Single Blog Title

This is a single blog caption

UYUŞTURUCU KULLANMA SUÇUNDA TEKERRÜR HALİNDE NE OLUR?

UYUŞTURUCU KULLANMA SUÇUNDA TEKERRÜR HALİNDE NE OLUR?

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde özel bir soruşturma ve yaptırım sistemi içinde düzenlenmiştir. Bu suç bakımından kanun koyucu yalnızca cezalandırmayı değil, kişinin uyuşturucu kullanımından uzaklaştırılmasını ve gerektiğinde tedavi edilmesini de amaçlamıştır. Bu nedenle TCK m.191 kapsamında ilk kez soruşturma geçiren bir kişi hakkında doğrudan ceza davası açılması yerine, kural olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaktadır.

Ancak uygulamada en fazla tereddüt yaratan konulardan biri, kişinin uyuşturucu kullanma veya kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemini tekrar gerçekleştirmesidir. Özellikle “ikinci kez uyuşturucudan yakalanmak”, “uyuşturucu kullanma suçunda tekerrür”, “denetimli serbestlikte tekrar uyuşturucu kullanmak” ve “mükerrir olarak ceza almak” kavramları çoğu zaman birbirinin yerine kullanılmaktadır.

Oysa hukuken bu kavramlar aynı şeyi ifade etmez.

Bir kişinin denetimli serbestlik veya kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresi içinde yeniden uyuşturucu kullanması, her durumda Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesi anlamında suçta tekerrür oluşturmaz. TCK m.191’de tekrar uyuşturucu kullanılması bakımından özel bir sistem öngörülmüştür. Teknik anlamda tekerrürün uygulanabilmesi için ise daha önce verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün bulunması gerekir.

Bu nedenle uyuşturucu kullanma suçunun tekrar işlenmesinde ortaya çıkacak hukuki sonuç belirlenirken kişinin önceki dosyasının hangi aşamada olduğu, önceki kararın mahkûmiyet mi yoksa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı mı olduğu, yeni fiilin hangi tarihte işlendiği ve önceki hükmün ne zaman kesinleştiği ayrı ayrı incelenmelidir.

1. Uyuşturucu Kullanma Suçu Nedir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesine göre;

kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya doğrudan uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanmak suçtur.

Kanunda bu suçun temel şekli bakımından iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, suçun yalnızca kişinin üzerinde uyuşturucu madde ele geçirilmesiyle oluşmamasıdır. Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanıldığının hukuka uygun delillerle tespit edilmesi de TCK m.191 kapsamında değerlendirme yapılmasını sağlayabilir.

Bununla birlikte uyuşturucunun bulundurulma amacı son derece önemlidir. Maddenin kullanmak amacıyla değil, satmak veya başkasına vermek amacıyla bulundurulduğuna ilişkin yeterli delil bulunması hâlinde TCK m.191 yerine, çok daha ağır yaptırımlar öngören uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu gündeme gelebilir.

Dolayısıyla ele geçirilen maddenin miktarı, paketlenme biçimi, olayın gerçekleşme şekli, kişinin iletişim kayıtları, hassas terazi bulunup bulunmadığı, para hareketleri ve diğer deliller bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

2. İlk Kez Uyuşturucu Kullanma Suçundan Soruşturma Açılırsa Ne Olur?

TCK m.191’in en önemli özelliği, ilk aşamada doğrudan cezalandırmayı esas almamasıdır.

TCK m.191/2 uyarınca, bu suç nedeniyle başlatılan soruşturmada Cumhuriyet savcısı tarafından, CMK m.171’deki genel şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.

Bunun yanında kişi hakkında en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre, kanundaki koşullar kapsamında altışar aylık dönemlerle uzatılabilir ve toplamda iki yıl daha artırılabilir. Kişi gerektiğinde tedaviye de tabi tutulabilir.

2023 yılında yapılan değişiklik sonrasında Cumhuriyet savcısının erteleme süresi içinde kişinin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının belirlenmesi amacıyla yılda en az iki defa ilgili kuruma sevkine karar vermesi de öngörülmüştür.

Dolayısıyla kişinin ilk TCK m.191 soruşturması sonucunda karşılaştığı durum çoğunlukla doğrudan bir hapis cezası değil; kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik ve gerektiğinde tedavi sürecidir.

3. İkinci Kez Uyuşturucu Kullanmak Her Zaman “Tekerrür” Müdür?

Hayır.

Uyuşturucu kullanma suçunda en sık yapılan hukuki hata budur.

Bir kişinin daha önce TCK m.191 kapsamında işlem görmüş olması ve ikinci kez uyuşturucu kullanması, tek başına TCK m.58 anlamında suçta tekerrür hükümlerinin uygulanacağı anlamına gelmez.

Tekerrürün oluşabilmesi için önceki suç nedeniyle verilmiş bir mahkûmiyet hükmünün yeni suç işlenmeden önce kesinleşmiş olması gerekir.

TCK m.58/1 açık biçimde, önceki suç nedeniyle verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suç işlenmesi hâlinde tekerrür hükümlerinin uygulanacağını düzenlemektedir. Önceki cezanın tamamen infaz edilmiş olması ise zorunlu değildir.

Bu nedenle yalnızca;

  • kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş olması,
  • denetimli serbestlik uygulanması,
  • soruşturmanın devam etmesi,

kişiyi teknik anlamda “mükerrir” hâline getirmez.

Örneğin kişi hakkında ilk uyuşturucu kullanma olayı nedeniyle TCK m.191/2 kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmiş ve kişi beş yıllık erteleme süresi içerisindeyken yeniden uyuşturucu kullanmışsa, bu ikinci olay öncelikle TCK m.191/4 ve m.191/5 hükümleri çerçevesinde bir ihlal olarak değerlendirilir.

4. Denetimli Serbestlik Süresinde Tekrar Uyuşturucu Kullanılırsa Ne Olur?

TCK m.191/4’e göre kişinin erteleme süresi içerisinde;

kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, yeniden kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde kişi hakkında kamu davası açılır.

Buradaki önemli ayrıntı TCK m.191/5 hükmüdür.

Kanuna göre, erteleme süresi içerisinde yeniden uyuşturucu madde satın alınması, kabul edilmesi, bulundurulması veya kullanılması ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.

Bu fiil, önceki dosyadaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal nedeni olarak kabul edilir.

Başka bir ifadeyle;

Birinci olay → TCK m.191 kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi

İkinci olay → Erteleme süresi içerisinde gerçekleşmişse kural olarak ayrı bir TCK m.191 mahkûmiyeti değil, ilk dosyanın ihlali

sonucunu doğurur.

Yargıtay uygulamasında da erteleme veya ilgili denetim süresi içinde gerçekleştirilen ikinci uyuşturucu kullanma eyleminin TCK m.191/5 kapsamında ihlal niteliğinde olduğu ve ayrıca mahkûmiyet konusu yapılamayacağı yönünde kararlar bulunmaktadır.

Dolayısıyla toplumda sıklıkla kullanılan “ikinci kez yakalandım, iki ayrı uyuşturucu dosyasından ceza alırım” düşüncesi her olay bakımından doğru değildir.

Fiilin hangi tarihte gerçekleştirildiği ve önceki TCK m.191 dosyasındaki erteleme süresinin devam edip etmediği mutlaka belirlenmelidir.

5. İhlal Nedeniyle Kamu Davası Açılırsa Ne Olur?

Kişinin TCK m.191/4’te belirtilen yükümlülüklere aykırı davranması veya erteleme süresinde yeniden uyuşturucu kullanması nedeniyle Cumhuriyet savcılığı tarafından ilk dosyaya ilişkin kamu davası açılabilir.

Bu durumda kişi artık Asliye Ceza Mahkemesi önünde TCK m.191 kapsamında yargılanır.

Burada mahkeme;

suçun sabit olup olmadığını, uyuşturucu kullanımına veya bulundurmaya ilişkin delillerin hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediğini, maddenin kullanım amacıyla bulundurulup bulundurulmadığını, denetimli serbestlik ve erteleme kararının usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediğini ve ihlal şartlarının gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemelidir.

Nitekim Yargıtay, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararının usulüne uygun biçimde kesinleşmemesi durumunda sonraki eylemlerin doğrudan ihlal kabul edilerek mahkûmiyet kurulamayacağı yönünde kararlar vermiştir.

Bu husus uygulamada önemlidir. Yalnızca sistemde bir denetimli serbestlik kaydının bulunması, her olayda ihlal nedeniyle mahkûmiyet kurulması için yeterli değildir. Tebligatlar ve kesinleşme tarihleri ayrıca değerlendirilmelidir.

6. Kamu Davası Açıldıktan Sonra Tekrar Uyuşturucu Kullanılırsa Ne Olur?

TCK m.191/6 bu konuda ayrı bir düzenleme içermektedir.

TCK m.191/4 gereğince kamu davası açıldıktan sonra kişinin yeniden TCK m.191 kapsamındaki bir fiili işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılırsa artık TCK m.191/2’deki özel kamu davasının açılmasının ertelenmesi imkânı uygulanmaz.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Kanun koyucu ilk olay bakımından kişiye tedavi ve denetimli serbestlik merkezli önemli bir fırsat tanımaktadır. Bu fırsat ihlal edilerek kamu davasının açılmasına neden olduktan sonra işlenen sonraki TCK m.191 fiilleri bakımından aynı mekanizmanın sınırsız biçimde tekrarlanmasına izin verilmemektedir.

Bu nedenle kişinin;

ilk uyuşturucu olayının tarihi,

kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tarihi,

ihlalin tarihi,

ilk kamu davasının açılış tarihi,

sonraki uyuşturucu fiilinin tarihi

kronolojik şekilde belirlenmelidir.

Bazen birkaç günlük tarih farkı dahi yeni olayın “ihlal” olarak mı yoksa bağımsız bir soruşturma konusu olarak mı değerlendirileceğini değiştirebilir.

7. Teknik Anlamda Suçta Tekerrür Nedir?

Suçta tekerrür TCK m.58’de düzenlenmiştir.

Tekerrür, daha önce suç işleyip hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunan kişinin kanunda belirtilen şartlarla yeniden suç işlemesidir.

Tekerrürün temel koşulu kronolojidir.

Örneğin;

Birinci suç: 1 Ocak 2024
Birinci suç mahkûmiyetinin kesinleşmesi: 1 Ocak 2025
İkinci suç: 1 Temmuz 2025

ise diğer şartların da bulunması hâlinde tekerrür gündeme gelebilir.

Ancak;

Birinci suç: 1 Ocak 2024
İkinci suç: 1 Temmuz 2024
Birinci suç mahkûmiyetinin kesinleşmesi: 1 Ocak 2025

şeklindeki olayda, ikinci suç ilk hüküm kesinleşmeden önce işlendiği için TCK m.58 anlamında tekerrür oluşmaz.

Yargıtay da suç tarihinden sonra kesinleşen bir ilamın tekerrüre esas alınamayacağını açıkça kabul etmektedir.

8. Tekerrür İçin Önceki Cezanın İnfaz Edilmiş Olması Gerekir mi?

Hayır.

TCK m.58/1’e göre tekerrür için önceki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesi yeterlidir.

Cezanın tamamen infaz edilmiş olması şart değildir.

Ancak önceki ceza infaz edilmişse TCK m.58/2’deki süreler önem kazanmaktadır.

Önceki mahkûmiyet beş yıldan fazla hapis cezası ise cezanın infazından itibaren beş yıl; beş yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası ise infazdan itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlar bakımından bu önceki mahkûmiyete dayanılarak tekerrür hükümleri uygulanmaz.

Dolayısıyla yalnızca adli sicilde eski bir mahkûmiyet görülmesi yeterli değildir. Tekerrür süresinin dolup dolmadığı ayrıca hesaplanmalıdır.

9. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Önceki Hangi Mahkûmiyetler Tekerrüre Esas Olabilir?

Yeni TCK m.191 suçu kasıtlı bir suç olduğundan, şartları bulunması hâlinde önceki kasıtlı suç mahkûmiyetleri tekerrüre esas oluşturabilir.

Önceki suçun mutlaka uyuşturucu kullanma suçu olması gerekmez.

Örneğin önceki kesinleşmiş mahkûmiyet kasten yaralama, hırsızlık, dolandırıcılık veya başka bir kasıtlı suçtan kaynaklanıyor olabilir. Süre ve diğer şartlar mevcutsa sonraki TCK m.191 mahkûmiyetinde tekerrür gündeme gelebilir.

Buna karşılık TCK m.58/4 gereğince kasıtlı suçlarla taksirli suçlar arasında tekerrür uygulanmaz.

Ayrıca TCK m.58/5 uyarınca fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişilerin işlediği suçlardan kaynaklanan mahkûmiyetler tekerrüre esas alınamaz.

Bu nedenle adli sicildeki her mahkûmiyet otomatik olarak tekerrür sebebi değildir.

10. Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı Tekerrüre Esas Olur mu?

Hayır.

Bu nokta özellikle uyuşturucu dosyalarında önemlidir.

TCK m.191 kapsamında Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bir mahkûmiyet hükmü değildir.

Dolayısıyla sırf kişi daha önce TCK m.191 nedeniyle denetimli serbestlik görmüş diye TCK m.58 anlamında mükerrir sayılamaz.

Aynı şekilde henüz açıklanmamış bir HAGB kararı da mahkûmiyet hükmünün bütün sonuçlarını doğuran kesinleşmiş bir mahkûmiyet gibi değerlendirilemez. Yargıtay uygulamasında da uyuşturucu dosyalarındaki önceki kararların hukuki niteliğinin tekerrür bakımından ayrıca incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Bu nedenle adli sicil ve arşiv kaydındaki kararın yalnızca dosya numarasına bakılarak tekerrür uygulanması hukuken yeterli değildir. Kararın türü ve kesinleşme durumu belirlenmelidir.

11. Tekerrür Uygulanırsa Ceza Otomatik Olarak Artar mı?

Tekerrür konusunda bir diğer yaygın yanlış düşünce, cezanın örneğin otomatik olarak yarı oranında artırılacağı yönündedir.

TCK m.58 genel anlamda böyle bir otomatik ceza artırım sistemi öngörmemektedir.

Tekerrürün temel sonucu mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasıdır.

TCK m.58/6 uyarınca tekerrür hâlinde hükmolunan ceza mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir ve infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Mahkeme de hükümde mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanacağını belirtir.

TCK m.58/3 ise yeni suç bakımından kanunda hapis cezası ile adli para cezası seçimlik olarak öngörülmüşse tekerrür hâlinde hapis cezasının seçilmesini öngörür.

TCK m.191/1’de ise zaten temel yaptırım olarak iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası düzenlendiğinden bu seçimlik yaptırım kuralının TCK m.191 bakımından doğrudan bir etkisi bulunmamaktadır.

Tekerrürün uyuşturucu kullanma dosyalarında en önemli sonucu infaz koşullarında ortaya çıkar.

12. Mükerrir Uyuşturucu Kullanıcısının İnfazı Nasıl Olur?

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesi mükerrirlere özgü infaz rejimini düzenlemektedir.

Güncel düzenlemeye göre tekerrür hâlinde işlenen süreli hapis cezalarında, kanunda daha ağır bir koşullu salıverilme oranı öngörülmediği takdirde cezanın kural olarak üçte ikisinin infaz kurumunda iyi hâlli geçirilmesi koşullu salıverme bakımından esas alınmaktadır.

İkinci defa tekerrür hâlinde ise 4 Haziran 2025 tarihli değişiklik sonrasında süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak düzenlenmiştir. Önceki sistemde ikinci defa mükerrirler bakımından çok daha ağır olan koşullu salıverme yasağı değiştirilmiş ve ikinci defa mükerrirlerin de belirli oran üzerinden koşullu salıvermeden yararlanabilmelerine imkân tanınmıştır. Yargıtay’ın 2026 tarihli kararlarında da bu lehe değişikliğin dikkate alınması gerektiği belirtilmektedir.

Ancak “iki yıl ceza alan kaç ay cezaevinde kalır?” şeklindeki sorulara yalnızca TCK m.58 üzerinden cevap verilmesi doğru değildir.

Gerçek infaz hesabında;

suç tarihi, cezanın kesinleşme tarihi, tekerrür derecesi, başka cezaların bulunup bulunmadığı, koşullu salıverme hükümleri, denetimli serbestlik hükümleri ve ilgili geçici maddeler

birlikte incelenmelidir.

13. İkinci Defa Tekerrür Nedir?

İkinci defa tekerrür, kişinin sıradan anlamda üçüncü kez suç işlemiş olmasıyla doğrudan aynı kavram değildir.

Önceki hükümde kişi hakkında tekerrür hükümleri uygulanmış ve bu hukuki statünün şartları altında yeni bir suç işlenmişse ikinci defa tekerrür gündeme gelebilir.

Bu nedenle mahkeme ikinci defa tekerrür uygularken önceki hükmü, tekerrüre esas ilamı, kesinleşme tarihlerini ve yeni suç tarihini ayrıntılı şekilde incelemelidir.

Özellikle infaz sonuçları ağır olduğundan hatalı tekerrür ve ikinci defa tekerrür uygulaması istinaf veya temyiz incelemesinde önemli bir hukuka aykırılık nedeni oluşturabilir.

14. Tekerrür Hâlinde Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Mümkün müdür?

Gerçek anlamda TCK m.58 kapsamında tekerrürün bulunduğu dosyalarda HAGB yönünden ayrıca CMK m.231 hükümlerinin incelenmesi gerekir.

CMK m.231/6’ya göre HAGB uygulanabilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması gerekir.

TCK m.191 kasıtlı bir suç olduğundan ve teknik anlamdaki tekerrür de önceki kesinleşmiş kasıtlı mahkûmiyet üzerine kurulabileceğinden, gerçek anlamda mükerrir olan kişi bakımından HAGB çoğu durumda mümkün olmayacaktır.

Ancak burada tekrar vurgulanmalıdır:

Daha önce yalnızca TCK m.191 kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik uygulanmış olması, kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmez.

Dolayısıyla “daha önce denetimli serbestliğim var, HAGB alamam” şeklinde otomatik bir değerlendirme yapılması doğru değildir.

Dosyanın geçmiş kararları tek tek incelenmelidir.

15. Hapis Cezasının Ertelenmesi Mümkün müdür?

TCK m.51 uyarınca iki yıl veya daha az süreli hapis cezalarının belirli şartlarla ertelenmesi mümkündür. Ancak kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması şartlardan biridir.

Bu nedenle gerçek anlamda mükerrir olan kişinin önceki sabıkasının türü ve cezası, hapis cezasının ertelenmesi bakımından da önem taşır.

Başka bir ifadeyle tekerrür bulunan her dosyada “ceza kesinlikle ertelenemez” şeklinde kategorik bir sonuç çıkarmak yerine, önceki mahkûmiyetin niteliği ve TCK m.51 şartları ayrıca incelenmelidir.

16. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Nitelikli Hâl

TCK m.191/10’a göre suçun;

okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî veya sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesislerin veya bunların belirlenmiş sınırlarının iki yüz metre yakınındaki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Bu nedenle aynı zamanda tekerrür bulunan bir dosyada suçun TCK m.191/10 kapsamındaki bir yerde işlenmesi cezanın belirlenmesinde ayrıca önem taşır.

Tekerrür infaz rejimini etkilerken, TCK m.191/10 doğrudan hükmedilecek cezanın miktarını artırmaktadır.

İki kurum birbirinden farklıdır.

17. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık

TCK m.192’de uyuşturucu suçları bakımından özel etkin pişmanlık düzenlemeleri bulunmaktadır.

Özellikle uyuşturucu kullanan kişinin hakkında kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme veya bulundurma nedeniyle soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi olmak istemesi durumunda cezaya hükmolunmamasına ilişkin özel düzenleme bulunmaktadır.

Ancak etkin pişmanlığın uygulanabilmesi olayın aşamasına ve kanundaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır.

Kişi hakkında zaten soruşturma başlamışken sonradan yapılan başvuru ile soruşturma başlamadan önce gerçekleştirilen gönüllü tedavi başvurusu aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Bu nedenle uyuşturucu bağımlılığı bulunan kişinin kendi iradesiyle tedavi talep etmesi yalnızca sağlık açısından değil, belirli koşullarda ceza hukuku bakımından da önemli sonuçlara sahip olabilir.

18. Yargıtay Uygulamasında Tekrar Uyuşturucu Kullanma

Yargıtay kararlarında TCK m.191 dosyalarında olayların tarih sırasının belirlenmesine özellikle önem verilmektedir.

Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımında, erteleme süresi içerisinde gerçekleşen yeniden uyuşturucu kullanma veya bulundurma eyleminin TCK m.191/5 kapsamında değerlendirilmesi ve aynı eylem nedeniyle ayrıca ikinci bir mahkûmiyet kurulmasının önüne geçilmesi gerektiği görülmektedir.

Aynı şekilde tekerrür yönünden de önceki mahkûmiyetin yeni suç tarihinden önce kesinleşmiş olması zorunludur. Sonradan kesinleşen hükmün geçmişe dönük biçimde tekerrüre esas alınması mümkün değildir.

Dolayısıyla uyuşturucu kullanma suçunda savunmanın yalnızca “uyuşturucu kullandım veya kullanmadım” tartışması üzerine kurulması yeterli olmayabilir.

Dosyadaki önceki kararlar ve suç tarihleri bazen suçun maddi vakıasından dahi daha belirleyici hâle gelebilmektedir.

19. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Savunmada Nelere Dikkat Edilmelidir?

TCK m.191 kapsamında tekrar suç işleme veya tekerrür iddiası bulunan dosyalarda öncelikle kişinin tüm adli sicil geçmişi ile UYAP dosyaları incelenmelidir.

Özellikle;

önceki uyuşturucu soruşturmasının karar tarihi, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ ve kesinleşme tarihi, denetimli serbestliğin başlangıç ve bitiş tarihleri, ihlal yazıları, yeni olayın tarihi, önceki mahkûmiyet kararlarının kesinleşme tarihleri ve infaz tarihleri

belirlenmelidir.

Bunun yanında uyuşturucu kullanımına ilişkin teknik deliller de değerlendirilmelidir.

İdrar, kan veya saç örneği sonuçları, ele geçirilen maddenin kriminal incelemesi, arama ve el koyma işlemlerinin hukuka uygunluğu, kişinin üzerinde veya bulunduğu yerde ele geçirilen maddenin kendisine ait olduğunun ispatlanıp ispatlanmadığı gibi hususlar savunmanın temelini oluşturabilir.

Özellikle ortak kullanılan araç, ev veya iş yerlerinde uyuşturucu madde ele geçirilmesi hâlinde yalnızca kişinin olay yerinde bulunması maddenin kendisine ait olduğunu otomatik olarak göstermez.

Ceza mahkûmiyeti ihtimale değil, her türlü makul şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delile dayanmalıdır.

20. Sıkça Sorulan Sorular

İkinci kez uyuşturucudan yakalanınca hapse girilir mi?

Her durumda doğrudan hapis cezası verilmez. İkinci olayın ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresi içinde gerçekleşmesi hâlinde TCK m.191/5 uyarınca olay ayrı bir dava konusu yapılmayıp önceki dosyanın ihlali olarak değerlendirilebilir. Ancak ihlal nedeniyle ilk dosyadan kamu davası açılabilir.

İkinci kez uyuşturucu kullanmak tekerrür müdür?

Tek başına değildir. TCK m.58 anlamında tekerrür için önceki mahkûmiyet hükmünün yeni suç işlenmeden önce kesinleşmesi gerekir.

Denetimli serbestlikte uyuşturucu kullanılırsa ne olur?

Kullanım TCK m.191/4 kapsamında ihlal sebebidir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kaldırılarak kişi hakkında ilk olay nedeniyle kamu davası açılması gündeme gelebilir.

Denetimli serbestlik sırasında yapılan ikinci kullanım için ayrıca ceza verilir mi?

TCK m.191/5 kapsamındaki koşullar mevcutsa erteleme süresindeki yeniden kullanma ayrı soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz; ihlal nedeni olarak değerlendirilir.

Kamu davası açıldıktan sonra tekrar uyuşturucu kullanılırsa ne olur?

TCK m.191/6 nedeniyle sonraki soruşturmada yeniden TCK m.191/2 kapsamındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez. Yeni olayın bağımsız soruşturma ve kovuşturma konusu olması gündeme gelir.

Tekerrür cezanın yarı oranında artması anlamına mı gelir?

Hayır. TCK m.58 genel olarak cezayı otomatik olarak yarı oranında artırmaz. En önemli sonucu mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasıdır.

Mükerrir olan kişi daha fazla cezaevinde kalır mı?

Tekerrür infaz rejimini etkilediğinden koşullu salıverilme bakımından daha ağır sonuçlar ortaya çıkabilir. Birinci tekerrürde ve ikinci defa tekerrürde uygulanacak infaz oranları farklıdır. Kesin infaz hesabı somut dosyanın özelliklerine göre yapılmalıdır.

SONUÇ

Uyuşturucu kullanma suçunda “tekrar suç işleme” ile Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesinde düzenlenen “suçta tekerrür” birbirinden ayrılması gereken iki farklı hukuki kavramdır.

TCK m.191 kapsamında hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilen kişinin erteleme süresi içinde yeniden uyuşturucu kullanması veya kullanmak için uyuşturucu madde satın alması, kabul etmesi ya da bulundurması kural olarak TCK m.191/5 uyarınca bir ihlal niteliğindedir. Bu fiil ayrıca soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz; ilk olay nedeniyle kamu davasının açılmasına yol açar.

Buna karşılık TCK m.58 anlamında gerçek tekerrürden söz edebilmek için kişinin daha önceki bir suç nedeniyle aldığı mahkûmiyet hükmünün yeni suç tarihinden önce kesinleşmiş olması gerekir.

Gerçek anlamda tekerrür oluşması hâlinde temel sorun çoğu zaman cezanın miktarından ziyade mükerrirlere özgü infaz rejimidir. İlk tekerrür ve ikinci defa tekerrür, koşullu salıverilme ve infaz süresi açısından daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Bu nedenle uyuşturucu kullanma suçunda ikinci veya sonraki olaylarla karşılaşıldığında yalnızca kaçıncı kez yakalanıldığına bakılarak hukuki sonuç çıkarılması doğru değildir. Önceki dosyanın karar türü, mahkûmiyetin bulunup bulunmadığı, kesinleşme tarihi, kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresi, denetimli serbestlik süresi ve yeni fiilin tarihi birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle TCK m.191/5 kapsamında ayrı soruşturma yasağının bulunup bulunmadığı, TCK m.191/6 uyarınca yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesine engel olup olmadığı ve TCK m.58’deki tekerrür şartlarının gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği, uyuşturucu kullanma suçlarında verilecek kararın ve cezanın infaz biçiminin belirlenmesinde temel öneme sahiptir.

Leave a Reply

Call Now Button