Single Blog Title

This is a single blog caption

Sağlık Çalışanına Şiddet Suçu ve Hukuki Başvuru Yolları

Sağlık Çalışanına Şiddet Nedir?

Sağlık çalışanına şiddet, sağlık hizmeti sunumu sırasında veya sağlık çalışanının görevi nedeniyle fiziksel saldırıya, tehdide, hakarete, psikolojik baskıya, tacize, görevi yaptırmamak için direnmeye ya da çalışma güvenliğini bozan başka hukuka aykırı davranışlara maruz kalmasıdır. Bu şiddet; doktor, hemşire, ebe, paramedik, acil tıp teknisyeni, hasta bakıcı, güvenlik görevlisi, tıbbi sekreter, laboratuvar teknisyeni, radyoloji teknisyeni, ambulans personeli veya sağlık kurumunda görev yapan diğer personellere karşı gerçekleşebilir.

Sağlıkta şiddet yalnızca bir kişiye yönelmiş basit bir kavga değildir. Sağlık çalışanına yönelen saldırı, aynı zamanda kamu hizmeti niteliğindeki sağlık hizmetinin güvenli yürütülmesini, diğer hastaların tedaviye erişimini ve hastanenin çalışma düzenini de bozar. Bu nedenle Türk hukukunda sağlık çalışanlarına karşı işlenen bazı suçlar bakımından özel düzenlemeler getirilmiştir.

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek Madde 12 kapsamında, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarında cezanın yarı oranında artırılması ve bu suçlarda TCK m.51’deki hapis cezasının ertelenmesi hükümlerinin uygulanmaması öngörülmüştür; Anayasa Mahkemesi de bu düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir.

Sağlık Çalışanına Karşı Hangi Fiiller Suç Oluşturur?

Sağlık çalışanına yönelik şiddet, somut davranışa göre farklı suç tiplerini oluşturabilir. En sık karşılaşılan suçlar kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnmedir. Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastane bilgilendirmelerinde de sağlık çalışanlarının görevlerini icra ettikleri sırada yaralama, tehdit ve hakarete maruz kalmaları sağlıkta şiddet kapsamında açıklanmaktadır.

Kasten yaralama, sağlık çalışanına vurma, itme, tekme atma, yumruk atma, boğazını sıkma, saçını çekme, üzerine cisim fırlatma, darp etme veya bedensel acı verecek şekilde saldırma eylemlerinde gündeme gelir. Yaralamanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olması ile kemik kırığı, yüzde sabit iz, organ işlev kaybı veya hayati tehlike oluşturması arasında ceza miktarı bakımından önemli fark vardır.

Tehdit, sağlık çalışanına “seni öldürürüm”, “hastaneden çıkınca görürsün”, “aileni bulurum”, “burayı başınıza yıkarım” gibi sözler söylenmesiyle oluşabilir. Tehdidin silahla, birden fazla kişiyle, örgütlü şekilde veya sağlık çalışanının görevini yapmasını engellemek amacıyla gerçekleştirilmesi olayın ağırlığını artırır.

Hakaret, sağlık çalışanına yönelik onur, şeref ve saygınlığı rencide eden söz, yazı, mesaj, sosyal medya paylaşımı veya yüz yüze ifadelerle oluşur. Doktora, hemşireye veya sağlık personeline görevinden dolayı sövülmesi, aşağılayıcı ifadeler kullanılması, mesleki itibarı hedef alan ağır ithamlarda bulunulması bu kapsamda değerlendirilir.

Görevi yaptırmamak için direnme, sağlık çalışanının veya kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdide başvurulmasıdır. Acil serviste muayene sırasını bozmak için personeli zorlamak, sağlık çalışanının tedavi uygulamasını engellemek, güvenlik veya kolluk görevlisine direnmek bu suç bakımından ayrıca değerlendirilir.

Sağlık Çalışanına Şiddette Ceza Artırımı

Sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçlarda en önemli özel düzenleme 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek Madde 12’dir. Bu madde uyarınca kamu veya özel sağlık kurumlarında görev yapan sağlık personeli ve yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen TCK m.86 kasten yaralama, TCK m.106 tehdit, TCK m.125 hakaret ve TCK m.265 görevi yaptırmamak için direnme suçlarında ilgili maddelere göre belirlenecek cezalar yarı oranında artırılır. Ayrıca bu suçlar bakımından hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmaz.

Bu düzenlemenin amacı sağlık çalışanlarını özel olarak korumaktır. Çünkü sağlık çalışanları çoğu zaman acil servis, yoğun bakım, poliklinik, ambulans, aile sağlığı merkezi veya hastane servislerinde yüksek stres altında çalışan ve hasta/hasta yakınlarıyla doğrudan temas halinde bulunan kişilerdir. Şiddetin sıradanlaştırılması, yalnızca mağdur sağlık çalışanını değil, sağlık hizmetinin bütününü etkiler.

Örneğin bir doktorun acil serviste hasta yakını tarafından darp edilmesi halinde olay yalnızca basit yaralama olarak değerlendirilmez. Eğer saldırı doktorun sağlık hizmeti sunumu sırasında veya görevi nedeniyle gerçekleşmişse, 3359 sayılı Kanun’daki özel artırım hükümleri gündeme gelir. Aynı şekilde hemşireye görevinden dolayı hakaret edilmesi veya paramedik personele müdahaleyi engellemek için tehdit yöneltilmesi halinde de sağlıkta şiddet hükümleri uygulanabilir.

Özel Hastane Çalışanları da Koruma Altında mıdır?

Evet. Sağlıkta şiddet düzenlemeleri yalnızca devlet hastanesi veya kamu kurumunda çalışan personeli kapsamaz. 3359 sayılı Kanun Ek Madde 12’de özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personelin, görevleriyle bağlantılı olarak kendilerine karşı işlenen suçlar bakımından Türk Ceza Kanunu’nun uygulanmasında kamu görevlisi sayılacağı düzenlenmiştir.

Bu düzenleme çok önemlidir. Çünkü özel hastanede çalışan doktor, hemşire, ebe, sağlık teknisyeni veya yardımcı personel de sağlık hizmeti sunarken kamu yararı niteliği taşıyan bir faaliyet yürütmektedir. Bu nedenle özel hastanede görev yapan sağlık çalışanına karşı görevinden dolayı işlenen saldırılar da ceza hukuku bakımından özel koruma altındadır.

Örneğin özel hastane acil servisinde görevli hemşireye hasta yakını tarafından “seni burada yaşatmam” denilmesi, özel tıp merkezinde doktora hakaret edilmesi veya özel ambulans personelinin darp edilmesi halinde fail “burası özel hastane, kamu görevlisi değilsin” savunmasıyla sorumluluktan kurtulamaz.

Kasten Yaralama Suçunda Tutuklama ve Yakalama

Sağlık çalışanlarına yönelik kasten yaralama suçu bakımından ayrıca tutuklama yönünden özel bir düzenleme vardır. 3359 sayılı Kanun Ek Madde 12’ye göre sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu, CMK m.100/3 kapsamında tutuklama nedeni varsayılan suçlardandır.

Aynı maddeye göre sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sebebiyle kasten işlenen suçlardan şüpheli olan kişiler kolluk görevlilerince yakalanır, gerekli işlemler yapılarak Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edilir. Ayrıca bu suçların soruşturmasında müşteki, mağdur veya tanık olan sağlık personelinin ifadeleri işyerlerinde alınır; bu uygulama özel sağlık kurumlarında görev yapan personele karşı görevleri sebebiyle işlenen suçlarda da geçerlidir.

Bu hüküm, sağlık çalışanının olaydan sonra karakol karakol dolaşmasını önlemeye yöneliktir. Şiddete uğrayan sağlık çalışanının ifadesinin işyerinde alınması, hem mağdurun çalışma düzeni hem de psikolojik güvenliği bakımından önemlidir. Fiili saldırı söz konusuysa saldırganın yakalanması, adli mercilere sevki, adli rapor alınması ve kamera kayıtlarının korunması derhal sağlanmalıdır.

Beyaz Kod Nedir?

Beyaz Kod, sağlık kurumlarında sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının bildirilmesi, kayıt altına alınması, ilgili birimlere iletilmesi ve adli sürecin takip edilmesi amacıyla oluşturulmuş sistemdir. Sağlık Bakanlığı kaynaklarında Beyaz Kod’un kamu ve özel tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında gerçekleşen şiddet olaylarının izlenmesi, müdahale edilmesi, adli mercilere iletilmesi ve olay analizleriyle önleyici tedbir alınması amacıyla oluşturulduğu açıklanmaktadır.

Hastane içi uygulamada genellikle 1111 aranarak Beyaz Kod başlatılır. Bu çağrı üzerine güvenlik görevlilerinin olay yerine hızla ulaşması, saldırganı etkisiz hale getirmesi, polis noktasına götürmesi ve olayın kayıt altına alınması hedeflenir. Bazı hastane bilgilendirmelerinde güvenlik görevlilerinin olay yerine kısa sürede ulaşması ve Beyaz Kod Olay Bildirim Formu düzenlenmesi gerektiği belirtilmektedir.

Sağlık çalışanı ayrıca 7/24 hizmet veren 113 Beyaz Kod hattını arayabilir veya Bakanlığın Beyaz Kod sistemi üzerinden bildirim yapabilir. Sağlık Bakanlığı kaynaklarında şiddet olayının kurum yöneticileri tarafından 113 numaralı telefonla Beyaz Kod Birimi’ne bildirilmesi, eş zamanlı olarak hukuk birimine ve adli mercilere intikal ettirilmesi gerektiği; sağlık çalışanının da 113’ü doğrudan arayabileceği belirtilmektedir.

Sağlık Çalışanı Şiddete Uğradığında Ne Yapmalıdır?

Sağlık çalışanı fiili veya sözlü şiddete uğradığında ilk yapılması gereken şey güvenliği sağlamaktır. Olay devam ediyorsa Beyaz Kod verilmelidir. Hastane içinde 1111 aranmalı, güvenlik ve idare bilgilendirilmeli, olayın derhal kayıt altına alınması sağlanmalıdır. Sağlık çalışanı veya kurum yöneticisi ayrıca 113 Beyaz Kod hattına bildirim yapmalıdır.

İkinci adım, olay tutanağı düzenlenmesidir. Tutanakta olayın tarihi, saati, yeri, failin kimliği veya eşkâli, söylenen sözler, yapılan hareketler, saldırının nasıl gerçekleştiği, tanıkların adları, kamera alanı bilgisi ve varsa fiziksel yaralanma ayrıntılı yazılmalıdır. Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastane bilgilendirmelerinde olay tutanağının tarih-saat, fail bilgileri, olayın gelişimi, saldırının ayrıntıları ve tanıkların ad-imzalarını içermesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Üçüncü adım, adli rapor alınmasıdır. Fiili saldırı varsa darp raporu mutlaka alınmalıdır. Yaralanma basit görünse bile ağrı, morluk, çizik, şişlik, kesik, tırnak izi, saç çekme, itme sonucu düşme veya psikolojik etkiler raporla belgelenmelidir. Sağlık çalışanı kendisi hekim olsa dahi, kendi yaralanmasını dosya bakımından bağımsız adli raporla belgelemelidir.

Dördüncü adım, delillerin korunmasıdır. Kamera kayıtları, güvenlik tutanakları, hasta kayıt sistemi, telefon mesajları, sosyal medya paylaşımları, WhatsApp yazışmaları, ses kayıtları, çağrı merkezi kayıtları, tanık beyanları ve olay bildirim formları saklanmalıdır. Hastane idaresinden kamera kayıtlarının silinmemesi için yazılı talepte bulunulması özellikle önemlidir.

Şikâyet Gerekli midir?

Sağlık çalışanına karşı görevinden dolayı işlenen birçok suç, kamu düzenini ilgilendirdiği için resen soruşturulur. Kamu görevi sırasında ve görev sebebiyle işlenen suçların takibinin şikâyete bağlı olmadığı; yöneticilerin mağdurun şikâyeti bulunmasa dahi olayı adli mercilere intikal ettirmesinin hukuki gereklilik olduğu Sağlık Bakanlığı kaynaklarında açıkça belirtilmektedir.

Bu durum, sağlık çalışanının şikâyetçi olmasının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Mağdur sağlık çalışanının şikâyetçi olduğunu açıkça beyan etmesi, davaya katılma talebinde bulunması, delilleri sunması, uzlaşma konusunda iradesini bildirmesi ve tazminat haklarını saklı tutması önemlidir. Özellikle hakaret ve tehdit gibi olaylarda sözlerin aynen tutanağa geçirilmesi gerekir.

Kurum yöneticileri, “personel şikâyetçi değil” diyerek olayı kapatamaz. Sağlıkta şiddet olaylarında bildirim, adli süreç ve kurum içi kayıt mekanizması birlikte işletilmelidir. Bu durum, hem bireysel mağduriyetin giderilmesi hem de aynı kurumda gelecekte yaşanabilecek şiddet olaylarının önlenmesi açısından önemlidir.

Beyaz Kod Başvurusu Ceza Davasının Yerine Geçer mi?

Beyaz Kod bildirimi, adli süreci başlatan veya kolaylaştıran önemli bir mekanizmadır; ancak tek başına her zaman yeterli değildir. Beyaz Kod kaydı yapılmış olsa bile Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu yapılması, adli rapor alınması, delillerin sunulması ve şikâyetçi/katılan sıfatıyla sürecin takip edilmesi gerekir.

Beyaz Kod sistemi, olayın Bakanlık ve kurum kayıtlarına girmesini sağlar. Bildirim üzerine olayın adli makamlara intikal ettirilip ettirilmediği araştırılır ve ilgili hukuk birimlerine bilgi verilir. Hukuki Yardım Yönetmeliği’nde, Bakanlığın sağlık hizmeti sunumu sırasında veya bu görevlerden dolayı personele karşı işlenen fiillerin bildirileceği ve kayıtlarının tutulacağı bir sistem kuracağı, ilgili yöneticinin bu fiilleri adli mercilere ve Bakanlık sistemine bildireceği, mağdur personelin de bildirim yapabileceği düzenlenmiştir.

Bu nedenle pratikte en doğru yöntem şudur: Beyaz Kod verilmeli, olay tutanağı düzenlenmeli, adli rapor alınmalı, savcılık veya hastane polisi süreci başlatmalı, kamera ve tanık delilleri güvenceye alınmalı, mağdur sağlık çalışanı hukuki yardım talebini ayrıca bildirmelidir.

Sağlık Çalışanına Hukuki Yardım

Sağlık Bakanlığı personeline karşı işlenen suçlar nedeniyle hukuki yardım yapılmasına ilişkin özel yönetmelik bulunmaktadır. Bu Yönetmeliğin amacı, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarında sağlık hizmeti sunumu sırasında veya bu görevlerinden dolayı personele karşı işlenen suçlar sebebiyle personelin veya kanuni mirasçılarının talebi üzerine Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınca yapılacak hukuki yardıma ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Hukuki yardım kapsamında ilgili hukuk birimi mağdur personelle iletişime geçer, olayın adli mercilere intikal edip etmediğini takip eder, gerekli bilgi ve belgeleri toplar, ceza soruşturması ve kovuşturmasını izler, gerekli hallerde kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz eder ve dava sürecinde mağdur sağlık çalışanının yanında yer alır. Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Yönergesi’nde de hukuki yardım kapsamındaki suçlarda mağdur personele veya vefatı halinde kanuni mirasçılarına istemleri halinde hukuki yardımda bulunulması, başvuruların Beyaz Kod sistemine girilmesi, ceza soruşturmalarının takip edilmesi ve KYOK kararlarına itiraz edilmesi görevleri sayılmıştır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, hukuki yardımın talep edilmesidir. Mağdur sağlık çalışanı, kurum yöneticisine, Çalışan Hakları ve Güvenliği Birimi’ne veya ilgili hukuk birimine hukuki yardım istediğini bildirmelidir. Eğer sağlık çalışanı kendi özel avukatıyla süreci takip etmek istiyorsa bu da mümkündür. Özellikle ağır yaralanma, sürekli tehdit, sosyal medya kampanyası, mobbing, iftira veya yüksek manevi tazminat talepli dosyalarda özel vekil desteği ayrıca önem kazanabilir.

Sağlık Çalışanının Hizmetten Çekilme Hakkı

Sağlık çalışanı şiddete uğradığında veya ciddi şiddet riski altında kaldığında, acil verilmesi gereken hizmetler hariç olmak üzere hizmetten çekilme talebinde bulunabilir. Sağlık Bakanlığı’nın Çalışan Güvenliğinin Sağlanması Genelgesi kapsamında, sağlık çalışanlarının sağlık hizmeti sunumu esnasında şiddete uğramaları halinde acil verilmesi gereken hizmetler hariç hizmetten çekilme talebinde bulunabilecekleri; talebin yetkili yöneticiye sözlü veya yazılı bildirileceği ve yöneticinin talebi gecikmeksizin değerlendireceği belirtilmektedir.

Bu hak, sağlık çalışanının kendisini koruma hakkının bir sonucudur. Şiddet uygulayan hasta veya hasta yakınının aynı ortamda kalması, sağlık çalışanını yeniden tehdit etmesi veya tedavinin güvenli şekilde sürdürülememesi halinde idare gerekli tedbirleri almalıdır. Ancak acil ve hayati müdahale gerektiren durumlarda sağlık hizmetinin tamamen durdurulması doğru olmayabilir; bu durumda idarenin başka personel görevlendirmesi, güvenlik önlemi alması veya hastayı uygun şekilde yönlendirmesi gerekir.

Sağlık Çalışanına Hakaret Suçu

Sağlık çalışanına hakaret, uygulamada en sık karşılaşılan sağlıkta şiddet türlerinden biridir. Hakaret yalnızca yüz yüze söylenen sözlerle değil, telefon, WhatsApp, sosyal medya yorumu, Google işletme yorumu, e-posta, hasta şikâyet sistemi veya kurum içinde yapılan yazılı başvurularla da işlenebilir.

Burada hak arama hürriyeti ile hakaret ayrımı önemlidir. Hasta veya hasta yakını, aldığı hizmetten memnun kalmadığını ilgili mercilere bildirebilir. Ancak şikâyet hakkı kullanılırken sağlık çalışanının onur, şeref ve saygınlığını hedef alan ağır sövme, aşağılayıcı ifade, mesleki itibarı yok etmeye dönük isnat veya sosyal medya linci hukuka uygun kabul edilemez.

Sağlık çalışanına görevinden dolayı hakaret edilmesi halinde 3359 sayılı Kanun’daki özel artırım hükümleri gündeme gelir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da sağlık çalışanlarına karşı görevleri nedeniyle işlenen hakaret ve diğer suçlarda ceza artırımı ve hapis cezasının ertelenmemesine ilişkin düzenlemelerin varlığı ve kapsamı değerlendirilmiştir.

Hakaret dosyalarında delil olarak olay tutanağı, tanık beyanları, kamera sesi varsa kayıtlar, mesaj ekran görüntüleri, sosyal medya linkleri, noter tespiti, hastane güvenlik raporu ve Beyaz Kod kaydı kullanılabilir. Sosyal medya paylaşımlarında ekran görüntüsü tek başına yeterli olmayabileceğinden, mümkünse URL, tarih, kullanıcı bilgisi ve noter/tespit delili sağlanmalıdır.

Sağlık Çalışanına Tehdit Suçu

Tehdit suçu, sağlık çalışanının güvenliğini ve çalışma huzurunu doğrudan hedef alır. Tehdit sözlü, yazılı, mesajla, telefonla veya beden diliyle gerçekleşebilir. “Seni burada öldürürüm”, “çıkışta bekliyorum”, “senin evini biliyorum”, “ailene zarar veririm”, “bu hastaneyi basarım” gibi sözler tehdit kapsamında değerlendirilir.

Tehdit suçunda failin tehdidi hemen gerçekleştirmesi gerekmez. Önemli olan mağdurda ciddi bir korku ve güvenlik endişesi yaratmaya elverişli söz veya davranışın bulunmasıdır. Sağlık çalışanının görevi nedeniyle tehdit edilmesi halinde 3359 sayılı Kanun’daki ceza artırımı ve erteleme yasağı tartışılır.

Tehdit dosyalarında özellikle mesajlar, telefon kayıtları, çağrı merkezi kayıtları, kamera görüntüleri, tanıklar ve olay tutanağı önemlidir. Tehdit devam ediyorsa uzaklaştırma, güvenlik tedbiri, hastane güvenlik planı, kolluk bildirimi ve savcılık başvurusu geciktirilmemelidir.

Sağlık Çalışanına Fiili Saldırı ve Darp

Fiili saldırı, sağlık çalışanına yönelik en ağır sağlıkta şiddet türlerinden biridir. Darp, itme, tokat, yumruk, tekme, boğaz sıkma, kesici aletle saldırı, tıbbi cihaz fırlatma veya sağlık çalışanını yere düşürme gibi davranışlar kasten yaralama suçunu oluşturabilir.

Sağlık çalışanına karşı görev sırasında veya görev nedeniyle işlenen kasten yaralama suçu, 3359 sayılı Kanun gereğince tutuklama nedeni varsayılan suçlar kapsamına alınmıştır. Ayrıca şüphelinin kollukça yakalanıp Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edilmesi ve mağdur sağlık çalışanının ifadesinin işyerinde alınması düzenlenmiştir.

Fiili saldırıda en önemli delil adli rapordur. Sağlık çalışanı olaydan hemen sonra rapor almalı, ağrı veya yaralanma hafif görünse bile tüm bulgular kayda geçirilmelidir. Kemik kırığı, yüzde iz, ruhsal travma, iş göremezlik, rapor süresi, psikolojik destek ihtiyacı ve tedavi giderleri tazminat davası açısından ayrıca önem taşır.

Sağlık Çalışanının Maddi ve Manevi Tazminat Hakkı

Sağlık çalışanına yönelik şiddet yalnızca ceza davası konusu değildir. Mağdur sağlık çalışanı, uğradığı zararlar için maddi ve manevi tazminat davası da açabilir. Ceza davasında failin cezalandırılması talep edilirken, tazminat davasında mağdurun uğradığı zararların giderilmesi amaçlanır.

Maddi tazminat kapsamında tedavi giderleri, ilaç masrafları, psikolojik destek giderleri, iş göremezlik nedeniyle gelir kaybı, raporlu kalınan döneme ilişkin zararlar, kıyafet veya eşya zararı, ulaşım giderleri ve kalıcı sakatlık varsa sürekli iş göremezlik zararı talep edilebilir.

Manevi tazminat ise sağlık çalışanının yaşadığı korku, aşağılanma, mesleki itibar kaybı, çalışma huzurunun bozulması, ruhsal travma, toplum içinde küçük düşürülme, saldırı sonrası mesleği icra ederken kaygı yaşama ve kişilik haklarının ihlali nedeniyle talep edilir. Özellikle kamuya açık alanda darp, hastane içinde hakaret, sosyal medya linci veya tehdit kampanyası gibi olaylarda manevi zarar daha ağır olabilir.

Failin ceza mahkemesinde mahkûm olması, tazminat davasında mağdur lehine önemli bir delil oluşturur. Ancak ceza davası devam ederken de tazminat davası açılması mümkündür. Ağır dosyalarda ceza dosyasının sonucu bekletici mesele yapılabilir.

İşveren ve Hastane İdaresinin Sorumluluğu

Sağlık çalışanına şiddet olaylarında fail doğrudan saldırgan kişi olsa da hastane idaresinin ve işverenin de çalışan güvenliği yönünden yükümlülükleri vardır. Sağlık kurumları, çalışan hakları ve güvenliği birimleri aracılığıyla şiddet olaylarını takip etmeli, başvuruları raporlandırmalı, düzenleyici ve önleyici faaliyetleri başlatmalı, Beyaz Kod bildirimlerini takip etmeli ve şiddete uğrayan sağlık çalışanına talebi halinde psikososyal destek sağlamalıdır.

Eğer hastane idaresi daha önce bilinen risklere rağmen güvenlik önlemi almamışsa, saldırgan hasta veya yakınının tehditleri bildirilmesine rağmen önlem alınmamışsa, kamera sistemi çalışmıyorsa, güvenlik personeli yetersizse, Beyaz Kod sistemi işletilmemişse veya olay örtbas edilmişse işverenin sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir.

Özellikle özel hastanelerde işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri çerçevesinde çalışanın güvenli ortamda çalışmasını sağlama borcu vardır. Kamu hastanelerinde ise idarenin çalışan güvenliğini sağlama yükümlülüğü hizmet kusuru kapsamında değerlendirilebilir.

Deliller Nasıl Toplanmalıdır?

Sağlık çalışanına şiddet dosyalarında güçlü delil toplama, davanın kaderini belirler. İlk delil olay tutanağıdır. Tutanak olabildiğince ayrıntılı olmalı, failin sözleri aynen yazılmalı, fiziksel saldırının nasıl gerçekleştiği açıklanmalı, tanıklar imzalamalı ve tarih-saat bilgisi eklenmelidir.

İkinci delil kamera kayıtlarıdır. Hastane koridoru, acil servis, poliklinik, bekleme alanı, güvenlik noktası, otopark veya ambulans girişindeki kamera kayıtları hızlıca istenmelidir. Kamera kayıtlarının silinmemesi için hastane idaresine yazılı başvuru yapılmalıdır.

Üçüncü delil adli rapordur. Fiili saldırı varsa darp raporu alınmalı, psikolojik etki varsa psikiyatri başvurusu da kayda geçirilmelidir. Sağlık çalışanının iş göremezlik raporu, tedavi belgeleri ve ilaç reçeteleri tazminat bakımından saklanmalıdır.

Dördüncü delil dijital kayıtlardır. Tehdit ve hakaret mesajları, sosyal medya paylaşımları, telefon arama kayıtları, e-postalar ve hasta şikâyet platformları korunmalıdır. Dijital deliller mümkünse noter tespiti veya teknik inceleme ile güvenceye alınmalıdır.

Ceza Yargılamasında Katılma ve Süreci Takip

Sağlık çalışanı, ceza davası açıldığında davaya katılma talebinde bulunabilir. Katılma talebi, mağdurun davayı aktif şekilde takip etmesini, delil sunmasını, tanık dinletmesini, hükmü istinaf veya temyiz etmesini sağlar. Hukuki yardım kapsamında Bakanlık avukatları da sürece katılabilir.

Ceza dosyasında mahkemenin fail hakkında hüküm kurarken sağlıkta şiddete ilişkin özel artırımları dikkate alması gerekir. Bu nedenle iddianamede suçun sağlık çalışanına karşı görev nedeniyle işlendiği açıkça belirtilmelidir. Eğer iddianamede bu husus eksikse, mağdur veya vekili duruşmada 3359 sayılı Kanun Ek Madde 12’nin uygulanmasını talep etmelidir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirse, mağdur sağlık çalışanı veya vekili bu karara itiraz edebilir. Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Yönergesi’nde de Cumhuriyet Başsavcılıklarınca verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararlarına itiraz edilmesi, hukuki yardım birimlerinin görevleri arasında sayılmıştır.

Sonuç: Sağlıkta Şiddet Cezai, Hukuki ve İdari Yönden Takip Edilmelidir

Sağlık çalışanına şiddet, yalnızca bireysel bir saldırı değildir. Bu eylemler sağlık hizmetinin güvenli yürütülmesini, diğer hastaların tedavi hakkını, çalışanların mesleki huzurunu ve kamu düzenini doğrudan etkiler. Bu nedenle Türk hukukunda sağlık çalışanlarına karşı görevleri nedeniyle işlenen kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarında cezaların yarı oranında artırılması ve hapis cezasının ertelenmemesi yönünde özel düzenlemeler bulunmaktadır.

Şiddete uğrayan sağlık çalışanı öncelikle güvenliğini sağlamalı, Beyaz Kod vermeli, 113 hattına veya kurum sistemine bildirim yapılmasını sağlamalı, olay tutanağı düzenlemeli, adli rapor almalı, kamera ve tanık delillerini korumalı, savcılık sürecini takip etmeli ve hukuki yardım talep etmelidir. Kurum yöneticileri ise mağdurun şikâyeti olup olmadığına bakmaksızın olayı adli mercilere ve Beyaz Kod sistemine bildirmekle yükümlüdür.

Sağlık çalışanı yalnızca failin cezalandırılmasını değil, uğradığı maddi ve manevi zararların tazminini de isteyebilir. Fiili saldırı, tehdit, hakaret, sosyal medya linci, mesleki itibarı hedef alan iftira veya psikolojik travma yaratan olaylarda tazminat davası ayrıca değerlendirilmelidir.

Güçlü bir sağlıkta şiddet dosyası; Beyaz Kod kaydı, olay tutanağı, adli rapor, kamera görüntüsü, tanık beyanı, dijital deliller, kurum yazışmaları ve ceza dosyasının birlikte takip edilmesiyle oluşturulur. Sağlık çalışanına yönelik şiddet karşısında hızlı, belgeli ve kararlı hukuki süreç yürütülmesi hem mağdur sağlık çalışanının hakkını korur hem de sağlık kurumlarında caydırıcılığı artırır.

Leave a Reply

Call Now Button