniyle bina, dizel elektrikli pompa ve joker pompası hasar görmüş; davacı sigorta şirketi ekspertiz sonucunda belirlenen 7.511,68 USD zararı sigortalısına ödemiş ve ödediği bedeli zarar sorumlularına rücu etmek amacıyla dava açmıştır.
İlk derece mahkemesi, olayın meydana gelmesinde davalıların kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Davacı taraf kararı temyiz etmiştir.
Yargıtay, uyuşmazlığın çatma hükümleri kapsamında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Çünkü TTK m. 1286 (eski TTK m. 1216-1221) kapsamında çatma hükümleri, iki veya daha fazla geminin birbirine çarpması sonucunda gemilere, gemilerde bulunan kişilere veya eşyalara verilen zararlar bakımından uygulanır. Somut olayda ise bir geminin başka bir gemiye çarpması değil, römorkun kıyıda bulunan bir yapıya zarar vermesi söz konusudur. Bu nedenle olay, çatma hükümlerine göre değil, genel haksız fiil sorumluluğu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Bu gerekçeyle Yargıtay, mahkemenin çatma hükümlerini uygulayarak davayı reddetmesini hukuka aykırı bulmuş ve kararın davacı sigorta şirketi lehine bozulmasına karar vermiştir.
(Yargıtay Kararı – 11. HD., E. 2019/75 K. 2019/862 T. 5.2.2019)
Çatma sürecinin hukuki destekle yürütülmesi, tarafların haklarının korunması ve olası hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşır. Denizcilik hukuku alanında deneyimli bir avukat; delillerin doğru şekilde değerlendirilmesi, kusur ve tazminat süreçlerinin etkin biçimde yönetilmesi ile gerekli hukuki işlemlerin zamanında yerine getirilmesine destek sağlar.