İtalyada Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi: 2026 Güncel Hukuki Rehber
İtalya’da yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi nasıl yapılır? Türk mahkeme kararları, AB mahkeme kararları, boşanma kararları, ticari alacak kararları, velayet ve nafaka kararları, Law No. 218/1995, Brussels I Recast, Brussels IIb, apostil, tercüme, Court of Appeal ve icra süreci hakkında kapsamlı hukuki rehber.
Giriş
İtalya’da yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, özellikle Türkiye’de alınmış boşanma, nafaka, velayet, alacak, tazminat, ticari uyuşmazlık, şirket, miras veya aile hukuku kararlarının İtalya’da hüküm doğurması gerektiğinde gündeme gelir. Bir mahkeme kararının Türkiye’de verilmiş olması, bu kararın İtalya’da kendiliğinden icra edilebileceği anlamına gelmez. Aynı şekilde İtalya’da medeni hal kayıtlarının güncellenmesi, bir alacağın tahsil edilmesi, banka hesabına haciz konulması, taşınmaz üzerinde işlem yapılması veya aile hukukuna ilişkin bir kararın uygulanması için kararın İtalyan hukuk sistemi bakımından hangi usule tabi olduğunun doğru belirlenmesi gerekir.
Bu konuda ilk ayrım tanıma ve tenfiz arasındadır. Tanıma, yabancı mahkeme kararının İtalya’da hukuki sonuç doğurmasının kabul edilmesidir. Örneğin Türkiye’de alınmış kesin boşanma kararının İtalya’daki medeni hal kayıtlarına işlenmesi tanıma niteliğindedir. Tenfiz ise yabancı kararın İtalya’da zorla icra edilebilmesidir. Örneğin Türkiye’de verilmiş bir para alacağı kararına dayanarak İtalya’daki borçlunun banka hesabına haciz koymak isteniyorsa, bu artık icra kabiliyeti gerektirir.
İtalya’da yabancı kararların etkisi, kararın hangi ülkeden geldiğine göre değişir. Eğer karar bir Avrupa Birliği üye devleti mahkemesinden verilmişse, çoğu medeni ve ticari uyuşmazlıkta Regulation (EU) No 1215/2012 — Brussels I Recast uygulanır. Bu düzenleme, medeni ve ticari konularda yargı yetkisi ile kararların tanınması ve icrasını düzenleyen temel AB metnidir. Eğer karar boşanma, ayrılık, evliliğin iptali veya ebeveyn sorumluluğuna ilişkin bir AB kararıysa Regulation (EU) 2019/1111 — Brussels IIb / Brussels II ter gündeme gelir. Nafaka kararlarında ise Regulation (EC) No 4/2009 özel düzenleme getirir.
Buna karşılık Türkiye gibi AB üyesi olmayan ülkelerden gelen mahkeme kararları bakımından, uygulanacak ana iç hukuk metni çoğu durumda 31 Mayıs 1995 tarihli 218 sayılı İtalyan Milletlerarası Özel Hukuk Kanunudur. Bu kanunun 64. maddesi, yabancı mahkeme kararlarının belirli şartlar varsa İtalya’da ayrıca bir prosedüre gerek olmadan tanınabileceğini düzenler; ancak kararın icrası, tanımanın tartışılması veya zorla uygulanması gerekiyorsa 67. madde uyarınca yetkili Court of Appeal önünde işlem yapılması gerekir.
Tanıma ve Tenfiz Arasındaki Fark
İtalya’da yabancı mahkeme kararları bakımından en sık yapılan hata, tanıma ile tenfizi aynı şey sanmaktır. Oysa iki kavramın hukuki amacı farklıdır.
Tanıma, yabancı kararın İtalya’da kesin hüküm veya hukuki statü etkisi doğurmasıdır. Örneğin Türk mahkemesi tarafından verilen boşanma kararı İtalya’da tanındığında, tarafların evlilik bağının sona erdiği İtalyan makamlarınca kabul edilir. Bu durumda kararın zorla icrası değil, hukuki statünün İtalya’da kabulü söz konusudur.
Tenfiz veya İtalyan hukukundaki karşılığıyla esecuzione / attuazione, yabancı kararın İtalya’da icra edilmesini sağlar. Para alacağı, nafaka tahsili, teslim yükümlülüğü, mahkeme masrafı veya başka bir eda hükmü varsa, yalnızca kararın tanınması yeterli olmayabilir. Alacaklı, kararın İtalya’da icra edilebilir hale gelmesini ve ardından icra işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir.
İtalyan Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu’nun 67. maddesi bu ayrımı açık biçimde gösterir. Tanımanın reddedilmesi, tanımanın tartışılması veya zorla icra gerekmesi halinde, ilgili kişi kararın uygulanacağı yer Court of Appeal’inden tanıma şartlarının tespitini isteyebilir. Yabancı karar ile bu talebi kabul eden karar birlikte icra dayanağı oluşturur.
İtalya’da Yabancı Kararların Genel Tanıma Şartları
AB dışı ülkelerden gelen kararlar bakımından temel kural Law No. 218/1995 m.64’tür. Bu maddeye göre yabancı mahkeme kararı, bazı temel şartlar varsa İtalya’da ayrıca bir prosedüre gerek olmadan tanınabilir. Ancak uygulamada karar nüfus kaydına işlenecekse, icra edilecekse veya karşı taraf tanımaya itiraz ediyorsa, mahkeme veya idari makam önünde bu şartların incelenmesi gerekir.
218/1995 sayılı Kanun’un 64. maddesine göre temel şartlar şunlardır: kararı veren yabancı mahkemenin İtalyan yargı yetkisi ilkelerine göre davaya bakabilecek nitelikte olması; dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun bildirilmesi ve savunma hakkının ihlal edilmemesi; tarafların yabancı mahkeme önünde usule uygun şekilde temsil edilmiş veya yokluğun yabancı usule uygun biçimde tespit edilmiş olması; kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olması; kararın aynı taraflar arasında kesinleşmiş bir İtalyan mahkeme kararına aykırı olmaması; aynı taraflar arasında aynı konuda ve aynı sebeple daha önce açılmış bir İtalyan davasının bulunmaması; kararın İtalyan kamu düzenine aykırı sonuç doğurmamasıdır.
Bu şartlar uygulamada özellikle Türk mahkeme kararları bakımından önemlidir. Örneğin Türkiye’de davalıya usulüne uygun tebligat yapılmamışsa, karar gıyapta verilmiş ve davalının savunma hakkı ciddi şekilde zedelenmişse, İtalya’da tanıma veya tenfiz itirazla karşılaşabilir. Aynı şekilde karar henüz kesinleşmemişse veya Türk hukukunda kanun yolu açık durumdaysa, İtalya’da tanıma/tenfiz süreci zayıflar.
Kamu Düzeni İtirazı
İtalya’da yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinde en önemli itirazlardan biri ordine pubblico, yani kamu düzeni itirazıdır. 218/1995 sayılı Kanun’un 64. maddesi, yabancı kararın hükümlerinin İtalyan kamu düzenine aykırı sonuç doğurmaması gerektiğini açıkça düzenler.
Kamu düzeni itirazı, yabancı mahkeme kararının İtalyan hukukundan farklı olmasından ibaret değildir. İtalyan mahkemesi, yabancı kararın sonucunun İtalyan hukuk sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmayacak derecede ağır bir aykırılık taşıyıp taşımadığına bakar. Savunma hakkının ağır ihlali, temel insan haklarına aykırılık, ayrımcı hükümler, çocuğun üstün yararına açıkça aykırı kararlar veya İtalyan hukukunun temel değerleriyle bağdaşmayan yaptırımlar bu kapsamda tartışılabilir.
Türk kararları bakımından kamu düzeni itirazı özellikle aile hukuku, velayet, çocukla kişisel ilişki, nafaka ve bazı tazminat kararlarında gündeme gelebilir. Ancak İtalyan mahkemesi yabancı davayı yeniden görmez; kural olarak Türk mahkemesinin maddi vakıa değerlendirmesini baştan incelemez. İnceleme, yabancı kararın İtalya’da sonuç doğurmasının kabul edilebilir olup olmadığıyla sınırlıdır.
Türk Mahkeme Kararlarının İtalya’da Tanınması
Türk mahkeme kararlarının İtalya’da tanınması bakımından Türkiye’nin AB üyesi olmaması nedeniyle Brussels I Recast veya Brussels IIb gibi AB içi serbest dolaşım mekanizmaları doğrudan uygulanmaz. Bu nedenle Türk kararları bakımından çoğunlukla Law No. 218/1995 hükümleri ve varsa ilgili uluslararası sözleşmeler dikkate alınır.
Türk boşanma kararının İtalya’da tanınması, özellikle taraflardan biri İtalyan vatandaşıysa, evlilik İtalya nüfus kayıtlarına işlenmişse, taraflardan biri İtalya’da yeniden evlenmek istiyorsa veya İtalya’daki medeni hal kayıtlarının güncellenmesi gerekiyorsa önemlidir. İtalya Dışişleri Bakanlığı, yabancı boşanma, evlat edinme, isim-soyadı değişikliği gibi kararların legalize edilip İtalyancaya tercüme edilerek doğrudan ilgili İtalyan belediyesine veya kararın verildiği yerdeki İtalyan konsolosluğuna sunulabileceğini açıklamaktadır.
Bu idari kayıt yolu, özellikle boşanma ve medeni hal kararlarında pratik önem taşır. Ancak her yabancı karar doğrudan belediye kaydına işlenmeyebilir. Kararın kesinleşmesi, usulüne uygun tercüme edilmesi, apostil veya legalizasyonunun yapılması ve İtalyan kamu düzenine aykırı olmaması gerekir. Karşı taraf itiraz ederse veya belediye tereddüt yaşarsa mahkeme yoluna gidilmesi gerekebilir.
Türk Ticari ve Alacak Kararlarının İtalya’da Tenfizi
Türk mahkemesinden alınmış bir ticari alacak, tazminat veya sözleşme ihlali kararının İtalya’da icra edilebilmesi için kararın İtalyan hukukunda icra edilebilir hale getirilmesi gerekir. Borçlunun İtalya’da banka hesabı, taşınmazı, şirket payı veya üçüncü kişilerden alacağı varsa tenfiz süreci doğrudan tahsilat bakımından stratejik önem taşır.
Türk alacaklı, İtalya’da borçlunun malvarlığını hedefliyorsa yalnızca Türk mahkemesi kararını göstermekle doğrudan haciz yaptıramaz. Law No. 218/1995 m.67 uyarınca, zorla icra gerekiyorsa ilgili Court of Appeal’den tanıma şartlarının tespiti ve kararın icra kabiliyetinin kabulü istenir. Bu karar ile yabancı mahkeme kararı birlikte İtalya’da icra dayanağı oluşturabilir.
Tenfizden sonra süreç İtalyan icra hukukuna göre yürür. İtalya’da icra için borçluya icra dayanağı ve precetto tebliğ edilir. Precetto, borçluya en az 10 günlük ödeme süresi tanıyan ve ödeme yapılmazsa icra işlemlerine başlanacağını bildiren bir ödeme ihtarıdır. Haciz işlemi, precetto’da verilen sürenin dolmasından sonra ve kural olarak precetto tebliğinden itibaren 90 gün içinde yapılmalıdır.
AB Mahkeme Kararlarının İtalya’da Tanınması ve İcrası
Bir karar başka bir AB üye devletinden geliyorsa, İtalya’da tanıma ve icra süreci Türk kararlarına göre daha kolaydır. Medeni ve ticari kararlar bakımından Regulation (EU) No 1215/2012, yani Brussels I Recast uygulanır. Bu düzenleme, AB içinde medeni ve ticari kararların tanınması ve icrası konusunda temel çerçeveyi oluşturur.
Brussels I Recast sistemi, eski exequatur sistemini büyük ölçüde kaldırmıştır. Bir AB üye devletinde verilen ve o devlette icra edilebilir olan medeni/ticari karar, başka bir üye devlette ayrıca icra edilebilirlik kararı alınmaksızın icra edilebilir hale gelir. Bu, İtalya’da alacak tahsili yapmak isteyen AB merkezli şirketler bakımından ciddi kolaylık sağlar. Ancak icra işlemleri yine İtalya’nın ulusal icra kurallarına göre yürütülür.
Örneğin Almanya’da alınmış bir ticari alacak kararı, gerekli sertifika ve karar suretiyle İtalya’da icra aşamasına taşınabilir. Ancak borçlunun hangi malvarlığına haciz konulacağı, precetto, pignoramento, banka hesabı haczi, taşınmaz haczi ve üçüncü kişilerdeki alacakların haczi İtalyan icra hukukuna göre yürür. İtalya’daki icra sisteminde üç ana icra türü bulunduğu; borçlunun mallarının veya alacaklarının haczi ve satışı/tahsisi yoluyla alacaklının parasına ulaşılabileceği Avrupa e-Justice portalında açıklanmaktadır.
Boşanma, Velayet ve Aile Hukuku Kararları
Yabancı boşanma kararlarının İtalya’da tanınması, medeni hal kayıtlarının güncellenmesi bakımından özellikle önemlidir. İtalya Dışişleri Bakanlığı, yabancı boşanma kararlarının legalize edilip İtalyancaya tercüme edilerek yetkili İtalyan belediyesine veya kararın verildiği yerdeki İtalyan konsolosluğuna sunulabileceğini belirtmektedir.
AB ülkelerinden gelen boşanma, yasal ayrılık, evliliğin iptali ve ebeveyn sorumluluğu kararları bakımından Regulation (EU) 2019/1111 uygulanır. Bu düzenleme, evlilik davaları ve ebeveyn sorumluluğu konularında yetki, tanıma, icra ve uluslararası çocuk kaçırma konularını kapsar. Türkiye’den gelen boşanma veya velayet kararları bakımından ise AB içi otomatik rejim uygulanmaz; kararın türüne göre Law No. 218/1995, idari kayıt prosedürü ve gerektiğinde Court of Appeal yolu değerlendirilir.
Türk boşanma kararının İtalya’da tanınması için genellikle kararın kesinleşmiş sureti, kesinleşme şerhi, apostil veya legalizasyon, İtalyanca yeminli tercüme, kimlik belgesi ve başvuru formu gerekir. Kararda çocukların velayeti, nafaka veya kişisel ilişki hükümleri varsa, yalnızca boşanmanın tanınması yeterli olmayabilir. Çocuğun İtalya’daki durumu, kararın icra kabiliyeti, çocuğun üstün yararı ve varsa diğer ebeveynin itirazı ayrıca değerlendirilmelidir.
Nafaka Kararlarının Tanınması ve İcrası
Nafaka kararları, aile hukuku ve icra hukuku arasında özel bir yere sahiptir. AB içinde nafaka kararları bakımından Regulation (EC) No 4/2009 uygulanır. Bu düzenleme, nafaka yükümlülüklerine ilişkin yargı yetkisi, uygulanacak hukuk, kararların tanınması ve icrası ile üye devletler arası iş birliğini düzenler.
Türkiye’den gelen nafaka kararları bakımından AB Nafaka Tüzüğü doğrudan uygulanmaz. Bu nedenle kararın İtalya’da icra edilebilmesi için ilgili uluslararası sözleşme hükümleri ve İtalyan iç hukuku birlikte değerlendirilmelidir. Eğer nafaka borçlusu İtalya’da yaşıyor, maaş alıyor veya banka hesabı bulunduruyorsa, kararın icra edilebilir hale getirilmesi tahsilat açısından önemlidir.
Nafaka kararlarında İtalyan mahkemeleri özellikle savunma hakkı, kesinleşme, kamu düzeni ve çocuğun üstün yararı yönünden dikkatli değerlendirme yapabilir. Çocuk nafakası kararları söz konusuysa, kararın çocuğun menfaatine açıkça aykırı sonuç doğurup doğurmadığı önem taşır.
Yabancı Hakem Kararları ile Mahkeme Kararları Arasındaki Fark
Bu rehberin konusu yabancı mahkeme kararları olmakla birlikte, ticari hayatta sıkça hakem kararları da gündeme gelir. Yabancı hakem kararlarının İtalya’da tanınması ve icrası, mahkeme kararlarından farklı bir rejime tabidir. Çoğu durumda 1958 New York Convention uygulanır. Bu nedenle sözleşmede tahkim şartı varsa ve karar hakem heyetinden çıkmışsa, Law No. 218/1995 yerine tahkim kararlarının tanınması ve icrası rejimi ayrıca incelenmelidir.
Türk şirketleri açısından bu ayrım önemlidir. Türkiye’de alınmış bir mahkeme kararı ile İstanbul Tahkim Merkezi veya başka bir tahkim merkezi tarafından verilmiş hakem kararı İtalya’da aynı usule tabi değildir. Ticari sözleşme hazırlanırken ileride kararın hangi ülkede ve nasıl icra edileceği düşünülerek mahkeme yetkisi veya tahkim şartı yazılmalıdır.
İtalya’da Tanıma ve Tenfiz İçin Gerekli Belgeler
İtalya’da yabancı mahkeme kararının tanınması veya tenfizi için gerekli belgeler kararın türüne ve geldiği ülkeye göre değişebilir. Ancak uygulamada genellikle şu belgeler gerekir:
Kesinleşmiş mahkeme kararının onaylı sureti hazırlanmalıdır. Kararın tam metni, hüküm kısmı, gerekçe kısmı ve mahkeme mühür/imza bilgileri eksiksiz olmalıdır. Sadece kısa karar veya UYAP ekran çıktısı çoğu zaman yeterli olmaz.
Kararın kesinleştiğini gösteren belge gerekir. Türk kararları bakımından kesinleşme şerhi veya ilgili mahkemeden alınmış kesinleşme yazısı önemlidir. 218/1995 sayılı Kanun’un 64. maddesi, yabancı kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olmasını tanıma şartlarından biri olarak sayar.
Tebligat ve savunma hakkı belgeleri gerekebilir. Özellikle davalı yabancı yargılamaya katılmamışsa, dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun bildirildiğini ve savunma hakkının ihlal edilmediğini göstermek önemlidir. 218/1995 sayılı Kanun m.64, dava açılış belgesinin davalıya yargılamanın yapıldığı yer hukukuna uygun şekilde bildirilmesini ve savunma hakkının ihlal edilmemesini şart koşar.
Apostil veya legalizasyon ve İtalyanca tercüme gerekir. İtalya Dışişleri Bakanlığı, yabancı kararların legalize edilip İtalyancaya tercüme edilerek İtalya’da kayıt için sunulabileceğini açıklamaktadır. Türkiye ile İtalya Lahey Apostil sistemine taraf olduğundan, Türk mahkeme kararları bakımından çoğu durumda apostil süreci gündeme gelir.
Vekâletname gerekir. İtalya’da avukat aracılığıyla başvuru yapılacaksa vekâletnamenin İtalyan makamlarınca kabul edilebilir şekilde düzenlenmesi, apostil ve İtalyanca tercüme işlemlerinin yapılması gerekir.
Yetkili Mahkeme: Court of Appeal
Yabancı kararın icrası gerekiyorsa veya tanıma tartışmalıysa, Law No. 218/1995 m.67 uyarınca ilgili kişi kararın uygulanacağı yer Court of Appeal’inden tanıma şartlarının tespitini isteyebilir. Madde, “mancata ottemperanza”, “contestazione del riconoscimento” veya “esecuzione forzata” ihtiyacı varsa Court of Appeal’e başvuru yapılacağını düzenler.
Yetkili Court of Appeal’in belirlenmesi somut olaya göre yapılır. Karar nerede uygulanacak? Borçlunun malvarlığı hangi bölgede? Medeni hal kaydı hangi belediyede? Taşınmaz nerede? İcra hangi yerde yapılacak? Bu sorular yetkili mahkemenin belirlenmesinde önem taşır.
Court of Appeal süreci, yabancı davanın yeniden görülmesi değildir. İtalyan mahkemesi, yabancı kararın esasına girerek “Türk mahkemesi doğru karar vermiş mi?” sorusunu baştan incelemez. İnceleme, tanıma ve tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı ile sınırlıdır.
Tanıma ve Tenfizde İcra Aşaması
Yabancı karar İtalya’da icra edilebilir hale geldikten sonra, tahsil veya zorla uygulama için İtalyan icra hukuku devreye girer. Bu aşamada karar, İtalya’da bir icra dayanağı gibi kullanılır.
İlk adım genellikle borçluya precetto tebliğidir. Precetto borçluya en az 10 günlük ödeme veya uyma süresi verir. Bu süre sonunda ödeme yapılmazsa alacaklı haciz işlemlerine geçebilir. Haciz, borçlunun taşınır mallarına, taşınmazlarına, banka hesaplarına veya üçüncü kişilerdeki alacaklarına yöneltilebilir. İtalya’daki icra açıklamalarına göre haciz işlemi, precetto tebliğinden itibaren 90 gün içinde yapılmalıdır; aksi halde precetto düşer.
Türk alacaklılar bakımından en önemli stratejik nokta, tenfizden önce borçlunun İtalya’daki malvarlığını araştırmaktır. Borçlunun banka hesabı, şirket hissesi, taşınmazı veya müşteri alacağı yoksa, tenfiz kararı alınsa bile fiili tahsil zor olabilir. Bu nedenle tanıma/tenfiz süreci ile icra stratejisi birlikte planlanmalıdır.
Türk Vatandaşları ve Türk Şirketleri İçin Pratik Yol Haritası
Türkiye’de alınmış bir mahkeme kararını İtalya’da kullanmak isteyen kişi veya şirket şu sırayla hareket etmelidir:
Öncelikle kararın türü belirlenmelidir. Karar boşanma, velayet, nafaka, ticari alacak, tazminat, şirket, miras veya başka bir konuda olabilir. Her karar türü aynı usule tabi değildir.
İkinci olarak kararın yalnızca tanınması mı, yoksa zorla icrası mı gerektiği belirlenmelidir. Boşanma kararının medeni hal kaydına işlenmesi çoğu zaman tanıma/kayıt meselesidir. Para alacağı veya nafaka tahsili ise icra kabiliyeti gerektirir.
Üçüncü olarak kararın kesinleşmesi, tebligat, savunma hakkı, kamu düzeni ve başka İtalyan kararıyla çelişmeme şartları incelenmelidir. 218/1995 sayılı Kanun m.64 bu şartları sistematik biçimde düzenler.
Dördüncü olarak belgeler hazırlanmalıdır. Onaylı karar sureti, kesinleşme şerhi, tebligat belgeleri, apostil, İtalyanca tercüme, kimlik belgeleri ve vekâletname eksiksiz olmalıdır.
Beşinci olarak başvuru yolu belirlenmelidir. Medeni hal kayıtları için belediye veya konsolosluk yolu yeterli olabilir; icra veya itiraz ihtimali varsa Court of Appeal yolu tercih edilir. İtalya Dışişleri Bakanlığı, yabancı kararların kayıt için ilgili İtalyan belediyesine veya kararın verildiği yerdeki İtalyan konsolosluğuna sunulabileceğini belirtmektedir.
Altıncı olarak icra stratejisi kurulmalıdır. Borçlu İtalya’da nerede? Banka hesabı var mı? Taşınmazı var mı? Maaş alıyor mu? Şirket ortağı mı? Üçüncü kişilerden alacağı var mı? Bu araştırma yapılmadan tenfiz süreci eksik kalır.
En Sık Yapılan Hatalar
En sık yapılan hata, Türk mahkeme kararının İtalya’da otomatik icra edilebileceğini düşünmektir. Türkiye AB üyesi olmadığı için AB içi Brussels rejimleri Türk kararlarına doğrudan uygulanmaz; çoğu durumda İtalyan Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu hükümleri incelenmelidir.
İkinci hata, kesinleşmemiş kararla başvuru yapmaktır. 218/1995 sayılı Kanun m.64, yabancı kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olmasını arar.
Üçüncü hata, tebligat belgelerini hazırlamamaktır. Davalı yabancı yargılamaya katılmamışsa, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edildiği ve savunma hakkının ihlal edilmediği gösterilmelidir.
Dördüncü hata, tanıma ile tenfizi karıştırmaktır. Boşanma kararının kayda işlenmesiyle para alacağının haciz yoluyla tahsili aynı usul değildir.
Beşinci hata, apostil ve tercüme işlemlerini eksik yapmaktır. İtalyan makamları genellikle yabancı kararın usulüne uygun şekilde legalize/apostilli ve İtalyanca tercümeli sunulmasını ister.
Altıncı hata, borçlunun malvarlığını araştırmadan tenfiz süreci başlatmaktır. Tenfiz kararı alınsa bile, borçlunun İtalya’da haczedilebilir malvarlığı yoksa fiili tahsil mümkün olmayabilir.
Sonuç
İtalya’da yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, kararın kaynağına, konusuna ve uygulanmak istenen sonuca göre değişen teknik bir süreçtir. AB üye devletlerinden gelen medeni ve ticari kararlar bakımından Brussels I Recast; aile ve ebeveyn sorumluluğu kararları bakımından Brussels IIb; nafaka kararları bakımından Regulation No. 4/2009 özel rejimler getirir.
Türkiye gibi AB dışı ülkelerden gelen kararlar bakımından ise çoğu durumda 218/1995 sayılı İtalyan Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu uygulanır. Bu kanunun 64. maddesi yabancı kararların tanınma şartlarını, 67. maddesi ise tanımanın tartışılması veya icra gerektiğinde Court of Appeal’e başvuru yolunu düzenler.
Türk vatandaşları ve Türk şirketleri açısından en güvenli yaklaşım; kararın türünü doğru belirlemek, kesinleşme ve tebligat belgelerini eksiksiz hazırlamak, apostil ve İtalyanca tercümeyi tamamlamak, tanıma mı tenfiz mi gerektiğini ayırmak, medeni hal kararlarında belediye/konsolosluk yolunu değerlendirmek, para alacağı ve nafaka kararlarında Court of Appeal ve icra stratejisini birlikte planlamaktır.
Doğru yürütülen tanıma ve tenfiz süreci, Türkiye’de alınmış bir kararın İtalya’da gerçek sonuç doğurmasını sağlar. Eksik belge, yanlış başvuru yolu, kesinleşme eksikliği, savunma hakkı sorunu veya kamu düzeni itirazı ise kararın İtalya’da kullanılamamasına, icra sürecinin uzamasına ve alacağın fiilen tahsil edilememesine yol açabilir.