Hatalı Anestezi Uygulaması Nedeniyle Tazminat Davası
Hatalı Anestezi Uygulaması Nedir?
Hatalı anestezi uygulaması, ameliyat veya tıbbi işlem öncesinde, sırasında ya da sonrasında anestezi sürecinin tıp kurallarına uygun yürütülmemesi nedeniyle hastanın zarar görmesidir. Anestezi, yalnızca hastanın uyutulması veya ağrı hissetmemesi anlamına gelmez. Anestezi uzmanı, hastanın genel sağlık durumunu değerlendirir, ameliyat riskini belirler, uygun anestezi yöntemini seçer, ilaç dozlarını ayarlar, işlem boyunca solunum ve dolaşımı takip eder, uyanma sürecini yönetir ve komplikasyonlara derhal müdahale eder.
Bu nedenle anestezi hatası, ameliyatın teknik kısmından bağımsız olarak ayrı bir malpraktis alanı oluşturabilir. Ameliyatı yapan cerrahın işlemi doğru yapmış olması, anestezi sürecindeki hatayı ortadan kaldırmaz. Örneğin hasta ameliyat sırasında yeterli oksijen alamamış, entübasyon hatası nedeniyle beyin hasarı yaşamış, yanlış ilaç veya yanlış doz uygulanmış, alerji öyküsü dikkate alınmamış, spinal anestezi sonrası kalıcı sinir hasarı gelişmiş veya uyanma odasında yeterli takip yapılmadığı için hasta solunum sıkıntısı yaşamış olabilir.
Anestezi hatası nedeniyle açılacak tazminat davalarında temel soru şudur: Meydana gelen zarar, anestezinin bilinen ve kaçınılmaz bir komplikasyonu mudur, yoksa anestezi öncesi değerlendirme, aydınlatılmış onam, ilaç uygulaması, entübasyon, monitörizasyon, takip, kayıt veya acil müdahale eksikliğinden mi kaynaklanmıştır?
Anestezi Uygulamalarının Türleri
Anestezi farklı yöntemlerle uygulanabilir. En bilinen yöntem genel anestezidir. Genel anestezide hasta bilinçsiz hale getirilir, ağrı hissetmez ve çoğu zaman solunum desteği gerekir. Genel anestezide hava yolu yönetimi, entübasyon, oksijenlenme, anestezik ilaç dozu, tansiyon ve nabız takibi hayati önemdedir.
Spinal anestezi, bel bölgesinden omurilik sıvısına yakın alana ilaç verilerek vücudun alt kısmının uyuşturulmasıdır. Sezaryen, ortopedik ameliyatlar, ürolojik girişimler ve bazı alt batın ameliyatlarında kullanılır. Epidural anestezi ise omurilik zarının dışındaki epidural alana kateter veya ilaç uygulanmasıyla yapılır. Doğum analjezisi ve bazı ameliyatlarda tercih edilebilir. Bölgesel anestezi, sinir blokları ve lokal anestezi de belirli bölgenin uyuşturulmasını amaçlar.
Sedasyon ise hastanın tamamen genel anesteziye alınmadan sakinleştirilmesi ve işlemi tolere etmesinin sağlanmasıdır. Endoskopi, kolonoskopi, diş işlemleri, küçük cerrahi girişimler veya bazı görüntüleme işlemlerinde kullanılabilir. Ancak sedasyon “basit işlem” olarak görülmemelidir. Sedasyon sırasında da solunum baskılanması, aspirasyon, tansiyon düşüklüğü, alerjik reaksiyon veya bilinç düzeyi değişiklikleri yaşanabilir.
Her anestezi türünün kendine özgü riskleri vardır. Bu riskler hastaya anlatılmalı, hastanın tıbbi geçmişi değerlendirilerek uygun yöntem seçilmeli ve işlem boyunca gerekli takip yapılmalıdır. Preoperatif değerlendirme kılavuzları, ameliyat öncesi değerlendirmenin anestezi yönetimini planlama, riskleri saptama, gerekli önlemleri alma, hastayı bilgilendirme ve onam alma süreçlerini içerdiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Her Anestezi Komplikasyonu Doktor Hatası mıdır?
Hayır. Anestezi uygulamalarında bazı riskler, tıp kurallarına uygun davranılsa dahi ortaya çıkabilir. Alerjik reaksiyon, tansiyon değişikliği, bulantı-kusma, boğaz ağrısı, geçici uyuşma, baş ağrısı, düşük ihtimalle kalıcı nörolojik zarar veya anesteziye bağlı farklı komplikasyonlar gelişebilir. Ancak her olumsuz sonucun “komplikasyon” olarak adlandırılması da doğru değildir.
Bir olayın komplikasyon olarak kabul edilebilmesi için anestezi öncesi değerlendirme yapılmış olmalı, hastanın riskleri belirlenmiş olmalı, uygun yöntem seçilmiş olmalı, hasta bilgilendirilmiş olmalı, anestezi süreci gerekli cihazlarla izlenmiş olmalı ve komplikasyon geliştiğinde zamanında müdahale edilmiş olmalıdır.
Örneğin hastanın bilinen ilaç alerjisi dosyada yer almasına rağmen bu bilgi dikkate alınmadan ilaç verilmişse, bu durum basit komplikasyon savunmasıyla açıklanamaz. Hastanın kalp hastalığı, akciğer hastalığı, obezite, uyku apnesi, ileri yaş, gebelik, böbrek yetmezliği, kanama bozukluğu veya kullandığı ilaçlar değerlendirilmeden anestezi uygulanmışsa, anestezi öncesi değerlendirme eksikliği gündeme gelir.
Aynı şekilde operasyon sırasında oksijen satürasyonu, nabız, tansiyon, EKG, solunum ve karbondioksit takibi yapılmamış veya cihaz alarmlarına zamanında müdahale edilmemişse, hastanenin ve anestezi ekibinin sorumluluğu doğabilir.
Anestezi Öncesi Değerlendirme Eksikliği
Anestezi hatası davalarında en önemli aşamalardan biri ameliyat öncesi değerlendirmedir. Anestezi uzmanı veya ilgili sağlık ekibi, hastanın ameliyata ve anesteziye uygun olup olmadığını değerlendirmelidir. Bu değerlendirme yalnızca hastaya “alerjin var mı?” diye sormaktan ibaret değildir.
Hastanın yaşı, kilosu, mevcut hastalıkları, kalp-akciğer durumu, önceki ameliyat ve anestezi öyküsü, ilaç alerjileri, kullandığı ilaçlar, kan sulandırıcı kullanımı, açlık süresi, gebelik durumu, laboratuvar sonuçları, EKG, akciğer grafisi, kanama-pıhtılaşma durumu, zor entübasyon ihtimali, boyun-çene yapısı, diş protezi, uyku apnesi ve yoğun bakım ihtimali değerlendirilmelidir.
TARD kaynaklarında yer alan preanestezik hazırlık rehberinde ASA sınıflandırmasının, hastanın preoperatif olarak sınıflandırılması ve buna göre anestezik yaklaşım ile özellikle monitörizasyon yöntemlerinin belirlenmesi bakımından yararlı bir değerlendirme sistemi olduğu belirtilmektedir.
Örneğin hasta yüksek riskli olmasına rağmen düşük riskli gibi değerlendirilmişse, gerekli tetkikler yapılmadan ameliyata alınmışsa, kardiyoloji veya göğüs hastalıkları konsültasyonu istenmemişse, önceki anestezi komplikasyonu sorgulanmamışsa ya da hasta açlık süresine uymadığı halde aspirasyon riski değerlendirilmeden anestezi verilmişse, anestezi öncesi değerlendirme eksikliği tazminat davasına konu olabilir.
Aydınlatılmış Onam ve Anestezi Rızası
Anestezi uygulaması için hastanın aydınlatılmış rızası alınmalıdır. Hasta yalnızca ameliyat için değil, anestezi yöntemi ve anestezi riskleri bakımından da bilgilendirilmelidir. Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir; hasta küçük veya kısıtlı ise veli ya da vasiden izin alınır. Aynı düzenleme, rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılmasını esas kabul eder.
Anestezi onamı, hastaya matbu bir form imzalatılmasından ibaret değildir. Hastaya hangi anestezi yönteminin uygulanacağı, neden bu yöntemin seçildiği, alternatiflerin olup olmadığı, genel anestezi veya bölgesel anestezinin riskleri, alerji ihtimali, solunum ve dolaşım riskleri, yoğun bakım ihtimali, uyanma süreci, bulantı-kusma, baş ağrısı, sinir hasarı, diş hasarı, ses kısıklığı, aspirasyon, entübasyon güçlüğü ve nadir de olsa ölüm riski anlatılmalıdır.
Hasta, anestezi formunu ameliyathaneye alınmadan hemen önce, korku ve telaş içinde, neye imza attığını bilmeden imzalamışsa bu onamın geçerliliği tartışılabilir. Türkçe bilmeyen hastada tercüman sağlanmadan form imzalatılması, okuma yazma bilmeyen hastada açıklama yapılmadan imza alınması veya sedatif ilaç verildikten sonra onam alınması da hukuki sorun doğurabilir.
Hasta Hakları Yönetmeliği ayrıca tıbbi müdahalenin hasta tarafından verilen rızanın sınırları içinde olması gerektiğini, müdahalenin genişletilmesinin ise ancak belirli tıbbi zorunluluk hallerinde mümkün olduğunu düzenlemektedir. Bu nedenle hasta yalnızca belirli bir anestezi yöntemine rıza göstermişse ve tıbbi zorunluluk dışında farklı bir yönteme geçilmişse, bu durum ayrıca değerlendirilmelidir.
Entübasyon ve Hava Yolu Hataları
Genel anestezide en kritik alanlardan biri hava yolu yönetimidir. Hasta uyutulduktan sonra solunum refleksleri baskılanır ve hastanın yeterli oksijen alması için hava yolunun güvenli şekilde yönetilmesi gerekir. Entübasyon, laringeal maske, maske ventilasyonu veya farklı hava yolu teknikleri bu nedenle hayati önemdedir.
Entübasyon sırasında yemek borusuna yanlışlıkla tüp yerleştirilmesi, tüpün yerinden çıkması, tüpün yanlış derinlikte olması, zor entübasyonun önceden öngörülememesi, oksijenlenme yetersizliğinin geç fark edilmesi, cihaz alarmlarının dikkate alınmaması veya aspirasyon riskinin yönetilmemesi ağır sonuçlara neden olabilir.
Beyin oksijensizliğe çok hassastır. Ameliyat sırasında kısa süreli ciddi oksijen düşüklüğü dahi beyin hasarı, felç, koma veya ölümle sonuçlanabilir. Bu tür olaylarda anestezi kayıtları, oksijen satürasyonu değerleri, kapnografi kayıtları, anestezi cihazı alarmları, entübasyon notları, ameliyat süresi, yoğun bakım kayıtları ve nörolojik değerlendirme raporları incelenmelidir.
Hastada zor entübasyon riski varsa, bu riskin ameliyat öncesi muayenede değerlendirilmesi gerekir. Boyun hareket kısıtlılığı, çene yapısı, obezite, uyku apnesi, ağız açıklığı, diş protezi, önceki entübasyon zorluğu gibi faktörler dikkate alınmadan genel anestezi uygulanması halinde kusur iddiası güçlenebilir.
Yanlış İlaç veya Yanlış Doz Anestezi Hatası
Anestezi uygulamasında kullanılan ilaçlar güçlü ve hayati etkileri olan ilaçlardır. Uyutucu ilaçlar, kas gevşeticiler, ağrı kesiciler, sedatifler, lokal anestezikler, tansiyon düzenleyici ilaçlar, alerji ilaçları ve acil müdahale ilaçları doğru dozda ve doğru zamanda uygulanmalıdır.
Yanlış ilaç verilmesi, hastaya ait olmayan ilacın uygulanması, doz hesabının kiloya göre yapılmaması, çocuk hastaya yetişkin dozu verilmesi, alerji öyküsü olan hastaya riskli ilaç verilmesi, lokal anestezik toksisitesi, kas gevşetici etkisi geçmeden hastanın uyandırılması veya sedasyon ilacının fazla verilmesi anestezi hatası olarak değerlendirilebilir.
Özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, böbrek-karaciğer hastalığı olanlar, obez hastalar ve kalp-akciğer hastalığı bulunan kişiler ilaç hatalarına daha hassastır. Bu nedenle anestezi dozu standart ezbere göre değil, hastanın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Yanlış ilaç veya doz hatalarında anestezi formu, ilaç uygulama çizelgesi, ameliyat hemşiresi kayıtları, kullanılan ampuller, eczane kayıtları, yoğun bakım ilaç kayıtları ve olaydan sonra yapılan müdahaleler delil niteliğindedir.
Spinal ve Epidural Anestezi Hataları
Spinal ve epidural anestezi özellikle sezaryen, ortopedi, üroloji ve bazı alt batın ameliyatlarında sık kullanılır. Bu yöntemlerde bel bölgesinden iğneyle anestezik madde uygulanır. Doğru yapıldığında güvenli ve etkili yöntemlerdir; ancak hatalı uygulama ciddi sonuçlara neden olabilir.
Spinal veya epidural anestezi hataları arasında yanlış seviyeden girişim, sterilizasyon eksikliği, sinir hasarı, kanama, epidural hematom, enfeksiyon, beyin omurilik sıvısı kaçağına bağlı şiddetli baş ağrısı, tansiyon düşüklüğünün yönetilememesi, yüksek spinal blok, solunum baskılanması, lokal anestezik toksisitesi ve doğumda anne-bebek takibinin yetersiz yapılması sayılabilir.
Özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalarda spinal veya epidural işlem öncesi pıhtılaşma durumu dikkatle değerlendirilmelidir. Bu riskler değerlendirilmeden yapılan işlem sonucunda sinir basısı, felç veya kalıcı nörolojik zarar gelişirse tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.
Spinal ve epidural anestezi sonrası hastada bacaklarda güç kaybı, idrar kaçırma, uyuşma, şiddetli bel ağrısı, ateş, baş ağrısı veya nörolojik bulgu oluşmuşsa şikâyetler ciddiye alınmalı ve gerekli görüntüleme ile uzman konsültasyonu yapılmalıdır. Hastanın “normaldir, geçer” denilerek geç değerlendirilmesi zararı ağırlaştırabilir.
Anestezi Sırasında Monitörizasyon ve Takip Eksikliği
Anestezi sürecinde hastanın yaşamsal fonksiyonları sürekli izlenmelidir. Nabız, tansiyon, oksijen satürasyonu, solunum, EKG, karbondioksit düzeyi, vücut ısısı, kanama, sıvı dengesi ve idrar çıkışı gibi parametreler ameliyatın türüne ve hastanın riskine göre takip edilir.
Monitörizasyon eksikliği, anestezi hatası davalarında sıkça tartışılır. Hasta ameliyat sırasında tansiyonu uzun süre düşük kaldığı halde müdahale edilmemişse, oksijen satürasyonu düşmüş ancak fark edilmemişse, kalp ritim bozukluğu zamanında görülmemişse, ciddi kan kaybı olmasına rağmen sıvı-kan desteği gecikmişse veya cihaz alarmları kapatılmış ya da dikkate alınmamışsa sorumluluk doğabilir.
Anestezi kayıt formu bu nedenle çok önemlidir. Bu formda hastanın operasyon süresince vital değerlerinin, verilen ilaçların, sıvıların, kan ürünlerinin, hava yolu işlemlerinin ve önemli olayların kaydı yer almalıdır. Kayıtların eksik, düzensiz veya sonradan doldurulmuş izlenimi vermesi, dava sürecinde hastane ve hekim aleyhine değerlendirilebilir.
Uyanma Odası ve Ameliyat Sonrası Takip Hataları
Anestezi süreci, ameliyatın bitmesiyle sona ermez. Hasta uyandırıldıktan sonra da solunum, bilinç, ağrı, bulantı-kusma, tansiyon, nabız, oksijen satürasyonu ve kanama riski bakımından takip edilmelidir. Uyanma odası veya derlenme ünitesi, anestezi sonrası komplikasyonların fark edilmesi için kritik bir aşamadır.
Hasta tamamen kendine gelmeden servise gönderilmişse, solunum baskılanması fark edilmemişse, kusma ve aspirasyon riski yönetilmemişse, ağrı kontrolü hatalı yapılmışsa, kas gevşetici etkisi devam ettiği halde hasta izlenmemişse veya oksijen desteği erken kesilmişse ameliyat sonrası anestezi hatası gündeme gelebilir.
Özellikle günübirlik cerrahilerde, endoskopi-kolonoskopi sedasyonlarında ve estetik işlemlerde hasta hızlı taburcu edilebilmektedir. Ancak sedasyon veya genel anestezi sonrası hastanın güvenli taburculuk kriterlerini karşılayıp karşılamadığı değerlendirilmelidir. Hasta evde solunum sıkıntısı, bilinç bulanıklığı, düşme, aspirasyon veya ağır bulantı yaşarsa, taburculuk kararı ve takip süreci incelenir.
Özel Hastanede Hatalı Anestezi Uygulaması
Hatalı anestezi uygulaması özel hastanede, özel cerrahi merkezde, özel klinikte veya özel tıp merkezinde meydana gelmişse, hasta ile sağlık kuruluşu arasında özel hukuk ilişkisi bulunur. Özel hastane yalnızca cerrahın değil, anestezi uzmanının, anestezi teknisyeninin, ameliyathane ekibinin, uyanma odası personelinin ve hastane organizasyonunun kusurlarından da sorumlu olabilir.
Özel hastanede anestezi hizmeti bazen dışarıdan gelen anestezi uzmanı veya sözleşmeli ekip tarafından yürütülebilir. Bu durum hastanenin sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Hasta, hizmeti hastaneden aldığı için hastane, ameliyathane ve anestezi organizasyonunu güvenli şekilde kurmakla yükümlüdür.
Özel hastane dosyalarında görevli mahkeme somut olayın niteliğine göre belirlenir. Özel sağlık hizmetleri çoğu olayda tüketici işlemi niteliği taşıyabileceğinden tüketici mahkemesi ve dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir. Ancak ağır bedensel zarar, ölüm, yoğun bakım süreci veya kalıcı sakatlık bulunan anestezi hatası dosyaları basit bir ücret iadesi uyuşmazlığı gibi ele alınmamalıdır.
Devlet Hastanesinde Hatalı Anestezi Uygulaması
Anestezi hatası devlet hastanesinde, şehir hastanesinde, eğitim ve araştırma hastanesinde veya kamu üniversitesi hastanesinde meydana gelmişse, hukuki süreç çoğu zaman idare hukuku kapsamında yürütülür. Devlet hastanesinde sunulan sağlık hizmeti kamu hizmetidir. Bu hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halinde idarenin hizmet kusuru gündeme gelir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilen kişilerin dava açmadan önce eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekir. Başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir.
Devlet hastanesinde anestezi hatası iddiasında davalı çoğu zaman Sağlık Bakanlığı veya ilgili kamu idaresidir. Kamu üniversitesi hastanelerinde ilgili üniversite; şehir hastanelerinde ise hizmet organizasyonunun niteliğine göre idare ve varsa hizmet sağlayıcı yapılar ayrıca değerlendirilmelidir.
Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?
Hatalı anestezi uygulaması nedeniyle zarar gören hasta, şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat kapsamında tedavi giderleri, yoğun bakım giderleri, ilaç masrafları, rehabilitasyon giderleri, fizik tedavi giderleri, özel hastane masrafları, medikal cihaz giderleri, ulaşım giderleri, bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması talep edilebilir.
Örneğin anestezi sırasında oksijensiz kalma nedeniyle beyin hasarı gelişmişse, hasta yaşam boyu bakıma muhtaç hale gelebilir. Bu durumda tazminat yalnızca mevcut hastane faturalarıyla sınırlı değildir. Gelecekteki bakım ihtiyacı, rehabilitasyon, özel bakım personeli, ev düzenlemesi, medikal cihazlar ve çalışma gücü kaybı da hesaplanmalıdır.
Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı acı, korku, bilinç kaybı, kalıcı sakatlık, yoğun bakım süreci, hayat kalitesinin düşmesi, sosyal yaşamdan kopma, ölüm korkusu ve beden bütünlüğünün ihlali nedeniyle talep edilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi, kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar verenin zararı gidermekle yükümlü olduğunu; aynı Kanun’un 56. maddesi ise bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde manevi tazminata hükmedilebileceğini düzenler.
Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteyebilir. Eş, çocuklar, anne-baba ve somut olayda destek ilişkisi bulunan kişiler ölüm nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesini talep edebilir.
Anestezi Hatası Nasıl İspatlanır?
Anestezi hatası davalarında ispat süreci son derece teknik ve belgelere dayalıdır. Öncelikle tüm tıbbi kayıtlar eksiksiz talep edilmelidir. Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumu ile ilgili dosya ve kayıtları doğrudan, vekili veya kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilmesine ve suret alabilmesine imkân tanır.
Delil olarak anestezi değerlendirme formu, anestezi onam formu, ameliyat notu, anestezi takip formu, ilaç uygulama çizelgesi, vital bulgu kayıtları, monitör kayıtları, entübasyon notları, ameliyathane hemşire kayıtları, yoğun bakım kayıtları, kan gazı sonuçları, laboratuvar sonuçları, konsültasyon raporları, epikriz, ölüm belgesi, otopsi raporu, kamera kayıtları ve olay sonrası düzenlenen tutanaklar kullanılabilir.
Özellikle anestezi takip formu kritik önemdedir. Bu formda operasyon boyunca hastanın tansiyon, nabız, oksijen satürasyonu, solunum, verilen ilaçlar, sıvılar ve önemli olaylar kayıtlı olmalıdır. Kayıtlar eksikse, zarar anında ne olduğu belirsizse, anestezi formu sonradan doldurulmuş gibi görünüyorsa veya kritik saatlerde boşluk varsa, bu durum dava sürecinde ayrıca vurgulanmalıdır.
Bilirkişi Raporunun Önemi
Anestezi hatası davalarında bilirkişi raporu davanın kaderini belirler. Bilirkişi heyetinde mutlaka anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı bulunmalıdır. Olayın niteliğine göre cerrahi branş uzmanı, yoğun bakım uzmanı, nöroloji uzmanı, kardiyoloji uzmanı, adli tıp uzmanı, enfeksiyon hastalıkları uzmanı veya çocuk hastalıkları uzmanı da heyete dahil edilmelidir.
Bilirkişi raporunda şu sorulara cevap aranmalıdır: Anestezi öncesi değerlendirme yeterli midir? Hastanın riskleri doğru belirlenmiş midir? Aydınlatılmış onam mevzuata uygun mudur? Uygulanan anestezi yöntemi doğru mudur? Entübasyon ve hava yolu yönetimi uygun mudur? İlaç ve dozlar doğru mudur? Monitörizasyon yeterli midir? Komplikasyon geliştiyse zamanında fark edilip müdahale edilmiş midir? Uyanma odası takibi uygun mudur? Zarar ile anestezi süreci arasında illiyet bağı var mıdır?
Eksik bilirkişi raporlarına mutlaka itiraz edilmelidir. Özellikle yalnızca “anestezinin riski vardır” veya “komplikasyondur” şeklindeki genel ifadeler yeterli değildir. Rapor, anestezi kayıtlarını saat saat incelemeli, oksijenlenme, tansiyon, ilaçlar, entübasyon, takip ve müdahale sürecini somut şekilde değerlendirmelidir.
Ceza Soruşturması Açılabilir mi?
Hatalı anestezi uygulaması ağır yaralanma, kalıcı sakatlık, beyin hasarı, koma veya ölümle sonuçlanmışsa ceza soruşturması da gündeme gelebilir. Olayın niteliğine göre taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları tartışılır. TCK m.89 taksirle yaralama suçunu, TCK m.85 ise taksirle öldürme suçunu düzenlemektedir.
Ancak sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yürütülecek soruşturmalarda özel izin süreçleri bulunmaktadır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek Madde 18’e göre kamu veya özel sağlık kurumlarında görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılacak soruşturmalarda Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından soruşturma izni verilir; Kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz mümkündür.
Ceza soruşturması ile tazminat davası farklıdır. Ceza dosyasında sağlık personelinin cezai sorumluluğu araştırılır. Tazminat davasında ise hastanın veya yakınlarının uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesi amaçlanır. Ancak ceza dosyasında alınacak Adli Tıp raporu, bilirkişi raporu ve ifadeler tazminat davasında önemli delil olabilir.
Hasta veya Yakınları Ne Yapmalıdır?
Anestezi hatası şüphesi varsa ilk yapılması gereken işlem, tüm tıbbi kayıtların yazılı olarak talep edilmesidir. Hastaneden anestezi değerlendirme formu, anestezi onam formu, anestezi takip formu, ameliyat notu, ilaç kayıtları, yoğun bakım kayıtları, laboratuvar ve kan gazı sonuçları, epikriz ve varsa ölüm belgesi istenmelidir.
İkinci olarak olayın kronolojisi çıkarılmalıdır. Hasta ameliyata ne zaman alındı? Anestezi ne zaman başladı? Hangi ilaçlar verildi? Entübasyon kaçta yapıldı? Oksijen satürasyonu veya tansiyon ne zaman düştü? Müdahale ne zaman yapıldı? Hasta yoğun bakıma ne zaman alındı? Bilinç kaybı, beyin hasarı veya ölüm hangi süreçten sonra ortaya çıktı? Bu kronoloji, bilirkişi incelemesinin temelini oluşturur.
Üçüncü olarak özel hastane-devlet hastanesi ayrımı yapılmalıdır. Özel hastanede özel hukuk, tüketici hukuku ve arabuluculuk; devlet hastanesinde idareye başvuru ve tam yargı davası gündeme gelir.
Dördüncü olarak zarar kalemleri belirlenmelidir. Hasta hayattaysa tedavi giderleri, iş göremezlik, kalıcı maluliyet, bakım ihtiyacı ve manevi zarar; hasta hayatını kaybetmişse destekten yoksun kalma ve yakınların manevi tazminat talepleri hesaplanmalıdır.
Sonuç: Anestezi Hataları Hayati Sonuçlar Doğurabilir
Anestezi uygulaması, ameliyatın görünmeyen fakat en hayati aşamalarından biridir. Hastanın uyutulması, solunumunun yönetilmesi, dolaşımının korunması, ağrısının kontrol edilmesi, işlem boyunca izlenmesi ve güvenli şekilde uyandırılması anestezi ekibinin sorumluluğundadır. Bu süreçte yapılacak hata, kısa sürede ağır beyin hasarı, kalıcı sakatlık, yoğun bakım ihtiyacı veya ölümle sonuçlanabilir.
Her anestezi komplikasyonu doktor hatası değildir. Ancak her olumsuz sonuç da “anestezi riski” denilerek açıklanamaz. Hukuki değerlendirmede anestezi öncesi risk değerlendirmesi, aydınlatılmış onam, uygun yöntem seçimi, entübasyon ve hava yolu yönetimi, ilaç-doz uygulaması, monitörizasyon, acil müdahale, uyanma odası takibi ve kayıtların eksiksizliği birlikte incelenir.
Hatalı anestezi uygulaması nedeniyle zarar gören hasta; tedavi giderleri, yoğun bakım masrafları, rehabilitasyon giderleri, iş göremezlik zararı, bakıcı giderleri, kalıcı maluliyet, ekonomik gelecek zararı ve manevi tazminat talep edebilir. Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteyebilir.
Bu nedenle anestezi hatası şüphesi bulunan olaylarda vakit kaybetmeden tıbbi kayıtlar toplanmalı, anestezi süreci saat saat analiz edilmeli, özel-devlet hastanesi ayrımı doğru yapılmalı ve bilirkişi incelemesine güçlü hazırlanılmalıdır. Anestezi dosyalarında başarılı bir hukuki süreç, yalnızca kötü sonucun varlığına değil; risk değerlendirmesi, onam, takip, müdahale ve kayıt eksikliklerinin somut delillerle ortaya konulmasına bağlıdır.